Sudan, teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarıldı… Washington ve Hartum arasındaki çalkantılı dönüm noktaları

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)
TT

Sudan, teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarıldı… Washington ve Hartum arasındaki çalkantılı dönüm noktaları

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)

ABD ve Sudan arasındaki nefret ve gerginlik dönemi, Washington'un dün bu Afrika-Arap ülkesini 1998'de dahil ettiği terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkaracağını açıklamasıyla sona erdi. Bu adımla bağlantılı olarak, Hartum ve Tel Aviv ekonomik ve ticari normalleşme için adımlar attı. Beyaz Saray'da gerçekleştirilen sanal bir kutlama töreniyle ABD Başkanı Donald Trump, Sudan Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bir araya geldi.
Başkan Trump, Sudan ve İsrail'in aralarındaki ilişkileri normalleştirmeye başlamayı kabul ettiklerini söyleyerek, anlaşmayı Ortadoğu'da barışın inşası için dev bir adım olarak nitelendirdi. ‘Bunun Sudan tarihinde harika bir gün’ olduğunu söyleyen Trump, ‘İbrahim Anlaşması’na daha fazla ülkenin katılacağına söz verdi. Bu ülkelerin yakın gelecekte Beyaz Saray'da bir araya geleceğini de söyleyen Trump'a göre bu sayının en az beş ülke olması muhtemel.
Trump açıklamasında, “Dünyanın her ülkesinden büyük bir coşku görüyorum. İran mutsuz, Hizbullah mutsuz ve Hamas mutsuz ama neredeyse herkes mutlu” dedi.
Netanyahu ise yaptığı açıklamada kararı bölge için ‘yeni bir çağ’ olarak nitelendirerek övdü. İsrail Başbakanı, “Bu yeni bir çağ. Gerçek barış dönemi. Diğer Arap ülkeleriyle kapsamını genişleten bir barış... Bu çağın üç haftasını geride bıraktık. Arap Birliği, 1967 yılında Sudan'ın başkenti Hartum'da şu üç ilkeyi kabul etmişti: İsrail ile barışa hayır, İsrail’i tanımaya hayır ve İsrail’le müzakereye hayır. Ancak Hartum, bugün İsrail’le barışa evet, İsrail’i tanımaya evet ve İsrail’le normalleşmeye evet diyor” şeklinde konuştu.
Netanyahu yaptığı açıklamada, anlaşmaya aracılık ettiği için ABD Başkanı Donald Trump'a teşekkür etti. Ayrıca İsrail ve Sudanlı delegasyonların, ‘tarım, ticaret ve vatandaşlarımız için diğer önemli alanlar da dahil olmak üzere’ çeşitli alanlarda işbirliğini görüşmek üzere yakında toplanacağını söyledi.
Anlaşmanın sağlanmasında önemli bir rol oynayan Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner ise anlaşmadan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kushner, “Bu deklarasyonun İsrail ile Sudan arasında büyük bir barış anlaşması yaratacağı açıktır. Ve bu kolay değildi” dedi.
Üç ülke tarafından yapılan açıklamada, Sudan ve İsrail'in önümüzdeki haftalarda Beyaz Saray'da resmi imza töreni yapılması şartıyla, tarım, terörizm ve aşırılıkla mücadele odaklı ekonomik ve ticari ilişkilere başlama kararı aldıkları belirtildi.
Bu açıklama, Beyaz Saray'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın Sudan'ı terörizme destek olan ülkeler listesinden çıkarma kararını resmen imzaladığının, iki ülke arasında anlaşmaya varılan tazminattan 335 milyon dolar transferin ardından imzaladığı duyurunun hemen ardından geldi.

