Mısır’daki Libya anayasa müzakereleri başarısız mı oldu?

Libya’daki Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi heyetleri, görüşmeleri daha sonra tamamlamayı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Libya’daki Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi heyetleri, görüşmeleri daha sonra tamamlamayı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır’daki Libya anayasa müzakereleri başarısız mı oldu?

Libya’daki Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi heyetleri, görüşmeleri daha sonra tamamlamayı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Libya’daki Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi heyetleri, görüşmeleri daha sonra tamamlamayı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ahmed Abdulhakim
Libya krizinin en karmaşık meselelerden biri olarak kabul edilen, anayasal süreç hususunda Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve Trablus merkezli Libya Devlet Yüksek Konseyi heyetleri arasındaki ‘uyumsuzluk’, Kahire’nin Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde üç gün boyunca ev sahipliği yaptığı yoğun görüşmeleri neredeyse altüst etti. Bu durum, 11- 13 Ekim arasında planlanan görüşmenin son gününde, sabahın ilk saatlerinde kapanış bildirgesinin yayınlanmasını da geciktirdi.
13 Ekim gecesi geç saatlerde yayınlanan kapanış bildirgesinde, Libya’daki Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi heyetleri, ‘geçiş aşamasını sona erdirme, anayasa hususunda bir fikir birliği formülüne varma ve konuya ilişkin görüşmeleri daha sonra tamamlama’ konularında uzlaşı sağladı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı ve Libyalı kaynaklar da görüş ayrılıklarının ardından son vakitlerin, katılımcı iki heyetin pozisyonlarında atılım yaşanmasını engellediğini söyledi.

Kısa açıklama
İki Libyalı heyet arasındaki görüşmelerin üçüncü günü, erken sona eren bir oturumla sınırlı olsa da katılımcılar, kısa kapanış bildirgesinde ‘anayasa konusundaki tartışmaların daha sonra tamamlanacağını’ vurguladı.
Açıklamada, “Mısır’ın cömert ev sahipliğinde, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi temsilcileri, gelecek aşama için anayasal süreci tartışmak üzere 11-13 Ekim tarihleri ​​arasında Kahire’de bir araya geldi. Tüm katılımcılar, geçiş aşamasının sona erdirilmesi ve kalıcı düzenlemelerin başlatılması gerektiği konusunda hemfikir. Mevcut anayasa taslağına ilişkin referandum yapılıp yapılamayacağı konusunda hukuki tartışmalar yaşandı. Müzakere masasına çeşitli görüş ve öneriler sunuldu. BM misyonu UNSMIL, katılımcılara ‘kapsamlı siyasi anlaşmanın uygulanmasına izin veren ve anayasal düzenlemeleri garanti eden bir yasal anlaşma yapma çağrısında bulundu” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, “İki taraf, diyalogda büyük esneklik gösterdiler ve görüşmelere devam etme konusunda anlaştılar. İki heyet, anayasal düzenlemelere ilişkin yapıcı tartışmaları tamamlamak üzere Mısır’da ikinci bir tur düzenleme ve Temsilciler Meclisi’nin, ülkenin anayasal yolda ilerlemesine izin veren anayasal anlaşmalara ulaşmak için bir toplum diyaloğu yürütme arzularını dile getirdi” denildi.

Kahire’de neler yaşandı?
Mısır ve Libya’daki kaynaklara göre Libyalı iki taraf, taslağın 2017 yılında tamamlandığının ilan edilmesinden bu yana yeni bir Libya anayasası yazma veya askıya alınan anayasa taslağında değişiklik yapma olasılığına ilişkin önerilen fikirler hususundaki anlaşmazlığın üstesinden gelemedi. Kaynaklar, anlaşmazlığın, milli servetin ve petrolün dağılımı ve siyasi çözümün tamamlanması sonrasında Libya’nın gelecek dönemde tanık olması kararlaştırılan seçim kazanımlarının yanı sıra yerel yönetim ve belediye işlerinin idaresiyle ilgili madde ve formüller üzerinde yoğunlaştığını ifade etti.
Libyalı bir kaynak, “Görüşmeler, Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi temsilcileri arasında olumlu bir atmosferin yanı sıra, krize çözüm bulunana kadar görüşmeleri tamamlamaya yönelik net taahhütler ortasında başladı. Ancak zamanla iki taraf, seçim kazanımlarıyla ilgili noktalarda bazı uzlaşılara rağmen, anayasal sürecin anayasal temeli hususunda kapsamlı bir anlaşmaya varamadı. Taraflar, görüşmelerin son gününde de tutumlarına bağlıydılar. Nihayetinde her bir heyetin, neyin üzerinde uzlaşı sağlandığını görüşmek ve anlaşmazlık noktalarını sunmak için temsilci organa dönmesine karar verildi. Ayrıca heyetlerin, ülkenin gelecek anayasaya uzlaşısına dayalı bir formülasyonuna varma fırsatı sağlamak için daha sonra planlanacak başka bir toplantıya dönmesi kararı alındı” açıklamasında bulundu.
Bilgi sahibi bir Mısırlı kaynak da “Son gün yalnızca bir oturumla sınırlıydı. Oturumu takiben, dün gün ortalarında bir kapanış bildirgesinin yayınlanması planlanmıştı” dedi. Kaynak, görüşmelerin ilk atmosferinin de ‘anayasal yolda olası ve kapsamlı bir uzlaşıya’ işaret ettiğine dikkati çekti.
Kahire’deki anayasal süreç toplantıları, Libya krizini çözme mekanizmalarını ve yeni anayasa çerçevelerini tartışmak amacıyla gelişti. Libyalı taraflar arasında Fas’ın Bouznika şehrindeki görüşmelerden günler sonra egemen pozisyonların paylaşımı ve ülkedeki kuruluşların birleştirilmesi kriterleri açısından ilerleme kaydedildi.
Mısırlı kaynak, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Kahire’nin anayasal süreci ele almak üzere ev sahipliği yaptığı yeni görüşmelerin, Mısır’ın ‘Libya krizinin en karmaşık meselelerinde atılım yapmak için’ ortaya koyduğu kapsamlı hamlesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Müzakerelere aşina olan kaynak, “Yürütme sürecinin, egemen pozisyonlara ilişkin Bouznika görüşmelerinin yol açtığı atılımın yanı sıra Kahire’de devam eden görüşmeler ve daha önce Kızıldeniz kıyısındaki Hurgada’da yapılan güvenlik ve askeri görüşmeler… BM misyonu, nihayetinde ulaşılanları sonuçlandırmak için bunların her birinin çıktıları üzerinde çalışacak” dedi.

Krizi sonlandırma çabaları
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi ile 14 Ekim’de gerçekleştirdiği görüşme sırasında, “Libya’daki koşulların temel amacı, daha önce açıklanan hatlara göre sahadaki mevcut durumu stabilize etmektir” dedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi’nin aktardığına göre Sisi,
siyasi süreç, Berlin Konferansı ve Kahire Bildirgesi’nin sonuçları aracılığıyla ülkesinin, Libya’da istikrar ve güvenliği yeniden tesis etmek için radikal ve kapsamlı bir çözüme ulaşmak istediğini söyledi. Sisi, Arapların ortak koordinasyonunun, iradesinin ve birliğinin de Arap ulusal güvenliğinin belirleyicileri ve hatlarını ortaya koyacağını ifade etti.
Öte yandan ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, geçen salı günü BM Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Başkan Vekili Stephanie Williams ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD’nin Kasım ayı başlarında Tunus’ta yapılması planlanan, BM sponsorluğundaki Libya Siyasi Diyalog Forumu sürecini tam olarak desteklediğini kaydetti. Norland, Kahire, Cenevre ve Tunus’un her birinin ev sahipliği yaptığı Libya- Libya diyaloglarını desteklemek için ülkesinin ana uluslararası ortaklarla uyum içerisinde olduğunu vurguladı.
BM de geçen salı günü ‘gelecek Kasım ayı başlarında, Libya çatışmasının iki tarafı arasında Tunus’ta yapılması beklenen diyaloğun, yalnızca ilk önce kendi ülkelerini düşünen ve hükümet pozisyonlarını elde etmeyi amaçlamayan liderlere açık olacağını’ kaydetti.
Tunus Devlet Başkanı Kays Said ile görüşmesi sonrasında Stephanie Williams, “Burada, siyasi geleceklerine hizmet etmek için değil, daha çok ülkeleri için bulunan insanları görmeyi umuyoruz” dedi.
Williams’a göre 26 Ekim’de videokonferans şeklinde başlayacak ve Kasım ayı başına kadar devam edecek olan Tunus diyaloğu, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (doğu) ve Trablus merkezli Yüksek Devlet Konseyi (batı) üyelerini, ayrıca BM tarafından seçilen katılımcıları içeriyor.
Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter ve Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac’ın diyaloğa katılımına ilişkin bir soruya yanıt veren BM Temsilcisi, “Bu diyaloğa katılmanın koşulu, yüksek devlet pozisyonları talebinden vazgeçmektir” ifadelerini kullandı.
Basın toplantısı sırasında Fransız Haber Ajansı’na (AFP) açıklama yapan Williams, “Buna Başkanlık Konseyi, başbakan, bakanlıklar ve çeşitli yetkili makamlar dahildir” diyerek, toplantının amacının ulusal seçimler yapmak olduğunu kaydetti.
Libya’da halihazırda biri batıda Trablus merkezli UMH ve diğer doğuda Mareşal Hafter olmak üzere iki güç savaşıyor.
Aralık 2015’te Fas’ın Suheyrat kentinde imzalanan anlaşmadan bu yana iki taraf arasındaki siyasi müzakereler defalarca kesintiye uğradı. Daha sonra taraflar, BM’nin desteğiyle Eylül ayında müzakere masasına geri döndü ve çeşitli konularda görüşmelerde bulundu. Fas’ta egemen kuruluşlar hususunda, Mısır’da askeri ve İsviçre’de de siyasi görüşmeler yapıldı.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.