ABD, Lübnanlı isimlere yönelik yaptırımları yayınlamaya hazırlanıyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Yardımcısı David Schenker. (Arşiv)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Yardımcısı David Schenker. (Arşiv)
TT

ABD, Lübnanlı isimlere yönelik yaptırımları yayınlamaya hazırlanıyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Yardımcısı David Schenker. (Arşiv)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Yardımcısı David Schenker. (Arşiv)

ABD Dışişleri Bakanı'nın Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı David Schenker gelecek hafta ABD’nin yeni bir yaptırım paketinin yayınlanacağını duyurdu. Schenker, Washington’ın Hizbullah’ın askeri ve sivil kanatları arasında ayrım yapmadığını ve böyle bir ayrımcılığın tek bir liderliği takip etmesi dolayısıyla hiçbir gerekçesi olmadığına inandığını söyledi. Yetkili ayrıca Hizbullah’ın bazı Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale ettiğini, söz konusu ülkeleri istikrarsızlaştırmak için çalışan gruplara sponsor olduğunu ve İran’ın güvenlik- askeri kolunu oluşturduğunu ifade etti.
Schenker’in tavrı, Bikfaiya’da Ketaib Partisi karargahında bir araya geldiği milletvekilleri Mervan Hamade, Sami el-Cemayel, Henri Helou, Paula Yacoubian, Nimet Efram, Nedim el-Cemayel ve İlyas Hankaş tarafından da ortaya koyuldu. Michel Moawad ise ülke dışında olması nedeniyle toplantıya katılmadı.
İstifa eden söz konusu milletvekillerinin Şarku’l Avsat’a aktardıklarına göre David Schenker, yaptırımların ayrıntılarına girmekten, Hizbullah’tan, müttefiklerinden ve ona bağlı kurumlardan isimler içerip içermediği hakkında bilgi vermekten kaçındı.
Her ne kadar katılımcılardan bazıları yaptırım paketiyle ilgili bir sorular sormakta ısrar etse de Schenker, “Kapsadığı kişi sayısı fazla olmasa bile içeriğini öğrenmek için önümüzdeki hafta beklenecek” dedi.
Yetkili, ABD Başkanı Donald Trump’ın Lübnan’ı kurtarma girişimini başlatmadan önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile anlaşmaya vardığına dikkati çekti. Schenker, Beyrut’a ikinci ziyaretinde Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşen tarafların benimsediği Fransız yol haritasına desteklerini vurguladı.
Bikfaya’da bir araya geldiği isimler tarafından aktarılana göre Schenker, önceliğin reformlar ve yolsuzlukla mücadele olduğunu belirtirken, bunlar başarılmadan Lübnan’ın şu anda içerisinde bulunduğu uçurumdan kurtulmasını sağlayacak finansal ve ekonomik yardımların sağlanamayacağını kaydetti. Ayrıca Fransız girişiminin, siyasi reformların daha sonra gerçekleşmesi şartıyla, finansal ve idari reformları gerçekleştirmekten kaynaklanan aşamalı bir çözüm için bir yol haritasından başka bir şey olmadığını söyledi.
Schenker, herkesin Cumhurbaşkanı Hassan Diyab hükümetine benzemeyen, ülkeyi kurtarmaya çalışan bir hükümetin kurulmasını beklemesi dolayısıyla aralarında Mervan Hamade’nin de bulunduğu bir dizi milletvekilinin yeni hükümetin bir öncekiyle benzer olacağından korktukları için istifa ettiğini söylemekten ise kaçındı.
Lübnan’ın benzeri görülmemiş bir krizden geçtiğini söyleyen David Schenker, 4 milyar doları aşan ilk ödeme ile Fransa yol haritasının onaylanmasının şartına olan bağlılığa dikkat çekti. Lübnan’ın finansal yardıma ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Schenker, anlaşmaya varılamaması çerçevesinde Lübnan ve İsrail arasındaki deniz sınırlarının çizilmesini görüşmek için bu ayın sonundan önce Beyrut’a döneceğini belirterek Maruni Patriği Beşara er-Rai’nin aktif tarafsızlık çağrısının Fransız yol haritasına dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Erken parlamento seçimleri yapılması talebinin gerçekçi değil ancak ideal olan durum olduğunu belirten David Schenker sözlerini şöyle sürdürdü:
 “Vaktinden önce tamamlanmasını engelleyen anayasal engellerin varlığı göz önüne alındığında bu konuda Macron ile görüşme halindeyiz. Çünkü milletvekillerinin çoğunluğu parlamentonun feshine yol açan istifalarını sunmayı kabul etmediği sürece zorluklarla karşı karşıyalar.”
Schenker, Lübnan’ın içerisinde bulunduğu krize yönelik kurtarma adımlarının ABD başkanlık seçimlerinden sonraki duruma bağlanmayacağını söyledi. Joe Biden’ın Beyaz Saray’a gelmesi durumunda ABD’nin pozisyonunda bir değişiklik olacağını savunanların ise özellikle İran’ın bölgedeki yayılması ve Hizbullah konusundaki tavır açısından bu düşüncenin yanlış olduğunu anlayacaklarını kaydetti.



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.