Pompeo: Çin'in Uygur Müslümanlarına yönelik muamelesi 'din özgürlüğüne en büyük tehdit'

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Endonezya'yada (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Endonezya'yada (EPA)
TT

Pompeo: Çin'in Uygur Müslümanlarına yönelik muamelesi 'din özgürlüğüne en büyük tehdit'

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Endonezya'yada (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Endonezya'yada (EPA)

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin'in Uygur Müslümanlarına yönelik muamelesini din özgürlüğüne yönelik en büyük tehdit olarak nitelendirdi.
Pompeo’nun bu açıklaması, Endonezya'nın en büyük Müslüman örgütü Nahdlatul Ulema'nın gençlik kolları önünde yaptığı konuşma sırasında geldi.
Reuters haber ajansına göre, ticaret ve güvenlik ilişkilerini güçlendirmek için bölgesel bir tur kapsamında dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesini ziyaret eden Pompeo, Endonezyalıları Çin'in Sincan, Uygur Müslümanlarına yönelik muamelesiyle ilgili gerçekleri araştırmaya çağırdı.
ABD’li bakan, Çin'in tartışmalı Güney Çin Denizi konusundaki iddialarını reddettiği için Endonezya'ya övgüde bulundu.
Bu yılın başlarında Endonezya, münhasır ekonomik bölgesine saldırdığını söylediği balıkçı teknelerini ve Çin Sahil Güvenlik gemilerini sınır dışı etti.
Endonezya’dan önce Pompeo Sri Lanka, Hindistan ve Maldivler'i ziyaret etti.
Pompeo, Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi ile yatığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısı sırasında, “Yasalara uyan tüm ülkeler, Çin Komünist Partisi'nin Güney Çin Denizi'ndeki yasadışı iddialarını reddediyor. Endonezya'nın Natuna Adaları üzerindeki deniz egemenliğini korumaya yönelik kararlı eylemi için ortaya koyduğu örneği memnuniyetle karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.
Marsudi ise, Güney Çin Denizi'nin istikrarlı ve huzurlu bir deniz olarak korunması gerektiğini vurguladı.



Britanya, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamanın yollarını araştırıyor

İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
TT

Britanya, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamanın yollarını araştırıyor

İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   

İngiltere'nin Orta Doğu'dan Sorumlu Bakanı Hamish Falconer, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının önemi konusunda dünya çapındaki ortaklarıyla görüşmeler yürüttüğünü belirterek, seyrüsefer özgürlüğünün "temel bir ilke" ve "bölge ve dünya için acil bir ihtiyaç" olduğunu vurguladı ve bu ilkenin pratikte uygulanmasını sağlamak için müttefiklerle çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.

Bakan, İngiliz pilotlarının Ortadoğu'daki savunma operasyonları kapsamında 650 saat hava desteği sağladığını açıkladı ve İngiliz vatandaşlarını ve müttefiklerini korumak için insansız hava araçlarına (İHA) karşı koyma ve yer radarlarının ve uçaksavar füzelerinin yeteneklerinden yararlanma çabalarının devam ettiğini belirtti.

Falconer, Suudi Arabistan'ın mevcut kriz sırasında oynadığı "önemli" rolü övdü, ülkesinin İngiliz vatandaşlarına sağladığı destek için minnettarlığını dile getirdi ve Krallığın ve diğer Körfez ortaklarının onlara karşı tutumunu "çok cömert" olarak nitelendirdi.


Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor
TT

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

İsrail, bugün erken saatlerde İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah erken saatlerde, "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" ifadelerini kullandı.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yaklaşan müttefiklerini eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıları tekrarlamamasını istediğini söyledi.

Netanyahu daha sonra perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail'in İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasını bombalama konusunda tek başına hareket ettiğini belirtti ve Trump'ın İsrail'den bu tür saldırıları durdurmasını istediğini doğruladı.


İki eski FBI ajanı: Trump hakkındaki soruşturmalar yüzünden işten çıkarıldık

FBI Direktörü Kash Patel (AP)
FBI Direktörü Kash Patel (AP)
TT

İki eski FBI ajanı: Trump hakkındaki soruşturmalar yüzünden işten çıkarıldık

FBI Direktörü Kash Patel (AP)
FBI Direktörü Kash Patel (AP)

Geçen yıl görevden alınan iki eski FBI ajanı, dün açtıkları federal davada, işten çıkarılmalarının "tek bir nedeni" olduğunu iddia etti: Başkan Donald Trump'ın 2020 seçim sonuçlarını geçersiz kılma çabalarını hedef alan soruşturmalara dahil olmaları.

"John Doe 1" ve "John Doe 2" kod adlarıyla mahkemeye başvuran iki ajan, bu davadaki tek kişiler değil; ancak "Arctic Frost" olarak bilinen ve seçim soruşturmasında çalışan onlarca kişiyi etkileyen daha geniş bir işten çıkarma kampanyası için model teşkil ediyorlar.

Bu dava, güvenlik teşkilatının direktörü Kash Patel'in gözetiminde yürütülen ve öncelikle Cumhuriyetçi başkanın dosyalarına ilişkin soruşturmalara katkıda bulunanları veya yeni yönetimin vizyonuyla aynı doğrultuda olmayanları hedef alan tasfiye duvarındaki son yasal çatlağı temsil ediyor.