İran Meclis Başkanı Kalibaf, halkın yaşadığı zorluklara inanılmamasına tepki gösterdi

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Sistan ve Belucistan eyaleti yönetim merkezi Zahidan’da bir konuşma yaptı. (ICANA News)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Sistan ve Belucistan eyaleti yönetim merkezi Zahidan’da bir konuşma yaptı. (ICANA News)
TT

İran Meclis Başkanı Kalibaf, halkın yaşadığı zorluklara inanılmamasına tepki gösterdi

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Sistan ve Belucistan eyaleti yönetim merkezi Zahidan’da bir konuşma yaptı. (ICANA News)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Sistan ve Belucistan eyaleti yönetim merkezi Zahidan’da bir konuşma yaptı. (ICANA News)

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf dün, ülkesinin ‘ciddi iç zorluklarla’ karşı karşıya olduğunu kabul ettiği bir konuşma gerçekleştirdi. Halka inanç eksikliği olduğu ile ilgili endişelere dikkat çekti.
Halkın sahip olduğu yeteneklere inanmayarak ülke ekonomisini bu fırsattan mahrum eden bazı kesimleri eleştiren Kalibaf, ekonomik sorunların İranlı gençlerin yabancılardan talepte bulunmaması şartıyla çözüleceğini öne sürdü. İran’ın füze üretimi gibi savunma endüstrileri düzeyinde dünyada 5’inci sırada yer aldığına dikkat çekti. Kalibaf’ın açıklamaları, Haziran 2021’de düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olacağının bir göstergesi olarak eyalet merkezlerine yönelik düzenlediği ziyaretler kapsamında geldi. Kalibaf, Devrim Muhafızları’ndan yaşamını yitirenlerin anısına, ülkenin güneydoğusundaki Zahidan’da konuştu.
Kalibaf, muhafazakarların şubat ayındaki seçimleri ile parlamento koltuklarının kontrolünü ele geçirmesinin ardından birkaç ay önce meclis başkanlığını devralmıştı. Söz konusu seçimlerde 41 yıldır kaydedilen en düşük katılım gözlemlenmiş, yetkililer seçmen katılım oranının yüzde 43 olduğunu bildirmişti. Tahran’daki oy oranları ise yüzde 25’te kalmıştı.
Kalibaf yürüttüğü göreve rağmen, son zamanlarda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylıklarını koyacaklarına inanılan Devrim Muhafızları adayları arasında gsteriliyor.
İran cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı için bazı standartlar belirleyen İran ‘Rehberi’ Ali Hamaney daha önceki açıklamalarında ülkesinin ‘devrimci bir başkana ve devrimci bir hükümete’ ihtiyacı duyduğunu söylemişti. Nitekim gözlemciler, din adamlarının uzun yıllar süren iktidarının ardından ülkenin Devrim Muhafızları’ndan bir başkan önderliğinde yönetileceği bir aşamaya gireceği görüşündeler.
Mehr’in haberine göre Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvveleri Komutanı Emir Ali Hacızade, ülkedeki sorunların çözümünün devrimci bakış açısı ve ülke içinde atılacak adımlardan geçtiğini belirtti. ‘Kamuoyu analizi, beyanı ve iknası’ olarak tanımladığı başlıklara ilişkin ise gerçekleri aktarmak ve anlamak için bir mekanizma kurulması ve genç nesil ile iletişim kurma için yöntem ve araçların güncellenmesi çağrısında bulundu.
Devrim Muhafızları ile hükümet arasındaki gerilim geçen ay sonu itibariyle artmaya başladı. Zira Devrim Muhafızları liderleri, İran-Irak Savaşı’nın yıl dönümünde yaptıkları açıklamalarda özellikle ekonominin yönetimine eleştirilerde bulunarak kriz ile uğraşıldığı sırada ‘dışarı bakmamak’ gerektiğini vurguladılar.
İkinci görev süresinde muhafazakar kampın tavrına yaklaşmaya çalışan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise suçlamaları geri püskürtmeyi denedi. Hükümeti eleştirenlerden yurt dışına bakarak suçlamada bulunmamalarını istedi.
Hamaney ise doğrudan tartışmaya girmek yerine İran’ın karşı karşıya olduğu sorunları ülke dışına bağladı. Çözümlerin ise ülke içerisinde olduğunu belirtti.
Son zamanlarda İranlı yetkililerin konuşmalarında sıkça bahsettiği ‘akılcılığın’ sınırlarını çizen Hamaney kendi tabiriyle ‘meydandan kaçma’ ve ‘yanlış hesaplamadaki karışıklık’ konusunda uyarıda bulundu.
Hamaney'e yakınlığıyla bilinen Kayhan gazetesi ise iki hafta içerisinde iki kez Cumhurbaşkanı Ruhani’ye eleştiriler yöneltti. Gazete, eleştirilerini “İnsanlar tarihin çarpıtılmasını değil, icraat görmek istiyor” manşeti ile yayımladı.
İran Cumhurbaşkanı’nı kamuoyunu ikna etmek için erken dönemdeki İslam dünyası olaylarını çarpıtmakla suçlayan gazete haberinde “Ülke, bir ekonomik büyüme yolu olarak görülen pazarlıklardan muzdaripken destekçilerin 7 yıllık kayıplara yanıt vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Gazete özellikle İran Cumhurbaşkanı’nın son dönemdeki dış politika vizyonunda savaş yerine barışı savunmaktan tarihi söylemlere geçmesine karşı çıktı. Ruhani’nin bu söyleminin önceki nükleer müzakereleri savunma amacı taşıdığını belirten gazete, ‘tarihin ilk kez çarpıtılmadığını’ vurguladı.
Gazetenin haberinde ayrıca şu ifadeler yer aldı:
“İnsanlar Cumhurbaşkanı’ndan tarihi meseleleri çarpıtmak yerine harekete geçerek ülkenin sorunlarını çözmesini bekliyor. İnsanların ABD ile müzakereleri kabul etmesine neden olan, başlangıçtaki ülke koşulları hakkındaki çarpıtma, 2013’te düşmanlara ülke hazinesinin boş olduğu yönünde mesajlar gönderilmesi ve sonradan halka müzakerelerin iyileştirileceği yönünde sözler verilmesiydi.”
İran Cumhurbaşkanı’nın 2013 seçimleri öncesindeki sözlerine, bilhassa ‘fabrika ve üretim çarkının merkezkaç sistemi çarkıyla eşit olduğu’ sözlerine atıfta bulunan Kayhan gazetesi, Ruhani’nin bu söylemden geri adı attığını öne sürdü. Bu sözlerin savaş değil barış zamanında verildiğine dikkat çekti.
Ruhani'yi turizmi destekleme, iş fırsatları oluşturma, kaçakçılığı önleme, ihracatı ve yabancı yatırımı destekleme ve ülkedeki savaş hayaletini kovma gibi ‘göz alıcı’ vaatler vererek halkı nükleer anlaşmanın yükümlülüklerine tek taraflı iltizam sağlamaya ikna etmeye çalışmakla suçlayan gazete, buradan yola çıkarak İranlılardan nükleer anlaşma öncesi ve sonrasındaki durumu karşılaştırmasını istedi. Ayrıca Ruhani’den uzlaşma reçetesi için İranlılara izin vermemesi uyarısında bulundu.
Ruhani ise çarşamba günü Bakanlar Kurulu’nda yaptığı açıklamada nükleer anlaşmayı eleştirenlere açık bir mesaj göndermiş, ülkesinin istediği herhangi bir ülke ile silah alım satım anlaşması imzalayabileceğini vurgulamıştı.
Açıklamalarında daha da ileri giden Ruhani savaş ve barış zamanlamasını açıklamak için İslam’ın ilk dönemlerindeki olaylardan anlatılara başvurarak ‘itidal’ ve ‘iyi idareyi’ savundu.
Diğer yandan İran riyali ise rekor düşüşler kaydetmeye devam etti. Dolar dün 322 bin İran riyalini aştı. Resmi altının fiyatı ise 162 milyon riyale ulaştı.
Bu durum, İran Merkez Bankası’nın döviz piyasasına günde 50 milyon dolar pompaladığını duyurarak yeniden sakinlik sağlama girişimlerine rağmen gerçekleşti. Hükümet ise Irak'a verilen 5 milyar doların iadesi için çalışıldığını ayrıca Japonya ve Güney Kore’deki donmuş fonların iade edilmesi için bağlantıların kurulduğunu açıkladı.
İranlı yetkililer, bilgisayar korsanlarının bu hafta ülkenin iki kurumuna büyük çaplı saldırılar düzenlediğini duyurdu. Hedef alınan kurumlara veya şüpheli kesimlere ilişkin ise ayrıntı verilmedi.
Reuters’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre pazartesi ve salı günleri, siber saldırıların gerçekleştirilmesinin ardından bazı devlet kurumları önlem almak için internet hizmetlerini geçici olarak kapattı.
Habere göre hükümete bağlı Bilgi Teknolojileri Örgütü’nden Ebu Kasım Sadıki, İran televizyonuna verdiği demeçte oldukça kapsamlı ve tehlikeli olduğunu belirttiği siber saldırılar hakkındaki soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.
İran bir süre önce, ABD ve diğer yabancı devletleri suçladığı siber saldırıların tekrar etme olasılığı nedeniyle yüksek alarm seviyesine geçildiğini duyurmuştu.
ABD’li yetkililer, Suudi petrol tesislerinin hedef alındığı ve Washington ile Riyad’ın Tahran'ı suçladığı drone saldırılarının ardından Ekim 2019’da ABD’nin İran’a siber saldırı düzenlediğini dile getirmişti. İran yanlısı Husi milisler saldırının sorumluluğunu üstlenirken Birleşmiş Milletler’in konu hakkındaki raporlarında ise oklar İran’a yöneltmişti. ABD ve diğer Batılı güçler de İran'ı şebekelerini bozmaya ve savunma duvarlarını delmeye çalışmakla suçlamıştı.
Geçtiğimiz nisan ayında Reuters’a açıklamalarda bulunan kaynaklar, İran adına çalışan bilgisayar korsanlarının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında Dünya Sağlık Örgütü personellerinin kişisel e-posta hesaplarını hedef aldığını öne sürmüşlerdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın dünya güçleriyle 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmadan çekildiği 2018’den bu yana Tahran ve Washington arasındaki gerilim artarak devam etti. Nitekim ABD, İran’ın bölgesel tutumunu değiştirmeyi ve balistik füze programlarını durdurmayı hedefleyen yeni bir anlaşmaya varmak amacıyla İran ekonomisini felce uğratan yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu.



Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
TT

Trump'ın İran'a saldırı kararını altı faktör belirleyecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)
ABD Başkanı Donald Trump'ın bir resmi (Reuters/Majalla)

Brian Katulis

Başkan Donald Trump'ın önümüzdeki haftalarda İran konusunda ne karar vereceğini tahmin etmek zor ve hatta kendisi bile pozisyonunu henüz kesinleştirmemiş olabilir. Hem rakiplerini hem de müttefiklerini kasıtlı olarak diken üstünde tutan bir başkan için dış politikasının bugüne kadarki sonucu muğlaklık oldu. Göreve geri döndüğü ilk yılda uluslararası sahnede bazı kazanımlar elde etti, ancak aynı zamanda açık gerilemeler de yaşadı. Ukrayna'daki savaştan küresel ticaret savaşına kadar, genel yaklaşımının başarısını değerlendirmek için henüz çok erken.

Trump'ın İran ile mücadelesi bu bağlamda değerlendirilebilir. Tam teşekküllü bir savaşa girme olasılığı veya “baş kesme”yi hedefleyen taktiksel bir saldırıyla yetinme olasılığı değerlendirmelere ve spekülasyonlara tabi. Ancak, Trump'ın birkaç hafta önce İranlı protestoculara “kurumlarınızı ele geçirin” çağrısında bulunup “yardım yolda” sözü vererek yaptığı tehditlerden geri adım atıyor gibi görünmesine rağmen, Washington bazı adımlar atmaya hazır görünüyor.

dfvgthy
Arap bölgesine varmadan önce Hint Okyanusu'nda seyreden USS Abraham Lincoln uçak gemisinde bir ABD askeri bakım çalışması yapıyor, 26 Ocak 2026 (CENTCOM)

O zamandan beri Trump, İran meselesini ele alırken seçeneklerini genişletti. Diplomasiye kapıyı açık tutarken, aynı zamanda USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri de dahil olmak üzere Ortadoğu'ya askeri takviye gönderdi. Trump, askeri danışmanlarından “kesin ve kati seçenekleri” incelemelerini isterken, Ortadoğu’daki baş temsilcisi Steve Witkoff ise bu ayın başlarında İsviçre'deki Davos Forumu'nda ABD'nin Tahran ile diplomatik bir yol arayışında olmaya devam ettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Trump'ın İran'a yönelik izleyeceği yolu belirleyebilecek veya etkileyebilecek temel faktörler aşağıda verilmektedir.

Birincisi: Bölgedeki ABD askeri yığınağı

Trump'ın Ortadoğu'ya daha fazla askeri güç konuşlandırması, yönetiminin bölgedeki ABD kaynaklarını ve taahhütlerini azaltmayı, Batı Yarımküre'ye odaklanmayı öngören “Ulusal Güvenlik Stratejisi” ve “Ulusal Savunma Stratejisi” belgelerini yayınlamasıyla eş zamanlı olarak geliyor. Bu durum, İran'a karşı bir saldırının yakın olduğu tahminlerini destekliyor.

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor

Bu ay Ortadoğu'ya ilave güç sevk edilmesi, sadece bir pazarlık kozu olabilir veya ABD özel kuvvetlerinin bu ayın başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasına benzer şekilde, yakın bir askeri harekatın göstergesi olabilir. Ancak, ABD bir saldırı başlatırsa, Irak ve Afganistan'da olduğu gibi yeniden uzun süreli bir kara harekatı beklenmemelidir.

Bölge genelinde, İsrail, Suriye, Irak ve bazı Körfez ülkeleri gibi çeşitli ülkelerde konuşlandırılmış ABD personelinin ve askeri yeteneklerinin savunmasızlığı göz önüne alındığında, olası bir saldırının kapsamının sınırlı kalması muhtemel. Buna karşılık İran, geçen yıl yaşanan 12 günlük savaş sırasında saldırıları büyük ölçüde İsrail ile sınırlı kalırken, bu kez sert bir misilleme sözü verdi.

İkinci faktör: ABD'nin İran ile diplomatik kanalları

Amerikalı müzakereciler, geçen bahar Umman'ın ev sahipliğinde Maskat ve Roma'da düzenlenen birkaç tur görüşmede İranlı yetkililerle doğrudan bir araya gelerek, 12 günlük savaşın başlamasından önce ana anlaşmazlık noktası haline gelen İran'ın nükleer programını görüşmüşlerdi. Ancak İsrail, bu müzakerelerin ortasında İran'a bir saldırı düzenleyerek Tahran'ın ABD'nin diplomatik süreç konusundaki ciddiyetine olan güvensizliğini derinleştirdi.

sdfryj
ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu kabul ediyor, 29 Eylül 2025 (AFP)

Diplomatik kanalların bu kez aktif olup olmadığı belirsizliğini koruyor, ancak iletişim olduğuna dair herhangi bir açık göstergenin yokluğu endişe verici. Diplomasi ancak bir devlet sadece konuşmakla yetinmeyip, ciddi bir şekilde kendisini yürüttüğünde başarılı olur.

Üçüncü faktör: ABD'nin bölgesel müttefikleri

İsrail, ABD'nin İran'a saldırması için baskı yaparken, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere birçok Körfez Arap devleti, Tahran ile gerilimi azaltmaya dayalı farklı bir yaklaşım izliyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de bu hafta, herhangi bir tarafın İran'a saldırı düzenlemek için hava sahasını kullanmasına karşı olduğunu açıkladı. Körfez müttefiklerinden gelen baskı, Trump'ın olası bir saldırının kapsamını daraltmasına ve hatta tamamen vazgeçmesine katkıda bulunabilir.

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Göçmenlik Dairesi’nin düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir

Dördüncü faktör: İran halkı

İranlıların rejimlerine karşı durma cesaretini göstermelerine rağmen, Trump'ın “yardım yolda” dedikten sonra geri adım atması, özellikle yaşadıkları acımasız baskı göz önüne alındığında, birçok kişinin sokaklara geri dönme coşkusunu azaltabilir.

gthyrth
İran'da bir binaya çizilmiş Amerikan karşıtı bir duvar resmi, Tahran, 24 Ocak 2026 (Reuters)

Buna ek olarak, ABD'nin Venezuela'da izlediği yol, İranlıların korkularını güçlendirebilir. Zira orada Maduro gözaltına alınırken, Chavez rejiminin yapısına dokunulmadı, bu da Trump'ın İran halkının pahasına Tahran ile bir anlaşma yapması gibi benzer bir senaryo hakkındaki endişeleri artırıyor.

Beşinci faktör: İran rejimi

Tahran'ın Trump'ın baskı ve tehditleri ile olası diplomatik girişimlere vereceği yanıt, bir sonraki aşama hakkında çok şey ortaya koyacaktır. Gözlemciler, rejim içindeki ve özellikle de güvenlik aygıtının başındakiler arasındaki bölünmelere ve çatlaklara dair herhangi bir işareti yakından takip edeceklerdir.

Altıncı faktör: Amerikan kamuoyu

İkinci döneminin birinci yılında Trump'ın popülaritesi keskin bir düşüş yaşıyor. Eğer İran'a bir saldırı düzenlemenin, Maduro'nun tutuklanmasının ardından destek oranlarında görülen ani yükselişe benzer şekilde, kendisine iç kamuoyunda bir yükseliş sağlayacağına inanıyorsa, bu, seçeceği eylem biçimini etkileyebilir. Ayrıca, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) düzenlediği baskınlara ilişkin olumsuz medya haberlerinden veya Epstein dosyalarının daha fazla ifşa edilmesi durumunda yapılacak olumsuz haberlerden dikkatleri uzaklaştırmak için İran'ı hedef alma eğiliminde olabilir.

Sonuç olarak, Trump, kendisini dizginleyebilecek tek gücün kendi ahlakı olduğunu açıkça ifade etti. Bundan sonra ne olacağı henüz belirsizliğini koruyor, ancak göstergeler İran'a yönelik bir saldırının yakın olabileceğini gösteriyor.


Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
TT

Tahran, diplomasiyi baskının durdurulmasına ve bölgesel gerilimin kontrol altına alınmasına bağlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin resmi Telegram hesabından paylaşılan videodan alınan ekran görüntüsünde, kabine toplantısı sonrası gazetecilere açıklama yaparken görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın Washington ile müzakere talebinde bulunmadığını, ancak ‘tehditlerin durması’ şartıyla diplomasinin yeniden canlandırılmasına kapıyı açık bıraktığını söyledi. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’daki protestoların bastırılmasına karşı askeri müdahalenin bir seçenek olmaya devam ettiğini dile getirmesinin ardından geldi.

Bölgede gerilimi kontrol altına alma amacıyla diplomatik temaslar sürüyor. Bölgedeki etkili başkentleri kapsayan bir dizi görüşme yoluyla arabuluculuk kanallarının devreye sokulması ve Tahran ile Washington arasında siyasi diyaloğun yeniden başlatılması hedefleniyor. Bu çabalar, bölgesel tansiyonun arttığı son dönemde yoğunlaştı.

Bu çerçevede, ABD Donanması’na bağlı bir taarruz gücü dün Ortadoğu’da konuşlandırıldı. İran ise herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini yineledi. Trump, Washington’un İran’a doğru ‘büyük bir savaş filosu’ gönderdiğini belirtirken, bunu kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu ifade etti. Trump ayrıca, Tahran’ın hâlâ diyalog arayışında olduğunu savundu ve göstericilerin öldürülmesi ya da nükleer programın yeniden başlatılması konusunda uyarılarını yineledi.

dfrt
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın bahçesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (EPA)

Tahran yönetimi, hükümet karşıtı protestoları sert biçimde bastırdı. Olaylarda binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve on binlerce kişinin gözaltına alındığı bildirildi. İranlı yetkililer, yaşananlardan ABD ve İsrail’le bağlantılı olduklarını öne sürdükleri ‘silahlı teröristler ve kışkırtıcıları’ sorumlu tutarken, insan hakları örgütleri protestoları 1979 İslam Devrimi’nden bu yana görülen en büyük gösteriler olarak nitelendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına yanıt veren Arakçi, bugün düzenlenen kabine toplantısı kapsamında gazetecilere yaptığı açıklamada, son günlerde ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile herhangi bir temasın gerçekleşmediğini söyledi. Arakçi, İran’ın müzakere talebinde bulunmadığını vurgulayarak, “Arabuluculuk yürüten bazı ülkeler var ve onlarla temas halindeyiz” dedi.

Arakçi, tehdit ortamında müzakerenin mümkün olmadığını belirterek, “Müzakerenin kendine özgü ilkeleri vardır; eşitlik temelinde ve karşılıklı saygı çerçevesinde yürütülmelidir. Eğer müzakerelerin sonuç vermesini istiyorlarsa, tehditlere ve aşırı taleplere son vermeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

Arakçi’nin açıklamaları, bölgesel diplomatik temasların hız kazandığı bir döneme denk geldi. Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin hem Witkoff hem de Arakçi ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmelerde, ‘diplomatik sürece bağlı kalınmasının önemi ve Washington ile Tahran arasında diyaloğun yeniden başlatılması için uygun koşulların hazırlanması’ üzerinde durulduğu belirtildi.

rgty
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Doha yönetimi de Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin, Abbas Arakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınırken, ‘bölgesel istikrarın korunması ve gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesinin gerekliliği’ vurgulandı.

Aynı çerçevede Katar Başbakanı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile de telefon görüşmesi yaptı. Tahran’daki Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre görüşmede, ‘mevcut aşamadaki son gelişmeler ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesine yönelik yollar’ ele alındı.

Ankara’da ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün yaptığı açıklamada, ABD’ye İran ile yaşanan ihtilaflı konuları kapsamlı bir anlaşma yerine ‘tek tek’ çözme çağrısında bulundu. Fidan, Tahran’ın nükleer programı konusunda görüşmelere açık olduğunu da ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Fidan, basın mensuplarına yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin İran’a yönelik herhangi bir yabancı müdahaleye ya da saldırıya karşı olduğunu belirterek, bunun “savaşı yeniden başlatmak anlamına geleceğini ve yanlış olacağını” söyledi.

Fidan, “Amerikalı dostlarıma her zaman tavsiyem, İranlılarla meseleleri birer birer çözmeleridir. Nükleer dosyayla başlayın ve kapatın, ardından diğer başlığa geçin” dedi. Tüm konuların tek bir paket halinde sunulmasının, İran açısından süreci zorlaştıracağını ve zaman zaman aşağılayıcı algılanabileceğini belirten Fidan, bunun yalnızca kamuoyuna değil, İran liderliğine de anlatılmasının güç olacağını vurguladı.

Geçtiğimiz haziran ayında ABD, Gazze savaşı nedeniyle İsrail ile bölgede artan gerilim ortamında İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu. İran’ın barışçıl amaçlarla yürüttüğünü savunduğu nükleer programına ilişkin müzakerelerde ise kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.

NATO üyesi ve İran’ın komşusu olan Türkiye, ABD ve İranlı yetkililerle temaslarını sürdürdüğünü belirterek, Tahran’a iç sorunlarını kendi başına çözmesi için fırsat tanınması gerektiğini ifade etti. Ankara ayrıca, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın mevcut koşullarda bölgenin taşıyabileceği sınırları aşacağı uyarısında bulundu. Fidan, İsrail’in İran’a yönelik saldırı arayışını sürdürdüğünü de dile getirdi.


Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
TT

Şera, Suriye'deki Rus güçlerinin geleceğini görüşmek üzere Putin ile bir araya geliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir araya geldi. (Arşiv – Kremlin – DPA)

Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, bugün Moskova’da yapacakları görüşmede Suriye’deki Rus askeri varlığını ele alacaklarını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, iki liderin ayrıca, ekonomik iş birliği ile Ortadoğu’daki durumu da görüşeceğini söyledi.

Peskov, Reuters’ın Beşşar Esed’in geleceğine ilişkin sorusuna, “Bu konu hakkında yorum yapmayacağız” yanıtını verdi.

Kremlin, Putin’in Şera ile ekonomik iş birliği ve bölgesel gelişmeleri masaya yatıracağını bildirdi.

Rus basını dün, Kremlin kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Putin ile Şera’nın ‘ikili ilişkilerin farklı alanlardaki durumu ve geleceği ile Ortadoğu’daki gelişmeleri’ ele alacaklarını bildirmişti.

Geçtiğimiz ekim ayında gerçekleştirilen ilk görüşmede iki lider uzlaşıcı bir dil kullanmıştı. Söz konusu ziyaret, Şera’nın Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelmesinden sonra Moskova’ya yaptığı ilk ziyaret olmuştu. Rusya, Esed yönetiminin en güçlü destekçileri arasında yer alıyordu.

Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve kendisine yakın bazı yetkililerle birlikte, iktidarının 8 Aralık 2024’te sona ermesinin ardından Moskova’ya kaçmıştı. Şam’daki yeni yönetim, söz konusu isimlerin yargılanmak üzere iadesini talep ediyor.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump dün Şera’yı övdü. Trump, Şera ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından gazetecilere verdiği demeçte, “Kendisine büyük saygı duyuyorum… İşler çok iyi gidiyor” ifadelerini kullandı.

Esed’in devrilmesinin ardından Ortadoğu’daki nüfuzu zayıflayan Putin, bölgede Rus askeri varlığını korumayı hedefliyor. Moskova, yeni yönetim döneminde Tartus’taki deniz üssü ile Hmeymim’deki hava üssünün geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu iki üs, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası dışında sahip olduğu tek askeri tesis olma özelliğini taşıyor. Öte yandan Rusya, 2019’dan bu yana kuzeydoğu Suriye’de Kürt güçlerinin nüfuz alanlarında askeri üs olarak kullandığı Kamışlı Havalimanı’ndan askeri teçhizat ve birliklerini ise dün çekti.

Rusya, Esed’in en önemli müttefiklerinden biri olmuş ve 2015’te çatışmaların başlamasının ardından askeri müdahalede bulunmuştu. Bu müdahale, sahadaki dengelerin rejim güçleri lehine değişmesinde belirleyici rol oynadı. Ancak Esed’in devrilmesi, Rusya’nın bölgedeki etkisine ağır bir darbe niteliği taşıdı ve Ukrayna savaşı sürerken Moskova’nın askeri kapasitesinin sınırlarını da ortaya koydu.

Buna karşılık, Esed’in düşüşünü memnuniyetle karşılayan Washington, Şera ile ilişkilerini güçlendirdi. ABD, 2014’ten bu yana Suriye ve komşu Irak’ta aşırılık yanlısı gruplara karşı uluslararası bir koalisyona liderlik ediyor.

Öte yandan Fransa, Birleşik Krallık, Almanya ve ABD, dün yayımladıkları ortak bildiride, ateşkesin sağlanmasının ardından Suriye ordusu ile Kürt savaşçıları, binlerce militanı ve aile fertleri kuzeydoğu Suriye’deki cezaevleri ve kamplarda tutulan DEAŞ’ın güvenlik boşluğundan yararlanmasını önlemek amacıyla ‘her türlü güvenlik boşluğundan kaçınmaya’ çağırdı.