ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı

ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı
TT

ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı

ABD’den Körfez’in güvenliği için BM’ye çağrı

ABD’nin İran’ın mevcut uluslararası kurumlar çerçevesinde gecikmeden hesap vermesi ısrarı ışığında ve uluslararası toplumun Tahran ile nasıl başa çıktığına dair üyeleri arasındaki derin anlaşmazlıklar ortasında İran’ın Basra Körfezi bölgesindeki eylemleri ve müdahaleleri, 20 Ekim’de Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) gerçekleşen tartışmalara konu oldu. Bu çerçevede Rusya ve Çin, Soğuk Savaş dönemindeki Avrupa Helsinki Anlaşmasına benzer yeni bir bölgesel güvenlik sistemi kurulması çağrılarında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BMGK’da videokonferans aracılığıyla Rusya’nın aylık başkanlığı altında düzenlenen tartışma oturumunu, ‘BMGK’nın Körfez bölgesinde barış ve güvenliği güçlendirmek için ortaya koyduğu mükemmel uyum da dahil uluslararası toplumun nasıl bir faaliyet gösterdiğini derinlemesine düşünme’ çağrısıyla başlattı. Yemen’deki koşulla ilgili derin endişelerini dile getiren Guterres, tek gerçek savaş olan Kovid-19’a karşı acil bir küresel ateşkes çağrısını yineledi. Antonio Guterres, “Saat işliyor ve insanlar ölüyor” uyarısı yaparken, 70’li yıllarda Soğuk Savaş’ın zirvesindeyken Helsinki’de olduğu gibi, bölgenin istikrarını ve barışı korumaya dayalı yeni bir bölgesel düzen kurmayı önerdi.
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Naif Falah Mübarek el-Hacraf, konsey ülkelerinin güvenliğinin ‘ayrılmaz bir bütün’ olduğunu vurguladı. ‘İran’ın, KİK devletlerinin ve bölgenin içişlerine sürekli müdahalesini, KİK devletlerine ve halkına vesayetini dayatma girişimlerini reddettiklerini’ söyleyen Hacraf, BMGK’da yaptığı açıklamada, Tahran’a çatışmaları körüklemeye ve uzatmaya katkıda bulunan milislere, teröristlere ve mezhepçi örgütlere desteğini durdurma çağrısında bulundu.
Genel Sekreter, İran’ın herhangi bir surette nükleer silah elde etmesini engellemeyi garanti eden kapsamlı bir uluslararası anlaşmanın varlığının önemine dikkati çekerken, “İran’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait Büyük Tunb Adası, Küçük Tunb Adası ve Ebu Musa Adası’na yönelik devam eden işgali, Körfez’in güvenliğini ve istikrarını tehdit ediyor” dedi. Dr. Naif Falah Mübarek el-Hacraf, “İran’ın, özellikle 2011’den beri siyasi hedeflerine ulaşmak için bölgede düşmanlık, şiddet ve istikrarsızlık yöntemini benimsemesi üzücü” ifadelerini kullandı.
Hacraf, “Suudi Arabistan Krallığı’ndaki sivilleri hedef alan balistik füze ve insansız hava araçları saldırıları ve bazı KİK ülkelerinde İran’ın desteğiyle gerçekleşen terör faaliyetleri gibi bazı konsey devletleri, bölgede İran ve vekilleri tarafından defalarca saldırıya uğradı. İran, bölgedeki bazı ülkelerde şiddet eylemlerine destek sağladı, buradaki teröristleri ve mezhepçi örgütleri eğitti, finanse etti ve silahlandırdı, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi bölgedeki bazı ülkelerde yaygın şiddet ve istikrarsızlığa neden oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Oturuma başkanlık eden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Körfez bölgesinin ‘hala istikrarı bozmak için tehlikeli eğilimlere tutsak olduğunu’ söylerken, BMGK’yı bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmeye çağırdı. “Oturumu düzenlediğimizde, Körfez bölgesinde sükuneti sağlamanın tüm uluslararası toplum için önemli ve acil bir konu olduğunu temel aldık” diyen Lavrov, bu meselenin dünyada barış ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu olan BMGK’nın sürekli ilgi odası olması gerektiğini kaydetti. Sergey Lavrov, Körfez’in güvenliğini sağlamak için istikrarlı bir sistemin uygulanması çağrısı yaparken, bu hedefe giden yolun hızlı ve kolay olmayacağını ifade etti. Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından ‘tırmanışı durdurmak ve Körfez’de etkin bir toplu güvenlik sistemi kurmak’ amacıyla ortaya koyulan girişimi yineleyen Lavrov, “Rusya, İran ve Körfez’e komşu tüm Arap ülkelerinin katılımıyla çeşitli zorluklara ve tehditlere yanıt vermek için kolektif bir mekanizmanın oluşturulmasını gerektiren, Körfez bölgesindeki güvenlik sistemi vizyonunu uluslararası topluma sundu. BMGK beşlisi, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer ilgili taraflar bu hedeflere ulaşmak için pratik adımlar atacaklardır” diyerek, Moskova’nın, tüm ortaklarıyla diyalog çerçevesinde bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduğunu vurguladı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, Basra Körfezi’ndeki durumu, ‘dünyanın dikkati çeken en büyük durum’ olarak nitelerken, Körfez’de ortak barış inşa etmek için hukukun üstünlüğüne bağlı kalma önerisinde bulundu. Aynı şekilde ülkesinin, tek taraflı yaptırımların, güçlü baskıların ve uluslararası hukukun uygulanmasında çifte standartların benimsenmesine karşı olduklarını söyleyen Yi, KİK ve diğer bölgesel kuruluşlarla işbirliğini teşvik ederek, ortak güvenliğin sağlanması için iyi komşuluğun korunması çağrısı yaptı. “Körfez bölgesi, ülkelerine aittir” diyen Wang Yi, krizleri diyalog yoluyla yönetmek için Körfez’de çok taraflı diyalog için bir platform oluşturulması gerektiğini söyleyerek, ‘istikrarı ortak şekilde güvence altına almak için, eşitlik ve istikrar’ çağrısı yaptı.
Öte yandan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, Ortadoğu’da barış için imzalanan ‘İbrahim Anlaşması (The Abraham Accord) ve tarihi vizyonun’ önemine dikkati çekerken, “İsrail ve Filistin arasında barışı tesis etmek için şimdiye kadar sunulan en ciddi ve ayrıntılı plan” ifadelerini kullandı. ABD’nin İran’ın Ortadoğu’da barış ve güvenliğe yönelik en büyük tehdit olduğuna inandığını ifade eden Craft, İran’ın, terörist gruplara ve vekillerine verdiği destekten balistik füzelerin geliştirilmesine kadar istikrarı bozucu faaliyetler ortaya koyduğunu kaydetti. Kelly Craft, Rusya’nın ‘Körfez için bölgede istikrarı artıracak bir güvenlik yapısı oluşturulması’ önerisine değinirken, “Çözüm çok daha kolay: Bu konsey, İran’ı mevcut uluslararası yükümlülüklerinden sorumlu tutma cesaretini toplamalıdır. İran, bu konseyin kararlarının metnine veya ruhuna uyum sağlamıyor. Tahran, bu ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürükleyen Husi isyancıları desteklemeyi sürdürüyor. İran, 2216 sayılı kararda yer alan silah ambargosunu ihlal ederek savaşı körüklemek için Husilere silah göndermeye devam etti” dedi. Esed rejiminin İran’a ve askeri vekillerine ‘terör kampanyalarını genişletmek ve Ortadoğu’nun derinliklerinde askeri gücünü vurgulamak için’ güvenli bir sığınak sağlamaya devam ettiğini belirten ABD’li yetkili, “İran güçleri, kalıcı barış sağlanması için Suriye’den çekilmelidir” dedi. Craft, İran’ın 1701 ve 1559 sayılı kararları açıkça ihlal ederek, Hizbullah’a silah sağlamayı sürdürdüğünü söylerken, İran’ın Lübnan’a silah ve gelişmiş fonlar yönlendirdiğini vurguladı. İran’ın desteğiyle Hizbullah’ın, Irak’ta yasadışı faaliyetler yürüttüğünü de ifade eden Kelly Craft, Lavrov’a hitaben ise “Önerdiğiniz çözüme katılmıyorum. Çünkü uluslararası toplum, Körfez’in güvenliğini artırmak için başka bir mekanizmaya ihtiyaç duymuyor” dedi. ABD’li yetkili ayrıca, BMGK’nın gecikmeden İran’ın eylemlerinin hesabını vermesini sağlayacak tüm araçlara sahip olduğunu vurguladı.
Rusya’nın Körfez siyaseti
Rusya, Körfez bölgesindeki toplu güvenlik vizyonunu içeren bir plan ortaya koymuştu. Plan, ‘uluslararası yasalara ve BMGK kararlarına bağlılık, bölgesel aktörlerin ve diğer kilit aktörlerin güvenlik çıkarlarına saygı ve çok taraflı bir yaklaşımla karar alma ve kararları uygulama’ ilkelerine dayanıyor. Moskova, öncelikli konular olan uluslararası terörizmle mücadelenin yanı sıra Irak, Yemen ve Suriye’deki krizleri ve İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmaları uygulama meselesini ele almanın gerekli olduğuna inanıyor. Nihayetinde Körfez bölgesinde,
‘diğer ülkeler ve önemli aktörlerin yanı sıra bölge ülkelerini, Rusya’yı, Çin’i, ABD’yi, Avrupa Birliği’ni (AB) ve Hindistan’ı içeren’ bir güvenlik ve işbirliği örgütü kurmayı amaçlıyor.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
TT

Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin ‘bazılarının yaşadığı bir yanılsamadan ibaret olduğunu’ söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve Avrupa’yı, ülkede son dönemde patlak veren protestolarda ‘gerilimi körüklemek’ ve halkı ‘kışkırtmakla’ suçladı.

 Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Pezeşkiyan, söz konusu aktörlerin iç gelişmelere müdahale ederek toplumsal huzursuzluğu körüklediğini savundu.

Arakçi, CNN’e verdiği demeçte İran’ın güvenliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, ülkesinin her türlü ‘terörist grupla’ mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. “Sistemimiz son derece sağlam ve temelleri o kadar güçlü ki, kişilerin değişmesi herhangi bir fark yaratmaz” diyen Arakçi, İran yönetiminin istikrarına dikkat çekti. Öte yandan İran’ın Mehr haber ajansı, Arakçi’nin, ülkesinin bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı. Arakçi ayrıca, İran’ın meşru çıkarlarını garanti altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu ifade etti.

Söz konusu açıklamalar, dün Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurmuştu.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın, nükleer silaha erişimin engellenmesine yönelik güvenceler ile yaptırımların etkin biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu kaydetti.

Arakçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında yapılan görüşmelerin her zaman verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti.

Arakçi, “Bu görüşmeler sırasında İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini bir kez daha vurguladım. Ülkemiz, İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alan, nükleer silaha sahip olunmamasına yönelik teminatlar içeren ve mevcut haliyle yaptırımların kaldırılmasını öngören adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazırdır” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın kendisine yönelik tehdit edilen bir askerî saldırıdan kaçınmak amacıyla bir anlaşma yapmak istediğine inandığını ifade etti. Tahran ise buna karşılık, füze kabiliyetlerinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İran ordusu yüksek alarm durumunda

İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ABD ve İsrail’i herhangi bir saldırı düzenlememeleri konusunda uyardı. Hatemi, Washington’un Körfez bölgesinde gerçekleştirdiği geniş çaplı askerî yığınaklar ışığında, İran Silahlı Kuvvetleri’nin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Hatemi, “Düşman bir hata yaparsa, bundan şüphesiz kendi güvenliğiyle birlikte bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliği de zarar görür” dedi. Hatemi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma ve askerî hazırlık açısından en yüksek seviyede’ bulunduğunu vurguladı.

Hatemi ayrıca, ABD Başkanı’nın İran’ın olası Amerikan saldırılarından kaçınmak için bir anlaşma arayışında olabileceğine yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin nükleer teknolojisinin ‘yok edilemeyeceğini’ ifade etti. Hatemi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bilim ve teknolojisi, bu vatanın bilim insanları ve evlatları şehit edilse bile ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İranlı yetkililer, ülkede son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik baskıların ardından artan gerilimi azaltabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişiminde bulunan Türkiye’yi ziyaret ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Kremlin tarafından da doğrulandı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Washington Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye gönderdi.


DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
TT

DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bugün, güneydeki bir şehirde sekiz katlı binada meydana gelen ve nedeni henüz belirlenemeyen patlamanın ardından donanma komutanının öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı.

İran devlet televizyonu, patlamanın sekiz katlı bir binada gerçekleştiğini, iki katın ve birkaç aracın yanı sıra bazı dükkanların zarar gördüğünü bildirdi. İtfaiye ekiplerinin olay yerinde müdahale için hazır bulunduğu kaydedildi.

İran medyası patlamayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirirken, bir yetkili basına bir kişinin hayatını kaybettiğini, 14 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Patlamanın yaşandığı Bender Abbas, Umman Sultanlığı ile İran arasında stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinde bulunuyor. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.

Olay, İran ve ABD arasındaki artan gerilim ortamında meydana geldi. Söz konusu gerilim, üç yıl aradan sonra ülkede patlak veren geniş çaplı protestolar ve Batı’nın İran’ın nükleer programına ilişkin endişeleriyle birleşiyor.

Öte yandan Tehran Times, itfaiye müdürünün açıklamasına dayandırdığı haberinde, Batı İran’daki Ahvaz kentinde bir binada meydana gelen gaz patlamasında dört kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Ülke genelinde aralık ayında patlak veren protestolar, ekonomik zorluklar nedeniyle başlamış ve İran rejimi için son yılların en büyük sınavlarından biri olarak kaydedilmişti.

İranlı bir yetkili, Reuters’a verdiği demeçte, protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bunların arasında 500 güvenlik görevlisinin bulunduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü İran’a doğru bir ‘filo’ hareket ettiğini duyurdu. Birçok kaynak, Trump’ın İran’a yönelik seçenekleri değerlendirdiğini, bunların arasında güvenlik güçlerine yönelik hedefli saldırıların da bulunduğunu bildirdi.

Bugün erken saatlerde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD, İsrail ve Avrupa liderlerini ülkesindeki ekonomik sorunları istismar etmekle, huzursuzluğu kışkırtmakla ve bazı kişilere ‘milleti parçalama’ imkânı sağlamakla suçladı.

ABD dün DMO’yu, Hürmüz Boğazı’nda iki gün sürecek mühimmatlı deniz tatbikatı düzenlemesinin ardından, ‘güvensiz hareketleri kabul etmeyeceği’ konusunda uyardı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın hızlı teknelerinin ABD savaş gemilerine çarpma riski taşıyan rotalarda hareket etmesi de dahil olmak üzere, güvensiz tatbikatlara tolerans göstermeyeceğini duyurdu.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, “ABD güçlerine, bölgesel ortaklara veya ticari gemilere yönelik herhangi bir güvensiz davranış, gerilimi artırarak istikrarı bozma riskini yükseltir” denildi.