İran, ekonomik krize rağmen silah pazarına girmeye kararlı

İran riyali, rekor düşüşünü sürdürürken, 14 Ekim’de Tahran’daki döviz kurlarını gösteren bir tablo (EPA)
İran riyali, rekor düşüşünü sürdürürken, 14 Ekim’de Tahran’daki döviz kurlarını gösteren bir tablo (EPA)
TT

İran, ekonomik krize rağmen silah pazarına girmeye kararlı

İran riyali, rekor düşüşünü sürdürürken, 14 Ekim’de Tahran’daki döviz kurlarını gösteren bir tablo (EPA)
İran riyali, rekor düşüşünü sürdürürken, 14 Ekim’de Tahran’daki döviz kurlarını gösteren bir tablo (EPA)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2231 sayılı kararı uyarınca silah ambargosunun sona ermesinden üç gün önce İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bu durumu reddeden ABD’nin tavrına meydan okudu. Ruhani, ülkesinin silah pazarına gireceğini ve istediği her ülkeyle silah alışverişi yapabileceğini açıklarken, İran Merkez Bankası Başkanı ise ülkesinin Irak’taki 5 milyar dolarlık kaynağını iade alabileceği yönündeki umudunu dile getirdi.
İran Cumhurbaşkanlığı internet sitesine göre Ruhani, 14 Ekim’de Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basın açıklaması yaptı. İran Cumhurbaşkanı, “Nükleer anlaşma bize ne getirdi?’ diye soranlar var. işte silah ambargosunun kalkması nükleer anlaşmanın bir sonucudur. Artık istediğimiz ülkeye silah satabiliriz, istediğimiz yerden de silah alabiliriz” ifadelerini kullandı.
Ruhani, ABD’nin silah ambargosunun sonlanmasına karşı muhalefeti ve Avrupa’nın Rusya ile Çin’in desteğine sahip şekilde, BM ambargosunu uzatma hususundaki isteksizliği ortasında ülkesinin, gelecek hafta bu yönde bir ilk anlaşma ilan edip etmeyeceğine ilişkin yorum yapmadı.
“Bu, hükümetin adımlarından biridir. Düşündüğümüz programlara ulaşabilmemiz için sabırlı ve yavaş olmalıyız” diyen Ruhani, “Halka, gelecek pazar günü İran’ın silahlanmasına yönelik 10 yıllık yaptırımların sona ereceği müjdesi veriyorum. ABD, bu mesele için 4 yıl savaştı ve bunun olmasını önlemek için ellerinden geleni yaptı. Ama halkın kararlılığı, yetkililerin ve diplomatların çabaları nedeniyle bu yaptırımları aşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Cumartesi günü ABD Başkanı Donald Trump’ın sert uyarılarını eleştirmeden önce İran Cumhurbaşkanı, ABD’nin Ortadoğu’nun farklı alanlarında mağlup edildiğini belirtti ve “Bu, İran halkının onlara kızdığını gösteriyor” dedi.
Geçen pazar günü İran rejim lideri Hamaney’e yakınlığıyla bilinen Keyhan gazetesi, Ruhani’yi sert bir dille eleştirerek onu, nükleer anlaşmanın geride bıraktığı ağır hasardan sorumlu tuttu.
Gazete, 20 dakikalık bir oylama oturumundan önce İran Dışişleri Bakanı’nı da nükleer anlaşma hususunda parlamentonun sorduğu 40 soruta yanıt vermekten kaçınmakla suçladı. O sıralarda anlaşmayı destekleyen milletvekillerini de ‘nükleer anlaşmayı güzel göstererek ve kusurlarını örterek’ hükümete ortaklık etmekle suçladı. Gazete, nükleer anlaşmanın 36’ıncı ve 37’inci paragraflarının varlığını da ‘en büyük kusur’ olarak değerlendirdi.
İki paragraf, nükleer anlaşmayı imzalayan tarafların, yükümlülüklerini yerine getirmeyen herhangi bir tarafa karşı eylemde bulunmasında izin veriyor. Bu çerçevede geçen ay ABD, Tahran’a yönelik BM silah ambargosunu uzatma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından 2231 sayılı karar uyarınca askıya alınan, İran’a kapsamlı yaptırımlar uygulayan 6 BM kararını yeniden gündeme getirdi.
ABD, İran’a yönelik BM yaptırımlarının ihlal edilmemesi uyarısı yaparken, uyarıyı görmezden gelen ülkelere, oluşumlara ve partilere de yaptırımların imasında bulundu.
Keyhan’ın haberinin ardından rejim lideri “Devrim Rehberi” Ali Hamaney, geçen pazartesi günü yaptığı açıklamada, mevcut sorunların çözümünün ‘ülkenin ve bölgesel sorunların doğru bir görünümü ve hesaplanması’ olduğunu söyledi. “Ekonomi alanındaki ve ekonomi dışındaki tüm yetkililer ve aktörlerin, tüm sorunların tedavisinin içeride olduğunu anlamaları için önceki bir sözlerimi tekrarlıyorum” diyen Hamaney, “Sorunlarımızın çoğu dışarıdan, ancak çözümleri içsel. Kimse yurtdışında tedavi aramıyor” ifadelerini kullandı.
Ruhani, bu ayın başlarında ‘hükümetinin yurtdışına bakmakla suçlanmasından’ şikayet etmişti.
Aynı şekilde Ali Hamaney, ‘doğru ve akıllıca hesap verebilirlik’ ile ‘düşman korkusu ve çatışma alanından çekilme’ arasında ayrım yapmakta ısrar ederken, “Akılcılık, doğru hesaplamalar ve adil aritmetik birimler demektir. Bazıları rasyonellikten bahsederken, korkuyu kastediyorlar. ‘Mantıklı olun’ derlerken de korku, kafa karışıklığı ve düşmanlardan kaçmayı kastediyorlar” dedi.
Hamaney, ses tonunu daha da yükselterek, “Sıradan olanların, rasyonellik adını anma hakkı yoktur. Korku, kaçma ve savaş alanını terk etme akılcılık değildir; bunlar korku, kaçış ve benzerleridir. Rasyonellik, elbette doğru hesaplamalar demektir. Düşman yanlış anlam önermeye çalışır ve bazıları da bilmeden bazen düşmanların sözlerini tekrar eder” ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı’nın, 14 Ekim’de bu hafta dini olayları savaş ve barış vizyonunu savunmak için kullanması ve İslam tarihindeki barışla ilgili olaylara değinmesi dikkat çekiciydi. Ruhani ayrıca, barış, tedbir ve ılımlılık seçeneğini savunmasını güçlendirmek için gelecek hafta ölüm yıldönümünü alacakları 2’inci ve 8’inci imamların hayat hikayelerine değindi.
Öte yandan ülkedeki kötü ekonomik yönetimle ilgili açıklamalardan alıntı yapılarak Hamaney’in Twitter hesabı üzerinden, “Ülkenin ekonomik kısımlarındaki idari kapasiteler zayıf. Yönetim güçlü ve verimli olmalı, kesintisiz yürütülmelidir. Yorulmak bilmeyen, aktif ve verimli bir yönetimle karşı karşıya kaldığımızda, işin ilerlediğini göreceğiz ve bunu yitirdiğimizde de sorunları göreceğiz” ifadelerine yer verildi.
Ruhani ise 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, İranlıların karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların kötüleştiğine dikkati çekerken, hükümetin para ve temel ihtiyaçları sağlamak için çaba sarf ettiğini söyledi.
Geçen birkaç gün içerisinde İran riyali rekor seviyelerde düşüş kaydetti. ABD yönetiminin finansal sistemini izole etmek amacıyla 18 İran bankasına yaptırım uygulama kararının ilk doğrudan etkisi olarak dolar, 320 bin riyale ulaştı. Bununla ilgili olarak İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmet, 14 Ekim’de Bağdat’taki Iraklı yetkililerle 5 milyar dolarlık kaynakla ilgili son anlaşmaya değindi.
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından İran’daki ajanslara göre Himmet, İran'ın parasının bloke edildiği ülkelerle müzakerelerin sürdüğünü söylerken, ABD seçimlerine de dikkati çekerek ülkesinin, gelecek 3 hafta içerisinde artan bir baskı ile karşı karşıya kalabileceğini kaydetti.
Aynı şekilde İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Japon mevkidaşı Toshimitsu Motegi ile yaptığı telefon görüşmesinde, Japonya’daki İran varlıklarını ele aldı ve ABD’nin mali borsalar üzerindeki kısıtlamalarını kınadı.
İran medya organları, Japonya’da bloke edilen İran varlıklarının on milyar dolar olduğunu tahmin ediyor.
Zarif, ABD’yi ilaç ve gıda alımını engellemekle suçlarken, bu durumun ‘insanlığa karşı bir suç’ olduğunu vurguladı. İranlı Bakan, “Japonya hükümetinin, ülkelerin BMGK tarafından yayınlanan 2231 sayılı kararı uygulama taahhüdü çerçevesinde ABD’nin yasadışı hareketinden kaçınmasını bekliyoruz” dedi.
Ülkesinin rolünü de savunurken, ‘bölgede istikrar ve barışın tesis edilmesi için yapıcı ve etkili olma’ taahhüdünde bulunan Zarif, “Yabancı güçlerin varlığı, sadece herhangi bir yardım sağlamakla kalmaz, bölgede karışıklıklara neden olur ve bölgenin sorunlarını şiddetlendirir” dedi.
Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, iki bakanın bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve ikili ilişkileri görüştüğünü belirtti. Açıklamada, yeni Japonya Başbakanı Yoshihide Suga da görevi dolayısıyla tebrik edilirken, İran’ın koronavirüs salgınıyla mücadelesinde Japonların yardımları takdir edildi.
İran Dışişleri Bakanlığına göre Japon Bakan, ülkesinin bölgesel istikrar konusundaki tutumunun değişmediğini söylerken, nükleer anlaşmaya verdiği desteği bir kez daha  dile getirdi. Aynı şekilde Reuters’ın haberine göre ön gümrük verileri, Güney Kore’nin geçen Eylül ayında ve geçen yıl hiçbir düzeyde İran’dan ham petrol ithal etmediğini ortaya koydu.
Rakamlara göre dünyanın en büyük beşinci ham petrol ithalatı, bir önceki yıldaki 10,5 milyon tona kıyasla geçen ay 10,6 milyon ton ham petrole ulaştı.
Bu ayın ilerleyen vakitlerinde Kore Ulusal Petrol Şirketi, Güney Kore’nin geçen ayki ham petrol ithalatına ilişkin nihai verileri yayınladı.
Irak ve Japonya’daki bloke edilmiş kaynaklarına paralel olarak İran, 7 milyar dolar olarak tahmin edilen bloke edilmiş fonlar elde etmek için, Güney Kore ile temaslarını sürdürüyor.



Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.