Naoufel Cherkaoui
Geçen cuma günü Fas ve ABD, 2020’den 2030’a kadar uzanan bir yol haritası olarak kabul edilerek on yıllık bir askeri anlaşma imzaladı. Anlaşmanın, Libya krizinin yansımalarından, Sahel ve Sahra bölgelerinde var olan terör tehdidinden mustarip olan Fas’a savunma avantajı sağlaması bekleniyor.
Detaylar belirtilmedi
Güvenlik güçlükleri ile dolu bir bölgede askeri üstünlük elde etmek amacıyla Fas’ın ABD silahları üzerinde oynadığı bahsin kapsamına ilişkin, birkaç soruya kapı açan anlaşmanın detayları açıklanmadı.
ABD Savunma Bakanı Mark Esper, başkent Rabat’ta anlaşmanın imzalanmasının ardından ‘iki ülkenin terörizm ve diğer sınır ötesi tehditlerle mücadeleden bölgesel istikrarsızlık ve daha geniş stratejik zorluklara kadar, gittikçe karmaşıklaşan güvenlik ortamının zorluklarına karşı her zamankinden daha yakın çalıştığını’ söyledi. ABD’li Bakan, Fas ve ABD’nin iki ülkenin güvenliğini, istikrarını ve refahını artırmak için çalıştığına da dikkati çekti.
Fas Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı tarafından yayınlanan bir açıklamada ise anlaşmanın, “ortak güvenlik hedeflerini sağlamlaştırmaya, özellikle de Fas’ın askeri hazırlık düzeyini artırmaya’ odaklandığı belirtildi.
Anlaşmanın sonuçları
Uzmanlar, Rabat’ta imzalanan anlaşmanın ABD ve Fas arasındaki çıkar örtüşmesne dayandığına inanıyor. Bu çerçevede Faslı siyasi araştırmacı Muhammed Bouden, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre “Bu uyum, yalnızca askeri alanı kapsamıyor. Fas’ın bölgede merkezi bir bağlantı oluşturduğu bir zamanda, Afrika kıtasına daha derin bir şekilde açılmanın yanı sıra, iki ülke arasındaki stratejik ilişkinin bir uzantısıdır. Bu nedenle istikrarını sağlamak için onunla işbirliği yapmak şarttır” değerlendirmesinde bulundu.
Silah bağımsızlığı inşası
Askeri anlaşmanın, Fas’ın askeri yeteneklerini güçlendirmesine yardımcı olması bekleniyor. Rabat Siyasi Araştırmalar Merkezi direktörü Halid eş-Şarkavi es-Samuni, yaptığı açıklamada, “Fas, bu yolla savunma sanayi sektöründe Fas’a yatırım yapılması için ortak projeleri teşvik edip, tarihi bir stratejik müttefik olarak ABD ile askeri işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor” dedi.
Samuni, anlaşmanın, Washington’da Rabat’a savunma teknolojisi transfer etmek ve Fas’ın askeri alanda stratejik bağımsızlığını kademeli olarak inşa etmek için çalışacağını belirtti.
Yetkili, özellikle de zaman zaman Cezayir ve Polisario Cephesi’nin tacizine, ayrıca Sahel ve Sahra bölgelerinden gelebilecek terör tehlikelerine maruz kaldığı için Fas’ın değişken ve istikrarsız bir bölgede tehlikelerle yüzleşmesini sağlayan stratejik bir seçenek olarak, ulusal askeri sanayiyi geliştirmeye çalıştığını söyledi.
Anlaşmanın meyveleri
Muhammed Bouden, Fas’ın anlaşmadan çok fazla fayda sağlayacağını, bunun da onu askeri olarak bölgenin geri kalanından daha üstün bir ülke yapacağını ifade etti. Rabat’ın, çeşitli konularda konumunu ve ağırlığını güçlendirmeye çalıştığını söyleyen Bouden’a göre anlaşmanın değeri, Fas’ı bölgesel sorunları araştırmak için önemli bir odak noktası haline getirirken ortaya çıkıyor.
Aynı şekilde Halid eş-Şarkavi es-Samuni, Fas’ın, ABD’nin özellikle askeri alanda stratejik bir müttefiki olduğunu vurguladı. Yetkili, bu durumun, çoğunluğu ABD yapımı olan Fas Silahlı Kuvvetlerinin sahip olduğu silah ve teçhizatın doğasında belirgin olduğuna da dikkati çekti.
Fas’ın anlaşmadan ne kazanacağına ilişkin olarak ise Samuni, Fas’ın, Abrams tankları, Apache helikopterleri, gelişmiş radarlar ve Fas semalarını korumak için jetlerin yanı sıra başta F-16 savaş uçakları olmak üzere Kraliyet Silahlı Kuvvetlerinin yararına ABD askeri teçhizatlarının ‘münhasırlığını’ garanti altına alarak, çeşitli ayrıcalıklardan yararlanacağını belirtti.
Samuni ayrıca, “Bu askeri işbirliğinin bir parçası olarak Faslı subaylar, becerilerini ve savaş yeteneklerini geliştirmek için yoğun bir eğitimden geçecekler. ABD’nin, Sahra’nın güneyinden ve Tindouf bölgesinden gelebilecek tüm terör ve İran tehditlerine karşı stratejik bir müttefik olarak Fas’ı tercih ettiği söylenebilir” ifadelerini kullandı.
Zamanlama
Anlaşma, Sahel ve Sahra bölgesinde artan terör tehditleri ve Libya krizinin olası yansımaları ışığında güvenlik açısından hassas bir zamanda geldi. Muhammed bin Hammu, anlaşmanın imzalanma zamanlaması ile ABD’nin Afrika kıtasındaki askeri varlığını sona erdirme arzusunun yanı sıra, gelecekteki tehditlerle birlikte Sahra ve Sahel bölgesindeki kötüleşen güvenlik koşulları arasında bir bağlantı olduğunu ifade etti. Muhammed bin Hammu, Washington’un çeşitli mevcut ve potansiyel tehditlerle yüzleşmek için Fas gibi ortaklara ihtiyacı olduğuna dikkati çekti.
Bin Hammu, sınır ötesi güvenlik tehditlerinin varlığı çerçevesinde, sadece bölgesel olarak değil, küresel düzeyde de işbirliğinin bu tehditlerle yüzleşmek için temel bir mesele haline geldiğini vurguladı. Yetkili, anlaşmanın bir yandan ortak işbirliği, diğer yandan da iki tarafın savunma yeteneklerini geliştirmek için deneyim ve bilgi alışverişine devam etmekle ilgili olduğunu belirtti. Muhammed bin Hammu, bu nedenle ABD’nin, yeteneklerine güvendiği, kritik güvenlik koşullarında güvenlik ve istikrarın sağlanması için işbirliği yapabileceği ortaklara itimat etmeye çalıştığını söyledi.