Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği

Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği
TT

Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği

Avrupa'da Kovid-19 salgınında ikinci dalga paniği

Avrupa ülkelerinde yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında vaka sayısındaki artış endişe verici boyutlara ulaşırken, normale dönüş süreciyle kaldırılan kısıtlamalar yeniden yürürlüğe koyuluyor.
Avrupa, yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında artan vakalar ile mücadele ederken ikinci dalga endişesi giderek büyüyor. Fransa'da geçtiğimiz hafta rekor vaka sayıları kaydedilince tedbirler arttırıldı. Bölge bölge yasaklar getirilirken, Sağlık Bakanı Olivier Veran, "Yeniden sokağa çıkma yasağı getirmek istemiyoruz" dedi.
Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre ülkede vaka sayısı 538 bin 569'a, iyileşenlerin sayısı 94 bin 891'e, ölü sayısının ise 31 bin 727'ye yükseldi. Hastanede yatan hasta sayısı 4 bin 204 olarak açıklanırken, 786’sının yoğun bakımda olduğu bildirildi.
Fransa'da geçtiğimiz salı günü 10 bin 8, çarşamba günü 13 bin 72, perşembe günü 16 bin 98, cuma günü 15 bin 797, cumartesi günü 14 bin 412 ve pazar günü 11 bin 123 vaka tespit edilmişti. Toplam günlük test sayısı verilmezken, yapılan testlerin yüzde 7.4’ünün pozitif çıktığı açıklandı. Ülke genelinde son verilere göre bin 230 vaka kümesi olduğu ve 101 bölgenin “hassas bölge” ilan edildiği belirtildi.

Fransa'da vaka sayısı rekor seviyelere ulaştı, yeni tedbirler getirildi
Ülkede vaka sayısındaki artış nedeniyle getirilen yeni tedbirler sıkı olmakla eleştirilirken, özellikle bar ve restoran sahiplerini isyan ettiren yeni tedbirler pazartesi günü itibarıyla uygulanmaya başlandı. Sağlık Bakanı Olivier Veran'ın açıkladığı kararlara göre yeni tedbirler kapsamında her 15 günde bir güncellenecek olan bir harita ile “kırmızı bölgeler” işaretlenecek ve bu bölgelerde özel tedbirler uygulanacak.
Yeni tedbirler arasında partilerin, toplantıların ve düğünlerin 30 kişiden daha da aza düşürülmesi bulunuyor. Bir üst seviyesi olan “sıkılaştırılmış alarm” bölgelerinde kamuya açık alanda 10'dan fazla kişiden bir araya getirilmesi yasaklanırken, barların yerel saatle 22.00’de kapatılmasına ve tüm spor salonlarının kapatılmasına karar verildi. En yüksek alarm seviyesinin yürürlükte olduğu bölgelerde ise iki hafta boyunca tüm bar ve restoranların, insanların toplandığı ve sağlık protokolüne uygun olmayan etkinlik mekanlarının kapatıldığı duyuruldu.

Almanya'da vaka sayısı 280 bini geçti
Almanya'da salgın hastalıklar konusunda yetkili kurum olan Robert Koch Enstitüsü (RKI) tarafından yayınlanan verilere göre ülkede son 24 saatte yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında 2 bin 507 yeni vaka tespit edildiği bildirildi. Bu sayı, Nisan ayından bu yana kayıtlara geçen en yüksek günlük vaka sayısı oldu. Hastalığı devam eden kişi sayısının ise 23 bin 925 olduğu açıklandı. Virüsü yenerek iyileşenlerin sayısının 250 bin 653'e ulaştığı, toplam vaka sayısının 284 bin 140'a yükseldiği ifade edildi. Önceki hafta 12 bin 255 kişi virüse yakalanırken, son 7 günde ise 11 bin 146 kişide virüs tespit edildi.
Son 24 saatte 5 kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilirken, toplam ölü sayısının da 9 bin 457'ye yükseldiği aktarıldı.

