Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Yüzde 94'lük başarı yetmedi: Game of Thrones yıldızının dizisine erken veda

Ponies'de Emilia Clarke (sağda), eğitimli Sovyet göçmeni Bea'yi, Haley Lu Richardson (solda) ise korkusuz ve sınırları zorlayan küçük kasabalı Twila'yı canlandırıyor (Peacock)
Ponies'de Emilia Clarke (sağda), eğitimli Sovyet göçmeni Bea'yi, Haley Lu Richardson (solda) ise korkusuz ve sınırları zorlayan küçük kasabalı Twila'yı canlandırıyor (Peacock)
TT

Yüzde 94'lük başarı yetmedi: Game of Thrones yıldızının dizisine erken veda

Ponies'de Emilia Clarke (sağda), eğitimli Sovyet göçmeni Bea'yi, Haley Lu Richardson (solda) ise korkusuz ve sınırları zorlayan küçük kasabalı Twila'yı canlandırıyor (Peacock)
Ponies'de Emilia Clarke (sağda), eğitimli Sovyet göçmeni Bea'yi, Haley Lu Richardson (solda) ise korkusuz ve sınırları zorlayan küçük kasabalı Twila'yı canlandırıyor (Peacock)

Peacock, Soğuk Savaş döneminde geçen casus gerilimi Ponies'i yalnızca bir sezonun ardından iptal etti.

Başrollerini Emilia Clarke ve Haley Lu Richardson'ın paylaştığı dizinin 8 bölümlük ilk sezonu, 15 Ocak'ta tüm bölümleriyle izleyici karşısına çıkmıştı. 

Eleştirmenlerden büyük ölçüde olumlu yorumlar alan ve Rotten Tomatoes'da yüzde 94'lük beğeni oranına ulaşan yapım, aynı başarıyı izlenme rakamlarında yakalayamadı.

Peacock dizilerinin izlenme verilerini düzenli olarak paylaşmasa da Ponies'in yayımlandıktan sonra reyting ölçüm şirketi Nielsen'ın En Çok İzlenen 10 Yapım listesine girememesi, izleyici nezdinde beklenen ilgiyi göremediğine işaret ediyor.

Dizinin oyuncu kadrosunda Clarke ve Richardson'ın yanı sıra Adrian Lester, Artjom Gilz ve Nicholas Podany gibi isimler yer alıyordu. 
David Iserson ve Susanna Fogel imzasını taşıyan Universal Television yapımında, Game of Thrones yıldızı Clarke da yürütücü yapımcılar arasında yer alıyordu.

Bir CIA serüveni

Ponies, birbirinden tamamen farklı iki kadının istemeden kurduğu istihbarat ortaklığını merkezine alıyordu.

1977'de Moskova'da geçen dizi, Amerikan Büyükelçiliği'nde sekreterlik yapan iki kadının, gizemli bir şekilde öldürülen eşlerinin intikamını almak ve ardındaki Soğuk Savaş komplosunu çözmek için CIA ajanı olmasını anlatıyordu.

"İki kadın başrollü dönem dizisi yapmak"

Dizinin yaratıcıları Iserson ve Fogel, yayın döneminde Deadline'a verdikleri röportajda finaldeki şoke edici olaylara değinmiş ve olası ikinci sezon için düşündükleri planlardan da söz etmişlerdi.

İkili, "Bea ve Twila ilk sezonun sonunda birbirlerinden çok şey öğrendi. İkinci sezon, siyasi bir krizin yarattığı kaos ortamında riskler çok daha yüksekken bu becerilerini nasıl kullanacakları üzerine olacaktı" sözleriyle hikayenin ikinci sezonda izlemesi planlanan rotayı da özetlemişti.

İptal kararının ardından Instagram hesabından bir açıklama yapan ortak yaratıcı David Iserson, sürece olumlu bir pencereden bakmayı tercih etti. Ponies'i televizyondaki hiçbir şeye benzemeyen "cesur, şaşırtıcı ve şık" bir dizi diye nitelendiren Iserson, şu ifadeleri kullandı:

Bu sektörde riskli görülen bir işe kalkıştık; iki kadın karakteri merkeze alan, alışılmışın dışında bir tona sahip bir dönem dizisi yapmaya çalıştık. Her şeye rağmen buna değdiğine inanıyorum. Şimdilik Bea ve Twila'ya veda ediyoruz. Umarım bir gün onların hikayesine yeniden dönme fırsatı buluruz.

Ponies'in ilk ve tek sezonu, Türkiye'de TOD TV üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline


131 milyon saat izlenen yeni dizi rekorla başladı

Gişe canavarı Avatar serisinin 49 yaşındaki yıldızı Sam Worthington, Sen Bulacağım'da oğlunu öldürmekten haksız yere hüküm giyen David Burroughs rolünde (Netflix)
Gişe canavarı Avatar serisinin 49 yaşındaki yıldızı Sam Worthington, Sen Bulacağım'da oğlunu öldürmekten haksız yere hüküm giyen David Burroughs rolünde (Netflix)
TT

131 milyon saat izlenen yeni dizi rekorla başladı

Gişe canavarı Avatar serisinin 49 yaşındaki yıldızı Sam Worthington, Sen Bulacağım'da oğlunu öldürmekten haksız yere hüküm giyen David Burroughs rolünde (Netflix)
Gişe canavarı Avatar serisinin 49 yaşındaki yıldızı Sam Worthington, Sen Bulacağım'da oğlunu öldürmekten haksız yere hüküm giyen David Burroughs rolünde (Netflix)

Netflix'in dünyaca ünlü yazar Harlan Coben'la yürüttüğü yaratıcı ortaklık, platforma büyük kazançlar sağlamaya devam ediyor. 

Yazarın popüler romanından uyarlanan ve 18 Haziran'da izleyiciyle buluşan Seni Bulacağım (I Will Find You), platformun bu yıl en güçlü açılışı yapan yeni dizisi oldu.

Netflix'in kendi açıkladığı verilere göre gizem ve gerilim türündeki yapım, 15-21 Haziran haftasında dünya çapında 24 milyon izlenmeye ulaştı.

Toplam süresi 5,5 saate yaklaşan 8 bölümlük mini dizi, ilk haftasında küresel ölçekte 131,7 milyon saat izlenme süresini geride bıraktı.

2026'nın önceki açılış rekoru, ocak ayında 19,9 milyon izlenmeye ulaşan Ne Yaptığını Biliyorum'a (His & Hers) aitti. 

Seni Bulacağım, bu performansıyla yeni sezonları yayımlanan diziler de dahil olmak üzere, Netflix'in 2026'daki İngilizce yapımları arasında en iyi 5 haftalık açılıştan birine imza attı.

Dizi, Bridgerton'ın 4. sezonu, Stranger Things'in final haftası ve Ne Yaptığını Biliyorum'un ikinci haftasında ulaştığı rakamlara yaklaşarak dikkat çekici bir başarı yakaladı.

Netflix'teki 13. Harlan Coben uyarlaması

Seni Bulacağım, Polonya, İspanya, Fransa ve Arjantin'de çekilen uyarlamalar da dahil, Netflix'in Coben eserlerinden uyarladığı 13. dizi oldu.

Coben'in önceki uyarlamalarından Beni Kandıramazsın (Fool Me Once), ilk 13 haftasında küresel çapta ulaştığı 98 milyon izlenmeyle 2024'ün en çok ses getiren işlerinden biri olmuştu. 

Ocak ayında yayımlanan bir diğer dizi Run Away ise 12,7 milyon izlenmeyle açılış yapmış ve platformun küresel listesinde 4 hafta kalmayı başarmıştı.

Seni Bulacağım'ın başrolünde, oğlunu öldürdüğü iddiasıyla haksız yere hapse atılan bir babayı canlandıran Sam Worthington yer alıyor. Karakter, oğlunun hâlâ hayatta olabileceğini öğrendikten sonra hem çocuğunu bulmak hem de masumiyetini kanıtlamak için hapishaneden kaçıyor. 

Dizinin zengin oyuncu kadrosunda Worthington'a Severance yıldızı Britt Lower, Chi McBride, Logan Browning ve Erin Richards gibi isimler eşlik ediyor.

Dizi sorumlulusu görevini üstlenen Robert Hull, Harlan Coben, Bryan Wynbrandt, Steven Lilien, John Weber ve dizinin ilk iki bölümünü de yöneten Brad Anderson'la birlikte yürütücü yapımcı kadrosunda yer alıyor.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Sessiz sedasız fenomen oldu: Netflix komedisine övgü yağıyor

38 yaşındaki komedyen Shane Gillis, Tires'ta oto tamirhanesinde çalışan, kuzeni ve patronu Will'e sürekli zorluk çıkaran, umursamaz ve çılgın bir karakteri oynuyor (Netflix)
38 yaşındaki komedyen Shane Gillis, Tires'ta oto tamirhanesinde çalışan, kuzeni ve patronu Will'e sürekli zorluk çıkaran, umursamaz ve çılgın bir karakteri oynuyor (Netflix)
TT

Sessiz sedasız fenomen oldu: Netflix komedisine övgü yağıyor

38 yaşındaki komedyen Shane Gillis, Tires'ta oto tamirhanesinde çalışan, kuzeni ve patronu Will'e sürekli zorluk çıkaran, umursamaz ve çılgın bir karakteri oynuyor (Netflix)
38 yaşındaki komedyen Shane Gillis, Tires'ta oto tamirhanesinde çalışan, kuzeni ve patronu Will'e sürekli zorluk çıkaran, umursamaz ve çılgın bir karakteri oynuyor (Netflix)

Netflix kullanıcıları, sosyal medyada göklere çıkarılan bir durum komedisini kesintisiz izlemek için sabahlıyor.

İş yeri komedisi, babasının oto tamirhanesini devralan bir adamın hikayesini anlatıyor. 

Tires adlı komedi dizisinin ilk sezonu izleyicilerden Rotten Tomatoes'da yüzde 86 beğeni oranına ulaşırken, ikinci sezon çıtayı daha da yükselterek yüzde 91 gibi etkileyici bir oran elde etti.

Komedyenler Shane Gillis, John McKeever ve Steve Gerben tarafından hayata geçirilen dizi, platformdaki yolculuğuna 2024'te başlamıştı. Üçüncü sezonun prömiyerine de sayılı haftalar kaldı. 

Netflix, 18 yaş altı izleyiciler için uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu şöyle özetliyor:

Babasının otomobil tamirhanesini yöneten beceriksiz bir adam, müşteri hizmetlerini iyileştirerek kâr elde etmeye ve devamlı sorun çıkaran kuzenini kontrol altına almaya çalışır.

Tires ilk sezonunda da güçlü bir hayran kitlesi edinmişti. Bir izleyici onu "muhtemelen televizyon tarihindeki en iyi dizi" diye tanımlıyordu. 

İkinci sezonun ardından ise övgüler daha da arttı. Bir başka izleyici yeni sezon hakkındaki hayranlığını şu sözlerle dile getiriyor:

Harika bir ilk sezonun ardından inanılmaz bir devam sezonu gelmiş! Üçüncü sezonu sabırsızlıkla bekliyorum. Yeni oyuncular diziye çok iyi uyum sağlamış, mevcut ekip de performansını bir adım daha ileri taşımış. Birçok sahnede kendimi tutamayarak kahkahalara boğuldum.

Birçok izleyici, bölümleri bir oturuşta bitirmek için "bütün gece" uyanık kaldığını itiraf ediyor. Gelen yorumlardan biri durumu şöyle özetliyor:

Tires'ın ikinci sezonunu tek oturuşta bitirdim ve şunu söylemeliyim ki izlediğim en iyi komedilerden biri, hatta belki de en iyisi. Normalde Amerikan komedilerini biraz klişe ve yapmacık bulduğum için pek sevmem ama bu dizi tam bir cevher.

Projeyi önceleri ortalama bulup sonradan bağımlısı olduğunu belirten bir başka izleyici ise "Netflix'teki Tires'ın yeni sezonu aşırı iyiydi. Bir bölüm daha derken bütün sezonu bitirdim. Başta 'idare eder' diye düşünmüştüm ama şu an adeta takıntılı hale geldim. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık" yorumunda bulundu.

Tires'ın ilk sezonu 6 bölümden oluşurken, ikinci sezon 12 bölümle izleyici karşısına çıkıyor. Her bir bölümün süresi ise yaklaşık 20 dakika. 

Diziye başlamak isteyenler için ilk iki sezon Netflix'te yayında. Merakla beklenen üçüncü sezon ise 13 Ağustos'ta platformdaki yerini alacak.

Independent Türkçe, Express, Mirror