Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



The Boys evreninde erken veda: Rekorlara rağmen fişi çekildi

Godolkin Üniversitesi'nde eğitim gören gençlerin hikayesine odaklanan Gen V'de kahramanlar, en iyi şehirlerdeki pozisyonları kapmak için rekabet ederken, okulun karanlık ve yozlaşmış sırlarını keşfederek ahlaki sınırlarını zorlayan testlerden geçiyor (Amazon Prime Video)
Godolkin Üniversitesi'nde eğitim gören gençlerin hikayesine odaklanan Gen V'de kahramanlar, en iyi şehirlerdeki pozisyonları kapmak için rekabet ederken, okulun karanlık ve yozlaşmış sırlarını keşfederek ahlaki sınırlarını zorlayan testlerden geçiyor (Amazon Prime Video)
TT

The Boys evreninde erken veda: Rekorlara rağmen fişi çekildi

Godolkin Üniversitesi'nde eğitim gören gençlerin hikayesine odaklanan Gen V'de kahramanlar, en iyi şehirlerdeki pozisyonları kapmak için rekabet ederken, okulun karanlık ve yozlaşmış sırlarını keşfederek ahlaki sınırlarını zorlayan testlerden geçiyor (Amazon Prime Video)
Godolkin Üniversitesi'nde eğitim gören gençlerin hikayesine odaklanan Gen V'de kahramanlar, en iyi şehirlerdeki pozisyonları kapmak için rekabet ederken, okulun karanlık ve yozlaşmış sırlarını keşfederek ahlaki sınırlarını zorlayan testlerden geçiyor (Amazon Prime Video)

Prime Video'nun fenomen süper kahraman evreninde bir devir kapanıyor. The Boys final yolculuğuna hazırlanırken, yan dizi Gen V'den de hayranlarını üzecek bir haber geldi.

The Boys evrenindeki canlı çekim diziler birer birer ekranlara veda ediyor. Godolkin Üniversitesi'ndeki genç süper kahramanların hikayesini anlatan Gen V, ikinci sezonun ardından iptal edildi ve üçüncü sezonun çekilmeyeceği kesinleşti.

Dizinin iptal haberi, yürütücü yapımcılar Eric Kripke ve Evan Goldberg'ün ortak açıklamasıyla duyuruldu. 

Yapımcılar, "Godolkin'deki partiyi bir sezon daha devam ettirmeyi çok istesek de Gen V karakterlerinin hikayelerini The Boys'un 5. sezonunda ve gelecekteki diğer projelerde sürdürmeye kararlıyız" diyerek karakterlerin Vought Sinematik Evreni içinde var olmaya devam edeceğinin sinyalini verdi.

Final ve yeni başlangıçlar

Evrendeki değişim rüzgarı sadece Gen V ile sınırlı değil.

The Boys, 5 sezonluk ekran macerasını 20 Mayıs'ta yayımlanacak final bölümüyle noktalayacak.

Evrenin geleceği ise geçmişinde gizli. 1950'lerde Soldier Boy (Jensen Ackles) ve Stormfront'un (Aya Cash) maceralarına odaklanacak ön dizi Vought Rising, 2027'de izleyiciyle buluşacak.

Meksika'da geçecek bir diğer yan dizi projesi The Boys: Mexico ise halen geliştirme aşamasında.

Güçlü başlangıç ve zorlu süreç

Gen V, ilk sezonuyla büyük bir başarı yakalasa da yapım süreci trajik bir kayıpla sarsılmıştı. Başrol oyuncularından Chance Perdomo'nun Mart 2024'te geçirdiği motosiklet kazası sonucu hayatını kaybetmesi, ikinci sezon çekimlerinin gecikmesine neden olmuştu.

Eylül 2025'te yayımlanan ikinci sezon prömiyeri, 424 milyon dakikalık izlenmeyle Nielsen listelerine 8. sıradan girerek dizinin en iyi haftalık performansını sergilemişti. 

Ancak bu başarının süreklilik arz etmemesi ve dizinin yıldızlarından Asa Germann'ın Paramount+ dizisi Frisco King'le anlaşması, iptal kararının beklenen bir gelişme olduğu yorumlarına yol açtı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline


Netflix'in yeni köpekbalığı filmi 82 ülkede zirvede

Thrash'in başrolünde yer alan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor, Chloe Domont imzalı Fair Play'deki başarılı performansıyla da tanınıyor (Netflix)
Thrash'in başrolünde yer alan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor, Chloe Domont imzalı Fair Play'deki başarılı performansıyla da tanınıyor (Netflix)
TT

Netflix'in yeni köpekbalığı filmi 82 ülkede zirvede

Thrash'in başrolünde yer alan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor, Chloe Domont imzalı Fair Play'deki başarılı performansıyla da tanınıyor (Netflix)
Thrash'in başrolünde yer alan 31 yaşındaki Phoebe Dynevor, Chloe Domont imzalı Fair Play'deki başarılı performansıyla da tanınıyor (Netflix)

Netflix'in son dönemdeki en dikkat çekici yapımlarından biri olan ve başrolünde Bridgerton yıldızı Phoebe Dynevor'un yer aldığı köpekbalığı temalı gerilim filmi Thrash, izlenme listelerini altüst ediyor.

Yayımlanmasının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen 37 milyon izlenme eşiğini aşan yapım, hem eleştirmenleri hem de izleyicileri ikiye bölmüş durumda.

Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları'yla (Hansel & Gretel: Witch Hunters) tanınan yönetmen ve senarist Tommy Wirkola'nın hayatta kalma temalı gerilim filmi Thrash, 10 Nisan'daki çıkışından bu yana Netflix'in dünya çapındaki film listelerinde zirveye yerleşti. 

82 ülkede listelerin zirvesine çıkan 90 dakikalık bu korku-gerilim filmi, ilk üç gününde 37,7 milyon izlenmeye ulaşarak büyük bir başarıya imza attı.

Film, 5. kategori bir kasırganın vurduğu kasabanın sular altında kalmasını ve sel sularının kana susamış boğa köpekbalıklarıyla dolmasını konu alıyor.

Phoebe Dynevor, doğum yapmak üzereyken sel sularının ortasında mahsur kalan Lisa karakterine hayat veriyor.

Kadronun diğer önemli isimleri arasında agorafobik genç kız Dakota'ya hayat veren Whitney Peak ve Lisa'yı kurtarmak için köpekbalıklarının peşine düşen deniz biyoloğu amcası Dale rolündeki Djimon Hounsou var.

Gerçekle ürkütücü biçimde kesişen hikaye

Güney Karolina'da kıyı kasabasında geçen filmin yapımcısı Adam McKay, çekimlerin yapıldığı Avustralya'nın Melbourne şehrinde yaşanan gerçek iklim olaylarının senaryoya bakışını değiştirdiğini belirtiyor. 

McKay, küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte yaşanan sel felaketlerinin ve ardından gelen köpekbalığı saldırılarının, filmdeki "uçuk" görünen temayı bir hayli gerçekçi kıldığını vurguluyor.

Eleştirmenler zayıf buldu, izleyiciler "başyapıt" diyor

Film, Rotten Tomatoes'da yüzde 43 gibi düşük bir puanda kalsa da izleyicilerden gelen yorumlar farklı.

Birçok kullanıcı Thrash'i "bir köpekbalığı filminden beklenen her şeyi veren bir başyapıt" diye nitelendiriyor.

Eleştirmenler, Dynevor'un performansının filmi bir "B-tipi aksiyon" olmaktan çıkarıp inandırıcı bir dramaya dönüştürdüğünü belirtiyor.

Variety ve Hollywood Reporter gibi mecralar ise filmin yaklaşık 90 dakikalık kısa süresi boyunca tempoyu hiç düşürmediğini, "izle ve unut" türü eğlencelik filmler için iyi bir örnek olduğunu ifade ediyor.

Independent Türkçe, Express, Metro, Variety, Hollywood Reporter


Marjorie Taylor Greene: Trump kontrol edemediği kadınlardan nefret ediyor

Greene bir zamanlar Trump'ın en güçlü destekçilerinden biriydi ancak ocak ayında siyasi düzenden duyduğu hayal kırıklığı ve süregelen kişisel saldırılar nedeniyle Kongre'den istifa etti (AFP)
Greene bir zamanlar Trump'ın en güçlü destekçilerinden biriydi ancak ocak ayında siyasi düzenden duyduğu hayal kırıklığı ve süregelen kişisel saldırılar nedeniyle Kongre'den istifa etti (AFP)
TT

Marjorie Taylor Greene: Trump kontrol edemediği kadınlardan nefret ediyor

Greene bir zamanlar Trump'ın en güçlü destekçilerinden biriydi ancak ocak ayında siyasi düzenden duyduğu hayal kırıklığı ve süregelen kişisel saldırılar nedeniyle Kongre'den istifa etti (AFP)
Greene bir zamanlar Trump'ın en güçlü destekçilerinden biriydi ancak ocak ayında siyasi düzenden duyduğu hayal kırıklığı ve süregelen kişisel saldırılar nedeniyle Kongre'den istifa etti (AFP)

Eski Temsilciler Meclisi Üyesi Marjorie Taylor Greene, ABD Başkanı Donald Trump'ın Candace Owens'a yönelik son "düşük IQ'lu" saldırısına sert bir şekilde karşılık vererek, başkomutanın "kontrol edemediği kadınlardan nefret ettiğini" söyledi.

Tepkiler, Trump'ın cuma günü Truth Social'da Time dergisinin üzerinde oynanmış bir kapağını paylaşmasının ardından geldi. Paylaşımda, komplo teorilerine yatkın muhafazakar Owens, "Yılın En Alçak Kişisi" diye etiketlenirken, Fransa'nın First Lady'sine yönelik saldırısı "iğrenç" diye nitelendirildi ve "Bu durumda, doğrulama yapmadan, onun son derece düşük zekalı bir birey olduğuna inanıyorum" diye eklendi.

Saatler sonra, ocak ayında Trump'la yaşadığı anlaşmazlığın ardından Kongre'den istifa eden Greene, X'te paylaşıma değinerek şunları yazdı:

Başkan Trump, kontrol edemediği, kendisine tapmayan, aslında Tanrı'ya tapan ve kendisinden çok daha zeki olan kadınlardan nefret ediyor. @RealCandaceO gibi kadınlar.

Greene, Trump'ı radikal sağcı aktivist Laura Loomer'ın söylemlerinin etkisinde hareket etmekle suçladı ve hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein'in kurbanlarını desteklemeyi reddetmesini, bunu yapan müttefiklerini hain olarak nitelendirmesini ve Owens'la siyasi yorumcu Megyn Kelly'yi hedef almasını eleştirdi.

Bu açıklamalar, Trump'ın son zamanlarda kendisiyle ters düşen önde gelen muhafazakar figürleri (çoğu kadın) hedef aldığı bir dönemde geldi; Truth Social'da Kelly ve Owens gibi eleştirmenleri defalarca "düşük IQ'lu", kaçık" ve "ezik" diye niteledi.

Greene ayrıca, "Kabinesinde ya kovduğu ya da özel olarak ayrılmalarını söylediği tek kişiler kadınlar: Kristi Noem, Pam Bondi ve Lori Chavez-DeRemer" diye ekledi.

Elise Stefanik'i BM büyükelçisi olarak atadı, sonra da Johnson'ın emriyle, Stefanik'in kendisine verdiği tüm desteğe rağmen, hiç umursamadan görevinden aldı. Biz kadınlar hakkında ne düşünürseniz düşünün, hepimiz birbirimizden farklıyız, bizi sevseniz de sevmeseniz de bir şey inanılmaz derecede açık: Trump kadınlardan nefret ediyor. Ve bu tür paylaşımlar, Amerika'daki kadınların çoğunu ona karşı kışkırtacak.

Owens ve Greene gibi, 2024'te Trump'ı destekleyen eski müttefiklerden Kelly de özellikle de Trump'ın 2026 İran çatışmasını ele alış biçimi nedeniyle açık bir eleştirmen haline geldi. Bu durum, Trump'ın Kelly'nin MAGA hareketiyle uyumunu kamuoyu önünde sorgulamasına yol açtı.

En kişisel saldırılarının bazılarını kadın yorumculara yönelten Trump, muhafazakar siyasi yorumcu Tucker Carlson ve radikal sağcı komplo teorisyeni Alex Jones gibi diğer önde gelen MAGA yanlısı figürleri de hedef aldı.

Bu ay Trump, İran politikasına yönelik artan eleştiriler ve Owens'la Jones'un görevden alınması yönündeki çağrıları arasında, tek bir Truth Social gönderisinde Carlson, Kelly, Owens ve Jones'u hedef alarak gerginliği tırmandırmıştı

Trump, 4  medya figürü için, "Ortak bir noktaları var: Düşük IQ'ları" demişti.

Onlar aptal, bunu kendileri, aileleri ve herkes biliyor!

The Independent, konuyla ilgili yorum almak için Beyaz Saray temsilcileriyle iletişime geçti.

Independent Türkçe