Yol ayrımında iki kriz: Macron’un cumhurbaşkanlığı en önemli sınavını veriyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
TT

Yol ayrımında iki kriz: Macron’un cumhurbaşkanlığı en önemli sınavını veriyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, görev süresi yol ayrımına girerken koronavirüs (Kovid-19) salgınının ikinci dalgasıyla mücadele ve terör saldırılarının yeniden başlamasıyla aynı anda iki krizle mücadele etmek durumunda kaldı. Macron’un görevi süresince kaydettiği başarı ve başarısızlıklar, yeniden seçilme şansını belirleyecek.
Macron, ülkede bir dönüşüm gerçekleştirebilecek, Fransa’nın umutsuz bir şekilde ihtiyaç duyduğu reformları yapabilecek ve ülkenin dünya sahnesindeki konumumu yeniden kazanabilecek bir lider olarak görüldüğü iyimser atmosferden yararlanarak 2017 yılında cumhurbaşkanı koltuğuna geçmişti.
Ancak genç Cumhurbaşkanı, iki yıldır 2018 yılında başlayan ve bir yıl içinde oldukça ivme kazanan ‘Sarı Yelekliler’ hareketiyle patlak veren bir kriz silsilesiyle karşı karşıya kaldı. Bunun ardından ülkenin emeklilik sistemini değiştirmesi üzerine geçtiğimiz kış aylarında genel grevler gerçekleştirildi.
Grevlerle katılım oranının düşmeye başlamasıyla Macron görev süresinin ikinci yarısı için projeler geliştirmeye başladı. Koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyaya yayıldı. Bu durum da Fransa’yı, salgını kontrol altına almak için sınırları tamamen kapatmaya sevk etti. Fransız ekonomisi, kapanmanın yansımalarından kurtulmaya başladığında Kovid-19 salgınının ikinci dalgası patlak verdi. Bu durum Macron’u geçtiğimiz hafta ikinci bir ülke geneli karantina ilan etmek zorunda bıraktı.
Fransa şu an bir öğretmenin kafasının kesilmesi ve bir kiliseye gerçekleştirilen sonucunda 3 kişinin hayatını kaybettiği radikal saldırılar nedeniyle bir şok yaşıyor. Söz konusu saldırılar terörizmle mücadeleyi hükümetin öncelikler sıralamasının en tepesine taşıdı.
Geçtiğimiz Cumartesi günü ise Lyon kentinde bir rahibe, nedeni henüz belirlenemeyen bir silahlı saldırının hedefi oldu.
Fransız Siyasi Hayatı İnceleme Merkezi'nde siyasi araştırmacı olan Bruno Cotter, mevcut aşamanın Macron için iktidara geldiğinden beri en zoru olduğunu söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı’nın ismini açıklamak istemeyen bir danışmanı, “Bu sürekli baskı bize nefes aldırmıyor. Gündemin kontrolünü kaybettik” şeklinde konuştu.
Pandeminin ortaya çıkmasından Macron sorumlu tutulamaz, ancak muhalifler hükümeti, ikinci dalgaya hazırlanmamakla suçluyor.
Macron, ikinci bir sokağa çıkma yasağı ilan ettiği ulusa sesleniş konuşmasında, virüsün Fransa’da en kötümser beklentileri aşan bir hızla yayıldığını açıkladı. Bu durum, bu senaryo konusunda daha önce uyarıda bulunan sağlık uzmanlarını umutsuzluğa itti.
Kanlı saldırılara duyulan öfke Fransızları birleştirirken, güvenlik güçlerinin faillerini izlememesinin nedenleri hakkında, aşırılık yanlılarıyla mücadelede benimsenen stratejinin çok katı mı yoksa çok esnek mi olduğu tartışmaları sürüyor.
Cotter, Macron'un yaklaşık iki yıldır uygulamak istediği projelerle ilgili programını empoze etmeye çalıştığını, ancak hızlı değişikliklerle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Araştırmacı, Fransızların sonu gelmeyecek bir kriz silsilesi içinde oldukları hissine kapıldıklarına işaret ediyor.
Fransa, salgının ikinci dalgasının vahşetinden uzak, nispeten normal bir yaz geçirdikten sonra, Macron, 100 milyar euro (116,77 milyar dolar) tutarında bir ekonomik iyileşme planı ve ‘virüsle bir arada yaşama’ stratejisiyle yeniden canlandırmayı umdu.
O zamandan beri, çevre koruma projelerinin uygulanmasını ilerletme, mevcut ekonomik modeli değiştirme ve emeklilik sisteminde reform yapma çabaları dış faktörler tarafından engellendi.
Fransız Kamuoyu Enstitüsü IFOP anketleri tarafından ortaya konan yüzde 38’lik onay, hiçbir zaman büyük bir popülariteye sahip olmayan başkan için büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor. Öte yandan partisinin bu yıl yapılan yerel seçimlerde iyi sonuçlar alamadığı biliniyor.
Tüm gözler, Macron'un aşırı sağın lideri Marine Le Pen ile karşı karşıya kalacağı 2022 için planlanan başkanlık seçimlerine çevrilmiş durumda. Macron, kaderinin saltanatları bir dönem cumhurbaşkanlığı ile sınırlı kalan Nicolas Sarkozy ve Francois Hollande ile benzeşmemesini umuyor.
Siyasi yorumcu Philip Morrow Chevrolet, Macron'un liyakat konusundaki zaferinin ‘nihai sonuçlara varılmasına’ bağlı olduğunu söylüyor. Yıl onu ya da 2021 başında sağlık koşulları düzelmediği takdirde Macron’un zor durumda kalacağını söyleyen Chevrolet, “Her şeyden doğrudan o sorumlu tutulacak. Endişe dolu bu zamanda Emmanuel Macron sanırım dünyanın en kötü işine sahip” ifadelerini kullandı.
Ancak siyasi analist Pascal Perino, Fransızların çoğunluğunun ‘başkana inanmadıklarını’ düşünüyor. Ancak aynı çoğunluğun Macron’a oranla muhalefete daha az inandığına dikkat çekti.



İran'ın güneyindeki bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında 57 öğrenci hayatını kaybetti.

İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)
İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)
TT

İran'ın güneyindeki bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında 57 öğrenci hayatını kaybetti.

İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)
İnsanlar, ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırısının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP)

İran devlet televizyonu, Hormozgan vilayetindeki yerel bir yetkiliye atıfta bulunarak, bugün güney İran'daki bir kız ilkokuluna düzenlenen İsrail hava saldırılarında 57 öğrencinin öldüğünü bildirdi.

İran televizyonu, valinin şu sözlerini aktardı: "Bu sabah Minab'daki bir kız ilkokuluna düzenlenen İsrail füze saldırısında şu ana kadar 57 öğrenci öldü ve 60 öğrenci yaralandı."

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağını belirterek, İran'a karşı "büyük ve devam eden bir askeri operasyon" başlattığını duyurdu.

Daha sonra birçok Körfez ülkesi, kendi toprakları üzerinde geçici hava sahası kapatmaları ve füze engellemeleri açıkladı.


İran rejiminin kalbi füzelerin menzili içinde... Pasteur bölgesi hakkında ne biliyoruz?

 Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar
Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar
TT

İran rejiminin kalbi füzelerin menzili içinde... Pasteur bölgesi hakkında ne biliyoruz?

 Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar
Pasteur bölgesinden yükselen dumanlar

ABD ve İsrail’in bugün İran’a düzenlediği saldırıların ardından Tahran’daki Kaşvardoşt ve Pasteur mahallelerine yedi füze isabet ettiği bildirildi. Bu bölgelerde, Dini Lider Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanlığı ofisi bulunuyor.

Pasteur bölgesi, Tahran’ın 11. bölgesinde yer alıyor ve İran’da siyasi ve güvenlik açısından en hassas alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu mahalledeki devlet kurumları, ülkenin yönetim mekanizmasının kalbini oluşturuyor.

Karar merkezleri

Pasteur bölgesi, İran’ın siyasi yapısında bir merkez konumunda bulunuyor; burada tarih ve kurumlar iç içe geçiyor, sivil yapılar en yüksek güvenlik hassasiyetiyle yan yana duruyor.

Bölgede Dini Lider Ali Hamaney’in ofisi ve konutu, Cumhurbaşkanlığı binası, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin merkezi ile önde gelen yargı ve denetim kurumları yer alıyor.

Ayrıca, ülkedeki en eski araştırma ve tıp merkezlerinden biri olan İran Pasteur Enstitüsü de bu bölgede bulunuyor.

Bu yoğun kurumsal yapı, Pasteur’u başkent Tahran’ın en ‘siyasi’ bölgelerinden biri haline getiriyor; burada alınan kararlar hem iç hem dış politika ve güvenlik alanlarını doğrudan etkiliyor.

Konum ve sınırlar

Pasteur mahallesi, başkentin merkezinde birkaç ana cadde arasında uzanıyor. Kuzeyde Azerbaycan Caddesi, batıda Güney Karker Caddesi, doğuda Veli-i Asr Caddesi ve güneyde Hameney Caddesi ile çevrili bulunuyor. Bu konum, mahallenin idari ve tarihi bölgeler arasında bir kavşak noktası olarak coğrafi önemini artırıyor. Bölgenin yakınında, Tahran Üniversitesi civarında yer alan Azadi Meydanı da bulunuyor.

Tarihsel kökenler

Mahallenin önemi tarihsel olarak, 1920’lerin başında bölgeye yakın Bag Şah’ta subay okulunu kuran Rıza Şah dönemine kadar uzanıyor. Şah, aynı zamanda Mermer Sarayı’nı ikamet ve çalışma merkezi olarak kullanmıştı.

1979 Devrimi’nden sonra, İslam Cumhuriyeti’nin kurumları, Pasteur’e taşındı ve bu durum mahallenin egemenlik odaklı karakterini pekiştirdi.

Güvenlik önlemleri

Bölge, sıkı güvenlik önlemleri altında bulunuyor; bazı caddelere ve komplekslere girişler kısıtlanıyor ve hassas binaların çevresinden geçişler özel düzenlemeler ve protokoller çerçevesinde sağlanıyor. Buna rağmen, çevredeki mahallelerde sivil yaşam normal seyrinde devam ediyor.


Irak’ta silahlı grupların savaşa katılımı endişe yaratıyor

ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)
ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)
TT

Irak’ta silahlı grupların savaşa katılımı endişe yaratıyor

ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)
ABD-İsrail hava saldırılarının ardından Tahran’da yangın çıktı, 28 Şubat 2026 (Reuters)

Irak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının etkilerine ilişkin ciddi bir endişe ve bekleyiş içinde bulunuyor. Bu sabah başlatılan operasyon öncesinde Ketaib Hizbullah, Iraklı bir silahlı grup olarak, İran hedef alınırsa sessiz kalmayacağını açıklamıştı. Saldırının başlamasıyla birlikte Irak, hava sahasını kapatma kararı aldı.

Bu gelişmeler, Şii liderleri bir araya getiren Koordinasyon Çerçevesi üyelerinin, kritik bir toplantı öncesi yoğun ikili görüşmeler yürüttüğü bir döneme denk geldi. Toplantının gündeminde, eski Başbakan ve Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığı sürecindeki seçenekler yer alıyor. Maliki’nin ofisi, Nuri el-Maliki’nin ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüşmesinin ardından, başbakanlık adaylığından çekilmeyi reddettiğini duyurdu. Şii liderler ise bu gelişmelerin siyasi sonuçlarını değerlendirmek üzere geniş bir hareket başlattı. Şarku’l Avsat’a bilgi veren bir kaynak, Maliki’ye doğrudan siyasi kanallar aracılığıyla İran tarafından ‘hükümet kurma sürecinden çekilmemesi’ yönünde bir tavsiye iletildiğini aktardı. Kaynak, Maliki ile Bedr Örgütü lideri Hadi el-Amiri arasında cuma gecesi cumartesiye kadar süren bir görüşme gerçekleştirildiğini belirtti. Kaynak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı sonrası ne olacağı konusunda belirsizlik olduğunu ifade etti. Iraklı silahlı grupların çatışmaya dahil olması durumunda, hükümet kurma sürecinin daha da karmaşık hale geleceğini ve acil durum hükümeti kurulmasının bir seçenek olabileceğini ekledi. Ketaib Hizbullah, ABD ve İsrail’in İran’a savaş açması durumunda sessiz kalmayacaklarını açıklamıştı. Dün yayımlanan bildiride, Irak halkının kendi siyasi tercihlerini belirleme hakkının egemen bir hak olduğu vurgulandı ve ABD’ye, Iraklıların siyasi sahneyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendireceği hatırlatıldı. Bildiride ayrıca, ‘yabancı güçlerin etkisine kapılanlarla, tavrını koruyanlar arasındaki farkın tarih tarafından kaydedileceği’ ifade edilerek, ABD politikalarına uymayanların faydasını göreceği, Amerikan yanlısı veya işbirlikçi olanların ise cezalandırılacağı belirtildi.

Irak’taki silahlı grupları kapsayan Irak Direniş Grupları Koordinasyonu perşembe günü yayımladığı açıklamada, İran ile olası bir savaşta aktif rol alacağını duyurdu. Açıklamada, tüm ABD üslerinin hedef olacağı belirtilirken, Erbil’deki Amerikan üssü nedeniyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) uyarıldı.

Bu gelişmelerin ardından Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hekim, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesinde, Irak kararlarının dış müdahalelerden bağımsız olması gerektiğini vurguladı. El-Hekim’in ofisinden yapılan açıklamada, el-Hekim’in ‘ulusal çıkarlar için taviz vermenin önemini ve Irak’ın karşı karşıya olduğu zorlukların dikkate alınması gerektiğini’ ifade ettiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, ‘Irak kararlarının bağımsızlığı ve dış müdahalelerin engellenmesi’ ile ‘Koordinasyon Çerçevesi’nin birliği ve sağlamlığının ülkenin istikrarı için kritik öneme sahip olduğu’ vurgulandı.

El-Hekim, bölgesel gelişmelere ilişkin olarak da ‘bölgedeki tansiyonu artıran söylemler yerine diyalog dilinin öne çıkarılması için çaba gösterilmesi gerektiğini’ belirtti ve tüm taraflar arasında görüşlerin yakınlaştırılması için daha fazla toplantı yapılması çağrısında bulundu.