Joe Biden başkanlık 'zaferini' kutlamaya hazırlanıyor

Biden taraftarları dün Philadelphia sokaklarında Biden’ın "zaferini" kutladılar. (Reuters)
Biden taraftarları dün Philadelphia sokaklarında Biden’ın "zaferini" kutladılar. (Reuters)
TT

Joe Biden başkanlık 'zaferini' kutlamaya hazırlanıyor

Biden taraftarları dün Philadelphia sokaklarında Biden’ın "zaferini" kutladılar. (Reuters)
Biden taraftarları dün Philadelphia sokaklarında Biden’ın "zaferini" kutladılar. (Reuters)

Demokratların adayı Joe Biden, Pensilvanya ve Georgia'da Donald Trump'ın önüne geçmesinin ardından zafere yakın olan isim oldu. Trump’ın seçim kampanyası ise seçimlerin henüz bitmediğini belirterek, savaşı mahkemelere taşıma niyetini yineledi.
Seçimlerin ardından özellikle Pensilvanya ve Georgia başta olmak üzere bir dizi salıncak eyaletin kırmızıdan maviye  (Demokratların rengi) dönüşmesinin ardından Başkan Trump'ın Beyaz Saray'da 4 yıl daha kalma ihtimali azaldı. Bununla birlikte Biden, Arizona ve Nevada'da, 538 delegeden oluşan Seçiciler Kurulu’ndan gerekli 270 oyu almaya yakın olduğu için ABD'nin 46. başkanı olmaya yaklaştı.

3 senaryo
ABD’deki son gelişmelerle ilgili olarak, ABD tarihinin en büyük seçim mücadelesini çözüme kavuşturmak için sadece 3 seçenek kaldı:
Birincisi, Başkan Trump'ın yenilgiyi kabul ederek Biden'ın zaferini onaylaması. İkincisi, mahkemelerin sonuçların geçersiz kılınması veya oyların yeniden sayılması amacıyla Cumhuriyetçiler tarafından açılan tüm davaları reddetmesi. Diğer bir seçenek ise Yüksek Mahkeme de dahil olmak üzere mahkemeler aracılığıyla Cumhuriyetçiler tarafından sunulan bazı dilekçelerin kabul edilmesi. Üçüncüsü, 45. ABD Başkanı Donald Trump'ın tekrar başkan olabilmesi için tek umudu. Trump, bu umuda tutunarak dün (Cuma) yaptığı açıklamada ABD Yüksek Mahkemesi’ne başvurmaya kararlı olduğunu gösterdi. Ancak pratikte böyle bir adımı atıp atmayacağı konusunda net bir açıklamada bulunmadı.
Uzmanlar, ABD mahkemelerindeki dava prosedürlerinin seçim süreci sırasında veya oyları sayarken hile yapıldığı iddialarına ilişkin kanıt gerektirdiğini söyledi. ABD’de, ilgili eyaletlerdeki yargı sistemleri anlaşmazlıkları çözemezse veya ABD anayasasını ihlal etme durumu söz konusu ise dava Yüksek Mahkeme'ye aktarılıyor.

Oyların sayımı devam ediyor
Biden, Perşembe gece yarısından itibaren devam eden oy sayımının ardından Beyaz Saray'ın kapılarına gittikçe daha fazla yaklaştı. Demokratların adayı Biden, Trump'ın önde gittiği Pensilvanya'da az farkla Trump’ın önüne geçmeyi başardı. Gece yarısı sayılan oylar 50 binden fazlayken, sabah bu sayı birkaç bin daha arttı. Ardından öğle saatlerinde işler tersine döndü ve Biden 9 bin oyla öne geçti. Pensilvanya'daki sayım işlemlerinin gözlemcileri ise kalan 130 bin oyun çoğunun Demokrat adayın lehine olacağını öne sürdüler. Böylelikle Biden, Seçiciler Kurulu’nda 270 oy alabilmek için diğer eyaletlerden elde ettiği 253 oyuna 20 kıdemli delege eklemiş olacak.
Kötü haberler, seçime hile karıştırıldığı yönündeki suçlamalarını tekrarlayan ve Yüksek Mahkeme’ye başvurma kararlılığını vurgulayan Başkan Trump'ın seçimi kazanma şansını olumsuz yönde etkiledi. Biden’ın, Pensilvanya'da zirvede kalması için posta yoluyla oy pusulalarının düzenli bir şekilde birikmesi üzerine, açıklanmayan oy pusulalarının sayısı azaldıkça Trump'ın kazanma şansı da azalırken, Cumhuriyetçi kampanya yenilgiyi önlemek için giderek daha fazla yasal engellere başvurdu. Biden'ın Michigan ve Wisconsin'deki zaferleri, ABD’nin Ortabatı eyaletlerindeki en önemli "mücadele alanları" arasındaydı. Çünkü bu iki eyalet Biden’ı güçlü bir konumda tutarken zafere ulaştıracak seçeneklerden biriydi. Bu nedenle Trump'ın Pensilvanya'da acilen bir zafere ihtiyacı vardı.
Biden, sayımlar bittikten sonra Georgia'da Trump'ı geride bıraktığı gibi Pensilvanya'da da oy sayımı bitene kadar Trump'ı geride bırakmaya devam ederse başkanlığı kazanacak. Ancak eyaletteki yetkililer, dar marjın yeniden oy sayımını kaçınılmaz hale getireceğini öne sürdü. Biden, Arizona'da da önde giderken Nevada'daki liderliğini ikiye katladı. Bunlar, liderliği ele geçiren Biden’ı Başkanlığa neredeyse yaklaştırdı.

Zaferi ilan etmeye hazırlık
Biden, halk oylamasını 4 milyondan fazla oyla kazandı. Phoenix'ten ve banliyölerindeki oy pusulaları sayıldıktan sonra Arizona'da daha fazla oy aldı.
Biden, memleketi Delaware'de koronavirüs pandemisinin gelişmeleri hakkında kendisini bilgilendirmeleri için ekonomi ve sağlık danışmanlarıyla görüşerek Başkanlık görevini üstlenmeye hazırlanan bir tavır takındı. Demokratların başkan adayı, son günlerde halka seslenerek zaferi ilan etmek için acele etmemelerini ve salıncak eyaletlerde henüz oylar sayılırken "biraz sabırlı” olmalarını istedi. Biden açıklamasında, "Demokrasi bazı durumlarda kaotik olabilir" dedi. Biden’ın seçim kampanyasından bir yetkili gazetecilere verdiği demeçte, “Demokrat adayın konuşmasını Cuma günü yerel saatle akşam vakti yapma niyetinde olduğunu" bildirdi. Bunun üzerine çok sayıda gazeteci Wilmington şehrine akın ederek tören prosedürlerinin tüm hızıyla sürdüğü küçük eyalette Biden'in evinin yakınındaki Westin Oteli'nin önünde toplandı. Gönüllüler, Biden'ın kampanyası ve Başkan Yardımcısı adayı Kamala Harris ile ilgili binlerce afiş dağıttı. Özel güçler, Biden'ın konuşmasını yapacağı dev Amerikan bayraklarıyla süslenmiş bir platformun yakınına birçok kontrol noktası kurdu.
Biden’ın seçim kampanyasından bir yetkili, sürecin iki parti için de son derece zahmetli olduğunu, kazananın açıklanmasının ardından yaşanacak kargaşa nedeniyle yaygın bir endişenin hakim olduğunu belirtti. Seçim yetkilileri, oy sayımıyla ilgili birkaç sorun olduğunu kaydetti. Adayların farklı tepkileri, önümüzdeki günler ve haftalarda yaşanacak nasıl bir tavır takınacaklarını gösterdi. Sayımın bitmesi, zorlu bir yasal sürece ve yeniden sayım için davalar yöneltilmesine yol açacak. Biden’ın siyasi meselelere odaklanması, zaferini ortaya koyan bir atmosfer yaratmayı hedeflediğini  gösteriyor. Bu amaçla, salgınla ilgili bir bildiri yayınlayan Demokratlar, ABD'nin Perşembe günü 121 bin 200 yeni vaka kaydettiğini hatırlattı.

Savaş “henüz bitmedi”
Başkan Trump'ın kampanya ekibi, Biden 4 büyük salıncak eyalette önde olmasına rağmen sonuçlar açıklandıktan sonra Trump’ın yeniden seçileceği konusunda ısrar ediyor. Trump’ın seçim kampanyasının genel danışmanı Matt Morgan yaptığı açıklamada, "Bu seçim henüz bitmedi. Joe Biden'ın kazandığına dair yanlış tahmin, nihai karar olmayan dört eyaletteki sonuçlara dayanıyor” ifadesini kullandı. Morgan açıklamasında, Georgia eyaletindeki oyların yeniden sayılmaya başlandığını ve Pensilvanya'da birçok düzensizlik olduğunu belirtti. DPA’nın haberine göre son göstergelerde Trump'ın şu ana kadar yenilgisini kabul etmeye niyeti olmadığına dair bir durum söz konusu. 
Başkan Trump'ın kampanya ekibi, hukuki bir sürece girerek bazı eyaletlerde oyların yeniden sayılmasını talep etti. Ayrıca  diğer bölgelerde "yasadışı" veya "uygunsuz" oy pusulalarının geçersiz kılınması çağrısında bulundu. Başkan Trump, Wisconsin’de oyların yeniden sayılmasını istedi. Bunun yanı sıra, Cumhuriyetçi gözlemcilerin oylamaların salı günü sona ermesinin ardından postayla gelen oy pusulalarının sayımına katılmalarına izin verilmediği gerekçesiyle Cumhuriyetçi kanat Pensilvanya, Michigan ve Georgia'da davalar açtı. Ancak Georgia ve Michigan'daki yargıçlar bu davaları hemen reddettiler. Georgia’daki yerel yetkilileri, Cumhuriyetçilerin ve Demokratların adayları arasındaki az fark nedeniyle durumun yeniden ele alınmasına dair istekli olduklarını kaydettiler.
Başkan Trump'ın söz konusu suçlamaları, posta oylamasının yaygın bir sahtekarlığa yol açacağından aylardır bahsetmesi nedeniyle sürpriz olmadı. Ancak bu iddialarına dair net bir kanıt sunmadı. Maryland Eyalet Valisi Cumhuriyetçi Larry Hogan, Başkan Trump’ın açıklamalarını eleştirerek, "Başkanın demokratik sürecimizi baltalayan yorumlarının savunulacak bir tarafı yok. ABD oyları sayma sürecinde ve çıkacak sonuçlara daha önce yaptığımız gibi saygı duymalıyız" diye konuştu. Öte yandan, Nevada eyalet başsavcısı ise eyalet yetkililerinin seçime hile karıştırıldığına dair herhangi bir kanıt sunulmadığı için Trump’ın seçim kampanyasının yetkililerinin oyların geçersiz kılınmasına dair dava açma girişimini reddettiklerini belirtti. Başsavcı Aaron Ford açıklamasında, "Dün gece geç saatlerde yaptıkları bu altı sayfalık şikayet metni tek kelimeye eşit o da “çöp”. Bu sadece, bu insanların seçimi kendi lehlerine rayından çıkarmak için gösterecekleri son çabalara işaret ediyor" şeklinde konuştu.



Trump: Şu anda İran'la müzakereler yürütüyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da federal bütçeyi imzalarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da federal bütçeyi imzalarken (AFP)
TT

Trump: Şu anda İran'la müzakereler yürütüyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da federal bütçeyi imzalarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da federal bütçeyi imzalarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın planlanan görüşmelerin Türkiye'den Umman'a taşınmasını ve kapsamının daraltılmasını talep etmesinin ardından, ABD'nin İran ile "şu anda" müzakere ettiğini söyledi.

Beyaz Saray'da gazetecilere konuşan Trump, bu hafta içinde yapılması planlanan görüşmelerin nerede gerçekleşeceğine dair ayrıntı vermekten kaçındı.


Washington ve Tahran arasında bir çatışma için en olası senaryolar hangileridir?

ABD Başkanı Donald Trump, böyle bir saldırı başlatma konusunda henüz nihai kararını vermedi, ancak bir anlaşmaya varmak için diplomasi kapısının halen açık olduğunu ima etti (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, böyle bir saldırı başlatma konusunda henüz nihai kararını vermedi, ancak bir anlaşmaya varmak için diplomasi kapısının halen açık olduğunu ima etti (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasında bir çatışma için en olası senaryolar hangileridir?

ABD Başkanı Donald Trump, böyle bir saldırı başlatma konusunda henüz nihai kararını vermedi, ancak bir anlaşmaya varmak için diplomasi kapısının halen açık olduğunu ima etti (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, böyle bir saldırı başlatma konusunda henüz nihai kararını vermedi, ancak bir anlaşmaya varmak için diplomasi kapısının halen açık olduğunu ima etti (AFP)

Ahmed Abdulhekim

Ortadoğu geneline hakim olan ve Washington ile Tahran arasında askeri bir çatışma olasılığıyla körüklenen, her iki ülkenin de artan tehditler savurduğu, ABD'nin bölgede askeri güçlerini yoğun bir şekilde konuşlandırdığı gerilim ortamında, gözlemciler gerçekleşmesi halinde beklenen askeri eylemin niteliğini, biçimini ve bölge üzerindeki sonuçlarını tartışıyorlar. Zira ABD’nin nihai hedeflerinin, İran'ın nükleer programını veya balistik füze cephaneliğini vurmak, rejimi değiştirmeye çalışmak yahut bunların bir kombinasyonu olup olmadığı halen muğlak.

xcvfg
Bazılarına göre, Başkan Trump, ABD'nin aylarca kıyılarına güçlerini yığdığı ve Başkan Maduro'yu devirmek için baskı kampanyası yürüttüğü Venezuela'da kullandığına benzer bir yaklaşımı İran'a karşı da izliyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, böyle bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar vermemiş ve bir anlaşmaya varmak için diplomasi kapısının halen açık olduğunu ima etmiş olsa da bilhassa ABD'nin bölgedeki deniz filosunu takviye etmesi, Başkan Trump'ın İran'ı nükleer anlaşma imzalamayı kabul etmemesi veya protestocuları öldürmeyi bırakmaması durumunda “benzeri görülmemiş” bir askeri eylemle tehdit etmeye devam etmesiyle birlikte, askeri eylem sinyalleri artmaya devam ediyor.

ABD Donanması şu anda bölgede altı muhrip, bir uçak gemisi ve üç kıyı muharebe gemisi konuşlandırmış durumda. Geçen hafta ABD Donanması, saldırı uçakları ve hayalet F-35 savaş uçaklarıyla donatılmış USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran içindeki hedeflere saldırı mesafesinde, Arap Denizi'nde konuşlandırıldığını açıkladı. Uçak gemisine füzelerle donatılmış 3 muhrip eşlik ediyor. Pentagon ayrıca, İran'ın kısa veya orta menzilli füzeler kullanarak düzenleyebileceği olası misilleme saldırılarına karşı bölgedeki ABD güçlerini korumak için ilave Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri gönderdi.

ABD hamlesinin amaçları

ABD ordusunun Ortadoğu'da, İran'ı vurabileceği menzilde “büyük bir vurucu güç” olarak değerlendirdiği gücü konuşlandırmasının gölgesinde, Amerikan siyasi çevreleri hâlâ bu tırmandırmanın birincil amacının İran'ın nükleer programını hedef almak veya balistik füze cephaneliğini vurmak, rejimi değiştirmeye çalışmak yahut bu üç seçeneğin bir kombinasyonu olup olmadığını tartışmaya devam ediyor.

Wall Street Journal'ın ABD’li yetkililere atıfta bulunarak yayınladığı bir analize göre, Başkan Trump, yardımcılarından Ortadoğu'da uzun süreli bir savaşa dönüşme riskini taşımayan hızlı ve kararlı saldırı seçeneklerini incelemelerini istedi. Yetkililer, ideal seçeneğin rejime ağır bir darbe indirmek ve onu nükleer meseleyle ilgili ABD taleplerine boyun eğmeye, muhaliflerine yönelik baskıyı durdurmaya mecbur bırakmak olduğuna inanıyorlar.

Aynı gazete, ABD yönetiminin kurmayları arasında İran hükümetini devirebilecek büyük bir hava saldırıları operasyonunun tartışıldığını, ayrıca Başkan Trump ve ekibinin İran'dan diplomatik tavizler koparmak için askeri güç tehdidini kullanma olasılığını da müzakere ettiğini bildirdi.

Son iki gündür Tahran ve Washington karşılıklı diplomatik mesajlar vererek, diplomatik bir çözüm için kapıyı açık tuttular; İran, savunma yeteneklerini sınırlamayı amaçlamayan “adil” müzakerelere hazır olduğunu vurguladı.

Wall Street Journal, hızla gelişen olaylara dayanarak Trump'ın kararının “potansiyel askeri eylemin” şeklini belirleyeceğini açıkladı. Gazete, Trump yönetiminden adını açıklamadığı üst düzey bir yetkilinin şu sözlerine de yer verdi: “ABD Başkanı, İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını sürekli vurgulamasına rağmen, stratejik hedeflerini ve askeri düşüncesini korumak için kasıtlı olarak bir dereceye kadar muğlak olmayı sürdürüyor.”

 Washington'un hesaplarına göre, Başkan Trump, birkaç yıl öncesine göre askeri olarak önemli ölçüde zayıflatılmış olmasına rağmen, İran’da büyük ölçekli bir Amerikan saldırısına dayanabilecek ve Amerikan üslerine, savaş gemilerine ve İsrail de dahil olmak üzere bölgedeki müttefiklerine, füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık verebilecek bir düşmanla karşı karşıya bulunuyor.

Tel Aviv'deki Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nde araştırmacı olan Danny Citrinowicz, 2003 Irak işgalinden önce düzenlenen Amerikan hava saldırıları operasyonuna atıfta bulunarak, “İran meselesinin 'şok ve yıldırma' şeklinde bir çözümü yok” diyor ve “Aksi yönde söz veren herkes muhtemelen yanılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bazıları, Beyaz Saray yetkililerinin Tahran'ı nükleer programını kısıtlamak, balistik füzelerine ve bölgesel vekil güçlerine verdiği desteğe sınırlamalar getirmek konusunda görüşmelere ikna etmek için askeri müdahale tehdidini kullandığına inanıyor. Ancak başta Trump olmak üzere ABD yönetimi, “verimsiz müzakerelere sürüklenmemeye” karşı da uyarıda bulunuyor.

7uk7
İran'ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD'nin ülkesine saldırması durumunda bunun bölgesel bir çatışmaya dönüşeceğini söyledi (AFP)

ABD Başkanı cumartesi akşamı, başkanlık uçağında gazetecilere, “Umarım kabul edilebilir bir şey üzerinde müzakere ederler… Nükleer silahların olmadığı, herkes için tatmin edici bir müzakere anlaşması yapılabilir ve bunu yapmaları gerekir, ancak bunu yapıp yapmayacaklarını bilmiyorum. Ama bizimle görüşüyorlar. Ciddi şekilde bizimle görüşüyorlar” dedi. Buna karşılık, Dini Lider Hamaney pazar günü sert bir şekilde konuştu. Tahran'da yaptığı konuşmada, ABD'nin ülkesini “yutmak” ve petrolünü, doğal gazını ve madenlerini ele geçirmek istediğini söyleyerek, Washington'u “bu sefer savaş bölgesel bir savaş olacak” diye uyardı.

Potansiyel bir çatışma senaryoları

Amerikan hedeflerinin belirsizliği ve diplomasi kapısının şimdilik açık kalması ve her iki tarafın da farklı hedeflerine rağmen “ciddi müzakerelere” hazır olması göz önüne alındığında, ABD'nin askeri bir saldırısı olasılığı geçerli olmaya devam ediyor. Zira Başkan Trump İran'a “zamanın tükenmekte olduğu” ve geçen yıl haziran ayında nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırılarından “çok daha yıkıcı” bir saldırıyla karşı karşıya kalacağı yönündeki uyarılarını tekrarlıyor. Bu arada Tahran, güçlerinin “tamamen hazır” olduğunu vurgulayarak, gelecekteki herhangi bir savaşın “bölgesel bir çatışmaya dönüşeceği” konusunda uyarıda bulunuyor.

Amerikan basınında ve düşünce kuruluşlarında yer alan haberlere göre, ABD Başkanı son günlerde Beyaz Saray ve Savunma Bakanlığı (Pentagon) arasında paralel olarak geliştirilen “potansiyel saldırı” seçenekleri hakkında brifingler aldı.

Wall Street Journal'a göre bu seçenekler arasında, ABD'nin İran rejimine ve İslam Devrim Muhafızları'na ait tesisleri büyük ölçekli hava saldırıları operasyonu ile vurmasını öngören “büyük plan” da yer alıyor. Gazete, yetkililere atıfta bulunarak, daha sınırlı seçeneklerin, öncelikle rejime ait sembolik hedefleri vurmayı, nükleer silah üretme amacında olduğunu reddeden İran’ın, Trump'ı tatmin edecek bir anlaşmaya varmayı kabul etmemesi durumunda, daha sonra saldırıları artırmayı içerdiğini belirtti.

Bir diğer seçenek ise askeri hedeflere ve liderliğe ait tesislere yönelik geniş çaplı bir karışıklığa yol açacak, potansiyel olarak İran güvenlik güçlerini veya diğer güçleri, 86 yaşındaki Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'i görevden almaya yönlendirecek bir dizi saldırı düzenlemektir.

sdcfrgt
Son iki gündür Tahran ve Washington karşılıklı diplomatik mesajlar vererek diplomatik bir çözüm için kapıyı açık tuttular (AFP)

ABD’de, geçen ay Trump'ın özel kuvvetler kullanarak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutuklanmasını emrettiği operasyona benzer şekilde, İran rejiminin başı Dini Lider Ali Hamaney'i hedef alan bir operasyon olasılığından bahsedilmiş olsa da hem uygulamadaki objektif koşullar hem de potansiyel sonuçları açısından bu senaryo zorluklar taşıyor.

Pratik açıdan bakıldığında, Venezuela'da yaşananlara benzer bir senaryonun İran'da uygulanması çok daha zor olacaktır; zira İran, liderliğini korumak için sıkı güvenlik önlemleri alıyor ve başkenti kıyıdan çok uzakta, iç kesimlerde bulunuyor. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre buna ilave olarak, böyle bir operasyonun İran devletinin geleceği üzerindeki sonuçlarına ilişkin görüş ayrılıkları da oldukça büyük. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da dahil olmak üzere ABD yönetimi yetkilileri, Hamaney'in görevden alınması durumunda bile, yerine geçecek hükümetin Washington'a karşı daha dostane olacağının garanti edilemeyeceğine inanıyor. Hatta bazıları, bu durumda İran Devrim Muhafızları'nın kıdemli bir komutanının başa geleceğini ve bunun sonucunda rejimin sert tutumunu sürdürebileceğini veya daha da derinleştirebileceğini öngörüyor.

Geçtiğimiz çarşamba günü Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senato’nun bir komitesine verdiği brifingde, Hamaney'in görevden alınması ve rejimin devrilmesi durumunda ne olacağının hâlâ açık bir soru olduğunu söyledi. “İran'da bundan sonra ne olacağı konusunda kimsenin size basit bir cevap verebileceğini sanmıyorum” ifadesini kullandı.

Birçok Amerikalı analiste göre Başkan Trump İran'a karşı bir saldırı başlatmaya karar verirse, Pentagon'un hazırlanıyor gibi göründüğü türden hızlı hava saldırıları veya füze saldırılarıyla belirlediği hedeflerin hiçbirine ulaşmak mümkün olmayacak.

Wall Street Journal, İran uzmanı ve halihazırda Johns Hopkins Üniversitesi'nde görev yapan eski ABD’li yetkili Vali Nasr'ın şu sözlerini aktardı: “İran rejimi çok hızlı bir şekilde yenilse bile, önemli olan ertesi gün ne olacağıdır.” Gazete ayrıca, Washington'daki Cato Enstitüsü'nde savunma ve dış politika çalışmaları direktörü Justin Logan'ın şu sözlerini de aktardı: “Başkan Trump, hızlı, düşük maliyetli ve kesin sonuçlu olduğunda askeri güç kullanmayı tercih ediyor.” Logan “Sorun şu ki, işleri hızlı, düşük maliyetli bir şekilde yapıp aynı zamanda kesin sonuçlar elde edemezsiniz.”

Hedeflerin ve operasyonel senaryoların niteliği, New York Times gazetesi tarafından da ele alındı ve “Trump'ın İran ile mücadele için askeri seçenekleri” başlıklı analizinde ​​şu ifadeler yer aldı: “ABD Başkanı’na, son günlerde ülkenin nükleer ve füze tesislerine daha fazla zarar vermeyi veya İran Dini Liderini zayıflatmayı amaçlayan potansiyel askeri seçeneklere dair geniş bir liste teslim edildi. Bu seçenekler, Trump'ın birkaç hafta önce İran güvenlik güçleri tarafından protestocuların öldürülmesini durdurma sözünü yerine getirmeye çalışırken değerlendirdiği önerilerin ötesine geçiyor.”

Gazete, adlarını vermediği yetkililere atıfta bulunarak, Trump'ın İran'a karşı askeri harekât emri vermediğini, Pentagon tarafından sunulan seçeneklerden herhangi birine henüz karar vermediğini belirtti. Habere göre, ABD Başkanı son günlerde “rejim değişikliğinin uygulanabilir bir seçenek olup olmadığını” değerlendiriyor.

New York Times, haftalar önce İran'ı saran protestolar sırasında Trump yönetiminin İran nükleer programına saldırmayı, protestoculara yönelik baskının büyük bir kısmından sorumlu güvenlik kurumlarının genel merkezleri gibi sembolik yerleri hedef almayı düşündüğünü açıkladı. Gazeteye göre, İranlı yetkililerin planlanan yüzlerce infazı iptal etmesinin ve bölgedeki ülkelerin Başkandan herhangi bir saldırıyı ertelemesini istemesinin ardından, Trump o dönemde askeri seçenekten aniden geri adım attı.

ABD’li yetkililer, Trump'ın İran'a karşı, ABD'nin aylarca kıyı açıklarına güç yığdığı ve Başkan Maduro'yu devirmek için baskı kampanyası yürüttüğü Venezuela'ya karşı izlediğine benzer bir yaklaşım izlediğini söylüyor. Ne ki, Maduro'yu Venezuela'dan ayrılmaya ikna etme çabaları başarısız olmuş ve bu da ABD'nin ülkeye askeri müdahalede bulunmasına ve Maduro ile eşini tutuklamasına yol açmıştı. Venezuela'nın aksine, bazıları Tahran'ın ABD'nin koyduğu şartları kabul etmek isteyeceğinden şüphe duyuyor. Zira bu şartlar arasında uranyum zenginleştirmeyi sona erdirmesi ve mevcut tüm nükleer stoklarından vazgeçmesi, İran’ın cephaneliğindeki balistik füzelerin menziline ve sayısına kısıtlamalar getirilmesi ve Hamas, Hizbullah ve Yemen'deki Husiler de dahil olmak üzere Ortadoğu'daki vekil gruplara verdiği tüm desteği sona erdirmesi yer alıyor.

ABD İran’dan bunları talep ederken, İsrail ve ABD’den gelen haberler Tel Aviv'in alternatif bir seçenek için baskı yaptığına işaret ediyor. O seçenek de ABD'nin, geçen yıl haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında İsrail tarafından imha edildikten sonra Tahran'ın büyük ölçüde yeniden inşa ettiği İran'ın balistik füze programına karşı yeni saldırılar düzenlemede kendisine katılması.

Beklenen operasyonun hukukiliği

Tahran üzerindeki ABD baskısının artmasıyla birlikte, Amerikan çevrelerinde Washington'un Kongre’nin onayı olmadan İran'a karşı saldırılar düzenleme konusunda benimseyebileceği hukuki dayanak hakkında ciddi sorular gündeme geldi. Özellikle geçmişte ABD başkanlarının Kongre onayı olmadan sınırlı saldırı emri vermeye alışkın oldukları göz önüne alındığında, bu kez durum tamamen farklı olabilir. Birçok kişi, İran'a karşı nükleer programı geriletmekten ziyade hükümeti devirmeyi veya zayıflatmayı hedefleyen daha geniş kapsamlı bir operasyonun, Başkanın fiilen savaş ilanı anlamına gelen bir eylemde bulunup bulunmadığı konusunda daha ciddi soruları gündeme getirebileceğini düşünüyor.

zxcdfvg
ABD Donanması şu anda Ortadoğu bölgesinde altı muhrip, bir uçak gemisi ve üç kıyı muharebe gemisi konuşlandırmış durumda (AFP)

New York Times'a göre, bu çıkmazdan kurtulmak için ABD yönetimi, tıpkı Trump'ın Ocak 2020'de Irak'ta İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'yi hedef alma emrini verdiğinde olduğu gibi, yasal gerekçe olarak Tahran'ın “terörizme verdiği kapsamlı desteğe” güvenecek gibi görünüyor. Gazete, Adalet Bakanlığı'nın Süleymani “ABD askeri personeline ve diplomatlarına karşı ek saldırılar için aktif olarak planlar geliştirdiği” için o dönemde saldırıyı yasal olarak gerekçelendirdiğine işaret etti.

Washington, İran Dini Lideri'ni “terörist” olarak tanımlamasa da İran'ı terörizmi destekleyen bir devlet olarak tanımlıyor. Hamaney, hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Avrupa tarafından “terör örgütü” olarak tanımlanan İran Devrim Muhafızları'nın başkomutanıdır.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçen çarşamba günü Senato Dış İlişkiler Komitesi’ne verdiği brifingde, askeri yığınak için bir başka gerekçe daha öne sürerek, bölgedeki üslerde yıllardır konuşlanmış on binlerce Amerikan askerine yönelik “bir İran saldırısını önceden caydırmak” amacıyla yapıldığını söyledi. Rubio, yönetiminin “bu noktaya gelmemeyi umduğunu” ekledi. “Ancak şu anda gördüğünüz şey, personelimize yönelik olası bir İran tehdidine karşı savunma amacıyla bölgede askeri varlıklarımızı konumlandırma gücümüzdür” dedi.

Rubio, İran çevresindeki artan ABD askeri varlığını, yeniden protestoların başlayabileceği uyarısıyla gerekçelendirdi ve ABD istihbaratının, ekonomik çöküş ve halkın hoşnutsuzluğuyla boğuşan İslam rejiminin “her zamankinden daha zayıf” olduğu yönündeki değerlendirmelerine katıldığını belirtti.


Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.