Cezayir’de siyasilerle halkın yeni anayasaya yönelik söylemi farklı

Cezayir’in başkentinde dün yeni anayasa için oy kullanmadan önce ateşini ölçtüren bir Cezayirli (Reuters)
Cezayir’in başkentinde dün yeni anayasa için oy kullanmadan önce ateşini ölçtüren bir Cezayirli (Reuters)
TT

Cezayir’de siyasilerle halkın yeni anayasaya yönelik söylemi farklı

Cezayir’in başkentinde dün yeni anayasa için oy kullanmadan önce ateşini ölçtüren bir Cezayirli (Reuters)
Cezayir’in başkentinde dün yeni anayasa için oy kullanmadan önce ateşini ölçtüren bir Cezayirli (Reuters)

Cezayirliler, siyasi otoriteler tarafından atanan ve Abdulmecid Tebbun’un başkanlık ettiği bir uzmanlar ekibinin belirlediği yeni anayasa için halk referandumuna katılmak üzere dün sandık başına gitti. Siyasi otorite yeni anayasanın "yeni bir Cezayir" inşa edeceği konusunda ısrar ederken, yeni anayasaya yönelik halkın söylemi ayrımı daha da belirgin hale geldi.
Referanduma Cezayir’in merkezinde ve güneyinde yer alan yüksek plato alanı (Fransızca adı Hautes Plaines) gibi iç eyaletlerdeki kayda değer katılıma karşılık Kabylie bölgesi (doğu) gibi geleneksel muhalefet bölgelerinde zayıf katılım oranları dikkat çekti.
Kabylie bölgesinin en büyük iki eyaleti olan Tizi Ouzou ve Becaye’deki tüm seçim büroları, yerel Bağımsız Ulusal Seçim İdaresi temsilcilerinin katılımın gün boyunca zayıf olacağını açıklamasından saatler sonra, resmi zamanından (19:00) önce kapatıldı. İsminin verilmesini istemeyen bir üye Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümet yetkilileri tarafından alınan kararın seçim bürolarının sabote edileceğinden korkarak alındığını belirtti. Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un eşinin başkentte bir seçim bürosunun içindeyken görüntülendiği sahne gazetecilerin dikkatini çekti. Cumhurbaşkanlığı sosyal medya hesaplarından Cumhurbaşkanı’nın eşinin seçim fotoğraflarını yayınlayarak şunları yazdı:
“Cumhurbaşkanı Sayın Abdulmecid Tebbun seçim görevini vekaleten yerine getiriyor. Cumhurbaşkanın tedavi için Almanya'daki bir hastanede bulunması nedeniyle, anayasa değişikliği için referandumda Staoueli’deki (başkentin batısında bir mahalle) Ahmed Urve İlkokulu’nda onun yerine eşi oy kullandı.”
Aynı gün yayınlanan ve 74 yaşındaki cumhurbaşkanının hastalığına dair açıklık getirilmeyen cumhurbaşkanlığı açıklamasına göre, Tebbun geçen Çarşamba gününden bu yana detaylı tıbbi muayene için Almanya'da bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı tarafından daha önce yapılan açıklamada cumhurbaşkanlığı ve hükümet kadrolarına koronavirüs bulaştığı doğrulandıktan sonra Cumhurbaşkanı’nın gönüllü karantinaya girdiği bildirilmişti. Daha sonra durumu kötüye gidince başkentteki askeri hastaneye nakledildi.
Cumhurbaşkanı Tebbun, resmi haber ajansı tarafından Cumartesi akşamı yayınlanan mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Cezayir halkı, Cezayirli kadın ve erkeklerin dayanışmasıyla yeni Cezayir'e köprü olacak arzu edilen gerçek değişim için bir kez daha şehitlerin umudunu gerçekleştirme ve ulusun gerçek zenginliği olan ve kutsanmış ve asil hareketin özlemlerini somutlaştırmaya doğru hareket etmek için bayrağını taşıyan genç kadınları ve erkekleriyle tarihle buluşacak. Bu, güçlü bir Cezayir inşa etmek için halkın seçkin ulusal iradesi sayesinde gerçekleşecek.”
Öte yandan referandumun, Fransız sömürgesine karşı bağımsızlık savaşının başladığı gün olan 1 Kasım'da yapılması dikkat çekti.
Cezayir’deki referandum, özellikle halka mesajla hitap etmesinden sonra, Cumhurbaşkanlığı tarafından Tebbun'un sağlık durumuna ilişkin yapılan açıklamaların gerçekliğine dair şüphelerin olduğu bir dönemde gerçekleşti. Eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika 6 yıllık hastalığı sırasında halkıyla iletişim kurmanın bir yolu olarak mesajlar göndermişti. Söz konusu mesajlarda her zaman durumunun endişe yaratmadığını ve bazen İsviçre'de, bazen de detaylı tıbbi muayeneler için Fransa'da olduğunu bildirmişti. Ancak gerçek şu ki hükümet işlerini yönetmekte tamamen aciz durumdaydı ve 22 Şubat 2019'da kendisine yönelik düzenlenen sokaktaki bir patlama bunun doğrudan nedeniydi. 
Başkentin güneyindeki Bin Şaban mahallesindeki seçim bürosundan bir kadın oylama süreciyle alakalı yaptığı açıklamada, “Beş çocuğumdan biri olan bulunduğum belediyenin başkanı, yeni anayasanın ülkenin kalkınmasına yönelik kapıları ardına kadar açacağına ve gençlerimiz için istihdam sağlayacağına dair güvence verdi. Aynı zamanda önceki rejimdeki yolsuzluk dönemini de sona erdirecek. Bu yüzden evet oyu vermeye karar verdim” diye konuştu.
Bağımsız Ulusal Seçim İdaresi Başkanı Muhammed Şerefi, medyaya yaptığı açıklamada katılım oranının öğlen saniyede yüzde 13,03'e ulaştığını ve bundan iki saat önce yüzde 5,88 olduğunu duyurdu. Şerefi açıklamasında, "Ülkedeki çeşitli oylama merkezlerinde neler olup bittiğine dair bilgilerime dayanarak bir veya iki bölge dışında hepsinin oy vermek için kapılarını açtığını söyleyebilirim" ifadesini kullandı. Şerefi, nedenini belirtmeden Buira bölgesindeki (başkentin 100 kilometre doğusu) oy kullanma şartlarına atıfta bulundu. Protestocuların bölgedeki bazı sandık merkezlerini güç kullanarak kapattığı biliniyor.
Vatandaşların seçim görevlerini iyi koşullarda yapmalarını sağlamak için gerekli kararları alma taahhüdünde bulunan Şerefi, "Seçim sürecinin birkaç ofiste başlatılamaması, sürecin genel seyrini etkilemiyor. Tüm oylama süreçlerinde çeşitli durumlar söz konusu oluyor. Genel olarak, oy verme ofislerinin yüzde 99'u açık kaldı ve seçim süreci normal bir hızda devam ediyor" açıklamalarında bulundu. Anayasa değişikliğine yönelik referandumu “Kasım için yeni bir soluk” olarak değerlendiren Şerefi bu sözleriyle Bağımsızlık Devrimi'nin patlak verdiği ayı kastetti. Ayrıca referandumu, Tebbun’un Buteflika dönemindeki iktidar uygulamalarından bir kopuşu vurgulamak için iktidarının başında seçtiği slogan olan "yeni Cezayir için yeni bir başlangıç" olarak değerlendirdi. Şerefi, "Tüm vatandaşları yeni bir Cezayir inşa etme yolunda tarihe iz bırakmaya ve gelecekte zarara uğramamak için tarih trenini kaçırmamaya çağırdı. Değişim için geri sayım aslında oylama sürecinin başlamasıyla başladı."
Diğer taraftan, Cezayir Ulusal Halk Meclisi (ilk parlamento odası) Başkanı Süleyman Şenin ise referandumun “Halkın işlerinin yürütülmesi için anayasal düzende seçim yapmasına ve karar vermesine izin verdiğini ve halka geri dönmenin kutlu hareketin taleplerinden biri olduğunu” belirterek, “Cezayir halkının ülkeyi çevreleyen zorlukların tehlikelerini ve boyutunu anlamak için tam farkındalık ve sorumluluğa sahip olduğunu” kaydetti.
Cezayir Başbakanı Abdulaziz Cerad basına verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, her şeyi çocuklarımız ve torunlarımız için inşa etmek istediğimiz yeni Cezayir'in geleceği için bir gün. Bugünün sesi halkın ve yurttaşın sesidir. Her birimiz ülkesi için istediği ve dilediği tarafı seçme özgürlüğüne sahip. 1 Kasım'a denk gelen bu gün Cezayir halkının köklü tarihini yansıtıyor. Bugün, atalarımızın ve babalarımızın vatanı özgürleştirdiği şehitlerin ve mücahitlerin tarihi günüdür.”



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.