İsrail'de Netanyahu karşıtı gösterilere kısıtlama getirildi

İsrail parlamentosu önünde Netanyahu karşıtı gösteri (AFP)
İsrail parlamentosu önünde Netanyahu karşıtı gösteri (AFP)
TT

İsrail'de Netanyahu karşıtı gösterilere kısıtlama getirildi

İsrail parlamentosu önünde Netanyahu karşıtı gösteri (AFP)
İsrail parlamentosu önünde Netanyahu karşıtı gösteri (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kendisine karşı yapılan gösterileri kısıtlama çabalarına devam ederken, protestoların sınırlandırılması için gerekli olan son merhalenin bir önceki aşamasını geçmeyi başardı. İsrail Parlamentosu Genel Kurulu’nda sabah erken saatlerde kabul edilen tasarıyla, karantina boyunca halk protesto için evlerinden en fazla 1 kilometre uzaktaki gösteriye katılabilecek. Binden fazla kişinin gösterilere katılması yasaklandı.
Göstericilerin parlamento binasını kuşatması ve binlerce arabanın şehirde Netanyahu karşıtı eylemler yapmasına karşı alınmış bu karar, demokratik olmadığı gerekçesiyle eleştirildi. Göstericiler, yasanın “Netanyahu’nun kişisel çıkarlarına hizmet edeceğini” söyledi. Meretz partisi milletvekillerinden Natsan Horovitch göstericiler önünde yaptığı konuşmada “İran bile böyle bir yasa çıkarmadı. Bu, diktatör Netanyahu'nun kendisine yöneltilen ciddi yolsuzluk suçlamaları karşısında, devletin tüm yetkilerini hukuk savaşında kendi lehine kullandığını gösteren bir yasa” dedi.
Gösteride “kanun Netanyahu’nun hizmetinde” yazılı pankart polis tarafından alınınca göstericiler ile polis arasında çatışma çıktı. Polis aralarında emekli tuğgeneralin de olduğu dört kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan emekli tuğgeneral şunları söyledi: “İsrail ordusunda Netanyahu ve adamlarının çoğundan daha fazla görev yaptım ve birkaç kez neredeyse ölüyordum ve hala devlet uğruna ölmeye hazırım. Ancak Netanyahu bugün onu faşist bir devlet haline getirmeye çalışıyor. Bunu kim yaparsa İsrail'i ortadan kaldıracak. İsrail'in dış düşmanlarıyla savaştığım gibi, onun iç düşmanlarıyla da savaşacağım.”
Crime Minster hareketi liderlerinden Yishai Hadas, "Bugün bize olan şey, Siyonizmin son nefesini alırken bir sunağa getirilmesidir. Yahudilerin uğruna savaştığı ülke burası değil. Bu nedenle son nefesini alması umuduyla bu hükümetle savaşmaya karar verdik” dedi.
Netanyahu birkaç hafta önce gösterileri engelleme girişimlerine başlamıştı ve bunu İngiliz Mandası yasalarına dayanan acil durum emirleriyle yapmak istiyordu, ancak hükümetteki koalisyon ortağı ve Savunma Bakanı Benny Gantz ve Mavi-Beyaz partisinden generaller bunu reddetti. Bu nedenle Netanyahu mahkemeye gitti ama bu kez de başsavcı Avichai Mandelbit engeliyle karşılaştı.
Netanyahu çabalarına devam ederek yasa çıkarmak için Knesset'e başvurdu. Burada, her durumda olduğu gibi uzlaşmacı bir çözüme ulaşmak için hükümetteki müttefikleriyle müzakerelere ihtiyacı vardı. Netanyahu, koronavirüs ışığında genel olarak gösterileri önleme talebinden taviz verdi ve eylemlerin yalnızca karantina koşullarında engellenmesini kabul etti. Yine de bu tavize rağmen parlamento komitesi oturumu, koalisyon ve muhalefet temsilcileri arasında çatışmalara, tartışmalara, hakaret ve suçlamalara tanık oldu.
Öte yandan dün gece yüzlerce göstericinin Gantz, Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ve bir dizi yetkilinin evlerinin önünde toplanması dikkat çekiciydi. Göstericiler Likud partisindan Sağlık Bakanı Yuli Edelstein'ın evinin önünde de gösteri düzenleyerek ulusal çıkarların kişisel ve parti çıkarlarının önüne geçmemesini talep ettiler. Protestocular "Korkak olmayın”, “Netanyahu buraya” şeklinde slogan attılar.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.