Dişilerle arkadaş olmanın erkek babunların ömrünü uzattığı ortaya çıktı

Bilim insanları 1971’den beri Kenya’daki bir babun popülasyonunu aralıksız takip ediyor

Veri kümeleri, 35 yıl boyunca gözlemlenen 542 yetişkin babunu içeriyordu (Duke Üniversitesi)
Veri kümeleri, 35 yıl boyunca gözlemlenen 542 yetişkin babunu içeriyordu (Duke Üniversitesi)
TT

Dişilerle arkadaş olmanın erkek babunların ömrünü uzattığı ortaya çıktı

Veri kümeleri, 35 yıl boyunca gözlemlenen 542 yetişkin babunu içeriyordu (Duke Üniversitesi)
Veri kümeleri, 35 yıl boyunca gözlemlenen 542 yetişkin babunu içeriyordu (Duke Üniversitesi)

Kilimanjaro Dağı’nın eteklerinde yaşayan babunlar gündelik yaşamı her yönüyle tadıyor; dövüşüyor, çiftleşiyor ve çocuklarına bakıyor. Ve bazıları yalnız kalırken bazıları çok sayıda arkadaş ediniyor.
The New York Times’ın haberine göre yeni bir araştırma, bu arkadaşlık ilişkilerinin, üreme ilişkileri kadar önemli olabileceğini gösteriyor. Zira daha çok dişi arkadaş edinen erkek babunlar daha uzun yaşıyor.
Hakemli bilim dergisi Philosophical Transactions of the Royal Society B’de yayımlanan bulgulara, dünyanın en uzun süren yabani primat araştırmalarından biri sayesinde ulaşıldı. Araştırmacılar Kenya’nın Amboseli havzasındaki savan babunlarını 1971’den beri gözlemliyor. Bu süreçte yüzlerce maymunun ölüm ve doğumunun yanı sıra babunların gündelik faaliyetlerini içeren bir veri kümesi toplandı. Veriler, bu faaliyetlerden biri olan tımarlamanın, babunların sosyal ilişkileri için temel oluşturduğunu gösterdi.
Araştırmanın başyazarlarından ve San Antonio Teksas Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Fernando Campos’a göre, “tımarlama gerçekten ilginç bir davranış” çünkü her zaman karşılıklı olmuyor. Babunlar bazen birbirlerinin kürklerini böcekler ve kirleri bulmak için sırayla arayıp tarıyor. Bazense bir babun daha yüksek statüye sahip bir babunu tımarlıyor ama bu yardımın karşılığını almıyor.
Her ne kadar erkek ve dişiler birbirlerini tımarlayabilse de Amboseli popülasyonunda erkek erkeğe tımarlama veya bağ kurma davranışı çok görülmüyor. Dişi babun çiftlerininse “ömür boyu süren bağlar” oluşturduğu ifade ediliyor ve önceki çalışmalar da güçlü ilişkiler kuran dişi babunların sosyal anlamda tecrit edilmiş dişilerden daha uzun yaşadığını gösteriyor.
Söz konusu davranışların erkeklerde çok görülmemesinin nedenini açıklamak daha zor. Çünkü erkekler her birkaç yılda bir yeni bir sosyal gruba katılıyor. Ve eğer bir erkek babun, araştırılan Amboseli popülasyonundan kaybolursa bilim insanları, onun öldüğünü mü yoksa uzaktaki başka bir gruba mı katıldığını bilemiyor. Bu da erkeklerin ne kadar yaşadığının tahmin edilmesini zorlaştırıyor.
Yeni makalede ise biyologlar ve istatistikçiler bu probleme çözüm üreten yeni bir model geliştirdi. İnsanların şahit olduğu ara sıra gerçekleşen ölüm ve göçlerle birlikte bu olayların yaşandığı sırada erkek babunların yaşını temel alan bilim insanları, ortadan kaybolan diğer erkeklerin ölme ya da göç etmiş olma ihtimallerini hesapladı.
Bunun sonucunda araştırmacılar, dişilerle tımarlama ilişkisi kuran erkeklerin daha uzun yaşadığını tespit etti.
Araştırmacılara göre bu ilişkiler, parazitlerin toplanması sayesinde sağlık açısından fayda sağlıyor olabilir. Ama aynı zamanda hayvanların çatışmalardan uzak durmasına da yardım edebilir. Diğer primatlarda yapılan araştırmalarsa sosyal ilişkilerin stresin psikolojik belirtilerini azalttığını gösteriyor.
Söz konusu araştırmaya katılmayan, Almanya’daki Göttingen Üniversitesi’nden Oliver Schülke’ye göre, bir dişiyle arkadaşlık kurmanın bir erkeğin daha uzun yaşamasını nasıl sağladığını çözmek önemli. Zira erkek babunların uzun yaşamasını sağlayan bu dişiler, bir çiftleşme partneri değil ve erkeklere dövüşlerde yardım edemeyecek kadar da küçük.
Schülke aynı zamanda, sosyal statüsü düşük erkeklerin bu tür ilişkiler için daha çok yatırım yapıp yapmadığını da merak ediyor çünkü bunlar, üremek için yüksek statülü erkeklerle aynı düzeyde enerji harcamıyor. Campos ve ekibinin Amboseli’de yaptığı çalışma da yüksek statülü erkeklerin daha kısa yaşadığını gösteriyor.
Compos’a göre, statülerini kaybeden ve hayatta kalan erkek babunlar, özellikle de dişi arkadaşları varsa, bulundukları grupta bir süre daha kalıyor. Araştırmacılar konuyla ilgili şu ifadeleri kullanıyor: "Belki de sadece kendilerine fayda sağlamak için arkadaşlık arıyorlar."
The New York Times
 



Zendaya: Umarım insanlar benden bıkmaz

Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)
Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)
TT

Zendaya: Umarım insanlar benden bıkmaz

Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)
Zendaya'nın bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'ın da rol aldığı A24 yapımı Drama (A24)

Zendaya, 4 film ve büyük bir diziyle alışılmadık derecede yoğun olan 2026 vizyon programının ardından "bir süre ortadan kaybolmayı" planlıyor.

Fandango'nun Big Ticket programının sunucusunun 2026'yı "Z'nin yılı" diye nitelemesine yanıt veren Emmy ödüllü oyuncu şöyle dedi:

Umarım insanlar benden bıkmaz ve bu filmlerin herhangi birini destekleyen, kariyerime herhangi bir şekilde destek veren herkese minnettarım. Derinden minnettarım. Umarım bu yıl benden bıkmazsınız çünkü şunu söyleyeyim; bundan sonra bir süre ortadan kaybolacağım. Sadece kısa bir süreliğine saklanmam gerekecek.

29 yaşındaki oyuncunun bu yılki ilk filmi, Robert Pattinson'la başrolleri paylaştığı A24 yapımı Drama, 3 Nisan'da vizyona girecek.

Bundan bir hafta sonra HBO'nun Euphoria dizisinin üçüncü sezonu gösterime girecek. Zendaya, Drama Dizilerinde En İyi Kadın Oyuncu dalında iki Primetime Emmy ödülü kazandığı Rue rolünü yeniden canlandıracak.

Temmuzda Zendaya, Christopher Nolan'ın The Odyssey ve Marvel'ın Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day) filmleriyle izleyici karşısına çıkacak. Her iki filmde de Tom Holland'la birlikte oynuyor.

Örümcek-Adam: Eve Dönüş (Spider-Man: Homecoming) çekimleri sırasında tanışan Zendaya ve Holland, 2021'de çıkmaya başladı.

Zendaya'nın uzun süredir stilistliğini yapan Law Roach'un geçen ay Access Hollywood'a "Düğün çoktan gerçekleşti" demesinden bu yana, ikilinin 2024'teki nişanlarının ardından gizli bir törenle evlenip evlenmediklerine dair spekülasyonlar yaygınlaştı. Ne Zendaya ne de Holland evlendiklerini kamuoyuna doğruladı.

Zendaya, 18 Aralık'ta vizyona girecek Denis Villeneuve filmi Dune: Çöl Gezegeni Bölüm Üç'le (Dune: Part Three) yılı kapatacak.

Drama, hikayesinin merkezinde yer alan büyük bir itiraf nedeniyle şimdiden eleştirilere maruz kalıyor. Filmde Zendaya'nın canlandırdığı Emma karakteri, Pattinson'ın hayat verdiği nişanlısı Charlie'ye ve arkadaşlarına, bir zamanlar lisede silahlı saldırı yapmayı planladığını ancak bunu asla gerçekleştirmediğini itiraf ediyor.

Columbine Lisesi'nde 1999'da düzenlenen katliamda hayatını kaybeden Daniel Mauser'ın babası Tom Mauser, filmdeki bu sürprizden tiksindiğini TMZ'ye söylemişti.

Son 25 yıldır silah reformu için mücadele eden Mauser, bu ciddi konuyu bir romantik komedide hikayeyi ilerletme amacıyla kullanmanın "korkunç" olduğunu dile getirmişti.

Filmi izlemeyen baba, yapımın silahlı saldırganları "insanileştirdiğini" ve okul saldırılarını "normalleştirdiğini" ifade etmişti.

Filmde kitlesel şiddet tasviri yer almıyor.

Independent Türkçe


Türünün ilk örneği araştırma: Uzayda döllenme nasıl olacak?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Türünün ilk örneği araştırma: Uzayda döllenme nasıl olacak?

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Yeni bir araştırma, spermler yolunu kaybedebileceği için uzayda bebek yapmanın daha zor olabileceği uyarısında bulundu.

Araştırmada, yerçekimi eksikliği nedeniyle spermlerin yön bulma yeteneğinin bozulabileceği ve bu nedenle yumurtaları döllemenin zorlaşabileceği öne sürülüyor.

Bu sonucun elde edildiği çalışmada insanlar da dahil üç memeliden alınan sperm örnekleri, hücrelerin döndürülerek sıfır yerçekimi koşullarının canlandırıldığı bir makineye yerleştirildi. Spermler daha sonra kadın üreme sistemini taklit eden bir labirente sokuldu.

Yolunu kaybetmiş gibi görünen spermler labirentte ilerlemekte zorlandı.

Adelaide Üniversitesi'nden kıdemli yazar Nicole McPherson, "Spermlerin üreme sistemi gibi bir kanaldan geçme yeteneği üzerinde yerçekiminin önemli bir faktör olduğunu ilk kez göstermeyi başardık" diyor.

Normal yerçekimine kıyasla mikro yerçekimi koşullarında labirent odadan başarıyla geçebilen sperm sayısında kayda değer bir azalma gözlemledik. Spermlerin fiziksel hareket biçiminde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen bu durum tüm modellerde yaşandı. Bu da yön kaybının hareketlilikteki bir değişiklikten değil, diğer unsurlardan kaynaklandığına işaret ediyor.

Bilim insanları cinsiyet hormonu progesteronun eklenmesinin, spermlerin düşük yerçekiminin etkilerini aşmasına katkı sağlayarak örneklerin labirenti geçme olasılığını artırdığını saptadı.

Dr. McPherson, "Bu durumun, yumurtadan da salınan progesteronun, spermi döllenme bölgesine yönlendirebilmesinden kaynaklandığını düşünüyoruz ancak bu muhtemel çözümün daha fazla araştırılması gerekiyor" diyor.

Araştırmacılar, fare yumurtaları sıfır yerçekimine maruz kalınca döllenme oranında yüzde 30'luk bir azalma da tespit etti.

Dr. McPherson, "Mikro yerçekimine 4-6 saat maruz kaldıklarında döllenme oranlarında azalma gözlemledik. Uzun süreli maruz kalma daha da zararlı görünüyor; bu durum gelişimsel gecikmelere ve bazı durumlarda embriyo oluşumunun en erken aşamalarında fetüsü oluşturan hücrelerin azalmasına yol açtı" ifadelerini kullanıyor.

Bu bulgular uzayda üreme başarısının ne kadar karmaşık temellere dayandığını ve gelişimin tüm erken aşamaları üzerine daha fazla araştırmaya duyulan kritik ihtiyacı gösteriyor.

Araştırmayı yürüten bilim insanları, yerçekimindeki değişikliklerin hem döllenmeyi hem de embriyonun gelişimini nasıl etkileyebileceğini anlamada bu çalışmanın kilit öneme sahip olacağını belirtiyor. Bu da Ay ve Mars gibi diğer gökcisimlerinde yaşamaya yönelik planlarımızda hayati önem taşıyacak.

Dr. McPherson, "En son çalışmamızda, bu koşullar altında döllenseler bile birçok sağlıklı embriyo oluştu. Bu da bize uzayda üremenin bir gün mümkün olabileceği umudunu veriyor" diyor.

Diğer araştırmalar, spermin uzayda hareket etme biçimlerini incelemişti. Ancak bu çalışma, spermin üreme kanalında bu şekilde nasıl yol alabileceğini inceleyen ilk araştırma.

Çalışmanın bulguları hakemli dergi Communications Biology'de yayımlandı.

Independent Türkçe


2023'te Oscar'a damga vuran ikili, gişeleri sallayan yıldızla anlaştı

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)
Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)
TT

2023'te Oscar'a damga vuran ikili, gişeleri sallayan yıldızla anlaştı

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)
Her Şey Her Yerde Aynı Anda'da Michelle Yeoh'un canlandırdığı başkarakter Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24)

Başrolünde yer aldığı bilimkurgu destanı Kurtuluş Projesi'yle (Project Hail Mary) son günlerde çok konuşulan Ryan Gosling'in yeni projesi de dikkat çekti. 

45 yaşındaki Kanadalı'nın, Her Şey Her Yerde Aynı Anda'yla (Everything Everywhere All At Once) 7 Oscar kazanmayı başaran Daniel Kwan ve Daniel Scheinert'in bilimkurgu ve aksiyon türleri arasında gezinen yeni komedisinde oynayacağı bildirildi. 

Deadline'ın haberine göre, Daniellar olarak da bilinen ikilinin Universal Pictures için çekeceği film, 19 Kasım 2027'de vizyona girecek. 

Prodüksiyonun bu yaz Los Angeles'ta başlaması beklenirken, filmin adı ve senaryosu henüz açıklanmadı.

2023 Oscar Ödülleri'nde en çok heykelciği kazanan Her Şey Her Yerde Aynı Anda, yalnızca 25 milyon dolarlık bütçesine rağmen gişede 143 milyon dolarlık hasılata uzanmıştı. 

Gosling'in 20 Mart'ta vizyona giren Kurtuluş Projesi de açılış haftasında gösterdiği performansla üç büyük gişe rekorunu birden kırdı.

Deadline'ın aktardığına göre film, Amazon MGM için yeni bir açılış rekoru kırdı, Phil Lord ve Chris Miller'ın kariyerindeki en iyi başlangıca imza attı ve martın en güçlü özgün yapım açılışlarından biri oldu.

80,6 milyon dolarlık açılış hasılatıyla film, Oppenheimer'ın 82,4 milyon dolarlık "devam filmi olmayan yapım" rekorunu kıl payı kaçırsa da muazzam bir başarıya imza attı.

248 milyon dolarlık dudak uçuklatan bir prodüksiyon bütçesine sahip olan filmin, pazarlama giderleri de dahil edildiğinde kâra geçebilmesi için 500-600 milyon dolar bandını aşması gerekiyor. 

Filmde Gosling, bir uzay gemisinde kim olduğuna ve oraya nasıl geldiğine dair hiçbir anısı olmadan uyanan fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace'i canlandırıyor. 

Hafızası yavaş yavaş yerine gelen Grace, yaklaşan bir buzul çağını durdurmak, insanlığı ve ölmekte olan Güneş'i kurtarmak için kritik bir gizemi çözmesi gerektiğini fark ediyor.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter