Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Spice Girls geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Spice Girls geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Spice Girls, "şarkı söyleyip dans edebilen" hayranlarına yönelik gizemli bir ilan yayımladı.

Pop grubunun Instagram sayfasında paylaşılan videoda, The Stage adlı sektör yayınında yer alan bir ilan görülüyor. Aynı yayın, 1994'te tamamı kadınlardan oluşan bir grup arandığına dair ilanı da yayımlamıştı. Gazete, grubun 1996 tarihli "Wannabe" müzik videosunda görülen merdivenlere yerleştirildi.

İlanda şu ifadeler yer aldı:

Şarkı söyleyip dans edebilen bir Spice Girls hayranı mısın? Süper hayran, koleksiyoncu veya müzik tutkunu musun? Spice Girls, Birleşik Krallık'ta 9 kez liste başına yükselerek rekor kıran ve dünya genelinde 100 milyondan fazla satışa ulaşan, son derece başarılı, dünya çapında tanınan, koreografili şarkı ve dans performansları sergileyen, tamamı kadınlardan oluşan bir pop grubu. 10 Eylül Perşembe günü saat 14.00 BST. Nota gerekmiyor. Ancak plakçalar veya CD çalara ihtiyacınız olacak.

Grup, ilanın amacıyla ilgili herhangi bir ek bilgi vermedi.

Spice Girls, Victoria Beckham, Melanie Brown, Emma Bunton, Melanie Chisholm ve Geri Halliwell-Horner'dan oluşuyor.

Grup, 1996'da yayımladığı ilk teklisi "Wannabe"nin ardından dünya çapında ün kazandı. Şarkı bu yıl 30. yılını kutladı.

Ödüllü grup ayrıca Stop, 2 Become 1, Who Do You Think You Are? ve Viva Forever gibi hitlerle Birleşik Krallık'ta 9 kez liste başına yükselen tekliye ve listelerin zirvesine çıkan iki albüme imza attı.

Halliwell-Horner, "aralarındaki farklılıkları" gerekçe göstererek 1998'de gruptan ayrıldı. Kalan üyeler ise Aralık 2000'de yollarını ayırarak süresi belirsiz bir ara verdi.

Grup, 2012'de Londra Yaz Olimpiyatları'nın kapanış töreninde ve 2019'da Spice World turnesi için yeniden bir araya geldi. Ancak sahnelere dönüp dönmeyecekleri konusunda spekülasyonlar sürüyor.

Brown bu yıl grubun 30. yıl dönümünü kutlamak için yeniden bir araya gelme ihtimalini ele almıştı:

30. yılımızı kutluyoruz, bence de bir şeyler yapmalıyız. Bunun gerçekten olup olmayacağı ise ayrı bir konu ama hepimiz bunun hakkında konuşuyoruz. Çünkü en azından hayranlarımız için bir şeyler yapmalıyız. Bize o kadar sadık kaldılar ki 30 yıl geçmesine rağmen hâlâ yanımızdalar. Bunun için bir şeyler yapmalıyız ama şu anda bunun ne olduğunu söyleyemem çünkü henüz kesinleşmiş veya onaylanmış bir şey yok.

Independent Türkçe


4 yaşındaki kızını korumak için kır kurduyla boğuştu

Arizona’da hafta sonu rüzgarlı bir akşamüstü uçurtma uçurmaya çalışan 4 yaşındaki bir kız çocuğu ve annesine kır kurdu saldırdı (Temsili / Wikimedia Commons)
Arizona’da hafta sonu rüzgarlı bir akşamüstü uçurtma uçurmaya çalışan 4 yaşındaki bir kız çocuğu ve annesine kır kurdu saldırdı (Temsili / Wikimedia Commons)
TT

4 yaşındaki kızını korumak için kır kurduyla boğuştu

Arizona’da hafta sonu rüzgarlı bir akşamüstü uçurtma uçurmaya çalışan 4 yaşındaki bir kız çocuğu ve annesine kır kurdu saldırdı (Temsili / Wikimedia Commons)
Arizona’da hafta sonu rüzgarlı bir akşamüstü uçurtma uçurmaya çalışan 4 yaşındaki bir kız çocuğu ve annesine kır kurdu saldırdı (Temsili / Wikimedia Commons)

ABD'nin Arizona eyaletinde 4 yaşındaki kızıyla uçurtma uçurmaya çalışırken vahşi bir kır kurdunun çocuğuna saldırması nedeniyle bir annenin yüzünde kesik ve delik yaraları oluştu.

AZFamily'ye konuşan Brittany Cardinal, Phoenix'in yaklaşık 50 km kuzeybatısındaki Surprise kasabasında 4 yaşındaki kızıyla birlikte uçurtma uçurmak için pazar öğleden sonra dışarı çıktıklarında kır kurduyla karşılaştıklarını söyledi.

Cardinal, "Rüzgarlı olduğu için dışarı çıkmıştık. Kızım 'Hadi uçurtma uçuralım' demişti" diye konuştu.

Cardinal, sadece birkaç saniye sonra bir kır kurdunun kızını ısırmaya başlaması üzerine çocuğun çığlığını duyduğunu söyledi.

Cardinal, "Onu kucağıma aldıktan sonra hayvana bağırmaya başladım ve tabii ki gideceğini düşünüyordum ama gitmedi" dedi. 

Sonra parmak arası terliğimi çıkarıp bununla kır kurduna vurmaya çalışarak onu korkutmayı denedim.

Cardinal'ın tüm çabalarına rağmen kır kurdu pes etmedi. Saldırgan hayvan annenin üzerine atlayıp yüzünü dişleri arasına alarak kadının yüzünde derin kesikler ve delik yaraları bıraktı.

Kadın, "İnsanların hep 'Böyle bir travma yaşarken acı hissedilmez' dediğini duyuyorum ve gerçekten de hiç acı hissetmedim. Sadece baskı hissettim" diye anlattı.

Cardinal ve kızı nihayetinde bu korkunç hayvandan kaçıp yardım bulmayı başardı. Anne, kızını korumak için harekete geçmeden önce hiç düşünmediğini söyledi.

Cardinal, "Hiç tereddüt etmedim. Sanırım hiçbir şey düşünmedim bile. Sanırım bir anne olarak insan sadece çocuğunu korumaya çalışıyor" dedi.

Arizona Av ve Balıkçılık yetkilileri, kır kurdunun neden saldırdığını bilmediklerini belirtiyor.

Kurumun halkla ilişkiler ve toplumla irtibat sorumlusu Alex Flickinger, "Kır kurdunun neden böyle davrandığı gerçekten net değil" diyor. Saldırının ardından çevredeki birkaç kır kurdu bölgeden kuduz testi yapılmak üzere alındı. Herhangi bir testin pozitif çıkıp çıkmadığı henüz belli değil.

Flickinger, Cardinal'ın bir kır kurdu saldırısı karşısında insanların yapması gereken şekilde tepki verdiğini söylüyor.

Flickinger, "Karşı koyabilirsiniz, hayvana bağırabilirsiniz, yüksek ses çıkarabilirsiniz, taş atabilirsiniz, hayvanın kaçmasını sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapabilirsiniz" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe


Sadece üç dakikalık depar, 90 dakika egzersizden daha mı faydalı?

Çalışmaya kadınlar dahil edilmedi ancak gelecekteki araştırmalarda daha geniş sporcu grupları ve yüksek yoğunluklu egzersizin bu kişilerin kanında yarattığı değişiklikler incelenebilir (AFP)
Çalışmaya kadınlar dahil edilmedi ancak gelecekteki araştırmalarda daha geniş sporcu grupları ve yüksek yoğunluklu egzersizin bu kişilerin kanında yarattığı değişiklikler incelenebilir (AFP)
TT

Sadece üç dakikalık depar, 90 dakika egzersizden daha mı faydalı?

Çalışmaya kadınlar dahil edilmedi ancak gelecekteki araştırmalarda daha geniş sporcu grupları ve yüksek yoğunluklu egzersizin bu kişilerin kanında yarattığı değişiklikler incelenebilir (AFP)
Çalışmaya kadınlar dahil edilmedi ancak gelecekteki araştırmalarda daha geniş sporcu grupları ve yüksek yoğunluklu egzersizin bu kişilerin kanında yarattığı değişiklikler incelenebilir (AFP)

Yeni bir araştırmaya göre sadece üç dakikalık yüksek yoğunluklu egzersiz, orta yoğunlukta 90 dakika spor yapmaya kıyasla genel sağlık üzerinde daha çok fayda sağlayabilir.

Bu mantığa aykırı görünebilir ancak araştırmacılar, bu farkın insanların kanında ortaya çıktığını söylüyor; yani az, gerçekten de çok anlamına gelebilir.

23 dakikalık bir seans boyunca 30 saniyelik kısa mesafe koşuları yapan yaklaşık 20 sağlıklı erkeğin kan dolaşımındaki kas, karaciğer, bağırsak, bağışıklık ve organ sağlığındaki iyileşmelerle bağlantılı molekül sayısı, 90 dakika bisiklet süren erkeklerden daha fazlaydı.

Kan örnekleri, koşu bandında orta yoğunlukta koşmanın, 30 saniyelik kısa mesafe koşularına kıyasla kanda bu moleküllerin daha az bulunmasına yol açtığını gösterdi.

New York'taki Rockefeller Üniversitesi'ndeki moleküler metabolizma laboratuvarını yöneten kardiyolog Dr. Paul Cohen yaptığı açıklamada, "Burada heyecan verici olan, sadece birkaç dakikalık yoğun egzersizin kayda değer bir moleküler tepkiyi tetikleyebilmesi" diyor.

Ve bunu 8 haftalık antrenmandan sonra da gözlemlemeye devam etmemiz, bu tepkinin sadece vücudun alışılmadık strese ayak uydurmaya çalışması sonucu ortaya çıkmadığını gösteriyor. Gözlemlediğimiz tepkiler, yoğun egzersizin doğasında var olabilir.

Araştırmacılar egzersiz öncesinde, esnasında, hemen ardından ve üç saat sonrasında kan örneği aldı.

Kan örnekleri, kısa mesafe koşusu yapan erkeklerde kardiyovasküler ve metabolik hastalık riskini azaltan 700'den fazla protein düzeyinde ani artış olduğunu gösterdi.

Ancak bisiklet süren erkeklerin kanında aktivite sırasında bu tür proteinlerin sadece 7'sinde, üç saat sonra ise sadece bir düzine kadarında daha değişim gözlemlendi.

Bulgular, egzersizin sağlıktaki iyileşmelerle nasıl bağlantılı olduğunu bilim insanlarının daha iyi anlamasına katkıda bulunuyor.

Araştırmacılar uzun zamandır bu ikisi arasında bağlantı kursa da egzersizin, insanların daha uzun yaşamasını ve ölümcül hastalıkları uzak tutmasını tam olarak nasıl sağladığı henüz netliğe kavuşmadı.

Çalışma, egzersizin vücudu değiştirdiğine ancak farklı egzersiz yoğunluklarının aynı etkiyi yaratmadığına işaret ediyor. Öte yandan çalışmaya kadınlar dahil edilmedi ve katılımcı sayısı nispeten azdı. Gelecekte daha büyük bir katılımcı grubuyla yapılacak araştırmalar, bu bulguların ne kadar geniş bir kesim için geçerli olduğuna daha fazla ışık tutabilir.

Çarşamba günü The Washington Post’a konuşan Cohen, "Egzersizin sağlığa faydalı sonuçlarla ilişkili olduğunu biliyoruz" dedi. 

Ancak bunun nasıl gerçekleştiği, egzersiz sırasında ve sonrasında farklı organların birbirlerine nasıl sinyal gönderdiğini henüz ayrıntılı biçimde anlamış değiliz.

Independent Türkçe