Taraflar Sirte’den ‘eşzamanlı olarak çekilmezse’ Cenevre ve Gadames uzlaşıları bozulabilir

Libya'nın doğusundaki geçici hükümetin İçişleri Bakanlığı, Kahire’nin UMH ile ‘kendisinin taraf olmadığı herhangi bir anlaşma imzalaması halinde doğabilecek güvenlik sorunlarına karşı sorumluluk kabul etmeyeceğini’ belirtti.

Libya’da çatışan tarafların Gadames’deki görüşmelerinde Sirte'den eşzamanlı olarak çekilme şart koşuldu (AFP)
Libya’da çatışan tarafların Gadames’deki görüşmelerinde Sirte'den eşzamanlı olarak çekilme şart koşuldu (AFP)
TT

Taraflar Sirte’den ‘eşzamanlı olarak çekilmezse’ Cenevre ve Gadames uzlaşıları bozulabilir

Libya’da çatışan tarafların Gadames’deki görüşmelerinde Sirte'den eşzamanlı olarak çekilme şart koşuldu (AFP)
Libya’da çatışan tarafların Gadames’deki görüşmelerinde Sirte'den eşzamanlı olarak çekilme şart koşuldu (AFP)

Libya’da Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçleri ile Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) bağlı güçlerin, Sirte ve Cufra bölgelerinden eşzamanlı olarak geri çekilme konusunda bir birlerine güvenmedikleri ortaya çıktı. Bu da Cenevre ve Gadames'te yapılan son askeri uzlaşıları riske atıyor. Öte yandan Libya'nın doğusundaki geçici hükümetin İçişleri Bakanlığı bir açıklamada bulunarak, Kahire’nin UMH ile ‘kendisinin taraf olmadığı herhangi bir anlaşma imzalaması halinde doğabilecek güvenlik sorunlarına karşı sorumluluk kabul etmeyeceğini’ belirtti.
UMH güçlerine bağlı Sirte-Cufra Ortak Operasyon Dairesi komutanı Tuğgeneral İbrahim Ahmed Beytülmal, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ‘askeri olarak yürütülen siyasi diyaloglara ve çözümlere bağlılıklarını’  bir kez daha yineledi. 5+5 Ortak Askeri Komite görüşmelerinden çıkacak sonuçları memnuniyetle karşılanması için bir takım koşulların sağlanması gerektiğini söyleyen Tuğgeneral Beytülmal, bu koşullardan ödün verilemeyeceğinin altını çizdi. Tuğgeneral Beytülmal, söz konusu koşulların başında; Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerlerin ve Sudan'dan getirilen Cancavid milislerinin Libya topraklarından ayrılması ve geri kalan savaşçıların da geldikleri yerlere geri dönmesi şartının geldiğini söyledi.
Öte yandan LUO'ya bağlı Ahlaki Rehberlik İdaresi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, LUO güçlerinin Sirte’deki konumlarından çekildiği ve eski konumlarına geri döndüğü şeklindeki resmi kaynaklara dayanmayan haberleri ve bilgileri yalanladı. Tuğgeneral Mahcub düzenlediği basın toplantısında, “Asıl paralı askerler ve yabancı güçler Libya'dan çekilmeli” ifadelerini kullandı.
Başka bir LUO yetkilisi ise açıklamasında, Mareşal Hafter'in ‘UMH’ye bağlı güçleri Ortak Askeri Komite tarafından yapılan anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getireceklerine ve Sirte ile Cufra çevresindeki unsurlarını geri çekmeye başlayacaklarına dair güvence verilene kadar LUO güçlerine geri çekilme talimatı vermeyeceğini’ söyledi. Yetkili ayrıca ‘Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) ve UMH askeri heyetinin benzer bir şekilde Ankara'ya bağlı Türk askeri unsurlarının ve paralı askerlerin temas hatlarından çekilmesini beklediklerine’ işaret etti.
Bu arada Libya’nın doğusundaki geçici hükümetin İçişleri Bakanlığı, UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın Kahire’yi ziyaretiyle ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada olası bir anlaşmaya varılmasına yönelik hamlede bulunularak Kahire’nin UMH ile ‘kendisinin taraf olmadığı herhangi bir anlaşma imzalaması halinde doğabilecek güvenlik sorunlarına karşı sorumluluk kabul etmeyeceğini’ belirtti.
Libya resmi haber ajansı LANA’nın haberine göre geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Abdulhadi Huveyc, Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri’ye İçişleri Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Buşnaf aracılığıyla bir mektup gönderdi. Huveyc mektupta, Başağa'nın ziyaretini yorumlarken Mısır hükümetinin iki ülke arasındaki kara limanlarının geçici hükümetinin kontrolü altında olmasının önemini anlamasını umduğunu belirtti.
LANA’nın haberine göre Buşnaf, geçici hükümetin İçişleri Bakanlığı’nın ‘iki kardeş ülke arasındaki limanlardan sorumlu olan geçici hükümetin taraf olmadığı herhangi bir anlaşmadan doğabilecek güvenlik soruna ilişkin sorumluluk kabul etmediğini’ söyledi.
Öte yandan UNSMIL Genel Sekreter Vekili Stephanie Tunus'taki Siyasi Diyalog Forumu'na davet edilen tüm isimlerin katıldığını açıkladı. Williams, Cuma günü yaptığı açıklamada katılımcıların, ‘önümüzdeki günlerde Libya ve Libya’nın geleceği için hayati önem taşıyan kararlar vermek zorunda kalacaklarını’ söyledi.
Bu arada ABD’nin Trablus Büyükelçiliği, başkent Trablus'taki çalışmalarına devam etmek üzere geri dönmeyi planladığını açıkladı. Büyükelçilikten cuma akşamı yapılan açıklamada, büyükelçilik için Trablus'ta yeni bir bina bulmaya çalışıldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca ABD’nin ‘Tunus'taki Libya Siyasi Diyalog Forumu'na katılacak olan vatansever Libyalılara büyük saygı duyduğu ve ulusal seçimlere götürecek bir yol haritasın çizilmesini beklediği’ kaydedildi. Açıklamada ‘forumun başarıya ulaşmasının, Libya'da barış ve güvenliğe büyük katkı sağlayacağı’ vurgulandı.
Açıklamaya göre ABD'nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland, UMH Dışişleri Bakanı Muhammed Siyala’ya, ABD büyükelçiliği için Trablus’ta yeni bir bina bulunması için resmi istişareler başlatma niyetinde olduklarını bildirdi.
Libya’da kısa süre içerisinde ‘fiilen bir büyükelçilik açmaktan çok uzak olunduğu’ belirtilen açıklamada, ancak diğer yandan, ‘siyasi istikrara doğru ilerleme olasılığının, bu süreci başlatmak için gerekli adımların atılmasını ve ikili müzakereleri başlamak için bir fırsat sağladığı’ kaydedildi.
ABD’nin Trablus Büyükelçisi Norland, LibyaUlusal Petrol Şirketi'nin (NOC), dün üretim kapasitesini günlük bir milyon varil petrole yükseltmeyi başardığını açıklamasının ardından, bu gelişmeyi, şeffaflığın sürdürüldüğünü belirterek memnuniyetle karşıladı.
Öte yandan NOC tarafından yapılan açıklamada, ‘şirketin ciddi mali zorluklarla karşı karşıya olduğu, bunun da sektördeki şirketlerin borçlarının birikmesine ve maaşların ödenmesinde büyük bir gecikmeye yol açtığı’ belirtildi. Şirketin, ‘mevcut üretim seviyelerini sürdüremeyebileceği’ vurgulanan açıklamada, bu yüzden bazı tarafların ülke ekonomisini yeniden canlandırmaya yönelik çabaları baltalamalarıyla birlikte üretimin azalabileceği veya tamamen durabileceği kaydedildi.



Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
TT

Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)

Yemen’de yürütülen Fecir el-Yemen (Yemen Şafağı)  askeri operasyonu cuma günü beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ve stratejik öneme sahip Meyun Adası’ndaki temizleme faaliyetlerini tamamladı. Uluslararası deniz ulaşım koridoruna hâkim yüksek kesimlerde mevzilerini sağlamlaştıran güçler, ülkenin batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirdi. Öte yandan Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken ülkenin çeşitli bölgelerinde Husilerin mevzilerine ve hareketliliğine yönelik hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Askeri kaynaklar, Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle hareket eden Amalika Tugayları ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin Babülmendep Boğazı, el-Ardi askeri kampı ve sahil güvenliğe bağlı gözetleme noktalarının kontrolünü tamamen sağladığını bildirdi. Kaynaklara göre güçler ayrıca Meyun Adası’nı ve boğazın çevresindeki dağlık silsileleri ele geçirdi. Bu bölgeler arasında hayati öneme sahip deniz geçiş güzergâhına hâkim noktalar da bulunuyor.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin sürpriz bir kuşatma harekâtı düzenleyerek Husilerin ön savunma hatlarını aştığını, grubun yeni kazdığı siper ve tünellere ulaştığını belirtti. Çatışmalarda onlarca Husi mensubunun öldürüldüğü, bazılarının ise teslim olduğu aktarıldı.

ffghyjuk
Yemen hükümet güçleri el-Vaziye’de ilerliyor, Babülmendep’i tamamen temizlemek için baskıyı artırıyor (AP)

Kontrolün kalıcı hâle getirilmesi durumunda boğazın ve Meyun Adası’nın güvence altına alınması, Kızıldeniz’in güney girişinde yer alan stratejik bölgenin konumu ve uluslararası deniz ulaşımının korunmasındaki önemi nedeniyle batı kıyısındaki askeri harekâtın seyrinde önemli bir değişim anlamına gelecek.

Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendep çevresindeki geniş bir alana hâkim olan Kahbub tepelerini kontrol altına aldıklarını duyurmasının ardından geldi.

El-Vaziye yönündeki askeri baskı sürüyor

Yeni mevzilerini sağlamlaştıran Yemen hükümet güçleri, Taiz’in batısındaki el-Vaziye cephesinde operasyonlarını sürdürüyor. Sahadan gelen bilgilere göre güçler, ilçenin doğusundaki yüksek kesimleri güvence altına almayı ve Zubab çevresi ile el-Umri askeri kampındaki Husi mevzilerini kuşatmayı hedefliyor. Bu adımların, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesine zemin hazırlaması amaçlanıyor.

Operasyonlara paralel olarak el-Vaziye, eş-Şemayiteyn ve Cebel Habşi bölgelerinde Husilerin askeri mevzilerini ve hareketliliğini hedef alan hava saldırıları düzenlendi. Saldırılar ayrıca Taiz ile Lahic vilayetleri arasındaki sınırda, el-Mukatira ve el-Ahkum ilçelerine hâkim Şercab, et-Turbe ve Cebel Kahham bölgelerini de kapsadı.

cdfhg
Yemen hükümet güçlerinden bir asker, Taiz’in güneyindeki cephelerde (AFP)

Sahadaki kaynaklar, Cebel Habşi ilçesindeki el-Hakl ve el-Kahaf bölgelerinde Husi araçları ile takviye birliklerinin hedef alındığını bildirdi. Hükümete bağlı Taiz Askeri Ekseni Medya Merkezi ise hava saldırılarından birinde 23 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini veya yaralandığını açıkladı.

Hava saldırılarında ayrıca Numan ve es-Seybara dağları, el-Harse bölgesi ile eş-Şemayiteyn ilçesindeki Cerdad da hedef alındı.

Öte yandan Husiler, mevzilerini korumak ve yeni ilerleme güzergâhları açmak amacıyla Taiz’in güney ve batısındaki kırsal bölgelere yönelik baskılarını sürdürüyor.

Yerel kaynaklar, batı cephesindeki Cebel Habşi ilçesinde el-Mahşa, el-Adef ve el-Arme bölgelerinin Husilerin kontrolüne geçtiğini, grubun eş-Şarik bölgesine doğru ilerlediğini bildirdi. Bölgedeki köylerin de topçu ateşine tutulduğu, söz konusu kaynaklara göre el-Mahşa’da bir öğretmenin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Bu gelişmeler, Taiz vilayetinde birden fazla cephede çatışmaların devam ettiğini gösteriyor. Hükümet güçleri batı bölgelerindeki mevzilerini sağlamlaştırmaya ve stratejik yolları güvence altına almaya çalışırken Husiler de güney ve batı kırsalında ve kent çevresinde baskı noktalarını korumayı hedefliyor.

Bin 729 askeri hedef vuruldu

Askeri operasyonların kapsamının genişlediğine işaret eden bir açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nüzeyli, perşembe günü “Fecir el-Yemen” operasyonu kapsamında çeşitli cephelerde Husi askeri hedeflerine yönelik Bin 729 hassas saldırı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Nüzeyli, operasyonlarda 1.370 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini, 300 askeri araç ve teçhizatın imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti. Hedef alınan noktalar arasında askeri mevziler, gözetleme noktaları, komuta ve kontrol merkezleri, silah depoları, ikmal hatları ve takviye birlikleri de yer aldı.

gfthyju
Babülmendep cephesinde Devler Tugayları’na bağlı savaşçılar (EPA)

Eş zamanlı olarak yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları Taiz, İbb, Beyda, Ebyen, Saada, Sana, Rimah ve Hudeyde olmak üzere sekiz vilayete yayıldı.

Saldırılarda Husilerin kontrolündeki başkent Sana’daki noktalar, İbb vilayetinin Yerim ilçesindeki bir Husi kampı ve aynı vilayetteki es-Siyeni bölgesindeki mevziler hedef alındı. Ayrıca Sana’nın batısındaki Beni Matar’da, Rimah vilayetindeki Kesme’de ve Beyda vilayetinin Cebel Cemil, Cercere ve en-Nisrin dağlarında bulunan noktalar vuruldu. Saldırılar, Akabet Sera ile Hudeyde ve Saada’daki diğer mevzileri de kapsadı.

Lahic vilayetinde ise hükümet güçleri, el-Mudaribe ilçesinin kuzeybatısındaki el-Ağbera, el-Muhavile ve el-Meşamira bölgelerini hedef alan Husi saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Aşiretlerden gelen takviyelerin desteğiyle Cebel Seyf’teki bazı mevzilerin de geri alındığı bildirildi.

Mareb’in güneyi ve Cevf cephelerinde ise çatışmalar, karşılıklı topçu ateşi ve insansız hava aracı operasyonları devam etti. Hava saldırılarında Mas kampı ile el-Lebenat bölgesindeki mevziler hedef alındı.


Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor
TT

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’de hükümet güçlerinin yürüttüğü Yemen’in Şafağı adlı askerî operasyon beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ile stratejik öneme sahip Meyyun Adası’nın kontrolünü tamamen sağladıklarını ve uluslararası deniz geçiş güzergâhına hâkim yüksek kesimlerdeki mevzilerini tahkim ettiklerini açıkladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin ülkenin batı kıyısındaki konumunu güçlendirdi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken Yemen’in çeşitli vilayetlerinde Husilere ait mevzileri ve hareketliliği hedef alan hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Taiz vilayetinde hükümet güçleri, batıda yer alan Vaziiye cephesindeki operasyonlarını sürdürerek yüksek kesimlerin güvenliğini sağlamayı ve Zubab ile el-Umri Askerî Kampı çevresindeki Husi mevzilerini kuşatmayı amaçlıyor. Sahadan gelen bilgilere göre bu operasyonlarla, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesi hedefleniyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nüzeyli, Yemen’in Şafağı operasyonu kapsamında Husi askerî hedeflerine yönelik 1.729 saldırı düzenlendiğini açıkladı. El-Nüzeyli, operasyonlarda Husilere bağlı 1.370 kişinin etkisiz hâle getirildiğini, 300 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti.

Yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları sekiz vilayete yayıldı. Lahic, Marib ve Cevf cephelerinde de çatışmalar devam etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, özellikle salı ve çarşamba günleri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan son saldırıları şiddetle kınadı. Söz konusu saldırılarda vatandaşlar ve ülkede ikamet eden yabancılar arasında ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

BM Sözcüsü, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, İsrail’in dün düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise hayatını kaybedenlerden üçünün Filistinli grupların mensubu olduğunu öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, hayatını kaybeden 7 kişiden 6’sı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentinin farklı bölgelerinde yaşamını yitirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü ve Şifa Hastanesi, Gazze’nin güneybatısında ‘İsrail’e ait bir insansız hava aracının bir aracı hedef alması’ sonucu 2 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi. Kentin kuzeybatısındaki Tevvam bölgesinde ise ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırın’ benzer bir saldırıyla hedef alınması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

cdfgh
 İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir sokakta yürüyen Filistinliler, 6 Ekim 2026, Gazze (AP)

İsrail ordusu, iki saldırıda da ‘terör örgütlerindeki askeri unsurların’ hedef alındığını bildirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal da AFP’ye yaptığı açıklamada, Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde Abdullah Azzam Camisi yakınlarında bir binanın İsrail uçakları tarafından bombalanması sonucu bir kadın ve bir çocuk olmak üzere 2 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti. Basal ayrıca, Gazze kentinin kuzeybatısında İsrail topçu ateşi sonucu bir kadının yaşamını yitirdiğini aktardı.

Basal, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinin güneydoğusunda da İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gazze Şeridi’nde savaş, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başladı.

Hamas, İsrail ordusunun çarşamba günü silahlı kişilerin ‘Kemal Advan Hastanesi’nin içinden saldırılar düzenlediğini’ açıklamasının ardından, Gazze’deki hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı yönündeki İsrail suçlamalarını reddetti.

hyju
Gazze şehrinde hasar görmüş binaların arasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar, 8 Ekim 2026 (AP)

Hamas, yayımladığı açıklamada, “İşgal güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki hastanelere yönelik öne sürdüğü iddia ve suçlamalar tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Bu iddialar, Gazze Şeridi’ndeki sivil altyapının, başta hastaneler olmak üzere, sistematik biçimde yok edilmesine yönelik saldırılar sırasında daha önce de kullanılmıştı. Bu durum, işgal güçlerinin vahşi suçlarını tekrarlamaya yönelik tehlikeli niyetlerini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Bu suç teşkil eden kışkırtma, Gazze Şeridi’nde geriye kalan hastanelerin saldırılar, ağır kuşatma ve işgal güçlerinin gerekli ekipman ve malzemelerin girişini engellemesi nedeniyle felaket koşullarında hizmet vermeye çalıştığı, hastanelerin hasta ve yaralılarla dolup taştığı bir dönemde yapılıyor” denildi.

Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askerî harekâtında 74 bin 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), bu rakamları güvenilir kabul ediyor.

Bakanlığın verilerine göre, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze’de en az bin 450 kişi öldürüldü.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin ve bir sivil yüklenicinin hayatını kaybettiğini açıkladı.