Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: Hepimiz bayıldık

James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"
James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"
TT

James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: Hepimiz bayıldık

James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"
James Gunn yeni aksiyon filmine hayran kaldı: "Hepimiz bayıldık"

Aksiyon sineması tutkunlarının merakla beklediği Hong Kong yapımı Amansız (Huo zhe yan), sinema salonlarında fırtınalar estiriyor. 

Eleştirmenlerin övgüsünü toplayan ve Rotten Tomatoes'ta 107 inceleme üzerinden yüzde 97 beğeni oranına ulaşan yapım, şimdiden "21. yüzyılın en iyi dövüş filmlerinden biri" diye anılmaya başladı.

Amansız, türün modern klasikleri arasına giren Baskın'la (The Raid) benzer bir damardan besleniyor. Üstelik Baskın'la özdeşleşen isimlerden Joe Taslim de filmin başrollerinde yer alıyor.

Güçlü kadro, kusursuz koreografi

Amansız, küçük kızı Rainy'nin yozlaşmış yetkililerce korunan güçlü bir insan kaçakçılığı şebekesi tarafından kaçırılmasıyla hayatı altüst olan, sıradan bir yaşam süren Wang Wei'nin (Xie Miao) hikayesini anlatıyor.

Polis yardım etmeyi reddedince Wei, adaleti kendi elleriyle sağlamaya karar veriyor. Bu yolculukta ona, aynı suç örgütünü araştırırken ortadan kaybolan eşinin izini süren bağımsız gazeteci Navin (Joe Taslim) eşlik ediyor.

İlk bakışta klasik ve sade görünen bu intikam hikayesi, eleştirmenlere göre olağanüstü aksiyon koreografileri sayesinde benzerlerinden ayrılıyor.

Slant dergisinden Jake Cole, Amansız'ı "iddialı ve harika sahnelenmiş bir dövüş şöleni" diye tanımlarken, The Houston Chronicle ise övgünün dozunu biraz daha artırıyor:

Saf ve dizginlenemeyen aksiyon açısından Amansız, son 10 yılın kendi türündeki en iyi filmi.

İlk gösterimini 2025 Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yapan Amansız, o günden bu yana aksiyon tutkunları arasında büyük heyecan yaratıyor.

James Gunn'dan tam not

Yeni DC Evreni'nin arkasındaki isim James Gunn da Amansız'a olan hayranlığını gizlemedi. Yeni filmi Man of Tomorrow'un ekibiyle katıldığı özel gösterimin ardından düşüncelerini X hesabından paylaşan Gunn, şu ifadeleri kullandı:

Dostlar, harika bir film izledik! Man of Tomorrow ekibiyle birlikte Amansız'ı izlemeye gittik. Yönetmen Kenji Tanigaki'nin, o muazzam Twilight of the Warriors: Walled In'den (Jiu Long cheng zhai) sonra kendini aşabileceğini düşünmüyordum ama yanılmışım. Amansız, Kenji Tanigaki'nin günümüzün en yetkin aksiyon yönetmenlerinden biri olduğunu bir kez daha gösteriyor. Hepimiz bayıldık!

Amansız, 12 Haziran'da Türkiye'de de gösterime girdi.

Independent Türkçe, GamesRadar, Slant, The Houston Chronicle, Zoom TV


Russell Crowe, Gladyatör 2'nin başarısız olma sebebini açıkladı

David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)
David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)
TT

Russell Crowe, Gladyatör 2'nin başarısız olma sebebini açıkladı

David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)
David Franzoni'nin hikayesinden beyazperdeye uyarlanan 2000 yapımı Gladyatör, dünya çapında 465 milyon doları aşkın hasılat elde etmiş ve 5 Oscar kazanmıştı (DreamWorks Distribution)

Russell Crowe, Ridley Scott imzalı Gladyatör 2'nin (Gladiator II) seyircide ilk filmin yarattığı etkiyi uyandıramamasını, yapımın "ahlaki bir merkezden yoksun olmasına" bağladı.

Taormina Film Festivali'nde konuşan Crowe, 2000 yapımı ilk filmde canlandırdığı Maximus karakteri için yazılmak istenen yatak sahnelerine nasıl karşı çıktığını anlattı.

Eşinin yasını tutan bir adamın böyle davranmasının karaktere ihanet olacağını düşünen Crowe, yaşananları şöyle anlattı:

Sürekli karşı çıktım. Onlara, 'Bu hikaye, eşi ve çocuğunun ölümünün intikamını alan bir adamı anlatıyor. Bu yolculukta durup biriyle seks yaptığı bir an olamaz. Bu hiçbir mantığa sığmaz ve karakterin motivasyonunu yok eder' dedim. Bu konuda bana ciddi baskı yaptılar, mektuplar falan gönderdiler ama geri adım atmadım. Neyse ki o dönem Ridley Scott, Connie Nielsen'la yatak sahnesi çekmeyi çok istese de sonunda benimle aynı fikirde oldu. İşte filmin ahlaki merkezi buydu.

O dönem stüdyonun, kendilerinin neden bu kadar "eski usul" bir duygunun peşinden gittiğini anlayamadığını belirten Crowe, film vizyona girdiğinde salonları erkeklerden çok kadınların doldurmasıyla haklılığının kanıtlandığını söyledi:

Yüzeysel bakıldığında Gladyatör erkeklere yönelik bir film gibi duruyor. Öyle olsaydı sadece kaba bir intikam hikayesi olurdu. Oysa film, adalet arayışıyla şekillenen daha derin bir hesaplaşmayı merkezine alıyordu. Arada ince ama çok önemli bir fark var. Karakterin bu çizgide kalması gerekiyordu.

İlk filmin başarısının temel nedeninin bu manevi bağ olduğunu vurgulayan ünlü aktör, devam projesini şu sözlerle eleştirdi:

Devam filminde bu ahlaki omurganın göz ardı edilmesi bence en büyük sorunlardan biri oldu. Gişede ancak 20 yılı aşkın süre önce vizyona giren ilk filmin seviyesine ulaşabildiler. Doların geçen yıllar içindeki değer kaybını ve enflasyonu hesaba katarsanız, ikinci film gişede başarısız oldu. Başarısız oldular çünkü ilk filmi özel kılan şeyin ne olduğunu anlayamadılar: Merkezindeki ahlaki pusulayı...

62 yaşındaki Crowe, bu açıklamaları Uluslararası Başarı Ödülü alacağı Taormina Film Festivali'nde, başrolünü üstlendiği yeni projesi Bear Country'nin dünya prömiyeri öncesinde yaptı. 

Derrick Borte'nin yönettiği aksiyon ve gerilim türündeki filmde Crowe, maskeli bir soyguncunun hayatını altüst ettiği yaşlı bir kulüp sahibine hayat veriyor.

Crowe, yönetmen Borte'yle daha önce 2020 yapımı Dengesiz'de (Unhinged) de birlikte çalışmıştı. Festivalde ikiliye filmin diğer başrolleri Nina Dobrev ve Aaron Paul eşlik etti. 

Yaklaşık 4 bin 500 sinemaseverin katılımıyla açık havada gerçekleştirilen prömiyer, filmin İtalya genelindeki yaz turnesinin de başlangıcı olacak. 

Bear Country'nin 26 Ağustos'ta vizyona girmesi planlanıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, ScreenRant


The Walking Dead yıldızlarından iddialı çıkış: Açık ara en iyi sezon

60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)
60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)
TT

The Walking Dead yıldızlarından iddialı çıkış: Açık ara en iyi sezon

60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)
60 yaşındaki Jeffrey Dean Morgan'ın (solda) canlandırdığı Negan, The Walking Dead evreninde Glenn ve Abraham gibi sevilen karakterleri acımasızca katleden zalim bir liderken zamanla daha karmaşık, insani yönleriyle öne çıkan bir figüre dönüştü (AMC)

The Walking Dead: Dead City'nin merakla beklenen üçüncü sezonu bu yaz izleyiciyle buluşuyor. Yeni sezon, hikayeyi New York'ta farklı bir noktaya taşıyacak.

Dizinin başrol oyuncuları, üçüncü sezonun şimdiye kadarki en güçlü sezon olacağını savunarak hayranların beklentilerini zirveye çıkardı.

Yeni sezonun ilk iki bölümü, bu hafta sonu Monte-Carlo Televizyon Festivali'nde özel bir gösterimle izleyicilerle buluştu. 

Variety'nin haberine göre, festivalde dizinin yıldızları Jeffrey Dean Morgan ve Lauren Cohan'a dizi sorumlusu Seth Hoffman da eşlik etti. Morgan, 11 yıl önce evrenin en acımasız kötüsü olarak tanıdığımız Negan'ın, artık çok daha katmanlı bir karaktere dönüştüğünü söyledi.

"Açık ara en iyi sezonumuz"

Karakterinin geçirdiği evrimi anlatan Jeffrey Dean Morgan şu ifadeleri kullandı:

Bu, şimdiye kadar yaptığımız açık ara en iyi sezon. Artık Maggie ve Negan arasında bambaşka bir ilişki var. Negan harika bir kötü adamdı, şimdiyse çok daha katmanlı bir karaktere dönüştü. 11 yıl önce o karavandan çıkan Negan olmaya her zaman devam edecek ama artık çok daha derinlikli biri. Bu yıl aralarındaki ilişkide yaşanan büyük değişim, Negan'ın tamamen farklı bir yönünü ortaya çıkaracak.

Karakteri oynamaktan hâlâ büyük keyif aldığını belirten aktör, "Beni her yıl heyecanlandıran şey de bu. Birbirini öldürmek isteyen iki karakteri merkeze alan bir dizi fikri ilk bakışta çılgınca gelebilir. Ama işte buradayız" diye ekledi.

Dead City'nin üçüncü sezonu, Maggie ve Negan'ın ilişkisinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Maggie, hayatının aşkı ve çocuğunun babası Glenn'i vahşice katleden Negan'ı hiçbir zaman tamamen affetmeyecek olsa da ikili, artık birbirine güvenmeyi öğrenmiş müttefikler haline geldi. Geçmişte yaşananlar göz önüne alındığında bu durum imkansız görünse de hayatta kalma mücadelesi dengeleri tamamen değiştirdi.

Maggie için yeni bir sayfa

Canlandırdığı karakterin bu sezon radikal bir değişim geçirdiğini belirten Lauren Cohan ise şunları söyledi:

Bu yıl Maggie, hayatını yalnızca acı üzerinden tanımlamanın artık ona bir şey kazandırmadığını ilk kez fark ediyor. Bu süreç aslında ikinci sezonda oğluyla başladı. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyordu ve bu onun için çok rahatsız edici bir yüzleşmeydi. Ancak ortada daha büyük bir amaç var. Birbirinden tamamen farklı iki insan olarak, birbirimize ne kadar güvenebildiğimizi ve aslında birbirimizi ne kadar iyi tanıdığımızı fark ettik. Tanışma şeklimiz düşünüldüğünde, ilişkimizin geldiği nokta gerçekten ilginç.

Jeffrey Dean Morgan da bu yeni dinamiğe şu sözlerle dikkat çekti: 

Son 10 yıldır ekrana olabildiğince yoğun bir düşmanlık taşıdık. Ancak artık hayatta kalanlar arasında birbirini en uzun süredir tanıyan iki insanız. Ayrıca Maggie'yi gülerken görmek çok güzeldi, bunu 10 yıldır görmemiştim!

Zombilerin de bir "kişiliği" olacak

Dizi, evrenin köklerini de unutmuyor. Dizinin yaratıcısı Seth Hoffman, üçüncü sezonda zombilerin insani yönlerini de keşfetmeyi amaçladıklarını ve hatta bazılarının "belli ölçüde kimlik ve karakter özellikleri taşıyacağını" söyledi.

The Walking Dead: Dead City'nin üçüncü sezonu, 26 Temmuz'da AMC ve AMC+ platformlarında ekran yolculuğuna başlayacak.

Dizi, Türkiye'de TV+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, CBR.com