Sudan, teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarıldı… Washington ve Hartum arasındaki çalkantılı dönüm noktaları

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)
TT

Sudan, teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarıldı… Washington ve Hartum arasındaki çalkantılı dönüm noktaları

Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)
Başkan Trump dün Beyaz Saray'da Sudan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı (AFP)

ABD ve Sudan arasındaki nefret ve gerginlik dönemi, Washington'un dün bu Afrika-Arap ülkesini 1998'de dahil ettiği terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkaracağını açıklamasıyla sona erdi. Bu adımla bağlantılı olarak, Hartum ve Tel Aviv ekonomik ve ticari normalleşme için adımlar attı. Beyaz Saray'da gerçekleştirilen sanal bir kutlama töreniyle ABD Başkanı Donald Trump, Sudan Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bir araya geldi.
Başkan Trump, Sudan ve İsrail'in aralarındaki ilişkileri normalleştirmeye başlamayı kabul ettiklerini söyleyerek, anlaşmayı Ortadoğu'da barışın inşası için dev bir adım olarak nitelendirdi. ‘Bunun Sudan tarihinde harika bir gün’ olduğunu söyleyen Trump, ‘İbrahim Anlaşması’na daha fazla ülkenin katılacağına söz verdi. Bu ülkelerin yakın gelecekte Beyaz Saray'da bir araya geleceğini de söyleyen Trump'a göre bu sayının en az beş ülke olması muhtemel.
Trump açıklamasında, “Dünyanın her ülkesinden büyük bir coşku görüyorum. İran mutsuz, Hizbullah mutsuz ve Hamas mutsuz ama neredeyse herkes mutlu” dedi.
Netanyahu ise yaptığı açıklamada kararı bölge için ‘yeni bir çağ’ olarak nitelendirerek övdü. İsrail Başbakanı, “Bu yeni bir çağ. Gerçek barış dönemi. Diğer Arap ülkeleriyle kapsamını genişleten bir barış... Bu çağın üç haftasını geride bıraktık. Arap Birliği, 1967 yılında Sudan'ın başkenti Hartum'da şu üç ilkeyi kabul etmişti: İsrail ile barışa hayır, İsrail’i tanımaya hayır ve İsrail’le müzakereye hayır. Ancak Hartum, bugün İsrail’le barışa evet, İsrail’i tanımaya evet ve İsrail’le normalleşmeye evet diyor” şeklinde konuştu.
Netanyahu yaptığı açıklamada, anlaşmaya aracılık ettiği için ABD Başkanı Donald Trump'a teşekkür etti. Ayrıca İsrail ve Sudanlı delegasyonların, ‘tarım, ticaret ve vatandaşlarımız için diğer önemli alanlar da dahil olmak üzere’ çeşitli alanlarda işbirliğini görüşmek üzere yakında toplanacağını söyledi.
Anlaşmanın sağlanmasında önemli bir rol oynayan Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner ise anlaşmadan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kushner, “Bu deklarasyonun İsrail ile Sudan arasında büyük bir barış anlaşması yaratacağı açıktır. Ve bu kolay değildi” dedi.
Üç ülke tarafından yapılan açıklamada, Sudan ve İsrail'in önümüzdeki haftalarda Beyaz Saray'da resmi imza töreni yapılması şartıyla, tarım, terörizm ve aşırılıkla mücadele odaklı ekonomik ve ticari ilişkilere başlama kararı aldıkları belirtildi.
Bu açıklama, Beyaz Saray'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın Sudan'ı terörizme destek olan ülkeler listesinden çıkarma kararını resmen imzaladığının, iki ülke arasında anlaşmaya varılan tazminattan 335 milyon dolar transferin ardından imzaladığı duyurunun hemen ardından geldi.

Beyaz Saray: Sudan için bir dönüm noktası
Beyaz Saray tarafından yapılan resmi bir açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bugün ABD ile Sudan arasındaki ikili ilişkilerde tarihi bir adım ve Sudan için bir dönüm noktası. Ülkenin tarihsel ve sürekli demokratik geçişine yeni bir işbirliği ve destek geleceği sağlayacaktır.” Açıklamada, Sudan geçiş hükümetinin ülke için yeni bir yol çizme ve Sudan halkını daha iyi bir gelecek inşa etme konusunda destekleme çabalarına övgüde bulunuldu.
Beyaz Saray, kararı, ABD Kongresi tarafından gözden geçirilmesi ve onaylanması için gerekli 45 günlük süreden başlayarak Kongre'ye resmi olarak bildirdi. Bu, terörizme destek veren ülkeler listesinden kaldırma kararının milletvekillerinin üçte iki çoğunlukla itiraz etmeleri durumu dışında Aralık ortalarında yürürlüğe gireceği anlamına geliyor. Yasa koyucuların bu adımın önemi konusundaki ezici fikir birliği göz önüne alındığında, bu nispeten imkansızdır. Beyaz Saray ayrıca milletvekillerini, 1998 yılında Tanzanya ve Kenya'daki ABD büyükelçiliklerine ve 2000 yılında ABD muhribi ‘Cole’e düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına tazminat ödenmesine izin verecek olan Egemen Bağışıklık Yasasını geçirmeye çağırdı.
ABD ile Sudan arasında 15 Ekim'de imzalanan ikili anlaşmaya göre, Kongre, ülkeyi diğer terörist saldırılarla bağlantılı olarak ABD’de kendisine karşı açılan davalardan korumak için Sudan'ın egemen dokunulmazlığını sağlayan bir yasayı geçirmelidir.
Sudan'ın iki ülke arasındaki anlaşma kapsamında ödediği tazminat, bu yasa yürürlüğe girene kadar askıya alınmış bir hesapta dondurulacak. Kongre kaynaklarının Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Dışişleri Bakanlığı ile yasanın bazı muhalifleri arasındaki görüşmelerin, yasanın bu yıl sonundan önce geçirilmesi amacıyla 24 saat görüşüldüğü belirtildi.
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ve Senato Dış İlişkiler Komitesi Kıdemli Demokrat Bob Menendez, Sudan'ı 11 Eylül kurbanlarının ailelerinin ABD mahkemelerinde açtığı davalardan muaf tutan herhangi bir yasaya karşı olduklarını ifade ettiler.
Bu davalar hala mahkemelerde görülüyor. Sudan'ın listeden çıkarılması için gerekli olan bu türden bir yasanın çıkarılması bu davaların düşmesine neden olacaktır.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yu, onaylanmadan önce karar metnine iki temel değişiklik eklemeye çağıran Menendez ve Schumer buna itiraz etti.
Kanun koyucular ve yönetim bu dosyada zamana karşı yarışıyor. Sudan'ın aktardığı 335 milyon dolarlık tazminat, yasa koyucular anlaşmazlıkları çözüp yasayı oylayana kadar ‘askıya alınmış hesapta’ kalacak. Ancak Sudan gelecek yıl bir anlaşmaya varılmazsa parayı tekrar çekmek zorunda kalabilir.
Demokrat Senatör Chris Coons, anlaşmazlıkları çözmeyi çalışacağına söz verdi. Sudan'ın listeden çıkarılmasının önemini vurgulayan Coons, “Trump yönetimi ve Kongre, terör mağdurları ve aileleri için tazminat sağlamak ve adaleti güvence altına almak için Sudan için Yasal Barış veya Egemen Dokunulmazlık Yasasını geçirme çabalarını iki katına çıkarmalı” dedi.
Sudan, teröre destek veren ülkeler listesine girmesi nedeniyle dokunulmazlığını kaybetti. Washington ve Hartum tarafından varılan anlaşma, aynı zamanda, Sudan'ın ABD federal mahkemelerinde devletin terörizm sponsoru olarak aleyhine açılan davalardan muaf tutulmasını sağlamak için yukarıda belirtilen yasayı geçirme çağrısını da içeriyor.

- Washington ve Hartum arasında yıllarca süren gerilim
* Yıllar önce Washington, Sudan'ı ‘kötülük ekseni’ ülkeleri arasında sınıflandırdı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, devrik lider Ömer El-Beşir'in geçtiğimiz yıl devrilmesinden bu yana iyileşti.
* Ömer el-Beşir, 1989 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen darbesinde iktidara geldi ve Sudan aşırı İslamcı gruplar için bir sığınak oldu. El Kaide lideri Usame bin Ladin'e kucak açtı. Sudan, 1970-1980’li yıllarda uluslararası terörizme karıştığı için dünyanın en çok aranan insanlarından biri olan ve Çakal Carlos olarak bilinen Ilich Ramirez Sanchez'i de kabul etti.
* 1993 yılında: ABD, Sudan’ı terörizme destek veren ülkeler listesine dahil etti.
*1994 yılında: Carlos, Sudan'ın ABD ve Fransa ile gizli bir anlaşma imzalamasının ardından, Hartum'da Fransız karşı casusluk ajanları tarafından tutuklandı.
*1996 yılında: Washington, Sudan'a uluslararası yaptırımlar uyguladıktan sonra ekonomik ambargo uygulayarak Hartum'daki büyükelçiliğini kapattı.
*1998 yılında: ABD, El Kaide örgütünün Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlediği saldırılara yanıt olarak Hartum'daki bir uyuşturucu üretim tesisini bombaladı. Washington, tesisin kimyasal silah üretimiyle bağlantılı olduğunu açıkladı ancak Sudan bunu şiddetle reddetti.
*2003 yılında: Hartum'da ABD'nin Irak'ı işgalini kınayan gösteriler sırasında ABD ve İngiliz bayrakları yakıldı.
*2004 yılında: ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ‘soykırım’ olarak tanımladığı Darfur bölgesindeki ihtilafla ilgili görüşmeler için 1978'den beri Sudan'ı ziyaret eden en üst düzey ABD'li yetkili oldu.
* Yakınlaşma, sonraki yıl halefi Condoleezza Rice'ın ziyaretiyle devam etti.
* 2006-2007 yılında: ABD yaptırımlarını sıkılaştırdı.
* 2008 yılında: Hartum'da ABD’li bir diplomat ve şoförü öldürüldü. Saldırı nedeniyle 4 kişi idam cezasına çarptırıldı.
* 2009 yılında: Hartum, Başkan Barack Obama'nın gelişiyle ‘gerçek bir değişim’ umdu. Ancak Obama havuç ve sopa politikası izledi.
* 2010 yılında: ABD yaptırımları uzatma kararı aldı.



İran'da protestolar yayılıyor... rejim “önleyici müdahale” ile tehdit ediyor

Hamedan'daki gösteriler sırasında trafik yavaşlarken bir protestocu zafer işaretleri yapıyor (AFP- Getty)
Hamedan'daki gösteriler sırasında trafik yavaşlarken bir protestocu zafer işaretleri yapıyor (AFP- Getty)
TT

İran'da protestolar yayılıyor... rejim “önleyici müdahale” ile tehdit ediyor

Hamedan'daki gösteriler sırasında trafik yavaşlarken bir protestocu zafer işaretleri yapıyor (AFP- Getty)
Hamedan'daki gösteriler sırasında trafik yavaşlarken bir protestocu zafer işaretleri yapıyor (AFP- Getty)

İran'daki protestolar dün onuncu gününe girerken, başkent ve diğer şehirlere yayıldı. Rejim ise olası herhangi bir yabancı müdahaleye “önleyici” yanıt vereceği tehdidinde bulundu.

Tahran'ın ana çarşısında protestolar yaşandı. Videolarda güvenlik güçlerinin protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığı görülüyor. Aynı zamanda ülke genelinde ticari bölgelerde grevler ve dükkanların kapatılması da yaşandı. Aktivistlere göre protestolar gece boyunca birkaç şehre yayıldı ve zaman zaman güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandı.

Şarku'l Avsat'ın İnsan hakları örgütü HRANA'dan aktardığına göre protestoların başlamasından bu yana 29 protestocu ve 4 çocuk dahil olmak üzere 35 kişi öldürüldü, bin 200'den fazla kişi gözaltına alındı ve protestolar ülkenin 31 ilinden 27'sine yayıldı.

Siyasi açıdan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ekonomik krizden yürütme ve yasama organlarının sorumlu olduğunu belirterek, televizyonda yayınlanan konuşmasında, parlamentonun ve hükümetin “birlikte ülkeyi bu duruma getirdiğini” söyledi ve krizin derinleşmesinden ekonomik kararları sorumlu tuttu. Pezeşkiyan, bu hatanın “tek bir kişinin suçu olmadığını” ifade etti.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin üst düzey savunma komitesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın protestocuları "kurtarma" uyarısının ardından, İran'ın "olaydan sonra karşılık vermekle sınırlı kalmadığı" ve dış tehdit göstergelerini "güvenlik denkleminin bir parçası" olarak değerlendirdiği konusunda bir açıklama yayınladı.


WSJ: Rus denizaltısı, ABD'nin Venezuela açıklarında ele geçirmeye çalıştığı petrol tankerine eşlik ediyor

Bir petrol tankeri, Amerika'nın bu sektörü kontrol altına alacağına dair endişeler arasında Venezuela'nın Maracaibo kentindeki Maracaibo Gölü'nde seyrediyor (EPA)
Bir petrol tankeri, Amerika'nın bu sektörü kontrol altına alacağına dair endişeler arasında Venezuela'nın Maracaibo kentindeki Maracaibo Gölü'nde seyrediyor (EPA)
TT

WSJ: Rus denizaltısı, ABD'nin Venezuela açıklarında ele geçirmeye çalıştığı petrol tankerine eşlik ediyor

Bir petrol tankeri, Amerika'nın bu sektörü kontrol altına alacağına dair endişeler arasında Venezuela'nın Maracaibo kentindeki Maracaibo Gölü'nde seyrediyor (EPA)
Bir petrol tankeri, Amerika'nın bu sektörü kontrol altına alacağına dair endişeler arasında Venezuela'nın Maracaibo kentindeki Maracaibo Gölü'nde seyrediyor (EPA)

Wall Street Journal, bir ABD yetkilisine dayandırdığı haberinde, Rusya'nın yaşlanan petrol tankeri Bella 1'e refakat etmek üzere bir denizaltı ve diğer savaş gemileri gönderdiğini bildirdi. Bu haber henüz doğrulanmadı.

ABD Başkanı Donald Trump dün sosyal medya platformunda, Venezuela'nın “geçici yetkililerinin” ABD'ye piyasa fiyatlarından 30 ila 50 milyon varil “yüksek kaliteli” petrol satacağını belirtti.

Trump, Truth Social'da şunları yazdı: “Enerji Bakanı Chris Wright'tan bu planı derhal uygulamaya koymasını istedim. Petrol, depolama gemileriyle taşınacak ve ardından doğrudan ABD'deki boşaltma rıhtımlarına getirilecek.”

Trump, fonların başkan olarak kendi kontrolünde kalacağını, ancak Venezuela ve Amerika Birleşik Devletleri halkının yararına kullanılacağını da ifade etti.


Trump: Venezuela Amerika'ya yaklaşık 50 milyon varil petrol teslim edecek... ve biz bunu kendi çıkarımız için satacağız

Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)
Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)
TT

Trump: Venezuela Amerika'ya yaklaşık 50 milyon varil petrol teslim edecek... ve biz bunu kendi çıkarımız için satacağız

Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)
Trump, Beyaz Saray'daki kabine toplantısında (Arşiv- AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'nın yaptırımlara tabi 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD'ye teslim edeceğini söyledi. Bu karar, hafta başında ülkesinde ABD güçleri tarafından tutuklanan Nicolas Maduro'nun devrilmesinin ardından alındı.

Trump, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Bu petrol piyasa fiyatından satılacak ve ben, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak, bu fonların Venezuela ve Amerika Birleşik Devletleri halkının yararına kullanıldığından emin olmak için bu fonları kontrol edeceğim!” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, konuyla ilgili bilgi sahibi üç kişinin bildirdiğine göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela İçişleri Bakanı'nı, geçici Başkan Delcy Rodriguez'in ABD taleplerini karşılamasına ve Maduro'nun devrilmesinden sonra düzeni sağlamasına yardımcı olmadığı takdirde hedef listesinin başına koymuş durumda.

ABD yönetiminin düşünce tarzını bilen bir kaynak, yaygın insan hakları ihlalleriyle suçlanan güvenlik güçlerini kontrol eden Diosdado Cabello'nun, Trump'ın geçiş döneminde istikrarı sağlamak için geçici yöneticiler olarak güvenmeye karar verdiği Maduro’ya sadık birkaç biri olduğunu söyledi.