Katyuşa saldırıları ve türevleri açıktan kınanıyor, gizlice destekleniyor

Katyuşa saldırıları ve türevleri açıktan kınanıyor, gizlice destekleniyor
TT

Katyuşa saldırıları ve türevleri açıktan kınanıyor, gizlice destekleniyor

Katyuşa saldırıları ve türevleri açıktan kınanıyor, gizlice destekleniyor

Irak’ın başkenti Bağdat’ın batısındaki Rıdvaniyye bölgesinde önceki gün bir aileden 5 kişinin hayatını kaybettiği bombalama başta olmak üzere İran destekli silahlı grupların düzenlediği rastgele saldırılar ve bombalama eylemleri düzenliyor. Saldırılara yönelik halkın ve resmi makamların dile getirdiği memnuniyetsizliğe ve öfkeye rağmen, bu gruplar haydutça eylemlerine birçok yerde devam ediyor. Iraklı yetkililer ise bu grupları caydırma ve Ağustos ile Eylül aylarında zirveye ulaşan eylemlerine son verme noktasında yetersiz kalıyor.
Bazı güvenlik kaynakları, bu grupların katyuşa füzeleri ile Yeşil Bölge’ye ve ordu üslerine, el yapımı patlayıcıyla da uluslararası koalisyona ait lojistik destek konvoyuna düzenlediği saldırılar gibi en az 100 eylem gerçekleştirdiğini belirtiyor. Iraklı kaynaklar, Şii partiler arasında saldırıları destekleyenlerle karşı çıkanlar arasında açık bir bölünme yaşandığını, bazılarının açıktan bu saldırıları kınamasının da bu iddiayı desteklediğine dikkat çekiyorlar.
Kaynaklar, neredeyse her gün yabancı büyükelçiliklere, Bağdat Havalimanı’na ve uluslararası koalisyon konvoylarına saldırılar düzenleyen ‘kimliği belirsiz’ grupların saldırılarının, etkili Şii siyasi gruplarda ve Şiilerin büyük bir kesiminde, ülkeyi tehlikeye attığı ve Irak’ın bölgesel ve uluslararası ilişkilerini tehdit ettiği konusunda görüş birliği olduğunu belirtiyorlar.
Geçtiğimiz haftalarda Şii siyasi gruplardan Davet, Sadr Hareketi, Fazilet ve hatta Haşdi Şabi çatısı altında İran ile bağlantılı birçok grubu bulunan Fetih Koalisyonu, özellikle Washington’un Bağdat’taki Büyükelçilik çalışmalarını durdurmasından bahsetmesinin ardından kontrol dışı grupların saldırıları için kınama mesajları yayınladılar.
Iraklı yetkililerin bu saldırıları hangi grupların gerçekleştirdiğini halen bilmemesi ve Şiilerin bu gruplara karşı açık bir şekilde pozisyon alması, belki muğlak Irak sahnesiyle ilgili soru işaretlerine yol açabilir. Ancak halkın büyük çoğunluğu Iraklı yetkililerin ve Şii siyasi grupların, bu eylemlerin kimler tarafından gerçekleştirdiğini çok iyi bildikleri hususunda şüphe duymuyor. Bu gruplar ise genellikle İran dini lideri Ali Hamaney’e ideolojik ve eylem yönünden bağlı ve ‘velayet’ grupları ile bağlantılı “hedefleri, yönelimleri ile bilinen gruplardır.”
Bazıları ise, “Katyuşa füzesi ve el yapımı patlayıcıyla saldırı düzenleyen bu grupların, Meclis’te az sayılamayacak ölçüde temsil hakkı bulunan milislerin ve siyasi güçlerin ön cephesi konumunda” olduğundan şüphe etmediklerini belirtiyorlar.
Buradan hareketle, İslamcı Şii gruplar arasında katyuşa ve türevi saldırılara karşı tavır alma konusunda açık bir şekilde görüş birliğinin oluşması, muhtemelen İran tarafından sınırları özenle çizilen ve ABD’yi Irak’ı terk etmeye zorlamayı hedefleyen rol değişiminde “bardağın dolu” kısmını temsil ediyor.
Bağdat Havalimanı’na yönelik haftalardır tekrarlanan saldırılar kapsamında, haydut grupların Bağdat Havalimanı yoluna tuzakladıkları el yapımı patlayıcı, dün Yeşil Bölge istikametinde giden sivil bir beyaz aracın geçişi sırasında infilak etti. Olayda can kaybı yaşanmazken, araçta maddi hasar meydana geldi.
Havalimanı haberini duyuran Güvenlik Medya Ağı’nın açıklamasında göre, önceki gün bu gruplar, ülkeden çekilen uluslararası koalisyona ait teçhizatları taşıyan, Iraklı nakliye şirketlerine ait ve Iraklı vatandaşların kullandığı tırlardan oluşan konvoyu hedef aldı.
Açıklamada, bir başka konvoy ise Babil Emniyeti’nin bölgesinde bulunan 15 ve 16’ıncı köprülerin arasındaki alanda saldırıya uğradı. Can kaybına ilişkin bilgi verilmezken, konvoyun belirlenen güzergaha doğru seyir halinde olduğu belirtildi.
Füze ve el yapımı patlayıcılarla düzenlenen saldırılar son günlerde kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Halk bu tür saldırıları “terör örgütü DEAŞ’ın düzenlediği eylemlerden daha az tehlikeli olmayan açık bir terör eylemi” şeklinde nitelendiriyor. Ayrıca bu grupların, Irak’taki ABD-İran çatışma mekanizmasıyla bağlantılı oldukları açıktan dile getiriliyor.

DEAŞ saldırında 2 subay hayatını kaybetti
Öte yandan, DEAŞ’a karşı zafer ilanının üzerinden 3 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, örgüte karşı savaş halen devam ediyor. DEAŞ, güvenlik güçlerine saldırılar düzenlediği gibi Iraklı kuvvetler de terör örgütüne yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Güvenlik Medya Ağı’nın dünkü açıklamasında, ülkenin batısındaki Anbar vilayetinde yer alan Es-Sarsar Vadisi’nde el yapımı patlayıcıyla düzenlenen saldırıda alay komutanı ve yüzbaşı rütbesi taşıyan bir subay hayatını kaybetti.
El yapımı patlayıcının, Selahaddin vilayeti 12’inci Acil Alay komutanına ait aracın geçişi sırasında infilak ettiği belirtilen açıklamada, saldırı sonucu alay komutanı, yüzbaşı rütbesinde bir subay ve bir komiserin hayatını kaybettiği ve aracın tamamen tahrip olduğu bilgisine yer verildi.

DEAŞ’a yönelik operasyonlar
Güvenlik Medya Ağı’nın açıklamasına göre, Selahaddin, Ninova’nın batısı ve El-Cezire bölgelerinde terör örgütü DEAŞ unsurlarının yönelik arama tarama operasyonları başlatıldı. Ordunun çeşitli birimlerinin yanı sıra Haşdi Şabi güçlerinin de katıldığı operasyonlara, Hava Kuvvetleri, uluslararası koalisyon ve orduya ait uçaklar da destek verdi.
Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sözcüsü Yahya Resul, dün yaptığı açıklamada, Diyala vilayetinde DEAŞ’ın bir yöneticisinin yakalandığını ve örgüte ait sığınak ve mağaraların imha edildiğini bildirdi.
Resul, açıklamasında, “Terörle Mücadele Servisi, önceki gün DEAŞ çetelerinin bazıları inşa aşamasında olan gizli karargahlarını hedef alan geniş kapsamlı askeri operasyonlar başlattı. Bazı sığınak ve mağaralar ile tünel açmada kullanılan bir aracın yanı sıra yüksek riskli patlayıcı madde bulunan depolar imha edildi. DEAŞ terör çetelerinin bir yöneticisi, operasyon bölgesinden kaçmaya çalıştığı esnada yakalandı. Zira hava indirmesiyle yöneticinin etrafı kuşatıldı. Operasyon, Diyala vilayetindeki Narin nehrinin yakınlarında gerçekleşti” ifadelerini kullandı.



Sudan hükümeti, Berlin Konferansı’ndan dışlanmayı reddediyor

Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)
Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)
TT

Sudan hükümeti, Berlin Konferansı’ndan dışlanmayı reddediyor

Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)
Sudan Başbakanı Kâmil İdris, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında (Sudan Bakanlar Kurulu)

Sudan hükümeti, 15 Nisan’da düzenlenmesi planlanan ve Sudan’daki insani durumu ele almayı amaçlayan Berlin Konferansı’na davet edilmemesini resmî olarak protesto etti.

Hükümet, konferansın kendi onayı olmadan ve organizasyonuna ilişkin düzenlemelerin kendisiyle istişare edilmeden yapılmasını kesin bir dille reddettiğini açıkladı. Bu gelişme, Sudan’daki siyasi ve sivil güçlerin, konferansa sunulmak üzere insani dosya konusunda ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla Addis Ababa’da hazırlık toplantısı düzenlemeye hazırlandığı bir dönemde yaşandı.

Konferans, Almanya ve Birleşik Krallık öncülüğünde; Avrupa Birliği (AB), Fransa ve Afrika Birliği’nin (AfB) katılımıyla düzenleniyor. Ayrıca Dörtlü Mekanizma bünyesinde yer alan Suudi Arabistan, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır da sürece katılıyor. Sudan Dışişleri Bakanlığı, Alman hükümetinin izlediği yöntemi eleştirerek bunun Sudan devletini Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile eşit konuma koyduğunu savundu. Bakanlık açıklamasında, Sudan’ın Berlin Büyükelçisi İlham İbrahim Muhammed Ahmed’in, cuma akşamı Almanya Dışişleri Bakanlığı Afrika Masası yetkilisi Gesa Brautigam’a resmî bir nota sunduğu ve bu notada hükümetin konferansın kendi katılımı ve bilgisi olmadan düzenlenmesine karşı olduğu yönündeki tutumunun iletildiği belirtildi.

vfdfdv
Darfur’daki Tavile kasabasında geçici bir barınakta bulunan yerinden edilmiş bir Sudanlı adam, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) hapishanelerinde hapsedildiğini ve işkence gördüğünü söyledi. (AFP)

Sunulan notada, Sudan hükümeti olmadan ülkeye ilişkin herhangi bir konunun ele alınmasının, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın açık ihlali sayılacağı vurgulandı. Bunun aynı zamanda devlet egemenliğine ve yerleşik diplomatik teamüllere aykırı olduğu belirtildi. Büyükelçi, Sudan hükümetinin dışlanmasının konferansın pratik değerini ortadan kaldıracağını ve barış ya da istikrarın sağlanmasına katkı sunmayacağını ifade etti. Ayrıca büyükelçi, çatışmaya doğrudan ya da dolaylı şekilde taraf olan bazı ülkelerin konferansa davet edilmesinden duyulan rahatsızlığı dile getirerek, bunun sürecin güvenilirliğini zedelediğini ve çatışmayı körükleyen müdahaleleri teşvik ederek Sudan ile bölgedeki güvenlik ve istikrarı olumsuz etkilediğini kaydetti.

Sudan hükümeti, barışçıl çözüm konusundaki taahhüdünü yineleyerek, Abdulfettah el-Burhan tarafından daha önce sunulan yol haritasına ve Başbakan Kâmil İdris’in geçen aralık ayında BM Güvenlik Konseyi’nde dile getirdiği barış girişimine atıfta bulundu. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı, Sudan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösteren her türlü ciddi bölgesel ve uluslararası girişime yapıcı şekilde katılmaya hazır olduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca, konferanstan dışlanmanın, ‘karşılıklılık ilkesi’ doğrultusunda Sudan’ın organizatör ve destekçi ülkelerle ilişkilerini yeniden değerlendirmesine yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

fdvf
Dünya Gıda Programı’ndan (WFP) yardım alan Omdurman sakinleri... 11 Mart 2026 (AFP)

Buna karşılık, Sudanlı sivil çevreler hükümetin ret tutumunu eleştirerek, konferansın esas olarak savaş nedeniyle milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan insani krize yönelik finansman sağlamayı hedeflediğini vurguladı. Söz konusu kriz, Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmaların sonucu olarak derinleşti.

Berlin Konferansı, Sudan’da savaşın başlamasının üçüncü yıl dönümüne denk gelirken, daha önce Paris, Londra ve Washington’da düzenlenen benzer toplantıların devamı niteliğini taşıyor. Bu toplantıların tamamı, insani yardım faaliyetlerini desteklemeyi, derhâl ateşkes çağrısı yapmayı ve çatışmayı sona erdirmeyi amaçlamıştı. Berlin’deki konferansa, ne Sudan hükümeti ne de HDK ile bağlantılı paralel yönetim davet edildi. Katılımın, çatışmaya doğrudan taraf olmayan sivil aktörlerle sınırlı tutulduğu belirtildi. Konferansa yaklaşık 40 Sudanlı siyasi ve sivil liderin katılması beklenirken, bunlar arasında Sivil Demokratik Devrimci Güçler İttifakı (Sumud) temsilcileri, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, direniş komiteleri ve acil durum odaları yer alıyor. Sürecin AfB, BM, AB, Arap Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) himayesinde yürütüldüğü aktarıldı. Konferansa katılan kaynaklar, görüşmelerin sivil güçler arasında savaşı sona erdirmeye yönelik görüş ayrılıklarını gidermeyi de içerebileceğini, ancak temel hedefin Sudan’daki insani çalışmaları desteklemek için ek finansman sağlamak olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Sudan hükümetine yakın Demokratik Blok liderleri konferansı boykot edeceklerini açıkladı. Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar da geçen hafta yaptığı açıklamada konferansı reddederek, bunun Sudan halkının iradesini yansıtmadığını ve beklentilerini karşılamadığını dile getirmişti.


İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında Suriyeli bir adam eşini ve dört çocuğunu kaybetti

Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)
Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)
TT

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında Suriyeli bir adam eşini ve dört çocuğunu kaybetti

Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)
Hamad el-Galib, Deyrizor’da eşi ve çocuklarının cenaze töreninde taziyeleri kabul etti. (AP)

Suriyeli bir adam dün, çarşamba günü Beyrut’u hedef alan yoğun İsrail hava saldırılarında hayatını kaybeden eşi ile beş çocuğundan dördünü, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Deyrizor vilayetinde toprağa verdi.

Aile, altı yıl önce Lübnan’a sığındığında ülkelerine dönüşün bu şekilde olacağını öngörmemişti.

Cenazeler, altı aylık hamile olan kadının naaşıyla birlikte, Lübnan’dan gelen bir otobüsle taşınan ahşap tabutlar içinde getirildi. Tabutların yan taraflarına isimlerin elle yazıldığı görüldü. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, erkekler defin öncesinde Sur kasabasında otobüsün yanında gözyaşı dökerken, taziye için toplanan kalabalık da aileye destek verdi.

Ailenin kızlarından birinin naaşına ise henüz ulaşılamadı. Üç gün süren arama çalışmalarının bugün sona erdiği, kayıp kızın enkaz altında olduğunun değerlendirildiği belirtildi.

Söz konusu saldırı, İsrail’in çarşamba günü önceden uyarı yapmaksızın düzenlediği yaklaşık 100 hava saldırısından biri olarak kayda geçti. İsrail ordusu, saldırıların Beyrut ve Lübnan’ın diğer bölgelerinde Hizbullah ile bağlantılı olduğunu öne sürdüğü hedeflere yönelik olduğunu açıkladı. Aynı gün 350’den fazla kişi hayatını kaybetti; ölenlerin üçte birinin kadın ve çocuklardan oluştuğu bildirildi. Bu bilanço, yaklaşık altı haftadır süren savaşın en kanlı günü olarak değerlendirildi.

d fd
Deyrizor’da toprağa verilmeden önce el-Galib ailesinden iki kişinin tabutları (AP)

Çok sayıda saldırının, Beyrut’un merkezindeki caddeleri ve çatışma bölgelerinden uzak, yoğun nüfuslu mahalleleri hedef aldığı bildirildi.

Baba Hamad el-Galib, apartmanda bekçi olarak çalıştığı sırada tüp almak için ev dışında bulunduğu için saldırıdan kurtuldu. Yaşadığı Ayn Mureyse mahallesine hava saldırısı düzenlendiğini öğrenince hızla geri dönen el-Galib, genellikle yürüyüş ve spor yapan insanlarla dolu olan ünlü Beyrut sahil şeridi yakınındaki bir caminin arkasındaki binadan yükselen yoğun dumanla karşılaştı.

El-Galib, “İsrail saldırısı kızlarımı öldürdü. Onlar masumdu, sadece evde oturuyorlardı. Öğle yemeği yiyorlardı” dedi.

Kurtarma ekiplerinin, ailesinin cenazelerini enkaz altından çıkarmasının üç gün sürdüğünü belirten el-Galib, “Kızım Fatıma hâlâ kayıp” ifadesini kullandı. Kayıp olduğu belirtilen Fatıma’nın 10 yaşında olduğu, 12 yaşındaki diğer kızının bulunduğu; erkek çocuklarının ise 17, 14 ve 13 yaşlarında olduğu aktarıldı.

Aynı saldırıda, ailenin üç akrabasının daha hayatını kaybettiği bildirildi. Söz konusu kişilerin, Deyrizor’un eş-Şuhayl beldesinde dün toprağa verildiği kaydedildi.

dsvdv
Beyrut’a yönelik İsrail saldırısında hayatını kaybeden el-Galib ailesinin üyeleri için cenaze namazı kılan Suriyeliler (AP)

Hamad el-Galib, ailesinin 2020 yılında, aşiret grupları ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki yerel gerilimlerin artması üzerine yaşadıkları bölgeden göç ederek Lübnan’a sığındığını belirtti.

Ölenler ve yaralananlar arasında Suriyeli mülteciler de bulunuyor

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, çarşamba günü düzenlenen İsrail hava saldırılarının ve ülke genelindeki diğer saldırıların yol açtığı can kayıpları, İsrail ile Hizbullah arasında bir aydan uzun süredir devam eden savaşta toplam vefat sayısını bin 950’nin üzerine, yaralı sayısını ise 6 bin 300’ün üstüne çıkardı. Hayatını kaybedenler ve yaralılar arasında en az 315 Suriyelinin de bulunduğu bildirildi.

Çarşamba günkü saldırılarda hayatını kaybedenler arasında Lübnan vatandaşı olmayanların sayısı ise netlik kazanmadı. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın verileri milliyetlere göre ayrıntı içermiyor.

Yetkililer, en az 39 Suriyelinin hayatını kaybedenler arasında yer aldığını açıkladı.

sdcd
Deyrizor’da toprağa verilmeden önce el-Galib ailesinden iki kişinin tabutları (AP)

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Sözcüsü Dalal Harb, Ayn Mureyse’de hayatını kaybeden ailenin kuruma kayıtlı olmadığını belirtti. Lübnan’da yaklaşık 530 bin Suriyeli mültecinin kayıtlı olduğu, ancak yüz binlercesinin kayıt dışı bulunduğunun tahmin edildiği ifade edildi.

Eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yüz binlerce Suriyelinin Lübnan’dan geri döndüğü, ancak iş imkânlarının yetersizliği ve süregelen şiddet olayları nedeniyle çok sayıda kişinin dönüş konusunda tereddüt yaşadığı aktarıldı.

Hamad el-Galib’in kardeşi Cuma el-Galib, patlamanın meydana geldiği sırada binadan yaklaşık 150 metre uzaklıkta bulunduğunu söyledi. “Koştuk, koştuk, ardından ikinci patlama oldu” dedi.

Binaya ulaştığında yapının çökmeye başladığını belirten el-Galib, “Artık binadakileri kurtarmak için çok geçti. Onlara seslendik ama kimse yanıt vermedi” ifadelerini kullandı.

Ambulansların daha sonra cenazeleri enkazdan çıkardığını belirten el-Galib, naaşları hastanede teşhis ettiğini söyledi.


Savaşın başlangıcından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti

İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)
İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)
TT

Savaşın başlangıcından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti

İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)
İsrail'e ait bir helikopter Lübnan üzerinde füze ateşledi (Reuters)

Sağlık Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, Hizbullah ile savaşın 2 Mart'ta başlamasından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında ölü sayısı 2 bini aştı.

Bakanlık dün yaptığı açıklamada, 11 Nisan itibarıyla ölü sayısının 85'i paramedik ve sağlık çalışanı, 165'i çocuk olmak üzere 2 bin 20 kişiye, yaralı sayısının ise 6 bin 436 kişiye ulaştığını belirtti.

İsrail ordusu dün, İsrail ile Lübnan arasında Washington'da yapılması planlanan görüşmelerden günler önce, Lübnanlı militan grup Hizbullah'a ait 200'den fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail ordusunun açıklamasında, "Son 24 saat içinde ordu, Lübnan'da 200'den fazla Hizbullah hedefini vurdu" denildi.

Şöyle devam etti: "Hava Kuvvetleri, terör örgütü Hizbullah'ın altyapısını hedef almaya ve Güney Lübnan'da faaliyet gösteren kara kuvvetlerinin çalışmalarına hava desteği sağlamaya devam ediyor."

Nabatiye ve Sayda'ya düzenlenen baskınlarda 12 kişi öldü

Sağlık Bakanlığı Acil Durum Operasyon Merkezi yaptığı açıklamada, "Nabatiye bölgesindeki Kfarsir kasabasına düzenlenen İsrail düşman baskınında, Sağlık Otoritesinden bir sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 4 kişi öldü ve 4 kişi yaralandı" denildi. "Nabatiye bölgesindeki Toul kasabasına düzenlenen İsrail düşman baskınında ise Sağlık Otoritesinden bir sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 3 kişi öldü ve bir sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 3 kişi yaralandı" bilgisi paylaşıldı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre İsrail'in Nabatiye bölgesindeki Zifta kasabasına düzenlediği hava saldırısında, Lübnan Sivil Savunma mensubu da dahil olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti, iki kişi ise yaralandı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in dün güney Lübnan'daki bir kasabaya düzenlediği saldırılarda 8 kişinin öldüğünü ve bazılarının durumu kritik, birçok kişinin de yaralandığını açıkladı.

Bakanlık yaptığı açıklamasında, " Sayda (Sidon) bölgesindeki Tuffah kasabasına İsrail düşman güçlerinin düzenlediği baskınlarda ilk belirlemelere göre 8 şehit ve 5'inin durumu kritik 9 yaralı” olduğunu belirtti.

fvfvf
İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısından yükselen dumanlar (Reuters)

Sağlık Bakanlığı, sağlık çalışanlarının tekrar tekrar hedef alınmasını ve "uluslararası insani hukukun açık ihlalini" kınadığını yineleyerek, "İsrail düşmanının, sağlık çalışanlarını askeri hedef haline getirmeye dayalı sistematik bir yaklaşım benimsediği açıkça ortaya çıkmıştır; zira onlar gerçekleştirdikleri her kurtarma operasyonunda şehit edilmektedirler ve bu durum uluslararası insani hukukun ciddi bir ihlalini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, Lübnan'ı Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad'ın, İsrail'i ise Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter'in temsil ettiği ve ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michael Issa'nın da katıldığı cuma akşamı gerçekleşen bir telefon görüşmesini duyurdu.

Açıklamada, görüşme sırasında, ateşkes ilan edilmesi ve ABD'nin himayesinde Lübnan ile İsrail arasında müzakerelerin başlama tarihinin belirlenmesi konularını görüşmek üzere önümüzdeki salı günü ABD Dışişleri Bakanlığı'nda ilk toplantının yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi.