Ürdün’de Kral da İhvan da Biden’dan umutlu

Ürdün Kralı II. Abdullah, seçilmiş ABD başkanını tebrik eden ilk Arap lider oldu.

Ürdün Kralı II. Abdullah ve ABD Başkanı seçilen Joe Biden'in arşiv fotoğrafı (AP)
Ürdün Kralı II. Abdullah ve ABD Başkanı seçilen Joe Biden'in arşiv fotoğrafı (AP)
TT

Ürdün’de Kral da İhvan da Biden’dan umutlu

Ürdün Kralı II. Abdullah ve ABD Başkanı seçilen Joe Biden'in arşiv fotoğrafı (AP)
Ürdün Kralı II. Abdullah ve ABD Başkanı seçilen Joe Biden'in arşiv fotoğrafı (AP)

Tarık Dilovani
Ürdün Kralı II. Abdullah, seçilmiş yeni ABD Başkanı Joe Biden'ı tebrik eden ilk Arap lider oldu. Bu durum, yeni seçilen ABD Başkanı’na karşı Ürdün'ün resmi makamlarca duyduğu memnuniyetin boyutunu yansıtıyor. Biden’ın selefi Trump döneminde, dört yıl boyunca, iki ülke arasında durgun ilişkiler hakimdi.
Ürdün Kralı paylaştığı bir tweette Biden'ı ve yardımcısı Kamala Harris'i tebrik etti. Ürdün Kralı II. Abdullah, Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Barış, istikrar ve refah gibi ortak hedeflerin gerçekleştirilmesi yönünde iki ülke arasındaki sağlam tarihi ortaklığın güçlendirilmesi için birlikte çalışma arzusundayım." ifadelerine yer verdi.
ABD seçimleri Ürdün için büyük önem arz etti. Ürdün hükümeti, seçim sonuçları kesinleşinceye kadar içeride ve dışarıda birçok dosyadaki kararı askıya aldı. Amman, Biden'dan Trump'ın kararlarının Ürdün üzerindeki etkisini özellikle de Filistin meselesiyle ilgili etkisini azaltacak ve "iki devletli çözümü" canlandıracak adımlar atmasını bekliyor.

Reform, Özgürlükler ve İhvan
Barış Planı’nın sürdürülmesi, Ürdün Vadisi ve Batı Şeria'nın ilhak edilmesi projesi ve Doğu Kudüs’ün işgalinin meşrulaştırılması gibi Ürdün için acil ve endişe verici dış gündem maddeleri bir yana gözlemciler, son yıllarda birçok gerileme ve ihlallerle gölgelenen siyasi reform ve kamu özgürlükleri gibi durgun dosyaların tekrar hareketlendirilmesi Biden’ın zaferinin iç yansımalarını önümüzdeki aylarda netleştireceğine inanıyor.
Demokratların Ürdün hakkındaki görüşüne dair gerçek, 2011'de ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'a atfedilen eski ifadelerin hatıra getirilmesiyle netlik kazanıyor; “Ülkede bir Başbakan seçmenin tam zamanı.” Bu ifadeler Ürdün Kralı’nın yetkilerini etkiliyordu. Arap dünyasında patlak veren devrimler sırasında Müslüman Kardeşler'in (İhvan-ı Müslimin) sembol isimlerinin yaptığı çağrılarla kesişiyordu. Müslüman Kardeşler, Başbakanın atanması da dahil olmak üzere açıkça kralın yetkilerinin sınırlandırılması çağrısında bulunmuştu.
2018 yılında İhvan yapılanmasını cezalandırması ve terör örgütü ilan etmesi için Trump'ın Ürdün’e uyguladığı baskı göz önüne alındığında, Ürdün'deki Müslüman Kardeşler'in Biden'ın zaferinden memnuniyet duyan taraflar arasında olduğu açıkça görülebilir. Biden'ın özgürlükler ve insan hakları konularına yaklaşımı, Müslüman Kardeşler de dahil olmak üzere İslamcı siyasi hareketlerin umutlarını yeşertti.
Müslüman Kardeşler Teşkilatı, ABD’de Demokrat bir Başkanın seçilmesinin, uluslararası alanda kendisi üzerindeki baskının hafifletilmesine katkıda bulunacağını umuyor. Özellikle de bir terör örgütü olarak sınıflandırılmasıyla ilgili üzerindeki baskının hafifleyeceğini bekliyor. Demokrat Parti ile İhvan arasında gerçekleşecek olası temaslarda öne çıkabilecek maddeler arasında, Gilad Şalit ile takas anlaşması sonucu serbest bırakılan Ürdün vatandaşı Hamas mensubu Ahlam et-Temimi'nin dosyası bulunuyor. ABD Temimi’yi Washington'a teslim etmesi için aylardır Ürdün’e baskı yapıyor. Temimi’nin kocası Ürdün'den Katar'a sınır dışı edildi.

Neşe ve korku
ABD seçim sonuçlarının Ürdün için önemini belirten yazar Mahir Ebu Tayr, “Ürdün Krallığı farklı ABD yönetimleriyle birlikte çalıştı, Cumhuriyetçilerle birlikte çalışmaya daha alışıklar ancak bu onları tercih ettikleri anlamına gelmez. Ürdün, iki taraf arasındaki farklılıkları ve her bir tarafın bölgeyle ilgili gündemini biliyor.”
Hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların ABD çıkarları açısından bölge hakkında benzer görüşlere sahip olduğunu, bununla birlikte Demokrat Parti'nin Filistin sorununa daha farklı baktığını söyleyen Ebu Tayr, “Görünen o ki Ürdün, Trump'ın yaptıklarını düzeltmesi hususunda Demokratlara güveniyor.”
Ebu Tayr, ABD'nin seçilmiş başkanının politikalarında ani bir değişikliğe gidebilmesi ilgili endişesini gizlemiyor. Ürdünlülerin sosyal medyada paylaştığı videolarda Biden’ın, Yahudi olmasa bile "Siyonist" olmakla övündüğü görülüyor.
Ebu Tayr sözlerine şöyle devam ediyor: "Demokratların İsrail lehine baskısının daha az olduğu doğrudur, ancak Ürdün, Beyaz Saray'ın ötesinde, ABD’deki karar alma organları içinde oluşturmuş olduğu köklü ilişkilere güveniyor."
Ürdün Kralı ile Trump arasındaki ilişki durgundu. Ürdün Kralı'nın Washington'a çok sayıda ziyarette bulunmasına rağmen, iki yıldan fazla bir süredir Trump’la bir araya gelememesi bunu doğruluyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Ürdün önemli ölçüde ABD yardımlarına bel bağlamış durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre, 2019'da Ürdün'e yapılan ekonomik yardım hacmi bir milyar doları aştı. Washington her zaman Amman'ın ilk ve en güçlü müttefiki ve en önemli finansal bağışçısı olarak görülmüştür. Son kırk yılda, iki ülke arasındaki ilişkiler yakın ve iyi olmuştur. ABD, 1951'den beri Ürdün'e 20 milyar dolardan fazla yardımın yanı sıra güvenlik, sağlık, eğitim ve su alanlarında önemli destek sağladı.

Biden’ın Filistin sorununa bakışı
Trump sadece İsrail’in egemenliğini öngören Yüzyılın Anlaşması’nı savunurken Biden Trump’ın aksine 1967 sınırlarını esas alan İsrail ve Filistin devletlerini öngören “iki devletli çözüm”ü savunuyor.
Joe Biden Başkan Yardımcısı iken 2009 Mayısı’nda Washinton’da bir İsrail lobisinin toplantısında yaptığı konuşmada İsrail’i, Filistin sorununda iki devletli çözümü kabul etmeye çağırmıştı.
Biden, İsrail’den yeni Yahudi yerleşim bölgeleri kurmayı durdurmasını ve Filistinlilere serbest dolaşım izni vermesini savunuyor. İsrail’in güvenliğinin ‘pazarlık konusu’ yapılamayacağını belirten Joe Biden, Arap ülkelerini İsrail’e karşı elle tutulur açılımlarda bulunmaya çağırıyor.



Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
TT

Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)

Güvenlik ve sağlık kaynakları, bugün Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde “Haşdi Şabi” güçlerinin karargahını hedef alan hava saldırıları sonucu, 30 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığı habere göre « Haşdi Şabi güçleri, yaptıkları açıklamada, Anbar Operasyonları Komutanı Saad Baici ile bazı yardımcılarını öldürüldüğünü doğruladı ve saldırıyı gerçekleştirmekle ABD’yi suçlayarak, «vatan görevlerini yerine getirirken komuta merkezinin» bir ABD hava saldırısı hedef alındığını belirtti.

Açıklamada, bu saldırıların “Irak'ın egemenliğinin açık bir ihlali ve Iraklıların kanına ciddi bir saygısızlık” olduğu belirtildi ve “uluslararası hukuka ve insani normlara hiç önem vermeyen saldırgan yaklaşımın doğasını bir kez daha ortaya koyduğu” ifade edildi.

Kaynaklar, “siyasi güçlerin, ABD’nin tekrarlanan bu ihlallerine karşı durma ve ülkenin egemenliğini koruyacak ve bu ciddi ihlallere son verecek açık ve kararlı tutumlar sergileme konusunda tam sorumluluk taşıdıklarını” belirtti.

Kaynaklar, saldırıların bir dizi üst düzey komutanın katıldığı güvenlik toplantısı sırasında “Haşdi Şabi” karargahını hedef aldığını ifade etti.

«Haşdi Şabi» güçleri, çoğu Şii olan yarı askeri grupları bünyesinde barındırmaktadır ve bu gruplar resmi olarak Irak güvenlik güçlerine dahil edilmiştir; bu gruplar arasında İran'a bağlı birçok örgüt de bulunmaktadır.

Şubat ayında ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Tahran destekli silahlı gruplar Irak'taki ABD üslerine saldırılar düzenliyor ve bu durum bölgede daha geniş çaplı bir tırmanma korkusunu artırıyor.


Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
TT

Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)

Şarku’l Avsat’a bilgi veren, konuyu yakından takip eden Lübnanlı kaynaklar, İran'ın Beyrut'taki bazı liderlere, ABD ve İsrail ile süren savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmada Lübnan'ın da yer alacağına dair “açık bir taahhüt” verdiğini belirtti. Kaynaklar, Lübnanlı yetkililerin “diplomatik olmayan” kanallar aracılığıyla, Tahran'ın Lübnan'daki bazı müttefiklerine, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın “kesinlikle Lübnan'ı da kapsayacağını” bildirdiğini söyledi.

Lübnan, İran ile savaşın sona ermesinin ardından İsrail’in askeri gücünü ülkeye kaydırmasından endişe duyuyor; zira İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saha tatbikatları, Lübnan topraklarında daha geniş çaplı operasyonlar ve olası bir kara işgali için bir başlangıç noktası olabilecek “köprü başları” kurduğunu düşündürüyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat ile yaptığı görüşmede, sızan bu bilgilerin doğru olmasını umduğunu belirterek, “İsrail'in Lübnan'a karşı savaşının sona ermesini içeren kapsamlı bir anlaşma” istediğini ifade etti.


İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
TT

İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sahil yolunda bulunan Kastmiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu saldırı, Litani Nehri üzerindeki köprülerin yıkılacağına dair yapılan açıkntehditlerin ardından gerçekleşti ve sınır şeridindeki köyleri Sur şehrine bağlayan en hayati arterlerden birini doğrudan etkiledi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichaiy Adraee, "takviye birliklerinin ve savaş teçhizatının transferini engellemek için kıyı otoyolu köprüsü olan Kasımiye Köprüsü'ne saldırı düzenleneceğini" duyurdu ve bölge sakinlerini Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise bunu "bir tampon bölge oluşturma ve işgalin gerçekliğini pekiştirme yönündeki şüpheli planlar çerçevesinde gerçekleşen tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi.

Bu arada, Lübnan-Amerikan ateşkes görüşmeleri "uzun süreli askıya" alındı.

Bu bağlamda, emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Güney Lübnan'daki köprüleri hedef almanın "kesin bir askeri hedef sağlamadığını" söyledi. "Hizbullah, mühimmatı karayolları veya köprüler üzerinden taşımaya güvenmez, bunun yerine İsrail'in hava üstünlüğü altında açık hareket etmenin tehlikesini bilerek, konuşlandığı bölgelerdeki yeraltı depolarında depolar" diye açıkladı. "Köprülerin yıkılmasının askeri ikmal hatlarını kestiği iddiası yanlıştır, çünkü parti kolayca bozulabilecek geleneksel bir ikmal hattı modeline göre hareket etmez" diye vurguladı.