Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Obsession ve Backrooms'un ardından yeni korku fenomeni mi geliyor?

Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
TT

Obsession ve Backrooms'un ardından yeni korku fenomeni mi geliyor?

Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)
Josh Malerman'ın çok satan romanından uyarlanan Diğer Anne, 8 yaşındaki bir kızın evinde annesine tıpatıp benzeyen karanlık bir varlıkla karşılaşmasının ardından yaşananları anlatıyor (Universal Pictures)

Korku mevsimi resmen başladı. Cadılar Bayramı yaklaşırken sinemaseverleri havaya sokacak korku filmleri de birbiri ardına gösterime giriyor. Sezonun ilk büyük yapımlarından biri, Jessica Chastain'in başrolünü üstlendiği Diğer Anne (Other Mommy).

Yönetmen Rob Savage, pandemi kapanmaları sırasında çektiği Host'la adını duyurmuş, film izleyicilerin birbirine tavsiye etmesiyle büyük ilgi görmüştü. 

Savage, birkaç yıl sonra Universal Pictures'ın şimdiden adından söz ettiren korku filmi Diğer Anne'yle dönüyor. Başrolde ise Tammy Faye'in Gözleri'yle (The Eyes of Tammy Faye) Oscar kazanan Jessica Chastain var. 

Peki Diğer Anne, Saplantı (Obsession) ve Backrooms'un ardından korku sinemasının bu yılki yeni gişe sürprizi olabilir mi?

Deadline'ın aktardığına göre Diğer Anne'nin, Kuzey Amerika'da 3 bin 200 sinemada gösterime girerek ilk hafta sonunda yaklaşık 20 milyon dolar kazanması ve gişenin zirvesine yerleşmesi bekleniyor.

Kaynakların 18 ila 19 milyon dolar olarak verdiği yapım bütçesi düşünüldüğünde, bu tahminin gerçekleşmesi güçlü bir başlangıç anlamına gelecek.

Film, gelişmiş görüntü ve ses olanakları sunan büyük ekranlı salonlarda da gösterilecek.

Yapımcılığını James Wan'ın üstlendiği, abartıyı bilinçli bir üslup olarak kullanan korku filmi, annesine tekinsiz derecede benzeyen doğaüstü bir varlıkla ilişki kuran Bela'yı (Arabella Olivia Clark) merkezine alıyor. Annesinin görünümüne bürünen bu varlık, aileye musallat oluyor.

Chastain, hem endişeli anneyi hem de onun görünümüne bürünüp kızına musallat olan acımasız varlığı canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda Industry'den Jay Duplass ve Severance'tan Dichen Lachman da bulunuyor. 

TheWrap'in aktardığına göre Diğer Anne, Blumhouse-Atomic Monster'ın Saplantı ve Backrooms'un başarısının da rüzgarını arkasına aldığı bir dönemde vizyona giriyor.

Blumhouse'un kurucusu ve CEO'su Jason Blum, geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali'nde Focus Features'ın satın aldığı bağımsız yapım Saplantı'ya daha sonra yönetici yapımcı olarak katılmıştı. Atomic Monster'ın kurucusu James Wan ise Backrooms'un yapımcıları arasındaydı.

Chastain'in önceki korku filmleri de Kuzey Amerika gişesinde başarılı olmuştu. Oyuncunun yönetmen Andy Muschietti'yle ilk filmi, 2013 yapımı Mama, 28,4 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Film, gösterim sürecini Kuzey Amerika'da 71,6 milyon, dünya genelinde 146,4 milyon dolarla tamamlamıştı.

İkiliyi 2019'da yeniden buluşturan Stephen King uyarlaması O: Bölüm 2 (It Chapter Two), Kuzey Amerika'da 91 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Filmin toplam hasılatı Kuzey Amerika'da 211,6 milyon, dünya genelinde ise 473,1 milyon dolara ulaşmıştı.

Savage, Saplantı'nın yönetmeni Curry Barker ve Backrooms'un yönetmeni Kane Parsons gibi adını internette duyurdu. Üç yönetmen de mevcut bir serinin parçası olmayan korku filmleriyle izleyiciden karşılık buluyor.

SlashFilm'e göre Diğer Anne, açılış tahminlerinin alt sınırında kalsa bile gişede başarılı olabilir. İzleyicilerin olumlu yorumları ve Cadılar Bayramı öncesinde korku filmlerine artan ilgi, yapımın ay sonuna kadar güçlü hasılat elde etmesini sağlayabilir.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, TheWrap, SlashFilm


Yeni Facebook filmine ilk yorumlar: İyi ama harika değil

47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Yeni Facebook filmine ilk yorumlar: İyi ama harika değil

47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
47 yaşındaki Amerikalı aktör Jeremy Strong, HBO'nun popüler dizisi Succession'da canlandırdığı ve kendisine Emmy kazandıran Kendall Roy rolüyle tanınıyor (Sony Pictures Releasing)

Aaron Sorkin imzalı Sosyal Hesaplaşma (The Social Reckoning) sinema basınının karşısına çıktı. 

Sosyal Ağ'ın (The Social Network) devamı niteliğindeki yapım, ilk yorumlarda "sağlam bir devam filmi", "Mark Zuckerberg'e yönelik sert bir değerlendirme" ve "toplumun bugünkü çalkantılı haline yönelik ağır bir eleştiri" diye nitelendiriliyor.

İlk değerlendirmelerde övgülerin yanında çekinceler de var.

Sosyal Hesaplaşma, 2010 yapımı Sosyal Ağ'ın bağımsız olarak da izlenebilen devam filmi. 

İlk film, 8 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Uyarlama Senaryo dahil üç ödül kazanmıştı. Senaryo ödülü Sorkin'e gitmişti.

Yeni filmin senaryosunu da yazan Sorkin, bu kez yönetmenliği David Fincher'dan devraldı.

Sosyal Hesaplaşma, Facebook'un kuruluşu yerine 2021'de şirketin iç belgelerinin sızdırılmasına odaklanıyor. 

Anora'yla Oscar kazanan Mikey Madison, şirket içindeki uygulamaları ifşa eden Frances Haugen'ı canlandırıyor. The Bear'la Emmy kazanan Jeremy Allen White ise Wall Street Journal muhabiri Jeff Horwitz'i oynuyor.

Jeremy Strong, Zuckerberg rolünü Jesse Eisenberg'den devralıyor. Kadroda Wunmi Mosaku, Betty Gilpin, Billy Magnussen ve Bill Burr da yer alıyor.

Sinema eleştirmeni Tom Chatalbash, X'teki paylaşımında filmi şöyle değerlendirdi:

Sosyal Ağ'ı tamamlayan, günümüzün meselelerine dokunan sürükleyici bir film. Yine de ilk filmden çok Sorkin'in The Newsroom dizisine yakın duruyor. Mikey Madison ve Jeremy Allen White, gösterişe kaçmadan izleyiciyi kendilerine çekiyor. Bill Burr ve Betty Gilpin, Sorkin'in diyaloglarını söylemek için doğmuş gibiler. Jeremy Strong ise Zuckerberg rolünde son derece güçlü bir performans sergiliyor ve karakteri yalnızca taklit etmekle yetinmiyor.

Chatalbash, oyunculara ve diyaloglara yönelik övgüsünün yanında yönetmenlik ve tempoyla ilgili çekincelerini de paylaştı:

Sorkin'in diyalogları hâlâ canlı ve jilet kadar keskin. Özellikle de Facebook'un karanlık uygulamalarını araştıran hikayede gerilim doruğa çıktığında... Ancak senaryo, onun en iyi çalışmalarından çok uzak. Son derece düz kalan yönetmenliği ve filmin cansız temposu, hikayenin duygusal etkisini neredeyse köreltiyor. Yine de bu hikaye anlatılmayı hak ediyor. Film de bazı aksaklıklarına rağmen finalini başarıyla yapan, sürükleyici bir araştırmacı gazetecilik yapımı. İyi ama harika değil. Beni kızdırdı, oysa öfkeden deliye döndürmeliydi.

Diğer bazı eleştirmenler de Sosyal Ağ'ın devam filmi için çıtayı çok yükseğe koyduğunu belirtmekle birlikte yeni yapımın güçlü yanlarını öne çıkardı.

Awards Radar editörü Joey Magidson, şöyle yazdı:

Sosyal Hesaplaşma, Sosyal Ağ gibi bir başyapıt olmasa da ilgimi baştan sona canlı tuttu. Yavaş yavaş yükselen gerilim, hikayenin gerektirdiği gibi beni öfkeden köpürten bir doruk noktasına ulaşıyor. Pek incelikli değil ama Aaron Sorkin'in Facebook'a önceki bakışını tamamlayan bir film olarak iyi işliyor.

Sinema eleştirmeni Manuel São Bento ise çok daha coşkulu bir değerlendirme yaptı:

Sosyal Hesaplaşma benim için Sosyal Ağ'la aynı seviyede. Zaten fazlasıyla tartışmalı olan bu görüşe bir şey daha ekleyeyim: Bu film daha önemli! Aaron Sorkin, Facebook Dosyaları'nı ne yaptığını gayet iyi bilen bir şirket hakkında insanı öfkelendiren bir filme dönüştürüyor.

São Bento, sözlerini şöyle sürdürdü:

Filmin merkezindeki ifade özgürlüğü tartışması kolay cevaplarla geçiştirilemiyor; Sorkin'in benzetmeleri de sarsıcı. Bazıları bütün bunlar zaten kamuya açık olduğu için filmin geç kaldığını söylüyor ama kamuya açık olmak, bilinmekle aynı şey değil. Mikey Madison, hınçla değil sevgiyle hareket eden bir ifşacı rolünde mükemmel. Jeremy Strong'un Zuckerberg yorumu karikatürize ama yine de bana inandırıcı geldi. Evet, televizyon yapımı gibi görünüyor ama hikaye bu kadar önemliyken kimin umurunda? Filmi izlemeden önce konu hakkında çok az şey biliyordum, izlediğimden beri de ilgili yazıları okumayı bırakamıyorum. Bu yıl izlediğim en sürükleyici filmlerden biri ve hâlâ öfkeliyim.

Film gösterime girmeden önce en çok konuşulan konulardan biri, Facebook'un kurucu ortağı Mark Zuckerberg rolüne Strong'un seçilmesiydi. Sosyal Ağ'da bu rolü canlandıran Eisenberg, performansıyla Oscar adaylığı kazanmıştı.

Sorkin, önce Eisenberg'e yeniden Zuckerberg'i canlandırmasını teklif etmiş ancak oyuncu, artık onunla özdeşleştirilmek istemediği için teklifi reddetmişti.

Eisenberg, daha sonra Variety'ye verdiği röportajda kararını şöyle açıklamıştı:

Ona sadece hayatımda farklı yönlere ilerlediğimi söyledim. O karakterle özdeşleştirilmek istemiyorum. Ama bu filmde yer almak istemememin nedenlerinin filmin kalitesiyle hiçbir ilgisi yok. Harika bir film olacağından eminim, hatta eminim şimdiden öyle.

Sorkin ise Vanity Fair'a verdiği röportajda, Eisenberg'i role dönmeye ikna etmek için üç gün uğraştığını söylemişti:

Rolün ona ait olduğunu düşünüyordum. Üstelik bu rolde kendini kanıtlamıştı. Artık Mark Zuckerberg'le özdeşleştirilmek istemiyordu; Zuckerberg'le ilgili sorunları vardı.

Sosyal Hesaplaşma, yarın (9 Ekim) sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe, Variety, ScreenRant, Vanity Fair


Netflix'ten bol entrikalı diziye erken onay: Üçüncü sezon geliyor

The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
TT

Netflix'ten bol entrikalı diziye erken onay: Üçüncü sezon geliyor

The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)
The Hunting Wives, Boston'dan ailesiyle birlikte Teksas'ın muhafazakar ve küçük bir kasabasına taşınan Sophie O'Neil'ın hikayesini anlatıyor (Netflix)

The Hunting Wives, üçüncü sezon onayı aldı.

Haber, ikinci sezonun 26 Kasım'da Netflix'te yayımlanmasından önce geldi.

Lionsgate ve 3 Arts'ın yapımcılığını üstlendiği dizi, başlangıçta Starz için hazırlanıyordu. Ancak Netflix, ilk sezonun 2025'te yayımlanmasından önce diziyi satın aldı. The Hunting Wives, bundan sonra da Netflix orijinal dizisi olarak devam edecek.

Başrollerini Brittany Snow ve Malin Åkerman'ın paylaştığı The Hunting Wives, May Cobb'un aynı adlı romanından uyarlanıyor. İkinci sezon ise hikayeyi kitapta anlatılanların ötesine taşıyacak.

Resmi konu özetine göre ilk sezon, ailesiyle birlikte ABD'nin Doğu Yakası'ndan Doğu Teksas'ın iç kesimlerine taşınan Sophie O'Neil'ın (Snow) hikayesini anlatıyordu.

Sophie, sosyetenin tanınmış isimlerinden Margo'nun (Åkerman) karşı konulmaz cazibesine kapılıyor; kendini saplantı, baştan çıkarma ve cinayetin iç içe geçtiği bir hayatın içinde buluyordu.

İkinci sezonun konu özeti ise şöyle:

Sophie ve Margo'nun arası bozuk. Ancak çok geçmeden eski sırlar ve yeni düşmanlar onları yeniden bir araya gelmeye zorluyor. Tehlikeli oyunlarını sürdürürken akıllara şu soru geliyor: Onlar avcı mı, yoksa av mı?

Oyuncu kadrosundaki diğer isimler arasında Dermot Mulroney, Jaime Ray Newman, Evan Jonigkeit, George Ferrier, John Stamos ve Angel Reese bulunuyor.

The Hunting Wives'ın yaratıcısı Rebecca Cutter, dizi sorumluluğunu da üstleniyor. Yönetici yapımcılar arasında Cutter, Cobb ve 3 Arts'tan Erwin Stoff bulunuyor. Yapımın arkasındaki stüdyo ise Lionsgate.

Cutter, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Maple Brook'a döneceğimiz için çok heyecanlıyım. Size söz veriyorum, ikinci sezonu bitirdiğinizde hikayenin devamını öğrenmek için sabırsızlanacaksınız. Kemerlerinizi bağlayın çünkü üçüncü sezon daha da skandal dolu, daha da çarpık olacak.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter