İsrail ve BAE Washington’da 160 anlaşma imzalayacak

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Kargaş geçen Pazartesi Abu Dabi’de İsrail ve ABD heyetlerinin başkanlarını ağırladı (Reuters)
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Kargaş geçen Pazartesi Abu Dabi’de İsrail ve ABD heyetlerinin başkanlarını ağırladı (Reuters)
TT

İsrail ve BAE Washington’da 160 anlaşma imzalayacak

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Kargaş geçen Pazartesi Abu Dabi’de İsrail ve ABD heyetlerinin başkanlarını ağırladı (Reuters)
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Kargaş geçen Pazartesi Abu Dabi’de İsrail ve ABD heyetlerinin başkanlarını ağırladı (Reuters)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, geçtiğimiz pazartesi Abu Dabi’de bir araya gelen İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) müzakerecilerinin iki ülke arasında çeşitli alanlarda işbirliği yapmak üzere en az 160 protokolün taslaklarını birbirlerine verdiklerini açıkladılar. Her iki taraf da söz konusu taslakları Washington’da yapılması planlanan resmi imza törenine kadar hazırlamak amacıyla kendi ülkesindeki siyasi yetkililer ve uzmanlarla birlikte gözden geçiriyor.
Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Kıdemli Danışmanı Jared Kushner iki ülkeye de ABD yönetiminin Yahudi bayramlarından Roş Aşana tatilinden Sukot Bayramı’na kadar yani 19 Eylül-10 Ekim arasında olan süre zarfında bu anlaşmaların tamamlanmasına önem verdiğini bildirdi.
Kushner’in ekibi, 14 Eylül’de iki tarafla birlikte ABD’nin başkentinde bulunan Beyaz Saray’ın bahçesinde imza törenini gerçekleştirme olasılığını gözden geçirdi. Ancak İsrail ve BAE ekipleri her şeyin zamanında tamamlanabileceğini düşünmüyor. Zira meselenin yerel ve uluslararası kanuni işler ile ilgili bir boyutu var ve bunların profesyonel bir şekilde incelenmesi ve gerekli hükümlerin verilmesi için zamana ihtiyaçları var. Bu yüzden her iki ülkenin siyasi liderliği iki seçenek üzerinde duruyor; ya anlaşmanın imza törenini gelecek aya ertelemek ya da bazı anlaşmaları imzalayıp bazılarını kanuni işler ile ilgili işlemler tamamlanana dek ertelemek.
Bu sorunlar; diplomatik ilişkiler, karşılıklı büyükelçiliklerin ve konsoloslukların açılması, koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadele başta olmak üzere diğer sağlık işleri, karşılıklı turistik ve ticari uçuşların başlaması, ticari, ekonomik ve tarımsal ilişkiler, teknolojik, bilimsel, kültürel, spor ve medya işleri, çevresel meseleler ve çölü yeşillendirme gibi çeşitli alanları kapsıyor. Aynı zamanda henüz görüşülmeye başlanmamış ve iki hafta sonraya ertelenen güvenlik konuları da bulunuyor. Bu sebeple gecikmenin kaçınılmaz olduğuna dair bir kanaat var. Ancak ABD tarafı ısrarcı olursa anlaşmaların sadece bir kısmı imzalanacak.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yakınlığı ile bilinen İsrail Bölgesel İşbirliği Bakanı Ofir Akunis, Israel Hayom gazetesi ile yaptığı bugün yayınlanacak bir röportaj sırasında “Elimize her nesilde yalnızca bir kez ortaya çıkacak altın bir fırsat geçti. Günde 18 saat çalışıyoruz. Bölgesel işbirliği anlaşmadaki önemli dosyalardan biri” ifadelerini kullandı.
Akunis, bakanlığının tek başına yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki anlaşmaları incelediğini vurgulayarak “Burada tarihsel nitelikteki anlaşmalardan söz ediyoruz. Bu yeni ve güçlü Ortadoğu, zayıf Ortadoğu değil. Birbirine kenetlenmiş, sağlam ve barışçıl olmasını istiyoruz. Teknik meseleler vakit istiyor” dedi.
Diğer taraftan her iki ülkedeki özel sektörün de, siyasetçilerin anlaşmaları imzalamasını beklemediği görülüyor. Zira İsrail El Al Havayolları Şirketi dün yaptığı bir açıklama ile Dubai ile bir havacılık anlaşması imzaladığını duyurdu. Anlaşma uyarınca El Al Havayolları, ilk kargo uçağı seferini 16 Eylül’de yapacak ve uçakta tarım ürünleri ve “Hi-Tech” ürünlerini olacak. Bunun ardından ise haftalık kargo uçağı seferleri düzenlenecek. El Al ilk seferin Boeing 747 tipi uçak ile gerçekleştirileceğini ve her perşembe saat 18.00’da Tel Aviv’den havalanıp cuma günü sabah BAE’den kalkış yaparak geri döneceğini söyledi. Uçağın rotası Tel Aviv’den Belçika’daki Liege’ye ve oradan da Dubai’ye seyahat edecek şekilde belirlendi. Şirkete göre, bu hattın açılması, şirketin İsrailli müşterilerinin Dubai ve Dubai üzerinden birkaç Asya ülkesi ile ithalat ve ihracat yapmasına imkan tanıyacak.
İsrailli üst düzey bir yetkili Bahreyn’in çok yakında İsrail ile ilişkilerinin normalleştiğini duyurmasını beklediğini ve duyurunun BAE ile anlaşma imzalanmasının ardından geleceğine inandığını söylemişti. İsrail devlet televizyonu Kan 11, Arapça olarak yetkilinin sözlerini “Bahreyn ile resmi normalleşme, en erken ya önümüzdeki ay ya da ondan sonraki ay olacak” şeklinde aktarmıştı.
Diğer taraftan başka bir İsrailli generalin daha geçmişte, İsrail ordusunun ABD F-35 savaş uçaklarının satılmasına ilişkin mevcut görüşüne karşı çıkan üst düzey askeri yetkililerin arasına katıldığına dikkat çekmek gerekir. İsrail Askeri İstihbarat Şubesi Başkanı ve Kara Kuvvetleri Kurucu Komutanı General Amos Malka, geliştirmesine rağmen İsrail ordusunun bu uçağın satışına itiraz etmesine mantıklı bir sebep bulamadığını açıkladı.
Malka “ABD’nin BAE’ye F-35 uçaklarını tedarik etmesi halinde İsrail’in güvenliğine herhangi bir zarar geleceğini düşünmüyorum (Tabiki İsrail savaş deneyiminin bir sonucu olarak uçakta yapılan değişiklikleri ihraç etme yasağı istisna). Aksine tam tersi. İlk olarak, uçağın İsrail’e saldıracağını farzedersek, havada iki kez yakıt ikmaline ihtiyaç duyacak (İsrail’e yolculuğu sırasında), BAE Hava Kuvvetleri’nde bunun gerçekleştirilmesi yaklaşık 7 ila 10 yıl sürecek. İkincisi, BAE Hava Kuvvetleri’nde son derece gelişmiş ekipmanlar bulunuyor (hava teknolojisinin son sözleriyle). Elinde dünyadaki en gelişmiş uçaklardan biri olan F-16’dan 80 tane var ve ABD’liler ve Mısırlılarla müttefik olarak zengin bir savaş tecrübesine sahip. F-35 büyük bir güç katmıyor” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe