Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?
TT

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Kovid-19 uzun süreli bir hastalığa mı dönüşecek?

Bilim adamları ve uzmanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Çin'in Vuhan kentinde, Aralık 2019'da ortaya çıkmasından bu yana 10 aydan fazla bir süre geçmesi ve henüz bir tedavi veya aşı geliştirilememesi nedeniyle uzun süreli bir hastalığa dönüşüp dönüşmeyeceğini sorgulamaya başladı.

Uzun süreli salgın
Bunu anlamak için uzun süreli salgının bilimsel bir tanımını geliştirmek ve ardından onu yönetme ve tedavi etme yollarını tanımlamak gerekiyor. İngiliz tıp dergisi British Medical Journal (BMJ) 7 Eylül 2020’de, yeni salgınla başa çıkmak için önerilen stratejilerle birlikte "uzun süreli kovid" tanımı, teşhisi ve yönetimi konusunda sanal bir seminere katılan uzman bir ekibin kararlaştırdıklarının özetini yayımladı. Buna göre insanların yaklaşık yüzde 10'u Kovid-19 ile enfekte olduktan sonra uzun süreli bir hastalıktan şikayet ediyor. Bunların birçoğu kapsamlı desteğin ve dinlenmenin yanı sıra semptomatik tedavi ve hareketlilikte kademeli bir artışla kendiliğinden (yavaş da olsa) iyileşiyor.

Tanım
Söz konusu çalışmaya katılan uzmanlardan olan Southampton Üniversitesi'nden Halk Sağlığı Profesörü Dr. Nesrin Elvan, kişisel deneyimlerine de yer verdiği açıklamasında “Uzun süreli Kovid”i semptomların görülmeye başlamasıyla birlikte haftalar veya aylar geçse de iyileşmeyen bir hastalık olarak tanımladı. 
Dr. Elvan, Kovid-19 hastalığından muzdarip çoğu insanda şiddetli yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, kas ve vücut ağrısı, göğüste ağırlık veya baskı hissi, ciltte döküntü, çarpıntı, ateş, baş ağrısı, ishal ve karıncalanma hissi gibi çok çeşitli semptomlar görüldüğünü belirtti.

Hastalığın dalgalı olması
“Uzun süreli Kovid” hastalığının en önemli ve en yaygın özelliği, iyileşme hissi yaşatması ile hastalığın semptomlarının geri dönmesi arasında dalgalı bir durum olması. Dr. Elvan bu dalgalanmaları sadece Kovid-19 hastası için değil, ona eşlik eden ve iyileşmesini bekleyenler için de sürekli bir hayal kırıklığı yaşatan bir döngü olarak tanımlıyor.
Diğer taraftan, Liverpool Tropikal Tıp Okulu’nun Küresel Sağlık için Kanıt Sentezi Merkezi'nin Direktörü olarak görev yapan, ayrıca Cochrane Bulaşıcı Hastalıklar Grubu'nda koordinasyon editörü ve Kovid-19 alanında kişisel deneyime sahip olan Profesör Paul Garner, Uzun Süreli Kovid’e ilişkin tanımlamasında hastalığın bulaşan kişilerde ilk iki ayda sürekli tekrarlanan ataklara neden olduğunu söyledi. Garner, sonraki dört ayda atakların azalarak sürekli yorgunluk durumunun ortaya çıktığını, bu durumda hastaya yardım etmenin zor olduğunu belirterek Uzun Süreli Kovid’i “Çok ilginç bir hastalık” olarak tanımladı. 
Londra Imperial College'den Profesör ve Kardiyolog Danışmanı olan Dr. Nicholas Peters da hastalığı şiddetli geçirenlerde bir dereceye kadar iyileşme sağlandıktan sonra virüsün bazı şiddetli etkilerinin devam ettiğini, buna karşılık başından itibaren nispeten hafif etkilenenlerde ise hastalığın etkilerinin sürdüğünü vurguladı.

Semptomlara dair yeni bir çalışma
King's College London'da Genetik Epidemiyoloji Profesörü ve “BMJ” dergisinde (BMJ2020; 370) yayınlanan Kovid Semptomları Çalışması’nı (Covid Symptom Study) yürüten Profesör Tim Spector, semptomlarla ilgili yakın zamanda yapılan söz konusu çalışmada yer alan ekibinin, hastalığın klinik tahmini için bir araç olarak kullanılabilecek Kovid-19’a dair 6 grup semptom belirlediğini aktardı.
Bunlardan ikisi, hastalığın seyrinde neler olabileceğini erken tahmin etmenin olası bir yolunu gösteren “Uzun Süreli Kovid” semptomlarıyla ilişkilendirildi. İlk haftada sürekli öksürük, boğuk ses, baş ağrısı, ishal, iştahsızlık ve nefes darlığı çekenlerin uzun süreli semptomlar geliştirme olasılığının iki ila üç kat fazla olduğu kaydedildi. Çalışmada ulaşılan veriler, uzun süreli koronavirüsün erkeklere göre kadınlar arasında iki kat daha yaygın olduğunu ve virüsle enfekte olanların yaş ortalamasının "Kısa Süreli Kovid" denebilecek olanlara göre yaklaşık dört yaş daha büyük olduğunu gösterdi. Ayrıca çalışmada hastalığın farklı yaş gruplarına göre farklı semptomlara neden olduğu ve bu nedenle gençlerde 65 yaş üstü kişilere göre farklı göstergeler olabileceği tespit edildi. Doktorlar, söz konusu sonuçlar sayesinde semptomları gruplara ayırabilecek ve bu bilgiler ışığında hastalık üzerinde çalışabilecekler. Bu durum, yüksek riskli gruplar için erken müdahalelerin yapılmasına yardımcı olacağı için son derece önemli olarak görülüyor.
Çalışmanın sonuçları, yorgunluğun üç haftadan sonra semptom geliştiren kişilerde en yaygın görülen özellik olduğunu ve üç haftadan uzun süren belirtiler gösteren kişilerin yaklaşık yüzde 80'inin ilk günlerini iyi geçirdiklerini, ardından kötüleştiklerini gösterdi.

Semptom grupları
Çalışmanın uygulaması, Health Technology ZOE ile iş birliği içinde King's College London tarafından geliştirildi. Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç'ten 4 milyondan fazla kişide kaydedilen 6 grup semptom şu şekilde belirlendi:
1. Ateşsiz grip benzeri semptomlar: Ateşsiz - baş ağrısı, koku kaybı, kas ağrısı, öksürük, boğazda iltihaplanma, göğüs ağrısı.
2. Ateşin de görüldüğü grip benzeri semptomlar: Ateşle birlikte - baş ağrısı, koku alma kaybı, öksürük, boğazda iltihap, ses kısıklığı, iştahsızlık.
3. Gastrointestinal-baş ağrısı: Baş ağrısı, koku alma duyusu kaybı, iştahsızlık, ishal, boğaz tıkanıklığı, göğüs ağrısı ve öksürüğün olmaması.
4. Şiddetli birinci seviye yorgunluk: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, göğüs ağrısı, yorgunluk.
5. Şiddetli ikinci seviye bilinç bulanıklığı: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğazda iltihap, göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı.
6. Şiddetli üçüncü seviye, karın ve solunum yolları: Baş ağrısı, koku alma duyusunun kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ve göğüs ağrısı, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kas ağrısı, nefes almada zorluk, ishal, karın ağrısı.

