ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor

Biden, Trump’ı ateşe körükle gitmekle suçlarken Trump “Biden korkak” dedi

ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor
TT

ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor

ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bazı eyaletlerde artan gerilim ve güvenlik sorunlarından dolayı, ABD Başkanı Trump ve Demokrat rakibi Joe Biden arasında şiddeti gün geçtikçe artan karşılıklı suçlamalar gündem oldu. Birbirlerini  barışçıl gösterilerin kontrolden çıkmasına sebebiyet vermekle suçlayan iki rakip arasındaki çekişmede son olarak Trump’ın attığı bir dizi tweet gündem oldu. Trump, Biden’ı aşırı solcu protestocuların oyunu kaybetmeme kaygısıyla, şiddet yanlısı göstericileri eleştirmemekle suçlayarak şöyle dedi:
“Biden’in sorunu,  Bernie Sanders’ın aşırı solcu seçmenlerini kaybetmemek için gösterilerde çıkan şiddet olaylarına karşı sessiz ve pasif kalmasıdır. Eğer onların oylarını Hilary’de olduğu gibi kaybederse tamamen kaybedecek o yüzden Joe şiddet olaylarına karşı tepkisiz durmak zorunda”
Trump bu eleştirileriyle Kanun ve devlet adamı imajını pekiştirip  Biden’in şiddeti destekleyen zayıf aday mesajını vermeye çalışıyor. Trump bu politikayı Amerika’da büyük protesto ve olaylara sebebiyet veren ‘Black Lives Matter’ protestolarında da sürdürmüş ve her zaman güvenlik güçlerinin yanında durup göstericileri eleştirmekle izlemişti. Ancak bu seferki sorun Trump yanlısı taraf ve “Siyahların hayatı önemlidir” diyen tarafla karşı karşıya gelmesidir. Bu arbedelerde Trump taraftarı bir göstericinin Portland’ta hayatını kaybetmesi ve Trump destekçisi bir gencin iki kişiyi Kenosha’da öldürmesi  şiddet olaylarının artmasına sebep oldu.
Eski ABD başkan yardımcısı Joe Biden şiddet olaylarını kınadı ve Trump’a da çağrıda bulunarak  aynısını yapmaya davet etti.  Demokratlar, Trump’ın kendisini destekleyen göstericileri eleştirmemekle ve iki taraf arasında düşmanlığı körüklemekle suçluyor.
Joe Biden sözlerine şöyle devam etti:
“Şiddet olaylarının tümünü kınıyorum, sağdan veya soldan gelmesinin hiçbir önemi yok. Aynı şeyi yapması için Donald Trump’a meydan okuyorum. Ülkemiz farklı görüşler yüzünden birbiriyle savaşan birbirini öldüren vatandaşların ülkesi olmamalı. İşte Donald Trump’ın istediği Amerika bu!”
Biden, Trump’ı halkı birbirine karşı kışkırtmakla suçladı ve bu üslubunu ülkenin menfaati için değiştirmesi gerektiğini aktardı.
Son olaylara karşı tepkisiz ve pasif durmakla suçlanan Biden, partisinin kongresinden sonra Pensilvanya’da bir kampanya düzenleyerek şu soruyu sloganlaştırdı:  “Donald Trump’ın Amerika’sında kendinizi güvende hissediyor musunuz?”
Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı yürüttüğü kampanyada kullanılan bu sloganı bu sefer Demokratlar kullandı. Trump rakibinin konuşmasından önce alaycı bir tavırla şöyle dedi:
“Biden mahzenden kendine rağmen çıkabildi, anketlerde oylarının düştüğünü görünce kampanyasını yönetenler kendisine çıkmak zorundasın başka şansın yok dediği için çıktı. O Petersburg’a gidecek, dönüşte de tekrar bodrumuna uzun süre çıkmamak üzere inecek.”
Trump bu sefer eleştirilerini şiddetin yoğun olduğu ve demokratların yönettiği eyaletlere yönelterek şöyle dedi : “Aşırı solcuların yönettiği eyaletlerde şiddet  kol geziyor ve durum artık kontrollerinin dışına çıkmış durumda. Durum düşündükleri gibi olmadı ve bozguncular üzerlerine yürümeye başlayarak Biden’i bodruma yolladılar.”
Gösterilerin merkezi haline gelen ve “Siyahların Hayatı Önemlidir” hareketinden iki kişinin öldüğü Kenosha’nın bağlı olduğu Wisconsin Eyalet Valisi, Trump’a eyalete gelmemesini tavsiye etti.  Trump ise şöyle karşılık verdi: “Wisconsin eyaletine bağlı Kenosha’ya özel güvenlik birimlerini yollamakta ısrar etmeseydim şehir yerle bir olmuştu”
Trump sözlerini şöyle sürdürdür: “Özel güvenlik güçlerine şükranlarımı sunuyorum, Salı günü görüşmek üzere.”
Trump’ın bu sözleri Amerika Başkanı’na şehre gelmeme tavsiyesinde bulunan Wisconsin Valisi Tony Evers’in  mesajlarını ciddiye almayıp harekete geçtiğini vurgu amacı taşıyordu
Wisconsin eyalet valisi de Trump’a “Bu şehirde varlığın bizim yaralarımızı sarmamıza engel olacak, bu konuda endişeliyim çünkü buraya gelirsen toplumdaki ayrışma körüklenecek ve birbirimizle kenetlenmemiz güçleşecek.”
Bir eyalet valisinden ülkenin başkanına yöneltilen bu sıra dışı mesaj aslında ülkenin ırkçılık konusunda ciddi hilaf ve sorunlarla yüz yüze kaldığının bir göstergesidir. Normal şartlarda ülkenin başkanı bir eyaleti ziyaret ettiğinde birlik beraberlik mesajı vermesi beklenir ancak demokratların iddiası Trump’ın mesajlarının kendi yandaşlarını destekleyen ve karşı tarafa karşı kışkırtan türden mesajlar olduğu yönünde.
Wisconsin Eyaleti her iki adayın seçmenlerinin başa baş gittiği ve her iki adayın kazanmak istediği bir eyalet. Son anketlerde Biden az bir farkla Trump’ın önünde görünüyor. Aynı zamanda Cumhuriyetçilerin kongresinden sonra bile Trump’ın eyaletteki yüzde 31 oy oranında hiçbir değişiklik olmadığı ortaya çıkıyor, buna karşılık Biden’in eyaletteki oy oranı yüzde 46 olarak açıklandı. ABC kanalının yayınladığı bu ankete göre,  seçmenlerin yüzde 63 Trump’ın salgına karşı uyguladığı politikaları desteklemiyor. Trump bu anket oldukça öfkelendi ve Twitter hesabından şunları yazdı:
“Bir çok ankette oyların yüzde 50’nin üzerine çıkmışken ABC Kanalının sahte anketi benim oylarımı düşük gösteriyor, aynı kurum geçen başkanlık seçimlerinde benim oylarımın yüzde 12 oranında gerilediğini açıklamıştı ancak ben kazandım bu haber kanalı ilkesiz ve iğrenç.”
Bütün bu gelişmeler ABD istihbaratının kongreye seçimlerde yabancı müdahaleler meselesinde bilgi vermeyi durdurduğu sırada cereyan ediyor.  Bilgi vermenin durdurulması  Demokratların büyük tepkisine neden oldu. Kararı alan istihbarat dairesi başkanı John Ratcliffe bu kararı bazı kongre üyelerinin gizli bilgileri sızdırması sonucu aldığını ancak yasalara saygı kapsamında bazı bilgilerin kongredeki bazı üyelere yazılı olarak sunulacağını bildirerek şöyle dedi:
“Gizli belgelerin siyasi amaçlarla ifşa edilmesine engel olmak amacıyla paylaşmayacağız, bu olay geçmişte birçok defa tekrarlandı ve ben buna müsaade etmeyeceğim.”
Ancak Biden, Ratcliffe’in bu kararının Amerikan seçimlerine Rus müdahalesi meselesinin gizlenmesi amacıyla yapıldığı düşünüyor. Biden konuyla ilgili şöyle dedi:
“Bu kararın tek bir açıklaması var. Başkan Trump, Putin’den yardım istiyor ülkeyi yönetirken yaşadığı büyük başarısızlığı ve bunun sonucu kaybettiği oyları telafi etmenin peşinde. O Putin’in bu konuda neler yaptığının Amerikan halkı tarafından bilinmesini istemiyor. Trump’ın dış siyaseti Kremlin’e bir hediye gibi.”



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe