İran’dan ABD yaptırımlarını aşmak için petrol karşılığı mal takası önerisi

İran Petrol Bakanı Zengene, çarşamba günü Bakanlar Kurulu toplantısında konuşurken yanında Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Şeriatmedari görülüyor (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Petrol Bakanı Zengene, çarşamba günü Bakanlar Kurulu toplantısında konuşurken yanında Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Şeriatmedari görülüyor (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran’dan ABD yaptırımlarını aşmak için petrol karşılığı mal takası önerisi

İran Petrol Bakanı Zengene, çarşamba günü Bakanlar Kurulu toplantısında konuşurken yanında Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Şeriatmedari görülüyor (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Petrol Bakanı Zengene, çarşamba günü Bakanlar Kurulu toplantısında konuşurken yanında Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Şeriatmedari görülüyor (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran hükümeti, ABD’nin, petrol satışlarına uyguladığı yaptırımları ve dolarla ticaret yapmasına yönelik engellemelerini atlatma konusunda yeni aşamaya geçerek petrol karşılığında mal takas etme önerisinde bulundu.
İran ekonomisi, ABD'nin İran’ın bankacılık ağına uyguladığı yaptırımları sıkılaştırmasının ardından hükümetin acil önlemler alması sonrası son iki hafta içinde para birimi riyaldeki düşüş nedeniyle büyük zarar gördü. İran bir yandan Japonya, Irak ve Güney Kore'den dondurulmuş mal varlıklarının iadesi için diplomatik faaliyetlerde bulunurken bir yandan piyasalara günlük 50 ila 75 milyon dolar nakit pompalıyor. Piyasalarda yaşanan bu dalgalanma yeni bir fiyat yükselişini tetiklerken insülin gibi ilaçlar da dahil olmak üzere temel ürünler piyasadan bir bir çekiliyor.
İran hükümetinin, son zamanlarda petrolü borsaya arz ederek ön satış yapma fikri, ekonomistlerin uyarılarının ardından başarısız olurken İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene, geçtiğimiz perşembe günü, ABD yaptırımlarına rağmen İran’ın petrol satmasını sağlamak için yeni bir plan açıkladı. Zengene, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile İran’ın bölgesel davranışlarını değiştirmek ve mevcut nükleer anlaşma yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya varmak için izlediği azami baskı stratejisinin bir parçası olarak yeniden uygulanan ABD yaptırımlarından etkilenen dış ticareti canlandırmak için Petrol Bakanlığı ile Merkez Bankası arasında petrol karşılığında mal takası için ortak bir planın yürürlüğe girmesini onayladığını duyurdu.
Zanganeh, Sanayi ve Tarım bakanlarının yanı sıra Merkez Bankası Başkanı ile yaptığı ortak toplantının ardından ‘takasın, yaptırımlarla mücadele ve ülkelerle dış ticaretin büyümesinin klasik yöntemlerinden biri’ olduğuna dair inancını dile getirdi. Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ise ABD’nin, mevcut koşullar altında, İran’ın finans ve bankacılık sektörlerini engellemek için tüm kararları aldığını, bu yüzden takasın, İran ekonomisi önündeki düğümü çözebileceğini söyledi. Himmeti, ülkesinin dış ticaret alanında ‘büyük bir değişime’ şahit olmasını beklediğini ifade etti. Geçtiğimiz aylarda Çin, Venezuela ve Suriye’nin isimleri, İran'ın petrol yaptırımlarını atlatma girişimleriyle ilişkilendirilse de Petrol Bakanı Zengene ve Merkez Bankası Başkanı, petrolü mal ile takas etmek isteyen ülkeleri açıklamadılar. Himmeti, cuma günü, Merkez Bankası’nın petrol ve petrol ürünleri fiyatlarındaki düşüşe rağmen son yedi ayda 18,5 milyar dolar tasarruf ettiğini söyledi.
Himmeti, ‘petrol dışı mallara ek olarak ham petrol ve türevleri ihracatı için çeşitli yolları olduğundan’ ve  ‘nakit rezervi ile ilgili koşulların iyileştiğinden’ bahsederken yaptırımların petrol satışları üzerindeki etkisini ve ABD’nin İran ekonomisine yönelik yeni yaptırımlarını küçümseyerek, İran’ın içinde bulunduğu ekonomik kriz çerçevesinde döviz stokundaki iyileşme olduğu konusunda piyasalara güven vermeye çalıştı. Himmeti, dış ticaretin büyümesiyle ve yerli üretim imkânlarının kullanılmasıyla, petrol karşılığında temel ürünlerin takasının artacağını’ söyledi. Himmeti ayrıca Sanayi Bakanlığı’nın da dış ticaretten sorumlu olmasından ötürü fabrikaların ham madde ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli ithalatlar üzerinde çalıştığını sözlerine ekledi.
İran, takas planını, silah ambargosunun kaldırılmasının ardından temel ihtiyaçlarına göre silah satın alabileceğini açıklamasının üzerinden bir haftadan kısa bir süre geçtikten sonra duyurdu. Nükleer anlaşmayı destekleyen Avrupalı ​​çevreler, ABD’nin silah ambargosunun kaldırılması karşıtı tutumunun öneminin yanı sıra Tahran'ın ekonomik sorunlar yaşarken silah satın alma anlaşmaları yapma şansını da azaltmaya çalıştı.
İran’ın ABD yaptırımları ve ekonomik krizin üstesinden gelmek için petrol karşılığında silah satın almaya başvuracağı varsayımı, aylar önce öne sürülen hipotezlerden biriydi.
Bu arada Mali Eylem İzleme Grubu (FATF) cuma günü, İran ve Kuzey Kore'nin küresel finans sistemi için en tehlikeli ülkeler listesinde kalmaya devam edeceklerini duyurdu.
ABD Hazine Bakanlığı’ndan cuma günü yapılan açıklamada, FATF’nin, ABD ve BM yaptırımlarını atlatmayı ve kitle imha silahlarının yayılmasını hedefleyen fonların izlenmesini güçlendirmek amacıyla kriterlerini değiştirmeyi kabul ettiğini söyledi. Bakanlık, FATF’nin geçtiğimiz hafta yaptığı toplantıda yeni kriterleri onayladığını ve bu tür silahların yayılmasını engellemek için küresel tepkiyi güçlendireceğini söyledi.
Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Kuzey Kore ve İran, ABD ve BM yaptırımlarından kaçınmak ve ‘tehlikeli amaçlarını’ sürdürmelerine yarayacak fon akışını sağlamak için FATF üyesi pek çok ülkede kurulmuş paravan şirketler de dahil olmak üzere karmaşık mali ağlara sahip” ifadeleri yer aldı.
Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars’ın haberine göre İran-Irak Ticaret Odası Başkanı Yahya İshak, doların 300 bin riyalin üzerine çıkarmasını, ‘kullanılmamış altın bir fırsat’ olarak niteledi. İshak, ülkede para yönetimiyle ilgili bir değişiklik yapılması çağrısında bulundu.
İranlı yetkili açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“İhracat kaynaklarının ülke ekonomisine geri döndürülmesine ihtiyaç duyulmasına rağmen, Merkez Bankası’nın ihracat kaynaklarını kontrol etme ve yönetme yöntemi, sadece etkin bir döviz yönetimiyle sınırlı olmamalıdır. Planların mevcut ekonomik gerçeklere dayandırılması da gerekir.”
İshak, ihracat kaynaklarını yönetme kriterinin ‘bu ürünlerin yönetimi ve ithalatı çerçevesinde değil, ekonomi üzerindeki etkileri’ bağlamında olması çağrısında bulundu.
Kötüleşen ekonomik durum, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile muhalifleri muhafazakarlar ve iktidardaki ortakları arasında, dış politikanın gereklilikleri ve ülke yönetimi konusunda yeniden ortaya çıkan bölünmenin ana nedeniydi.
Bu arada Cumhurbaşkanı Ruhani, tarihte Şiilerin ikinci imamı Hasan bin Ali'nin Muaviye bin Ebî Sufyan'la yaptığı barışı hatırlatarak ABD ile müzakere masasına dönme olasılığına dair küçük bir imada bulundu.
Ruhani göreve geldiği günden bu yana, sorgulanması yönündeki çağrılar da dahil olmak üzere daha önce eşi-benzeri görülmemiş eleştirilere maruz kaldı. Dahası, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu Başkanı Mücteba Zünnur, Ruhani için idam çağrısında bulundu.
Diğer yandan İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, cumartesi günü bazı eleştirileri ‘saldırgan’ ve ‘yanlış’ olarak nitelendirerek Cumhurbaşkanı ile muhalifleri arasındaki çatışmayı sonlandırdı.
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi, Hamaney’in desteğinin ‘hükümet ile tüm siyasi taraflar arasındaki son söz olması’ çağrısında bulundu.
Ülkenin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını krizi ve daha önce eşi-benzeri görülmemiş yaptırımlarla karşı karşıya olduğu bir zamanda, kamuoyunun ‘faydasız meselelerle’ meşgul edilmemesi uyarısında bulunan Vaizi, ‘halihazırda var olan tehlikeli durumları en az zararla’ atlatmanın yanı sıra ‘birlik ve uyumu korumanın’ önemine dikkati çekti.



Zoom'da 900 çalışanı kovan eski CEO'ya kendi şirketinden dava

Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
TT

Zoom'da 900 çalışanı kovan eski CEO'ya kendi şirketinden dava

Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)

Bir Zoom görüşmesinde 900 çalışanı işten çıkarmasıyla tanınan eski CEO Vishal Garg'a, kurucusu olduğu şirket dava açtı.

Forbes'un haberine göreBetter Home & Finance, kurucusu Garg'a şirketin kontrolünü yeniden ele geçirmek amacıyla "her şeyi yakıp yıkmaya dayalı bir kampanya" yürüttüğü suçlamasıyla dava açtı. Davada Garg'ın çalışanlarına "maymun" ve "aptal yunuslar" gibi isimler takarak hakaret ettiği de öne sürülüyor.

Garg, pandemi sırasında 2 dakikadan kısa süren bir Zoom görüşmesinde yaklaşık 900 çalışanını kovmasıyla gündem olmuştu.

3 Ağustos'ta şirketin yönetim kurulu onu CEO'luktan azletme kararı aldı. Garg dışındaki bütün üyeler görevden alınmasını destekledi.

Dava dilekçesinde şirketin 2022'den bu yana net zararının 1,5 milyar doları aştığı ve Garg'ın liderliğinde şirketin hisse senedi fiyatında yüzde 90'dan fazla düşüş yaşandığı belirtiliyor.

Dava, Garg'ın şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için bir "hissedar koalisyonu" kurmaya çalıştığını ve şirket hakkında çok sayıda yanıltıcı açıklama yayarak "piyasayı bilgi bombardımanına tuttuğu" iddia ediliyor.

Dava, Garg'ın eylemlerinin federal menkul kıymetler yasasını ihlal ettiğini öne sürüyor.

Dava dosyasında Garg'ın 3 Ağustos'ta görevden alınmasının ardından şirkete karşı bir "intikam kampanyası" başlattığı iddia ediliyor. 10 Ağustos'ta Garg'ın, şirketin yönetim kuruluna tüm üyelerinin istifa etmesini isteyen bir mektup gönderdiği öne sürülüyor. Garg'ın, hamlesini destekleyen "endişeli hissedarlardan" oluşan bir grubun arkasında durduğunu iddia ettiği belirtiliyor.

Davaya göre Garg, medya bombardımanı yoluyla bu hissedar ordusunu bir araya getirdi. Dosyaya göre Vishal Garg, şirketin hissedar oylarının "yüzde 52'sini zaten topladığını" yanlış bir şekilde iddia etmek için basın bültenleri, sosyal medya ve geleneksel medya mecralarını kullandı. Oysa görünüşe göre ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) gerekli vekaletname beyanlarının hiçbirini sunmamıştı.

