İran’daki eski bir mahkuma göre İran derin devleti, Washington düşmanlığını “hayatta kalmanın sırrı” olarak görüyor

Çin asıllı ABD vatandaşı Şiyue Wang'ın İran’daki hapis hayatı takas anlaşması ile sona ermişti. (Reuters)
Çin asıllı ABD vatandaşı Şiyue Wang'ın İran’daki hapis hayatı takas anlaşması ile sona ermişti. (Reuters)
TT

İran’daki eski bir mahkuma göre İran derin devleti, Washington düşmanlığını “hayatta kalmanın sırrı” olarak görüyor

Çin asıllı ABD vatandaşı Şiyue Wang'ın İran’daki hapis hayatı takas anlaşması ile sona ermişti. (Reuters)
Çin asıllı ABD vatandaşı Şiyue Wang'ın İran’daki hapis hayatı takas anlaşması ile sona ermişti. (Reuters)

Mustafa el-Ensari
Çin asıllı ABD vatandaşı Şiyue Wang, İran'da tutuklu bulunduğu dönemden çıkardığı dersleri anlatırken, tutuklanmadan önceki düşüncesinin ve birçok ABD’li çevrenin kanaatinin aksine Washington ve Tahran arasında yakınlaşmanın imkansız olduğunu söyledi.
Şiyue Wang, İran’daki derin devletin, ABD düşmanlığını ‘hayatta kalmanın sırrı’ olarak görmeye devam etmesi ve hatta bunu Tahran ve Washington arasında nükleer anlaşma imzalandığı zaman bile sürdürmesi karşısında dehşete kapıldığını belirtti. Nitekim İran, nükleer anlaşma sayesinde çok sayıda imtiyaz elde etmişti. Bunların arasında İslam Cumhuriyeti’ne karşı sıkı yaptırımların ardından Washington’da dondurulan milyonlarca dolara erişim de bulunuyordu.

En iyi çözüm kontrollü gerilim
ABD’li araştırmacı Şiyue Wang’ın bu ifadeleri, Washington’da Dış İlişkiler Konseyi’nin yayımladığı Foreign Affairs dergisindeki yazıda geçiyor. Şiyue Wang yazısında İran hapishanelerindeki üç yıllık süreçte çıkardığı dersleri anlattı.
Wang yazısında şu ifadeler yer verdi:
“Washington'ın Tahran'a karşı izlediği politika ne olursa olsun ABD’ye karşı düşmanlığı koruma ihtiyacı, İranlı yetkililer tarafından büyük ölçüde kabul görüyor. Üst düzey hükümet ofisinde çalışmış olan bir mahkum bana, İran’ın eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celi’nin ‘rejimin ABD ile hiçbir uzlaşma istemediğini çünkü böyle bir durumda meşruiyetini kaybedeceğini, rejimin bunun yerine iç ve dış politikalarını haklı göstermek için ABD ile kontrollü gerilimi korumayı istediği’ şeklindeki ifadelerini aktardı.”
İran’da 1785-1925 arasında hüküm süren Kaçar Hanedanı tarihi üzerine yaptığı doktora çalışması için İran’da farsça eğitimi alan ve İran Ulusal Arşivi’nde araştırmalar yapan Şiyue Wang, 2016 yılında başkent Tahran’da gözaltına alındı. Kendisine Temmuz 2017’de yapılan duruşmada “düşman ülkeyle iş birliği” yapmak suçlamasıyla 10 yıl hapis cezası verildi. Şiyue Wang, İsviçre’nin arabuluculuğunda ABD ve İran’ın ağustos ayı başında yaptığı esir takasında serbest kaldı.
Bununla birlikte hapis yılları, Şiyue Wang’a İran yönetiminin kulislerinde olup bitenleri yakından görme imkanı verdi. Şiyue Wang, Washington düşmanlığının İran için ne denli önemli olduğunu göstermek için bir diğer mahkumun şu sözlerini aktardı:
“İran’ın eski Birleşmiş Milletler Temsilcisi, sürekli ABD düşmanlığının İran’ın ulusal çıkarı için uzun vadede zararlı olacağını belirterek bundan kaygılı olduğunu dile getirirdi. Ancak bununla birlikte astlarına saf bir yakınlaşma ümidinden vazgeçmeleri çünkü İslam Cumhuriyeti’nin buna izin vermeyeceği tavsiyesinde bulunurdu.”

Casusluk itirafı
ABD’li araştırmacıya göre rejim yandaşları, ABD düşmanlığını kişisel ve kurumsal çıkar elde etmek için kullanıyor ve bu amaç uğrunda düşmanlığı artırıyorlar. Şiyue Wang bir soruşturmacının “kendisinin casus olmadığını bildiği halde” sorgulamanın sonunda casusluk itirafında bulunmasını istediğini belirterek “İran istihbarat birimlerinin hakkımda dava açması için böyle bir itiraf zorunluydu” dedi.
Şiyue Wang sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha sonraları İranlı medya kaynaklarından, İran Devrim Muhafızları’nın bir kanadı olan İslami Devrim Muhafızları istihbaratı ve İstihbarat Bakanlığı -bu iki istihbarat servisi İran’da rekabet halinde- arasında, Ocak 2016’da tutuklu Amerikalıların serbest bırakıldığı bir dönemde ABD’de 1,7 milyar dolarlık dondurulmuş mal varlığını hangi istihbaratın geri alacağına dair bir tartışma meydana geldiğini öğrendim. Bu tartışmanın sonucu olarak İran istihbarat servislerindeki iki rakip grubun ABD’ye karşı siyasi piyon olarak kullanmak için daha fazla Amerikalıyı tutuklamaya devam etmeleri mantıklı geliyor.”
ABD’li doktora öğrencisi, sonuç itibariyle İran ile ilgili kafasında netleşen tabloyu şöyle aktardı:
“ABD'li politika yapıcılar ve halk, İran'ın ABD ile sorunlu ilişkisinin temelinde şu gerçeğin yattığını anlamalıdır: Teokrasinin hayatta kalması ve elit kesiminin refahı, çatışma durumunu korumak için savaşa veya rejimin yok olmasına neden olmadan ABD’ye karşı düşmanlığı sürdürmeyi gerektirir. İran İslam Cumhuriyeti maalesef benim gibi ve İran ile Ortadoğu’nun dört bir yanında sıradan kişilere acı çektirerek kendi üzerine düşen rolü titizlikle yerine getirmeyi sürdürüyor.”

Ilımlıları düşünmek düşmanlığı körüklüyor
Şiyue Wang yazısını şu sözlerle sürdürdü:
“ABD’nin İran için önemi, İran’ın ABD için öneminden daha fazladır. Ancak İran zarar veren bir güç ve ABD ile müttefiklerine büyük zararlar verebilir. Bu yıkıcı güç İran’ın ana etkisidir. ABD bu durumu, İran ile ilgili tartışmaların kutuplaştırma boyutlarından bağımsız bir şekilde asla aklından çıkarmamalı. İranlı ılımlıların kapasitesini artırmayı veya İslam Cumhuriyeti'nin devrimci doğasını değiştirme olasılığını düşünmek, ABD karşıtı söylemleri ve İran rejim medyasının çarpıtmalarını körüklüyor ve ABD'deki siyasi bölünmelerden yararlanmasına olanak sağlıyor.”
Şiyue Wang tutuklanmadan önce Washington-Tahran hattında düşmanlığın kaçınılmaz bir kader olmadığını ve bunun değişebileceği kanaatine sahip olduğunu ancak tutuklanmasının ardından resmin tamamını gördüğünü ve mevcut İran rejimi ile yeni bir sayfa açmanın gerçekleşmeyecek bir hayalden ibaret olduğunu ifade etti.

Rejimin Evin Cezaevi’ndeki adamları
Şiyue Wang sözlerine şöyle devam etti:
“Ağustos 2016’da, tutuklanmamdan kısa bir süre sonra İran İstihbarat Bakanlığı’ndan bir soruşturmacı bana İran ve ABD arasındaki düşmanlık hakkında bir soru sordu. Kendisine açık bir şekilde, her Amerikalı gibi İran ve ABD’nin iki düşman olmak zorunda olmadığını düşündüğümü söyledim. Tıpkı Richard Nixon’ın 1972’de Pekin’i ziyaret ettiği gibi, Barack Obama’nın da Tahran’ı ziyaret etmesi ve ilişkilerde yeni bir sayfa açması gerektiğini söyledim. Soruşturmacı dalga geçti ve bana ‘ABD Başkanı’nın ülkesinde hoş karşılanmayacağını’ söyledi.”
Bununla birlikte Şiyue Wang, “kötü şöhrete sahip” diye nitelediği Evin Cezaevi’nde geçirdiği 40 ayın ardından ABD ve İran arasındaki ilişkiler hakkında sahip olduğu düşüncelerde hayal kırıklığına uğradığını belirtti. Şiyue Wang “İran rejiminin doğası aşamalı bir şekilde değişiyor. Orada (Evin Cezaevi) rejimin gerçek eylemlerini içerden gördüm. Diğer mahkûmlarla ve her kesimden İranlılarla kurduğum iletişimden çok şey öğrendim. Birçoğu geçmişte rejimle çalıştı” ifadesini kullandı.
Diğer yandan İran rejimi ise ABD ile diyalog kurmak isteğini açıkça dile getirmesine rağmen ABD karşıtı söylemlerini güvensizlik, Washington’ın güvenirliğinden şüphe etme ve İslam Cumhuriyeti’ne gizli tuzak kurma bahanesiyle savunuyor. Tahran’daki makamların idari mercii konumunda bulunan Ali Hamaney bir konuşmasında “Bizim bir numaralı düşmanımız ABD'dir. Amerikalı yetkililer yalancı, açgözlü, zalim, acımasız, terörist ve şarlatandırlar” ifadesini kullanmıştı.



Arakçi: İran, Hürmüz Boğazı’nın 7 gün içinde yeniden açılması için ABD’ye bir plan sundu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
TT

Arakçi: İran, Hürmüz Boğazı’nın 7 gün içinde yeniden açılması için ABD’ye bir plan sundu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde deniz trafiğine yeniden açmayı öngören bir planı Washington’a sunduğunu söyledi.

Arakçi, New York’taki Birleşmiş Milletler merkezinde dün yaptığı açıklamada, “İran, Katar üzerinden ABD’ye yedi günlük somut bir plan iletti. Gerekli şartların yerine getirilmesi halinde boğaz yeniden açılabilir ve geçiş trafiği yedi gün içinde normale dönebilir” dedi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Arakçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık karar ABD’nin. İran baskıyı, tehdidi veya yıldırmayı kabul etmiyor ve baskı altında egemenlik haklarından vazgeçmeyecek.”


Birleşmiş Milletler, yerleşimlerle bağlantılı “hukuka aykırı” şirketler listesini genişletti

İşgal altındaki Batı Şeria’da bir İsrail yerleşimi (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’da bir İsrail yerleşimi (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, yerleşimlerle bağlantılı “hukuka aykırı” şirketler listesini genişletti

İşgal altındaki Batı Şeria’da bir İsrail yerleşimi (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’da bir İsrail yerleşimi (AFP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren ve Birleşmiş Milletler tarafından yasa dışı kabul edilen şirketler listesine 61 yeni şirket ekledi.

Oldukça hassas olan veri tabanındaki şirketler, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini genişletmesi nedeniyle boykot veya yatırımların geri çekilmesi kampanyalarının hedefi olabiliyor. Batı Şeria’da 3 milyondan fazla Filistinli yaşıyor.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ilk kez 2020’de yayımlanan veri tabanındaki şirketlerin sayısı, çoğunluğu İsrailli olmak üzere Fransa, Almanya, Çin ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 10 ülkeden şirketlerle birlikte 214’e yükseldi.

Listeye yeni eklenen şirketler arasında Çin merkezli Syngenta grubunun bünyesinde bulunan İsrailli tarım ilaçları üreticisi Adama, İsrail merkezli gayrimenkul yatırım şirketi Alony-Hetz ve İspanyol Salvat Logistica yer alıyor.

Şirketler, Birleşmiş Milletler’in veri tabanına dahil edilme kararına ilişkin yorum taleplerine henüz cevap vermedi.

Taciz

Bu şirketler, daha önce listeye alınan Expedia adlı seyahat acentesi ve konut kiralama platformu Airbnb gibi şirketlere katıldı.

İsrail, Batı Şeria’nın işgal altında değil, ihtilaflı bir bölge olduğunu savunuyor. İsrail daha önce de söz konusu listenin yasalara uygun şekilde faaliyet gösteren şirketlerin itibarını haksız biçimde zedelediğini belirtmişti.

İsrail’in diplomatik misyonu dün yaptığı açıklamada, “Bu, ciddi biçimde işlevsiz bir kurum tarafından oluşturulmuş ve İsrail karşıtı otomatik çoğunluğa sahip çarpık bir mekanizmadır” ifadelerini kullandı. Misyon, veri tabanının İsrail’i “taciz etmek” amacıyla oluşturulduğunu öne sürdü.

Yerleşim bölgelerinin genişlemesiyle birlikte Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları da artarken, İngiltere, Fransa ve Kanada bu ay yerleşimlerden yapılan ithalata yasak getirdi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, şirketleri enerji, gıda, konaklama, ulaşım ve tarım gibi çeşitli sektörlerdeki faaliyetleri temelinde, kendisine sunulan gizli bilgiler doğrultusunda değerlendirdi.

Yaklaşık 60 şirket daha incelendi ancak Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkını ihlal eden faaliyetlere dahil olma konusunda Birleşmiş Milletler’in belirlediği kriterleri karşılamadıkları için listeye alınmadı.

İnşaat faaliyetleri hızlandı

Birleşmiş Milletler’in internet sitesinde verilen örneklere göre, şirketlerin listeye alınmasına yol açan faaliyetler arasında Filistinlilere ait binaların yıkılmasında kullanılan ekipmanların tedarik edilmesi, yerleşimlere gözetim hizmetleri sağlanması ve yerleşimlerin varlığını sürdürmesine yardımcı olan ulaşım gibi hizmetlerin sunulması bulunuyor.

İngiltere’de kayıtlı çevrim içi seyahat şirketi Oubido ile İspanya merkezli çevrim içi seyahat acentesi eDreams gibi bazı şirketler ise yeniden değerlendirme taleplerinin ardından ilk listeden çıkarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile (Arşiv- AP)
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile (Arşiv- AP)

Birleşmiş Milletler, bu şirketlerin daha önce listeye alınmalarına gerekçe oluşturan faaliyetlere artık dahil olmadıklarına inanmak için makul nedenler bulunduğu sonucuna vardı.

eDreams geçen yıl yaptığı açıklamada, yerleşimlerden çekildiğini ve yasa dışı İsrail yerleşimlerindeki konaklama ilanlarını yayımlamayı sürdüreceğini belirtmişti. Şirket, söz konusu ilanların bazılarının mülk sahipleri tarafından yüklenmesinin ardından internet sitesinde otomatik olarak göründüğünü ifade etti.

Filistinliler, Batı Şeria’nın gelecekte kurulmasını istedikleri bağımsız devletin bir parçası olmasını istiyor.

Ancak Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki milliyetçi eğilimli İsrail hükümeti, büyük ölçüde yerleşimcilere destek verirken, Filistinli Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısının ardından ve Gazze Şeridi’nde başlayan savaşla birlikte yerleşim inşaatları hız kazandı.

Seyahat şirketi Expedia ise daha önce yaptığı açıklamada, “ihtilaflı bölgeler” olarak nitelendirdiği yerlerdeki ilanların açık şekilde tanımlandığını, uluslararası yasalara ve yaptırımlara uygun olduğunu ve Birleşmiş Milletler standartları doğrultusunda güçlendirilmiş durum tespiti prosedürlerine tabi tutulduğunu belirtmişti.


İran hava sahası yasağı, Hürmüz’ün yeniden açılması için baskıyı artırıyor

17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
TT

İran hava sahası yasağı, Hürmüz’ün yeniden açılması için baskıyı artırıyor

17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)

İran’a yönelik hava sahası yasağının dün Irak’taki havalimanlarında da uygulanmaya başlaması, Tahran üzerinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda müzakere çabalarını yoğunlaştırması yönündeki baskıyı artırdı.

Irak’tan yapılan açıklamalara göre, İran açısından kritik öneme sahip bazı havalimanları, Washington’un iki gün önce dünya genelindeki bütün İran hava trafiğine yönelik açıkladığı yasak kapsamında Tahran ve diğer kentlere düzenlenen günlük seferleri durdurdu. Irak’taki bazı havalimanlarının yasağa uyması, İran havacılık sektörünü mali ve operasyonel açıdan ağır bir darbe ile karşı karşıya bıraktı.

İranlı havayolu şirketi Mahan Air, uçuşlarına izin verilmeyeceğinin bildirilmesinin ardından Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil ve Süleymaniye’de bulunan Celal Talabani Havalimanı’na planlanan seferlerini iptal ettiğini açıkladı. Irak Haber Ajansı da Necef Havalimanı’nın İran’a yönelik ve İran’dan gerçekleştirilen tüm uçuşları askıya aldığını bildirdi.

Lider Ali Hamaney’in danışmanı Muhammed Muteber ise Tahran’ın uçuş gerçekleştirmesinin ve havalimanı hizmetlerinden yararlanmasının engellenmesi halinde, bölgedeki hiçbir ülkenin de bu hizmetlerden yararlanamayacağını söyledi.

İran hava trafiğine yönelik yasağın uygulanması, Tahran’ın Washington’a yedi günlük bir plan sunduğunu açıklamasıyla eş zamanlı olarak gereçekleşti. Plana göre Hürmüz Boğazı yeniden açılacak ve iki ülke arasında yedi aydır devam eden savaşı sona erdirecek nihai bir anlaşmaya ulaşmak amacıyla müzakereler yeniden başlatılacak.

Şarku’l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “İran’ın arabulucular vasıtasıyla ABD’ye sunduğu teklif, Washington’un müzakerelerin yeniden başlatılması ve boğazın yeniden açılması için yedi gün içinde belirli şartları yerine getirmesini öngörüyor” dedi.