BAE ve Bahreyn Beyaz Seray’da İsrail ile tarihi barış anlaşmasını imzaladı

Beyaz Saray'da İsrail-BAE-Bahreyn arasındaki anlaşmanın imzaları atıldı (Reuters)
Beyaz Saray'da İsrail-BAE-Bahreyn arasındaki anlaşmanın imzaları atıldı (Reuters)
TT

BAE ve Bahreyn Beyaz Seray’da İsrail ile tarihi barış anlaşmasını imzaladı

Beyaz Saray'da İsrail-BAE-Bahreyn arasındaki anlaşmanın imzaları atıldı (Reuters)
Beyaz Saray'da İsrail-BAE-Bahreyn arasındaki anlaşmanın imzaları atıldı (Reuters)

İsrail ve iki Arap ülkesi arasında dün Beyaz Saray’dan barış dumanı yükseldi. ABD Başkanı Donald Trump bu gelişmeyi "yeni Orta Doğu'nun şafağı” diye niteledi. Trump, bu kervana 5 Arap ülkesinin daha katılacağını duyurdu.
Beyaz Saray’ın bahçesinde birkaç yüz kişinin toplandığı kalabalık karşısında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyani ile anlaşma imzaladı.
Bu iki anlaşmayla birlikte, 1979’da Mısır ve 1994’te Ürdün’den sonra İsrail ile normalleşme adımı atan Arap ülkelerinin sayısı 4’e yükseldi.
Trump’ın ev sahipliğinde Beyaz Saray’ın güney bahçesinde düzenlenen imza töreninde anlaşma metni Arapça, İbranice ve İngilizce olmak üzere 3 dilde imzalandı. Metin başlangıçta BAE-İsrail tarafı daha sonra İsrail-Bahreyn tarafından imzalandı. Liderler salgın sebebiyle sağlık tedbirlerine uygun olarak el sıkışmaktan kaçındılar.
ABD yönetimi yetkilileri, Kongre’nin bazı üyeleri, eski yetkililer ve aralarında Sudan ile Umman Sultanlığı’nın ABD Büyükelçileri’nin de bulunduğu 700’den fazla misafirin katıldığı tarihi tören sırasında İsrail’i Başbakan Binyamin Netanyahu, BAE’yi Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve Bahreyn’i ise Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyani temsil etti.

Trump: Yeni Ortadoğu
ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’ın balkonundan yaptığı konuşmada, “Tarihi bir dönüşüme ve yeni bir Ortadoğu'ya tanıklık ediyoruz. Bir ay içinde İsrail, BAE ve Bahreyn'in karşılıklı elçilikler kuracağı, sağlık, güvenlik ve ekonomi alanlarında işbirliği yapacağı iki barış anlaşması imzalandı. Abraham (İbrahim) Anlaşması Müslümanlara Mescid-i Aksa’da namaz kılmanın ve İslami mekanları ziyaret etmenin kapılarını açacak” dedi. Trump, ilk yurtdışı ziyaretini Ortadoğu’ya yaptığını ve Suudi Arabistan’da 54 devlet ile “uygarlık düşmanı ve aleyhtarına karşı birleşme ve bölge halklarının hayatın ve çocuklarının geleceğinin şekline kendileri karar vermesi” konusunda konuştuğunu söyledi. Trump konuşmanın sonunda “Bu, dünya için büyük bir gün” ifadesini kullandı.

Netanyahu: Çatışmanın sonu
Trump’ın ardından konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail ve Filistinliler arasında barış için gerçek bir barış vizyonu sunmasından ve bu barışın gerçekleşmesi için yaptığı arabuluculuktan dolayı ABD yönetimine teşekkür etti. “Bugün barış için yeni bir şafak” diyen Netanyahu, BAE ve Bahreyn liderlerine selam gönderdi. Netanyahu, “Bugün gerçekleştirdiğimiz barış, Arap-İsrail çatışmasına bütünüyle son verecek ve bu ortaklıkların ekonomik faydaları herkese ulaşacak. Bu yalnızca liderler arasında yapılan bir anlaşma değil aynı zamanda çok sayıda sorunla ve koronavirüs salgınıyla mücadele etmek ve refah içinde yatırım isteyen halklar arasında yapılmış bir anlaşmadır” ifadelerini kullandı.
BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ise konuşmasına imza töreninde bulunan tüm katılımcılara BAE halkının selamını ileterek başladı. Nahyan, “Bugün barış elini uzatmak ve barış elini tutmak için duruyorum. Barış arayışı sağlam bir ilkedir ve ilkeler onları eyleme dönüştürerek gerçekleştirilir. Bugün burada Ortadoğu'yu değiştirecek ve tüm dünyaya umut gönderecek bir olaya şahit oluyoruz” diye konuştu. Barış için cesarete, gelecek inşa etmek için bilgiye ihtiyaç olduğunu söyleyen Nahyan, anlaşmanın Ortadoğu’nun yüzünü değiştireceğini ve dünyaya umut vereceğini belirtti. “Bu girişim ABD Başkanı ve ekibinin çabaları olmadan mümkün olmazdı” diyen Nahyan, anlaşmanın meyvelerinin tüm bölgeye yansıyacağını belirterek, barış dışındaki bir seçeneğin yıkım, yoksulluk ve insani acılar anlamına geleceğini dile getirdi. Nahyan, “Genç enerjilerle dolu bir bölgenin geleceği için bugün bizi bir araya getiren yeni vizyon şekillenmeye başlıyor. BAE Devleti’nde bize göre, bu anlaşma, Filistin halkının daha çok yanında olmamızı, istikrarlı ve müreffeh bir bölgede bağımsız bir devlet umutlarını gerçekleştirmemizi mümkün kılacak. Bu anlaşma, Arapların İsrail Devleti ile daha önce imzaladığı barış anlaşmalarının üzerine inşa edildi. Zira bu anlaşmaların amacı istikrar ve sürdürülebilir kalkınma yolunda çalışmaktır. Barış için cesarete, gelecek inşa etmek için bilgiye, milletlerin kalkınması için sabır ve samimiyete ihtiyaç var. Bugün dünyaya bunun bizim yaklaşımımız olduğunu, barışın bizim ilkemiz olduğunu ve başlangıcı doğru olanın Allah’ın izniyle başarılarının parlak olacağını söylemeye geldik” diye konuştu.

Zeyani: Gerçek barış
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyani, konuşmasında, “Bahreyn ve İsrail arasındaki barışa destek ilanı, din, etnisite, mezhep ve ideolojiden bağımsız olarak gerçek barışa doğru tarihi bir adımdır. Ortadoğu çatışma ve güven kaybı nedeniyle bir gerilemeye tanıklık etti. Bu durum nesilleri refahtan mahrum bıraktı” dedi. Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife’nin “İşbirliği barışı sağlamanın yoludur ve barış ancak bölgedeki halkların haklarını koruyarak gerçekleşebilir” sözünü aktaran Zeyani, Halife’nin cesaretini takdir etti.

Filistinlilere mesaj ve İran’ın müzakere masasına getirilmesi
Trump, gazetecilerin, anlaşmanın Filistinlilere verdiği mesaj ile ilgili sorusuna, “Bence onlar olan biteni izliyorlar. Bir aşamada Filistinlilerin geldiğini göreceğiz ve kumun üzerinde kan olmadan barış olacak” yanıtını verdi. Trump ayrıca 5 ila 6 ülkenin daha İsrail ile barış anlaşması imzalamasını beklediğine işaret ederek, söz konusu ülkelerin isimlerini açıklamadı.
Trump, başkanlık seçiminin bitmesinin ardından bir hafta veya bir ay içinde İran’ı müzakere masasına getirmeyi ve İran’ı zengin bir ülke yapacak yeni ve adil bir anlaşma imzalamayı beklediğini söyledi.

İmza töreninden önce
Sabahın erken saatlerinden itibaren ABD Ulusal Muhafızları, Beyaz Saray girişinde düzenlenen resmi karşılama töreninde yolun her iki tarafına ABD, İsrail, BAE ve Bahreyn bayrakları astı. ABD Başkanı üç ülkenin temsilcisini kabul etti. Beyaz Saray’a ilk gelen Bahreyn Dışişleri Bakanı Zeyani oldu. Zeyani’yi BAE Dışişleri Bakanı Nahyan ve İsrail Başbakanı Netanyahu takip etti. İkili görüşmelere ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner da katıldı. Beyaz Saray’ın dışında ise birçok ABD ve Arap örgütünden çok sayıda Filistinli barış anlaşmasına karşı siya bayrak kaldırarak protesto eylemi düzenledi.

Beyaz Saray’ın anahtarı
Trump, Oval Ofis’te Netanyahu ile yaptığı görüşmede altın renginde bir anahtar hediye ederek, bunun ‘Beyaz Saray’ın anahtarını temsil ettiğini’ söyledi. Netanyahu da Trump’a “İsrail halkının kalbinin anahtarına sahipsiniz” diye yanıt verdi. Trump, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtta, “İki barış anlaşmasının İsrail'in bölgedeki soyutlanmasını azaltacağını” belirtirken, Netanyahu ülkesinin soyutlanmadığını, güçlü bir ekonomiye ve Ortadoğu’da güçlü ilişkilere sahip olduğunu ifade etti. Netanyahu, “Şu anda kendini soyutlanmış hisseden İran” dedi.

F-35 savaş uçakları
Trump, imza töreninden önce Fox News televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail’in sahip olduğu silahlara benzer şekilde Ortadoğu’daki diğer ülkelere gelişmiş silahlar satmaya hazır olduğunu belirterek, BAE’nin F-35 savaş uçaklarını satın almasında bir engel olmadığını kaydetti.

Pompeo: 3 yılın meyvesi
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, barış anlaşmalarının ABD yönetiminin üç yıllık çalışmasının sonucu olduğuna işaret ederek, yakında başka ülkelerin de barış sürecine katılacağını vurguladı. Pompeo, bölgedeki istikrarsızlığın sebebinin İsrail-Filistin çekişmesi değil, İran olduğunu ve barış anlaşmalarını yalnızca Türkiye ve İran’ın eleştirdiğini söyledi.

İsrail’in güvenliği
Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, önceki akşam gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail ve BAE arasındaki anlaşma belgesinin İsrail ve Bahreyn arasında ilan edilen barış anlaşmasından daha büyük olacağını söyledi. Yetkili, bu durumun, 13 Ağustos’ta ilan edilen İsrail ve BAE arasındaki anlaşmanın tamamlanması için harcanan sürenin Bahreyn ile yapılan anlaşmadan daha uzun olmasından kaynaklandığını belirtti. Yetkili, İsrail’in Batı Şeria’nın bazı bölgelerini ilhak edip etmeyeceği sorusuna verdiği yanıtta, ortak açıklamada bu meselenin net bir şekilde ifade edildiğine işaret ederek, İsrail’in BAE ve Bahreyn ile diplomatik ilişkiler kurmasının karşılığında ilhak meselesini ‘askıya’ almayı kabul ettiğini ifade etti. ABD yönetiminin barış anlaşmalarına daha fazla ülkenin katılması için çalıştığını kaydeden yetkili, ABD’nin İsrail’in güvenliğini hiçbir şekilde tehlikeye atmama taahhüdünün altını çizdi.

Kushner: Canlı bir gelecek
Kushner, anlaşmanın imzalanmasından birkaç saat önce gazetecilere yaptığı açıklamada, anlaşmaların imzalanmasının Başkan Trump'ın güçlü liderliğinin ödülü olduğunu ve BAE, Bahreyn Krallığı ve İsrail Devleti liderlerinin vizyonunu yansıttığını söyledi. Anlaşmaların üç ülkenin ‘büyük başarısı’ olduğunu ve çatışmalara odaklanmak yerine bölgede iyimserlik ve umudu güçlendireceğini belirten Kushner, “Şu an herkes sınırsız imkanlarla dolu canlı bir gelecek oluşturmaya odaklanıyor” dedi. Analistler, Abraham (İbrahim) Anlaşması’nın özel bir önemi olduğuna dikkat çekerek, bu önemin Trump yönetiminin ‘pragmatik barış’ anlayışını kabul ettirmesinden kaynaklandığını ifade ediyorlar. Analistlere göre Trump yönetimi bu anlayış doğrultusunda ekonomik, güvenlik, askeri, sağlık, tarım ve bilimsel anlaşmalara kapı aralıyor ve aynı zamanda BAE ve Bahreyn gibi diğer Arap ülkeleri İsrail’in üstün teknolojisinden, savunma sisteminden ve tarım alanındaki ilerleyişinden faydalanmaya teşvik ediyor.



ABD ordusu: İran’a yönelik operasyonlarda 3 asker öldü, 5 asker ağır yaralandı

ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)
ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)
TT

ABD ordusu: İran’a yönelik operasyonlarda 3 asker öldü, 5 asker ağır yaralandı

ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)
ABD ordusu, İran’a karşı ana muharebe operasyonlarının sürdüğünü açıkladı (Arşiv – Reuters)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bugün (pazar) yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askeri operasyonlar kapsamında 3 ABD askerinin hayatını kaybettiğini, 5 askerin ise ağır yaralandığını duyurdu.

United States Central Command (CENTCOM), “X” platformu üzerinden yayımladığı açıklamada, ayrıca bazı askerlerin şarapnel parçaları ve beyin sarsıntıları nedeniyle hafif yaralandığını, bunların şu anda yeniden göreve döndürülme sürecinde olduğunu belirtti. Açıklamada, ana muharebe operasyonlarının sürdüğü ve müdahale çalışmalarının devam ettiği vurgulandı.

Komutanlık, durumun hâlâ gelişmekte olduğunu kaydederek, “Hayatını kaybeden askerlerin ailelerine saygı gereği, kimlik bilgileri de dahil olmak üzere ek bilgiler, yakınlarına bildirim yapılmasından itibaren 24 saat geçene kadar açıklanmayacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail, dün şafak vakti İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla doğrudan askeri bir çatışma başlatmış, İran’ın askeri kapasitesini imha etmeyi ve yönetimi devirmeyi hedefleyen bu adım, Haziran 2025 savaşından bu yana en tehlikeli tırmanış olarak değerlendirilmiş ve Ortadoğu’yu açık bir çatışma sürecine sokmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün akşam yaptığı açıklamada, İran lideri Ali Hamaney’in saldırılarda öldürüldüğünü duyurdu.

Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldürüldü” ifadelerini kullanarak, ölümünü “İran halkı, Amerikalılar ve çeşitli ülkelerdeki mağdurlar için adalet” olarak nitelendirdi.

Trump ayrıca, Hamaney’in “istihbarat ve gelişmiş takip sistemlerinden kaçamadığını” belirtti; operasyonun “İsrail ile yakın koordinasyon içinde” gerçekleştirildiğini ve “onunla birlikte başka liderlerin de öldürüldüğünü” kaydetti. Ancak bu konuda ayrıntı vermedi.


Hamaney’in ölümü Irak siyasetini sarstı

Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)
Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)
TT

Hamaney’in ölümü Irak siyasetini sarstı

Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)
Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)

Tahran’a yönelik saldırı haberleri, Bağdat’ta Koordinasyon Çerçevesi liderlerinden Ammar el-Hekim’in akşam düzenlediği bir seminere katılan Iraklı siyasetçi ve gazetecilerin telefonlarına peş peşe düşüyordu.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in akıbetine ilişkin sorular, ABD ile İsrail’in rolleri paylaştığı ve cumartesi erken saatlerde gerçekleşen saldırıların gölgesinde neredeyse duyulmaz hâle gelmişti.

Bağdat saatiyle sabah 05.00’e gelindiğinde, Bağdat ve Necef’teki Şii siyasi figürler Hamaney’in öldürüldüğünü artık kesin olarak biliyordu. Bazılarının eline cesedine ve bulunduğu yere ait görüntüler ulaştı.

Akşam saat 22.00’de ise Ammar el-Hekim, “Irak Evi” Vakfı’nda düzenlenen oturumda, kendi ifadesiyle “aşırıya kaçmayan bir iyimserlik” tonunu korumaya çalışıyordu. Gazeteci Ömer eş-Şahir’in “Hedef alındı mı? Hayatta mı? Tasfiye edildiğine dair haberler ne kadar doğru?” şeklindeki doğrudan sorusundan kaçınmadı.

Sanki ölmemiş gibi

El-Hekim’in sözleri net bir yanıt içermedi. Bu büyüklükte bir haberin “gizlenemeyeceğini” söyledi ve “İranlı yetkililerden duyduğuna göre liderin iyi olduğu” bilgisini aktardı. Ardından tartışma hızla Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığı çıkmazına kaydı. Irak’taki birçok kişi için tarihsel bir figür olan lider sanki hiç ölmemiş gibiydi.

fvfdvfd
Ammar el-Hekim, 28 Şubat 2026 akşamı Bağdat’ta düzenlenen siyasi bir seminerde (Hikmet Akımı’nın internet sitesi)

Oysa gerçekte herkes haberi doğrulamıştı. Bilgili kaynaklara göre Şii parti liderlerinin büyük çoğunluğu, pazar akşamı iftardan kısa süre önce Hamaney’in öldürüldüğüne dair kesin teyit aldı. Bazıları “aşırı endişe nedeniyle neler olabileceğini öğrenmek için art arda telefon görüşmeleri yaptı.” İranlıların ise Iraklı müttefiklerine aktarabilecekleri en küçük bir yol haritası dahi yoktu.

Necef

Necef’te ise kaynaklar, Şii merci Ali el-Sistani’nin ofisine Hamaney’in öldürüldüğünü ve İranlıların şoku mümkün olduğunca yönetmek için yürüttüğü adımları doğrulayan bilgiler ulaştığını aktardı. Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr da Tahran’daki saldırı yerinde Hamaney’in cesedini bulma çabalarına ilişkin özel bir brifing aldı ve ardından haberi teyit etti.

dv
Irak güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’ye giden Asma Köprü’yü kapattı (Şarku’l Avsat)

Kaynaklar daha sonra Koordinasyon Çerçevesi içindeki Ammar el-Hekim, Nuri el-Maliki ve diğer bazı liderlerin de İran liderinin cesedine ait görüntüleri gördüğünü belirtti.

Bağdat üzerinde kara bulut

Saat 23.00’e doğru Ammar el-Hekim’in toplantısı sona erdi. Bağdat’ın üzerinde ağır bir bulut çökmüş gibiydi. Yeşil Bölge’nin girişlerinde, özellikle ABD Büyükelçiliği’ne giden noktalarda onlarca İran yanlısı toplanmış, İran ve silahlı grupların bayraklarını taşıyordu. Öfkeliydiler ve intikam sloganları atıyorlardı.

Bir saat sonra televizyon kanallarında ABD Başkanı Donald Trump’a atfen “Hamaney öldürüldü” son dakika haberleri yayımlandı. Gece yarısından sonra ABD Büyükelçiliği’nin vurulacağına dair söylentiler dolaştı, ancak bu gerçekleşmedi.

Yeşil Bölge

Köprülerde güvenlik güçleri, gösterileri dağıtmaya yetecek ve daha fazlasını karşılayabilecek teçhizatla konuşlandı. Sabah saatlerinde göz yaşartıcı gaz dumanı Yeşil Bölge çevresini kapladı; insanların yüzlerinde şaşkınlık, şok ve endişe okunuyordu.

Pazar sabahı saat 09.00’da bir gösterici, asma köprüyü kapatan çelik takviyeli büyük kapıya doğru bir iş makinesini hızla sürdü. ABD Büyükelçiliği’ni basma girişimi izlenimi veren bu hamle başarısız oldu.

İş makinesi kapıya ulaşamadan etkisiz hâle getirildi. “Amerika’ya ölüm” sloganları atılıyordu. Yeşil Bölge’den daha uzaktaki mahallelerde ise Bağdat halkı, Ramazan’ın olağan ritüelleri ile haberin olağanüstülüğü arasında sıkışmıştı. Pek çok kişi kentin “hızlı hatta çok hızlı hedefler” listesinde olup olmadığını soruyordu. Birçok aile çocuklarını okula göndermedi. Zaten pazar günü eğitim kurumları açık değildi.

Resmî yas

Günün ilerleyen saatlerinde yetkililer resmî yas ilan etti; vilayetlerde tatil kararı alındı.

Bağdat’taki Şii siyasi liderler, büyümelerini ve karar alıcı konuma yükselmelerini İran liderinin gölgesinde yaşamış isimlerdi. Ölümünün ertesi ilk gününde her birinin ne hissettiğini ve onsuz siyasi hayatlarını nasıl tasavvur ettiklerini tarif etmek mümkün değildi.

Alternatif ne?

Şarku’l Avsat’ın, pazar gününden itibaren liderin akıbetine ilişkin özel raporlara vakıf olan önde gelen bir Şii siyasetçiden aktardığına göre durum onlar için “yüksek hızla bulutların üzerinde uçan bir yolcu uçağının motorunun aniden parçalanmasına benziyor: “Nasıl düşeceğiz? Alternatif motor ne? Hamaney’den sonra şu an yerçekimsiz bir durumdayız.”

5hy657j
Iraklı göstericiler Yeşil Bölge’ye doğru ilerliyor (Şarku’l Avsat)

Pazar günü iftar saatine yaklaşıldıkça Yeşil Bölge girişlerindeki öfkeli göstericilerin sayısı arttı. ABD Büyükelçiliği ise “yaklaşılmaması” uyarısında bulundu. Dicle Nehri üzerindeki köprü, adeta “intikam isteyen” ile “pusuya yatmış” olan arasında son bir sınır gibiydi.

fdvfd

Son saatlerde Bağdat sorularla doluydu: İran’a bağlı Şiiler lidersiz mi kalacak? Tahran’ın en büyük ve en tehlikeli yarasını sarmasını mı bekleyeceğiz? Ve eğer toparlanırsa, müttefiklerinin üzerindeki gölgesini sürdürmeye devam edecek mi?

Bağdat’ta her şey her şeye açık; çatışma ve patlamaya elverişli bir anın içinde, belki de henüz görünmeyen yeni bir denklemin eşiğinde.


İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı

İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı
TT

İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı

İran'da 3 üyeli geçici liderlik konseyi oluştururken İsrail saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail ordusu, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezine bir dizi hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, aralarında İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in de bulunduğu 40 İranlı yetkilinin etkisiz hâle getirildiği öne sürüldü.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani ise ABD ve İsrail’i “benzeri görülmemiş” saldırılarla hedef almakla tehdit etti. Öte yandan Anayasayı Koruyucular Konseyi Sözcüsü, Hamaney’in yerine bir halef seçilinceye kadar sorumluluğu üstlenecek bir “Liderlik Konseyi”nin oluşturulduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ve rejimi devirmeyi hedefleyen eşi benzeri görülmemiş saldırılarda Hamaney’in öldürüldüğünü duyurmuştu.

Trump bugün de, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşılık vermesi hâlinde Washington’un Tahran’ı “daha önce görülmemiş bir güçle” vuracağını belirtti.