Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron'a tepki: Sen kimsin İslam'ın yapılandırılması diye ifadeyi ağzına alıyorsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Macron’un Müslümanların yoğunlukta olduğu bir şehirde yaptığı 'İslam krizde' açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur. Fransız Devlet Başkanı olarak İslam'ın yapılandırılmasından bahsetmesiyse hadsizliktir, edepsizliktir. Bizim ağzımızdan bugüne kadar Hristiyanlığın yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Museviliğin yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Sen kimsin ki İslam’ın yapılandırılması gibi bir ifadeyi ağzına alıyorsun?" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen 'Camiler ve Din Görevlileri Haftası Programı'nda konuştu. Erdoğan yaptığı konuşmada, Türkiye dini hak ve özgürlükler konusunda örnek bir tavır sergilerken Batı dünyasında tam zıttı bir atmosferin hakim olduğunu gördüklerini söyledi. Uzun yıllar demokrasinin beşiği olmuş Batı ülkelerinde ırkçılık, ayrımcılık ve İslam düşmanlığının zehirli bir sarmaşık gibi yayıldığını belirten Erdoğan, "Müslümanlara ait iş yerleri hemen her gün faşist grupların hedefi oluyor. Müslüman kadınlar, başörtülerinden dolayı sokakta, çarşıda, okulda sözlü ve fiili tacize maruz kalıyor. Neredeyse her gün sırf Türk ve Müslüman olduğu için saldırıya uğrayan, hakları gasp edilen, işten atılan insanlarımızın haberlerini alıyoruz. Neo Nazi terörü bizim vatandaşlarımız kadar Afrikalı, Asyalı göçmenleri, Müslümanlar kadar Musevileri de hedef alıyor. DEAŞ benzeri ideolojik bir fanatizmin Avrupa toplumlarını günden güne daha fazla zehirlediğine şahit oluyoruz. Özellikle camilere ve diğer dinlerin ibadetlerine yönelik eylemler akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. İsveç'te Kur'an yakılması, Norveç'te Kur'an-ı Kerim'in yırtılması, Fransa'da basın özgürlüğü adına Hz. Peygamberi tahkir eden karikatürlerin teşvik edilmesi kutsallarımıza yönelik saldırılardan sadece birkaçıdır" diye konuştu.

"Neo Nazi yapılar ordu ve emniyet içinde rahatça örgütlenmektedir"
Batı dünyasının kanser hücresi gibi büyüyen bu tehditle yüzleşme cesaretini gösteremediğini vurgulayan Erdoğan, "Camilere ve Müslümanlara ait iş yerlerine saldıran caniler kovuşturmaya dahi uğramıyor. Çok açık ve net söylüyorum bugün bir çok Batı ülkesinde ırkçılık ve İslam düşmanlığı bizzat devlet tarafından himaye edilmektedir. Neo Nazi yapılar ordu ve emniyet içinde rahatça örgütlenmektedir. Medya adeta bu örgütlerin halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütmektedir. Avrupa ülkeleri terör eylemlerinin faillerine göre tavır takınmaktadır" şeklinde konuştu.

"Macron'un 'İslam krizde' açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur"
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye’yi sustururlarsa meselelerin çözüleceğini zannediyorlar. Bizi düşmanlaştırınca hatalarının görülmeyeceğine inanıyorlar. Nasıl devekuşu kuma kafasını gömünce gözden kaybolmuyorsa sorunlar da yok sayılınca ortadan kalkmıyor. Bugün görmezden geldikleri sorunlar yarın daha büyük felaketler olarak karşılarına çıkacaktır. Müslümanlara saldırmak Avrupalı siyasetçilerin başarısızlıklarını perdelemek için kullandıkları en önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Daha önce faşist grupların oy devşirmek için başvurdukları ucuz politikaya şimdi kimi başbakan ve cumhurbaşkanları da tevessül ediyor. Bu kervana katılan son isim Fransa Cumhurbaşkanı Macron olmuştur. Macron’un Müslümanların yoğunlukta olduğu bir şehirde yaptığı 'İslam krizde' açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur. Fransız Devlet Başkanı olarak daha şurada 1 hafta 10 gün önce 'münasebetlerimizi geliştirelim' derken nasıl da çabucak unutuveriyor. Hemen ardından bu açıklamayı yapması kendisine ne denli saygı duyulacağını gösteriyor. Fransız Devlet Başkanı olarak İslam'ın yapılandırılmasından bahsetmesiyse hadsizliktir, edepsizliktir. Bizim ağzımızdan bugüne kadar Hristiyanlığın yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Museviliğin yapılandırılması diye bir şey duydunuz mu? Sen kimsin ki İslam’ın yapılandırılması gibi bir ifadeyi ağzına alıyorsun? Devlet eliyle çözüm ona dinde reform girişimleri totaliter toplumların alameti farikasıdır."

"Bu zihniyet samimi Müslümanları ötekileştirirken DEAŞ ve FETÖ gibi istismarcıların önünü açıyor"
Macron'un İslam dünyasının krizinden bahsederek Fransa’nın içinde bulunduğu krizi perdelemek istediğine dikkat çeken Erdoğan, "Aşırılıkla mücadele yasası ile asıl amacın fanatizmle mücadele etmek değil İslam ve Müslümanlarla hesaplaşmak olduğu anlaşılıyor. Avrupa İslamı, Fransa İslamı gibi kavramlarla Müslümanlara dinsiz bir dindarlık dayatılmak isteniyor. Bu zihniyet samimi Müslümanları ötekileştirirken DEAŞ ve FETÖ gibi istismarcıların önünü açıyor. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın canı, malı, namusu o ülkelere emanettir. Onlarca insanını ırkçı teröre kurban vermiş bir ülke olarak bu tür provokasyonlara sessiz kalamayız. Dinimize ve inancımıza yönelik hürmetsizliği asla sineye çekemeyiz. Özellikle de hakkın hatırını üç günlük dünya hayatında feda etmeyiz. Devlet başkanları insanların kutsalları ile ilgili konularda söz söylerken kılı kırk yarmalıdır. Macron'un özellikle cahili olduğu meselelerde konuşurken çok daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Bunu kendisine defaatle söyledim. 'Bu işleri bilmiyorsun' dedim. Kendisinden artık sömürü valisi gibi davranmak yerine sorumlu bir devlet adamı gibi davranmasını bekliyoruz. Türkiye olarak asimilasyona ne kadar karşıysak entegrasyonu da o derece kuvvetli bir şekilde savunuyoruz. Yurtdışındaki kardeşlerimize içlerine kapanmamalarını, hep görünür olmalarını telkin ediyoruz. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın kimliklerini koruyarak sağlıklı entegrasyonunu hedefleyen tüm çabaları desteklemeye hazırız" ifadelerini kullandı.
İstanbul, Hatay, Mardin gibi şehirlerin bir arada yaşama kültürünün sembolleri olduğunu kaydeden Erdoğan, "Avrupalı siyasetçilerin bu şehirlerimizden alacağı dersler var. Yurt dışında görev yapan imamlarımız, din hizmetleri müşavirlerimiz hem vatandaşlarımızın dini ihtiyaçlarının karşılanmasında hem de bulundukları topluma entegrasyonunda önemli görevler üstlenmiştir. DEAŞ gibi sapkın akımların Türk toplumunda sirayet edememesinde din görevlilerimizin yürüttüğü çalışmaların büyük payı olmuştur. Avrupalı devletlere düşen bu kazanımları dinamitlemek yerine daha fazla yayılmasına katkı sunmaktır. Batılı liderlerin popülizm uğruna çok ciddi maliyetleri olacak yanlış yollara sapmamalarını temenni ediyoruz. Bölgemizde ve dünyada hoşgörüsüzlük ne kadar artarsa artsın biz hep farklı yerde durmaya hoşgörüyü yüceltmeye devam edeceğiz. Bin yıldır olduğu gibi gelecekte de tüm insanlığın barış, huzur ve esenliği için mücadele etmeyi bu anlamda sürdüreceğiz" değerlendirmelerinde bulundu.

 


Ali Hamaney suikastı ve Geçici Liderlik Konseyi’nin oluşturulması

İran Dini Lideri Ali Hamaney. İran devlet medyası, 28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı gerçekleşen saldırı dalgasında ofisinde çalışırken bir hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu (Dina Su Ote)
İran Dini Lideri Ali Hamaney. İran devlet medyası, 28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı gerçekleşen saldırı dalgasında ofisinde çalışırken bir hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu (Dina Su Ote)
TT

Ali Hamaney suikastı ve Geçici Liderlik Konseyi’nin oluşturulması

İran Dini Lideri Ali Hamaney. İran devlet medyası, 28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı gerçekleşen saldırı dalgasında ofisinde çalışırken bir hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu (Dina Su Ote)
İran Dini Lideri Ali Hamaney. İran devlet medyası, 28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı gerçekleşen saldırı dalgasında ofisinde çalışırken bir hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu (Dina Su Ote)

Londra\Mecelle

İran, cumartesi sabahı başlayan eşi benzeri görülmemiş ABD-İsrail saldırısının ilk gününde Dini Lider Ali Hamaney’in suikasta uğramasından bir gün sonra, dün bir geçiş planı açıkladı. Plan, yeni bir Dini Lider seçilene kadar ülkeyi yönetecek bir Geçici Liderlik Konseyi’nin oluşturulmasını içeriyor.

Geçici konseyde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (71 yaşında), Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei (68 yaşında) ve İran Din İşleri Yönetim Merkezi Başkanı Ayetullah Ali Rıza Arafi (65 yaşında) yer alıyor. Arafi ayrıca, Dini Lideri atamak ve çalışmalarını denetlemekle görevli organ olan Uzmanlar Meclisi'nin ikinci başkan yardımcılığını yürütmesinin yanı sıra, Anayasayı Koruma Konseyi üyesidir.

Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve parlamento tarafından çıkarılan yasaları denetleyen, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayları inceleyen Anayasayı Koruma Konseyi’nden bir din adamı geçiş sürecini yönetecek.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani de geçiş döneminde önemli bir rol oynuyor.

İran devlet televizyonunda bir sunucu, pazar günü, 36 yıl boyunca ülkeyi yöneten Hamaney'in öldürüldüğünü duyurdu; ancak nasıl öldürüldüğü hakkında ayrıntı vermedi veya cumartesi günü Tahran'daki konutunu hedef alan İsrail ve Amerikan saldırılarından bahsetmedi. Ekranda yas işareti olarak siyah bir kurdele ile birlikte arşivden fotoğraflar ve görüntülere yer verildi.

İran devlet medyası, Hamaney'in cumartesi sabahı saldırı gerçekleştiğinde ofisinde çalıştığını bildirdi. Devlet medyası ayrıca kızının, torununun, gelininin ve damadının da öldürüldüğünü ifade etti.

Devrim Muhafızları, “büyük bir liderin” kaybından dolayı üzüntüsünü dile getiren bir açıklama yayınladı. Pazar günü ise Devrim Muhafızları, Hamaney'in “katillerine” “ağır bir ceza” vereceklerine dair yemin etti.

ABD Başkanı Donald Trump, bir gün önce, cumartesi günü İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri’nin öldürüldüğünü söylemişti. Sosyal medya hesabı Truth Social'dan şu paylaşımı yapmıştı: “Tarihin en acımasız figürlerinden biri olan Hamaney öldürüldü.” Tahran'ın Hamaney'in ölümüne karşı misilleme yapması halinde ABD'nin “her zamankinden daha sert vuracağını” da belirtti.

Trump, o sabahın erken saatlerinde İran'ın askeri gücünü yok etmeyi ve rejimi devirmeyi amaçlayan büyük bir saldırının başladığını duyurdu.

İsrail de İran'a yönelik saldırının başladığını duyurmuş ve İsrail Başbakanı, Hamaney'i “30 yılı aşkın bir süredir kendi halkını ezerken dünyanın dört bir yanında terör estiren ve İsrail'i yok etme planı üzerinde yorulmadan çalışan” bir “despot” olarak tanımladı.

86 yaşındaki Hamaney, kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ölümünün ardından 1989 yılında İslam Cumhuriyeti'nin Dini Lideri seçildikten sonra 35 yıl boyunca İran'ı yönetti.

1999’daki öğrenci gösterileri, muhalefetin sonuçlarını reddettiği cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından patlak veren 2009’daki kitlesel protestolar, hızla ve şiddetle bastırılan 2019 protestoları, İran'ın katı kıyafet kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla gözaltında tutulurken ölen Mahsa Amini'nin ölümüyle tetiklenen 2022-2023 “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketi dahil olmak üzere krizlerin üstesinden gelmeyi başardı.

Haziran ayında İsrail ile yaşanan 12 günlük savaş sırasında saklanmak zorunda kaldı. Bu savaş, İsrail'in İran'a derinlemesine nüfuz ettiğini ortaya çıkardı ve hava saldırılarında önemli güvenlik yetkililerinin öldürülmesiyle sonuçlandı.

Hamaney savaştan sağ kurtuldu. Aralık ayı sonlarında, başlangıçta ekonomik şikayetler üzerine başlayan ve daha sonra dinci rejimin devrilmesi çağrılarına dönüşen protestolar patlak verdiğinde, Hamaney göstericileri ABD ve İsrail tarafından desteklenen “bir avuç sabotajcı” olarak nitelendirdi.

Uluslararası Kriz Grubu’nun bu yıl yayınladığı bir raporda, “Hamaney döneminde rejim, tekrarlanan halk ayaklanmalarıyla karşı karşıya kaldı, Hamaney bunları demir yumrukla bastırdı ve aynı acımasızlıkla yönetmeye devam etti” denildi. Rapor “Bu yaklaşım ona biraz zaman kazandırdı, ancak yalnızca iktidarın zorla korunmasıyla ölçülen başarı, ülkenin liderlerine halkın hoşnutsuzluğunun altında yatan şikayetleri ele almak için çok az motivasyon sağladı” değerlendirmesinde bulundu.

Hamaney yoğun bir koruma altında yaşıyordu. Kamuoyu önüne çıkacağı zamanlar nadiren önceden duyuruluyordu.

Dini Lider olduktan sonra, Hamaney, İran dışına hiçbir seyahat yapmadı; bu uygulama, 1979'da İslam Devrimi İran'ı sarstığında Fransa'dan Tahran'a muzaffer bir şekilde dönmesinden sonra Humeyni tarafından başlatılmıştı.

1981'de bir suikast girişiminden sağ kurtuldu ama eli yaralanarak felç oldu. Yetkililer saldırıdan, devrim sırasında müttefik iken daha sonra İran'da yasaklı bir örgüt haline gelen İran Halkın Mücahitleri Örgütü'nü sorumlu tuttu.

Şah döneminde aktivizmi nedeniyle defalarca tutuklanan Hamaney, İslam Devrimi'nin başarısının ardından Tahran'da Cuma Namazı İmamı oldu. Ayrıca İran-Irak Savaşı sırasında ön saflarda görev yaptı.

dfvf
İranlılar, cumartesi günü Tahran'da İsrail ve ABD hava saldırılarında öldürülen Dini Lider Ali Hamaney'e ait bir duvar resminin önünden geçiyor, 1 Mart 2026 (Reuters)

1981'de selefi Muhammed Ali Recai'nin de Halkın Mücahitleri örgütünün sorumlu tutulduğu bir saldırıda öldürülmesinin ardından cumhurbaşkanı seçildi.

1980'lerde Hüseyin Muntazeri, Humeyni'nin muhtemel halefi olarak görülüyordu. Ancak “devrim” lideri, ölümünden kısa bir süre önce fikrini değiştirdi, çünkü Muntazeri İran Halkın Mücahitleri Örgütü üyeleri ile diğer muhaliflerin toplu infazlarına itiraz etmişti.

Görgü tanıkları, Hamaney'in ölüm haberinin yayılmasının ardından bazı İranlıların Tahran'da, komşu şehir Kerec'de ve ülkenin merkezindeki İsfahan'da kutlama yapmak için sokaklara döküldüğünü söyledi

Humeyni öldüğünde, Ali Ekber Haşimi Rafsancani başkanlığındaki Uzmanlar Meclisi toplandı ve üyeleri Hamaney'i Dini Lider seçti.

Hamaney başlangıçta adaylığı kesin olarak reddederek, “nitelikli değilim” dedi, ancak Meclis üyeleri adaylığını sonuçlandırmak için birlik oldular.

2017'de ölen Rafsancani, Hamaney'in yerine cumhurbaşkanı oldu, ancak son yıllarında siyasi bir rakip olarak görüldü. Hamaney, “Dini Lider” konumundan çok daha az güçlü olan bu makama gelen altı cumhurbaşkanıyla çalıştı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bunlar arasında reform ve Batı ile temkinli yakınlaşmayı hedefleyen Muhammed Hatemi gibi daha ılımlı isimler de vardı.

Ne var ki, Hamaney her zaman sertlik yanlılarının yanında yer aldı ve rejimin ideolojisinin temel ilkelerini, “Büyük Şeytan” olan ABD ile mücadeleyi ve İsrail'i tanımayı reddetmeyi savundu.

Altı oğlu olduğu biliniyor, ancak en öne çıkanı, 2019'da ABD tarafından yaptırım uygulanan ve İran'ın en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilen Mücteba'dır.

Görgü tanıkları, Hamaney'in ölüm haberinin yayılmasının ardından bazı İranlıların Tahran'da, komşu Kerec şehrinde ve ülkenin merkezindeki İsfahan şehrinde sokaklara dökülerek kutlama yaptığını söyledi. Sosyal medyada yayınlanan ancak Reuters'ın henüz doğrulayamadığı videolarda, başka yerlerde de kutlamalar yapıldığı görülüyor.

fergthy
ABD’li denizciler, İran'ı hedef alan Destansı Öfke Operasyonu sırasında USS Gerald R. Ford uçak gemisinin güvertesinde seyreden 124. Hava Komuta ve Kontrol Filosu'na ait bir uçağa sinyaller gönderiyor (Reuters)

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ABD-İsrail saldırılarında Hamaney'in öldürülmesinin ardından pazar günü geçiş döneminin başlayacağını duyurdu.

Laricani, “Yakında geçici bir liderlik konseyi kurulacak ve Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasayı Koruma Konseyi'nden bir din adamı, bir sonraki lider seçilene kadar sorumluluğu üstlenecek” dedi. “Bu konsey en kısa sürede kurulacak; bugün itibariyle kurulması üzerinde çalışıyoruz” ifadesini kullandı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Amerikan kayıplarının olmadığını ancak saldırıların Amerikalılara yönelik yeni riskler konusunda endişeleri artırdığını söyledi

İsrail ordusu, pazar sabahı gerçekleştirdiği hava saldırılarının İran’ın balistik füze ve hava savunma sistemlerini hedef aldığını belirtti. İran medyası, pazar sabahı Tahran'da bir patlama sesinin duyulduğunu bildirdi.

Cumartesi günü İran, ilk saldırılara misilleme olarak yüzlerce füze ve insansız hava aracı fırlatarak bölgedeki ABD güçlerini ve İsrail ile Arap ülkelerindeki şehirleri hedef aldı. Bu da bölgedeki birçok uçuşun iptal edilmesine yol açtı.

rgthy6
ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Girit'teki Souda Körfezi'nden ayrılıyor, 26 Şubat 2026 (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Amerikan kayıplarının olmadığını, ancak saldırıların Amerikalılara yönelik yeni riskler konusunda endişeleri artırdığını belirtti.

İsrail'in son iki yıldaki askeri operasyonlarında, İran'ın en üst düzey askeri yetkililerinden bazıları öldürülürken, Ortadoğu'da Tahran'ın müttefiki olan birçok örgüt de ciddi şekilde zayıflatıldı.

Haziran ayında Washington'un da katılımıyla İsrail'in İran'ı 12 gün süren bir hava savaşıyla bombalamasının ardından, ABD ve İsrail, İran'ın nükleer ve balistik füze programlarına devam etmesi halinde tekrar saldıracakları konusunda uyarıda bulunmuşlardı.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısı Hizbullah liderini hedef aldı

Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail hava saldırıları sonucu hasar gören bir bina (EPA)
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail hava saldırıları sonucu hasar gören bir bina (EPA)
TT

İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısı Hizbullah liderini hedef aldı

Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail hava saldırıları sonucu hasar gören bir bina (EPA)
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail hava saldırıları sonucu hasar gören bir bina (EPA)

İsrail bugün Beyrut’un güney banliyösüne nokta atışı bir hava saldırısı düzenledi. Saldırının, İsrail’in ‘üst düzey bir terör unsuru’ olarak nitelediği Hizbullah mensubunu hedef aldığı bildirildi.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee X platformunda yaptığı paylaşımda, “İsrail ordusu kısa süre önce Beyrut’ta Hizbullah’a mensup üst düzey bir terör unsuruna karşı hassas bir saldırı gerçekleştirdi. Ayrıntılar gelecek” ifadelerini kullandı.

İsrail’in sabaha karşı Lübnan’ın çeşitli bölgelerine düzenlediği diğer hava saldırılarında ise ilk belirlemelere göre 31 kişi hayatını kaybetti, 149 kişi yaralandı. Söz konusu bilanço Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı.

Gerilimin tırmandığı süreçte, İsrail Genelkurmay Başkanı Orgeneral Eyal Zamir, Lübnan’daki Hizbullah ile ‘uzun sürecek çatışma günleri’ beklendiğini söyledi. İsrail ordusunun yayımladığı video mesajda Zamir, “Hizbullah’a karşı taarruzi bir harekât başlattık” dedi. İsrail ordusunun yalnızca savunma hatlarında kalmadığını, saldırı pozisyonuna geçtiğini belirten Zamir, “Uzun sürecek çatışma günlerine hazırlıklı olmalıyız” ifadesini kullandı.

İsrail ordusu, sabaha karşı Beyrut ve Güney Lübnan’da Hizbullah’ın üst düzey yetkililerini hedef aldığını ve bunun, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik füze atışlarına yanıt olduğunu açıkladı. Ordudan yapılan açıklamada, İsrail güçlerinin ‘Lübnan genelinde Hizbullah’a ait terör hedeflerini vurduğu’ belirtildi. İran destekli Hizbullah ise yaptığı açıklamada, Lübnan halkını savunmak ve İsrail’in tekrarlanan saldırılarına yanıt çerçevesinde İsrail’in işgali altındaki Hayfa kentinin güneyindeki Mişmar el-Kermel füze savunma üssünü nitelikli roketler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah’ın Kasım 2024’te varılan ve taraflar arasında bir yılı aşkın süren çatışmaları sona erdiren ateşkesten bu yana İsrail’e yönelik ilk saldırısı oldu.


Tahran uzun bir savaşa hazırlanırken Washington: İran’da Irak benzeri bir süreç yaşanmayacak

Tahran uzun bir savaşa hazırlanırken Washington: İran’da Irak benzeri bir süreç yaşanmayacak
TT

Tahran uzun bir savaşa hazırlanırken Washington: İran’da Irak benzeri bir süreç yaşanmayacak

Tahran uzun bir savaşa hazırlanırken Washington: İran’da Irak benzeri bir süreç yaşanmayacak

ABD’nin İran genelinde yüzlerce hedefi vurmasının ardından, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, Tahran’ın uzun bir savaşa hazırlandığını ifade etti.  ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askeri harekâtın Irak benzeri bir sürece dönüşmeyeceğini ve açık uçlu bir savaş olmadığını söyledi. Hegseth, operasyonun Önce Amerika ilkesi doğrultusunda ve Washington’ın belirleyeceği koşullar çerçevesinde tamamlanacağını ifade etti. Bakan, yürütülen askeri harekâtın İran’da demokrasi tesis etmeyi hedeflemediğini de belirtti. ifade etti.

Hegseth, bugün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “Bu, iddia edildiği gibi bir rejim değişikliği savaşı değil; ancak rejim fiilen değişmiş durumda” ifadelerini kullandı. ABD Savunma Bakanı, İran ile yürütülen savaşın amacının demokrasi tesis etmek olmadığını da sözlerine ekledi.

Pete Hegseth, ABD’nin İran’a yönelik askeri misyonunun, ülkenin balistik füze kapasitesi ile deniz gücünü imha etmeyi ve nükleer silahlanmasını engellemeyi amaçladığını belirtti. Çatışmaların bedelsiz olmayacağını dile getiren Hegseth, şu ana kadar İran içine kara unsuru sevk edilmediğini, ancak ihtiyaç duyulursa operasyonun kapsamının genişletilebileceğini vurguladı.

Amerikalı askerlerin İran’a girip girmediğine ilişkin bir soruya Hegseth, “Hayır, ancak ne yapacağımızı ya da yapmayacağımızı söylemeyeceğiz. İhtiyaç duyduğumuz yere kadar gideceğiz” dedi.

Öte yandan İsrail, Tahran’ı hedef alan yeni hava saldırıları düzenlerken, İran destekli Lübnanlı Hizbullah’a yönelik saldırıları da kapsayacak şekilde saldırılarını genişletti. ABD Başkanı Donald Trump, İran hedeflerine yönelik ABD-İsrail askeri saldırısının haftalarca sürebileceğine işaret etti.

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, Trump’ın İran’daki muhtemel yeni liderlikle bir aşamada görüşeceğini, ancak şu an için saldıların süreceğini söyledi. Yetkili, söz konusu yeni liderlik çerçevesinde belirli isimler zikretmedi.

Yetkili, “Başkan Trump, İran’daki muhtemel yeni liderliğin görüşme isteğini dile getirdiğini söyledi. Nihayetinde onlarla konuşacak. Ancak şu aşamada Destansı Gazap operasyonu aralıksız sürecek” dedi.

Öte yandan, yürütülen askeri operasyon kapsamında ABD saflarında ilk can kayıpları doğrulandı. Pazar günü dört Amerikan askerinin hayatını kaybettiği bildirildi. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen iki ABD’li yetkili, Reuters’a yaptıkları açıklamada askerlerin Kuveyt’te konuşlu bir askeri üste öldüğünü belirtti.

Hayatını kaybeden  askerleri “gerçek Amerikan vatanseverleri” olarak nitelendiren Trump, daha fazla can kaybı yaşanabileceği uyarısında bulundu.

İran Devrim Muhafızları: Netanyahu ofisi ve İsrail hava kuvvetleri komutanlığı hedef alındı

İran Devrim Muhafızları, füzelerinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi ve İsrail Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nı hedef aldığını açıkladı. Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, “Siyonist rejimin başbakanlık ofisi ve hava kuvvetleri komutanlığı, Hayber füzeleriyle hedef alındı” ifadeleri kullanıldı. Bu açıklama, İran’ın aynı gün içinde Tel Aviv’de hükümet merkezini ve Hayfa’daki güvenlik ve askeri tesisleri hedef alan füze saldırıları düzenlediğini belirtmesiyle geldi; ayrıca Kudüs’te de bir saldırı gerçekleştirildi.

Yapılan açıklamada, “Bu onuncu dalganın hedefleri arasında Tel Aviv’deki Siyonist rejim hükümet kompleksi, Hayfa’daki askeri ve güvenlik merkezleri ile Kudüs’e yönelik bir saldırı bulunmaktadır” denildi. Söz konusu saldırılarda Hayber tipi balistik füzelerin kullanıldığı bildirildi.

AFP’nin aktardığına göre, bugün (pazartesi) sabah saat 05:00 civarında (GMT), Kudüs’te patlamalar duyuldu ve İran’ın İsrail’e füze ateşlediğinin açıklanmasının ardından alarm sirenleri çaldı. Orta İsrail’de Tel Aviv bölgesinde de patlamalar duyuldu.

İsrail ordusu, “Kısa süre önce İran’dan İsrail topraklarına füzeler fırlatıldığı tespit edildi” açıklamasını yaptı. Savunma sistemlerinin devreye alındığını belirten ordu, halkı sığınaklara yönlendirdi.

Saat 05:40 civarında (GMT) Kudüs’te sirenler yeniden çaldı; ordu, İran’dan yeni füzelerin fırlatıldığını bildirdi. Orta İsrail’de dün, bir İran füzesi nedeniyle bir sığınak üzerine bina çökmesi sonucu dokuz kişi hayatını kaybetti, 11 kişi kayboldu; Kudüs’te akşam saatlerinde gerçekleşen başka bir saldırıda ise yedi kişi yaralandı.