Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Mini dizi olarak başlamıştı: Yıldızları buluşturan gerilime 5 ay sonra onay

49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)
49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)
TT

Mini dizi olarak başlamıştı: Yıldızları buluşturan gerilime 5 ay sonra onay

49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)
49 yaşındaki Kerry Washington (sağda), Imperfect Women'da uzun yıllara dayanan arkadaşlığını sarsan bir cinayetin ardından suç, yas ve sırlarla yüzleşen Eleanor rolünde (Apple TV)

Mini dizi olarak tasarlanıp daha sonra devam etmesine karar verilen yapımlara bir yenisi ekleniyor: Apple TV, Imperfect Women'a ikinci sezon onayı verdi.

Karar, ilk sezonun sona ermesinden yaklaşık 5 ay sonra geldi. Emmy ödüllü Kerry Washington, yeni sezonda Eleanor rolüne dönecek. 

The Chi ve Snowfall'daki çalışmalarıyla tanınan Justin Hillian, dizinin yaratıcısı ve ilk sezondaki dizi sorumlusu Annie Weisman'a katılacak. İkili, ikinci sezonda bu görevi birlikte yürütecek.

Araminta Hall'un romanından uyarlanan dizinin ilk sezonunda Washington'a Elisabeth Moss ve Kate Mara eşlik etmişti. 

Lindsey McManus'la birlikte Love & Squalor Pictures aracılığıyla romanın uyarlama haklarını alan Moss'un ikinci sezonda oyuncu olarak dönüp dönmeyeceği açıklanmadı ancak yönetici yapımcılığı sürdüreceği kesinleşti.

Romanın devam kitabı bulunmadığı için ikinci sezon, Weisman ve Hillian'ın geliştirdiği özgün bir hikayeyi anlatacak.

İkinci sezonda hikaye Los Angeles'tan Martha's Vineyard'a taşınacak. Eleanor, burada varlıklı siyah topluluğun içinde geçen eski hayatına dönecek. Ancak görünüşte huzurlu bu ortamın ardındaki sırlar ve skandallar, Eleanor'un geçmişi hakkında bildiğini sandığı her şeyi altüst edebilir.

Washington, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Bu kadınların ve hikayelerinin dünyanın dört bir yanındaki izleyicileri böylesine derinden etkilediğini görmek bizi çok mutlu etti. Eleanor'u yeniden canlandıracağım için çok heyecanlıyım. Zeki ve güçlü bir kadın ama o da karmaşık, bazen de içinden çıkılması zor durumlarla baş etmek zorunda kalıyor. Simpson Street olarak Apple ve Love & Squalor Pictures'taki harika ortaklarımızla birlikte onun hayatındaki yeni bir dönemi keşfetmek ve hikayenin bundan sonra bizi nereye götüreceğini izleyicilerle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.

Apple TV'nin programlardan sorumlu yöneticisi Matt Cherniss ise şu değerlendirmeyi yaptı:

Kerry, Lizzie ve Kate'in performanslarıyla güç kazanan, son derece sürükleyici bir ilk sezonun ardından Imperfect Women'ın dünyasını genişletme fırsatını hemen değerlendirdik. Bunu, Kerry'nin canlandırdığı ve izleyicilerin çok sevdiği Eleanor aracılığıyla yapacağız. Annie ve Justin'in heyecan dolu yeni hikayesi, dizinin doğal ve heyecan verici bir devamı gibi geldi. İzleyicilerin de bu hikayeyi görmesi için sabırsızlanıyoruz.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter


Transformers serisine yeni film: Spielberg etkisi artıyor

Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)
Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)
TT

Transformers serisine yeni film: Spielberg etkisi artıyor

Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)
Megan Fox, 2007 yapımı Transformers'ta lise öğrencisi Shia LaBeouf'un canlandırdığı Sam'in sınıf arkadaşı Mikaela Banes rolündeydi (Paramount Pictures)

Steven Spielberg, yeni Transformers filminin yaratıcı çalışmalarında daha etkin rol üstlenmeye hazırlanıyor.

Spielberg, serinin uzun süredir yapımcılığını üstlenen Lorenzo di Bonaventura'yla birlikte çalışacak. Michael Bay ise yeni filmi yönetmek üzere görüşmeler yürütüyor.

Paramount'un Transformers evrenini genişletme planları kapsamında hazırlanan 8. canlı çekim filminde Spielberg, önceki yapımlarda olduğu gibi yönetici yapımcı olacak. Ancak bu kez filmin tüm yaratıcı süreçlerini de di Bonaventura'yla birlikte denetleyecek.

Variety'ye konuşan kaynaklara göre yeni filmde, Spielberg'ün daha etkin olduğu ilk Transformers filmlerinin havasına dönülmesi hedefleniyor.

Hasbro'nun oyuncak serisinden uyarlanan Transformers'ın ilk 5 filmini Bay yönetmişti. Yönetmen ve ekibi, dev robotlarla diğer teknolojik yaratıkların çatışmalarını gösterişli aksiyon sahneleriyle beyazperdeye taşımıştı.

Bay, sırasıyla Transformers (2007), Transformers: Yenilenlerin İntikamı (Revenge of the Fallen, 2009), Transformers: Ay'ın Karanlık Yüzü (Dark of the Moon, 2011), Transformers: Kayıp Çağ (Age of Extinction, 2014) ve Transformers: Son Şövalye'yi (The Last Knight, 2017) yönetmişti.

İlk filmin öncesini anlatan ve 1980'lerde geçen 2018 yapımı Bumblebee'yi ise Travis Knight yönetmişti.

Serinin ilk filmlerinin başrol oyuncusu Shia LaBeouf'un 8. filmde rol almayacağı belirtiliyor. Filmin konusu ve oyuncu kadrosundaki isimler henüz açıklanmadı.

LaBeouf, 2007 yapımı Transformers'ta ilk arabasının canlanacağını aklının ucundan bile geçirmeyen genç Sam Witwicky'yi canlandırmıştı. Devam filmlerinde de aynı rolle izleyici karşısına çıkmıştı.

Spielberg, Ağustos 2025'te Paramount Pictures'ın eş başkanları Josh Greenstein ve Dana Goldberg'le görüşmüştü. O sırada stüdyonun Warner Bros. Discovery'yle birleşmesi henüz tamamlanmamıştı; birleşme süreci dün (6 Ekim) itibarıyla sonuçlandı.

Günümüzde geçecek Transformers 8'in senaryosunu, Argylle: Gizli Casus (Argylle), Wonder Woman ve It: Welcome to Derry'deki çalışmalarıyla tanınan Jason Fuchs kaleme alacak. Di Bonaventura senaryonun geliştirilmesine katkıda bulunacak, Spielberg ise metni okuyup onay verecek.

Spielberg'ün ilk iki filminde yaratıcı çalışmalara da katıldığı Transformers serisi, Hasbro'nun oyuncak markasını dünya çapında geniş bir kitleyle buluşturmuştu. Serinin toplam hasılatı 5,4 milyar doları aşmıştı.

Filmin yapımcılığını Lorenzo di Bonaventura, Mark Vahradian, Don Murphy, Tom DeSanto ve Hasbro üstlenecek.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Jessica Biel, Playboy Malikanesi'nde geçen yeni filmde

2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)
2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)
TT

Jessica Biel, Playboy Malikanesi'nde geçen yeni filmde

2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)
2022'de yayımlanan belgesel dizisi Secrets of Playboy, Hugh Hefner'ın kurduğu Playboy imparatorluğunun gizli yüzünü gözler önüne seriyordu (AP)

Jessica Biel, Playboy Malikanesi'nde geçen biyografik drama Playmates'in oyuncu kadrosuna katıldı.

Variety'nin haberine göre oyuncu, daha önce kadroya dahil olduğu açıklanan Lily-Rose Depp, Bill Pullman ve Indiana Elle'le birlikte rol alacak.

Film, senaryoyu da kaleme alan yönetmen Lorraine Nicholson'ın ilk uzun metraj filmi olacak.

Playmates'in konusunun resmi özeti şöyle:

Playboy Malikanesi'ni ikinci evi sayan, her şeyi bildiğini düşünen 13 yaşındaki Elle (Indiana Elle), Ayın Playmate'i seçilmek için yarışan 7 adaydan biri olan Anna'yla (Lily-Rose Depp) tanışır. Aralarında beklenmedik bir dostluk gelişir. Biri dergi kapağında yer almak, diğeri hoşlandığı çocuğun gönlünü kazanmak ister. Bu isteklerini gerçekleştirmek için birbirlerine yardım etmeye çalışırlar.

Biel, Bill Pullman'ın canlandırdığı Hugh Hefner'ın kendisi de eski bir Playmate olan eşini oynayacak. Hefner gerçek hayatta birden fazla kez evlenmiş olsa da Biel'in canlandıracağı karakter kurmaca.

Oyuncunun filmografisinde Sihirbaz (The Illusionist), Sevgililer Günü (Valentine's Day) ve A Takımı (The A-Team) gibi filmlerin yanı sıra Kalabalık ve Mutlu (7th Heaven), Candy, The Sinner ve The Better Sister gibi diziler de var. 

Biel, The Sinner'daki oyunculuğu ve yönetici yapımcılığıyla bir Emmy ve iki Altın Küre adaylığı elde etmişti.

Son yıllarda yapımcılıkta da aktif olan Biel, Iron Ocean adlı şirketi aracılığıyla Cruel Summer ve Limetown'ın yönetici yapımcılığını üstlenmişti. Başrolünde yer aldığı Candy ve The Sinner'da da aynı görevi yürütmüştü.

Biel, ekranlardan birkaç yıl uzak kaldıktan sonra Alafair Burke'ün romanından uyarlanan Prime Video mini dizisi The Better Sister'la geri döndü. Oyuncu, bu gerilim dizisinde Elizabeth Banks'le başrolü paylaşmış ve yönetici yapımcılığı da üstlenmişti.

Playmates'in yapımcıları arasında High Frequency Entertainment'tan Alex Orlovsky ve Duncan Montgomery'nin yanı sıra Lily-Rose Depp de bulunuyor.

Biel'in sıradaki filmi, John Cena'yla başrolü paylaştığı Matchbox: The Movie. Apple, Skydance ve Mattel işbirliğiyle hazırlanan yapım, 9 Ekim'de Apple TV'de yayımlanacak.

Independent Türkçe, Deadline, Variety