Şarku'l Avsat’a röportaj veren ABD'nin Trablus Büyükelçisi Norland: Rusya Libya’ya müdahil olmasaydı Türkiye de olmazdı

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland
ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland
TT

Şarku'l Avsat’a röportaj veren ABD'nin Trablus Büyükelçisi Norland: Rusya Libya’ya müdahil olmasaydı Türkiye de olmazdı

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland
ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, ülkesinin Libya’daki politikasını savunarak bir tarafın diğerine göre daha çok desteklendiği iddiasını reddetti. ABD, Rusya'nın etkisini kontrol altına alma çabalarının bir parçası olarak Türkiye'nin bu ülkelerdeki nüfuzunu genişletmesine göz yumup Libya'daki siyasal İslamcılara destek vermekle suçlanıyor.
Norland, Şarku'l Avsat’a özel verdiği röportajda, Libya halkının savaştan ‘bıktığını’ söyledi. Çatışmanın askeri güçle değil siyasi diyalog yoluyla çözülmesi gerektiği konusunda aralarında ‘büyüyen bir fikir birliğine’ işaret etti. Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac’ın görevinden ayrılma kararını olumlu karşıladıklarını belirtti. Bu adımı ‘cesur ve benzersiz’ olarak niteleyen Norland, ABD’nin Serrac’ın ayrılana kadar bir süre daha iktidarda kalmasını ‘istediğini’ söyledi.
İstihbarat servislerinin önde gelen liderleri de dahil olmak üzere yetkililerle görüşmelerde bulunduğu Mısır ve Türkiye ziyaretleri hakkında konuşan ABD’li Büyükelçi, Libya'da yanlış hesaplamaları önlemek için Kahire ve Ankara'yı doğrudan istişareye teşvik etmek istediğini açıkladı.
Ülkesinin Sirte ve Cufra şehirlerini silahsızlandırma teklifine değinen Norland, bölgeler silahsızlandırıldıktan sonra büyük olasılıkla “ortak bir polis gücü ve sivil güvenlik personelinin” bu alanlarda kalmasını istediklerine işarette bulundu. Özel askeri şirket Wagner Grubu da dahil olmak üzere herhangi bir silahlı grubun varlığını sürdürmesinin, UMH ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) arasındaki güven artırıcı önlemleri baltalamaktan öteye gidemeyeceğini sözlerine ekledi.
ABD’li Büyükelçi, Rus Wagner paralı askerlerinin Libya’da konuşlandırılması konusunda ise “Wagner Grubu’nun Rus hükümeti adına hareket ettiğine şüphe yok. Faaliyetleri ise yalnızca Libya’nın istikrarını bozmaya katkı sağlıyor. Bunlar, Suriyeliler ve diğer savaşçıların Libya'nın batısından çekilmesi çağrısında buluyor. Ancak Wagner Grubu ülkenin doğusundaki varlığını sağlamlaştırmaya devam ettiği sürece bunun olmasını umut edemezler.
Norland, geçtiğimiz yıl Türkiye ile UMH’nın imzaladığı anlaşmanın meşruiyeti konusunda herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı. Akdeniz'de karasuları konusundaki anlaşmazlığın uluslararası hukuka uygun olarak ve ilgili taraflar arasında diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Anladığım kadarıyla UMH, LUO’nun saldırısından kurtulmak için gereken her şeyi yaptı.”
İşte ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland röportajının tam metni:

-Libyalı taraflar, Fas, Tunus, Mısır, İsviçre ve muhtemelen başka yerlerde diyalog halinde. Çözüm yolunda ilerleme konusunda iyimser misiniz?
Libyalı taraflar siyasi bir çözüme doğru ilerleme kaydetti. Cenevre ve Montrö'de yapılan birkaç tur görüşmenin yanı sıra Mısır ve Fas'ta gerçekleşen faydalı güven artırıcı tartışmalar, Birleşmiş Milletler'in (BM) himayesinde yapılacak olan Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun (LPDF) önünü açtı ve şimdi bu sürece odaklanmanın zamanı geldi. Birçok Libyalının bunu sadece politikacıların konuştuğu başka bir konferans olarak gördüğünü biliyorum. Önceki müzakerelerde olduğu gibi başarısız olacağını düşünebilirler. Ancak bu kez birçok farklı durum söz konusu. Her şeyden önce insanlar savaştan bıktı. Libyalı liderlerle yaptığım pek çok istişarede, çatışmayı çözmek için askeri gücün değil, siyasi diyaloğun önemi konusunda artan bir fikir birliği olduğunu sezdim. Aynı şekilde, Libyalılar da Libya’daki egemenliğini yeniden sağlamayı ve yabancı silahlı kuvvetleri ülkeden çıkarmak istiyor. Ayrıca LPDF, katılımcıların kurulacak yeni kurumlarda siyasi pozisyonlara aday olmamalarını beyan etmeleri gereken görüşmelerin ilki olacak. Aynı bağlamda Başbakan es-Serrac istifa edip iktidarın dizginlerini LPDF çerçevesinde kurulacak yeni yürütme otoritesine devretme niyetini belirttiğini ve bunun daha önceki çözüm bulma girişimlerinden ayrı cesur ve benzeri görülmemiş bir adım olduğunu belirtmekte fayda var.

ABD Türkiye ve Mısır’ı işbirliğine teşvik ediyor

-Son zamanlarda hem Mısırlılar hem de Türklerle, Libya üzerine toplantılar gerçekleştirdiniz. Aralarında bir ‘Libya ateşkesine’ arabuluculuk mu yaptınız? Kahire ve Ankara'nın Libyalı tarafları bir anlaşmaya doğru itmek için ne yapmalarını bekliyorsunuz?
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Libya'da başarılı bir siyasi süreç için elverişli koşulları yaratmaya yardımcı olmak için ABD diplomatik araçlarını kullanma arzusu doğrultusunda geçtiğimiz Ağustos ayında ve bu ayın başlarında Kahire ve Ankara'da üst düzey yetkililerle yaptığım görüşmeler beni cesaretlendirdi. İstişarelerim, ABD, Mısır, Türkiye ve diğer uluslararası ortakların Libya siyasi diyaloğunu desteklemenin pratik yollarını aradıklarını gösteriyor. Bu tür istişareler, Libya ve bölgeyi tırmandırmak ve daha fazla istikrarsızlaştırmak yerine, çatışmaya barışçıl, müzakere edilmiş bir çözüm bulmanın ortak çıkarlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Dolayısıyla, Mısır ve Türkiye'yi, yanlış hesaplamaları önlemek ve Libya'nın istikrarlı ve güvenli bir ülke olması konusunda ortak çıkarları için işbirliği inşa etmenin bir yolu olarak birbirleriyle doğrudan istişareye kesinlikle teşvik ediyorum.

Rus Wagner Libya’dan çekilmeli

-Sirte ve Cufra şehirlerini silahsızlandırma önerinizin anlamı nedir? Bu, Wagner Grubunun da onlardan çekildiği anlamına mı geliyor?
ABD, politikasının bir parçası olarak, paralı askerler ve sözleşmeli güçler de dahil olmak üzere tüm yabancı kuvvetlerin Libya’dan ayrılması çağrısında bulundu. Bu yabancı silahlı gruplar, Libya'yı daha fazla istikrarsızlaştırmaya ve çatışmayı tırmandırmaya hizmet etmekten başka bir şey yapmadı. Kremlin'e bağlı bir angajman şirketi olan Wagner Grubu, bu oyuncular arasında yer alıyor. Kısa vadede, önerdiğimiz şey, Sirte ve Cufra'dan silahsızlandırılmasının ardından bu bölgelerde, büyük olasılıkla ortak polis güçleri veya sivil güvenlik personeli ile kalacağı somut güven artırıcı önlemler almak. Libyalılar bu fikrin işe yaraması için daha ince ayrıntıları müzakere etmelidir. Bu, gerilimi azaltmaya yönelik ek adımları kolaylaştıran somut bir ilk adım olabilir. Wagner Grubu da dahil olmak üzere herhangi bir silahlı grubun varlığını sürdürmesi, yalnızca bu güven artırıcı önlemleri zayıflatacaktır.

Bu Rus paralı askerlerinin Moskova'daki en yüksek yetkili makam olan Kremlin'in onayı olmadan konuşlandırılamayacağını düşünüyor musunuz?
ABD, Wagner Grubu’nun varlığı dahil olmak üzere Libya’da herhangi bir yabancı askeri varlığa karşı çıkıyor. Gördüğünüz gibi ordumuz, yani AFRICOM, Rusya'nın askeri faaliyetlerini ve Rusya'nın silah ambargosunu ihlal ederek gelişmiş silahlar getirdiği vakaları kamuoyuna ifşa etti. Ne yazık ki, Wagner Grubu'nun Rus hükümeti adına hareket ettiğine dair hiçbir şüphe yok. Faaliyetleri Libya'nın istikrarını bozmaya yardımcı olmaktan öteye geçmiyor. Örneğin, Suriyeli ve diğer savaşçıların Batı Libya'dan çekilmesini isteyenler, Wagner Grubu ülkenin doğundaki varlığını pekiştirmeye devam ettiği sürece bunun olmasını umut edemezler.

-Rusya'nın Libya'da kendisine bir üs kurmaya çalıştığını düşünüyor musunuz ve doğruysa bu ne anlama geliyor?
Rusya'nın niyetini bildiğimi iddia etmiyorum ve bu Moskova'ya yöneltilmesi gereken bir soru. Bildiğim şey, Libyalıların ülkelerinde daha çok değil, daha az yabancı askeri varlık istedikleridir. Bu eğilimi paylaşıyoruz ve siyasi sürecin Libyalıların bunu başarmasına yardımcı olacak en iyi araç olduğuna inanıyoruz.

-Rusya geçtiğimiz günlerde oturup sizinle Libya hakkında konuşmayı teklif ettiğinden, ancak sizin bunu reddettiğinizden şikayet etti. Neden reddettiniz?
Rusya ile görüşmeyi asla reddetmedim. ABD, Libya da dahil olmak üzere Rusya ile düzenli temaslara sahiptir. Rus hükümeti, Wagner'in Libya'daki rolü ve siyasi sürece destek verme konusundaki tutumumuzun gayet farkında. Rusya içerisinde Libya siyasi çözümünü gerçekten destekleyen ve Rusya'nın Libya'daki meşru çıkarlarını siyasi diyalog yoluyla Rus ticaretini güçlendirmek ve terörle mücadele gibi elde edebileceğini fark eden bir kesim olduğunu düşünüyorum. Ancak Rusya'nın Libya'ya askeri yatırımı, bu tutuma zarar veriyor.

Wagner olmasaydı Türkiye müdahalesi olmazdı

-Libya'daki muhalifleriniz, Libya'daki Müslüman Kardeşler'i finanse ettiğinizi hatta desteklediğinizi ve Türk askeri müdahalesini görmezden geldiğinizi iddia eden muhalifleriniz tarafından sürekli eleştirilere maruz kalıyorsunuz. Buna yanıtınız nedir?
Libya çatışmasında herhangi bir tarafı desteklemiyoruz. Pratikte de LUO, Wagner paralı askerlerini Trablus’a saldırıya dahil etmeseydi Türklerin askeri bir müdahale gerçekleştirmesi mümkün olmazdı. Şimdi asıl zorluk, tüm Libyalılara -doğu, batı ve güney - egemenliklerini yeniden tesis etmek ve tüm yabancı savaş kuvvetlerinin ayrılışının önünü açmak için gerekli koşulları yaratmaları için yardım etmektir. ABD tüm taraflarla aktif diplomasi içindedir. Bu, Beyaz Saray’ın Libyalı taraflar arasındaki diyaloğu desteklemek için takınması gereken bir tutum. Artarak devam eden askeri hareketlilik, yanlış hesaplama riski ve yeni şiddet aşamalarıyla doludur. Libya'da yenilenen düşmanlıkların galip gelinemeyeceği herkes için açık olmalı, daha çok katliam, daha fazla suç faaliyeti, daha fazla yasadışı göç ve ortalama Libya vatandaşı için daha fazla sorun getirecektir. Dediğim gibi, Libya'ya herhangi bir yabancı askeri müdahaleye karşıyız ve teröristlere sıfır toleransımız var. Libyalılar arasındaki diyalog kapsamında bir siyasi çözüm tüm yabancı güçlerin çekilmesinin önünü açabilir ve Libya çatışmasının dayattığı istikrarsızlıkta gelişen sorunların çözümünü kolaylaştırabilir.
Aynı şekilde, milislerin silahsızlandırılıp terhis edilmesi veya mümkün olan her yerde sivil kontrol altındaki normal askeri veya güvenlik hizmetlerine entegre edilmesi gerekecektir. Bunun tam olarak nasıl olacağı, Libyalıların kendilerinin karar vereceği bir sorudur. Bu karar süreci, Libyalı taraflar arasındaki siyasi diyalog kapsamında siyasi bir çözümün ardından kurulacak olan egemen Libya'daki yeni siyasi kurumların ışığında daha etkili olacaktır.

ABD Doğu Akdeniz’de tarafsız

-Akdeniz'de petrol arama çalışmalarına ilişkin olarak Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasındaki mutabakat ve güvenlik anlaşmasının meşruiyeti konusundaki görüşünüz nedir?
ABD, karasuları konusunda rekabet iddiaları içeren ikili deniz anlaşmazlıkları konusunda bir tavır almamaktadır. Bu, taraflar arasındaki bir uluslararası hukuk ve müzakere meselesidir. Anladığım kadarıyla UMH, LUO saldırısından kurtulmak için yapması gerekeni yaptı.

-Sayın Serrac size bu ayın sonunda görevden çekilmek istemesinin sebebini açıkladı mı? Hala bunun yakın bir zaman da gerçekleşmesini bekliyor musunuz?
Sorunuz için teşekkür ederim. Başbakan Serrac’ın istifa edeceği yönündeki açıklamasının gönüllü olarak istifa etme konusundaki tarihi kararı, Libya halkının çıkarlarını, kişisel çıkarlarının üzerinde tutmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bu, saygı duyulması gereken bir tutum. Kesin zamanlamayla ilgili olarak, itiraf etmeliyim ki, duyurusu sırasında, Ekim ayı sonunda iktidarı yeni bir yöneticiye devredebileceğini umuyorduk. Ancak, Libya'daki Birleşmiş Milletler Destek Misyonu (UNSMIL), koronavirüs (Kovid-19) salgını ve diyaloğun düzenlenmesindeki diğer zorluklar nedeniyle Libyalı taraflar arasındaki diyalog toplantılarının mevcut tarihinin, bu konuyu Kasım ayına erteleyeceğini belirtti. Bu nedenle, en azından bu iktidar devri mümkün olana kadar Başbakan konumunda biraz daha kalmasını umuyor ve bekliyorum.

Hafter de siyasi çözümün parçası olabilir

-Birkaç ay önceki bir basın açıklamanızda,  Halife Hafter’e işaret ederek, Mısır’daki bazı kesimlerin Libya’da yanlış tarafa destek verdiğini ima ettiniz. Mısırlılar hala onu destekliyor mu veya Libya’nın doğusunda bulunan kabileler başta olmak üzere başka gruplar onu destekliyor mu? Ve ABD’nin onunla şu an bir bağlantısı var mı? 
Doğunun siyasi bakış açısını genişleten Kahire Bildirgesi ve Mısır’ın Hurgada güvenlik görüşmelerine ev sahipliği yapmak gibi önemli adımlarla müzakere ve diyaloğa verdiği destek, Mısırlıların askeri bir çözüme değil Libya çatışmasına siyasi bir çözüm sağlamaya yatırım yaptıklarına kanıttır. Mısırlılar adına konuşmak istemiyorum ancak; üst düzey yetkililerle yaptığım görüşmelerde, askeri tırmanışın yalnızca Libya’da istikrarsızlığa yol açtığını ve muhtemelen bölgeyi daha geniş çapta tehdit edeceğini kabul eden pragmatik bir yaklaşım sergilendi. Libya’nın komşusu olarak bu onların görmek istediklerinin tam tersi bir durum. Bu nedenle Mısır’ın siyasi çözüme destek vermek üzere attığı somut adımlar için duyduğum minnettarlığı burada tekrar etmek istiyorum.
Sorunuzun ikinci kısmına gelince; Halife Hafter ve LUO ile temaslarımız var. Tamamen siyasi bir yol izlemeye istekli olurlarsa çözümün bir parçası olabileceklerini kabul ediyoruz. LUO’nun petrol üretimine Libyalılar lehine devam edebileceğine söylemesi iyiye işaretti. Buradan temsilcilerinin bu hafta Cenevre’de 5+5 müzakerelerinde yapıcı bir tutum sergileyeceklerini anlıyoruz. LUO ile iletişimimiz tüm taraflarla geniş kapsamlı diplomatik ilişkilerimizin önemli bir parçasıdır. Taraf tutmakla karıştırılmamalıdır.



Irak, topraklarının "herhangi bir ülkeyi hedef alan askeri operasyonlar için bir fırlatma rampası" olarak kullanılmasını reddediyor

Iraklılar 6 Ocak 2026'da Bağdat'ta "Irak Ordusu Günü"nü kutladı (Reuters)
Iraklılar 6 Ocak 2026'da Bağdat'ta "Irak Ordusu Günü"nü kutladı (Reuters)
TT

Irak, topraklarının "herhangi bir ülkeyi hedef alan askeri operasyonlar için bir fırlatma rampası" olarak kullanılmasını reddediyor

Iraklılar 6 Ocak 2026'da Bağdat'ta "Irak Ordusu Günü"nü kutladı (Reuters)
Iraklılar 6 Ocak 2026'da Bağdat'ta "Irak Ordusu Günü"nü kutladı (Reuters)

Irak, ABD'nin İran'daki protestolar ve yetkililerin uyguladığı baskı nedeniyle müdahale tehdidine karşılık olarak dün, "herhangi bir ülkeyi hedef alan askeri eylemler için bir fırlatma rampası olarak kullanılmayı" reddettiğini yineledi.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sözcüsü Sabah el-Numan yaptığı açıklamada, “Bölgedeki hızlı gelişmeler ve buna eşlik eden gerginlik artışı ile bölgenin güvenliği ve istikrarına yönelik tehditler çerçevesinde, Irak Cumhuriyeti, topraklarının, hava sahasının veya karasularının herhangi bir ülkeyi hedef alan askeri harekatlar için üs olarak kullanılmasını reddeden kararlı ve ilkeli tutumunu yeniden teyit etmektedir” ifadelerini kullandı.

İlgili taraflara “ihtiyatlı davranmaları, diyaloğa öncelik vermeleri, gerilimden kaçınmaları ve barışçıl ve diplomatik yollarla farklılıkları çözmek için ciddi bir şekilde çalışmaları” çağrısında bulundu.


İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)

Hamas kaynakları, bugün (perşembe) Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’a düzenlenen iki İsrail hava saldırısında yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynaklar, ölenler arasında Hamas’ın askerî kanadında üst düzey bir isim olan Muhammed el-Huli’nin de bulunduğunu belirtti.

Hamas, el-Huli ailesine ait bir eve yönelik hava saldırısını kınadı. Hareketin yayımladığı açıklamada Muhammed el-Huli’nin ismine ya da örgüt içindeki rolüne değinilmedi. Açıklamada, saldırının “ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali” olduğu savunularak, İsrail’in anlaşmaya uymadığı ve Gazze’de Filistin halkına karşı “yok etme savaşını yeniden başlatmayı” amaçladığı öne sürüldü.

Sağlık yetkilileri, saldırılarda hayatını kaybeden diğer altı kişi arasında 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğunu aktardı.

Raporlara göre, geçen ekim ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesten bu yana 400’den fazla Filistinli ile üç İsrail askeri öldü. İsrail’in Gazze’de binaları yıktığı ve nüfusun yarıdan fazlasını yerinden ettiği belirtiliyor. İsrail güçlerinin hâlen konuşlu olduğu bölgeler nedeniyle, Gazze’de yaşayan iki milyondan fazla kişinin neredeyse tamamının geçici barınaklarda ya da hasar görmüş binalarda, dar bir alanda yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), salı günü yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de 100’den fazla çocuğun öldürüldüğünü, bazılarının insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların kurbanı olduğunu bildirdi.

İsrail ve Hamas, ateşkesi ihlal etmekle birbirlerini suçlarken, ABD’nin dün (çarşamba) ateşkesin ikinci aşamasının yürürlüğe girdiğini duyurmasına rağmen tarafların temel konulardaki tutumlarının hâlen büyük ölçüde farklı olduğu belirtiliyor.

İsrail, Hamas öncülüğündeki grupların Ekim 2023’te düzenlediği ve İsrail verilerine göre 1200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarını başlatmıştı. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise İsrail’in saldırıları sonucu 71 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve bölgede büyük yıkım yaşandığını bildiriyor.


Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump adına, Gazze Şeridi’nde çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik Trump Planı’nın ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Witkoff, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni aşamanın ‘ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat yönetim ve yeniden inşa sürecine’ geçişi kapsadığını belirtti. Plan çerçevesinde, Gazze Şeridi’nde geçici bir teknokrat Filistin yönetimi kurulacak ve yönetim, Gazze Yönetim Komitesi tarafından temsil edilecek.

ABD, Hamas’ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesini beklediğini vurguladı. Witkoff, özellikle son İsrailli rehine cesedinin derhal iadesine dikkat çekti ve aksi takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

Witkoff, birinci aşamanın ‘insani yardım sağladığını, ateşkesi koruduğunu, tüm hayatta kalan rehine ve ölen 28 rehinenin 27’sinin kemiklerinin geri getirilmesini mümkün kıldığını’ hatırlattı. Witkoff, açıklamasını, “Tüm bu ilerlemeyi mümkün kılan, vazgeçilmez arabuluculuk çabaları için Mısır, Türkiye ve Katar’a son derece minnettarız” ifadesiyle sonlandırdı.

Anlaşma ve destek

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ni yönetmekle sorumlu teknokrat komiteye ait 15 üyenin isimleri üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu komite, ABD Başkanı’nın planı kapsamında görev yapacak.

Kahire’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Abdulati, “Yönetim komitesinin üyeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. Komite 15 üyeden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Uzlaşmanın ardından bu komitenin yakında ilan edilmesini ve Gazze’de günlük yönetim işlerini üstlenmesini umut ediyoruz” dedi.

Filistin Yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın barış planını uygulamaya koyma ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını hayata geçirme çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Yönetim, geçiş sürecinde Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere kurulacak Gazze Yönetim Komitesi’ni desteklediğini açıkladı.

Filistin Yönetimi, Steve Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD ekibi ve Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, “ABD’nin ateşkesi kalıcı hale getirme ve ikinci aşamayı, yeniden inşa dahil olmak üzere uygulamaya geçirme çabalarını destekledik” açıklamasında bulundu.

Yönetim, Trump’ın doğrudan katılımı ve kararlılığı sayesinde Gazze Şeridi’nde barış, istikrar ve iyi yönetişim için yeni bir fırsat yaratılmasına katkıda bulunması dolayısıyla ‘derin takdir ve minnet’ ifade etti.

Ayrıca Yönetim, Mısır, Katar ve Türkiye’nin arabulucu ve garantör ülkeler olarak yürüttüğü önemli çabaları vurguladı.

Yönetim, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin otoriteleri arasındaki bağlantının önemine dikkat çekerek, “Çift başlılık, bölünme veya ayrım yaratacak herhangi bir idari, hukuki veya güvenlik sisteminin kurulmasına izin verilmeyecek; tek bir sistem, tek bir hukuk ve tek meşru silah ilkesine bağlı kalınacak” ifadelerini kullandı.

Yönetim ayrıca, ABD ve ilgili ortaklarla birlikte, Batı Şeria’da da eşzamanlı adımlar atmanın önemini vurguladı. Bu adımların, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemleri durdurmayı, yerleşim genişleme planlarını ve yerleşimci terörünü engellemeyi, Filistin’e ait tutulan fonları serbest bırakmayı, zorla göç ve toprak ilhakını önlemeyi ve Filistin Ulusal Otoritesi ile iki devletli çözüm çabalarını korumayı amaçladığı belirtildi.

uı8o9
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail hava ve kara operasyonları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler, 14 Ocak 2026 (AP)

Filistin Yönetimi, tüm Filistinli grupları, ulusal kurumları, sivil toplum örgütlerini ve toplumun tüm kesimlerini, ‘ulusal ve tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, ortaklık ve yüksek sorumluluk ruhuyla hareket ederek bu hassas geçiş sürecini başarılı kılmaya’ davet etti.

Kahire’de dün yapılan toplantının ardından Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Gazze’de ateşkese ve Trump Barış Planı’nın diğer aşamalarına bağlı kalma taahhüdünü yineledi.

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada Filistinli gruplar, İsrail’e Gazze Şeridi’nden çekilmesi için baskı yapılmasını ve bölgedeki huzurun sağlanarak yaşamın normale dönmesini talep etti.

Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Trump Planı kapsamında Gazze Şeridi’ni yönetmesi beklenen geçici Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulması yönündeki arabuluculuk çabalarını desteklediklerini duyurdu.

Mladenov ile görüşmeler

Güvenilir Filistinli kaynaklar, Gazze Şeridi’nde geçici yönetimden sorumlu olacak Gazze Yönetim Komitesi’nin liderliğine aday gösterilen üyelerin, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nde, Barış Konseyi Yürütme Kurulu başkanlığına aday Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile bir araya geleceğini bildirdi.

Sivil toplum ve Filistinli gruplardan kaynaklar, adlarının açıklanmaması koşuluyla dün Kahire’de yapılan toplantıda ikinci aşamayla ilgili birçok konunun ele alındığını ve bunlar arasında Gazze Yönetim Komitesi için aday isimler üzerinde uzlaşı sağlanmasının da yer aldığını aktardı. Kaynaklar, aday isimlerin ilk etapta kabul gördüğünü belirtti.

xsdfrgt
Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Komite üyelerinin Gazze içinden seyahatleriyle ilgili olarak kaynaklar, sürecin halen organize edildiğini ve üyelerin nasıl seyahat edeceğine dair mekanizmanın (dün öğlene kadar) netleşmediğini bildirdi. Kaynaklar, Avrupa ülkelerinde veya Ramallah’ta bulunan üyelerin sırayla Kahire’ye ulaşacağını aktardı.

Kaynaklar, Mısır’daki üyelerin toplantıya hazır olduğunu ve Gazze içinden katılamayan üyelerin sanal ortamda uzaktan dahil olabileceğini, ancak bunun beklenmeyen bir durum olduğunu ifade etti.

Toplantının, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu olacak komitenin görevlerine odaklanacağı belirtildi. Uzlaşı sağlanır sağlanmaz, komitenin üyeleri ve görevleri ilan edilecek. Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Konseyi’ni açıklamasından önce gerçekleşecek. Mladenov, Barış Konseyi Yürütme Kurulu’ndan sorumlu olacak ve teknokrat komiteyi yönetecek.

Kaynaklara göre, komite üyeleri Mladenov ile ABD Büyükelçiliği’nde birden fazla toplantı yapacak. Komitenin görevlerini yerine getirmesi için özel bir mali fon da oluşturuldu.

fgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateş yakmak için odun taşıyan Filistinli bir kadın (AFP)

Güvenilir kaynaklar, komitenin Gazze Şeridi’nde tüm hükümet sorumluluklarını üstleneceğini ve Hamas’ın yetki devrini hızlandırarak gerekli tüm desteği sağlayacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat, salı akşamı yayımladığı haberde, yeni komitenin 15 ila 18 üyeden oluşmasının beklendiğini, üyelerin çoğunun Gazze’den geldiğini ve ağırlıklı olarak iş, ekonomi ve sivil toplumla ilişkili kişilerden oluştuğunu; aralarında akademisyenlerin de bulunduğunu aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre komite üyeleri arasında eski Filistin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ali Şaas, sivil toplum aktivisti ve Tarımsal Yardım Derneği Başkanı Abdulkerim Aşur, Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Aid Yaği, Gazze Ticaret Odası Müdürü Aid Ebu Ramazan, Filistin Üniversitesi Başkanı Cebr ed-Daur, mühendis Beşir er-Reyyis, Gazze Telekomünikasyon Müdürü Ömer Şemali, Refah Belediyesi danışmanı ve mühendis Ali Berhoum ile avukat Hana Tarzi yer alıyor.

Filistinli sivil toplum kuruluşlarından bir kaynak, bu isimler üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını, ancak İsrail’in onay verip vermediğinin henüz bilinmediğini belirtti. Kaynak, bazı isimlerde anlaşmazlık çıkması halinde listede değişiklikler olabileceğini de ifade etti.