Etiyopya nüfusunun yarısı elektriğe muhtaç

Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanlığı elektrik sektörünü iyileştirmek için bir yol haritası oluşturdu (AFP)
Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanlığı elektrik sektörünü iyileştirmek için bir yol haritası oluşturdu (AFP)
TT

Etiyopya nüfusunun yarısı elektriğe muhtaç

Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanlığı elektrik sektörünü iyileştirmek için bir yol haritası oluşturdu (AFP)
Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanlığı elektrik sektörünü iyileştirmek için bir yol haritası oluşturdu (AFP)

Haşim Ali Hamid Muhammed
Etiyopya’nın önümüzdeki beş yıl boyunca kendi halkına enerji tedarik etmek için 6 milyar dolara ihtiyacı var ve bunu kendi kaynakları ve bağışçılarından sağlamaya çalışıyor.
Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanı Sileshi Bekele ülkesinin enerji sektörünü geliştirme alanında oldukça geride kaldığını belirterek “110 milyondan fazla nüfusu olan bir ülke halihazırda 4 bin 500 megawatttan daha az enerji üretiyor” dedi.
Bekele Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanlığı tarafından düzenlenen “Elektrik Sektörünü İyileştirme Yol Haritası” başlıklı bir seminerde diğer Afrika ülkelerine kıyasla Etiyopya’da 60 milyondan fazla kişinin günlük hayatlarında modern enerjiye ulaşamadığını söyledi.
Bekele, bakanlığın Etiyopya Elektrik Hizmetleri Şirketi ile işbirliği içerisinde ülkenin dört bir yanına enerji tedarik etmek için bir yol haritası oluşturmaya çalıştığını vurguladı.
Bekele yol haritasının, sektörü iyileştirme, üst düzey hizmetler sunma ve Etiyopya Genel Elektrik Kurumu’nun gelir gider dengesini sağlayacak bir finans sisteminin kurulmasının yanı sıra elektrik tarifesini düzenleme çalışmasını ve kamu ve özel şirketler arasında özel sektörün rolünü artırma çalışmasını kapsadığını belirtti.

Elektrik ihracatı
Etiyopya Bakanı yol haritasının önümüzdeki beş yıl boyunca ülkenin tüm sakinlerinin elektriğe ulaşmasını sağlayacağını belirtti. Zira bakana göre “yol haritasının önceliklerinden biri, ülkenin tüm sakinlerine elektrik sağlayıp ardından ihtiyaç fazlasını planlandığı gibi komşu ülkelere ihraç ederek Etiyopya’nın borç yükünü azaltmak.”
Hükümete bağlı Etiyopya Elektrik Hizmetleri Şirketi CEO’su Şifra Tala, “Etiyopya’daki elektrik sektörünün iyileştirilmesini esas alan planın çeşitli kaynaklardan enerji tedarik etmeyi ve komşu ülkelere ihraç etmeyi hedeflediğini” belirtti.
Etiyopya, “Sudan, Güney Sudan, Cibuti, Somali, Yemen ve Kenya” başta olmak üzere bazı komşu ülkelerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamaya başladı.

Nahda Barajı ve Kapasitesi
Tamamlanmak üzere olan Nahda (Rönesans) Barajı’nın tahmini üretim kapasitesi yaklaşık 6 bin megawatta ulaşıyor. Ancak bu Addis Ababa’nın isteklerini karşılamıyor. Etiyopya jeotermal ve rüzgar enerjisi de dahil olmak üzere ülkede bulunan çeşitli enerji kaynakları aracılığı ile elektrik enerjisinin üretim kapasitesini 2035 yılına kadar 40 bin megavatın üzerine çıkarmak istiyor.
Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanı’nın duyurduğu gibi Addis Ababa’da elektrik ve termal enerjiyi çeşitlendirmek amacıyla Fortescue Metals Group adlı uluslararası bir şirket ile toplantı yapıldı. Taraflar şirketin, 15 megawatt hidroelektrik ve 10 megawatt jeotermal enerji üreterek yaklaşık 10 milyar dolara 25 megavat elektrik ve jeotermal enerji üretmek için çalışabileceğine dair uzlaşma sağladı.
Nahda Barajı’nın inşa edilmesinin sebepleri
Ulusal düzeyde elektrik eksikliklerini gidermek için gösterilen çabaların bir parçası olarak Oromia Bölgesi’ndeki üç şehirde üç tane elektrik dağıtım istasyonu açıldı ve istasyonların inşası toplamda 53,7 milyon dolara mal oldu.
Elektrik dağıtım istasyonları, elektrik kesintilerindeki sorunları çözüme kavuşturmayı hedefliyor.
Etiyopya Cumhurbaşkanı Sahle-Work Zewde Nahda Barajı’nın inşaatına başlanmasının üzerinden 9 yıl geçmesi münasebetiyle Nahda Barajı’nın çeşitli amaçlar için inşa edilmesinin arkasındaki yedi nedeni belirledi. Cumhurbaşkanı başta elektrik enerjisi üretimi olmak üzere sebepleri şöyle sıraladı:
*Binlerce Etiyopya köyünün elektrikten henüz haberdar olmaması
*Milyonlarca kadının yemek pişirmek için yakacak odun bulmak üzere gece geç saatlerde evlerine girmesi
*Binlerce kişinin yakacak odun bulmak için dağlarda ve tepelerde dolaşması
*Milyonlarca Etiyopyalı kadının, elektrik sektöründe geleneksel değirmenlerde yiyeceklerini öğütmek için çalışması
Şehirlerde ve kırsal alanlardaki halkın enerjiye talebi gittikçe artıyor. Endüstriyel kompleks ihtiyacının yanı sıra yalnızca Oromia bölgesi’nde çok sayıda giysi, ayakkabı ve diğer sektörlerin fabrikaları bulunuyor.



MAGA'cı anneler: "İran'a asker gönderilirse Barron Trump da orduya katılmalı"

Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
TT

MAGA'cı anneler: "İran'a asker gönderilirse Barron Trump da orduya katılmalı"

Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)

Ariana Baio ABD Muhabiri 

Bu yılki Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) katılan iki anne, Donald Trump'ın ABD askerlerini savaşa göndermeye karar vermesi halinde ABD Başkanı'nın en küçük oğlu Barron'ın orduda görev yapması gerektiğini düşündüklerini MSNOW'a söyledi.

Üzerinde "250" yazan aynı kırmızı, beyaz ve mavi renkli parlak ceketleri giyen ve ismi açıklanmayan iki kadın, kendi çocuklarından biri askere alınsa bile başkanın İran'la savaşını desteklemeye hazır olduklarını yayın kuruluşuna belirtti.

MSNOW'dan Rosa Flores, 20 yaşındaki Barron Trump'ın da askerlik yapması gerektiğini düşünüp düşünmediklerini sorduğunda, her iki kadın da buna katıldığını belirtti.

Flores, MSNOW sunucusu Chris Jansing'e perşembe günü, "Her iki anne de askerler savaşa gönderilirse, bu kadının oğlu savaşa gönderilirse, Barron Trump'ın da askerlik yapması gerektiğinde hemfikirdi" dedi.

Barron Trump'ın orduya katılıp katılmayacağına dair görüşleri sorulduğunda MAGA destekçisi anneler, başkanın en küçük oğlunun "doğru olanı yapacağını" düşündüklerini söyledi.

ABD ordusu gönüllü askerlerden oluşuyor. Diğer yandan Askerlik Sistemi (Selective Service), savaş durumunda teoride askere alınmaya uygun erkeklerin veritabanını tutan bağımsız bir kurum.

18-25 yaşlarındaki tüm erkeklerin Askerlik Sistemi'ne kayıt yaptırması zorunlu. Yakın zamanda kabul edilen yasa, bu süreci aralık ayından itibaren otomatikleştirecek.

"Make America Great Again" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) şapkası giyen, ismi açıklanmayan annelerden biri, 18 yaşındaki oğlunun Askerlik Sistemi'ne kayıtlı olması nedeniyle Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarına başlangıçta karşı çıktığını Flores'e söyledi.

Kadın "Bu yüzden bu durumdan memnun değildim" dedi.

İsmi açıklanmayan kadın, MSNOW'a şöyle konuştu: 

Ama sonra İran'da halkın önünde asılan üç genci gördüm. O rejim yıllardır Amerikalıları tehdit ediyor ve Amerikalıları öldürüyor… Oğlum askere çağrılsa bile savaşı yine de desteklerdim.

Görsel kaldırıldı.İki MAGA destekçisi, oğullarından biri askere alınsa bile ABD Başkanı'nın İran'a karşı yürüttüğü savaşı desteklemeye devam edeceklerini MSNOW'a söyledi (MSNOW / Chris Jansing Reports)

Kadının, ekonomik krizin derinleşmesiyle ocak ayında İran rejimini protesto eden üç gencin kamuoyu önünde asılmasından bahsettiği anlaşılıyor.

Trump, İran'a karşı askeri harekat başlatsa da ABD askerlerini sahaya sürmeye yönelik resmi bir plan yok. Anketlere göre askerleri savaşa gönderme fikri, Cumhuriyetçi parlamenterler ve halk arasında aşırı derece tepki çekiyor.

ABD'de Askerlik Sistemi olsa da 1972'deki Vietnam Savaşı'ndan bu yana zorunlu askerlik çağrısı yapılmadı.

Barron Trump muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı. Ancak zorunlu askerlik çağrısı yapılsa bile, Trump'ın üniversite öğrencisi olan en küçük oğlunun görevi muhtemelen ertelenir.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


İsrail askeri istihbaratı: “İran’da rejim değişikliği koşulları yaratılamadı”

İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
TT

İsrail askeri istihbaratı: “İran’da rejim değişikliği koşulları yaratılamadı”

İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)

İsrail ordusu, Tahran'da rejim değişikliğinin sağlanması ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Financial Times'a (FT) konuşan İsrailli yetkililer, askeri istihbaratın yakın gelecekte rejimin devrilmesini sağlayacak koşulların yaratılamadığını düşündüğünü söylüyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) bağlı istihbarat müdürlüğü Aman'ın brifingleri hakkında bilgi sahibi kaynaklar, hava saldırılarının İran rejimini önemli ölçüde zayıflatamadığına dair görüşlerin kuvvetlendiğini belirtiyor.

FT'nin analizine göre bu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun temel savaş hedeflerine de gölge düşürüyor.

Aman'ın eski İran uzmanı Raz Zimmt şunları söylüyor:

Rejim zayıfladı ancak firarlara veya kontrolün kaybedildiğine ilişkin herhangi bir gerçek işaret görmedik. Bu, hayatta kalmak için 47 yıl boyunca kuvvetlendirilen bir sistemin dayanıklılığını gösteriyor.

Kaynaklara göre İsrail ordusu, hava saldırılarıyla rejim değişikliğini başından beri olası görmüyordu. Yetkililerden biri şu ifadeleri kullanıyor:

Ordu, hükümete 'Bu iş bir anda hallolacak bir şey değil' dedi. Rejim değişikliği her zaman çok, çok, çok, çok zor olacaktı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ortak operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Ordusu'ndan birçok üst düzey isim öldürüldü.

İran ise İsrail'in yanı sıra ABD'nin müttefiki Körfez ülkelerine misillemeyle direnişe devam ediyor.

New York Times'ın aktardığına göre İran'ın, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü'ne dün düzenlediği saldırıda 12 Amerikan askeri yaralandı.

Diğer yandan Yemen'deki Tahran destekli Husiler de bu sabah İsrail'e füze fırlatarak savaşa katıldı.

Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesiyle başlayan ekonomik kriz, Husilerin Kızıldeniz'i kapatmaya çalışması halinde daha da derinleşebilir.

Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Farea Al-Muslimi, BBC'ye şunları söylüyor:

Bu bir kabus. Zaten bir kabus yaşıyoruz, bu da durumu daha da kötüleştirir.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında İran'ı "mahvettiklerini" öne sürse de Tahran rejiminin, Ortadoğu'da desteklediği Şii örgütlerle direnişi sürdürmesi Beyaz Saray'ın pozisyonunu güçleştiriyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın İran savaşının başından beri yaptığı çelişkili açıklamalara dikkat çekiliyor. ABD Başkanı'nın rakibini önce tehdit edip sonra gerginliği azaltarak müzakereye başlama taktiğinin bu sefer işe yaramadığı yazılıyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian, New York Times, BBC


Trump: Sırada Küba var

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
TT

Trump: Sırada Küba var

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, “Sırada Küba var” diyerek, Washington’un son dönemde gerçekleştirdiği askeri operasyonların kendisine destekçilerinin desteğini kaybetmesine mal olacağı yönündeki görüşü reddetti.

Trump, ocak ayından bu yana Küba'ya petrol ambargosu uygulayarak, ülkeye yönelik baskıyı son dönemde artırdı. Bu durum, yıllardır süren ABD ticaret ambargosu nedeniyle zaten zor durumda olan Küba ekonomisini ve yakıt tedarikini daha da boğdu.

Trump, dün Florida eyaletinin Miami kentinde düzenlenen «FII Priority» yatırım forumunda yaptığı konuşmada, destekçilerinin «güç» ve «zafer» istediğini söyledi; ocak ayında ABD güçlerinin Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakaladığı askeri operasyona atıfta bulundu.

Trump, “Bu muhteşem orduyu ben kurdum. ‘Onu asla kullanmak zorunda kalmayacaksınız’ demiştim, ancak bazen başka seçeneğimiz olmuyor. Bu arada, sıra Küba'da. Ama sanki ben hiçbir şey söylememişim gibi davranın” ifadelerini kullandı.

Kübalı siviller Havana'da askeri eğitim tatbikatlarını izliyor (AP)Kübalı siviller Havana'da askeri eğitim tatbikatlarını izliyor (AP)

Trump bu konuda ne yapmayı planladığını belirtmese de basına “Bu açıklamayı görmezden gelin” dedi ve ardından “Sırada Küba var” diye tekrarladı; bu sözleri, salondakileri güldürdü.

Aynı konuşmada ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'nı “Trump Boğazı” olarak nitelendirdiği tartışmalı bir açıklama yaptı.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel geçen hafta, herhangi bir dış saldırganın “yenilmez bir direnişle” karşılaşacağını vurgulamıştı.

Komünist ada, 1962 yılından beri ABD'nin ticari ablukası altında bulunuyor ve yıllardır uzun süreli elektrik kesintileri, yakıt, ilaç ve gıda kıtlığıyla karakterize edilen şiddetli bir ekonomik krizin içinde.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bir Küba yetkilisi son olarak, Havana'nın Washington ile diyaloğu sürdürmeye hazır olduğunu söyledi, ancak aynı zamanda siyasi sisteminin değiştirilmesinin tartışmaya açık bir konu olmadığını vurguladı.