İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi Araştırma Dairesi Başkanı Şalom: Hizbullah, İsrail’le savaşa girerse Lübnan tamamen kaybeder

Şalom, Tel Aviv’in isteseydi Lübnan Hizbullahı Lideri Nasrallah’ı öldürebileceğini söyledi

İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi (AMAN) Araştırma Dairesi Başkanı Darur Şalom (Elaph)
İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi (AMAN) Araştırma Dairesi Başkanı Darur Şalom (Elaph)
TT

İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi Araştırma Dairesi Başkanı Şalom: Hizbullah, İsrail’le savaşa girerse Lübnan tamamen kaybeder

İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi (AMAN) Araştırma Dairesi Başkanı Darur Şalom (Elaph)
İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi (AMAN) Araştırma Dairesi Başkanı Darur Şalom (Elaph)

İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi (AMAN) Araştırma Dairesi Başkanı Darur Şalom (Dror Shalom) Elaph gazetesine verdiği ve cuma günü yayımlanan röportajda, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın, İsrail’e savaş açması durumunda ‘Lübnan'ın tamamen kaybedeceğini’ söyledi. Şalom, Tel Aviv’in Nasrallah'a suikast düzenlemekle ilgilenmediğini belirterek, “Eğer onu öldürmek isteseydik, gerçekten öldürebilirdik” ifadelerini kullandı.
AMAN Araştırma Dairesi Başkanı Şalom, Hizbullah’ın İsrail ile savaş girmekten çekinmesine neden olan ‘büyük bir iç baskı’ altında bulunduğunu, fakat bu durumun ‘endişe verici’ olduğunu söyledi. Nasrallah’ın Suriye’de bir Hizbullah üyesinin öldürülmesine karşılık olarak bir İsrail askerini öldürme konusunda söylediklerini, ‘yükselmek’ olarak nitelendiren Şalom, Hizbullah’ın bir İsrail askerini öldürmeye çalışırken ‘yanlış bir şey yapabileceğini’ söyledi.
Hizbullah’ın geçtiğimiz günlerde bir İsrail askerini öldürmeye çalıştığını, fakat başarısız olduğunu belirten Şalom, “Hizbullah’ın yanlış bir davranışta bulunmasından ve hem Lübnan'ı hem de bölgeyi bitmeyen bir çatışmaya sürükleyeceğinden endişe ediyorum” şeklinde konuştu.
Şalom sözlerine şöyle devam etti:
“Nasrallah Lübnan’ı ve silah deposu olan tüm bölgelerini kontrol ediyor. Olası bir çatışma durumunda, Tüm bu füzeler üzerimize fırlatılmadan önce onları vuracağız.”

Yerleşim bölgelerindeki patlamalar
Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamada olduğu gibi ‘aşırı ihmalkar bir tutumla depolanan bu tehlikeli maddeler’ nedeniyle başka patlamaların da yaşanmasını beklediğini söyleyen Şalom,  bu patlamaların Lübnan'ın Hizbullah tarafından kontrol edilen farklı bölgelerinde gerçekleşebileceğini, fakat söz konusu patlamaların arkasında İsrail’in olmayacağını, zira ‘bu maddelerin yerleşim bölgelerinde ihmalkarca depolanması sonucu bu patlamaların meydana geleceğini’ açıkladı.
Nasrallah’ın gazetecileri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında bahsettiği Beyrut'un El Cenah Bölgesi’ndeki depoya davet edeceğinden emin olduğunu zira İsrail'in ‘gazetecilerin ziyareti öncesinde söz konusu bölgeden bazı ekipmanların nakledildiğini gözlemlediğini ve bunu herkese ispatladıklarını söyledi. Şalom, Hizbullah Genel Sekreteri’nin gazetecileri Netanyahu’nun konuşmasında bahsettiği diğer iki noktaya gitmelerine ise izin vermediğini vurguladı.
Nasrallah’a tuzak kurduklarını ve onun da bu tuzağa düştüğünü söyleyen Şalom, “Nasrallah’a onunla ilgili her şeyi bildiğimizi açıkladık” diye konuştu.

Sınırlara ilişkin tartışmalar
Lübnan ile İsrail arasındaki sınırların belirlenmesine yönelik 14 Ekim'de başlayan görüşmelerle ilgili olarak ise Şalom, bu görüşmelerin ‘Nasrallah'ın karşı karşıya olduğu baskının en iyi kanıtı’ olduğunu ve krizden çıkmasına yardımcı olduklarını söyledi.  İsrail'in ‘bu görüşmelerde barış anlaşması değil, daha çok doğalgaz konusunda mutabakata varmak ve ekonomiyi kurtarmak için’ bir arayış içerisinde olduğuna dikkati çeken Şalom, İsrail’in Hizbullah'ın müzakerelere verdiği desteğe şaşırmadığını vurguladı. Şalom, Lübnan hükümetinin Tel Aviv'le konuşmaktan korktuğunu, ancak artık ‘her şeye yön veren ‘ekonomi’ adında yeni bir denklemin’ olduğunu söyledi.

Bedreddin suikastı
Hizbullah liderlerinden Mustafa Bedreddin'in 2016 yılında Suriye'de Hizbullah tarafından öldürüldüğünü söyleyen Şalom, “Çünkü Bedreddin, Kasım Süleymani’ye baş kaldırdı" dedi.  Bu olayın Hizbullah içinde ‘derin bir yara’ olduğunu belirten Şalom, Nasrallah'ın Suriye’deki savaşın patlak vermesinden bu yana ‘Lübnan'ı mafyavari bir şekilde yönettiğini’ kaydetti.
Bununla birlikte Şalom, Hizbullah’ın, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'yi, 2005 yılında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Hizbullah liderlerinden İmad Muğniye ile iş birliği içinde öldürdüğüneü öne sürdü.

İran
İran'ın kullanıma hazır bir nükleer bomba elde etmesi için en az iki yıla ihtiyacı olduğunu vurgulayan Şalom, ancak İsrail'in bu bombayı elde etmesine ‘asla izin vermeyeceğinin’ altını çizdi. Şalom, “Tel Aviv, İran'ın ne pahasına olursa olsun nükleer bomba elde etmesi engelleyecektir. Bunun bedeli, Lübnan, Suriye, İran, İsrail ve belki de Gazze ve diğer yerlerde topyekun, büyük bir savaş, çok fazla kanın akması ve çok sayıda insanın ölümü olacaktır” ifadelerini kullandı.
Şalom, şu anda ABD’nin Tahran’a uyguladığı yaptırımların tek başına ‘mükemmel bir etkiye sahip olduğunun’ altını çizerek, Tahran'a karşı askeri seçeneğin ‘ancak onu niyetlerinden vazgeçmesi tehdidinde kullanılacak bir tetikleyici olması gerektiğini’ söyledi. Şalom, bence Ortadoğu, İran’la soğuk savaş dönemindeki gibi mücadele etmeli. Yani onu tecrit etmeli ve ekonomik yaptırımlar uygulamalı. Bu uzun vadede işe yarayacaktır” şeklinde konuştu.

Suriye
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’i, ‘İsrail düşmanı’ olarak nitelendiren Şalom, ancak Tel Aviv’in onu ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapmadığını, bunun da siyasi liderliğin kararıyla ilgili bir referans olduğunu belirtti. Şalom, “Siyasi ve stratejik olarak doğru değerlendirmelerde bulunduklarını düşünüyorum.  Suriye dosyasına, İran’ın Suriye'yi yeni bir Lübnan haline getirebilecek eylemlerini engellemek için müdahale ediyoruz” dedi.
Suriye’nin yeni bir Lübnan olmasına asla izin vermeyeceklerini söyleyen Şalom, bunun için gerekirse Suriye’ye büyük bir askeri müdahalede bulunabileceklerini, Esed’in de bunu bilip engel olmaması gerektiğini söyledi. Esed'in İsrail ile müzakerelere girebileceğini ima etmesiyle ilgili olarak ise Şalom, kendisiyle bunun mümkün olmasına ihtimal vermediğini açıkça belirtti. Şalom, “Çünkü bir devleti değil, belirli bir bölgeyi yönetiyor. Rusya'nın desteği olmadan orada kalamazdı” diye konuştu.

Filistinlilerle ilişkiler
İsrailliler ve Filistinliler arasında ‘insanlara sakin ve düzgün bir hayat sağlamak için ortak konular’ olduğuna inanan Şalom, ‘en nihayetinde İsrailliler ile Filistinliler arasında müzakerelerin yapılabileceğine ve uzlaşıya varılabileceğine, fakat bunun yavaş yavaş olabileceğine’ işaret ederek, “Filistin halkı ile aramızda bir arada yaşam konusunda bir anlaşma sağlanmalı. Bu da daha sonra uzlaşıya ve anlaşmaya yol açacaktır” ifadelerini kullandı. Filistin Yönetimi ile güvenlik koordinasyonunun ‘bir şekilde durduğunu’ belirten Şalom, “Otoriter bir politika izliyorlar. Fakat korkarım ki biri hata yapacak ve sokak patlayacak” ifadelerini kullandı.

Barış Anlaşmaları
İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında imzalanan barış anlaşmalarına ilişkin olarak da Şalom, “Bizim ve Körfez ülkelerinin birçok ortak noktası olduğuna inanıyorum. Ortak bir düşmanımız var, o da İran. Sanırım Ortadoğu'da ortak bir NATO savunma ittifakı kurmanın zamanı geldi. Ortadoğu'da bir Sünni İsrail NATO'sundan bahsediyorum. İran'la Suriye'de ve başka yerlerde fiilen sadece biz savaşıyoruz. İran'a karşı savaş başlatmayı önermiyorum, onunla, hep birlikte mücadele etmeliyiz. Bana Kabinet’te (İsrail parlamentosu) barış anlaşmalarına nasıl baktığım soruldu. Onlara, İran'ın tepkilerini okuduğumu ve verdiği tepkilerin, bu anlaşmaların doğru ve iyi olduğunun kanıtı oldukları cevabını verdim” dedi.



İsrail'den Batı Şeria'yı ele geçirmeye yönelik benzeri görülmemiş karar

Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)
Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)
TT

İsrail'den Batı Şeria'yı ele geçirmeye yönelik benzeri görülmemiş karar

Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)
Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)

İsrail hükümeti, 1967 yılından bu yana daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir adımla, dün işgal altındaki Batı Şeria'da arazi tescil sürecini başlatma kararı alarak ilhak sürecini derinleştirdi.

Hükümet, üç bakan tarafından sunulan ve diğer bazı konuların yanı sıra ‘Batı Şeria'daki geniş alanların devlet adına (devlet arazisi) tescil edilmesini’ öngören bir öneriyi onayladı. Karar uyarınca İsrail Adalet Bakanlığı'na bağlı Tapu ve Yerleşim İdaresi, yerleşimlerin sahada uygulanması için yetkilendirilecek ve bu amaçla özel bir bütçe tahsis edilecek.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanlığı, İsrail'in kararlarını reddetti ve dün yaptığı açıklamada, bu kararların güvenlik ve istikrara tehdit oluşturduğunu, işgal altındaki Filistin topraklarının fiilen ilhakı anlamına geldiğini, Filistin topraklarını ilhak etme planlarının başladığını ve imzalanan anlaşmaların sona erdiğini belirtti.

Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington'da yapılması planlanan Gazze Barış Kurulu’nun ilk resmi toplantısının sonuçlarından büyük beklentileri olduğunu belirterek, kurulda yer alan ülkelerin insani yardım çabalarından ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını desteklemek için 5 milyar dolardan fazla bağışta bulunmayı taahhüt ettiklerinden söz etti.

Trump, dün sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, ‘dünya barışının’ sağlanabileceğini belirterek Gazze Barış Kurulu’nu ‘tarihin en önemli uluslararası kuruluşu’ olarak nitelendirdi.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.