Şarku'l Avsat’a röportaj veren ABD'nin Trablus Büyükelçisi Norland: Rusya Libya’ya müdahil olmasaydı Türkiye de olmazdı

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland
ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland
TT

Şarku'l Avsat’a röportaj veren ABD'nin Trablus Büyükelçisi Norland: Rusya Libya’ya müdahil olmasaydı Türkiye de olmazdı

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland
ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland

ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, ülkesinin Libya’daki politikasını savunarak bir tarafın diğerine göre daha çok desteklendiği iddiasını reddetti. ABD, Rusya'nın etkisini kontrol altına alma çabalarının bir parçası olarak Türkiye'nin bu ülkelerdeki nüfuzunu genişletmesine göz yumup Libya'daki siyasal İslamcılara destek vermekle suçlanıyor.
Norland, Şarku'l Avsat’a özel verdiği röportajda, Libya halkının savaştan ‘bıktığını’ söyledi. Çatışmanın askeri güçle değil siyasi diyalog yoluyla çözülmesi gerektiği konusunda aralarında ‘büyüyen bir fikir birliğine’ işaret etti. Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac’ın görevinden ayrılma kararını olumlu karşıladıklarını belirtti. Bu adımı ‘cesur ve benzersiz’ olarak niteleyen Norland, ABD’nin Serrac’ın ayrılana kadar bir süre daha iktidarda kalmasını ‘istediğini’ söyledi.
İstihbarat servislerinin önde gelen liderleri de dahil olmak üzere yetkililerle görüşmelerde bulunduğu Mısır ve Türkiye ziyaretleri hakkında konuşan ABD’li Büyükelçi, Libya'da yanlış hesaplamaları önlemek için Kahire ve Ankara'yı doğrudan istişareye teşvik etmek istediğini açıkladı.
Ülkesinin Sirte ve Cufra şehirlerini silahsızlandırma teklifine değinen Norland, bölgeler silahsızlandırıldıktan sonra büyük olasılıkla “ortak bir polis gücü ve sivil güvenlik personelinin” bu alanlarda kalmasını istediklerine işarette bulundu. Özel askeri şirket Wagner Grubu da dahil olmak üzere herhangi bir silahlı grubun varlığını sürdürmesinin, UMH ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) arasındaki güven artırıcı önlemleri baltalamaktan öteye gidemeyeceğini sözlerine ekledi.
ABD’li Büyükelçi, Rus Wagner paralı askerlerinin Libya’da konuşlandırılması konusunda ise “Wagner Grubu’nun Rus hükümeti adına hareket ettiğine şüphe yok. Faaliyetleri ise yalnızca Libya’nın istikrarını bozmaya katkı sağlıyor. Bunlar, Suriyeliler ve diğer savaşçıların Libya'nın batısından çekilmesi çağrısında buluyor. Ancak Wagner Grubu ülkenin doğusundaki varlığını sağlamlaştırmaya devam ettiği sürece bunun olmasını umut edemezler.
Norland, geçtiğimiz yıl Türkiye ile UMH’nın imzaladığı anlaşmanın meşruiyeti konusunda herhangi bir yorum yapmaktan kaçındı. Akdeniz'de karasuları konusundaki anlaşmazlığın uluslararası hukuka uygun olarak ve ilgili taraflar arasında diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Anladığım kadarıyla UMH, LUO’nun saldırısından kurtulmak için gereken her şeyi yaptı.”
İşte ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland röportajının tam metni:

-Libyalı taraflar, Fas, Tunus, Mısır, İsviçre ve muhtemelen başka yerlerde diyalog halinde. Çözüm yolunda ilerleme konusunda iyimser misiniz?
Libyalı taraflar siyasi bir çözüme doğru ilerleme kaydetti. Cenevre ve Montrö'de yapılan birkaç tur görüşmenin yanı sıra Mısır ve Fas'ta gerçekleşen faydalı güven artırıcı tartışmalar, Birleşmiş Milletler'in (BM) himayesinde yapılacak olan Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun (LPDF) önünü açtı ve şimdi bu sürece odaklanmanın zamanı geldi. Birçok Libyalının bunu sadece politikacıların konuştuğu başka bir konferans olarak gördüğünü biliyorum. Önceki müzakerelerde olduğu gibi başarısız olacağını düşünebilirler. Ancak bu kez birçok farklı durum söz konusu. Her şeyden önce insanlar savaştan bıktı. Libyalı liderlerle yaptığım pek çok istişarede, çatışmayı çözmek için askeri gücün değil, siyasi diyaloğun önemi konusunda artan bir fikir birliği olduğunu sezdim. Aynı şekilde, Libyalılar da Libya’daki egemenliğini yeniden sağlamayı ve yabancı silahlı kuvvetleri ülkeden çıkarmak istiyor. Ayrıca LPDF, katılımcıların kurulacak yeni kurumlarda siyasi pozisyonlara aday olmamalarını beyan etmeleri gereken görüşmelerin ilki olacak. Aynı bağlamda Başbakan es-Serrac istifa edip iktidarın dizginlerini LPDF çerçevesinde kurulacak yeni yürütme otoritesine devretme niyetini belirttiğini ve bunun daha önceki çözüm bulma girişimlerinden ayrı cesur ve benzeri görülmemiş bir adım olduğunu belirtmekte fayda var.

ABD Türkiye ve Mısır’ı işbirliğine teşvik ediyor

-Son zamanlarda hem Mısırlılar hem de Türklerle, Libya üzerine toplantılar gerçekleştirdiniz. Aralarında bir ‘Libya ateşkesine’ arabuluculuk mu yaptınız? Kahire ve Ankara'nın Libyalı tarafları bir anlaşmaya doğru itmek için ne yapmalarını bekliyorsunuz?
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Libya'da başarılı bir siyasi süreç için elverişli koşulları yaratmaya yardımcı olmak için ABD diplomatik araçlarını kullanma arzusu doğrultusunda geçtiğimiz Ağustos ayında ve bu ayın başlarında Kahire ve Ankara'da üst düzey yetkililerle yaptığım görüşmeler beni cesaretlendirdi. İstişarelerim, ABD, Mısır, Türkiye ve diğer uluslararası ortakların Libya siyasi diyaloğunu desteklemenin pratik yollarını aradıklarını gösteriyor. Bu tür istişareler, Libya ve bölgeyi tırmandırmak ve daha fazla istikrarsızlaştırmak yerine, çatışmaya barışçıl, müzakere edilmiş bir çözüm bulmanın ortak çıkarlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Dolayısıyla, Mısır ve Türkiye'yi, yanlış hesaplamaları önlemek ve Libya'nın istikrarlı ve güvenli bir ülke olması konusunda ortak çıkarları için işbirliği inşa etmenin bir yolu olarak birbirleriyle doğrudan istişareye kesinlikle teşvik ediyorum.

Rus Wagner Libya’dan çekilmeli

-Sirte ve Cufra şehirlerini silahsızlandırma önerinizin anlamı nedir? Bu, Wagner Grubunun da onlardan çekildiği anlamına mı geliyor?
ABD, politikasının bir parçası olarak, paralı askerler ve sözleşmeli güçler de dahil olmak üzere tüm yabancı kuvvetlerin Libya’dan ayrılması çağrısında bulundu. Bu yabancı silahlı gruplar, Libya'yı daha fazla istikrarsızlaştırmaya ve çatışmayı tırmandırmaya hizmet etmekten başka bir şey yapmadı. Kremlin'e bağlı bir angajman şirketi olan Wagner Grubu, bu oyuncular arasında yer alıyor. Kısa vadede, önerdiğimiz şey, Sirte ve Cufra'dan silahsızlandırılmasının ardından bu bölgelerde, büyük olasılıkla ortak polis güçleri veya sivil güvenlik personeli ile kalacağı somut güven artırıcı önlemler almak. Libyalılar bu fikrin işe yaraması için daha ince ayrıntıları müzakere etmelidir. Bu, gerilimi azaltmaya yönelik ek adımları kolaylaştıran somut bir ilk adım olabilir. Wagner Grubu da dahil olmak üzere herhangi bir silahlı grubun varlığını sürdürmesi, yalnızca bu güven artırıcı önlemleri zayıflatacaktır.

Bu Rus paralı askerlerinin Moskova'daki en yüksek yetkili makam olan Kremlin'in onayı olmadan konuşlandırılamayacağını düşünüyor musunuz?
ABD, Wagner Grubu’nun varlığı dahil olmak üzere Libya’da herhangi bir yabancı askeri varlığa karşı çıkıyor. Gördüğünüz gibi ordumuz, yani AFRICOM, Rusya'nın askeri faaliyetlerini ve Rusya'nın silah ambargosunu ihlal ederek gelişmiş silahlar getirdiği vakaları kamuoyuna ifşa etti. Ne yazık ki, Wagner Grubu'nun Rus hükümeti adına hareket ettiğine dair hiçbir şüphe yok. Faaliyetleri Libya'nın istikrarını bozmaya yardımcı olmaktan öteye geçmiyor. Örneğin, Suriyeli ve diğer savaşçıların Batı Libya'dan çekilmesini isteyenler, Wagner Grubu ülkenin doğundaki varlığını pekiştirmeye devam ettiği sürece bunun olmasını umut edemezler.

-Rusya'nın Libya'da kendisine bir üs kurmaya çalıştığını düşünüyor musunuz ve doğruysa bu ne anlama geliyor?
Rusya'nın niyetini bildiğimi iddia etmiyorum ve bu Moskova'ya yöneltilmesi gereken bir soru. Bildiğim şey, Libyalıların ülkelerinde daha çok değil, daha az yabancı askeri varlık istedikleridir. Bu eğilimi paylaşıyoruz ve siyasi sürecin Libyalıların bunu başarmasına yardımcı olacak en iyi araç olduğuna inanıyoruz.

-Rusya geçtiğimiz günlerde oturup sizinle Libya hakkında konuşmayı teklif ettiğinden, ancak sizin bunu reddettiğinizden şikayet etti. Neden reddettiniz?
Rusya ile görüşmeyi asla reddetmedim. ABD, Libya da dahil olmak üzere Rusya ile düzenli temaslara sahiptir. Rus hükümeti, Wagner'in Libya'daki rolü ve siyasi sürece destek verme konusundaki tutumumuzun gayet farkında. Rusya içerisinde Libya siyasi çözümünü gerçekten destekleyen ve Rusya'nın Libya'daki meşru çıkarlarını siyasi diyalog yoluyla Rus ticaretini güçlendirmek ve terörle mücadele gibi elde edebileceğini fark eden bir kesim olduğunu düşünüyorum. Ancak Rusya'nın Libya'ya askeri yatırımı, bu tutuma zarar veriyor.

Wagner olmasaydı Türkiye müdahalesi olmazdı

-Libya'daki muhalifleriniz, Libya'daki Müslüman Kardeşler'i finanse ettiğinizi hatta desteklediğinizi ve Türk askeri müdahalesini görmezden geldiğinizi iddia eden muhalifleriniz tarafından sürekli eleştirilere maruz kalıyorsunuz. Buna yanıtınız nedir?
Libya çatışmasında herhangi bir tarafı desteklemiyoruz. Pratikte de LUO, Wagner paralı askerlerini Trablus’a saldırıya dahil etmeseydi Türklerin askeri bir müdahale gerçekleştirmesi mümkün olmazdı. Şimdi asıl zorluk, tüm Libyalılara -doğu, batı ve güney - egemenliklerini yeniden tesis etmek ve tüm yabancı savaş kuvvetlerinin ayrılışının önünü açmak için gerekli koşulları yaratmaları için yardım etmektir. ABD tüm taraflarla aktif diplomasi içindedir. Bu, Beyaz Saray’ın Libyalı taraflar arasındaki diyaloğu desteklemek için takınması gereken bir tutum. Artarak devam eden askeri hareketlilik, yanlış hesaplama riski ve yeni şiddet aşamalarıyla doludur. Libya'da yenilenen düşmanlıkların galip gelinemeyeceği herkes için açık olmalı, daha çok katliam, daha fazla suç faaliyeti, daha fazla yasadışı göç ve ortalama Libya vatandaşı için daha fazla sorun getirecektir. Dediğim gibi, Libya'ya herhangi bir yabancı askeri müdahaleye karşıyız ve teröristlere sıfır toleransımız var. Libyalılar arasındaki diyalog kapsamında bir siyasi çözüm tüm yabancı güçlerin çekilmesinin önünü açabilir ve Libya çatışmasının dayattığı istikrarsızlıkta gelişen sorunların çözümünü kolaylaştırabilir.
Aynı şekilde, milislerin silahsızlandırılıp terhis edilmesi veya mümkün olan her yerde sivil kontrol altındaki normal askeri veya güvenlik hizmetlerine entegre edilmesi gerekecektir. Bunun tam olarak nasıl olacağı, Libyalıların kendilerinin karar vereceği bir sorudur. Bu karar süreci, Libyalı taraflar arasındaki siyasi diyalog kapsamında siyasi bir çözümün ardından kurulacak olan egemen Libya'daki yeni siyasi kurumların ışığında daha etkili olacaktır.

ABD Doğu Akdeniz’de tarafsız

-Akdeniz'de petrol arama çalışmalarına ilişkin olarak Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasındaki mutabakat ve güvenlik anlaşmasının meşruiyeti konusundaki görüşünüz nedir?
ABD, karasuları konusunda rekabet iddiaları içeren ikili deniz anlaşmazlıkları konusunda bir tavır almamaktadır. Bu, taraflar arasındaki bir uluslararası hukuk ve müzakere meselesidir. Anladığım kadarıyla UMH, LUO saldırısından kurtulmak için yapması gerekeni yaptı.

-Sayın Serrac size bu ayın sonunda görevden çekilmek istemesinin sebebini açıkladı mı? Hala bunun yakın bir zaman da gerçekleşmesini bekliyor musunuz?
Sorunuz için teşekkür ederim. Başbakan Serrac’ın istifa edeceği yönündeki açıklamasının gönüllü olarak istifa etme konusundaki tarihi kararı, Libya halkının çıkarlarını, kişisel çıkarlarının üzerinde tutmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bu, saygı duyulması gereken bir tutum. Kesin zamanlamayla ilgili olarak, itiraf etmeliyim ki, duyurusu sırasında, Ekim ayı sonunda iktidarı yeni bir yöneticiye devredebileceğini umuyorduk. Ancak, Libya'daki Birleşmiş Milletler Destek Misyonu (UNSMIL), koronavirüs (Kovid-19) salgını ve diyaloğun düzenlenmesindeki diğer zorluklar nedeniyle Libyalı taraflar arasındaki diyalog toplantılarının mevcut tarihinin, bu konuyu Kasım ayına erteleyeceğini belirtti. Bu nedenle, en azından bu iktidar devri mümkün olana kadar Başbakan konumunda biraz daha kalmasını umuyor ve bekliyorum.

Hafter de siyasi çözümün parçası olabilir

-Birkaç ay önceki bir basın açıklamanızda,  Halife Hafter’e işaret ederek, Mısır’daki bazı kesimlerin Libya’da yanlış tarafa destek verdiğini ima ettiniz. Mısırlılar hala onu destekliyor mu veya Libya’nın doğusunda bulunan kabileler başta olmak üzere başka gruplar onu destekliyor mu? Ve ABD’nin onunla şu an bir bağlantısı var mı? 
Doğunun siyasi bakış açısını genişleten Kahire Bildirgesi ve Mısır’ın Hurgada güvenlik görüşmelerine ev sahipliği yapmak gibi önemli adımlarla müzakere ve diyaloğa verdiği destek, Mısırlıların askeri bir çözüme değil Libya çatışmasına siyasi bir çözüm sağlamaya yatırım yaptıklarına kanıttır. Mısırlılar adına konuşmak istemiyorum ancak; üst düzey yetkililerle yaptığım görüşmelerde, askeri tırmanışın yalnızca Libya’da istikrarsızlığa yol açtığını ve muhtemelen bölgeyi daha geniş çapta tehdit edeceğini kabul eden pragmatik bir yaklaşım sergilendi. Libya’nın komşusu olarak bu onların görmek istediklerinin tam tersi bir durum. Bu nedenle Mısır’ın siyasi çözüme destek vermek üzere attığı somut adımlar için duyduğum minnettarlığı burada tekrar etmek istiyorum.
Sorunuzun ikinci kısmına gelince; Halife Hafter ve LUO ile temaslarımız var. Tamamen siyasi bir yol izlemeye istekli olurlarsa çözümün bir parçası olabileceklerini kabul ediyoruz. LUO’nun petrol üretimine Libyalılar lehine devam edebileceğine söylemesi iyiye işaretti. Buradan temsilcilerinin bu hafta Cenevre’de 5+5 müzakerelerinde yapıcı bir tutum sergileyeceklerini anlıyoruz. LUO ile iletişimimiz tüm taraflarla geniş kapsamlı diplomatik ilişkilerimizin önemli bir parçasıdır. Taraf tutmakla karıştırılmamalıdır.



Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.


Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
TT

Eş-Şebab, Somali'deki stratejik öneme sahip bir adaya saldırı başlattı

"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)
"Gençlik Hareketi" üyeleri (Arşiv- AFP)

Çeşitli kaynaklara göre, eş-Şebab militanları dün Somali'nin güneyindeki stratejik bir adaya saldırdı ve yarı özerk Cubaland bölgesinde konuşlanmış askeri birliklerle çatıştı.

Yaklaşık yirmi yıldır El-Kaide ile bağlantılı olan eş-Şebab, Somali hükümetiyle savaşıyor.

Cubaland yetkilileri saldırıyı püskürttüklerini açıkladı, ancak grup daha önce operasyonları için bir fırlatma noktası olarak hizmet veren Kuday Adası'ndaki bir askeri üssü ele geçirdiklerini iddia etti.

Kismayo sahil kentindeki bir topluluk lideri AFP'ye verdiği demeçte, militanların "Kuday kasabasının dışındaki askeri üsse baskın düzenledikten sonra adayı kuşattıkları" bilgisini aldığını belirterek, "şu anda neler olduğunun ayrıntılarını bilmenin hala zor olduğunu" ifade etti.

Kismayo'dan askerlere yardım etmek için birkaç tekne gönderildiğini, ancak Cubaland güçlerinin yardım çağrısı yapmasından kısa bir süre sonra adadaki iletişimin kesildiğini söyledi.

Cubaland yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "güvenlik güçleri düşmana ağır kayıplar verdirdi ve saldırıda kullanılan birçok askeri aracı imha etti" denildi.

“Eş-Şebab Hareketi” ise savaşçılarının “ada içinde ve dışında 3 askeri üssün tam kontrolünü ele geçirmeyi başardığını” duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kismayo'nun yaklaşık 130 kilometre güneybatısında bulunan Kuday Adası, 2015 yılının başlarında Somali Ulusal Ordusu'nun Kenya Savunma Kuvvetleri ile iş birliği içinde gerçekleştirdiği bir operasyonla "Eş-Şebab" hareketinin elinden kurtarıldı.