Gruplardaki farklılıklar
Araştırmacılar, ilk gruptakilerin yüzde 1,5'inin ve ikinci gruptakilerin yüzde 4,4'ünün solunum desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiler. Üçüncü gruptakiler daha güçlü gastrointestinal semptomlar gösterirken yüzde 3,7 oranında solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, yakınlarının hastane ziyaret oranı üçüncü grupta (yüzde 23,6) ilk iki gruba (yüzde 16,0 ve yüzde 17,5) göre daha yüksek.
Grup 4, 5 ve 6'da solunum desteğine ihtiyaç yüzde 8,6, yüzde 9,9 ve yüzde 19,8 ile sıralanıyor. Bu gruplarda hastalık daha şiddetli semptomlar gösteriyor. Altıncı gruptaki hastaların yaklaşık yarısının (yüzde 45), ilk gruptaki hastaların ise sadece yüzde 16'sının hastaneye kaldırıldığı kaydediliyor.
Çalışmada, grup 4, 5 veya 6 semptomları olan kişilerin daha yaşlı ve daha fazla risk taşıdığı, aşırı kilolu olma olasılığının daha yüksek olduğu, grup 1, 2 veya 3’teki semptomları gösterenlerin diyabet veya akciğer hastalığı gibi önceden var olan rahatsızlıklara sahip olduğu tespit edildi.
Çalışmanın başındaki isim olan Tim Spector şu bilgileri verdi:
“Çalışmanın sonuçları Kovid-19’a karşı sahip olduğumuz en güçlü araç niteliğinde. Vakaların erken tahmin edilerek hastanın hangi grupta yer aldığını ve solunum desteği için hastanede yoğun bakıma ihtiyaç duyup duymadığını anlamak veya sadece oksijen ve kan şekeri seviyelerini izlemek gibi destek ve erken müdahale olanağı bulunup bulunmadığını anlamamızı sağlıyor.”
Spector çalışmanın ayrıca evde basit bakım hizmetleri sunarak hastaneye gelişleri azaltmaya ve hayat kurtarmaya da yardımcı olacağını vurguladı.

"Uzun Süreli Kovid" ile başa çıkmak için önerilen stratejiler
Oxford Üniversitesi Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Nuffield Bölümü’nde Temel Sağlık Hizmetleri Profesörü Dr. Trisha Greenhalgh ve uzun süreli Kovid-19 kliniğinde çalışan solunum sistemi danışmanı olan Dr. Dr Matthew J Knight birinci basamakta Kovid-19 ile başa çıkmak için bir protokol hazırladı. Kısa süre önce British Medical Journal'da (BMJ 2020; 370: m3026) yayımlanan liste, tüm doktorların kullanımına sunuldu.
Kovid-19 ile akut enfeksiyondan sonraki durum, atakların iyileşmesi geciken ve normal bir hastanede tedavi edilenlerin kapsamlı bir klinik değerlendirmesini gerektiren çok sistemli bir hastalık olarak kabul ediliyor.
Söz konusu hastalar genelde kan pıhtılaşması komplikasyonları gösterenler, belirsiz bir klinik tabloya sahip olanlar ve yorgunluk ve nefes darlığından şikayet edenler olarak 3 gruba ayrılıyor. Ayrıca üçüncü gruptakilerin yoğun bakıma alınan Kovid-19 hastaları için özel bir rehabilitasyona ihtiyaç duydukları belirtiliyor.
Bu aşamanın başllıca gereklilikleri ise şöyle sıralanıyor:
-Doktorların hastayı dinlemesi, semptomlarının nasıl değiştiğine ve dalgalandığına dair durumu belgelemesi, uzman merkeze sevk edilmesi gerektiğini düşündüren semptomlar konusunda onları uyarması gibi klinik becerilere sahip olduklarından emin olmak. Çalışmaya göre "Uzun Süreli kovid” kliniklerine sevk edilen birçok hasta her ne kadar yavaş iyileşiyor olsa da bazılarının acil olarak birinci basamaktan sevk edilme ihtiyacı bulunmuyor. İyileşme kademeli olacağından eğer bu durum gerçekleşmezse, özel testler ve yakın izleme için bir sevk yapılması söz konusu olacak.
-Kovid-19’a yakalanan bir kişi, yaşam tarzına hakim olmalı, yorgunluğuna veya diğer semptomlara neyin sebep olduğunu öğrenmeli ve virüsün üstesinden gelmek için bu sebeplerden kaçınmaya çalışmalıdır. Virüsü kabullenmek ve mücadele etmek bu durumu biraz daha kolaylaştırabilir.
-Daha geniş ölçekte, uzun süreli koronavirüs vakaları, Kovid-19 istatistiklerine dahil edilmeli.
-Uzun süreli koronavirüsün doğrulanan test sonuçları ve ölümlerle aynı şekilde tanımlanması ve ölçülmesi gerekli.
-Kalıcı semptomları olan hastaların nasıl iyileştirilebileceği konusunda daha iyi rehberlik geliştirmek için uzmanları birlikte çalışmaya davet etmek zorunlu. Burada disiplinler arası hızlı bir iletişim isteniyor.
-Toplum sağlığı alanında istişareler gerçekleştirmeye devam edilmesi önemini koruyor.



Görüş ayrılıkları gündemdeydi: 78,5 milyon izlenmeye ulaşan diziye onay

Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)
Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)
TT

Görüş ayrılıkları gündemdeydi: 78,5 milyon izlenmeye ulaşan diziye onay

Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)
Nobody Wants This'in üçüncü sezonu, Joanne ve Noah çiftinin aynı eve taşınıp ilişkilerini daha da derinleştirmesini konu alıyor (Netflix)

Netflix, romantik komedi dizisi Nobody Wants This'e 4. sezon onayı verdi.

Platform, cuma günkü açıklamasında yeni sezonun, Joanne (Kristen Bell) ve Noah'nın (Adam Brody) sahilde gizlice evlenmesinin sonuçlarını konu alacağını duyurdu.

Karar, üçüncü sezonun 22 Ekim'de yayımlanmasından iki haftayı biraz aşan bir süre sonra açıklandı.

2024'te yayımlanmaya başlayan Nobody Wants This, ilk sezonuyla büyük ilgi görmüş ve Netflix'in dünya genelinde en çok izlenen İngilizce diziler listesinde 8 hafta boyunca ilk 10'da kalmıştı. 2025'te yayımlanan ikinci sezon ise aynı listede 4 hafta yer almıştı.

Dizinin üç sezonu bugüne kadar toplam 78,5 milyon izlenmeye ulaştı. Netflix bu sayıyı, toplam izlenme süresini yapımın saat cinsinden toplam uzunluğuna bölerek hesaplıyor.

Dizinin sorumluluğunu birlikte üstlenen Erin Foster, Jenni Konner ve Bruce Eric Kaplan, ortak açıklamalarında şunları söyledi:

Televizyondaki en sevdiğimiz dizinin bir sezonunu daha yapacağımız için çok mutlu ve heyecanlıyız. Tesadüfe bakın ki dizinin başında da biz varız.

Netflix'in ABD komedi dizilerinden sorumlu başkan yardımcısı Tracey Pakosta da şöyle konuştu:

Büyük aşk hikayelerinin modası asla geçmez. Nobody Wants This de gerçek bir kültürel fenomene dönüştü. Bu harika yaratıcı ekip, izleyicisiyle birlikte gelişen bir dizi yarattı. Dünyanın dört bir yanındaki üyelerimiz de diziyi her sezon yeniden benimsedi. 4. sezon için bundan daha heyecanlı olamazdık.

Yeni sezon onayı, Brody'nin "özgür Filistin" çağrısının ardından dizi ekibinde görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemde geldi. Yahudi olan 46 yaşındaki oyuncu, eylülde GQ'ya verdiği röportajda İsrail'i eleştirmişti.

Brody, Birleşmiş Milletler bünyesindeki bir soruşturma komisyonuyla aynı değerlendirmeyi paylaşarak, "Beni bunun bir soykırım olduğunu düşünenler arasında sayın. Özgür bir Filistin isteyenler arasında da sayın" demişti.

Dizinin yaratıcısı ve yapım sorumlularından Erin Foster ise Brody'nin görüşüne katılmadığını ancak "bunun sorun olmadığını" söylemişti.

Foster, Amanda Hirsch'ün sunduğu Not Skinny but Not Fat adlı podcast programının 27 Ekim tarihli bölümünde şunları belirtmişti:

Biliyorsunuz, karmaşık bir konu. Bence çalışma ortamımız, setimiz, dünyanın dört bir yanında insanların fikir alışverişinde bulunduğu, tartıştığı ve anlaşmazlık yaşadığı yemek sofralarına çok benziyor.

Dizide Noah'nın annesi Bina'yı canlandıran Tovah Feldshuh ise Brody'nin sözlerine daha sert tepki göstermişti. Kendisi de Yahudi olan oyuncu, New York Post'a şöyle konuşmuştu:

Yahudi halkını soykırımla suçlamak akıl almaz bir şey. Bu, doğrudan Hitler'in yöntemlerinden biri. Mağduru alıp fail haline getiriyorsunuz.

Feldshuh, daha sonra sosyal medyada yaptığı açıklamada görüş ayrılıklarının çalışma ortamına yansımayacağını vurgulamıştı. Oyuncu, 31 Ekim'deki Threads paylaşımında şunları yazmıştı:

Gerilim ARTMIYOR. Artan şey, derin görüş ayrılıkları. Lütfen ikisini birbirine karıştırmayın. Bunların hiçbiri sete taşınmayacak. Nobody Wants This'in çekimlerinden büyük keyif alıyorum ve 4. sezon için onay almayı umuyorum.

Erin Foster'ın yarattığı Nobody Wants This'in dizi sorumluluğunu Foster, Jenni Konner ve Bruce Eric Kaplan birlikte üstleniyor. Üçü de aynı zamanda yönetici yapımcı olarak görev yapıyor. 

Kristen Bell, Sara Foster, Nora Silver, Steven Levitan, Danielle Stokdyk, Jeff Morton ve 3 Arts adına Oly Obst da yönetici yapımcılar arasında yer alıyor.

20th Television'ın yapımcılığını üstlendiği dizinin çekimleri Los Angeles'ta gerçekleştiriliyor.

Independent Türkçe, Variety, Entertainment Weekly, New York Post, Not Skinny but Not Fat, New York Post, GQ


Stephen King uyarlaması kült korkunun devamı yolda

Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)
Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)
TT

Stephen King uyarlaması kült korkunun devamı yolda

Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)
Sensiz Olmaz'la (High Fidelity) tanınan John Cusack, 1408'de perili olduğu iddia edilen yerlerin sahte olduğunu kanıtlamaya çalışan ve bu konuda kitaplar yazan şüpheci yazar Mike Enslin rolündeydi (Dimension Films)

John Cusack'ın başrolündeki 2007 yapımı doğaüstü korku filmi 1408'in devamı için hazırlıklar sürüyor. İlk film, Stephen King'in 1999 tarihli kısa öyküsünden uyarlanmıştı.

Variety'nin özel haberine göre John Cusack ve Samuel L. Jackson, ilk filmdeki rollerini yeniden canlandırmak için görüşmeler yürütüyor. Stranger Things'le tanınan Natalia Dyer ve Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) yıldızı Elijah Wood da kadroya katılacak.

Projeye yakın bir kaynağın aktardığına göre devam filminin başrolünü Dyer üstlenecek, Wood ise yardımcı bir rolde yer alacak. Cusack ve Jackson'ın canlandırdığı karakterler bu kez hikayede daha geri planda kalacak.

İlk filmi çeken İsveçli sinemacı Mikael Håfström, senaryosunu Mark Verheiden'la birlikte yazdığı devam filmini de yönetecek. Hikayenin ayrıntıları henüz açıklanmadı. Birden fazla sonu bulunan ilk filmin hangi finalinin devam hikayesine temel alınacağı da bilinmiyor.

1408, perili olduğu söylenen oteller hakkında yazacağı kitap için araştırma yapan Michael Enslin'in (Cusack) hikayesini anlatıyordu. Araştırdığı otellerin hiçbirinde gerçek bir doğaüstü olayla karşılaşmayan yazar, sonunda New York'taki Dolphin Oteli'nin 1408 numaralı odasına gidiyordu. Ancak bu kez hayaletlerin yarattığı tehdit gerçekti. Jackson ise otelin müdürünü canlandırıyordu.

MGM'nin dağıtımını üstlendiği film, 25 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 132 milyon dolar hasılat elde etmişti. 

Eleştirmenlerden de son derece olumlu yorumlar alan yapım, zamanla kült filmler arasına girmişti.

60 yaşındaki Cusack, 2025'te People'a verdiği röportajda, devam filminde oynamaya sıcak baktığı tek yapımın 1408 olduğunu söylemişti:

Şanslıydım; devam filmlerinde oynamaya hiç heves etmedim ya da kimse benden bunu istemedi. Devamında yer almanın ilginç olabileceğini düşündüğüm bir film var: 1408. Çünkü... Biliyorsunuz, bence günümüzde filmlerin çoğu berbat.

Filmin yapımcılığını Lorenzo di Bonaventura, Richard Saperstein, Spyglass Media Group ve Frank Mayor üstleniyor. 

Bluestone Entertainment ve FilmNation Entertainment'ın birlikte finanse edeceği filmin, 2027'nin ilk çeyreğinde çekilmesi planlanıyor.

Independent Türkçe, Variety, Dark Horizons, Gizmodo, People


Disney'in yeni Kore dizisi üç günde rekor kırdı

The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)
The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)
TT

Disney'in yeni Kore dizisi üç günde rekor kırdı

The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)
The Remarried Empress, fantastik bir saray evreninde iktidar hırsı, ihanet ve tutkulu bir aşk üçgenini harmanlıyor (Disney/Hulu)

Disney'in açıklamasına göre yeni Kore dizisi The Remarried Empress, ilk üç günlük izlenmesiyle Disney+ ve Hulu'nun dünya genelindeki yerel orijinal yapımları arasında açılış rekoru kırdı.

Shin Mina, Ju Jihoon, Lee Jongsuk ve Lee Seyoung'un başrollerini paylaştığı romantik dizi, 3 Kasım'da ilk 4 bölümüyle izleyici karşısına çıktı. 

Disney'in cuma günkü açıklamasına göre dizi, 50'den fazla pazarda şirketin Kore yapımları arasındaki açılış rekorunu da kırdı. Bu pazarlar arasında ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, Almanya, Meksika, Şili, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada bulunuyor.

Disney, izlenme sayılarını paylaşmadı. Küresel açılış rekoru, dizinin yayımlandığı ilk üç gündeki izlenmelere dayanıyor.

The Remarried Empress, yerel orijinal yapımlar arasındaki açılış rekorunu Moving'den devraldı. 2023 yapımı süper kahraman draması Moving, Disney+ ve Hulu'nun en çok izlenen Kore yapımı orijinal dizisi olmuş, özellikle Güney Kore'de ve Asya genelinde güçlü bir izleyici kitlesine ulaşmıştı. The Remarried Empress'in Avrupa ve Amerika kıtalarında da açılış rekorları kırması, dizinin ilk günlerden itibaren daha geniş bir coğrafyada karşılık bulduğuna işaret ediyor.

Rakip imparatorlukların yer aldığı fantastik bir dünyada geçen dizi, İmparatoriçe Navier'nin (Shin Mina) hikayesini anlatıyor. Navier'nin İmparator Sovieshu'yla (Ju Jihoon) evliliği, eşinin kölelikten kaçan Rashta'ya (Lee Seyoung) aşık olmasıyla sarsılıyor. Navier, komşu krallığın veliaht prensi Heinrey'yle (Lee Jongsuk) evlenmesine izin verilmesi şartıyla boşanmayı kabul ediyor. Bu karar, aşk, onur ve imparatorluğu yönetme gücü etrafında şekillenen bir mücadeleyi başlatıyor.

Dizinin senaryo uyarlamasını Yeoh Geena ve Hyun Choongyeol üstlendi. Yönetmenliğini ise Still 17 ve Pinocchio'yla tanınan Cho Suwon yaptı.

The Remarried Empress, Disney markasıyla özdeşleşen saray ihtişamını ve masalsı dünyaları, Kore dizilerini küresel bir fenomene dönüştüren skandallarla, aşktaki beklenmedik gelişmelerle, gösterişli yapım tasarımıyla ve göz alıcı yıldızlarla buluşturuyor.

Dizi, yayına girmeden aylar önce merakla beklenmeye başlamış, Busan Uluslararası Film Festivali'ndeki ön gösterimlerinin biletleri de tükenmişti.

Disney'e göre fragman, ilk 48 saatte YouTube ve sosyal medyada toplam 13 milyon izlenmeye ulaştı. Diziye kaynaklık eden ve Naver'da yayımlanan dijital çizgi roman ise yaklaşık 3 milyar görüntülenmeye ulaşarak bu alandaki en popüler eserlerden biri oldu.

Disney, başlangıçta 4 Kasım olarak belirlenen yayın tarihini bir gün öne çekmişti. Şirket, hafta başında Seul'de düzenlenen basın toplantısında, yayın tarihini hayranlarına teşekkür etmek için öne çektiğini açıklamıştı.

İlk 4 bölümün ardından, 11 Kasım'dan itibaren her çarşamba iki yeni bölüm yayımlanacak. Dizinin finali ise 25 Kasım'da izleyiciyle buluşacak.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter