Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır hayatını kaybetti

Fotoğraf: Instagram / @kadirinanir
Fotoğraf: Instagram / @kadirinanir
TT

Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır hayatını kaybetti

Fotoğraf: Instagram / @kadirinanir
Fotoğraf: Instagram / @kadirinanir

Kimileri için Tatar Ramazan, kimileri için "Yılanların Öcü" filmindeki Kara Bayram, birçokları içinse "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın İlyas'ı...

Türk sinemasının en büyük yıldızlarından Kadir İnanır, 14 Mayıs’ta rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti. 2018, 2021 ve 2024 yıllarında geçirdiği pıhtı atmaları nedeniyle yaşamının son dönemini sağlık sorunlarıyla geçiren İnanır, İstanbul'da zatürre tedavisi gördüğü hastanede 21 Mayıs'ta entübe edilmişti.

Yeşilçam'ın en önemli aktörleri arasında yer alan Kadir İnanır, 24 Mart 2024'te beynine pıhtı atması nedeniyle hastaneye kaldırılmış, uzun süren yoğun bakım tedavisinin ardından taburcu edilmişti.

1949 yılında Ordu'nun Fatsa ilçesinde aslen Trabzon Sürmeneli bir ailenin 14'üncü ve son çocuğu olarak dünyaya gelen İnanır, lise eğitimini İstanbul'da yatılı okuduğu Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. Ardından şu anki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan İstanbul Gazetecilik Yüksekokulu'nda Radyo-Televizyon Bölümü'nü bitirdi.

1968 yılında Ses dergisinin düzenlediği ve Engin Çağlar, Sümer Tilmaç ve Demir Karahan gibi daha sonra ünlenecek isimlerin de katıldığı Sinema Artisti Yarışması'nda derece alamasa da aynı yıl Saklambaç gazetesinin Fotoroman Artisti Yarışması'nı kazanmayı başardı. 1968'de "Yedi Adım Sonra" filminde aldığı rolle de sinemaya adım attı. İlk başrolünü ise 1970'de Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Kara Gözlüm" filminde, ilerleyen yıllarda birçok yapımda daha birlikte rol alacağı Türkan Şoray'la oynadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taziye mesajında, "Türk sinemasının usta aktörlerinden Kadir İnanır'ın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Sayın Kadir İnanır'a Allah'tan rahmet niyaz ediyor; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.

Haberi üzüntüyle öğrendiğini söyleyen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Kendisine Allah'tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı dilerim" dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel mesajında İnanır için, "Halktan, emekten yana duruşuyla, sanatına kattığı değerle gönüllerimizde silinmeyecek bir iz bıraktı" dedi.

Ekrem İmamoğlu adına Instagram hesabında, "Onurlu, namuslu, haksızlığa boyun eğmeyen bir adamdı ve bu yüzden onu sevdik" mesajı paylaşıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Sen Türküler Söyle filminde Hayri karakterini, "yüreğinde hissederek", "Ben gidiyorum, kendi bildiğim türküleri söylemeye... " sözlerini alıntıladı.

"Türkülerin tükenmesin, yattığın yer incinmesin, mekanın cennet olsun Kadir abi" dedi.

Komedyen Cem Yılmaz, "Kıymetli büyüğümüz, sinemamızın devi Kadir İnanır abimizin mekanı cennet olsun, başta ailesi tüm sevenlerinin başı sağolsun. Gönüllerde yaşayacak, unutulmayacaktır" mesajıyla İnanır'ı andı.

15 Nisan 1949'da Ordu'nun Fatsa ilçesinde doğan Kadir İnanır, 70'li yılların başında sinema oyunculuğuna başladı.

Kariyeri boyunca 180'den fazla filmde rol aldı.

"Selvi Boylum, Al Yazmalım", "Yılanların Öcü", "Bir Yudum Sevgi", "Ah Güzel İstanbul" ve "Tatar Ramazan" gibi filmlerdeki performanslarıyla yıldızlaştı.

Adana Altın Koza Film Festivali'nde ayrı dönemlerde "Yaşam Boyu Onur Ödülü" ve "Cumhuriyetin 100. yılında ''Sinemamızın Yüzü'' Ödülü"ne layık görüldü.

Altın Portakal Film Festivali, Altın Koza Film Festivali ve Ankara Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerine layık görüldü.


Muhammed Ali'den Giancarlo Esposito'ya... İslam'ı seçen ünlüler

Muhammed Ali'den Giancarlo Esposito'ya... İslam'ı seçen ünlüler
TT

Muhammed Ali'den Giancarlo Esposito'ya... İslam'ı seçen ünlüler

Muhammed Ali'den Giancarlo Esposito'ya... İslam'ı seçen ünlüler

Amerikalı oyuncu ve yönetmen Giancarlo Esposito, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad’da "7 Dogs" filminin çekimleri sırasında gördüğü insani ve ahlaki muameleden derinden etkilendi. Rol arkadaşlarının ve set ekibinin kendisine gösterdiği hüsnüniyetin (iyi niyetin) etkisi, sadece bir rahatlık ve şükran duygusuyla sınırlı kalmadı; bunu çok daha öteye taşıdı. Suudi Arabistan Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı  Turki Al Şeyh tarafından paylaşılan videoya göre 68 yaşındaki Esposito, "Krallık'taki çekimler sırasında Müslümanlarla kurduğu iletişimdeki samimiyet ve huzurdan etkilenerek" camide namaz kıldı ve Kelime-i Şehadet getirdi.

dvfdebf
ABD’li aktör ve yönetmen Giancarlo Esposito, Kızıldeniz Film Festivali’nde (Instagram)

Dünyaca ünlü "Breaking Bad" dizisinin yıldızı, İslam'ı seçtiğini ilan eden ilk Batılı ünlü değil. Tarih; aktörlerden müzisyenlere, sporculardan sanatçılara kadar İslamiyet'i seçen dünyaca ünlü isimlerle dolu. Gençliğinde Katolik bir eğitim alan ve bir dönem rahip olmayı bile düşünen Esposito, Muhammed Ali "Clay" ile başlayan bu uzun zincirin son halkalarından biri oldu.

Dave Chappelle ve Zemzem Suyu

Binlerce insanın karşısında esprilerini ve komik hikayelerini anlatmasını beklediği dünyaca ünlü Amerikalı komedyen Dave Chappelle, henüz 17 yaşındayken bir pizzacıda çalışan bir gencin karşısında adeta büyülenmişti. Amerikalı usta televizyoncu David Letterman ile 2020 yılında yaptığı röportajda Chappelle, İslam'ı seçiş öyküsünü paylaştı.

Washington'daki evinin tam karşısında bulunan pizzacıdaki çalışanlardan biri, dinine son derece bağlı bir Müslümandı. Chappelle ile bu genç arasında ahlak, insanlık ve maneviyat üzerine derin sohbetler başladı. Genç adamın üzerinde bıraktığı ve ruhunun derinliklerine işleyen bu sohbetlerin ardından Chappelle, henüz reşit olma arifesindeyken İslam'ı seçti.

Hayatı boyunca İslami ibadetlerine bağlı bir yaşam süren Chappelle'in, özellikle zemzem suyu ile çok özel bir bağı bulunuyor. "Time" dergisine verdiği bir röportajda, Mekke-i Mükerreme'deki Zemzem Kuyusu'na yaptığı ziyareti anlatan Chappelle, bu mübarek suyun kendisi için tam bir huzur kaynağı olduğunu belirtmişti. Dinî inancının mesleğinde de kendisine rehberlik ettiğine inanan 52 yaşındaki Chappelle, çocuklarına İbrahim, Süleyman ve Sana isimlerini verdi.

Cat Stevens'ın "Yusuf İslam" Olduğu Gün

Dünyaca ünlü şarkıcı Cat Stevens, 1948 yılında Londra’da, Ortodoks Kıbrıslı bir baba ile Baptist İsveçli bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Katolik okulunda eğitim gördü, ardından hayat yolu olarak müziği seçti.

1970'lerde Fas'ta yaptığı bir tatil sırasında ilk kez ezan sesini duydu ve bu ses onda büyük bir merak uyandırdı. Ancak bu çağrının hayatındaki tam karşılığını bulması için birkaç yıl daha geçmesi gerekecekti. 1976 yılında ABD’nin Malibu sahillerinde yüzerken boğulma tehlikesi geçirdi. O ölüm kalım anında Tanrı'ya yalvardığını belirten sanatçı, "Tanrım, eğer beni kurtarırsan hayatımı senin için yaşayacağım" dediğini aktarır.

Boğulmaktan kurtulduktan kısa bir süre sonra, erkek kardeşi kendisine Kur'an-ı Kerim'in bir çevirisini hediye etti. Kur'an'ın içeriğinden derinden etkilendiğini ve kutsal kitabı okumasının hayatında bir dönüm noktası olduğunu belirten sanatçı, İslamiyet'i kabul etti. Hz. Yusuf’a ithafen "Yusuf İslam" adını aldı ve pop müzik kariyerine son vererek insani ve manevi içerikli eserlere yöneldi. Sanatçı, çalışmalarından elde ettiği gelirleri ise başta ihtiyaç sahibi yüzlerce Müslüman çocuğa ücretsiz eğitim sağlamak olmak üzere çeşitli insani yardım faaliyetlerine vakfetti.

Sinéad O'Connor başını örttü

Sinéad O'Connor, 1999 yılında rahibeliğe kadar uzanan ve "Rahibe Bernadette Mary" adını aldığı fırtınalı bir manevi arayışın ardından İslam'ı seçen en ünlü şarkıcılardan biri olarak hafızalara kazındı.

İrlandalı merhum şarkıcı, 2018 yılında 52 yaşındayken Müslüman olduğunu duyurdu. İslam alimi Şeyh Ömer El-Kadri'nin eşlik ettiği bir merasimle başını örten O'Connor, "Shuhada' Sadaqat" (Şüheda Sadakat) ismini aldı.

Kardeş Jackson Bahreyn'den Müslüman olarak döndü

Amerikalı pop ikonları Jackson ailesinin bir üyesi ve Michael Jackson’ın ağabeyi olan şarkıcı Jermaine Jackson, 1989 yılında Bahreyn’e yaptığı bir seyahat sırasında bölge halkının dindarlığından, takvasından ve inançlarına olan bağlılığından derinden etkilendi.

Tüm aile bireylerinin "Yehova'nın Şahitleri" öğretisine bağlı olarak yetiştiği bir aileden gelmesine rağmen, bu seyahatin ardından İslam'ı seçmeye karar verdi ve "Muhammed Abdülaziz Şerif" adını aldı.

sdvfdev
Jermaine Jackson, 1989 yılında Bahreyn’e yaptığı bir ziyaretin ardından İslam’ı din olarak seçti (Reuters)

Müzik kariyerine orijinal ismiyle devam eden Jackson, İslamiyet'in kendisine her zaman iç huzuru, tevazu ve doğru yolu bulma bilinci aşıladığını sık sık dile getirdi.

Cassius Marcellus'tan Muhammed Ali'ye

Sanat dünyasında olduğu gibi spor dünyasında da İslamiyet'i seçen efsane isimlerin sayısı bir hayli fazla. Bu alanda hikayesi tüm dünyaya ilham veren en ikonik isim şüphesiz, 1942 yılında ABD’de Cassius Marcellus Clay adıyla doğan efsanevi boksör Muhammed Ali'dir.

sdvgfr
Muhammed Ali Clay, 1986 yılında Kahire’deki bir camide namaz kılarken (AFP)

Irkçılığın gölgesinde geçen çocukluğu sırasında Baptist Hristiyan okulunda eğitim gören ve 12 yaşında vaftiz edilen Clay, 5 yıl sonra ABD’de "Nation of Islam" (İslam Milleti) olarak bilinen hareketle tanıştı. Bu grubun toplantılarına katılan Clay, burada kendisinin manevi ve siyasi hamisi (rehberi) olacak olan insan hakları savunucusu Müslüman lider Malcolm X ve hayatı boyunca kendisine eşlik edecek diğer İslam alimleriyle bir araya geldi.

dfrbr
Muhammed Ali, 1988 yılında Sudan’da namaz kılarken (Wikipedia)

Çok geçmeden İslam'ı kabul eden Clay, "Muhammed Ali" adını aldı. Kendisini bu dine çeken en güçlü unsurun İslam'ın sunduğu adalet ve eşitlik mesajı olduğunu her fırsatta vurguladı. Dinî bağlılığını, 1972 ve 1988 yıllarında Mekke-i Mükerreme'ye yaptığı iki kutsal hac ziyaretiyle de pekiştirdi.

Mike Tyson da Müslüman Oldu

Muhammed Ali’nin izinden giden bir diğer efsane boksör ise 1992 yılında, henüz 26 yaşındayken Müslüman olan Mike Tyson’dı. Kamuoyunda yaygın olarak bilinen anlatıya göre Tyson, Indiana’da cezaevindeyken Malcolm X’in otobiyografisini okuduktan sonra etkilenerek İslam'ı seçti ve "Malik Abdülaziz" ismini aldı.

erbfr
Boksör Mike Tyson, 2022 yılında DJ Khaled ile birlikte Umre ibadetini yerine getirirken (Instagram)

Tyson bu iddiayı doğrudan doğrulamayıp İslam'ı cezaevine girmeden önce seçtiğini belirtse de, İslam öğretilerinin kendisine hayatını tamamen değiştirmek için ihtiyaç duyduğu huzuru, disiplini ve ahlaki pusulayı kazandırdığını her zaman dile getirdi.

Abdülcabbar ve Anelka

Spor dünyasında İslam'ı seçen diğer ünlü isimler arasında, 1970'li yılların efsane basketbol yıldızı Kerim Abdülcabbar (doğum adıyla Ferdinand Lewis Alcindor) yer alıyor. Katolik okul ve kilise kültürüyle büyüyen Abdülcabbar, 1968 yılında 24 yaşındayken Kelime-i Şehadet getirdi.

Benzer şekilde, Fransız futbol yıldızı Nicolas Anelka da 2004 yılında İslam'ı seçerek "Abdüsselam Bilal" adını aldı ancak profesyonel hayatında orijinal ismini kullanmaya devam etti. Anelka, çocukluğundan itibaren İslam dinine aşina olduğunu, bu inancı Paris’teki çocukluk arkadaşları olan ünlü aktörler Omar Sy ve Jamel Debbouze vasıtasıyla tanıdığını belirtmişti.


Bilim insanlarından kasırgalara karşı "hava jiu-jitsusu" yöntemi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Bilim insanlarından kasırgalara karşı "hava jiu-jitsusu" yöntemi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanlarının "hava jiu-jitsusu" adını verdiği bir teknikle, kasırgalar gibi aşırı hava olayları bir gün yoğun nüfuslu bölgelerden uzaklaştırılarak verdikleri hasar sınırlandırılabilir.

İklim değişikliği, kuraklık, sel, sıcaklık dalgaları ve ani soğuklar gibi aşırı hava olaylarını daha sık ve şiddetli hale getirerek can ve mal kayıplarının artmasına yol açıyor. Aşırı hava koşullarının geçen yıl sadece ABD'de 417 milyar dolarlık hasara neden olduğu tahmin ediliyor.

Ancak hava durumunu kontrol etmeye yönelik çabalar, yerel yağışları teşvik etmek için yapılan bulut tohumlama gibi küçük ölçekli operasyonlarla sınırlı kalıyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar, bazı afetlerin en yıkıcı etkilerini önleyebileceğini öne sürdükleri, atmosfer üzerinde müdahaleler öneriyor.

Araştırmacılar bu teoriyi test etmek için yapay zeka ve atmosfer döngüsü modellerini kullanarak kavram kanıtı simülasyonları gerçekleştirdi.

Simülasyonlardan biri, 2012'deki Sandy Kasırgası'ndan birkaç gün önce dikkatle zamanlanmış küçük çaplı bulut tohumlama operasyonlarının, kasırganın rotasını yaklaşık 485 km kaydırarak New York'u ıskalamasını sağlayabileceğini gösterdi.

Başka bir simülasyon ise benzer bir hava operasyonunun 2021'de Teksas'taki soğuk hava dalgasında görülen en düşük sıcaklığı yaklaşık -7 dereceye yükseltebileceğini gösterdi. Eyalet, bu ani soğuk hava dalgasında -19 dereceye kadar düşen sıcaklıklara maruz kalmıştı.

Çalışma, "hava jiu-jitsusunun" mümkün olabileceğini öne sürse de araştırmacılar, bunun gerçek hayatta uygulanabilmesi için hava durumunu izleme teknolojisinde daha fazla ilerleme gerektiğini belirtiyor.

Ayrıca çeşitli aşırı hava olaylarının nerede ve nasıl kontrol edilebileceğine dair daha iyi bir teorik anlayışa da ihtiyaç var.

Yaygın kanı, atmosferik dolaşımda değişiklikler yaratmak için muazzam miktarda enerjiye ihtiyaç duyulduğu yönünde. Ancak yeni teoriye göre, çok daha az enerji gerektiren ve doğru zamanda uygulanan küçük müdahaleler, kasırgalar gibi tehlike oluşturan hava sistemlerinin izlediği rotaları değiştirebilir.

Araştırmacılar, hakemli dergi PLOS Water'da yayımlanan makalede şöyle yazıyor:

Kasırga modifikasyonu sorusunu yeni bir çerçeveye oturtarak kasırganın gücünü değiştirmekten ziyade, onun rotasını belirleyen rüzgarları değiştirmenin daha etkili olup olamayacağını sorduk.

Ancak bu yaklaşımın sosyal ve siyasi sonuçlarının kapsamlı bir şekilde araştırılması ve ele alınması gerekiyor.

Makalede, "Hedefe yönelik atmosferik müdahaleler, ulusal sınırların ötesinde kazananlar ve kaybedenler yaratabilir. Bu da sınır ötesi sorumluluk, rıza ve adil risk dağılımı gibi kritik soruları gündeme getirir" ifadelerine yer veriliyor.

DSVDFV
Hava jiu-jitsunun kavramsal illüstrasyonu (Qin Huang/Moyan Liu/Upmanu Lall)

Ancak araştırmacılar, önerilen yaklaşım başarılı olursa geleneksel afet yönetimini tamamlayıcı bir rol oynayabileceğini belirtiyor.

Bilim insanları, "Aşırı hava olaylarının toplum üzerindeki artan etkisi; barajlar, setler ve sigorta gibi geleneksel yaklaşımların tek başına bu tehlikelerin geniş çaplı sonuçlarına karşı koymaya yetmeyebileceğini vurguluyor" diyor. 

Hava jiu-jitsusu yeni bir paradigma öneriyor: Atmosferin kendi dinamiklerinden yararlanmak için dikkatle zamanlanmış ve yerleştirilmiş küçük müdahaleler kullanarak aşırı olayları zarar vermeden önce yönlendirme veya etkisini azaltma potansiyeli sunuyor.

Independent Türkçe