Beyaz Saray: Sudan için bir dönüm noktası
Beyaz Saray tarafından yapılan resmi bir açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bugün ABD ile Sudan arasındaki ikili ilişkilerde tarihi bir adım ve Sudan için bir dönüm noktası. Ülkenin tarihsel ve sürekli demokratik geçişine yeni bir işbirliği ve destek geleceği sağlayacaktır.” Açıklamada, Sudan geçiş hükümetinin ülke için yeni bir yol çizme ve Sudan halkını daha iyi bir gelecek inşa etme konusunda destekleme çabalarına övgüde bulunuldu.
Beyaz Saray, kararı, ABD Kongresi tarafından gözden geçirilmesi ve onaylanması için gerekli 45 günlük süreden başlayarak Kongre'ye resmi olarak bildirdi. Bu, terörizme destek veren ülkeler listesinden kaldırma kararının milletvekillerinin üçte iki çoğunlukla itiraz etmeleri durumu dışında Aralık ortalarında yürürlüğe gireceği anlamına geliyor. Yasa koyucuların bu adımın önemi konusundaki ezici fikir birliği göz önüne alındığında, bu nispeten imkansızdır. Beyaz Saray ayrıca milletvekillerini, 1998 yılında Tanzanya ve Kenya'daki ABD büyükelçiliklerine ve 2000 yılında ABD muhribi ‘Cole’e düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına tazminat ödenmesine izin verecek olan Egemen Bağışıklık Yasasını geçirmeye çağırdı.
ABD ile Sudan arasında 15 Ekim'de imzalanan ikili anlaşmaya göre, Kongre, ülkeyi diğer terörist saldırılarla bağlantılı olarak ABD’de kendisine karşı açılan davalardan korumak için Sudan'ın egemen dokunulmazlığını sağlayan bir yasayı geçirmelidir.
Sudan'ın iki ülke arasındaki anlaşma kapsamında ödediği tazminat, bu yasa yürürlüğe girene kadar askıya alınmış bir hesapta dondurulacak. Kongre kaynaklarının Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Dışişleri Bakanlığı ile yasanın bazı muhalifleri arasındaki görüşmelerin, yasanın bu yıl sonundan önce geçirilmesi amacıyla 24 saat görüşüldüğü belirtildi.
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ve Senato Dış İlişkiler Komitesi Kıdemli Demokrat Bob Menendez, Sudan'ı 11 Eylül kurbanlarının ailelerinin ABD mahkemelerinde açtığı davalardan muaf tutan herhangi bir yasaya karşı olduklarını ifade ettiler.
Bu davalar hala mahkemelerde görülüyor. Sudan'ın listeden çıkarılması için gerekli olan bu türden bir yasanın çıkarılması bu davaların düşmesine neden olacaktır.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yu, onaylanmadan önce karar metnine iki temel değişiklik eklemeye çağıran Menendez ve Schumer buna itiraz etti.
Kanun koyucular ve yönetim bu dosyada zamana karşı yarışıyor. Sudan'ın aktardığı 335 milyon dolarlık tazminat, yasa koyucular anlaşmazlıkları çözüp yasayı oylayana kadar ‘askıya alınmış hesapta’ kalacak. Ancak Sudan gelecek yıl bir anlaşmaya varılmazsa parayı tekrar çekmek zorunda kalabilir.
Demokrat Senatör Chris Coons, anlaşmazlıkları çözmeyi çalışacağına söz verdi. Sudan'ın listeden çıkarılmasının önemini vurgulayan Coons, “Trump yönetimi ve Kongre, terör mağdurları ve aileleri için tazminat sağlamak ve adaleti güvence altına almak için Sudan için Yasal Barış veya Egemen Dokunulmazlık Yasasını geçirme çabalarını iki katına çıkarmalı” dedi.
Sudan, teröre destek veren ülkeler listesine girmesi nedeniyle dokunulmazlığını kaybetti. Washington ve Hartum tarafından varılan anlaşma, aynı zamanda, Sudan'ın ABD federal mahkemelerinde devletin terörizm sponsoru olarak aleyhine açılan davalardan muaf tutulmasını sağlamak için yukarıda belirtilen yasayı geçirme çağrısını da içeriyor.

- Washington ve Hartum arasında yıllarca süren gerilim
* Yıllar önce Washington, Sudan'ı ‘kötülük ekseni’ ülkeleri arasında sınıflandırdı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, devrik lider Ömer El-Beşir'in geçtiğimiz yıl devrilmesinden bu yana iyileşti.
* Ömer el-Beşir, 1989 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen darbesinde iktidara geldi ve Sudan aşırı İslamcı gruplar için bir sığınak oldu. El Kaide lideri Usame bin Ladin'e kucak açtı. Sudan, 1970-1980’li yıllarda uluslararası terörizme karıştığı için dünyanın en çok aranan insanlarından biri olan ve Çakal Carlos olarak bilinen Ilich Ramirez Sanchez'i de kabul etti.
* 1993 yılında: ABD, Sudan’ı terörizme destek veren ülkeler listesine dahil etti.
*1994 yılında: Carlos, Sudan'ın ABD ve Fransa ile gizli bir anlaşma imzalamasının ardından, Hartum'da Fransız karşı casusluk ajanları tarafından tutuklandı.
*1996 yılında: Washington, Sudan'a uluslararası yaptırımlar uyguladıktan sonra ekonomik ambargo uygulayarak Hartum'daki büyükelçiliğini kapattı.
*1998 yılında: ABD, El Kaide örgütünün Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlediği saldırılara yanıt olarak Hartum'daki bir uyuşturucu üretim tesisini bombaladı. Washington, tesisin kimyasal silah üretimiyle bağlantılı olduğunu açıkladı ancak Sudan bunu şiddetle reddetti.
*2003 yılında: Hartum'da ABD'nin Irak'ı işgalini kınayan gösteriler sırasında ABD ve İngiliz bayrakları yakıldı.
*2004 yılında: ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ‘soykırım’ olarak tanımladığı Darfur bölgesindeki ihtilafla ilgili görüşmeler için 1978'den beri Sudan'ı ziyaret eden en üst düzey ABD'li yetkili oldu.
* Yakınlaşma, sonraki yıl halefi Condoleezza Rice'ın ziyaretiyle devam etti.
* 2006-2007 yılında: ABD yaptırımlarını sıkılaştırdı.
* 2008 yılında: Hartum'da ABD’li bir diplomat ve şoförü öldürüldü. Saldırı nedeniyle 4 kişi idam cezasına çarptırıldı.
* 2009 yılında: Hartum, Başkan Barack Obama'nın gelişiyle ‘gerçek bir değişim’ umdu. Ancak Obama havuç ve sopa politikası izledi.
* 2010 yılında: ABD yaptırımları uzatma kararı aldı.



Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
TT

Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı

İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin ‘bazılarının yaşadığı bir yanılsamadan ibaret olduğunu’ söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve Avrupa’yı, ülkede son dönemde patlak veren protestolarda ‘gerilimi körüklemek’ ve halkı ‘kışkırtmakla’ suçladı.

 Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Pezeşkiyan, söz konusu aktörlerin iç gelişmelere müdahale ederek toplumsal huzursuzluğu körüklediğini savundu.

Arakçi, CNN’e verdiği demeçte İran’ın güvenliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, ülkesinin her türlü ‘terörist grupla’ mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. “Sistemimiz son derece sağlam ve temelleri o kadar güçlü ki, kişilerin değişmesi herhangi bir fark yaratmaz” diyen Arakçi, İran yönetiminin istikrarına dikkat çekti. Öte yandan İran’ın Mehr haber ajansı, Arakçi’nin, ülkesinin bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı. Arakçi ayrıca, İran’ın meşru çıkarlarını garanti altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu ifade etti.

Söz konusu açıklamalar, dün Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurmuştu.

Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın, nükleer silaha erişimin engellenmesine yönelik güvenceler ile yaptırımların etkin biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu kaydetti.

Arakçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında yapılan görüşmelerin her zaman verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti.

Arakçi, “Bu görüşmeler sırasında İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini bir kez daha vurguladım. Ülkemiz, İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alan, nükleer silaha sahip olunmamasına yönelik teminatlar içeren ve mevcut haliyle yaptırımların kaldırılmasını öngören adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazırdır” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın kendisine yönelik tehdit edilen bir askerî saldırıdan kaçınmak amacıyla bir anlaşma yapmak istediğine inandığını ifade etti. Tahran ise buna karşılık, füze kabiliyetlerinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İran ordusu yüksek alarm durumunda

İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ABD ve İsrail’i herhangi bir saldırı düzenlememeleri konusunda uyardı. Hatemi, Washington’un Körfez bölgesinde gerçekleştirdiği geniş çaplı askerî yığınaklar ışığında, İran Silahlı Kuvvetleri’nin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Hatemi, “Düşman bir hata yaparsa, bundan şüphesiz kendi güvenliğiyle birlikte bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliği de zarar görür” dedi. Hatemi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma ve askerî hazırlık açısından en yüksek seviyede’ bulunduğunu vurguladı.

Hatemi ayrıca, ABD Başkanı’nın İran’ın olası Amerikan saldırılarından kaçınmak için bir anlaşma arayışında olabileceğine yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin nükleer teknolojisinin ‘yok edilemeyeceğini’ ifade etti. Hatemi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bilim ve teknolojisi, bu vatanın bilim insanları ve evlatları şehit edilse bile ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İranlı yetkililer, ülkede son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik baskıların ardından artan gerilimi azaltabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişiminde bulunan Türkiye’yi ziyaret ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Kremlin tarafından da doğrulandı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Washington Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye gönderdi.


DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
TT

DMO, Bender Abbas'taki patlamanın ardından donanma komutanına suikast düzenlendiği iddialarını yalanladı

Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)
Tahran'da bir patlamanın neden olduğu yangının ardından yükselen duman (Arşiv – Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bugün, güneydeki bir şehirde sekiz katlı binada meydana gelen ve nedeni henüz belirlenemeyen patlamanın ardından donanma komutanının öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı.

İran devlet televizyonu, patlamanın sekiz katlı bir binada gerçekleştiğini, iki katın ve birkaç aracın yanı sıra bazı dükkanların zarar gördüğünü bildirdi. İtfaiye ekiplerinin olay yerinde müdahale için hazır bulunduğu kaydedildi.

İran medyası patlamayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirirken, bir yetkili basına bir kişinin hayatını kaybettiğini, 14 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

Patlamanın yaşandığı Bender Abbas, Umman Sultanlığı ile İran arasında stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinde bulunuyor. Dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.

Olay, İran ve ABD arasındaki artan gerilim ortamında meydana geldi. Söz konusu gerilim, üç yıl aradan sonra ülkede patlak veren geniş çaplı protestolar ve Batı’nın İran’ın nükleer programına ilişkin endişeleriyle birleşiyor.

Öte yandan Tehran Times, itfaiye müdürünün açıklamasına dayandırdığı haberinde, Batı İran’daki Ahvaz kentinde bir binada meydana gelen gaz patlamasında dört kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Ülke genelinde aralık ayında patlak veren protestolar, ekonomik zorluklar nedeniyle başlamış ve İran rejimi için son yılların en büyük sınavlarından biri olarak kaydedilmişti.

İranlı bir yetkili, Reuters’a verdiği demeçte, protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bunların arasında 500 güvenlik görevlisinin bulunduğunu açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü İran’a doğru bir ‘filo’ hareket ettiğini duyurdu. Birçok kaynak, Trump’ın İran’a yönelik seçenekleri değerlendirdiğini, bunların arasında güvenlik güçlerine yönelik hedefli saldırıların da bulunduğunu bildirdi.

Bugün erken saatlerde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD, İsrail ve Avrupa liderlerini ülkesindeki ekonomik sorunları istismar etmekle, huzursuzluğu kışkırtmakla ve bazı kişilere ‘milleti parçalama’ imkânı sağlamakla suçladı.

ABD dün DMO’yu, Hürmüz Boğazı’nda iki gün sürecek mühimmatlı deniz tatbikatı düzenlemesinin ardından, ‘güvensiz hareketleri kabul etmeyeceği’ konusunda uyardı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın hızlı teknelerinin ABD savaş gemilerine çarpma riski taşıyan rotalarda hareket etmesi de dahil olmak üzere, güvensiz tatbikatlara tolerans göstermeyeceğini duyurdu.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, “ABD güçlerine, bölgesel ortaklara veya ticari gemilere yönelik herhangi bir güvensiz davranış, gerilimi artırarak istikrarı bozma riskini yükseltir” denildi.


Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: Trump, Netanyahu ve Avrupa son protestolarda gerilimi tırmandırdı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bugün (cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Avrupa’yı, ülkede yakın dönemde patlak veren protestolarda “gerilimi kışkırtmakla” ve halkı “tahrik etmekle” suçladı.

İran’ın yarı resmî Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın bölgede barış ve istikrarın korunması için bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu, ülkenin meşru çıkarlarını güvence altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, dün (cuma) Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Ankara’nın ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurdu.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında da İran’ın, nükleer silaha erişimi engelleyecek güvence mekanizmalarını ve yaptırımların etkili biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu vurguladı.

Arakçi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel meseleler üzerine yaptığımız toplantı ve görüşmeler her zaman verimli ve yapıcı oldu” dedi.

Açıklamasında, “Bu görüşmeler sırasında, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını bir kez daha teyit ettim. İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alacak; nükleer silah edinilmeyeceğine dair garantiler ile mevcut yaptırımların kaldırılmasını içeren adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettim” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ise dün (cuma), İran’ın askeri bir saldırıyı önleyecek bir anlaşma yapmak istediğine inandığını söyledi. Buna karşılık Tahran, balistik füze kapasitesinin müzakere konusu olmadığını yineledi.

İranlı yetkililer, son dönemde protestoların sert biçimde bastırılması ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle tırmanan gerilimi düşürmeye katkı sunabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk yapmaya çalışan Türkiye’yi ziyaret ederken; Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme Kremlin tarafından da doğrulandı.

ABD Başkanı Trump, son haftalarda İran’a yönelik askeri saldırı tehdidini artırırken, Washington Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi.