Bakan Akar: '(Doğu Akdeniz'deki gelişmeler) Hakkımızı yedirmedik, yedirmeyeceğiz'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar (İHA)
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar (İHA)
TT

Bakan Akar: '(Doğu Akdeniz'deki gelişmeler) Hakkımızı yedirmedik, yedirmeyeceğiz'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar (İHA)
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar (İHA)

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Doğu Akdeniz'deki gelişmelere ilişkin, "Hiç kimse gücünü, boyunu aşarak bir takım işler yapmaya kalkmasın, bunlar çıkmaz sokak. Bunu da herkes bilsin, hakkımızı yedirmedik, yedirmeyeceğiz" dedi.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar başkanlığında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kuvvet Komutanları ile Bakan Yardımcıları Yunus Emre Karaosmanoğlu ve Alpaslan Kavaklıoğlu'nun da katılımıyla videokonferans toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda, Libya'daki Savunma Güvenlik İşbirliği ve Eğitim Yardım Danışma Komutanı, Afganistan'daki Türk Görev Kuvveti Komutanı, NATO Karargahı'ndaki Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı, KKTC'deki Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı'nın yanı sıra ordu komutanları, Muharip Hava Kuvveti ve Donanma komutanları devam eden faaliyetler ve sahadaki son duruma ilişkin bilgi verdi.
Savunma ve güvenlik konuları kapsamında Doğu Akdeniz'deki gelişmeler, terörle mücadele harekatları ve korona virüsle mücadelede alınan tedbirlerin de ele alındığı toplantıda talimatlar veren Bakan Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yoğun bir dönemden geçtiğini belirtti.
Görevlerini başarıyla yerine getiren tüm personeli kutlayan Akar, "İnşallah bundan sonra da aynı ciddiyet ve samimiyetle, diyalog ve koordinasyon içinde faaliyetleri yürütmek suretiyle bize verilen görevleri başaracağız. Hepinize hayırlı, başarılı görevler diliyorum" ifadelerini kullandı.

İzmir'deki deprem
Dün TSK komuta kademesi ile birlikte İzmir'de deprem bölgesine gittiklerini, oradaki faaliyetlere ilişkin bilgi aldıklarını anımsatan Akar, "Oradaki kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın acılarını paylaştık. Çalışmalara bir bütün halinde destek veren Silahlı Kuvvetler, helikopterlerin tahsisi, havadan keşif yapılması, kurtarma çalışmalarına katılacak unsurların ve araçların Hava Kuvvetlerimizin güçlü nakliye filosu ile Erzurum'dan, Konya'dan, Diyarbakır'dan Konya'dan bölgeye intikalini sağladı. Aynı zamanda İHA tahsis ederek orada çalışma yapan arkadaşlarımıza havadan gözetleme imkanı verdi. Ege Ordusu'nda görevli Mehmetçik de vatandaşlarımızın ihtiyacı olabilecek çadırların kurulmasında büyük süratle görev yaptı. Silahlı Kuvvetler, Bakanlık olarak vatandaşlarımızın acısını azaltmak için elimizden gelen gayreti gösterdik, göstermeye devam ediyoruz."
Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin daha önce yaşanan afetlerde olduğu gibi bu afette de üzerine düşeni yaptığını, bundan sonra da yapmaya hazır olduğunu belirterek, "Silahlı Kuvvetlerimizin bir görevinin de bu olduğunu, böyle günlerde bağrından çıktığı milletinin yanında, onların emrinde olduğunu bir kez daha gösterdiniz" diye konuştu.

"Yunanistan şımarıklıktan, bencillikten vazgeçip..."
Ege ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelere de değinen Akar, "Hak, alaka ve menfaatlerimizi korumak için bugüne kadar ne gerekiyorsa yaptık bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda elimizden gelen neyse bugüne kadar büyük fedakarlıklar göstererek yaptık bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Komşumuz Yunanistan'dan da şımarıklıktan, bencillikten vazgeçip, uluslararası hukuk ne diyorsa, anlaşmalar, bu konuda alınan uluslararası kararlar, deniz hukuku, hakkaniyet, insaniyet, ahlak neyi gerektiriyorsa bir an önce buna uymalarını bekliyoruz. Adaların silahsızlandırılması, adaların hava sahası, karasuları meselesi dahil. Bunların hepsinin gözden geçirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
KKTC'de yaşayan Türklerin egemenlik, bağımsızlık ve hak ve hukuklarının herkes tarafından kabul edilmesinin önemine değinen Akar, şunları söyledi:
"Ayrıca deniz yetki alanları konusu da var. Bu sizin dediğinize, bir üniversitenin veya birkaç kişinin dediğine göre olmayacak. Bencilce, birtakım hakkı ve hukuku gasp etmenize müsaade etmeyeceğiz. Uluslararası hukuka, hakkaniyete, adalete, ahlaka uygun şekilde bir paylaşımdan bahsediyoruz. Bu manada diyaloğa, müzakereye açığız, siyasi çözümden yanayız, uluslararası hukuka, deniz hukukuna saygılıyız. Fakat dediğimiz gibi hak, adalet duygusu olmak kaydıyla. Değilse, 'hep bana' diyerek bencilce yaklaşımla bir yere varılamayacağını komşularımızın da görmesi lazım. Bunu gördükten sonra çözüm çok kolay. Çözümden sonra da iyi komşuluk çerçevesi içinde oradaki komşularımızın da rahat ve huzur içinde yaşamaları gayet mümkün. Aksi halde bizim hakkımızı, hukukumuzu yedirtmeyeceğimizi herkesin bilmesi lazım. Bunun için ne yapılması gerekiyorsa bugüne kadar yaptık bundan sonra da aynı azim, kararlılıkla yapmaya devam edeceğiz. Bunun dışında herhangi bir çözümü de kabul etmeyeceğimizi herkesin bilmesini istiyoruz."

"Teknik ve bilimsel çalışma"
Türkiye'ye ait araştırma gemilerinin aklıselime sahip herkesin de bildiği gibi tamamen teknik ve bilimsel bir çalışma yürüttüğüne vurgu yapan Akar, "Araştırma yapıyor. Onlara yönelik bir taciz düşünüldüğü için biz onları koruma ve refakat görevini yerine getiriyoruz. Bilimsel bir çalışma yapılıyor. Normalde sükunetle bu işin yapılması buna herhangi bir şekilde müdahale edilmemesi lazım ama maalesef bu konuda müdahale ediliyor" dedi.
Bu konularda üçüncü tarafların objektif olmasının, hakkaniyetli tavır içinde bulunmasının önemine değinen Akar, şunları kaydetti:
"Yanlı, taraflı ön yargılı yaklaşımlarla bir yere varılamayacağını görmeleri lazım. Gerçekten barış istiyorlarsa objektif bir yaklaşımla iki tarafa eşit yaklaşımla bir yere varılabileceğini bilmeleri lazım. Bu konuda binlerce kilometreden gelip Doğu Akdeniz'de 1870 kilometre kıyısı olan Türkiye'ye karşı ahkam kesmeye kalkmak, kurallar koymaya kalkmak hiçbir şekilde geçerli değildir. Bunlarla bir yerlere varılamaz. Bunun anlaşılması, bizim hakkımıza herkesin saygı göstermesi lazım. Hiç kimse gücünü, boyunu aşarak bir takım işler yapmaya kalkmasın, bunlar çıkmaz sokak. Bunu da herkes bilsin, hakkımızı yedirmedik, yedirmeyeceğiz. Bunun için yapılması gereken neyse bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapacağız."

Viyana'daki terör saldırısı
Akar, Viyana'da gerçekleşen terör saldırılarına da değinerek, "Terör saldırısını şiddetle kınıyor, Avusturya halkına taziyelerimizi iletiyorum" ifadesini kullandı.
Terörü tüm dünyanın ortak bir sorunu olarak nitelendiren Akar, "Yıllardır terörle mücadele eden bir ülke olarak, terörle mücadelede iş birliğinin önemine bir kez daha vurgu yapıyor, terörün dilinin, dininin, ırkının olamayacağını, hiçbir türünün kabul edilemeyeceğini bir kez daha vurguluyorum" ifadelerini kullandı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe