ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı

ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı
TT

ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı

ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı

ABD’nin İran’ın mevcut uluslararası kurumlar çerçevesinde gecikmeden hesap vermesi ısrarı ışığında ve uluslararası toplumun Tahran ile nasıl başa çıktığına dair üyeleri arasındaki derin anlaşmazlıklar ortasında İran’ın Basra Körfezi bölgesindeki eylemleri ve müdahaleleri, 20 Ekim’de Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) gerçekleşen tartışmalara konu oldu. Bu çerçevede Rusya ve Çin, Soğuk Savaş dönemindeki Avrupa Helsinki Anlaşmasına benzer yeni bir bölgesel güvenlik sistemi kurulması çağrılarında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BMGK’da videokonferans aracılığıyla Rusya’nın aylık başkanlığı altında düzenlenen tartışma oturumunu, ‘BMGK’nın Körfez bölgesinde barış ve güvenliği güçlendirmek için ortaya koyduğu mükemmel uyum da dahil uluslararası toplumun nasıl bir faaliyet gösterdiğini derinlemesine düşünme’ çağrısıyla başlattı. Yemen’deki koşulla ilgili derin endişelerini dile getiren Guterres, tek gerçek savaş olan Kovid-19’a karşı acil bir küresel ateşkes çağrısını yineledi. Antonio Guterres, “Saat işliyor ve insanlar ölüyor” uyarısı yaparken, 70’li yıllarda Soğuk Savaş’ın zirvesindeyken Helsinki’de olduğu gibi, bölgenin istikrarını ve barışı korumaya dayalı yeni bir bölgesel düzen kurmayı önerdi.
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Naif Falah Mübarek el-Hacraf, konsey ülkelerinin güvenliğinin ‘ayrılmaz bir bütün’ olduğunu vurguladı. ‘İran’ın, KİK devletlerinin ve bölgenin içişlerine sürekli müdahalesini, KİK devletlerine ve halkına vesayetini dayatma girişimlerini reddettiklerini’ söyleyen Hacraf, BMGK’da yaptığı açıklamada, Tahran’a çatışmaları körüklemeye ve uzatmaya katkıda bulunan milislere, teröristlere ve mezhepçi örgütlere desteğini durdurma çağrısında bulundu.
Genel Sekreter, İran’ın herhangi bir surette nükleer silah elde etmesini engellemeyi garanti eden kapsamlı bir uluslararası anlaşmanın varlığının önemine dikkati çekerken, “İran’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait Büyük Tunb Adası, Küçük Tunb Adası ve Ebu Musa Adası’na yönelik devam eden işgali, Körfez’in güvenliğini ve istikrarını tehdit ediyor” dedi. Dr. Naif Falah Mübarek el-Hacraf, “İran’ın, özellikle 2011’den beri siyasi hedeflerine ulaşmak için bölgede düşmanlık, şiddet ve istikrarsızlık yöntemini benimsemesi üzücü” ifadelerini kullandı.
Hacraf, “Suudi Arabistan Krallığı’ndaki sivilleri hedef alan balistik füze ve insansız hava araçları saldırıları ve bazı KİK ülkelerinde İran’ın desteğiyle gerçekleşen terör faaliyetleri gibi bazı konsey devletleri, bölgede İran ve vekilleri tarafından defalarca saldırıya uğradı. İran, bölgedeki bazı ülkelerde şiddet eylemlerine destek sağladı, buradaki teröristleri ve mezhepçi örgütleri eğitti, finanse etti ve silahlandırdı, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi bölgedeki bazı ülkelerde yaygın şiddet ve istikrarsızlığa neden oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Oturuma başkanlık eden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Körfez bölgesinin ‘hala istikrarı bozmak için tehlikeli eğilimlere tutsak olduğunu’ söylerken, BMGK’yı bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmeye çağırdı. “Oturumu düzenlediğimizde, Körfez bölgesinde sükuneti sağlamanın tüm uluslararası toplum için önemli ve acil bir konu olduğunu temel aldık” diyen Lavrov, bu meselenin dünyada barış ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu olan BMGK’nın sürekli ilgi odası olması gerektiğini kaydetti. Sergey Lavrov, Körfez’in güvenliğini sağlamak için istikrarlı bir sistemin uygulanması çağrısı yaparken, bu hedefe giden yolun hızlı ve kolay olmayacağını ifade etti. Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından ‘tırmanışı durdurmak ve Körfez’de etkin bir toplu güvenlik sistemi kurmak’ amacıyla ortaya koyulan girişimi yineleyen Lavrov, “Rusya, İran ve Körfez’e komşu tüm Arap ülkelerinin katılımıyla çeşitli zorluklara ve tehditlere yanıt vermek için kolektif bir mekanizmanın oluşturulmasını gerektiren, Körfez bölgesindeki güvenlik sistemi vizyonunu uluslararası topluma sundu. BMGK beşlisi, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer ilgili taraflar bu hedeflere ulaşmak için pratik adımlar atacaklardır” diyerek, Moskova’nın, tüm ortaklarıyla diyalog çerçevesinde bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduğunu vurguladı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, Basra Körfezi’ndeki durumu, ‘dünyanın dikkati çeken en büyük durum’ olarak nitelerken, Körfez’de ortak barış inşa etmek için hukukun üstünlüğüne bağlı kalma önerisinde bulundu. Aynı şekilde ülkesinin, tek taraflı yaptırımların, güçlü baskıların ve uluslararası hukukun uygulanmasında çifte standartların benimsenmesine karşı olduklarını söyleyen Yi, KİK ve diğer bölgesel kuruluşlarla işbirliğini teşvik ederek, ortak güvenliğin sağlanması için iyi komşuluğun korunması çağrısı yaptı. “Körfez bölgesi, ülkelerine aittir” diyen Wang Yi, krizleri diyalog yoluyla yönetmek için Körfez’de çok taraflı diyalog için bir platform oluşturulması gerektiğini söyleyerek, ‘istikrarı ortak şekilde güvence altına almak için, eşitlik ve istikrar’ çağrısı yaptı.
Öte yandan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, Ortadoğu’da barış için imzalanan ‘İbrahim Anlaşması (The Abraham Accord) ve tarihi vizyonun’ önemine dikkati çekerken, “İsrail ve Filistin arasında barışı tesis etmek için şimdiye kadar sunulan en ciddi ve ayrıntılı plan” ifadelerini kullandı. ABD’nin İran’ın Ortadoğu’da barış ve güvenliğe yönelik en büyük tehdit olduğuna inandığını ifade eden Craft, İran’ın, terörist gruplara ve vekillerine verdiği destekten balistik füzelerin geliştirilmesine kadar istikrarı bozucu faaliyetler ortaya koyduğunu kaydetti. Kelly Craft, Rusya’nın ‘Körfez için bölgede istikrarı artıracak bir güvenlik yapısı oluşturulması’ önerisine değinirken, “Çözüm çok daha kolay: Bu konsey, İran’ı mevcut uluslararası yükümlülüklerinden sorumlu tutma cesaretini toplamalıdır. İran, bu konseyin kararlarının metnine veya ruhuna uyum sağlamıyor. Tahran, bu ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürükleyen Husi isyancıları desteklemeyi sürdürüyor. İran, 2216 sayılı kararda yer alan silah ambargosunu ihlal ederek savaşı körüklemek için Husilere silah göndermeye devam etti” dedi. Esed rejiminin İran’a ve askeri vekillerine ‘terör kampanyalarını genişletmek ve Ortadoğu’nun derinliklerinde askeri gücünü vurgulamak için’ güvenli bir sığınak sağlamaya devam ettiğini belirten ABD’li yetkili, “İran güçleri, kalıcı barış sağlanması için Suriye’den çekilmelidir” dedi. Craft, İran’ın 1701 ve 1559 sayılı kararları açıkça ihlal ederek, Hizbullah’a silah sağlamayı sürdürdüğünü söylerken, İran’ın Lübnan’a silah ve gelişmiş fonlar yönlendirdiğini vurguladı. İran’ın desteğiyle Hizbullah’ın, Irak’ta yasadışı faaliyetler yürüttüğünü de ifade eden Kelly Craft, Lavrov’a hitaben ise “Önerdiğiniz çözüme katılmıyorum. Çünkü uluslararası toplum, Körfez’in güvenliğini artırmak için başka bir mekanizmaya ihtiyaç duymuyor” dedi. ABD’li yetkili ayrıca, BMGK’nın gecikmeden İran’ın eylemlerinin hesabını vermesini sağlayacak tüm araçlara sahip olduğunu vurguladı.
Rusya’nın Körfez siyaseti
Rusya, Körfez bölgesindeki toplu güvenlik vizyonunu içeren bir plan ortaya koymuştu. Plan, ‘uluslararası yasalara ve BMGK kararlarına bağlılık, bölgesel aktörlerin ve diğer kilit aktörlerin güvenlik çıkarlarına saygı ve çok taraflı bir yaklaşımla karar alma ve kararları uygulama’ ilkelerine dayanıyor. Moskova, öncelikli konular olan uluslararası terörizmle mücadelenin yanı sıra Irak, Yemen ve Suriye’deki krizleri ve İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmaları uygulama meselesini ele almanın gerekli olduğuna inanıyor. Nihayetinde Körfez bölgesinde,
‘diğer ülkeler ve önemli aktörlerin yanı sıra bölge ülkelerini, Rusya’yı, Çin’i, ABD’yi, Avrupa Birliği’ni (AB) ve Hindistan’ı içeren’ bir güvenlik ve işbirliği örgütü kurmayı amaçlıyor.



Dünya Gıda Programı: Lübnan, savaş nedeniyle ciddi bir gıda güvenliği kriziyle karşı karşıya

Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)
Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)
TT

Dünya Gıda Programı: Lübnan, savaş nedeniyle ciddi bir gıda güvenliği kriziyle karşı karşıya

Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)
Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)

Dünya Gıda Programı (WFP) bugün yaptığı açıklamada, İran savaşının ülkeye mal tedarikini aksatması sonucu Lübnan’ın ciddi bir gıda güvenliği kriziyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre WFP Lübnan Ülke Direktörü Allison Oman, Beyrut’tan video bağlantı yoluyla yaptığı açıklamada, “Gördüğümüz şey yalnızca bir yerinden edilme krizi değil… Hızla bir gıda güvenliği krizine dönüşüyor” dedi.

Oman, gıda fiyatlarındaki sürekli artışın, özellikle yerinden edilmiş aileler arasında talebin yükselmesiyle birlikte gıdaya erişimi giderek zorlaştırdığı uyarısında bulundu.

ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkes anlaşmasının, Pakistan’da yapılması planlanan görüşmelerden bir gün önce, bugün, artan baskılarla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Washington, Tahran’ı Hürmüz Boğazı’na ilişkin yükümlülüklerini ihlal etmekle suçlarken, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarının diplomatik süreci daha da karmaşık hale getirdiği ifade edildi. İran ise bu saldırıların ateşkes şartlarını ihlal ettiğini savundu. Oman, Lübnan’ın iki katmanlı bir krizle karşı karşıya olduğunu, özellikle güneyde bazı pazarların tamamen çöktüğünü ve bu bölgede pazarların yüzde 80’inden fazlasının artık faaliyet göstermediğini söyledi. Beyrut’taki pazarların ise giderek artan baskı altında olduğu aktarıldı.

Ayrıca birçok tüccarın, temel gıda stoklarının en fazla bir hafta yeteceğini bildirdiği ifade edildi.

dser
Lübnan’ın güneyinde İsrail bombardımanından kaçan yerinden edilmiş çocuklar, sığınak olarak kullandıkları çadırların yanında dağıtılan yiyecekleri alabilmek için mücadele ediyor... Beyrut, 9 Nisan 2026 (AP)

Güneydeki ulaşılması zor bölgelere gıda yardımlarının ulaştırılmasının giderek zorlaştığı, bu bölgelerin 2 Mart’tan bu yana İsrail hava saldırılarının yoğun bombardımanına maruz kaldığı belirtildi. Bu hafta Güney Lübnan’a giren WFP’ye ait bir yardım konvoyunun normalden çok daha uzun sürede, 15 saati aşan bir yolculukla hedef bölgeye ulaşabildiği aktarıldı.

Lübnan’ın güneyinde dün gece ile bu sabah arasında geniş çaplı bir askeri tırmanış yaşandığı, İsrail savaş uçaklarının çeşitli kasabaları hedef alan hava saldırıları düzenlediği, buna karşılık Hizbullah’ın İsrail yerleşimlerini hedef aldığını duyurduğu bildirildi.

Hizbullah’ın, 28 Şubat’ta İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırılarının ardından 2 Mart’tan bu yana Güney Lübnan ve İsrail içindeki hedeflere saldırılar düzenlediği ifade edildi.

İsrail’in ise buna karşılık Beyrut’un güney banliyösü başta olmak üzere güneydoğu ve kuzey Lübnan’daki çeşitli bölgeler ile Beyrut ve çevresine hava saldırıları düzenlediği, ayrıca Güney Lübnan’da kara saldırılarıyla ilerleyişini sürdürdüğü belirtildi.


Pentagon, Papa’nın Trump’a yönelik eleştirileri nedeniyle Vatikan Büyükelçisi’nin ‘azarlandığı’ iddialarını yalanladı

ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)
ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)
TT

Pentagon, Papa’nın Trump’a yönelik eleştirileri nedeniyle Vatikan Büyükelçisi’nin ‘azarlandığı’ iddialarını yalanladı

ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)
ABD’nin Virginia eyaletinin Arlington şehrindeki Pentagon binası, 9 Ekim 2020 (Reuters)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) dün, Vatikan’ın ABD Büyükelçisi’nin ocak ayında çağrılarak Papa’nın açıklamaları nedeniyle ‘azarlandığı’ yönündeki haberleri yalanladı.

Şarku’l Avsat’ın The Free Press’ten aktardığına göre Christophe Pierre, ABD Savunma Bakanlığı’nda politika işlerinden sorumlu müsteşar Elbridge Colby tarafından ‘sert şekilde azarlandı’.

Haberde, Colby’nin Vatikan temsilcisine ABD’nin ‘istediğini yapabilecek askeri güce sahip olduğunu ve kilisenin bu gücün yanında yer alması gerektiğini’ söylediği öne sürüldü.

Ocak ayında yaptığı bir konuşmada Papa 14. Leo, ‘güce dayalı diplomasi’ olarak nitelendirdiği yaklaşımı eleştirmiş, Paskalya mesajında ise ‘savaş çıkarma gücüne sahip olanlara’ barışı tercih etme çağrısında bulunmuştu.

Pentagon, Colby ile görev süresi sona eren Pierre arasında ocak ayında gerçekleştiği belirtilen görüşmeye ilişkin söz konusu iddiaları reddetti.

Pentagon tarafından yapılan açıklamada, “Toplantıya ilişkin son haberler abartılı ve ciddi şekilde çarpıtılmıştır. Pentagon ve Vatikan yetkilileri arasındaki görüşme saygılı ve makul bir tartışmaydı” denildi.

Açıklamada ayrıca, görüşmede dış politikada etik konular, ABD ulusal güvenlik stratejisinin mantığı, Avrupa, Afrika ve Latin Amerika gibi başlıkların ele alındığı belirtildi.

ABD’nin Vatikan Büyükelçisi Brian Burch ise çarşamba günü Kardinal Pierre ile görüştüğünü ve söz konusu haberlerin ‘gerçeği yansıtmadığını’ söyledi.

Burch, Kardinal Pierre’in medyada yer alan iddiaları kesin bir dille reddettiğini, görüşmeyi ‘açık sözlü ancak son derece dostane’ ve ‘rutin bir toplantı’ olarak nitelendirdiğini aktardı.


Uçuş iptallerinden ücret artışlarına... Havayolu şirketleri artan yakıt maliyetleriyle nasıl başa çıkıyor?

Sepang’daki Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’nda Malezya Havayolları uçağına bagajları yükleyen işçiler (EPA)
Sepang’daki Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’nda Malezya Havayolları uçağına bagajları yükleyen işçiler (EPA)
TT

Uçuş iptallerinden ücret artışlarına... Havayolu şirketleri artan yakıt maliyetleriyle nasıl başa çıkıyor?

Sepang’daki Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’nda Malezya Havayolları uçağına bagajları yükleyen işçiler (EPA)
Sepang’daki Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’nda Malezya Havayolları uçağına bagajları yükleyen işçiler (EPA)

ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın yol açtığı jet yakıtı fiyatlarındaki artış, küresel havacılık sektöründe ciddi bir sarsıntıya neden oldu. Bu durum, havayolu şirketlerini bilet fiyatlarını artırmaya ve finansal beklentilerini gözden geçirmeye zorladı.

Reuters verilerine göre, jet yakıtı fiyatları son haftalarda varil başına 85-90 dolar seviyesinden 150-200 dolar aralığına yükseldi. Yakıtın operasyonel maliyetlerin yaklaşık dörtte birini oluşturduğu sektörde bu artışın ciddi bir finansal yük yarattığı belirtildi.

Havayolu şirketlerinin bu gelişmelere karşı attığı adımlar şöyle sıralandı:

- Aegean Airlines: Şirket, Ortadoğu uçuşlarının askıya alınması ve yakıt fiyatlarındaki artışın ilk çeyrek sonuçlarını ‘önemli ölçüde’ etkilemesini bekliyor.

- AirAsia X: Malezya merkezli şirket, grup genelinde uçuşların yüzde 10’unu azalttığını ve yaklaşık yüzde 20 oranında yakıt ek ücreti uyguladığını açıkladı.

- Air France-KLM: Grup, artan yakıt maliyetlerini dengelemek amacıyla uzun mesafeli uçuşlarda bilet fiyatlarını artıracağını ve gidiş-dönüş sefer başına 50 euro zam yapacağını duyurdu.

- Air India: Şirket, yakıt ücretlerini sabit tarifeden mesafeye dayalı bir sisteme dönüştüreceğini, mevcut uluslararası ücretlerin artan maliyetleri karşılamakta yetersiz kaldığını belirtti.

- Air New Zealand: 7 Nisan’da yapılan açıklamada, mayıs ve haziran aylarında uçuş sayısının azaltılacağı ve bilet fiyatlarının artırılacağı bildirildi. Şirket ayrıca yakıt piyasasındaki dalgalanmalar nedeniyle yıllık kâr beklentilerini askıya aldı.

- Akasa Air: Hintli şirket, iç ve dış hat uçuşlarında 199 ila bin 300 rupi (yaklaşık 2-14 dolar) arasında değişen yakıt ek ücreti uygulamaya başladığını duyurdu.

- American Airlines: Şirket, yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle ilk çeyrek giderlerinin 400 milyon dolar artmasını beklediğini açıkladı.

- Cathay Pacific: Şirket, 1 Nisan’dan itibaren yakıt ek ücretlerini yüzde 34 oranında artırdığını ve bu ücretleri iki haftada bir gözden geçireceğini bildirdi. Üst yönetim, uçuş kapasitesini korumayı hedeflediklerini, ancak talebin fiyat artışları nedeniyle düşmesi halinde yolcu büyüme planının yüzde 10 oranında revize edilebileceğini belirtti.

- Cebu Pacific: Filipinli şirket, yakıt fiyatlarındaki artışın temel bir endişe kaynağı olduğunu, etkileri sınırlamak için fiyatlandırma ve uçuş ağı stratejilerini gözden geçirmeyi sürdüreceğini açıkladı.

- China Eastern Airlines: Şirket, 5 Nisan’dan itibaren iç hat uçuşlarında yakıt ek ücretlerini artıracağını; 800 kilometre altındaki uçuşlar için 60 yuan (9 dolar), daha uzun uçuşlar için ise 120 yuan ücret uygulanacağını duyurdu.

- Delta Air Lines: Delta, kapasitesini ilk planına göre yaklaşık 3,5 puan azaltacağını ve yakıt maliyetlerini dengelemek için bagaj ücretlerini artıracağını açıkladı. Buna göre ilk iki bagaj için 10’ar dolar, üçüncü bagaj için ise 50 dolar ek ücret alınacak. Şirket ayrıca mevcut çeyrek için planlanan tüm kapasite artışlarını iptal ettiğini, Wall Street beklentilerinin altında kâr öngördüğünü ve yakıt fiyatlarındaki belirsizlik nedeniyle yıllık tahmin güncellemesini ertelediğini bildirdi.

fdvfd
Delta Air Lines’a ait bir yolcu uçağı, Salt Lake City Uluslararası Havalimanı’na iniş için hazırlanıyor. (AFP)

- easyJet: Şirketin CEO’su Kenton Jarvis, mevcut yakıt sözleşmelerinin sona ermesiyle birlikte Avrupa’da yaz sonuna doğru bilet fiyatlarının artmasının beklendiğini söyledi.

- Frontier Airlines: ABD’li şirket, yakıt fiyatlarındaki sert artış nedeniyle yıllık beklentilerini aşağı yönlü revize etti.

- Greater Bay Airlines: Hong Kong merkezli şirket, 1 Nisan’dan itibaren çoğu hatta yakıt ek ücretlerini artırdığını, Çin ve Japonya hatlarında ise ücretleri sabit tuttuğunu açıkladı. Hong Kong-Filipinler hattında ücretlerin iki kattan fazla artırılacağı belirtildi.

- Hong Kong Airlines: Şirket, 12 Mart’tan itibaren yakıt ek ücretlerini yüzde 35’e kadar artırdı. En büyük artışın Hong Kong-Maldivler, Bangladeş ve Nepal uçuşlarında olduğu, ücretin 284 Hong Kong dolarından 384 Hong Kong dolarına (yaklaşık 49 ABD doları) yükseltildiği bildirildi.

- International Airlines Group (IAG): British Airways’in ana şirketi olan grup, 10 Mart’ta yaptığı açıklamada kısa ve orta menzilli yakıt ihtiyacının büyük bölümünü hedge ettiği için fiyatları hemen artırmayı planlamadığını duyurdu.

- IndiGo: Hindistan’ın en büyük havayolu şirketi, 14 Mart’tan itibaren iç ve dış hatlarda yakıt ek ücreti uygulamaya başladı. Buna göre Ortadoğu uçuşları için 900 rupi, Avrupa uçuşları için ise 2 bin 300 rupi ek ücret alınıyor. Şirket ayrıca hükümete yakıt üzerindeki vergilerin düşürülmesi çağrısında bulundu.

- JetBlue Airways: Düşük maliyetli ABD’li taşıyıcı, kayıtlı bagaj gibi isteğe bağlı hizmet ücretlerini 4 ila 9 dolar arasında artıracağını açıkladı.

- Korean Air: Güney Kore merkezli havayolu şirketi, artan petrol maliyetlerine karşı nisan ayından itibaren acil durum yönetimi uygulamasına geçeceğini, kademeli önlemler ve operasyonel verimlilik artışıyla maliyetleri dengelemeyi hedeflediğini bildirdi.

- Pakistan International Airlines (PIA): Şirket, yakıt ek ücretlerindeki artış nedeniyle iç hat bilet fiyatlarını 20 dolar, dış hatları ise 100 dolara kadar artıracağını duyurdu.

- Scandinavian Airlines (SAS): İskandinav havayolu şirketi, petrol ve yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle nisan ayında bin uçuşu iptal ettiğini açıkladı. Şirket, mart ayında da yüzlerce uçuş iptal ettiğini ve artan maliyetlerin sektör için ciddi bir şok oluşturduğunu belirtti.

dsvfdv
Malezya’daki Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı’nda kontuar önünde sıraya giren yolcular (EPA)

- Spring Airlines: Çin merkezli düşük maliyetli havayolu şirketi, 5 Nisan’dan itibaren iç hat uçuşlarında yakıt ek ücretlerini artıracağını, detayların daha sonra açıklanacağını duyurdu.

- Southwest Airlines: ABD’li şirket, kayıtlı bagaj ücretlerini 10 dolar artırarak birinci ve ikinci bagaj için sırasıyla 45 ve 55 dolara yükseltti.

- TAP Air Portugal: Şirket, fiyat artışlarının yükselen yakıt maliyetlerinin gelirler üzerindeki etkisini kısmen dengeleyeceğini açıkladı.

- Thai Airways: Taylandlı havayolu şirketi, artan yakıt maliyetlerine karşı bilet fiyatlarını yüzde 10 ila 15 arasında artıracağını bildirdi.

- SunExpress: Türk Hava Yolları (THY) ve Lufthansa ortak girişimi olan SunExpress, 1 Mayıs’tan itibaren Türkiye-Avrupa hatlarında yolcu başına 10 euro geçici yakıt ücreti uygulayacağını duyurdu. Uygulama, 1 Nisan ve sonrası yapılan rezervasyonlar için geçerli olacak.

- United Airlines: Şirket, önümüzdeki iki çeyrekte kârlı olmayan uçuşları iptal edeceğini açıkladı. Ayrıca Kuzey ve Latin Amerika’daki müşteriler için birinci ve ikinci bagaj ücretlerine 10 dolar zam yapıldı.

- VietJet Air: Vietnam merkezli düşük maliyetli şirket, yakıt sıkıntısı ihtimali nedeniyle bazı hatlarda uçuş sayılarını düşürdü.

- Vietnam Airlines: Şirket, nisan ayından itibaren iç hatlarda haftada 23 uçuşu iptal etmeyi planladığını, çevre vergisinin kaldırılması için hükümetten destek talep ettiğini bildirdi.

- Virgin Australia: Avustralyalı şirket, Ortadoğu’daki gelişmelerin yarattığı baskı nedeniyle fiyatlarını yeniden düzenleyeceğini açıkladı.

- WestJet: Kanada merkezli havayolu şirketi, bazı rezervasyonlara 60 Kanada doları (yaklaşık 43 ABD doları) yakıt ücreti ekleyeceğini ve maliyetleri dengelemek için bazı uçuşları birleştireceğini duyurdu.