Macron: Fransa'da İslamcılar huzur içinde uyuyamayacaklar

Bir öğretmenin başı kesilerek öldürülmesinin ardından Fransa ‘teröre karşı savaş’ açtı

Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)
Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)
TT

Macron: Fransa'da İslamcılar huzur içinde uyuyamayacaklar

Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)
Paris’in kuzeyindeki Conflans Saint-Honorine’da bulunan okulun önünde öldürülen tarih öğretmeninin anısına konan çiçekler ve okul önünde bekleyen iki polis memuru (AFP)

Siyasi mülteci statüsüne sahip Rusya uyruklu Çeçen bir gencin işlediği cinayet Fransız güvenlik güçlerince terör olayı olarak değerlendirildi.
Çeçen mültecinin başkent Paris'in kuzeyindeki Yvelines bölgesinin batı banliyölerinden biri olan Conflans Saint-Honorine’deki bir okulda bir öğretmenin başını kesmesi ülke kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Öğretmenin başının kesilerek öldürülmesi olayını ‘terörle bağlantılı bir cinayet’ olarak ele alan güvenlik güçleri olaya ilişkin soruşturmasına devam ediyor.
Güvenlik güçlerinin, 18 yaşındaki failin ailesinden, arkadaşlarından ve tanıdıklarından 11 kişi hakkında yürütülen güvenlik soruşturmalarının üzerinden 3 gün geçmesine rağmen, Abdulak Abuyezidoviç’in Samuel Paty isimli öğretmeni ders verdiği okulun yakınlarında başını keserek katlettiği olayda halen aydınlatılamayan noktalar bulunuyor.
Polis, Abuyezidoviç’in suçunu tek başına mı yoksa başkalarının kışkırtmasıyla mı işlediğini bilmek istiyor. Eylemin, dışarıdan talimat alınarak gerçekleşmesine ise ihtimal verilmiyor. Gözaltına alınanlar arasında dedesi, babası, küçük erkek kardeşi ve kendisiyle iletişim halindeki 3 Çeçen genç bulunuyordu. Yine gözaltına alınanlar arasında, tarih öğretmeninin 2015 yılında ‘Charlie Hebdo’ dergisinde yayınlanan Hz. Muhammed karikatürünü gösterdiği şikayetinde bulunan bir kız öğrencinin babası da vardı. Karikatür geçtiğimiz Eylül ayı başlarında, yurttaşlık eğitimi dersinin dördüncü sınıf ekinde yeniden yayınlandı ve radikal bir eylemci, ölen öğretmen hakkında şikayette bulunmak için müdürle görüşmek üzere söz konusu kız öğrencinin babasıyla birlikte okula geldi. Öte yandan müfettişler, faalin olayın yaşandığı Conflans Saint-Honorine’dan 60 kilometre uzaklıkta bulunan ve ailesiyle birlikte ikamet ettiği Evreux kentinden, biri 30 santim olmak üzere iki bıçak ve bir tabanca ile nasıl geldiğini ve hangi ulaşım aracını kullandığını öğrenmek istiyorlar.
Aile üyelerinin 6 ay ile 1 yıl içinde militanlaştığını ve radikalleştiğini söyledikleri faile ilişkin her gün yeni bir bilgi ortaya çıkıyor. Failin ailesinin, Fransa'yı şok eden, öğretmenler ve öğrenciler arasında paniğe ve öfkeye neden olan terör eyleminden haberdar olup olmadığı sorgulanıyor. Çünkü Paris ilk kez eğitim alanına yönelik bir terör eylemiyle karşı karşıya kalmış durumda. Failin cep telefonu incelendiğinde, öğle saatlerinde eylemini duyuran bir tweet yazdığı ortaya çıktı. Daha sonra saat 17.15'te yani eylemin gerçekleştirilmesinden birkaç dakika sonra, geçtiğimiz Haziran ayında açılmış bir hesaptan kafası kesilerek öldürülmüş bir adamın resmini paylaştığı görüldü.
Müfettişlere göre failin 300 kişi tarafından takip edilen, Kur’an’dan ayetler paylaştığı ve radikal ideolojisini gösteren yorumlarda bulunduğu hesabının, onu güvenlik tehdidi oluşturan kişiler listesine eklemeye yetmedi. Soruşturma, failin geçtiğimiz Cuma öğleden sonra okulun yakınına geldiğini ve orada uzun süre kaldığını, okuldan 200 metre uzaklıktaki evine giderken katlettiği öğretmen Samuel Paty’i teşhis etmesine yardımcı olmaları için öğrencilere para verdiğini ortaya çıkardı.
Öte yandan eylem, kamuoyunda, hükümet içinde ve siyaset çevrelerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Üstelik eylem, Pakistanlı bir adamın Charlie Hebdo dergisinin ofisinin bulunduğu sokakta bir kasap satırıyla bir erkek ve bir kadını ağır şekilde yaraladığı bir başka terör eyleminden sadece 3 hafta sonra gerçekleşti.
Diğer yandan Paris'te ve ülkenin birçok büyük şehrinde, eylemi kınamak, laikliği, fikir özgürlüğünü ve eğitimi savunmak için büyük yürüyüşler düzenlendi. Yürüyüşler sırasında İslami radikalizmle mücadele konusunda ihmalkar davranmak veya yetersiz kalmakla suçlandı. Ülkede 2015 yılından bu yana yaşanan 259 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan terör saldırılarına son verecek uygun bir karşılık verilmesi talep edildi.
Merkez sağcılar ve aşırı sağcılar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetinin son üç gündür, açıklamalarla yetinmeyip ‘dişlerini göstermesinden’ memnun gibi görünüyorlar.  Cuma akşamından bu yana hükümet çeşitli toplantılar gerçekleştiriyor. Bunlardan en önemlisi, Pazar günü Elysee Sarayı'nda Macron başkanlığında yapılan Yüksek Savunma Konseyi toplantısıydı.
Öte yandan derhal harekete geçen Fransız polisi, 'onlarca radikal İslamcı militanın evinin basıldığı’ bilgisi verdi. Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, öğrencilerine karikatürleri gösterdiği için Samuel Paty hakkında bir ‘fetva’ yayınlandığını doğruladı. Darmanin burada, gözaltına alınanlar arasında bulunan kız öğrencinin babası ve aşırılık yanlısı eylemci Abdulhekim es-Sefrivi’nin bir propaganda kampanyası yürütmüş ve bunun da failin eylemini gerçekleştirmesine neden olmuş olabileceğini kast ediyordu.
Dün sabah başlayan ve önümüzdeki günlerde de devam edecek olan gözaltı operasyonları sırasında ‘cinayet soruşturmasıyla ilgisi olmak zorunda olmayan onlarca kişinin’ hedef alındığını söyleyen Darmanin, “Cumhuriyet düşmanlarının bir dakika dahi rahat etmelerine izin vermeyeceğiz” mesajını vermeyi hedeflediklerini belirtti.
İçişleri Bakanlığı kaynaklarına göre gözaltı operasyonlarında hedef alınan kişiler, sosyal ağlarda yayınlanan aşırılık yanlısı vaazları ve nefret söylemleri nedeniyle istihbarat servisleri tarafından bilinen ve takip edilen kişiler.
Bununla birlikte Darmanin, ülkede birçok Müslüman sivil toplum kuruluşunu kapatacaklarını belirtti. ülkede Müslümanlara ait 51 derneğin ve sivil toplum kuruluşunun devlet tarafından denetleneceğini söyleyen Darmanin, bunlardan birkaçının Bakanlar Kurulu'nun onayı ile kapatılacağını kaydetti.
Darmanin ayrıca, Cumhurbaşkanı Macron’un geçtiğimiz ay yaptığı konuşmada, bu yılın sonuna kadar parlamentoya konuya ilişkin bir yasa tasarısı sunacağına söz verdiği ‘İslamcı ayrılıkçılık’ ile mücadeleye açıklık getirmek zorunda kaldı. Sızan bilgilere göre parlamentoya gönderilecek yasa tasarısı, Macron'un, Cumhuriyet dışındaki değerlerin benimsenmesi çağrısında bulunan ayrılıkçı bir ideolojinin savunucuları olarak gördüğü kişilere karşı etkili tedbirler alınmasına yasal bir dayanak sağlayacak.
İçişleri Bakanı, tüm bunlarla birlikte internet üzerinden 80'den fazla nefret söylemi soruşturması açıldığını bildirdi. Darmanin, “Şu ya da bu şekilde başına gelenlerden ötürü öğretmen suçlayan herkes hedef alındı” ifadelerini kullandı. Bakan, bu kişilerin de gözaltına alındıklarını kaydetti. Darmanin Selefi Müslümanlar tarafından kurulan sivil toplum örgütü ‘Barakacity’e düzenlenen baskına da değinen Darmanin, gözaltına alınan Barakacity’nin kurucusu Idriss Sihamedi’nin perşembe günü serbest bırakıldığını söyledi.
Öte yandan Fransa Vatandaşlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Marlene Schiappa, ‘siber İslamcılık’ şeklinde ifade ettiği alanda mücadeleyi etkin bir şekilde sürdürdüklerini açıkladı. Schiappa dün, sosyal ağlarda aşırılıkçılıkla mücadele için alınacak önlemlere ilişkin güvenlik teşkilatlarının liderleri ve jandarma ile birkaç toplantı gerçekleştirdi. Schiappa ayrıca yetkililerle bir araya gelerek platformlarında nefret ve radikal söylem içeren tüm içeriği kaldırmalarını istedi.
Adalet Bakanı Eric Dupond-Moretti ise savcıları, güvenlik birimleriyle birlikte çalışmaya ve koordinasyon için acilen görüşmelere başlamaya çağırdı.
Fransa, bugün yeni bir aşamaya giriyor. Artık hiç bir şey öğretmenin infazı öncesindeki gibi olmayacak. Hükümet, birçok siyasi, güvenlik ve sosyal cephede yeri alıyor. Bununla birlikte yeni tip kornavirüs (Kovid-19) salgını geniş çapta yayılmaya devam ediyor. Salgını kontrol altına almak için alınan tedbirler, vatandaşların hareket özgürlüğünü sınırlayarak ekonomiyi vuruyor.



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.