Hindistan'da bir günde 74 binden fazla vaka tespit edildi

Gönüllü sağlık çalışanları halka korona testleri gerçekleştiriyor (DPA)
Gönüllü sağlık çalışanları halka korona testleri gerçekleştiriyor (DPA)
TT

Hindistan'da bir günde 74 binden fazla vaka tespit edildi

Gönüllü sağlık çalışanları halka korona testleri gerçekleştiriyor (DPA)
Gönüllü sağlık çalışanları halka korona testleri gerçekleştiriyor (DPA)

Hindistan Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 74 bin 442 yeni koronavirüs vakasının tespit edildiğini, 903 kişinin ise virüs nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.
Reuters haber ajansına göre, son açıklanan rakamlarla birlikte Hindistan'da toplam vaka sayısı 6 milyon 623 bin 815'e, ölü sayısı ise 102 bin 685'e yükseldi.
Hindistan, ABD ve Brezilya'dan sonra dünyada koronavirüsten en çok etkilenen üçüncü ülke.
Artan vaka sayısına rağmen geçen hafta Hintli yetkililer bazı kısıtlamaları hafifleterek, eyalet görevlilerinin okul ve sinema salonlarını açmasına izin verdi.



Hürmüz Boğazı'nda ABD ve İran arasında "sınırlı" deniz çatışması

ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)
ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)
TT

Hürmüz Boğazı'nda ABD ve İran arasında "sınırlı" deniz çatışması

ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)
ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)

ABD ordusu, dün İran'a yönelik "karşı saldırılar" düzenlediğini duyurdu. Washington, Tahran'ın Amerikan kuvvetlerine yönelik "sebepsiz düşmanca eylemlerinden" sorumlu tuttuğu noktaların hedef alındığını açıkladı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Gelen tehditler bertaraf edilmiş; füze ve İHA fırlatma sahaları, komuta kontrol merkezleri ile istihbarat, gözetleme ve keşif merkezleri dahil olmak üzere Amerikan kuvvetlerine saldıran İran askeri tesisleri hedef alınmıştır."

Açıklamada ayrıca, ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait üç destroyerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında İran tarafından çok sayıda füze, insansız hava aracı (İHA) ve küçük teknelerle saldırı düzenlendiği belirtildi.

Olayın ardından açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, üç donanma gemisinin ateş hattında kalmasına rağmen hasar almadan Hürmüz Boğazı'ndan başarıyla geçtiğini belirtti. Trump, Truth Social hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: "Dünya standartlarındaki üç Amerikan muhribi, ateş altında Hürmüz Boğazı'nı büyük bir başarıyla geçti. Üç gemimizde de herhangi bir hasar yok ancak İranlı saldırganlar ağır darbe aldı."

İran devlet medyası ise adı açıklanmayan askeri bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD ordusunun bir İran petrol tankerine saldırmasının ardından Hürmüz Boğazı bölgesindeki Amerikan deniz birimlerinin İran füze ateşiyle hedef alındığını duyurdu. Haberde, Amerikan savaş gemilerinin füze saldırıları sonucu hasar aldığı ve geri çekilmek zorunda kaldığı iddia edildi.

Gerilimin Arka Planı

Olayın kesin saati henüz netleşmezken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) konuyla ilgili soruları henüz yanıtlamadı. Ancak ABD ordusu çarşamba günü yaptığı açıklamada, bir İran limanına doğru seyretmeye çalışan İran bayraklı bir petrol tankerinin durdurulduğunu ve bir F-18 savaş uçağı ile tankerin dümen kısmının hedef alındığını belirtti.

Bu saldırılar, ABD'nin İran'a sunduğu ve çatışmaları durdurmayı öngören teklife Tahran'dan yanıt beklendiği bir dönemde gerçekleşti. Söz konusu teklif, nükleer program gibi temel anlaşmazlık konularını şimdilik bir kenara bırakarak doğrudan çatışmayı sonlandırmayı hedefliyor.


ABD’nin suçlamaları Meksika’da iktidarı karıştırdı: Dönüm noktasındayız

63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
TT

ABD’nin suçlamaları Meksika’da iktidarı karıştırdı: Dönüm noktasındayız

63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)
63 yaşındaki Meksika lideri Claudia Sheinbaum, Sinaloa Valisi Moya'nın iade talebine karşı çıkmıştı (Reuters)

ABD'nin Meksikalı bir valiyi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlaması, iktidardaki Ulusal Yenilenme Hareketi'nde (Morena) ihtilaf yarattı.

New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı'nın geçen hafta açıkladığı iddianamede, aralarında Sinaloa Valisi Ruben Rocha Moya'nın da bulunduğu 10 mevcut ve eski yetkili "uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle" suçlanmıştı.

Sözkonusu kişilerin Sinaloa Karteli'nin Meksika'dan ABD'ye fentanil, eroin, kokain ve metamfetamin sokmasını sağladığı öne sürülmüştü. Ayrıca bazı isimlerin, kartelin şiddet eylemlerine bizzat katıldığı, "El Chapo" lakaplı Joaquin Guzman'ın destekçilerinin kontrolündeki çeteyle bağlantıları olduğu iddia edilmişti.

76 yaşındaki Meksikalı vali, hakkındaki iddiaları reddederek suçlamalara savunmasını hazırlamak için görevinden geçici olarak ayrılacağını duyurmuştu.

Meksika lideri Claudia Sheinbaum, suçlamalar hakkında kanıt bulunması halinde gerekli adımların atılacağını söylemişti. Ancak ABD'nin iade talebi ve iddialarla ilgili henüz bir kanıt sunmadığını belirtmişti.

Reuters'ın analizinde, ABD'nin suçlamalarının Morena'da ihtilaf yarattığı yazılıyor. Adlarının paylaşılmaması şartıyla ajansa konuşan Morenalı yetkililer, Beyaz Saray'ın baskısına nasıl yanıt verileceği ve Moya'nın geleceği hakkında parti içinde "hararetli tartışmalar" yaşandığını söylüyor.

Kaynaklara göre, Morena'nın kurucusu olan eski Meksika Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador'a sadık kanat, ABD'nin baskısına boyun eğilmesine yönelik her türlü adıma karşı çıkıyor.

Obrador'a yakın kesimler, Rocha'nın istifasını da eleştiriyor. Ayrıca valinin ABD'ye iadesinin gündeme getirilmesini "Meksika'nın egemenliğine ihanet" olarak görüyorlar.

Morena'nın yeni lideri Ariadna Montiel'in tarafındaki genç siyasetçilerse Rocha'ya yönelik suçlamayı, partideki yolsuzluk iddialarıyla mücadele etmek için fırsat olarak görüyor. Bu kanat, Obrador'un mirasına saygı duyarken ilk gruba kıyasla Sheinbaum'a daha yakın.

Siyasi analistler, iç çatışmaların Morena için "dönüm noktası" niteliğinde olduğunu belirtiyor. Morena'nın İşçi Partisi (PT) ve Yeşiller'le kurduğu koalisyonla Kongre'de elde ettiği üstünlük de tehlikede. Bölünme sinyallerinin Morena'nın anket ve sandık performansını ciddi şekilde etkileyebileceği vurgulanıyor.

Sheinbaum ise zor seçimlerle karşı karşıya. 1994-2000'de Meksika'yı yöneten Ernesto Zedillo'nun danışmanı Antonio Ocaranza şunları söylüyor:

ABD'yi memnun etmenin siyasi bedeli yüksek. Sheinbaum, Moya'nın iadesine ilişkin talebi kabul etmese bile hükümeti içindeki yolsuzluğa karşı mücadele verdiğini kanıtlamak için daha büyük bir baskı altında olacak.

Independent Türkçe, Reuters, El Pais


Trump-Şi zirvesi öncesi: Çin, ABD’nin istediği gibi İran’a baskı yapacak mı?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi öncesi: Çin, ABD’nin istediği gibi İran’a baskı yapacak mı?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta Pekin'i ziyaret eden ilk üst düzey İranlı yetkili oldu (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin lideri Şi Cinping'in görüşmesi yaklaşırken, Pekin'in barış anlaşması için Tahran'a baskı yapıp yapmayacağı merak ediliyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Çinli mevkidaşı Vang Yi'yle Pekin'de görüştü. Toplantının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı "hukuk dışı" diye nitelenirken, saldırıların sonlandırılması çağrısında bulunuldu.

Pekin yönetimi, ABD ve İran arasında 7 Nisan'da varılan ateşkes anlaşmasında Pakistan'la birlikte arabuluculuk da yapmıştı.

Trump, nisanda yapılması planlanan toplantıyı savaş nedeniyle mayısa ertelemişti. 14-15 Mayıs'ta gerçekleşecek görüşme öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin'e özellikle Hürmüz Boğazı'nı açması için Tahran yönetimine baskı yapma çağrısında bulunmuştu.

CNN'in analizinde, Pekin'in kısa süre içinde hem Arakçi hem de Trump'ı ağırlamasının "Çin'in küresel bir güç olarak rolünü pekiştirmeyi hedefleyen Şi için zafer niteliğinde olduğu" yazılıyor.

Diğer yandan Çin'in Tahran'a baskı yapmaya ne kadar istekli olduğu ayrı bir tartışma konusu. Zira Şi, savaşın yarattığı ekonomik krizin getirdiği risklerle ülkesini "ABD'ye alternatif bir küresel güç" olarak konumlandırmaya yönelik uzun vadeli hedefi arasında bir denge kurmaya çalışıyor.

New York Times'ın analizinde de Hürmüz krizinin enerji piyasalarında yarattığı şok etkisinin Çin'in Asya'daki nüfuzunun artmasını sağladığına işaret ediliyor.

Vietnam uçak yakıtı satın almak için Çin'le görüşürken Filipinler de gübre ihracatını kısıtlamaması için Pekin yönetimiyle müzakere ediyor. Avustralya da uçak yakıtı sevkıyatı için Çin'le işbirliği peşinde.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olmasına rağmen Çin, devasa rezervleri ve temiz enerjiye yatırımlarıyla güçlü pozisyonunu koruyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times'ın analizinde, Pekin'in İran savaşındaki yoğun diplomatik trafiğiyle şu mesajı vermek istediği ifade ediliyor:

Bölgesel güvenliğin ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğu bu dönemde Çin, güvenilir bir stratejik ortaktır.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Global Times