Vekaletname açıklamaları, yönetim kurulu toplantıları gibi önemli toplantılarda bulunamayan hissedarları, şirketin görünümü ve performansıyla ilgili kritik bilgilerden haberdar etmek için kullanılıyor.

Şirket, mahkemeden Garg'ın tüm hissedar desteğini geçersiz kılmasını ve en az 30 gün boyunca daha fazla hissedar desteği talep etmesini engellemesini istiyor.

Garg'ın kendisi de geçici CEO'ya atıfta bulunarak "menkul kıymetler yasası ihlali yapmış olabilecek tek isimler Daniel Lewis ve yönetim kuruludur" diye yazdı.

The Independent, yorum almak için Better Home & Finance ve Vishal Garg'la iletişime geçti.

Independent Türkçe


İsrail basını: Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan saldırı Türklere bir mesajdı

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
TT

İsrail basını: Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan saldırı Türklere bir mesajdı

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)

İsrail resmi çevreleri, Suriye'nin kuzeyindeki İdlib'in doğu kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini bombaladığına dair Suriye'nin suçlamaları karşısında sessizliğini korusa da İsrailli bir yetkili ABD merkezli Fox News haber kanalına yaptığı kısa açıklamada, saldırıyı itiraf ederek Tel Aviv'in saldırıyla ilgili olarak Washington'ı önceden bilgilendirdiğini söyledi.

İsrail'de ABD'ye yönelik sürpriz bir gayri resmi itiraf olarak nitelendirilen durumla ilgili olarak yetkili, “Son derece hassas olan istihbarat bilgileri, önceden ABD ile çeşitli kurum ve kuruluşlarda en üst düzeyde paylaşıldı” dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ‘vekil güçler barındıran önceki Suriye rejimi gibi hareket edemeyeceğinin farkında olduğunu’ sözlerine ekleyen yetkili, “Muhtemelen neler olup bittiğini anlamıyordu ya da bundan haberi yoktu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, ‘istihbarat bilgilerinin son derece gizli olması nedeniyle’ Fox News’a daha fazla detay vermekten kaçındı.

gthyj
Dün gerçekleştirilen İsrail saldırılarının ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nde meydana gelen yıkımdan bir kare (Reuters)

Bu gelişmenin hemen ardından tüm İsrail basını bu açıklamayı manşetlerinden yeniden yayımlayarak, saldırının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesaj olduğunu vurguladı.

Bilindiği üzere İsrail, bir şeyi resmi olarak kabul etmek istemeyip üstlenmek istediğinde, bilgileri İsrail dışındaki medya organlarına sızdırma yoluna başvuruyor ve ardından bu haberler İsrail'de doğrulamalar, analizler ve haberle yeniden ele alınıyor.

İsrail basını, İsrail’in istisnai saldırıya yönelik üstü kapalı itirafının, ABD’nin alışılmadık kınamasına bir yanıt olduğunu değerlendirdi. İsrail basını ayrıca, saldırının Türkiye’nin Suriye'deki rolünü dizginleme girişimi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da bir mesaj teşkil ettiğini belirtti.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrail hükümeti ve ordusunun Suriye’de saldırılar düzenlendiği yönündeki suçlamalar hakkında yorum yapmayı reddetmesinin ardından, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'tan alışılmadık bir kınama geldiğini aktardı. Buna karşılık üst düzey bir İsrailli yetkilinin Fox News’a yaptığı açıklamada Barrack’a yanıt vererek operasyonun İsrail'e ait olduğunu kabul ettiğini ve Tel Aviv'in saldırıdan önce Washington ile ‘hassas istihbarat bilgileri’ paylaştığına dikkati çektiğini belirtti.

Kimliği belirsiz uçaklar, İdlib, Hama ve Halep vilayetleri arasındaki stratejik konumu ve Suriye’nin el-Badiye (çöl) bölgesine yakınlığıyla öne çıkan, Suriye'nin kuzeyindeki en önemli askeri üslerden biri sayılan hava üssüne saldırı düzenleyerek pistlerinde ve depolama tesislerinde hasara yol açmıştı.

Fox News kanalına yapılan kısa açıklama dışında hiçbir İsrailli yetkili veya kaynak saldırı hakkında açıklamada bulunmadı. Ancak İsrail basını bunun Türkiye'ye verilen bir mesaj olduğunu belirtti.

Times of Israel gazetesi, saldırının İsrail'in Suriye'deki Türk nüfuzu ve varlığının kökleşmesini engellemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleştiğini, daha önce de Türkiye'nin yeni Suriye hükümetine bağlı hava kuvvetlerinin inşasına ve güçlendirilmesine yardım etmesini engellemeyi amaçladığı düşünülen saldırılar gerçekleştirdiğini ifade etti.

Gazete askeri bir kaynağa dayandırarak 2024'ün sonlarında Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana üssün yeni Suriye ordusu için bir eğitim merkezi olarak kullanıldığını, Suriye'nin ağustos ayı başlarında Rus yapımı MiG-21 savaş uçakları kullanarak hava tatbikatları gerçekleştirdiğini ve bunun Esed rejiminin düşmesinden bu yana bu türde yapılan ilk tatbikat olduğunu aktardı.

xcdf
İsrail, Türkiye'nin Humus'taki T-4 üssüne ekipman taşımak için kullandığı iddiasıyla Hama Askeri Havalimanı'nı imha etti (AP)

Geçtiğimiz hafta İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN), İsrailli güvenlik yetkililerinin Suriye'nin hava kuvvetlerini yeniden inşa etme çabalarını hızlandırdığına dair bulgular tespit ettiğini bildirdi. Bunlar arasında yeni pilotların silah altına alınması, uçuş eğitimlerinin yapılması ve savaş uçaklarının kullanıldığı ilk tatbikatın gerçekleştirilmesi yer alıyor. KAN, İsrailli bir güvenlik kaynağına dayandırarak İsrail'in gelişmeleri yakından takip ettiğini ve endişeleri konusunda ABD'yi bilgilendirdiğini aktardı.

İsrail merkezli haber sitesi Walla, hava üssünün hedef alınmasının, tesisin yeniden faaliyete geçirilmesinde Suriye'ye yardım eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesaj olduğunu belirtti. Site, son dönemde Suriye hava kuvvetlerinin kapasitesini yeniden yapılandırma girişimlerine dair bulguların ortaya çıktığını vurguladı. Ayrıca 11 Ağustos'ta Suriye uçaklarının Halep ve İdlib vilayetleri semalarında MiG-23 tipi uçakların da kullanıldığı eğitim uçuşları gerçekleştirdiğini bildirdi.

i24News sitesi de Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde artan varlığına ve Ankara'nın Suriye askeri tesislerinin onarımına katılımına değindi. Site, saldırının daha geniş çaplı bir çatışmayla bağlantılı olduğunu ifade etti.

İsrail televizyon kanalı Kanal 14 ise saldırının, Esed rejiminin düşmesinden bu yana Türkiye'nin Suriye'deki en belirgin aktörlerden biri haline geldiği bir dönemde gerçekleştiğini ve İsrail'in Türkiye’nin oradaki askeri varlığına ve nüfuzuna karşı daha hassas hale geldiğini aktardı.

defrtg
Dün Ebu Zuhur beldesinde motosikletli bir adam (Reuters)

Bombalanan hedefin ne olduğu tam olarak netlik kazanmazken İsrail Ordu Radyosu, ortada net bir hedefin bulunmadığını, bunun muhtemelen yerdeki bir unsur, hava üssüne giden bir sevkiyat ya da bir uçağın yahut bir sevkiyatın ulaşmasını engelleme girişimi olabileceğini belirtti. Radyo, hedefin büyük ihtimalle Türkiye'nin Suriye ordusunu silahlandırma ve askeri kapasitesini geliştirmesine yardımcı olma çabalarıyla bağlantılı olduğunu bildirdi.

Saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğinin doğrulanması halinde bu, İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki Suriye ordusu kamplarını hedef aldığını duyurduğu geçtiğimiz mart ayından bu yana İsrail Hava Kuvvetleri tarafından bu türde düzenlenen ilk saldırı olacak.

fgthy
Suriye'nin Kuneytra vilayetinin güneybatısındaki Divaya es-Sakra köyünde İsrailli askerler ve askeri araçlar (Arşiv – Dolaşımdaki bir fotoğraf)

Öte yandan Reuters, NATO'daki en büyük ikinci orduya sahip olan ve kısa süre önce Pakistan ve Suudi Arabistan ile ortak savunma anlaşması imzalayan Türkiye'nin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri haline geldiğine dikkati çekti. Türkiye, Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapının yeniden inşasına yardımcı oluyor ve Suriye'ye askeri ile diplomatik destek sağlıyor.

Ajansın aktardığına göre Türkiye'de iktidarda olan Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, saldırıların ‘İsrail politikalarının bölge halklarının barış ve huzurunun en büyük düşmanı olduğunu bir kez daha gösterdiğini’ söyledi. Çelik sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Buna karşı tüm uluslararası toplum beraber tepki vermelidir” diye yazdı.

İsrail ordusu, Suriye’de 2024 yılının sonlarında Esed rejiminin düşmesinden bu yana büyük bir kısmı tampon bölge içinde olmak üzere Suriye'nin güneyindeki 9 noktada konuşlu durumda.

İsrail güçleri, ‘düşman güçlerin eline geçmesi halinde tehdit oluşturabilecek’ silahlara el koyma iddiasıyla Suriye topraklarının yaklaşık 15 kilometre derinliğine uzanan bölgelerde faaliyet gösteriyor.


Trump, İran ile müzakere kapısını kapattı

ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)
TT

Trump, İran ile müzakere kapısını kapattı

ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran ile müzakere kapısını kapattı. Devam eden veya planlanmış herhangi bir temasın olmadığını açıklayan Trump, İran’a yönelik deniz ablukasının ‘tüm gücüyle’ devam ettiğini vurguladı. Öte yandan, İran Meclis Başkanı ve Başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf'ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasında ısrar etmesi ve açılmasını İslamabad Mutabakatı’nın uygulanmasına bağlamasının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim daha çetin bir aşamaya girdi.

Trump, Hürmüz Boğazı'nın ‘açık ve normal bir şekilde çalıştığını’, tüm deniz mayınlarının temizlendiğini veya imha edildiğini söyledi.

Trump'ın damadı ve Özel Temsilcisi Jared Kushner pazartesi günü, Washington ile Tahran arasındaki temasların ‘her zamankinden daha ciddi’ olduğunu, ancak bir mutabakata varılamadığını ifade etmişti.

Buna karşın Kalibaf, İran limanları üzerindeki abluka kaldırılmadan, İran petrolüne yönelik yaptırımlar iptal edilmeden, dondurulmuş fonlar serbest bırakılmadan ve tüm cephelerdeki askeri tehditler ile operasyonlar sona ermeden boğazın ‘açılmayacağını’ vurguladı.

Öte yandan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ABD’nin ‘kontrole sahip olduğundan’ bahsetmesine rağmen Hürmüz Boğazı’nı yeniden açamadığını belirterek, Körfez'in ‘ABD sonrası bir düzene’ girdiğini savundu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de Trump'ın Hürmüz Boğazı’nı ‘yeni bir Amerikan bölgesi’ olarak nitelendirerek paylaştığı bir fotoğrafa tepki gösterdi ve Tahran'ın kısa süre içinde Trump’ın Hürmüz Boğazı ile ilgili ‘yanılsamalarını’ düzelteceğini söyledi.