Filistin’de Saib Ureykat için bayraklar yarıya indi

Ureykat (sağda), Filistin lideri Yaser Arafat ile 1999'da Ehud Barak ile bir anlaşma imzalarken, son Filistin lideri Yaser Arafat ile.
Ureykat (sağda), Filistin lideri Yaser Arafat ile 1999'da Ehud Barak ile bir anlaşma imzalarken, son Filistin lideri Yaser Arafat ile.
TT

Filistin’de Saib Ureykat için bayraklar yarıya indi

Ureykat (sağda), Filistin lideri Yaser Arafat ile 1999'da Ehud Barak ile bir anlaşma imzalarken, son Filistin lideri Yaser Arafat ile.
Ureykat (sağda), Filistin lideri Yaser Arafat ile 1999'da Ehud Barak ile bir anlaşma imzalarken, son Filistin lideri Yaser Arafat ile.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, yoğun siyasi hayatın ardından hayatını kaybeden, Fetih Hareketi Merkez Komite üyesi ve İcra Komitesi Genel Sekreteri Saib Ureykat’ın yasını tutuyor.
Abbas, "Kardeş ve dost, büyük savaşçı Dr. Saib Ureykat’ın aramızdan ayrılması Filistin Devleti ve halkımız için büyük bir kayıptır. Özellikle Filistin davasının karşı karşıya olduğu bu zor koşullar ışığında, onun kaybından dolayı çok üzgünüz” dedi ve devam etti: "Bugün Filistin, bu yurtsever lideri ve Filistin'in bayrağını yükseltmede büyük rolü olan büyük savaşçıyı özlüyor." Ureykat’ı kendisine çok yakın gören Abbas bayrakları 3 günlük yas ilan ederek bayrakların yarıya indirilmesi talimatını verdi.
Ureykat dün, koronavirüs tedavisi gördüğü İsrail Hadassah Hastanesi'nde hayatını kaybetti. O, 9 Ekim’de koronavirüse yakalanmış ayın 18'inde durumu kötüleşince Kudüs'teki İsrail Hadassah Hastanesine sevk edilmişti. Ureykat’ın durumu giderek kötüleşti ve çok kritik hale geldi, doktorlar onu yoğun bakıma aldı. Ne var ki korona ABD'nin Virginia eyaletinde 2017 yılında akciğer nakli yaptıran Ureykat’ı iki kat daha fazla etkiledi.
Ureykat’ın ölüm haberi Fetih hareketindeki yol arkadaşları ve onlarca yıldır haberlerini takip eden, onu yakından tanıyan birçok Filistinliyi derinden etkiledi. O, Filistin Yönetimi'nde birçok görevde bulunmuş ve birçok forumda Filistinlileri temsil etmişti. Bu forumlarda birçok dünya lideri ve politikacı üzerinde iz bıraktı.
Ürdün hükümdarı Kral II. Abdullah, Abbas'ı arayarak Ureykat’ın ölümü nedeniyle taziyesini bildirdi ve taziyesinde onun Filistin davasına yaptığı hizmetlere övgüde bulundu. Yine Arap Devletler Birliği Genel Sekreteri Ahmed ebu’l Gayt’ta, Abbas’ı taziye için arayanlar arasındaydı. Filistin Devlet Başkanını Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdul Rahman Al Sani ve Hamas Siyasi Bürosu Başkanı İsmail Heniyye ve Hamas Siyasi Bürosu Eski Başkanı Halid Meşal'den de telefon aldı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı da Ureykat’ın ölümü üzerine yaptığı açıklamada, Filistin ve tüm Arap dünyasının "kararlı ve sarsılmaz bir savaşçıyı kaybettiğini" söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ise merhumun ailesine, Filistin halkına ve liderliğine en içten taziyelerini sundu. Ureykat’a taziyede bulunanlar arasında Lübnan Başbakan adayı Saad Hariri de vardı. Hariri, onun ölümünü “büyük bir kayıp” olarak değerlendirdi.
Ayrıca, Avrupa Birliği'nin Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de Ureykat’ın Avrupa- Filistin ilişkilerindeki önemli rolüne dikkat çekerek taziyesini sundu.
Filistin’de pek çok kişi ve kurum onun ölümü üzerine taziye yayınladı.
Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye ise, Ureykat’ın, "bir savaşçı ve sert bir müzakereci olarak hayatını Filistin'e, davasına, halkına adadığını ve bağımsız ulusal kararını savunarak hayatını geçirdiğini” söyledi.
Ureykat’ın cenazesi bugün askeri bir törenle defnedilecek.

