Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Cillian Murphy'nin oğlu, babasına benzerliğiyle gündem oldu

Fotoğraf: HBO
Fotoğraf: HBO
TT

Cillian Murphy'nin oğlu, babasına benzerliğiyle gündem oldu

Fotoğraf: HBO
Fotoğraf: HBO

Cillian Murphy'nin oğlu, ünlü babasına olan çarpıcı benzerliğiyle sosyal medyadakileri dönüp bir daha bakmaya yöneltti.

19 yaşındaki Aran Murphy, yeni HBO komedi dizisi Youth'un cuma günü Londra'da düzenlenen özel gösteriminde ilk kez tek başına kırmızı halıya çıktı. Aran, flört dünyasının iniş çıkışları, aile hayatı ve yaşlanan ebeveynlerinin bakımıyla uğraşan 50 yaşındaki boşanmış bir kadını konu alan dizide, Sharon Horgan'ın canlandırdığı karakterin genç oğlunu oynuyor.

Aran'ın fotoğrafları ve röportaj videoları sosyal medyada dolaşmaya başladığında, görenlerin aklına aynı şey gelmiş gibiydi.

Aran'ın kırmızı halıdaki fotoğrafını X'te paylaşan bir kişi, "Adını söylemeye gerek yok, babasının kim olduğunu hepiniz biliyorsunuz" diye yazdı.

İnsanların dikkatini çeken sadece Aran'ın dış görünüşü değildi. İzleyiciler ayrıca onun konuşma tarzı ve duruşuyla da Oscar ödüllü babasına şaşırtıcı derecede benzediğini belirtti.

X'teki popüler bir gönderide, "Sesi, yüz ifadesi, her şeyi tıpkı babası gibi. Cillian Murphy resmen 'kopyala-yapıştır' yapmış" ifadeleri yer aldı.

İskoç sunucu Jodie McCallum, Aran'la yaptığı kırmızı halı röportajını TikTok'ta paylaştı ve bu video şimdiden 4 milyondan fazla izlendi.

Yorumlarda bir kişi, "Armut düşmemiş bile" diyerek espri yaptı.

Bir başkası ise, "Hayatımda birinin soyunu bu kadar hızlı anladığım başka bir an olmamıştı" diye ekledi.

Röportaj sırasında Aran, Y Kuşağı'nın "utanç verici" olup olmadığı sorulduğunda gayet kayıtsız bir yanıt verdi.

Basitçe, "Bizim nesil de en az onlar kadar 'utanç verici' şeyler yapıyor. Bu yüzden dürüst olmak gerekirse Y Kuşağı'nın yaptıklarından dolayı çok da rahatsızlık duyduğumu söyleyemem" diye cevap verdi.

McCallum'un gönderisine yorum yapan bir başkası, "Onlarınki İrlanda'daki en sakin ev olmalı" dedi. Cillian, röportajlarda rahat olmasıyla tanınıyor. Bu tavır, filmlerinin tanıtımı sözkonusu olduğunda bazen ilgisizliğe varan bir rahatlık olarak yorumlanıyor.

Christopher Nolan'ın Oscar ödüllü Oppenheimer filmi için çıktığı büyük çaplı basın turu sırasında Murphy, Hollywood'un basın turu sistemini "bozuk bir model" diye nitelemişti.

GQ'ya, "Sistem şöyle işliyor: Herkes çok sıkılmış durumda" demişti.

İnsanlar bana hep 'Çekinceleri var' ya da 'Röportaj yapması zor biri' derdi. Aslında hiç de öyle değil! İş ve sanat hakkında konuşmayı çok severim. Asıl zorlandığım, gereksiz bulduğum ve yapmak istediklerim açısından da pek bir faydası olmadığını düşündüğüm kısım şu: 'Bana kendinden bahset…'

Cillian'ın Aran'ın yanı sıra, 2004'ten beri evli olduğu eşi Yvonne McGuinness'ten Malachy adında 20 yaşında bir oğlu daha var.

Murphy, 2023'te Rolling Stone UK'e verdiği röportajda oğullarından "gerçekten iyi çocuklar" diye bahsetmiş ve "Birlikte çok gülüyoruz" demişti.

"'Baba'yla Film Gecesi' gibi bir adetimiz yok ama bazı filmlerimi seviyorlar. Hepsinin gerçekten çok yoğun filmler olduğunu söylüyorlar" diye ekledi.

Aran'ın izleyici karşısına çıkacağı bir sonraki yapım, Sienna Miller ve Dominic West'le birlikte rol aldığı, HBO'nun 1 Ekim'de yayımlanacak boşanma draması War.

Independent Türkçe


Yapay zekayla özgeçmiş hazırlamak ne kadar verimli?

Yalnızca yapay zekayla hazırlanan özgeçmişler en düşük performansı göstererek ilk aşamada yüzde 10 oranında olumlu yanıt aldı (Unsplash)
Yalnızca yapay zekayla hazırlanan özgeçmişler en düşük performansı göstererek ilk aşamada yüzde 10 oranında olumlu yanıt aldı (Unsplash)
TT

Yapay zekayla özgeçmiş hazırlamak ne kadar verimli?

Yalnızca yapay zekayla hazırlanan özgeçmişler en düşük performansı göstererek ilk aşamada yüzde 10 oranında olumlu yanıt aldı (Unsplash)
Yalnızca yapay zekayla hazırlanan özgeçmişler en düşük performansı göstererek ilk aşamada yüzde 10 oranında olumlu yanıt aldı (Unsplash)

İş arayanlar, iş başvurularında yapay zekayı giderek daha fazla kullanıyor ancak yeni bir araştırmaya göre başvurularınızın hazırlanmasını yapay zekaya bırakmak, yeni bir pozisyona girmenizi engelleyebilir.

Özellikle birden fazla kuruluşa başvuran adaylar formları doldurmak, ön yazıları kaleme almak ve ilk aşamadaki soruları yanıtlamak için yapay zeka kullanabiliyor.

Ancak yeni bir deney, bunun zamanınızın en iyi kullanımı olmayabileceğini ve hatta gerçekten istediğiniz bir rolü kaçırmanıza yol açabileceğini öne sürüyor.

İş kaynakları sitesi Kickresume, bir dizi satış ve pazarlama pozisyonu için en iyi ve en kötü performans gösteren başvuruları belirlemek amacıyla bir test yaparak yapay zekanın yazdığı özgeçmişleri, tamamen insanlar tarafından hazırlananlarla karşılaştırdı.

İnsanların yazdığı özgeçmişler en başarılı sonuçları vererek 200 başvurunun neredeyse üçte birinde (yüzde 31) olumlu yanıt aldı.

Öte yandan yalnızca yapay zekayla hazırlanan özgeçmişler en kötü performansı gösterdi ve sadece 10'da biri (yüzde 10) olumlu bir ilk yanıt aldı.

Ancak insanların, yapay zekayla yazılan özgeçmişleri sonradan kişiselleştirmesi durumunda kayda değer bir artış (yüzde 18) görüldü.

Kickresume CEO'su Peter Duris "En etkili özgeçmişi bir insan yazmış olsa da yapay zekayla yazılan özgeçmişinizi iş tanımına uyacak şekilde biraz düzenlemek, performansını önemli ölçüde artırabilir. Testimizde, yapay zekayla hazırlanıp üzerinde düzenleme yapılan başvuruların yanıt alma oranı neredeyse iki kat arttı" diyor.

İlandaki ifadeleri özgeçmişinize dahil etmek, işe alım uzmanlarıyla yöneticilerine bu pozisyon için gerçekten uygun olduğunuzu gösterir ve özgeçmişinizin aday takip sistemi tarafından sorunsuz bir şekilde okunmasını sağlar.

Araştırma, iş ararken tekrar tekrar başvuru yapmaktan bunalmış ve otomatik yazılan toplu başvuruların daha iyi bir yöntem olup olmadığını merak eden kişiler için ufuk açıcı bir değerlendirme sunuyor.

Ön yazı gibi bir şey üzerine ek bir çalışma yapılmadı ve tek sektöre yönelik başvurular, farklı istihdam alanlarında aynı sonuçları vermeyebilir.

Ancak yine de çalışma, işe alım uzmanlarının ve işverenlerin adaylar arasında farklılık görmek istediğini ve iş arayanların, güçlü yanlarını ve kişiliklerini kendileri için özgeçmiş yazan bir yapay zeka modelinden her zaman daha iyi bileceğini hatırlatıyor.

Duris sözlerini, "Bu deneyi gerçekleştirmek gerçekten ilginçti ve umarız bu, insanları iş aramayı sürdürmeye ve kendi özgeçmişleriyle denemeler yapmaya teşvik eder" diye tamamladı.

Independent Türkçe


Barlar ve restoranlar zayıflama iğnelerinden şikayetçi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Barlar ve restoranlar zayıflama iğnelerinden şikayetçi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir rapora göre bar ve restoranlar, zayıflama ilaçlarının kullanımındaki büyük artış nedeniyle müşterilerinin azaldığını düşünüyor.

İskoçya Lisanslı Ticaret Birliği (SLTA), 300 pub, bar, restoran ve otel üzerinde yaptığı araştırmada, işletmelerin 6'da birinin (yüzde 16) bu ilaçlar yüzünden daha az müşteri ağırladığını düşündüğünü tespit etti.

İşletmelerin yüzde 22'si ise müşterilerinin artık daha "seçici" davrandığını belirtti.

GLP-1 reseptör agonistleri diye de bilinen zayıflama iğnelerini Birleşik Krallık'ta (BK) yaklaşık 1,6 milyon yetişkin kullanıyor. Bu iğneler kan şekeri, iştah ve sindirimi düzenleyen doğal bir hormonu taklit ederek etki gösteriyor.

İşletmeler, iştahı azaltan ve sindirimi yavaşlatan bu ilaçların müşteri alışkanlıklarını değiştirdiğini ifade ediyor.

SLTA Genel Müdürü Colin Wilkinson şunları söyledi:

Dünya Kupası satışlarda kısa süreli bir artış sağladı ancak genel ekonomik görünüm hâlâ sıkıntılı. Üyelerimiz, küresel olayların ekonomik belirsizliği uzatması nedeniyle tüketici güveninin düşük seyrettiğini bildiriyor. Ayrıca yeni bir eğilim de ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 16'sı, kilo verme ilaçları olgusu nedeniyle işletmelerine yapılan ziyaretlerin azaldığını belirtiyor.

SLTA'nın sektör hakkındaki yaz dönemi piyasa raporunda, GLP-1 ilaçlarının konaklama ve ağırlama sektörünün karşı karşıya olduğu çeşitli zorluklardan biri olduğu belirtildi. Raporda, artan maliyetler ve ziyaretçilerin harcanabilir gelirlerinin azalması da diğer zorluklar arasında gösterildi.

FIFA Dünya Kupası ve Glasgow İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları'nın ardından gerçekleştirilen araştırmada, işletmelerin yüzde 58'i iş hacimlerinin düştüğünü belirtti. Oysa üçte ikisi Dünya Kupası sayesinde artış yaşandığını ifade etmişti.

Yakın zamanda Glasgow'da düzenlenen İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları da "pub ve barlardaki satışlara herhangi bir katkı sağlamadı".

Araştırma, işletmelerin yüzde 71'inin başa baş noktasına ulaşmayı veya kâr etmeyi beklediğini ortaya koydu. Bu oran kış aylarındaki araştırmada yüzde 63 seviyesindeydi.

Wilkinson, İskoçya'daki işletmelerin, BK'nin diğer bölgelerine kıyasla daha yüksek ticari mülk vergileri ve enerji maliyetleri gibi "kendilerine özgü zorluklarla" karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Wilkinson şunları söyledi:

İskoçya'daki kendimize özgü zorluklardan biri daha yüksek maliyet yapısı. Zira buradaki konaklama ve ağırlama işletmeleri, BK'nin geri kalanındaki benzer işletmelere kıyasla daha yüksek ticari mülk vergileri ve enerji maliyetleriyle karşı karşıya. İşletme kârlılığı önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu nedenle İskoç Parlamentosu'ndaki tüm tarafları, işletme vergisi oranlarında yapılacak erken bir reformu; Westminster Parlamentosu'ndaki tarafları ise ruhsatlı konaklama ve ağırlama sektörü için KDV indirimini ekonomik stratejilerinin tam merkezine almaya çağırıyoruz. Her iki hükümet de yakın zamanda ekonomiyi büyütmenin temel önceliklerinden biri olduğunu yineledi. İşte şimdi harekete geçme zamanı. Artık konuşmayı bırakıp icraat yapmalılar.

Wilkinson, BK hükümetine İrlanda örneğini izleyerek ülke genelindeki konaklama ve ağırlama işletmeleri için KDV'yi düşürme çağrısında bulundu.

Wilkinson ayrıca, Westminster hükümetinin konaklama ve ağırlama işletmeleri için KDV oranını yüzde 10'a indirdiğini görmek istediğini belirtti.

Hazine'den bir sözcü şunları söyledi:

Maliye Bakanı mali kurallara uyma taahhüdüne bağlı kalarak ailelere ve işletmelere bir nebze olsun nefes aldırmaya, Britanya'da istihdamı desteklemeye ve ülkenin her bölgesinde büyümeyi teşvik etmeye yönelik önceliklerine tamamen odaklanmış durumdadır. Her zaman olduğu gibi vergiye ilişkin kararlar; söylentiler, spekülasyonlar veya öneriler hakkında rutin yorumlar yapmak yerine, Maliye Bakanı'nın mali düzenlemeler veya bütçe açıklamaları sırasında ortaya koyacağı hususlardır.

Independent Türkçe