ABD, İran'ın nükleer ve balistik füze programları üzerindeki baskısını artırıyor

ABD, 27 kişi ve kuruluşa yeni yaptırım ve ihraç kontrolü önlemleri getirirken Avrupa ülkelerini de BM yaptırımlarını uygulamaya çağırdı

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün Hazine Bakanı, Ticaret Bakanı, Savunma Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ABD'nin BM Daimi Temsilcisi’nin katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün Hazine Bakanı, Ticaret Bakanı, Savunma Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ABD'nin BM Daimi Temsilcisi’nin katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi (Reuters)
TT

ABD, İran'ın nükleer ve balistik füze programları üzerindeki baskısını artırıyor

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün Hazine Bakanı, Ticaret Bakanı, Savunma Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ABD'nin BM Daimi Temsilcisi’nin katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo dün Hazine Bakanı, Ticaret Bakanı, Savunma Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ABD'nin BM Daimi Temsilcisi’nin katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi (Reuters)

ABD dün itibarıyla, İran'a baskı uygulama stratejisini iki katına çıkardı. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın davranışlarını değiştirmesini sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler’in (BM) uyguladığı silah ambargosunun süresiz olarak devam etmesini sağlamak için İran'ın nükleer ve balistik füze programlarına yönelik yaptırımlar da dahil olmak üzere yeni bir Başkanlık Kararnamesi imzaladığını açıkladı. Trump, Avrupa ülkelerini de bu kararnameye uymaya çağırdı.
Trump yaptığı açıklamada, “ABD, İran'a karşı uluslararası yaptırımları yeniden canlandırdı” ifadelerini kullandı. Başkanlık Kararnamesi’nin İran'ın nükleer, balistik füze ve konvansiyonel silahlara arayışlarını kısıtladığını söyleyen Trump, “Yönetimim, İran'ın nükleer silah sahibi olmasına ya da yeni balistik füze ve konvansiyonel silahlarla dünyanın geri kalanını tehlikeye atmasına asla izin vermeyecektir” diye konuştu.
ABD, geçtiğimiz Cumartesi akşamından itibaren, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerinin çoğunluğunun, Ekim ayı ortalarında sona erecek olan İran'a yönelik silah ambargosunun süresini uzatmak amacıyla Washington tarafından BMGK’ya sunulan tasarıyı reddetmelerinin ardından, nükleer anlaşmada yer alan snapback mekanizmasını etkinleştirdi. BM yaptırımlarını eski haline getirmek için çalışmalara başlayan ABD, mekanizmanın etkinleştirilmesi kuralları çerçevesinde bir aylık sürenin dolmasıyla İran’a yönelik eski BM yaptırımlarını yürürlüğe koydu.
Trump, Başkanlık Kararnamesi İran'a yönelik konvansiyonel silah tedariki, satışı ya da transferine katkıda bulunan ve bu silahlarla ilgili İran'a teknik eğitim, mali destek ve diğer her türlü yardımı sağlayan kişi ve kuruluşların ABD'deki mal varlıklarını bloke ettiğini söyledi. Trump, “Bu kararname, İran'a yönelik BM silah ambargosunu uygulamak için kritik önemdedir” yorumunda bulundu.
ABD Başkanı ayrıca yönetiminin, İran'ın silahlanma ağıyla bağlantılı 27 kişi ve kuruluşa yeni yaptırım ve ihraç kontrolü önlemleri getirdiğini ifade etti.
Bununla birlikte Trump Başkanlık Kararnamesi kapsamında İran’ın silahlanma çalışmaları çerçevesinde iş birliği yaptığı gerekçesiyle Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun yanı sıra İran Dışişleri Bakanlığı, Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanlığı (MODAFL), İran Savunma Sanayisi Örgütü (DIO) ve Direktörü Mehrdad Akhlaghi-Ketabchi'yi yaptırım listesine eklediklerini kaydetti. Ayrıca İran Atom Enerjisi Örgütü (AEOI) ile bağlantılı altı kişi ve üç kuruluşa kitle imha silahlarının yayılması suçlamasıyla cezalandırılmasını içeren Başkanlık Kararnamesi, İran Ticaret Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarla ilişkili beş kişiye yaptırımlar uygulanmasını ve bu kişilere kısıtlamaların yanı sıra ihraç kontrolü önlemleri getirilmesini öngörüyor.
Başkanlık Kararnamesi kapsamında İran'ın sıvı yakıtlı balistik füze geliştirme merkezi olan Shahid Hemmat Industrial Group (SHIG) ile bağlantılı üç kişi ve dört kuruluş da yaptırım listesine eklendi.
Başkanlık Kararnamesi, balistik füzelerin geliştirilmesini kolaylaştırmak için SHIG’e yardım ettikleri ve konvansiyonel silahların transferine ve bulundurulmasına karıştıkları gerekçesiyle AEOI ve İran Füze Örgütü’nü de hedef alıyor.
ABD Başkanı Trump açıklamasına şöyle devam etti:
“İran rejimi, gizli nükleer silahlar arşivi hakkında sürekli yalan söylemiş ve uluslararası denetleyicilerin ilgili yerlere erişimini engelledi. Bu durum nükleer anlaşmanın derin kusurlarını ortaya çıkardı. Yaptırımlar, İran rejimine ve uluslararası toplumda İran'a karşı çıkmayı reddedenlere açık bir mesaj veriyor. Yönetimim, İran'ın nükleer, balistik füze ve konvansiyonel silahlara yönelik çabalarını durdurmak için elimizdeki her aracı kullanacaktır. İran rejimi, İran halkının istediği ve hak ettiği gibi kuvvetli ve refah bir İran istiyorsa, davranışlarını değiştirmelidir.”

ABD’li üst düzey yetkililerin ortak basın toplantısı
ABD Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlenen ve Savunma Bakanı Mark Esper, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Mark O’Brien ve ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft’ın da katıldığı ortak basın toplantısında Mike Pompeo, Trump yönetiminin, ‘dünyanın önde gelen terör sponsoru ve antisemitizm kaynağı İran'a karşı gerekli adımları atarak Ortadoğu ve tüm dünyada ölüm ve kaos yaymasını’ önlemek için ne gerekiyorsa yapacağını söyledi.
Almanya, İngiltere ve Fransa'yı İran'a karşı BM yaptırımlarını uygulamaya çağıran Pompeo, “ABD, İran’ın dünyayı bir nükleer silahla tehdit ettiği günü beklemek yerine, sorumlu bir şekilde harekete geçerek bir kez daha küresel liderliğinin geleneklerini takip edecek” ifadelerini kullandı. Bu yeni adımın, ‘İran'ın nükleer tehditlerinin yanı sıra balistik füzelerin ve konvansiyonel silahların yayılmasının önlenmesi için önemli’ olduğuna işaret eden Pompeo, “İran, bu bölgelerin her birinde dünya için eşi-benzeri görülmemiş bir tehdit oluşturuyor. İran rejimi, nükleer programını uluslararası topluma şantaj yapmak, bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit etmek için kullanıyor. İran ayrıca Ortadoğu'daki en büyük balistik füze gücüne sahiptir. Yemen'de Husi milisleri, Lübnan ve Suriye'de Hizbullah teröristleri gibi devlet dışı aktörlere hem füze hem de füze üretim teknolojisi ihraç etti” şeklinde konuştu.
ABD ve müttefiklerinin geçtiğimiz yıl birçok kez Husilere giden İran silahlarını durdurduklarını söyleyen Pompeo, “  Bu, rejimin Ortadoğu'da istikrarı bozmak ve bölge genelinde mezhepçi şiddeti ve terörü kışkırtmak için konvansiyonel silah cephaneliğini kullanmaya devam ettiğini gösteriyor” dedi.
Savunma Bakanı Mark Esper ise Ortadoğu'daki ABD kuvvetlerinin ‘alarm durumunda’ olduğunu ve herhangi bir tehdide karşı müttefik güçler ile irtibat halinde olduklarını söyledi. Esper, “Her türlü tehdide karşı hazırız.  İran'ın normal bir ülke olmasını ve bölgede tehdit olarak görülmemesini istiyoruz” dedi.
Öte yandan ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross yaptığı açıklamada, İran rejimi ile ‘dünyayı tehdit eden’ nükleer ve balistik füze programlarında işbirliği yapan 5 kişinin Ticaret Bakanlığı’nın yaptırım listesine eklediğini söyledi. Ross, bu kişilerin rejimin nükleer malzeme edinmesinde yardımcı olma, nükleer programını uygulama yolları arayışı için uluslararası seyahatler yapma ve bu programı geliştirmek için İranlı uluslararası ajanlarla birlikte çalışarak birçok toplantı düzenleme gibi faaliyetlerde bulunarak, tüm yaptırımları ihlal ettiklerini belirtti.
Ortak basın toplantısındaki bir diğer üst düzey yetkili olan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft “İran'a ve faaliyetlerine direnen tek ülkeyiz” ifadelerini kullandı. Nükleer anlaşmaya taraf ülkelerin hepsinin İran'a yaptırım uygulayamadığını söyleyen Craft, “Görevlerimizden geri adım atmayacağız ve dünyayı, Ortadoğu’yu ve Avrupa'yı koruyacağız” diye konuştu.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Mark O’Brien ise BMGK’yı, ‘dünyayı İran'dan koruma ve silah ambargosunu uzatma konusundaki başarısızlığı’ sebebiyle ‘görevlerini yerine getiremediğini’ söyleyerek, eleştirdi.
ABD yönetiminin İran'a ve dünyadaki tehditlerine karşı yaptırımlar uyguladığını ve önlemler aldığını vurgulayan O’Brien, Obama yönetiminin aksine İran’a nükleer ve balistik füze programları ve konvansiyonel silahlar konusunda yardım eden 27 kişi ve kuruluşa yaptırımlar uygulandığını kaydetti.
Diğer yandan ABD'nin Venezuela ve İran Özel Temsilcisi Elliott Abrams, “ABD, İran'ın Kuzey Kore ile işbirliğinden endişe ediyor ve bunu durdurmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır” açıklamasında bulundu.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre ABD’li yetkililerin düzenlediği ortak basın toplantısı, Trump yönetiminin kınamasına rağmen İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in ABD’nin önde gelen araştırma merkezlerinden biri olan New York merkezli Dış İlişkiler Konseyi'nde video konferans yoluyla katıldığı etkinlikle aynı zamana denk geldi.
Etkinlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan İran Dışişleri Bakanı Zarif, ABD’nin attığı son adımın, ülkesi üzerinde ‘büyük bir etkisi’ olmayacağını söyledi.  ABD'nin İran'a mümkün olan tüm baskıları uyguladığını vurgulayan Zarif, “ABD, halkımızın bu yaptırımlar karşısında diz çökmesini bekliyordu, fakat başarısız oldu” dedi.
ABD başkanlık seçimlerini kim kazanırsa kazansın, İran'ın anlaşmayı yeniden müzakere etmeye niyeti olmadığının altını çizen Zarif, “Öncelikle ABD, herhangi bir şart koşmadan yeniden anlaşmaya taraf olma konusunda güvenilir olduğunu göstermelidir” diye konuştu.
Zarif, ABD'li yetkililere İran ile ABD arasında tüm tutukluların takas edilmesi için bir anlaşma yapma önerisini yineledi.

UAEA 64’üncü Genel Konferansı’nda ABD-Avrupa anlaşmazlığı
Öte yandan Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) 64’üncü Genel Konferansı, ABD ve Avrupa ülkelerinin İran ile 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşma ile ilgili görüşlerini yansıttıkları bir platforma dönüştü. Avrupa ülkeleri, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerine rağmen 2015 yılında imzalanan anlaşmaya bağlılıklarını teyit ederken Washington, Tahran'ı UAEA ile işbirliği yapmayı ertelemekle veya tam olarak işbirliği yapmamakla suçladı.
ABD Enerji Bakanı Dan Brouillette video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmada, İran'ın asla bir nükleer silah edinmemesi hedefine ulaşmak için böyle bir işbirliğinin şart olduğuna işaret ederek, Tahran'ın, koruma önlemleri anlaşmasına tam olarak bağlı olduğunu göstermesi için çok şey yapması gerektiğini vurguladı.
Avrupa Birliği (AB) adına konuşan Almanya Federal Ekonomi Bakanlığı (BMWi) Enerji Politikası Dışişleri Bakanı Andreas Feicht, Avrupa’nın İran'ın nükleer anlaşmada izin verilen sınırın 10 katı kadar uranyum zenginleştirmesinden duyduğu derin kaygıyı dile getirdi. AB’nin İran’daki Fordo Nükleer Tesisi’nde devam eden uranyum zenginleştirme ve diğer tesislerde santrifüj geliştirme faaliyetlerinin artmasından’ endişe duyduğunu, çünkü bu faaliyetlerin İran'ın uranyum zenginleştirme kabiliyetini büyük ölçüde artırdığını söyledi.
Tüm bu faaliyetlerin ‘nükleer anlaşmayla çelişkili olduğunu ve tehlikeli nükleer silahların yayılmasını sağladığını’ vurgulayan Feicht, İran'ı anlaşmaya aykırı adımlar atmaktan kaçınmaya çağırdı. Feicht, Washington'ın anlaşmadan çekilmesine karşın Avrupa'nın anlaşmayı kurtarmak ve İran’la çalışmaya devam etmek için sarf ettiği çabalardan pişmanlık duymak istemediğini bir kez daha teyit etti.



İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit ediyor... ABD alarma geçti

Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)
Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)
TT

İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit ediyor... ABD alarma geçti

Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)
Brüksel'de Avrupa dışişleri bakanları arasında İran konusunda yapılan görüşmelerden, (EPA)

İran ile Batı arasında hem askeri hem de diplomatik cephelerde gerilim tırmanırken, Tahran dün ABD'nin askeri hazırlığının artmasıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nı kapatmakla tehdit etti. Avrupa Birliği ise İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nu terör örgütü olarak ilan etti.

İran ordusu dün, Hürmüz Boğazı'nda canlı atış tatbikatları yapılacağı yönündeki NOTAM’la eş zamanlı olarak, savaş cephaneliğine 1000 stratejik insansız hava aracı (İHA) eklediğini duyurdu. Keyhan gazetesi, boğazın kapatılması olasılığını gündeme getirerek, böyle bir adımın "yasal bir hak" olduğunu savundu.

Buna karşılık, Amerika Birleşik Devletleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran konusundaki kararını beklerken, muhrip gemileri ve bir uçak gemisi de dahil olmak üzere ek takviye birlikleri konuşlandırdı.

Brüksel'de, AB dışişleri bakanları İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun terör örgütleri listesine alınmasını onayladı.

Tahran, Arakçi'nin Ankara ziyaretinin arifesinde, bölgedeki gerilimleri azaltmak amacıyla bölgedeki ülkelerle temaslarını yoğunlaştırdı.


Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
TT

Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde gizlice görüntü çeken Guan Heng'e ABD'de sığınma hakkı tanındı. 

New York şehrinde 28 Ocak'ta düzenlenen duruşmada yargıç Charles Ouslander, Guan'ın Çin'e geri gönderilmesi halinde zulüm göreceğine dair "haklı bir korkusu" olduğunu söyleyerek kendisine sığınma hakkı tanınmasına karar verdi. 

38 yaşındaki Çinli, Sincan'da Uygurların tutulduğu gözaltı merkezleriyle bölgedeki yoğun güvenlik uygulamalarının görüntülerini 2020'de çekmişti. 

Yaklaşık 20 dakikalık videoları yayımladıktan sonra tutuklanma korkusuyla ülkeyi 2021'de terk etmiş, Hong Kong'dan Ekvador'a oradan da Bahamalar'a geçip küçük bir şişme botla ABD'ye ulaşarak iltica başvurusunda bulunmuştu. 

Guan, geçen yıl ağustosta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ekipleri tarafından New York'ta yakalanıp gözaltına alınmıştı. 

Donald Trump yönetimi, Guan'ın Uganda'ya sınır dışı edileceğini duyurmuş, insan hakları örgütleri de karara tepki göstermişti. 

New York Times'ın aktardığına göre Guan henüz serbest bırakılmadı. İç Güvenlik Bakanlığı'nın mahkeme kararına itiraz etmeyi planladığı, bu süre zarfında Çin vatandaşının gözaltında tutulacağı belirtiliyor. 

Guan, videokonferans yöntemiyle katıldığı duruşmada Bahamalar'dan Florida'ya geçerken yaşamını yitirebileceği için videoyu YouTube'dan yayımlama kararı aldığını söyledi. Görüntüleri paylaşmasının ardından, Çin'de yaşayan babasının polis tarafından üç kez sorgulandığını ifade etti. 

Guan'ın avukatı Chen Chuangchuang, ABD'nin müvekkiline sığınma hakkı sağlamakta "ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu" olduğunu vurguladı. 

Göçmenlere karşı sert uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Trump yönetiminde iltica başvuruları da iyice zorlaştı. 

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Mobile Pathways'in derlediği federal verilere göre, sığınma başvurularının onaylanma oranı 2010-2024'te yüzde 28 iken, bu oran geçen yıl yüzde 10'a kadar geriledi. 

Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri, bölgedeki yaklaşık 1 milyon kişinin zorla toplama kamplarına ve hapishanelere yerleştirildiğini öne sürüyor. ABD de Uygurlara yönelik muameleyi "soykırım" diye niteliyor.

Pekin yönetimiyse iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times


Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)

ABD arabuluculuğundaki ateşkes müzakerelerinden henüz sonuç çıkmazken, Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırıları sürdürüyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Wall Street Journal, bu yıl savaşın gidişatını değiştirebilecek üç senaryoyu inceledi.

Savaş sürecek, müzakereler devam edecek

Analize göre en muhtemel senaryo, görüşmelerin sonuçsuz kalırken savaşın 5. yılında da devam etmesi. 

Trump yönetimi, müzakereler kapsamında Donbas’ın geri kalanının Rusya’ya verilmesi halinde ateşkes sağlanabileceğini savunuyor ancak Kiev yönetimi toprak tavizine yanaşmıyor. 

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zahorodniyuk, “Ukrayna halkı, ABD öncülüğündeki görüşmelere büyük şüpheyle yaklaşıyor” diyor. 

Rusya'daki her askeri, endüstriyel ve siyasi gelişmenin savaşın süreceğini işaret ettiğini, Donbas’ın Moskova tarafından işgali tekrar başlatmak için kullanılabileceğini savunuyor. 

Ukrayna geri adım atacak

Yıllardır savaşan Ukrayna ordusunun gücünün nihayetinde tükenmesi de savaşın gidişatını belirleyecek olasılıklar arasında yer alıyor. 

Ukrayna ordusu, piyade açığını drone geliştirerek kapatmaya çalışsa da bu, Rusya’nın yıpratma taktikleri ve yoğun cephe saldırılarına karşı yeterli olmayabilir. 

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nin direktörü Alexander Gabuev, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: 

Yıpratma savaşları önce yavaş yavaş, sonra da aniden kaybedilebilir.

Askeri tarihçiler de I. Dünya Savaşı'nın sonunda Alman ordusunun, çatışmanın büyük bir bölümünde taktiksel üstünlüğüne rağmen yorgun düştüğünü hatırlatıyor.

Rusya saldırıları durduracak 

Analize göre Rus ekonomisi hem Batı yaptırımlarının hem de savaşın etkisiyle güçlük çekiyor.

Ukrayna’nın petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırıları ve ABD’yle Avrupa’nın “gölge filoya” karşı aldığı önlemler de Kremlin’in enerji sektöründen elde ettiği gelirlere darbe vurdu. 

Rus iş insanları da savaşın ekonomiyi kötü etkilediğini, Moskova’yı parça tedariki ve petrol alımında Çin’e bağımlı hale getirdiğini söylüyor. 

Analizde, daha sıkı yaptırımlarla ekonomiye yük bindirilmesi halinde Rusya’nın savaşı uzatma kapasitesinin de zayıflayabileceği yorumu yapılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times