Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği

Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği
TT

Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği

Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği

Avrupa ülkelerinde yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında vaka sayısındaki artış endişe verici boyutlara ulaşırken, normale dönüş süreciyle kaldırılan kısıtlamalar yeniden yürürlüğe koyuluyor.
Avrupa, yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında artan vakalar ile mücadele ederken ikinci dalga endişesi giderek büyüyor. Fransa'da geçtiğimiz hafta rekor vaka sayıları kaydedilince tedbirler arttırıldı. Bölge bölge yasaklar getirilirken, Sağlık Bakanı Olivier Veran, "Yeniden sokağa çıkma yasağı getirmek istemiyoruz" dedi.
Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre ülkede vaka sayısı 538 bin 569'a, iyileşenlerin sayısı 94 bin 891'e, ölü sayısının ise 31 bin 727'ye yükseldi. Hastanede yatan hasta sayısı 4 bin 204 olarak açıklanırken, 786’sının yoğun bakımda olduğu bildirildi.
Fransa'da geçtiğimiz salı günü 10 bin 8, çarşamba günü 13 bin 72, perşembe günü 16 bin 98, cuma günü 15 bin 797, cumartesi günü 14 bin 412 ve pazar günü 11 bin 123 vaka tespit edilmişti. Toplam günlük test sayısı verilmezken, yapılan testlerin yüzde 7.4’ünün pozitif çıktığı açıklandı. Ülke genelinde son verilere göre bin 230 vaka kümesi olduğu ve 101 bölgenin “hassas bölge” ilan edildiği belirtildi.

Fransa'da vaka sayısı rekor seviyelere ulaştı, yeni tedbirler getirildi
Ülkede vaka sayısındaki artış nedeniyle getirilen yeni tedbirler sıkı olmakla eleştirilirken, özellikle bar ve restoran sahiplerini isyan ettiren yeni tedbirler pazartesi günü itibarıyla uygulanmaya başlandı. Sağlık Bakanı Olivier Veran'ın açıkladığı kararlara göre yeni tedbirler kapsamında her 15 günde bir güncellenecek olan bir harita ile “kırmızı bölgeler” işaretlenecek ve bu bölgelerde özel tedbirler uygulanacak.
Yeni tedbirler arasında partilerin, toplantıların ve düğünlerin 30 kişiden daha da aza düşürülmesi bulunuyor. Bir üst seviyesi olan “sıkılaştırılmış alarm” bölgelerinde kamuya açık alanda 10'dan fazla kişiden bir araya getirilmesi yasaklanırken, barların yerel saatle 22.00’de kapatılmasına ve tüm spor salonlarının kapatılmasına karar verildi. En yüksek alarm seviyesinin yürürlükte olduğu bölgelerde ise iki hafta boyunca tüm bar ve restoranların, insanların toplandığı ve sağlık protokolüne uygun olmayan etkinlik mekanlarının kapatıldığı duyuruldu.

Almanya'da vaka sayısı 280 bini geçti
Almanya'da salgın hastalıklar konusunda yetkili kurum olan Robert Koch Enstitüsü (RKI) tarafından yayınlanan verilere göre ülkede son 24 saatte yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında 2 bin 507 yeni vaka tespit edildiği bildirildi. Bu sayı, Nisan ayından bu yana kayıtlara geçen en yüksek günlük vaka sayısı oldu. Hastalığı devam eden kişi sayısının ise 23 bin 925 olduğu açıklandı. Virüsü yenerek iyileşenlerin sayısının 250 bin 653'e ulaştığı, toplam vaka sayısının 284 bin 140'a yükseldiği ifade edildi. Önceki hafta 12 bin 255 kişi virüse yakalanırken, son 7 günde ise 11 bin 146 kişide virüs tespit edildi.
Son 24 saatte 5 kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilirken, toplam ölü sayısının da 9 bin 457'ye yükseldiği aktarıldı.

Toplu etkinlikler vaka sayısını arttırıyor
Almanya'da yüksek seyreden vaka sayıları, ikinci dalganın başladığı yönünde yorumlara neden oldu. Eğlencelerin, düğünlerin, gizli yapılan partilerin ve evde toplanmaların vaka artışlarını tetiklediği düşünülüyor. Kuzey Ren Vestfalya eyaletine bağlı Hamm kentinde yapılan bir düğünden sonra yaklaşık 200 kişide virüs tespit edilmesi üzerine belediye tarafından düğünlere sınırlama getirdi. Kentte 150 kişiyle sınırlandırılan katılım düğünler 25'e düşürüldü.

Eyalet başbakanları Salı günü toplanacak
Salgın nedeniyle eğitime verilen aranın ardından okulların yeniden açılması ile bazı eyaletlerdeki okullardan virüs vakaları bildirildi. Artan vakalar üzerine bazı eyaletlerdeki okullar kapatıldı. Sonbahar ile birlikte grip sezonunun da başlayacağını belirten uzmanlar, Kovid-19 vaka sayılarının da artacağına dikkat çekiyor.
Önümüzdeki dönemde yurt dışı tatilinden vazgeçilmesi yönünde uyarı yapan Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, tatil döneminde çok sayıda kişinin ülkeye virüsle döndüğünü vurguladı. Salı günü bir araya gelecek olan eyalet başbakanları ve yetkililer, alınacak yeni önlemler konusunda bir toplantı gerçekleştirecek.
Almanya'da her hafta farklı kentlerde salgına yönelik mücadelede alınan tedbirler, binlerce kişi tarafında protesto ediliyor. Çoğunluğu aşırı sağcı grupların oluşturduğu protestolarda maske takma kuralına karşı çıkılıyor.

İtalya'da vaka sayısı önceki haftaya göre yüzde 78 artış gösterdi
İtalya'da vaka sayısında artış eğilimi bir haftadır devam ediyor. Sivil Savunma Kurumu'nun dün açıkladığı verilere göre Pazar günü ülkede bin 766 yeni vaka tespit edildi. Son veri, Cumartesi günü tespit edilen bin 869 vakaya göre düşüş eğiliminde gözükse de pazar günü bir gün önceye göre yaklaşık 17 bin daha az test uygulandı. Cumartesi günü yapılan korona virüs testi 104 bin 387 iken pazar günü bu sayı 87 bin 714'de kaldı. İtalya'da son verilere göre toplam vaka sayısı 309 bin 870'e yükseldi.
İtalya'da cuma günü tespit edilen bin 912 vaka, ülkenin Mayıs ayında karantina uygulamasından çıkışının ardından görülen en yüksek günlük vaka sayısı oldu.
Hafta içinde perşembe günü bin 786, çarşamba günü bin 640, salı günü bin 392, pazartesi günü ise bin 350 vaka tespit edilmişti. Son bir haftada yeni vaka sayısı bir önceki haftaya oranla yüzde 78 artış gösterdi. Ülkede Pazar günü 17 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybederken, 724 kişi ise virüsü yenerek sağlığına kavuştu. Son verilerle birlikte iyileşenlerin sayısı 224 bin 417'ye, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 35 bin 835'e ulaştı. Ülkede yapılan toplam test sayısı ise 11 milyon 87 bin 64 olarak açıklandı.

Campania bölgesinde açık havada maske zorunluluğu
İtalya'da Kovid-19 yayılımının en yoğun olduğu bölge 245 yeni vaka ile Campania oldu. Sadece Valle d'Aosta bölgesinde yeni vaka kaydedilmedi. Campania Bölgesel Yönetim Başkanı Vincenzo De Luca, 24 Eylül'de aldığı kararla bölgede açık havada maske takma zorunluluğu getirdi. İtalya genelinde ise açık havada maske zorunluluğu, sadece kalabalık meydanlarda yerel saatle 18.00'den sonra uygulanıyor.
Ayrıca Korona Virüs Bilim Kurulu, bin seyirci ile oynanan Serie A karşılaşmalarında stat kapasitelerinin yüzde 25'i oranında seyirci alınmasına yönelik talebi reddetti.

Belçika'da 1 Ekim'den itibaren sıkı şekilde vaka takibi yapılacak
Dünya genelinde nüfusa oranla korona virüse bağlı en fazla can kaybının yaşandığı ülke olan Belçika’da Halk Sağlığı Enstitüsü Sciensano, 1 Ekim'den itibaren yeni bir uygulamayla vakaların takibinin daha etkin ve verimli bir şekilde yapılacağını açıkladı. Buna göre aile hekimleri yeni kurulacak dijital bir platform üzerinden haftalık olarak muayenelerinde tespit ettikleri nefes darlığı görülen vakaların seyrini sisteme yükleyecek. Haftada en az 4 kere veri girilecek olan sistem, merkezden izlenecek ve ülke genelinde vakaların dağılımı ve seyirleri izlenecek. Ayrıca yeni sistemle vatandaşlarla ilk temas noktası olan aile hekimlerinin tespitlerini alarak daha gerçekçi verilere sahip olunmasını hedeflendi. Çalışmaya dahil olan aile hekimleri, harici bir mesai harcayacakları için maddi olarak ek ödemeden yararlanacak.
Belçika’da önceki 7 günlük döneme göre vaka sayısında yüzde 17 artış kaydedildi. Halk Sağlık Enstitüsü, vaka sayısındaki artış eğiliminin son 5 gündür yavaşladığını ifade etti. Ülkede son 24 saatte bin 376 vaka tespit edilirken, toplam vaka sayısı 114 bin 179'a yükseldi. Hastaneye başvuran kişi sayısı 21-27 Eylül arasındaki dönemde günlük bazda ortalama 64 olarak kaydedildi. Salgının başlangıcından bu yana toplam 20 bin 79 kişi hastaneye kaldırıldı ve 135'i yoğun bakımda olmak üzere 654 kişi halen hastanelerde tedavi görüyor. Belçika'da son 24 saatte 6 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybederken, toplam can kaybı 9 bin 980'e ulaştı.

Belçika'da açık havada maske zorunluluğu kaldırılıyor
Ülkede korona virüs ile mücadelede ülke politikasını koordine eden Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında alınan kararlar kapsamında ise 1 Ekim itibarıyla açık havada maske takmak zorunlu olmayacak. Açık havada maske takma zorunluluğu, sosyal mesafenin korunamadığı kalabalık mekanlarda geçerli olacak. Toplu taşıma veya mağaza gibi kapalı alanlarda maske zorunluluğu ise geçerli olmaya devam edecek. Belçika Başbakanı Sophie Wilmes tarafından duyurulan yeni kurallara göre günlük hayatta herkesin görüşmek istediği kişilerle bir araya gelmesi de mümkün olacak. Ancak bu temaslarda sosyal mesafeye uyulması aksi takdirde maske takılması isteniyor. Ayrıca bir aileye tanınan bir ayda 5 kişiyle görüşme sınırlaması, ailenin her bireyine tanınacak şekilde genişletildi. Buna göre her birey, ayrı olarak 5 kişi ile görüşebilecek. İş hayatında evden çalışma tavsiye edilirken, arkadaş gruplarıyla yapılacak aktivite ve toplantılar ise 10 kişiyle sınırlı kalmaya devam edecek. Bu çerçevede sosyal mesafeye dikkat edilmesi konusunda da uyarılar yapılıyor.
Ülkede salgında durum kötüye gittikçe daha fazla kısıtlayıcı tedbirler alınacağı ifade edildi. Bu kapsamda bir seviyeden diğerine geçişlerde hastaneye kaldırılan kişi sayısı hesaba katılacak. Kişiler korona belirtileri gösterdiklerini düşünüyorlarsa öncelikle aile doktorlarıyla temasa geçecek. Aile doktorunun tavsiyesi doğrultusunda söz konusu kişilerin 7 gün kendilerini izole etmeleri ve en kısa sürede test yaptırmaları gerekiyor.
Yeni kurallara göre korona virüs hastasıyla yakın teması bulunan veya Temas Tespit Merkezi tarafından kendileriyle iletişime geçilen, ancak herhangi bir belirti göstermeyen kişilerin de hastayla temas ettikleri günden itibaren 7 gün boyunca karantinaya girmeleri istenecek. Bu kişilerin aile doktorlarından randevu alarak 5. gün test yaptırmaları gerektiği konusunda uyarı yapıldı. Kişilerin testi pozitif ise karantina süresinin 7 gün daha uzayacağı ifade edilirken, test sonucu negatif çıkan kişilerin ise karantinası 7. gün sonunda bitecek. Hasta bir kişiyle temas esnasında sosyal mesafe ve maske takma kurallarına riayet edildiği takdirde karantina uygulaması söz konusu olmayacak.
Belçika’da yaz boyu yasakların devam ettiği seyahat uyarıları kapsamında 25 Eylül itibarıyla kırmızı bölgelere yönelik seyahat yasağı kaldırıldı. Söz konusu yasak yerine bu bölgelere gidilmesinin kesinlikle tavsiye edilmediği yönünde bir seyahat uyarısı yürürlüğe girecek. Turuncu bölge olarak belirlenen bölgelerden dönen kişiler teste tabi tutulmayacak. Kırmızı bölgelerden dönen yolcuların ise dönüş tarihi göz önünde bulundurularak 7 günlük karantinaya girip 5. günde bir test yaptırması gerekiyor. Bu bölgelerden dönenlerin dolduracakları bir “oto-analiz” formunun Belçika makamlarınca da incelenmesi, Belçika makamlarının vereceği onay sonrasında karantinaya girmemeleri de mümkün olabilecek.

Avusturya'da salgınla mücadelede yeni tedbir
Avusturya’da son verilere göre 157 yeni vaka tespit edildiği, toplam vaka sayısının 42 bin 876'ya çıktığı bildirildi. Ülkede önceki hafta 38 bin 95 pozitif vaka bulunurken, toplam vaka sayısı bir haftada 42 bin 876'ya ulaştı. Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 21 artarak 787'ye ulaştı. Salgının başlangıcından bu yana toplam 33 bin 589 kişi virüsü yenerek sağlığına kavuştu.
Ülkede getirilen kısıtlamalarla korona virüsle mücadele Ağustos ayı başına kadar mücadele başarıyla sürdürüldü. Ancak alınan bir dizi önlemlerin kaldırılması sonucunda Ağustos ayı sonunda tatilcilerin Avusturya’ya dönüşleriyle birlikte ülkede "korona virüs patlaması" yaşandı.

Müşterinin kimlik kaydı kayıt altına alınmaya başlandı
Ülkenin Korona Virüs Komisyonu tarafından getirilen yeni uygulamaya göre kafe ve restoran gibi iş yerlerine gelen müşteriler, kimlik ve adres bilgilerini daha önceden hazırlanan forma işletmek zorunda. Söz konusu işlemleri yapmayan işletme sahibine ise para cezası kesilecek.
Avusturya ayrıca, artan korona virüs vakaları nedeniyle İsviçre, Belçika, Danimarka, Almanya’dan sonra Hollanda ve Viyana’yı da kırmızı listeye aldı.



İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
TT

İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026

Ömer Önhon

İranlılar, 1979 devriminden sonra iktidarı ele geçiren rejimi protesto etmek için sayısız kez sokaklara döküldüler; bu, İslam Cumhuriyeti tarihinde çok tanıdık bir sahne haline geldi. Ancak bu kez, protestolar daha derin ve daha tehlikeli anlamlar taşıyor.

Protestoların itici gücü artık rejimin ideolojik ve baskıcı doğasıyla sınırlı değil; günlük yaşamın her yönünü etkileyen boğucu bir ekonomik krizi de içerecek şekilde genişledi. Öfke yayılırken, dikkat çekici bir gelişme yaşandı; geleneksel olarak rejimin destekçileri olarak kabul edilen ve daha önce protestolardan uzak duran Tahran Kapalı Çarşı tüccarlarının da protestolara dahil olması. Onların dahil olması, rejim için endişe verici bir değişimi temsil ediyor, ancak bu, rejimin yakın zamanda yıkılacağının kesin bir göstergesi değil.

Bu harekete karşılık olarak, İran makamları protestoları bastırmak için rejim güvenlik güçlerini, Devrim Muhafızlarını ve Besic olarak bilinen sadık milisleri büyük sayılarda sokaklarda konuşlandırdı. Tahminler, yaklaşık üç bin kişinin öldürüldüğüne, binlerce kişinin de yaralandığına ve tutuklandığına, gerçek can kaybının ise resmi rakamlardan üç veya dört kat daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Krizi açıklarken, İran rejimi yaşananları ülkeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan yabancı müdahaleye ve ekonomiye olan ciddi etkisinden dolayı uluslararası yaptırımlara bağlıyor. Bu iddialar bir miktar doğruluk payı içerse de, krizin kökenleri çok daha derine iniyor ve esas olarak rejimin kendi içindeki yapısal dengesizliklerden kaynaklanıyor gibi görünüyor.

Enflasyon yüzde 45 ile 50 arasında seyrediyor, İran tümeni yabancı para birimleri karşısında değerinin önemli bir kısmını kaybetti, emekli maaşlarını ödeme sorunu kötüleşiyor ve İranlılar genel bir tükenmişlik ve bitkinlik duygusu yaşıyor. Halk her geçen gün daha da fakirleşirken, rejimin elitleri ve fırsatçıları, adaletsizlik duygusunu daha da artıran yaygın yolsuzluk ortamında servet biriktirmeye devam ediyor.

Ekonomik krizin yanı sıra, İran makamları yıllardır Tahran'daki hava kirliliği de dahil olmak üzere kronik sorunlarla başa çıkmayı başaramadı; bu sorunlara şimdi kuraklık krizi de eklendi. Bu arada, ülkenin kıt kaynakları, çoğu ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarla büyük ölçüde yok edilen çok sayıda silahlanma programına yönlendirildi.

İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor.

Suriye krizinin yankıları bölge ve dünya genelinde hâlâ tazeyken, nüfus ve doğal kaynaklar açısından Suriye'den çok daha büyük bir ülke olan İran'ın çöküşünün potansiyel etkileri düşünüldüğünde endişe daha da artıyor. Bu olasılık, bölgenin çok ötesine uzanan sarsıntılara neden oluyor. Dolayısıyla ilk soru şu: Rejim gerçekten devrilecek mi ve böyle bir değişimin maliyeti ne olacak? Bunu daha ağır bir soru izliyor: Eğer böyle bir durum yaşanırsa, sonrasında sahne nasıl görünecek?

Bu bağlamda, ABD ve İsrail, İranlı protestoculara açık desteklerini açıkladılar. Doğu ve Batı arasındaki ticaret ve enerji yollarında stratejik bir konuma ve yine dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden birine sahip olan İran, ABD Başkanı Donald Trump için Gazze, Venezuela ve Grönland'a benzer bir başka cazip yatırım fırsatı olarak öne çıkıyor.

Trump, rejim protestocuları öldürürse müdahale tehdidinde bulundu ve İranlılara gösterilerinin ivmesini artırma çağrısı yaptı. Ancak, ölümlerin durduğuna ve rejimin protestocuları infaz etme planlarının olmadığına dair bilgilere sahip olduğuna dair son açıklamaları, gerçek niyetleri konusunda bazı belirsizlikler yarattı.

cdfgthy
İran'ın Tahran şehrinde bir kadın sokakta yürüyor, 15 Ocak 2026 (Reuters)

Buna paralel olarak, arka kapı diplomasisi yoluyla İran'ın bazı ABD talepleri karşısında geri adım attığına dair iddialar dolaşıyor. ABD kaynakları ve bilgi sahibi medya kuruluşları, ABD Başkanı’nın hâlâ seçeneklerini değerlendirdiğini ve olası bir askeri müdahalenin tam ölçekli bir işgalden ziyade sınırlı ve belirli olacağını bildiriyor.

