Dünyanın en güçlü adamı olan ABD başkanının ayrıcalıkları neler?

Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)
Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)
TT

Dünyanın en güçlü adamı olan ABD başkanının ayrıcalıkları neler?

Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)
Air Force One uçağı, gelişmiş donanımı göz önüne alındığında ABD başkanının gücünün bir göstergesidir (Getty)

Sawsana Mehanna
Son birkaç gündür tüm gözler, televizyon ekranlarına ve sosyal medya organlarına kilitlenmiş ve ABD başkan adayları Donald Trump ve Joe Biden’ın oylarının borsanın yükselişi ve düşüşüne etkisine odaklanmış durumda.
Dünyanın en büyük ordularının lideri olarak nüfuzu, başkent Washington’dan tüm dünyayı kapsayacak şekilde yayıldığı için tüm dünya, görevi 4 yıl süren bu Oval Ofis sakiniyle ilgileniyor.
Seçimler, yalnızca ABD vatandaşları için değil, dünyanın geri kalanı ve diğer vatandaşlar için de önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. Nitekim ‘Bugün dünyaya kim başkanlık ediyor?’ gibi başlıklarla karşılaşmamız pek de şaşırtıcı değil. Başkanın gücü, aynı zamanda ülkenin ortaya çıkma koşulları ve bağımsızlık savaşıyla (1783- 1775) ilgili tarihsel nedenlerden kaynaklanıyor. ABD’liler ise bir araya gelerek, eyaletlerdeki yerel ve bölgesel çatışmaların üstesinden gelme yeteneklerini ifade edecek güçlü bir adam seçmek istiyor.
Anayasal sistemin kurucularını eyaletler arasındaki bağları güçlendirmek ve siyasi istikrarı sağlamak için başkanın konumunu güçlendirmeye iten, güçlü ve etkili bir yönetici arzusu mevcut. Başkan, uluslararası siyaseti şekillendiren ve küresel ekonomiyi kontrol eden bir ülkeye liderlik etmesi dolayısıyla ‘özgür dünyadaki’ en güçlü adam olarak kabul ediliyor.

Pozisyonu üstlenmenin ana koşulları
ABD anayasasına göre yalnızca şu temel koşulları taşıyanlar başkanlık pozisyonunu üstlenme hakkına sahip; ABD doğumlu olmak, en az 35 yaşında olmak ve 14 yıldır ABD’de ikamet etmek.
Yeni başkanın ve yardımcısının görev süresi 20 Ocak’ta öğleden sonra başlıyor, yani aynı saatte eski başkan ve yardımcısının da görevi sona eriyor.

‘Güçlü’ bir başkanın yetki ve ayrıcalıkları
ABD’de devlet başkanı ve hükümet başkanı, Federal hükümetin yürütme otoritesi başkanı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanı rollerini yerine getiriyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başkan, geriye kalan tek küresel süper gücün lideri olarak dünyanın en güçlü siyasi figürlerinden biri olarak görülüyor. Rusya’dan sonra en büyük ikinci nükleer cephaneliğe sahip olan ve gayri safi yurtiçi milli hasılaya (GSYİH) göre en büyük ekonomiye sahip devletin liderliğini üstlenen dünyanın en güçlü ordusunun sorumluluğunu taşıyor.
Yerli ve uluslararası büyük bir güce sahip. ABD anayasası, kendisine oldukça geniş yetkiler veriyor. Seçimlerin galibi anayasa yeminini ettikten sonra devlete ve hükümete başkanlık etme görevlerini yerine getirmeye başlıyor. Bir başkanın ortaya çıktığı halk temsiline dayalı olarak yürütme yetkilerini, diğer anayasal sistemlerde olduğu gibi parlamentoya tam bir boyun eğme takıntısına kapılmadan kullanıyor.
Kendi iradesi altında faaliyet gösteren bir dizi kurumdan yardım alıyor ve Senato tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmaksızın yetkililer, başkan tarafından atanıp görevden alınıyor. Bakanların (ABD sistemindeki sekreterlerin) görevi, başkana bilgi ve görüş sağlamak olarak biliniyor. Ülkeyi yönetmede en önemli fikir sahibi o olurken, kendisi ve bakanları Kongre’ye karşı da sorumluluk taşıyor.

Ordu, Silahlı Kuvvetler ve Donanma Başkomutanı
ABD Başkanı, aktif görevini yürütmeye çağrıldığında, farklı eyaletlerin ordu, silahlı kuvvetler ve deniz kuvvetleri komutanlığını da yürütüyor.
Ülke dışına asker gönderme veya gerektiğinde askeri güç kullanma hakkına sahip. Aynı zamanda nükleer silah kullanılmasını emretme yetkisine, Senato’nun tavsiyesi ve rızası ile mevcut meclis üyelerinin üçte ikisinin onayını alarak anlaşmalar yapma, büyükelçiler atama yetkisine sahip. Görev süresi boyunca Kongre’yi ‘birliğin durumu’ hakkında bilgilendirmekten sorumlu. Koşulların iyileştirilmesi için gerekli gördüğü tedbirleri ortaya koyabiliyor, olağanüstü durumlarda iki meclisi veya birini toplantıya çağırabiliyor.

Yürütme otoritesi
Anayasanın ikinci maddesi, yürütme yetkisinin ABD Başkanına verildiğini belirtiyor. Aynı şekilde yaptırımların uygulanmasını askıya alma, genel affın onaylanması, uluslararası antlaşmaların sonuçlandırılması, Kongre’ye danışılması, olağanüstü halin uygulanması ve zorunlu hallerde genel seferberlik ilan edilmesi kararları verebiliyor, 1 bir defa yenilenebilen 4 yıllık görev süresine sahip.

Büyükelçileri atama
ABD Başkanı, Senato çoğunluğunun onayına tabi olarak, büyükelçiler, bakanlar ve Yüksek Mahkemeye hakimler atayabiliyor.

Veto
Başkan, anayasa değişiklikleri dışında Kongre tarafından kabul edilen yasaları veto etme hakkına sahip. Ancak Kongre, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin üçte iki çoğunluğunun oyları aracılığıyla başkanın vetosunu geçersiz kılabiliyor.
Mevcut Başkan Donald Trump, itiraz hakkını defalarca kullandı. Örneğin,
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dahil olmak üzere ABD müttefiklerine silah satışının durdurulmasına ilişkin üç kararı, Temmuz 2019’da feshettiğinde, göreve gelmesinden bu yana üçüncü kez başkanlık veto hakkını da kullanmış oldu.

Ulusal Muhafızlar’a çağrı
Başkan, yetkisini eyaletlerden birinin talebi üzerine düzen sağlamak için kullanma, Ulusal Muhafızlar’a çağrı yapma ve 30 günlük bir süre için yurt dışındaki bölgelere askeri güç gönderme hakkına sahip. Güçlerin görevini uzatmak isterse, Kongre’nin onayını alması gerekiyor.
Bu yetkilere karşılık Kongre, Senato ve Temsilciler Meclisi ise vatana ihanet, yolsuzluk veya ABD yasaları tarafından suç sayılan herhangi bir suç dolayısıyla başkanı görevinden azledebiliyor.

Başkanın ayrıcalıkları nelerdir?
Business Insider ajansına göre ABD başkanları, pek çok ayrıcalığa sahip. ABD yasaları uyarınca başkan, ek harcamalar ve sağlık sigortası için 50 bin doların yanı sıra yıllık 400 bin dolar maaş alıyor. Başkanlar ve aileleri, genellikle ünlülerde olduğu gibi tasarımcılardan ve şirketlerden hediye olarak kıyafetler almıyor veya kabul etmiyor. Hediye kabul etse bile giyildikten sonra hemen ulusal arşive gönderiliyor.

Seyahat ödeneği
Başkan, seyahat masraflarını karşılamak için de ödenek alıyor. Obama yönetiminde Kongre, ödenek miktarını yıllık 200 bin dolar olarak belirlemişti.

Mobilya ödeneği
Başkanlar ve ailelerine, mekâna daha iyi alışabilmeleri adına Beyaz Saray mobilyalarını değiştirmeleri için 100 bin dolar ödeniyor.
Trump yönetiminin yeni mobilya satın almak üzere 1,75 milyon dolar harcadığı söyleniyor ve bu miktarı kendi parasıyla ödeyip ödemediği bilinmiyor. Yönetimin taşınması masraflarını karşılayacak bir başka madde daha mevcut. Madde, çalışanların ödemelerini ve diğer hizmetleri içeriyor.

Kişisel uçak
Başkan için tahsis edilen Boeing uçağı, 4 bin metrekarelik alanıyla oldukça gelişmiş olup, tıbbi operasyonlar için bir oda ve başkan için ayrılmış alanlar içeriyor. Uçakta, tek seferde 100 kişiye yemek verilebiliyor. CNN, saatte 200 bin dolar işletme maliyetine sahip olduğunu bildirdi.

Personeller
Beyaz Saray’da aşçılardan tesisatçılara, temizlikçilerden bahçıvanlara kadar yaklaşık 100 kişi kalıcı olarak yaşıyor. Yalnızca bakım maliyeti, yıllık 4 milyon dolar. Masrafları, başkanın ailesi ödemiyor. Başkan, bu faturaların her ay çalışma saatleri esas alınarak ödenmesini istiyor.

Sinema salonu
Franklin D. Roosevelt, Beyaz Saray’da bir odayı 51 koltuklu bir sinema salonuna dönüştürdü. Melania Trump, 2017 yılında yönetim ofislerinin bulunduğu West Wing’de (Batı Kanadı) salon açtı.

Koruma
İstihbarat, her zaman başkana yakındır. Beyaz Saray’dan ayrıldıktan sonra da onu koruma görevi bitmiyor. Emekli başkanlar da ömür boyu koruma hizmeti alırken, çocukları da 16 yaşına kadar korunuyor. İç Güvenlik Bakanlığı’na göre 2017 yılında gizli servisin bütçesi 1,9 milyar dolara ulaştı.
Her başkan, emekli maaşının yanı sıra görev süresinin bitimi sonrasında maddi tazminat alıyor. Obama, 207 bin dolar tazminat almıştı. Aynı şekilde her başkan ve eski başkan için resmi bir cenaze düzenlenmesi dolayısıyla hükümet ayrıca, başkanların cenaze masraflarını da karşılamak zorunda.
ABD başkanlarının, güvenlik sebebiyle halka açık yollarda direksiyon başına geçmeleri yasak.

Başkanı azletme prosedürleri
ABD Anayasası, Kongre'ye başkanın üç kategoriden en az birince suç işlemesine kanaat getirilmesi halinde görevden alma yetkisi veriyor.
Bu suçlar; ABD'nin düşmanı olan bir ülkeye yardım etmek olarak tanımlanan "ihanet", siyasi fayda karşılığında para ya da hediye kabul etmeyi içeren "rüşvet" ve "ağır ve vahim suç" işlemek ya da "başka kötü davranışta" bulunmak olarak sıralanıyor.
Bugüne kadar, üç başkan hakkında Kongre'de görevden azil süreci (impeachment) başlatıldı. Ancak tarihte bu süreç sonunda Kongre tarafından azledilen ve görevden alınan bir başkan yok.

Andrew Johnson
Bu başkanlardan ilki olan Andrew Johnson hakkında 1868 yılında, görevi Kongre tarafından çıkarılan bir yasayla teminat altına alınan dönemin Savaş Bakanı Edwin McMasters Stanton'ı yasaya aykırı bir şekilde görevden aldığı için azil süreci başlatıldı. Ancak Johnson, Senato'da üçte iki çoğunluk sağlanamayınca görevinde kaldı.

Richard Nixon
Bundan 106 yıl sonra ikinci kez bir başkan için azil süreci başlatıldı. Bu kez de 1972'de Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon, hakkında kendisine yakın bazı kişilerin Watergate iş merkezindeki Demokrat Parti'nin ofisine dinleme cihazı yerleştirdiğinin ortaya çıkmasıyla patlak veren skandalda yargıyı yanıltmak ve delil karartmakla suçlandı.
Ancak süreç tamamlanmadan Nixon görevinden istifa etti. O dönemde yaygın olan kanı Nixon istifa etmeseydi, zaten azledileceği yönündeydi.

Bill Clinton
Nixon'dan 27 yıl sonra bu kez Demokrat Başkan Bill Clinton hakkında Beyaz Saray stajeri Monica Lewinsky ile yaşadığı ilişkiyle ilgili yeminli ifadesinde yalan söylediği iddiasıyla azil süreci başlatıldı. Clinton, Senato'da yapılan oylama sonunda beraat ederek, görevinde kaldı.

Donald Trump
Mevcut Başkan Donald Trump aleyhinde açılan dördüncü davaya gelince dava, Ocak ve Şubat 2020 arasında ‘iktidarı kötüye kullanma ve Kongre’yi aşağılama’ nedeniyle gündeme geldi. Senato, Trump’ı kendisine yöneltilen iki suçlamadan beraat ettirerek, davayı sona erdirdi.



Laricani: İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında müzakerelerde ilerleme kaydedildi

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

Laricani: İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında müzakerelerde ilerleme kaydedildi

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, dün İran ile ABD arasında "müzakereler" yapılması yönünde "ilerleme" kaydedildiğini söyledi. ABD ise Tahran'a karşı askeri harekat tehdidinde bulunuyor.

Laricani, X platformunda, "Medyanın yarattığı yapay atmosferin aksine, müzakereler için çerçeve geliştiriliyor" ifadelerini kullandı, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Laricani'nin açıklaması, Kremlin'in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kendisiyle Moskova'da görüştüğünü duyurmasından ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşma aradığını belirtmesinden bir gün sonra geldi.

İran Ordusu Genel Komutanı Emir Hatemi dün, ABD ve İsrail'i herhangi bir saldırı başlatmamaları konusunda uyardı ve ülkesinin güçlerinin, Başkan Trump'ın Tahran'a saldırma tehdidinin ardından bölgeye takviye birlikler göndermesiyle birlikte yüksek alarmda olduğunu vurguladı.

Hatemi, İran'ın nükleer uzmanlığının ortadan kaldırılamayacağının altını çizdi. "Düşman bir hata yaparsa, şüphesiz kendi güvenliğini, bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliğini tehlikeye atacaktır" diyerek, silahlı kuvvetlerin "en üst düzeyde savunma ve askeri hazırlıkta" olduğunu da teyit etti.

Washington, Trump'ın ekonomik nedenlerle başlayan ve rejim karşıtı siyasi bir harekete dönüşen protestolara karşı yetkililer tarafından gerçekleştirilen ve binlerce kişinin ölümüne yol açan baskıya karşılık askeri müdahale tehdidinde bulunmasının ardından, "Abraham Lincoln" uçak gemisinin önderliğinde bir deniz saldırı grubu göndererek Ortadoğu'daki askeri varlığını güçlendirdi.

Bu konuşlandırma, İran ile olası bir doğrudan çatışma korkusunu artırdı; İran ise saldırıya uğraması halinde ABD üslerine, gemilerine ve müttefiklerine, özellikle de İsrail'e füze saldırılarıyla karşılık vereceği konusunda uyarıda bulundu.


Sevilen sağlık dizisinden ICE karşıtı eyleme destek

Grey's Anatomy'nin 22. sezonunun prodüksiyonu 31 Ocak Cumartesi günü yeniden başlayacak (Disney)
Grey's Anatomy'nin 22. sezonunun prodüksiyonu 31 Ocak Cumartesi günü yeniden başlayacak (Disney)
TT

Sevilen sağlık dizisinden ICE karşıtı eyleme destek

Grey's Anatomy'nin 22. sezonunun prodüksiyonu 31 Ocak Cumartesi günü yeniden başlayacak (Disney)
Grey's Anatomy'nin 22. sezonunun prodüksiyonu 31 Ocak Cumartesi günü yeniden başlayacak (Disney)

ABD Başkanı Trump'a, şehirdeki göçmenlere yönelik ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) operasyonlarını sona erdirmesi için baskı yapma amacıyla Minnesota Üniversitesi öğrenci gruplarının başlattığı "Ulusal Kapanma" protestosu nedeniyle, Grey's Anatomy'nin 22. sezon çekimlerini dün askıya aldığı bildirildi.

Renee Good ve Alex Pretti'nin Minneapolis'te federal göçmenlik memurları tarafından vurularak öldürülmesinin ardından İkiz Şehirler (Minnesota eyaletindeki Minneapolis ve St. Paul kentleri -çn.) halkı, 30 Ocak Cuma günü genel grev çağrısı yaptı. Organizatörlerin internet sitesinde belirttiği üzere bu kapanma, "ICE'ın terör saltanatını durdurmak" için "ülke çapında okul ve işe gidilmeyen ve alışveriş yapılmayan bir günü" içeriyor.

Deadline'a konuşan kaynaklara göre, ABC'nin uzun soluklu sağlık draması Grey's Anatomy'nin prodüksiyonu, protesto nedeniyle dün askıya alındı.

Deadline'a göre uzun soluklu dizide çalışan "ekip üyelerinin" 30 Ocak'ta işe gelmeyeceğinin "prodüksiyon ekibi tarafından öğrenilmesinin ardından" yapım sürecini askıya alma kararı verildi. Henüz başka bir programın dün prodüksiyonu durdurduğu bildirilmedi.

Kaynaklar, dizinin çekimlerinin 31 Ocak Cumartesi günü yeniden başlayacağını da aktardı.

sdefr
Ekip üyelerinin ICE karşıtı grev nedeniyle çalışmayı reddetmesi üzerine Grey's Anatomy'nin prodüksiyonunun durduğu bildirildi (Disney)

The Independent cevap hakkı için Grey's Anatomy'nin yapımcısı ABC'yle temasa geçti.

Yoğun bakım hemşiresi Pretti, ABD Başkanı'nın acımasız göçmenlik operasyonlarına karşı Minneapolis'te düzenlenen bir protestoda sınır muhafızları tarafından yaklaşık bir hafta önce öldürülmüştü. Bu olaydan sadece üç hafta önceyse ICE'ın Minnesota'daki aktif bir operasyonu sırasında aracıyla bir caddeyi kapatması üzerine Good, bir ICE memuru tarafından vurularak öldürülmüştü.

Trump yönetiminin, Pretti ve Good'un ölümleriyle ilgili tutumuna duyulan öfke, binlerce öğrenci ve çalışanın okul ve işten uzak kaldığı "ulusal kapanma" çağrısına yol açtı.

Organizatörler internet sitelerinde "İkiz Şehirler halkı tüm ülkeye yol gösterdi: ICE'ın terör saltanatını durdurmak için onu KAPATMAMIZ gerekiyor" diye yazdı. 

30 Ocak Cuma günü, ülke çapında okulla işe gitmeme ve alışveriş yapmama günü için bize katılın.

Dünkü grevi organize eden çeşitli gruplar arasında Minnesota Üniversitesi'ndeki birçok kuruluş da var. Kapanmayla ilgili internet sitesinde 46 eyalette düzenlenen protestolar için New York, Los Angeles, Şikago ve Washington gibi büyük şehirler de dahil 250 nokta listeleniyor.

Minnesota Üniversitesi'nde Etiyopya Öğrenci Birliği Başkanı olan öğrenci Kidus Yeshidagna, The Guardian'ın aktardığına göre "Bu grev çağrısını yapıyoruz çünkü Minnesota'da yaptığımız şeyin ülke geneline yayılması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. 

Ülke çapında daha fazla insanın ve parlamenterin uyanması gerekiyor.

Genel grev çağrısı, geçen hafta cuma günü binlerce kişinin Minneapolis'in dondurucu soğuğunda yürüyerek Trump'ın, şehirlerindeki göçmenlere yönelik baskılara son vermesi çağrısında bulunmasının ardından geldi. Trump'ın Minnesota'da "gerilimi biraz azaltacağını" söylemesine rağmen protestocular, baskıyı artırmak istediklerini belirtmişti.

Independent Türkçe


Amerikan nüfuzundan uzakta, İngiltere, Çin'e açılarak güç kozlarını çeşitlendiriyor

Amerikan nüfuzundan uzakta, İngiltere, Çin'e açılarak güç kozlarını çeşitlendiriyor
TT

Amerikan nüfuzundan uzakta, İngiltere, Çin'e açılarak güç kozlarını çeşitlendiriyor

Amerikan nüfuzundan uzakta, İngiltere, Çin'e açılarak güç kozlarını çeşitlendiriyor

Christopher Phillips

Sadece birkaç yıl önce, Batı ülkeleri ile Çin arasındaki bu artan yakınlaşma hayal bile edilemezdi. Nitekim Mayıs 2023'te, ABD Başkanı Joe Biden'ın baskısı altında ve mevcut gerilimlerin Çin ile Batı arasında yeni bir Soğuk Savaş'a dönüşebileceği yönündeki artan uyarılar arasında, G7 ülkeleri, Çin'e olan ekonomik ve stratejik bağımlılıklarını azaltmayı amaçlayan bir yaklaşım benimsemişlerdi. Ancak, durum hızla değişti. Geçtiğimiz ocak ayında, grubun en önde gelen iki lideri, önce Kanada Başbakanı Mark Carney, ardından da İngiltere Başbakanı Keir Starmer ilişkileri onarmak ve ticareti artırmak amacıyla Çin'in başkentini ziyaret etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron onlardan önce aralık ayında Pekin'i ziyaret ederken, Friedrich Merz Starmer'dan sonra ziyaret etmeye hazırlanıyor. Peki ne değişti? Cevap kısa ve tek bir kelimede gizli: Trump.

İngiltere Başbakanı Starmer, başbakanlık düzeyinde 2018'den bu yana bir ilk olan ziyaretinde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile görüşmesinin ardından, “dünyanın karşı karşıya olduğu zorlu zamanlar” gölgesinde Pekin ile kapsamlı bir stratejik ortaklık çağrısında bulundu. Eşi benzeri görülmemiş bir adımla, İngiliz hükümeti Çinli yetkililerle seyahat kısıtlamalarını hafifleten bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Anlaşma kapsamında İngiltere vatandaşlarının 30 güne kadar olan ziyaretler için vizesiz Çin'e girişine izin verilecek ve bu da Asya pazarlarındaki İngiliz hizmet işletmelerinin büyümesine katkıda bulunacak.

Böylece İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Avustralya ve Japonya gibi bu ayrıcalıktan yararlanan ülkeler listesine katıldı ve kararın, şu anda Çin'e olan yıllık 18 milyar dolar İngiliz hizmet ihracatının hacmini artırması bekleniyor.

ABD Başkanının Beyaz Saray'a dönüşüne eşlik eden kaos, Batılı müttefikleri tedirgin etti ve transatlantik ittifakın geleceğinin derinlemesine gözden geçirilmesine yol açtı. Trump'ın son dönemdeki davranışları, Grönland'ı tehdit etmesi, planlarına karşı çıkan müttefiklerine gümrük tarifeleri uygulaması ve NATO'nun Afganistan'daki savaştaki rolünü küçümsemesi, Starmer gibi daha önce onun suyuna gitmeye meyilli olan isimleri bile daha sert tavırlar almaya itti. Ancak Çin'e açılım, bağlılıklarda bir değişimi yansıtmıyor, aksine hesaplı bir riskten korunma politikasının bir parçası. Batı ülkeleri ABD ile ittifaklarından feragat etme niyetinde değiller, ancak stratejik ortamın temelden değiştiğinin ve Trump dönemiyle başa çıkmanın seçenekleri ve güvenceleri çeşitlendirmeyi gerektirdiğinin farkındalar.

Güvenceleri çeşitlendirmek

Batılı müttefikler, Donald Trump geçen yıl ocak ayında Beyaz Saray'a döndüğünde önlerinde sorunsuz bir yol olmasını beklemiyorlardı, ancak şokun büyüklüğü beklentilerini aştı. Kanada'nın güney komşusuyla ilişkisi, Trump'ın onu 51. ABD eyaleti olarak ilhak etme olasılığından bahsetmesinden ve ona ticari tarifeler uygulamasından birkaç hafta sonra kötüleşti. Avrupalı ortakları da benzer bir yoldan geçti. AB, ihracatının çoğuna yüzde 15 oranında gümrük vergisi getiren Turnberry Anlaşması'nı kabul ederken, İngiltere müzakerelerle bunun yüzde 10 gibi daha düşük bir oranda olmasını sağlamayı başardı. Ticari yükler absorbe edilebilirdi, ancak asıl endişe Trump'ın iktidara dönüşüyle ​​Avrupa’nın güvenliğinin sarsılmasıydı. Zira Trump, ABD’nin artık Ukrayna'ya destek konusunda isteksiz olduğunu defalarca ima etti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü ve Moskova'nın talepleriyle uyumlu “barış” önerilerine destek verdi, ama daha sonra söylemini revize etti.

frgty6
Çin onur kıtası İngiliz Başbakanı Keir Starmer'ı karşılıyor (Reuters)

Sonraki haftalarda, Batılı müttefikler arasındaki endişe belirtileri yoğunlaştı. Aralık ayında, yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, merkezci Avrupalı ​​liderleri hedef aldı, kıtanın “medeniyetinin yok oluşuyla” karşı karşıya olduğu konusunda uyardı ve Washington'a aşırı sağ partileri destekleyerek “direnişi güçlendirme” çağrısı yaptı. Ardından Trump, ocak ayı başlarında Venezuela'da bir darbeyi yöneterek, Batılı müttefiklerin büyük saygı duyduğu uluslararası hukuk sistemini hiçe saymış gibi göründü. Bunun ardından, NATO üyesi bir devlete ait bir toprak olmasına rağmen Grönland'a el koyma konusunda daha da ileri giderek, Danimarka'nın yanında yer alan Avrupa ülkelerini ticaret tarifeleriyle tehdit etti. Bu tablo, Davos'taki kafa karıştırıcı konuşmasıyla tamamlandı; burada ABD'nin NATO’daki müttefiklerinden “hiçbir fayda görmediğini” ve Afganistan'da “ön cephelerden hep çok uzakta kaldıklarını” iddia etti. Tüm bu olaylar, ABD'nin geleneksel Batılı müttefiklerine  kafa karışıklığı ve endişeyle dolu bir yıl geçirtti.

Batılı ülkeler, stratejik ortamın temelden değiştiğinin ve Trump dönemiyle başa çıkmanın seçenekleri ve güvenceleri çeşitlendirmeyi gerektirdiğinin farkındalar

Bu değişen tabloyla karşı karşıya kalan Avrupalı ​​liderler, Kanada ile birlikte bir dizi paralel yaklaşım benimsedi. Bunlardan ilki, kolektif eyleme bağlılıktır. Bu yaklaşım, son Grönland krizi sırasında iyice belirginleşti; yedi NATO üyesi ülke (İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç ve Finlandiya) Danimarka ve Grönland'ın yanında yer aldı. Bu bağlılık, ağustos ayında İngiltere, Fransa, Almanya, Finlandiya ve İtalya liderlerinin Beyaz Saray'da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile birlikte ABD Başkanı’yla bir araya gelmesi ve Trump'ı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e Ukrayna ile ilgili verdiği taahhütlerden geri adım atmaya ikna etmeyi başarmasıyla daha da pekişti.

Ancak bu yolun da zorlukları yok değil. Birleşik bir Batı duruşunu sürdürmek, Avrupa başkentlerinin farklı çıkarlarına bağlı kalmaya devam ediyor ve özellikle Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve diğer sağcı güçler gibi Avrupa içindeki Trump yanlısı sesler tarafından zayıflatılmaya açık. Bununla birlikte, Fransa'dan Jordan Bardella gibi önde gelen sağcı figürlerin Trump'ın Grönland ile ilgili taleplerini reddetmesi önemli bir değişime işaret ediyor. Bardella’nın, ticari baskı yoluyla bir Avrupa toprağına yönelik Amerikan tehdidini diyalog değil, zorlama olarak nitelendirmesi, Trump'ın politikalarının yarattığı zorluğun büyüklüğünün Avrupalı sağcı çevrelerde bile giderek daha fazla farkına varıldığını gösteriyor.

ty
İngiltere Ticaret Bakanı Peter Kyle ve Çin Halk Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Wang Wentao, 29 Ocak'ta bir mutabakat zaptı imzaladıktan sonra (Reuters)

İkinci yaklaşım, Amerikan nüfuz alanının dışındaki ortaklıkları genişletmeye dayanıyor. Daha önce “riskleri azaltma” söylemi yalnızca Çin'e yönelikken, Avrupalı ​​liderler artık konuyu daha geniş bir perspektiften ele alarak, buna ABD ile olan ilişkilerini de eklediler. Pekin ile ilişkilerini geliştirmek için çalışan Kanada, İngiltere, Fransa ve Almanya'ya ek olarak, Avrupa Birliği, Ursula von der Leyen'in “dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesi” olarak tanımladığı Latin Amerika'daki Mercosur bloğu ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Davos'ta ise Meksika ile yeni bir anlaşmadan, Filipinler, Tayland, Malezya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ticaret görüşmelerindeki ilerlemeden ve şu anda hazırlanmakta olan Hindistan ile “tarihi” bir anlaşmadan bahsetti. Düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi Başkanı Frederick Kempe de, Davos görüşmelerinin Avrupa'nın Amerikan teknolojisine, iletişim platformlarına ve ödeme sistemlerine olan bağımlılığını azaltmaya, ortaklıkları çeşitlendirmeye ve kendi kendine yeterliliği artırmaya odaklandığını belirtti.

Üçüncüsü, Trump ile tamamen kopmaktan kaçınmayı içeriyor. Son gelişmeler Batılı müttefikleri, Trump'ın görevdeki ilk yılında izledikleri anlama politikasını yeniden gözden geçirmeye sevk etse de, bu politikanın tamamen terk edilmesi olası görünmüyor. İspanya'nın Rusya, Çin ve İran ile birlikte Latin Amerika ülkelerine katılarak Nicolás Maduro'nun tutuklanmasını kınayan tek büyük Avrupa ülkesi olması da bunu açıkça ortaya koydu. Buna karşılık, İngiltere, Trump'ın Venezuela'ya uyguladığı ambargoyu aşmaya çalışan Rus bandıralı bir petrol tankerine el koyma konusunda ABD güçleriyle iş birliği yaptı. Gerginliğin artmasına rağmen, başta Ukrayna olmak üzere karşılıklı çıkarlar konusunda Batı'nın Washington ile koordinasyonunun devam etmesi muhtemeldir. Nitekim Trump'ın yakın zamanda ima ettiği gibi İran'a karşı ek saldırılar düzenleme yoluna gitmesi durumunda, Avrupa'dan geniş çaplı bir kınama gelmemesi söz konusu olabilir.

Yeni dünya düzeniyle yüzleşmek

Davos'ta Ursula von der Leyen, Avrupa'nın Trump'ın küresel düzende yarattığı dönüşümler gerçekliğiyle yüzleşmesi gerektiğini açıkça ifade etti. “Mevcut yapısal dengesizlikleri gidermek için statükoya geri dönmeye bel bağlamak yeterli olmayacaktır,” diyen Ursula von der Leyen, sözlerine şöyle devam etti: “Eğer bu değişim kalıcıysa, Avrupa da değişmelidir.” Avrupa Birliği, İngiltere, Kanada ve diğer bazı Batılı müttefiklerle birlikte, Trump'ın dönüşünün radikal doğasını hafife aldığını geç de olsa kabul etmeye başladı.

dfe
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Şanghay'daki bir İngiliz bisiklet sergisinde, 30 Ocak (AFP)

Trump görevdeki ikinci yılına girerken, Batılı müttefikler, anlama politikasının ötesine geçerek, hassas konularda çatışmayı seçici iş birliğiyle dengeleyen, aynı zamanda ortaklık ağlarını genişleten ve ABD politikasındaki değişimlere olan bağımlılıklarını azaltan bir çeşitlendirme stratejisi benimsemeye yöneldiler.

Ancak daha derin bir soru halen cevapsız: Bu değişim ne ölçüde kalıcı olacak?

Trump'ın görev süresi üç yıl sonra sona eriyor ve ara seçimlerin kendisi için olumsuz sonuçlanması durumunda, Kasım ayında iç politikada manevra kabiliyeti azalabilir. Böyle bir olasılık, bazı Batılı müttefikleri ihtiyatlı davranmaya ve Trump Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra işlerin farklı bir gidişat almasını ummaya yöneltebilir. Ancak bu senaryonun bir güvencesi yok. Durum netleşene kadar, güvenceleri çeşitlendirmek en gerçekçi seçenek gibi görünüyor.