Toplu etkinlikler vaka sayısını arttırıyor
Almanya'da yüksek seyreden vaka sayıları, ikinci dalganın başladığı yönünde yorumlara neden oldu. Eğlencelerin, düğünlerin, gizli yapılan partilerin ve evde toplanmaların vaka artışlarını tetiklediği düşünülüyor. Kuzey Ren Vestfalya eyaletine bağlı Hamm kentinde yapılan bir düğünden sonra yaklaşık 200 kişide virüs tespit edilmesi üzerine belediye tarafından düğünlere sınırlama getirdi. Kentte 150 kişiyle sınırlandırılan katılım düğünler 25'e düşürüldü.

Eyalet başbakanları Salı günü toplanacak
Salgın nedeniyle eğitime verilen aranın ardından okulların yeniden açılması ile bazı eyaletlerdeki okullardan virüs vakaları bildirildi. Artan vakalar üzerine bazı eyaletlerdeki okullar kapatıldı. Sonbahar ile birlikte grip sezonunun da başlayacağını belirten uzmanlar, Kovid-19 vaka sayılarının da artacağına dikkat çekiyor.
Önümüzdeki dönemde yurt dışı tatilinden vazgeçilmesi yönünde uyarı yapan Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, tatil döneminde çok sayıda kişinin ülkeye virüsle döndüğünü vurguladı. Salı günü bir araya gelecek olan eyalet başbakanları ve yetkililer, alınacak yeni önlemler konusunda bir toplantı gerçekleştirecek.
Almanya'da her hafta farklı kentlerde salgına yönelik mücadelede alınan tedbirler, binlerce kişi tarafında protesto ediliyor. Çoğunluğu aşırı sağcı grupların oluşturduğu protestolarda maske takma kuralına karşı çıkılıyor.

İtalya'da vaka sayısı önceki haftaya göre yüzde 78 artış gösterdi
İtalya'da vaka sayısında artış eğilimi bir haftadır devam ediyor. Sivil Savunma Kurumu'nun dün açıkladığı verilere göre Pazar günü ülkede bin 766 yeni vaka tespit edildi. Son veri, Cumartesi günü tespit edilen bin 869 vakaya göre düşüş eğiliminde gözükse de pazar günü bir gün önceye göre yaklaşık 17 bin daha az test uygulandı. Cumartesi günü yapılan korona virüs testi 104 bin 387 iken pazar günü bu sayı 87 bin 714'de kaldı. İtalya'da son verilere göre toplam vaka sayısı 309 bin 870'e yükseldi.
İtalya'da cuma günü tespit edilen bin 912 vaka, ülkenin Mayıs ayında karantina uygulamasından çıkışının ardından görülen en yüksek günlük vaka sayısı oldu.
Hafta içinde perşembe günü bin 786, çarşamba günü bin 640, salı günü bin 392, pazartesi günü ise bin 350 vaka tespit edilmişti. Son bir haftada yeni vaka sayısı bir önceki haftaya oranla yüzde 78 artış gösterdi. Ülkede Pazar günü 17 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybederken, 724 kişi ise virüsü yenerek sağlığına kavuştu. Son verilerle birlikte iyileşenlerin sayısı 224 bin 417'ye, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 35 bin 835'e ulaştı. Ülkede yapılan toplam test sayısı ise 11 milyon 87 bin 64 olarak açıklandı.

Campania bölgesinde açık havada maske zorunluluğu
İtalya'da Kovid-19 yayılımının en yoğun olduğu bölge 245 yeni vaka ile Campania oldu. Sadece Valle d'Aosta bölgesinde yeni vaka kaydedilmedi. Campania Bölgesel Yönetim Başkanı Vincenzo De Luca, 24 Eylül'de aldığı kararla bölgede açık havada maske takma zorunluluğu getirdi. İtalya genelinde ise açık havada maske zorunluluğu, sadece kalabalık meydanlarda yerel saatle 18.00'den sonra uygulanıyor.
Ayrıca Korona Virüs Bilim Kurulu, bin seyirci ile oynanan Serie A karşılaşmalarında stat kapasitelerinin yüzde 25'i oranında seyirci alınmasına yönelik talebi reddetti.

Belçika'da 1 Ekim'den itibaren sıkı şekilde vaka takibi yapılacak
Dünya genelinde nüfusa oranla korona virüse bağlı en fazla can kaybının yaşandığı ülke olan Belçika’da Halk Sağlığı Enstitüsü Sciensano, 1 Ekim'den itibaren yeni bir uygulamayla vakaların takibinin daha etkin ve verimli bir şekilde yapılacağını açıkladı. Buna göre aile hekimleri yeni kurulacak dijital bir platform üzerinden haftalık olarak muayenelerinde tespit ettikleri nefes darlığı görülen vakaların seyrini sisteme yükleyecek. Haftada en az 4 kere veri girilecek olan sistem, merkezden izlenecek ve ülke genelinde vakaların dağılımı ve seyirleri izlenecek. Ayrıca yeni sistemle vatandaşlarla ilk temas noktası olan aile hekimlerinin tespitlerini alarak daha gerçekçi verilere sahip olunmasını hedeflendi. Çalışmaya dahil olan aile hekimleri, harici bir mesai harcayacakları için maddi olarak ek ödemeden yararlanacak.
Belçika’da önceki 7 günlük döneme göre vaka sayısında yüzde 17 artış kaydedildi. Halk Sağlık Enstitüsü, vaka sayısındaki artış eğiliminin son 5 gündür yavaşladığını ifade etti. Ülkede son 24 saatte bin 376 vaka tespit edilirken, toplam vaka sayısı 114 bin 179'a yükseldi. Hastaneye başvuran kişi sayısı 21-27 Eylül arasındaki dönemde günlük bazda ortalama 64 olarak kaydedildi. Salgının başlangıcından bu yana toplam 20 bin 79 kişi hastaneye kaldırıldı ve 135'i yoğun bakımda olmak üzere 654 kişi halen hastanelerde tedavi görüyor. Belçika'da son 24 saatte 6 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybederken, toplam can kaybı 9 bin 980'e ulaştı.

Belçika'da açık havada maske zorunluluğu kaldırılıyor
Ülkede korona virüs ile mücadelede ülke politikasını koordine eden Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında alınan kararlar kapsamında ise 1 Ekim itibarıyla açık havada maske takmak zorunlu olmayacak. Açık havada maske takma zorunluluğu, sosyal mesafenin korunamadığı kalabalık mekanlarda geçerli olacak. Toplu taşıma veya mağaza gibi kapalı alanlarda maske zorunluluğu ise geçerli olmaya devam edecek. Belçika Başbakanı Sophie Wilmes tarafından duyurulan yeni kurallara göre günlük hayatta herkesin görüşmek istediği kişilerle bir araya gelmesi de mümkün olacak. Ancak bu temaslarda sosyal mesafeye uyulması aksi takdirde maske takılması isteniyor. Ayrıca bir aileye tanınan bir ayda 5 kişiyle görüşme sınırlaması, ailenin her bireyine tanınacak şekilde genişletildi. Buna göre her birey, ayrı olarak 5 kişi ile görüşebilecek. İş hayatında evden çalışma tavsiye edilirken, arkadaş gruplarıyla yapılacak aktivite ve toplantılar ise 10 kişiyle sınırlı kalmaya devam edecek. Bu çerçevede sosyal mesafeye dikkat edilmesi konusunda da uyarılar yapılıyor.
Ülkede salgında durum kötüye gittikçe daha fazla kısıtlayıcı tedbirler alınacağı ifade edildi. Bu kapsamda bir seviyeden diğerine geçişlerde hastaneye kaldırılan kişi sayısı hesaba katılacak. Kişiler korona belirtileri gösterdiklerini düşünüyorlarsa öncelikle aile doktorlarıyla temasa geçecek. Aile doktorunun tavsiyesi doğrultusunda söz konusu kişilerin 7 gün kendilerini izole etmeleri ve en kısa sürede test yaptırmaları gerekiyor.
Yeni kurallara göre korona virüs hastasıyla yakın teması bulunan veya Temas Tespit Merkezi tarafından kendileriyle iletişime geçilen, ancak herhangi bir belirti göstermeyen kişilerin de hastayla temas ettikleri günden itibaren 7 gün boyunca karantinaya girmeleri istenecek. Bu kişilerin aile doktorlarından randevu alarak 5. gün test yaptırmaları gerektiği konusunda uyarı yapıldı. Kişilerin testi pozitif ise karantina süresinin 7 gün daha uzayacağı ifade edilirken, test sonucu negatif çıkan kişilerin ise karantinası 7. gün sonunda bitecek. Hasta bir kişiyle temas esnasında sosyal mesafe ve maske takma kurallarına riayet edildiği takdirde karantina uygulaması söz konusu olmayacak.
Belçika’da yaz boyu yasakların devam ettiği seyahat uyarıları kapsamında 25 Eylül itibarıyla kırmızı bölgelere yönelik seyahat yasağı kaldırıldı. Söz konusu yasak yerine bu bölgelere gidilmesinin kesinlikle tavsiye edilmediği yönünde bir seyahat uyarısı yürürlüğe girecek. Turuncu bölge olarak belirlenen bölgelerden dönen kişiler teste tabi tutulmayacak. Kırmızı bölgelerden dönen yolcuların ise dönüş tarihi göz önünde bulundurularak 7 günlük karantinaya girip 5. günde bir test yaptırması gerekiyor. Bu bölgelerden dönenlerin dolduracakları bir “oto-analiz” formunun Belçika makamlarınca da incelenmesi, Belçika makamlarının vereceği onay sonrasında karantinaya girmemeleri de mümkün olabilecek.

Avusturya'da salgınla mücadelede yeni tedbir
Avusturya’da son verilere göre 157 yeni vaka tespit edildiği, toplam vaka sayısının 42 bin 876'ya çıktığı bildirildi. Ülkede önceki hafta 38 bin 95 pozitif vaka bulunurken, toplam vaka sayısı bir haftada 42 bin 876'ya ulaştı. Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 21 artarak 787'ye ulaştı. Salgının başlangıcından bu yana toplam 33 bin 589 kişi virüsü yenerek sağlığına kavuştu.
Ülkede getirilen kısıtlamalarla korona virüsle mücadele Ağustos ayı başına kadar mücadele başarıyla sürdürüldü. Ancak alınan bir dizi önlemlerin kaldırılması sonucunda Ağustos ayı sonunda tatilcilerin Avusturya’ya dönüşleriyle birlikte ülkede "korona virüs patlaması" yaşandı.

Müşterinin kimlik kaydı kayıt altına alınmaya başlandı
Ülkenin Korona Virüs Komisyonu tarafından getirilen yeni uygulamaya göre kafe ve restoran gibi iş yerlerine gelen müşteriler, kimlik ve adres bilgilerini daha önceden hazırlanan forma işletmek zorunda. Söz konusu işlemleri yapmayan işletme sahibine ise para cezası kesilecek.
Avusturya ayrıca, artan korona virüs vakaları nedeniyle İsviçre, Belçika, Danimarka, Almanya’dan sonra Hollanda ve Viyana’yı da kırmızı listeye aldı.



Kremlin’de Putin–Abbas görüşmesi: Gazze Barış Kurulu’na 1 milyar dolar göndermeye hazırız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı Moskova'da karşıladı (Arşiv- EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı Moskova'da karşıladı (Arşiv- EPA)
TT

Kremlin’de Putin–Abbas görüşmesi: Gazze Barış Kurulu’na 1 milyar dolar göndermeye hazırız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı Moskova'da karşıladı (Arşiv- EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı Moskova'da karşıladı (Arşiv- EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Kremlin’de bir araya geldi. Görüşme, Davos’ta Gazze Barış Kurulu için imza töreninin düzenlendiği saatlerde gerçekleşti.

Görüşmenin başında konuşan Putin, Rusya ile Filistin arasındaki ilişkilerin derin köklere sahip olduğunu ve özel bir nitelik taşıdığını vurguladı. Rusya’nın Filistin halkını desteklemeye devam edeceğini belirten Putin, Gazze Barış Kurulu’na 1 milyar dolar göndermeye hazır olduklarını açıkladı. Putin, bu kaynağın önceki ABD yönetimi döneminde dondurulan Rus varlıklarından karşılanmasının gündemde olduğunu ve bunun tamamen mümkün olduğunu ifade etti.

Gazze için insani destek vurgusu

Putin, Moskova’nın Gazze’de krizin en ağır yaşandığı dönemlerde insani yardım sağladığını hatırlatarak, Filistin için personel yetiştirme ve kurumsal destek çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Rus lider, Ortadoğu’da kalıcı çözümün ancak Filistin devletinin tamamen işler hale gelmesiyle mümkün olacağını da vurguladı.

Abbas: Rusya’dan her zaman güçlü destek geldi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise Rusya’nın Filistin’i her zaman güçlü bir şekilde desteklediğini söyledi. Abbas, Rusya’nın mali yardımlar da dahil olmak üzere Filistin’e tarihi destek sağladığını belirterek, Filistin halkının topraklarına sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve yerlerinden edilme girişimlerine karşı direndiğini ifade etti.

Abbas ayrıca, İsrail işgalinin Gazze Şeridi’nde büyük bir yıkıma yol açtığını dile getirdi.

Independent Türkçe, Sputnik


İtalya ve Slovenya, Trump'ın önerdiği Barış Konseyi'ne katılmayacak

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofisinden konuşuyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofisinden konuşuyor (Reuters)
TT

İtalya ve Slovenya, Trump'ın önerdiği Barış Konseyi'ne katılmayacak

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofisinden konuşuyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki Oval Ofisinden konuşuyor (Reuters)

Bir İtalyan gazetesi dün, Roma'nın ABD Başkanı Donald Trump'ın "Barış Konseyi" girişimine katılmayacağını, bunun nedeninin ise tek bir ülkenin lideri tarafından yönetilen böyle bir oluşuma katılmanın İtalyan anayasasını ihlal edeceği endişesi olduğunu bildirdi.

İtalyan Başbakanı Giorgia Meloni, "Yarın Barış Konseyi'ne katılma anlaşmasını imzalamak İtalya'da anayasal sorunları gündeme getirecektir" ifadelerini, kullandı.

Slovenya Başbakanı Robert Golob ise dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Trump'ın "Barış Konseyi"ne katılma davetini kabul etmeyeceğini belirtti.

N1 adlı çevrimiçi haber sitesi Golob'un şu sözlerini aktardı: "Temel endişe, konseyin yetki alanının çok geniş olması ve BM Şartı'na dayalı uluslararası düzeni ciddi şekilde zedeleyebilmesidir."

Şöyle devam etti: “Ortadoğu'daki durumu sakinleştirecek her türlü girişimi takdire şayan buluyoruz, ancak bu çağrı daha geniş uluslararası düzeni tehlikeli bir şekilde aşıyor ve sadece Gazze'deki durumu sakinleştirmekle ilgili değil.”

Trump'ın planı, Batılı müttefiklerden şimdiye kadar temkinli tepkiler aldı; diplomatlar bunun Birleşmiş Milletler'in çalışmalarını baltalayabileceğini belirtiyor.

Trump'ın bugün İsviçre'nin Davos kentinde, Dünya Ekonomik Forumu'nun düzenlendiği yerde, yeni grubu kutlamak için bir törene başkanlık etmesi planlanıyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir kaynak, Meloni'nin Davos'a katılmasının olası olmadığını söyledi. Meloni, Trump'la yakın bağları olan sağcı bir politikacı.

Trump, önerilen konseyin ömür boyu başkanlığını yapacak ve önce Gazze'deki savaşı ele alacak, ardından odağını diğer çatışmalara genişletecek. Üye devletlerden her birinin daimi üyelik için 1 milyar dolarlık bir ücret ödemesi gerekiyor.


İsrail merkezli bir insan hakları örgütü, Filistinlilere uygulanan işkencelerle ilgili şok edici bir rapor yayınladı

Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)
Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail merkezli bir insan hakları örgütü, Filistinlilere uygulanan işkencelerle ilgili şok edici bir rapor yayınladı

Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)
Mahmud Ebu Foul, eski bir Filistinli tutuklu, “Sde Teiman” toplama kampında kaldı, (Şarku’l Avsat)

İsrail insan hakları örgütü B'Tselem, İsrail hapishanelerinde güvenlik gerekçesiyle tutulan Filistinli mahkumların koşulları hakkında yeni bir rapor yayınladı. Rapor, hapishane gardiyanları, askerler ve Şin Bet ajanları tarafından uygulanan şiddetin boyutunu ayrıntılarıyla anlatan yürek burkan tanıklıklar içeriyor. Raporda, diğer hususların yanı sıra, cinsel şiddet, açlık, işkence, zorlu yaşam koşulları ve tıbbi tedaviye erişimin engellenmesi şikayetleri yer alıyor.

Serbest bırakılan mahkumlarla yapılan görüşmelere dayanan raporda, dört mahkumun hapishane gardiyanları ve askerler tarafından maruz kaldıkları ağır cinsel istismara dair tanıklıkları da bulunuyor.

Sigara Yanıkları

B'Tselem, bu ve diğer tanıklıkların, son iki yıldır birçok raporda ortaya koyduklarına kıyasla Filistinli tutsakların koşullarında önemli bir bozulmayı doğruladığını belirtti. Örnek olarak, Gazze'den serbest bırakılan tutsak Muhammed Ebu Tavila'nın (35 yaşında) ifadesini gösterdi; Ebu Tavila, sorgusu sırasında askerlerin vücudunda sigara söndürdüğünü, üzerine hidroklorik asit döktüğünü ve sırtını çakmakla yaktığını açıkladı.

Ofer ve Ketziot hapishanelerinde tutulan bir başka mahkum şunları söyledi: “Sorgum sırasında beni disko odası denilen bir odaya götürdüler. Altı gün boyunca günde bir şişe su içmeme, bir salatalık ve askerin bana vermeden önce üzerine bastığı bayat bir ekmek parçası yememe izin verdiler. Durmaksızın dövüldüm ve zaman zaman elektrik şokuna maruz kaldım. Sabahtan akşama kadar demir bir sandalyede oturdum. Odanın dışında, dayanılmaz derecede yüksek sesle İbranice şarkılar çalan büyük bir hoparlör vardı. Kulak zarlarım delindi ve kanamaya başladı.” Ayrıca, odada tuvalet olmadığı için kıyafetlerine işemek zorunda kaldığını da ifade etti.

Rapora göre, bugün İsrail Cezaevleri Servisi'ne bağlı cezaevlerinde yaklaşık 9 bin güvenlik mahkumu bulunuyor ve bunların çoğu henüz yargılanmamış olup şu kategorilerden birine giriyor: yargılama öncesi tutuklular, idari tutuklular ve "yasadışı savaşçılar". İsrail'in bu tanımı, uluslararası hukukta kabul edilemez bir şekilde, Gazze'den Hamas elit üyesi olduğundan şüphelenilen herkesi hedef alıyor ve onlara suçlu tutukluların veya savaş esirlerinin haklarını tanımıyor.

7 Ekim 2023'ten bu yana, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 84 mahkum hayatını kaybetti ve İsrail, bunlardan 80'inin cesedini hâlâ teslim etmedi. Dahası, savaşın başlangıcından bu yana Kızılhaç ekiplerinin hapishaneleri ziyaret etmesi engelleniyor ve Yüksek Mahkeme bugüne kadar İsrail'i bu tür ziyaretlere izin vermeye zorlamaktan kaçındı.

Rapor, özellikle 1980'lerde sert hapishane koşulları nedeniyle kapatılan ve dönemin Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in talimatıyla yeniden açılan Ramle Hapishanesi'ndeki Rekafet koğuşunu eleştiriyor. Bu koğuş, mahkumların asla ışık görmediği yeraltı konumu nedeniyle "Hapishane Hizmetinin en kötüsü" olarak tanımlanıyor.

Cilt Erozyonu ve Uyuz

Raporda, İnsan Hakları İçin Hekimler örgütünün yayınladığı verilere atıfta bulunularak, örgütün ziyaret ettiği 349 mahkumun %67'sinin gözaltı tesisinde en az bir kez ciddi şiddet olayına maruz kaldığı belirtiliyor. Örneğin, Beyt Lahia'dan 41 yaşındaki Tamer Karmut, acı verici ve uzun süren kelepçelenmeye tanık oldu. Ona göre kelepçeler o kadar sıkıydı ki, derisi ve eti kemiğe kadar yırtıldı. “Acı şiddetli ve sürekliydi. Durumum kötüleşince, askerler beni doktorun tedavi ettiği bir yere götürdüler. Doktor bütün gün boyunca büyük miktarda kirlenmiş kan ve kan pıhtısı temizlemekle meşguldü.”

fevgf
İsrail merkezli Breaking the Silence örgütü, Sde Teiman askeri üssünde gözleri bağlı Filistinli tutsakların fotoğrafını yayınladı (AP)

Rapora göre, mahkumların dörtte biri uyuz hastalığından muzdarip. Şeker hastalığı olan ve Sde Teiman'da hapsedilen 45 yaşındaki Cibril es-Safadi, cezaevine girdikten bir gün sonra ayağında şiddetli ağrılar hissetmeye başladığını söyledi. “Ayakta durma yeteneğimi yavaş yavaş kaybettim ve uyandığımda kendimi kan gölü içinde buldum. Şoktaydım ve ayağıma baktığımda enfeksiyon kaptığını ve kanadığını gördüm.”

 Es-Safadi'ye göre, böbreklerine aldığı darbeler durumunu daha da kötüleştirdi ve sonunda doktorlar sağ bacağını ampute etmek zorunda kaldı. Amputasyona rağmen, sonunda bir mahkum takası kapsamında serbest bırakılana kadar işkence de dahil olmak üzere sert sorgulamalara maruz kalmaya devam ettiğini söyledi.

Ketziot'ta gözaltına alınan Beyt Lahia'lı İbrahim Fouda şunları ifade etti: “Suyu kestiler ve geri verdiklerinde de sadece bir saatliğine yetti. Kirlenmiş suyu içmekten başka çaremiz yoktu. Çadırın kıvrımlarında veya astarında su depoladık ve bazen tuvaletlerden su içmek zorunda kaldık.”

İşkence Kampları

B'Tselem'in İcra Direktörü Yuli Novick şunları söylüyor: “İsrail gözaltı merkezleri, Filistin toplumuna karşı planlı ve yaygın saldırısının bir parçası olarak, Filistinlileri parçalamayı ve yok etmeyi amaçlayan bir işkence kampları ağına dönüştürüldü. Gazze Şeridi'ndeki soykırım ve Batı Şeridi'ndeki etnik temizlik, bu politikanın en aşırı tezahürleri arasındadır.”

sdfdfdv
İsrail'in Sde Teiman hapishanesinde eski bir Filistinli mahkum olan Mahmud Ebu Foul, işkence nedeniyle görme yetisini kaybetti (Şarku’l Avsat)

Cezaevleri İdaresi şu açıklamayı yaptı: “Cezaevleri İdaresi, kanunlara ve kanun hükümlerine ve mahkeme kararlarına uygun olarak faaliyet göstermekte olup, resmi denetim organlarının gözetim ve denetimine tabidir. Tüm mahkumlar, kanunlara uygun olarak, hakları güvence altına alınarak, gerekli tedaviye erişimleri sağlanarak ve kanun hükümlerine uygun yaşam koşulları sağlanarak gözaltında tutulmaktadır.”