Ancak, Venezuela ve başka yerlerde zaten yük altında olan ABD, herhangi bir çatışmanın kontrolden çıkabileceğini kabul ediyor. İran direnir ve karşı saldırı başlatırsa, Washington, bölgeye ve ötesine yayılacak öngörülemeyen sonuçları olan uzun süreli bir çatışmaya sürüklenebilir.

Bu bağlamda, üst düzey bir İranlı yetkilinin, ABD tarafından saldırıya uğramaları durumunda ülkelerinin Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye'deki ABD üslerine saldırı düzenleyeceğini söylediği aktarıldı. Önlem olarak, ABD, Ortadoğu'daki en büyük ABD askeri üssü olan Katar'daki el-Udeyd Hava Üssü'nden bazı askeri personelini geri çekti.

İsrail ise, İran'da açıkça rejim değişikliği arayışında olup, yerine Şah dönemini anımsatan dost bir yönetimin gelmesini umuyor. Buna karşılık, Suudi Arabistan, Kuveyt, Umman ve bölgedeki diğer ülkeler, askeri müdahale veya savaşın olumsuz sonuçları korkusuyla itidal çağrısında bulundular, topraklarının herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına izin vermeyeceklerini vurguladılar.

En çok endişe duyan ülkeler arasında Türkiye öne çıkıyor. İran ile ekonomik ve sosyal bağlarına rağmen, iki ülke Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya'da bölgesel rakiplerdir; bu rekabet, Suriye'deki kriz ve iç savaş sırasında özellikle belirgin hale geldi.

Ankara, diğer bölgesel güçler gibi, askeri müdahalenin olumsuz sonuçlar doğuracağına inanıyor. Yeni bir kitlesel göç dalgası, Irak ve Suriye'dekine benzer bir Kürt sorununun ortaya çıkması ve enerji arzında aksamalardan korkuyor. Buna ek olarak, İsrail ile dost yeni bir İran yönetiminin kurulması endişesi de var; bu durum Türkiye için son derece rahatsız edici bir olasılık.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor

Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, özellikle İsrail'i işaret ederek, bir dış müdahale olduğunu belirtti. İsrail’in İran'daki protestolardan istediği sonucu alamayacağını varsayması, rejimin çökmesi olasılığından şüphe duyduğu şeklinde yorumlanabilir.

Fidan, 24 saat içinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iki telefon görüşmesi yaptı ve ayrıca ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile de temasa geçti. Bu, Türkiye'nin gerilimi kontrol altına alma ve durumu yatıştırma yönündeki diplomatik çabaları olarak görülebilir.

sdvfd
Lahey'de düzenlenen ve İran'daki kitlesel protestoları destekleyen bir mitingde göstericiler İran bayrakları ve pankartlar taşıdı, 10 Ocak 2026 (AFP)

Bu Türk yaklaşımı, Ankara'nın 2011'deki Suriye'ye yönelik tutumunu hatırlatıyor; o zaman da komşu ülke olarak Esed rejimini reformları uygulamaya, protestocuların taleplerini dinlemeye ve güç kullanmayı bırakmaya çağırmıştı. Ancak rejim o dönemde oyalamayı tercih etmişti.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor.

Buna karşılık, İran muhalefeti cesur ve kararlı görünüyor, ancak birleşik bir siyasi cephe ve tek bir birleştirici lider yokluğundan muzdarip. Bu boşlukta, bazı göstericiler, İran'ın son Şahı'nın oğlu ve ABD'de ikamet eden, son zamanlarda kendisini lider ve kurtarıcı olarak göstermeye çalışan Rıza Pehlevi'nin geri dönmesini talep ettiler.

Rıza Pehlevi’nin bir rolü olabilir, ama İranlıların çoğunluğunun, hatta rejime karşı olanların bile, Mollalar yönetimini 46 yıl önce devirdikleri ve nefret ettikleri bir monarşi sistemi ile değiştirmek isteyeceğine inanmak zor. Bununla birlikte, iç ve uluslararası güç mücadelelerinin karmaşık ağı göz önüne alındığında, tüm senaryolar muhtemel olmayı sürdürüyor.


Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
TT

Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün iktidardaki koalisyon ortaklarını toplantıya çağırdı. Bu adım, Netanyahu’nun Beyaz Saray tarafından Gazze Şeridi’nin yönetimini denetleyecek Barış Konseyi kapsamında ilan edilen Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etmesinin ertesi günü geldi.

Beyaz Saray dün, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik planı çerçevesinde, başkanlığını Trump’ın üstleneceği Barış Konseyi’nin çatısı altında faaliyet gösterecek Yürütme Kurulu’nun kurulduğunu duyurmuştu.

Danışma niteliğinde olduğu belirtilen Yürütme Kurulu’nda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katarlı diplomat Ali ez-Zavadi’nin yanı sıra çeşitli bölgesel ve uluslararası yetkililerin yer aldığı kaydedildi.

Netanyahu’nun ofisi cumartesi gecesi geç saatlerde, Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etti. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Trump tarafından kurulan ve başkanlığını bizzat üstlendiği Barış Konseyi’ne bağlı Yürütme Kurulu’nun yapısının ilanı, İsrail ile herhangi bir koordinasyon sağlanmadan yapılmış olup, İsrail’in politikalarıyla çelişmektedir” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun, İsrail’in çekincelerini ele almak üzere Dışişleri Bakanı’na ABD Dışişleri Bakanı ile temasa geçmesi talimatını verdiği belirtildi.

Açıklamada itirazın gerekçeleri ayrıntılandırılmadı. Ancak Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail, Ekim 2023’te savaşın başlamasından bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde bozulması nedeniyle, savaş sonrası Gazze Şeridi’nde Türkiye’nin herhangi bir rol üstlenmesine daha önce de sert biçimde karşı çıkmıştı.

Trump’ın, Hakan Fidan’ı Yürütme Kurulu’na dahil etmenin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da Barış Konseyi’ne katılmaya davet ettiği bildirildi. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, iktidar koalisyonu liderleri bugün Yürütme Kurulu’nun yapısını görüşmek üzere bir araya geldi.

Netanyahu’nun liderliğini yaptığı Likud Partisi’nin Sözcüsü, “Koalisyonun saat 10.00’da bir toplantısı planlanıyor” açıklamasını yaptı, ancak toplantının içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.


İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
TT

İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)

İranlı bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğinin tespit edildiğini, yaşamını yitirenler arasında yaklaşık 500 güvenlik görevlisinin de bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre yetkili, ‘teröristler ve silahlı kışkırtıcıların’ masum İranlıların ölümünden sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Konuya ilişkin hassasiyet nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen yetkili, en şiddetli çatışmaların ve en yüksek can kaybının, ayrılıkçı Kürt grupların faaliyet gösterdiği ülkenin kuzeybatısındaki bölgelerde yaşandığını ifade etti.

Yetkili, nihai can kaybı sayısının keskin biçimde artmasının beklenmediğini belirterek, ‘İsrail ve yurt dışındaki silahlı grupların’ sokaklara çıkanlara destek ve silah sağladığını iddia etti.

Aynı bağlamda, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai de bugün yaptığı açıklamada, Avrupa Troykası’nın büyükelçilerinin doğrudan ‘terör unsurlarının’ yanında yer aldığını ve olayların yönlendirilmesinde etkin rol oynadığını savundu.

Rızai, İran’daki ilgili kurumların, bazı Batılı ülkelerin İran içinde cinayetler işlemek üzere terör gruplarını organize etmek amacıyla dolar ve yabancı para transferleri yaptığını gösteren belgelere sahip olduğunu öne sürdü.

Diğer yandan İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir ise ülkede yaşanan son olayların sıradan karışıklıklar olmadığını, Batılı ülkeler tarafından yönlendirilen terör eylemleri olduğunu söyledi. Cihangir, içerideki terör hücrelerinin liderleri ve yurt dışındaki bağlantılarının ortaya çıkarıldığını belirterek, yargı sürecinde şiddet olaylarına kandırılarak katılan kişiler ile yabancı istihbaratlara çalışan teröristler arasında ayrım yapılacağını kaydetti.