Macron: Fransa'da İslamcılar huzur içinde uyuyamayacaklar

Bir öğretmenin başı kesilerek öldürülmesinin ardından Fransa ‘teröre karşı savaş’ açtı

Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)
Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)
TT

Macron: Fransa'da İslamcılar huzur içinde uyuyamayacaklar

Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)
Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)

Siyasi mülteci statüsüne sahip Rusya uyruklu Çeçen bir gencin işlediği cinayet Fransız güvenlik güçlerince terör olayı olarak değerlendirildi.
Çeçen mültecinin başkent Paris'in kuzeyindeki Yvelines bölgesinin batı banliyölerinden biri olan Conflans Saint-Honorine’deki bir okulda bir öğretmenin başını kesmesi ülke kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Öğretmenin başının kesilerek öldürülmesi olayını ‘terörle bağlantılı bir cinayet’ olarak ele alan güvenlik güçleri olaya ilişkin soruşturmasına devam ediyor.
Güvenlik güçlerinin, 18 yaşındaki failin ailesinden, arkadaşlarından ve tanıdıklarından 11 kişi hakkında yürütülen güvenlik soruşturmalarının üzerinden 3 gün geçmesine rağmen, Abdulak Abuyezidoviç’in Samuel Paty isimli öğretmeni ders verdiği okulun yakınlarında başını keserek katlettiği olayda halen aydınlatılamayan noktalar bulunuyor.
Polis, Abuyezidoviç’in suçunu tek başına mı yoksa başkalarının kışkırtmasıyla mı işlediğini bilmek istiyor. Eylemin, dışarıdan talimat alınarak gerçekleşmesine ise ihtimal verilmiyor. Gözaltına alınanlar arasında dedesi, babası, küçük erkek kardeşi ve kendisiyle iletişim halindeki 3 Çeçen genç bulunuyordu. Yine gözaltına alınanlar arasında, tarih öğretmeninin 2015 yılında ‘Charlie Hebdo’ dergisinde yayınlanan Hz. Muhammed karikatürünü gösterdiği şikayetinde bulunan bir kız öğrencinin babası da vardı. Karikatür geçtiğimiz Eylül ayı başlarında, yurttaşlık eğitimi dersinin dördüncü sınıf ekinde yeniden yayınlandı ve radikal bir eylemci, ölen öğretmen hakkında şikayette bulunmak için müdürle görüşmek üzere söz konusu kız öğrencinin babasıyla birlikte okula geldi. Öte yandan müfettişler, faalin olayın yaşandığı Conflans Saint-Honorine’dan 60 kilometre uzaklıkta bulunan ve ailesiyle birlikte ikamet ettiği Evreux kentinden, biri 30 santim olmak üzere iki bıçak ve bir tabanca ile nasıl geldiğini ve hangi ulaşım aracını kullandığını öğrenmek istiyorlar.
Aile üyelerinin 6 ay ile 1 yıl içinde militanlaştığını ve radikalleştiğini söyledikleri faile ilişkin her gün yeni bir bilgi ortaya çıkıyor. Failin ailesinin, Fransa'yı şok eden, öğretmenler ve öğrenciler arasında paniğe ve öfkeye neden olan terör eyleminden haberdar olup olmadığı sorgulanıyor. Çünkü Paris ilk kez eğitim alanına yönelik bir terör eylemiyle karşı karşıya kalmış durumda. Failin cep telefonu incelendiğinde, öğle saatlerinde eylemini duyuran bir tweet yazdığı ortaya çıktı. Daha sonra saat 17.15'te yani eylemin gerçekleştirilmesinden birkaç dakika sonra, geçtiğimiz Haziran ayında açılmış bir hesaptan kafası kesilerek öldürülmüş bir adamın resmini paylaştığı görüldü.
Müfettişlere göre failin 300 kişi tarafından takip edilen, Kur’an’dan ayetler paylaştığı ve radikal ideolojisini gösteren yorumlarda bulunduğu hesabının, onu güvenlik tehdidi oluşturan kişiler listesine eklemeye yetmedi. Soruşturma, failin geçtiğimiz Cuma öğleden sonra okulun yakınına geldiğini ve orada uzun süre kaldığını, okuldan 200 metre uzaklıktaki evine giderken katlettiği öğretmen Samuel Paty’i teşhis etmesine yardımcı olmaları için öğrencilere para verdiğini ortaya çıkardı.
Öte yandan eylem, kamuoyunda, hükümet içinde ve siyaset çevrelerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Üstelik eylem, Pakistanlı bir adamın Charlie Hebdo dergisinin ofisinin bulunduğu sokakta bir kasap satırıyla bir erkek ve bir kadını ağır şekilde yaraladığı bir başka terör eyleminden sadece 3 hafta sonra gerçekleşti.
Diğer yandan Paris'te ve ülkenin birçok büyük şehrinde, eylemi kınamak, laikliği, fikir özgürlüğünü ve eğitimi savunmak için büyük yürüyüşler düzenlendi. Yürüyüşler sırasında İslami radikalizmle mücadele konusunda ihmalkar davranmak veya yetersiz kalmakla suçlandı. Ülkede 2015 yılından bu yana yaşanan 259 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan terör saldırılarına son verecek uygun bir karşılık verilmesi talep edildi.
Merkez sağcılar ve aşırı sağcılar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetinin son üç gündür, açıklamalarla yetinmeyip ‘dişlerini göstermesinden’ memnun gibi görünüyorlar.  Cuma akşamından bu yana hükümet çeşitli toplantılar gerçekleştiriyor. Bunlardan en önemlisi, Pazar günü Elysee Sarayı'nda Macron başkanlığında yapılan Yüksek Savunma Konseyi toplantısıydı.
Öte yandan derhal harekete geçen Fransız polisi, 'onlarca radikal İslamcı militanın evinin basıldığı’ bilgisi verdi. Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, öğrencilerine karikatürleri gösterdiği için Samuel Paty hakkında bir ‘fetva’ yayınlandığını doğruladı. Darmanin burada, gözaltına alınanlar arasında bulunan kız öğrencinin babası ve aşırılık yanlısı eylemci Abdulhekim es-Sefrivi’nin bir propaganda kampanyası yürütmüş ve bunun da failin eylemini gerçekleştirmesine neden olmuş olabileceğini kast ediyordu.
Dün sabah başlayan ve önümüzdeki günlerde de devam edecek olan gözaltı operasyonları sırasında ‘cinayet soruşturmasıyla ilgisi olmak zorunda olmayan onlarca kişinin’ hedef alındığını söyleyen Darmanin, “Cumhuriyet düşmanlarının bir dakika dahi rahat etmelerine izin vermeyeceğiz” mesajını vermeyi hedeflediklerini belirtti.
İçişleri Bakanlığı kaynaklarına göre gözaltı operasyonlarında hedef alınan kişiler, sosyal ağlarda yayınlanan aşırılık yanlısı vaazları ve nefret söylemleri nedeniyle istihbarat servisleri tarafından bilinen ve takip edilen kişiler.
Bununla birlikte Darmanin, ülkede birçok Müslüman sivil toplum kuruluşunu kapatacaklarını belirtti. ülkede Müslümanlara ait 51 derneğin ve sivil toplum kuruluşunun devlet tarafından denetleneceğini söyleyen Darmanin, bunlardan birkaçının Bakanlar Kurulu'nun onayı ile kapatılacağını kaydetti.
Darmanin ayrıca, Cumhurbaşkanı Macron’un geçtiğimiz ay yaptığı konuşmada, bu yılın sonuna kadar parlamentoya konuya ilişkin bir yasa tasarısı sunacağına söz verdiği ‘İslamcı ayrılıkçılık’ ile mücadeleye açıklık getirmek zorunda kaldı. Sızan bilgilere göre parlamentoya gönderilecek yasa tasarısı, Macron'un, Cumhuriyet dışındaki değerlerin benimsenmesi çağrısında bulunan ayrılıkçı bir ideolojinin savunucuları olarak gördüğü kişilere karşı etkili tedbirler alınmasına yasal bir dayanak sağlayacak.
İçişleri Bakanı, tüm bunlarla birlikte internet üzerinden 80'den fazla nefret söylemi soruşturması açıldığını bildirdi. Darmanin, “Şu ya da bu şekilde başına gelenlerden ötürü öğretmen suçlayan herkes hedef alındı” ifadelerini kullandı. Bakan, bu kişilerin de gözaltına alındıklarını kaydetti. Darmanin Selefi Müslümanlar tarafından kurulan sivil toplum örgütü ‘Barakacity’e düzenlenen baskına da değinen Darmanin, gözaltına alınan Barakacity’nin kurucusu Idriss Sihamedi’nin perşembe günü serbest bırakıldığını söyledi.
Öte yandan Fransa Vatandaşlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Marlene Schiappa, ‘siber İslamcılık’ şeklinde ifade ettiği alanda mücadeleyi etkin bir şekilde sürdürdüklerini açıkladı. Schiappa dün, sosyal ağlarda aşırılıkçılıkla mücadele için alınacak önlemlere ilişkin güvenlik teşkilatlarının liderleri ve jandarma ile birkaç toplantı gerçekleştirdi. Schiappa ayrıca yetkililerle bir araya gelerek platformlarında nefret ve radikal söylem içeren tüm içeriği kaldırmalarını istedi.
Adalet Bakanı Eric Dupond-Moretti ise savcıları, güvenlik birimleriyle birlikte çalışmaya ve koordinasyon için acilen görüşmelere başlamaya çağırdı.
Fransa, bugün yeni bir aşamaya giriyor. Artık hiç bir şey öğretmenin infazı öncesindeki gibi olmayacak. Hükümet, birçok siyasi, güvenlik ve sosyal cephede yeri alıyor. Bununla birlikte yeni tip kornavirüs (Kovid-19) salgını geniş çapta yayılmaya devam ediyor. Salgını kontrol altına almak için alınan tedbirler, vatandaşların hareket özgürlüğünü sınırlayarak ekonomiyi vuruyor.



Avrupa Birliği, planın tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşılıyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
TT

Avrupa Birliği, planın tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşılıyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)

Avrupa Birliği, bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi için hazırladığı barış planının ikinci aşamasının başlatılacağının duyurulmasını memnuniyetle karşıladı. AB, diplomatik, insani ve güvenlik araçlarıyla Gazze Şeridi'ndeki barış çabalarını desteklemeye devam etmeye hazır olduğunu teyit etti.

AB sözcüsü yaptığı açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, Gazze'deki çatışmayı sona erdirmek için hazırlanan 20 maddelik ABD planının ikinci aşamasının başlatılmasının duyurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz, özellikle de Filistin Yönetimi'nin desteğiyle Gazze'yi yönetmek üzere bir Filistin ulusal komitesinin atanmasını” ifadelerini kullandı.

Sözcü, “Hamas'ın silahsızlandırılması, kapsamlı insani yardım sağlanması ve Gazze'nin yeniden inşası da dahil olmak üzere barış planının tam olarak uygulanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” diye ekledi.

Trump'ın özel elçisi Steve Witkoff dün, Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu aşama, ateşkesin ardından Hamas'ın silahsızlandırılması, teknokrat bir yönetim ve yeniden inşa aşamalarını içeriyor.

X'te yayınladığı bir gönderide Witkoff, 20 maddelik planın ikinci aşamasının, Gazze'de “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi” adı altında geçici bir Filistin teknokrat yönetiminin kurulmasını içerdiğini ve bu yönetimin Gazze Şeridi'nin tamamen silahsızlandırılması ve yeniden inşası sürecini başlatacağını belirtti.


İran’da olan değişim mi, yoksa kaos ve alternatiflerin krizi mi?

İran rejimi, tarihindeki en kritik savunma aşamasını yaşıyor olabilir (AFP)
İran rejimi, tarihindeki en kritik savunma aşamasını yaşıyor olabilir (AFP)
TT

İran’da olan değişim mi, yoksa kaos ve alternatiflerin krizi mi?

İran rejimi, tarihindeki en kritik savunma aşamasını yaşıyor olabilir (AFP)
İran rejimi, tarihindeki en kritik savunma aşamasını yaşıyor olabilir (AFP)

Hasan Fahs

Rejimin başındaki ismin, İran şehirlerini ele geçiren isyanın sona erdirilmesi için sahadaki güvenlik güçlerine verdiği emirle, yabancı ülkelerin içerideki ajanlarının yardımıyla yürüttüğü komplolara karşı devleti desteklemek ve İran'ı savunmak için sokağa çıkan ‘İran halkına’ hitaben yaptığı konuşma arasında birkaç gün geçti. Böylece, durumun kontrolünü yeniden ele geçirme ve rejimin karşı karşıya olduğu tehlike ve doğrudan tehdit kaynaklarını ortadan kaldırma sürecinin tamamlandığını duyurdu.

Rejim, güvenlik güçlerinin yardımıyla gösterileri bastırmayı başarmış olabilir. Göstericiler arasında insan kayıpları ve ölümler olmasına rağmen ya da Amerikan tehditleri ve müdahale imalarını dikkate alınmaksızın, sokaklarda ve durumda düzeni sağlamak için güç kullanmaktan ve aşırı baskı uygulamaktan çekinmedi ve ne korku ne de utanç duydu. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran'da görev yapan büyük Batılı ülkelerin büyükelçileriyle yaptığı toplantıda, İsrail Dış İstihbarat Servisi (Mossad) ve ABD’nin Merkezî İstihbarat Teşkilatı (CIA) gibi yabancı istihbarat teşkilatları ile ülke içindeki ajanlarını suçlayarak bu cinayetleri meşrulaştırmak için zemin hazırladı.

İran rejiminin, ulusal para biriminin değerinin sert bir şekilde düşmesinin ardından çarşı esnafının açık talepleriyle başlayan yeni halk protestoları dalgası karşısında, kendini savunma ve beka mücadelesinde tarihinin belki de en kritik dönemini yaşadığına şüphe yok. Bu durum, bazı protestocularla güvenlik güçleri arasında hızla şiddetli çatışmalara dönüştü ve hareketi barışçıl ve derin bir protestodan, rejimin şiddet ve baskı uygulamasını en üst düzeyde meşrulaştıran şiddet düzeyine dönüştürdü.

İran’daki sokak hareketi, rejimi tarihindeki en ciddi ve akut krizle karşı karşıya bırakmış olsa da aynı zamanda yurtdışındaki İran muhalefetinin karşı karşıya olduğu krizin derinliğini de ortaya koydu. Bu kriz özellikle İranlıları, Tahran'ı yeni bir aşamaya taşıyabilecek mevcut rejime alternatif seçenek olduğuna ikna edebilecek bir liderlik sağlayamama konusunda kendini gösteriyor. Alternatiflerin krizi, ABD’nin tutumunda ve Başkan Donald Trump'ın, Rıza Pehlevi'nin hızlıca sunduğu tüm tavizlere rağmen, Şah'ın oğluna muhalefetin meşruiyetini tanımakta ve onu değişim hareketinin lideri ve İran'ın gelecekteki lideri olarak kabul etmekte tereddüt etmesinde açıkça görüldü.

Yurtdışındaki liberal ve seküler muhalefet güçlerinin çoğunluğunun protestolara ve gösterilere katılma çağrısı yapma konusunda çok tereddütlü ve isteksiz olduğu aşikardı. Her ne kadar rejimde değişiklik yapılmasını ve iktidardaki dini sistemi ortadan kaldırmayı amaçlasalar da bu sistem yetkililerle halk arasındaki ilişkiyi tek taraflı, kendi çıkarlarını gözeten, iktidarını ve gücünü pekiştiren, iç ve dış politikasını sağlamlaştıran “teokratik” bir ilişkiye dönüştürmüştür. Ancak, uzun süredir mücadele ettiği, ortadan kaldırmak ve devirmek için çalıştığı monarşi veya sultan-teba sisteminin yeniden kurulmasına yol açabilecek protestolara katılmayı reddediyorlar.

Gösterilerin İran’ın 31 eyaletinin tamamına yayılmasına rağmen, gerçekler, bu gösterilerin Şah'ın oğlunun gösteri yapma, darbe düzenleme ve rejimi devirme çağrılarının sonucu olmadığını ve monarşi destekçilerinin kendi başlarına sokakları yönlendirebilecek ve hakimiyet kurabilecek, yahut istenen değişimin liderliğini oluşturabilecek bir halk tabanına sahip olmadığını gösterdi.

Sonuç olarak, gösterilerin devamlılığı ve protestocularla güvenlik güçleri arasındaki kanlı çatışmalar, monarşi yanlısı grupların kapasitesinin ötesinde, son derece organize, kasıtlı ve amaçlı bir şekilde yönetildi. Bu da gösterileri ve sokakları kendi çıkarlarına hizmet edecek bir yöne yönlendirebilecek daha organize grupların, Şah'ın oğlunun çağrılarının sağladığı kisveyi kullanarak, kendilerinden şüphe ve suçlamaları uzaklaştırdıkları ve İran içindeki aktif hücrelerinin kovuşturulmasını engelledikleri inancına yol açıyor.

Öte yandan protestolar ve sivil itaatsizlik çağrıları, rejimin ABD ve uluslararası toplumdan yoğun baskı gördüğü hassas bir dönemde başladı. Bir yandan da İran’a askeri saldırılar düzenlenebileceği endişesi hakim. Bu durum, rejimin yetkilileri ve kurumları tarafından, protesto hareketinin meşru hedeflerinden saptığını ve uluslararası ve bölgesel istihbarat teşkilatlarının desteğiyle İran'ı ve onun coğrafi bütünlüğünü ve egemenliğini hedef alan şiddet olaylarına dönüştüğünü iddia etmelerine zemin hazırladı. Özellikle CIA ve Mossad’ın, ülke içindeki hücreleri harekete geçirerek ve İsrail'in hedefi olan rejimin çöküşünü sağlamak için çalışarak buna hizmet ettiği öne sürüldü.

İran'daki protesto hareketinde, yetkililer ile göstericiler arasındaki rollerin tersine dönmesi dikkati çekti.

Gündüzleri tüm şehirler, sokaklar ve ara sokaklar rejim ve onun aygıtlarının kontrolü altındayken, geceleri rejime karşı çıkan tüm gruplar kendi gündemlerini gerçekleştirebiliyorlardı. Bu durum, rejimin aygıtlarını açıkça yıpratma ve onu sürekli ve hareketli çatışmalara sürükleyerek meşgul etme, yıpratma ve güvenlik inisiyatifini geri kazanma yeteneğini zayıflatma sürecine dönüştü. Ancak öte yandan, bu hareketin kapsamlı bir kitle hareketine dönüşemediği ve ekonomik durumun çöküşü nedeniyle halkın hoşnutsuzluğunu rejimin temellerini ve iktidar ve kontrol kaynaklarını hedef alan bir itici güç olarak kullanamadığı da anlaşıldı. Bu bakımdan olaylar, 2022 sonbaharında Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından İran'da gerçekleşen, rejimin ideolojik ve kültürel kimliğine meydan okumaya dönüşen, kişisel ve toplumsal özgürlük talepleri karşısında rejim ile halk arasında dikey bölünmeye neden olan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketinde yaşananlara benziyordu.

İran'da son zamanlarda yaşanan ayaklanmalar, İran toplumunun, kendi beklentilerini karşılamayan iki geçmiş, yani geçmişteki monarşi dönemi ile şu anki dini rejim arasında bölünmüş olduğunu ortaya koydu. Ancak ne monarşi ne de teokratik rejim, demokrasi ve özgürlük açısından ya da geçim kaynakları, insan onuru ve ekonomik büyüme açısından İran toplumunu etkileyen krizlere gerçek çözümler sunabildi. Öte yandan İran'ı halkın beklentilerinin seviyesine taşıyabilecek net bir alternatif de bulunmuyor.

Rejimin durumu yeniden kontrol altına alması, ömrünü uzatabilecek gerçek ve ciddi önlemler almadıkça kalıcılık ve süreklilik anlamına gelmeyebilir. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu önlemlerin başında, ekonomik faaliyeti ele geçirmekten sorumlu olmayan kurumları kısıtlamak gelmektedir. Ayrıca, rejimin ve derin devletin birer kolu olarak hizmet etmekten başka ekonomik getirisi olmayan kurumlardaki yolsuzluk, zimmete para geçirme ve fon israfı gibi eylemleri korumayı da bırakması gerekiyor. Bunun yanında İran'ı uluslararası siyasi, ekonomik ve güvenlik etkileşiminin haritasına yerleştirecek açıklık, diyalog ve uzlaşma politikasına geri dönerek uluslararası toplumla ilişkilerinde izlediği mekanizmaları yeniden gözden geçirmelidir. Bu, İran'ın siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından uluslararası arenaya entegre olmasına yardımcı olacaktır. Aksi takdirde, bu kez halk protestoları uzun süre kül olarak kalmayabilir ve gelecekte daha derin, yaygın ve radikal bir şekilde yeniden alevlenebilir.


İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)

İsrail ordusuna bağlı bir birlik, bugün (perşembe) Suriye’nin güneyinde, Kuneytra’nın güney kırsalındaki Sayda el-Hanût köyüne girdi.

Şarku'l Avsat'ın Suriye televizyonundan aktardığı habere göre 22 askeri araçtan oluşan işgal gücünün köye girerek aralarında iki kardeşin de bulunduğu üç genci gözaltına aldı.

Haberde, bu askeri hareketliliğin Kuneytra kırsalında İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen tekrarlanan ihlaller zincirinin bir parçası olduğu belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, ultra-Ortodoks (Haredi) askerlerden oluşan “Haşmonaim” Tugayı’na bağlı birliklerin Suriye’nin güneyindeki güvenlik bölgesine konuşlandırıldığını duyurdu. Bu adım, söz konusu tugayın bölgede ilk kez konuşlandırılması olarak değerlendiriliyor.