Ureykat’ın hayatı
Saib Muhammed Salih Ureykat, 28 Nisan 1955'te Kudüs'ün doğusundaki Ebu Dis'de doğdu. Temel eğitimini Jericho'da aldı, ABD’de San Francisco Üniversitesi'nden siyaset bilimi alanında lisans, ardından 1979'da uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans derecesi aldı.
1983'te İngiltere’de Bradford Üniversitesi'nden “çatışmaların çözümü” alanında doktora yapmadan önce Nablus'taki en-Necah Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Çalışmalarının ardından İsrail-Filistin çatışmasında çözümün askeri değil müzakere yoluyla olacağına ikna olduğunu söyledi.
Washington'da 1992 ve 1993 yıllarında devam eden görüşmelerde de yer alan Ureykat, 1994'te müzakere heyetinin başına geçti ve Yasir Arafat liderliğinde kurulan Filistin yönetiminin ilk Yerel Yönetimler Bakanlığı koltuğuna oturdu.
"Başmüzakereci" lakabını 1995'te alan Ureykat, 1996 ile 2006'da Filistin'de gerçekleştirilen genel seçimlerde milletvekili seçildi.
Filistin'in merhum lideri Yasir Arafat'a yakınlığıyla bilinen Ureykat, 2009’da Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyeliği ile FKÖ'nün Yürütme Konseyi üyeliğine seçildi.
FKÖ Müzakere İşleri İdaresi Başkanlığı da yapan Ureykat, Filistin topraklarındaki işgalin sona erdirilmesi için 6 İsrail Başbakanı ile müzakere masasına oturdu.
Ureykat, müzakerelerde yaşananları ve tecrübelerini 2008'de yayınlanan "Hayat Müzakerelerdir" ile 2014'te yayınlanan "Hazreti Ali ile Roger Fisher arasındaki Müzakere Unsurları" adlı iki kitapta topladı. Ureykat’ın dört çocuğu var.



Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
TT

Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)

Güvenlik ve sağlık kaynakları, bugün Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde “Haşdi Şabi” güçlerinin karargahını hedef alan hava saldırıları sonucu, 30 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığı habere göre « Haşdi Şabi güçleri, yaptıkları açıklamada, Anbar Operasyonları Komutanı Saad Baici ile bazı yardımcılarını öldürüldüğünü doğruladı ve saldırıyı gerçekleştirmekle ABD’yi suçlayarak, «vatan görevlerini yerine getirirken komuta merkezinin» bir ABD hava saldırısı hedef alındığını belirtti.

Açıklamada, bu saldırıların “Irak'ın egemenliğinin açık bir ihlali ve Iraklıların kanına ciddi bir saygısızlık” olduğu belirtildi ve “uluslararası hukuka ve insani normlara hiç önem vermeyen saldırgan yaklaşımın doğasını bir kez daha ortaya koyduğu” ifade edildi.

Kaynaklar, “siyasi güçlerin, ABD’nin tekrarlanan bu ihlallerine karşı durma ve ülkenin egemenliğini koruyacak ve bu ciddi ihlallere son verecek açık ve kararlı tutumlar sergileme konusunda tam sorumluluk taşıdıklarını” belirtti.

Kaynaklar, saldırıların bir dizi üst düzey komutanın katıldığı güvenlik toplantısı sırasında “Haşdi Şabi” karargahını hedef aldığını ifade etti.

«Haşdi Şabi» güçleri, çoğu Şii olan yarı askeri grupları bünyesinde barındırmaktadır ve bu gruplar resmi olarak Irak güvenlik güçlerine dahil edilmiştir; bu gruplar arasında İran'a bağlı birçok örgüt de bulunmaktadır.

Şubat ayında ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Tahran destekli silahlı gruplar Irak'taki ABD üslerine saldırılar düzenliyor ve bu durum bölgede daha geniş çaplı bir tırmanma korkusunu artırıyor.


Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
TT

Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)

Şarku’l Avsat’a bilgi veren, konuyu yakından takip eden Lübnanlı kaynaklar, İran'ın Beyrut'taki bazı liderlere, ABD ve İsrail ile süren savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmada Lübnan'ın da yer alacağına dair “açık bir taahhüt” verdiğini belirtti. Kaynaklar, Lübnanlı yetkililerin “diplomatik olmayan” kanallar aracılığıyla, Tahran'ın Lübnan'daki bazı müttefiklerine, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın “kesinlikle Lübnan'ı da kapsayacağını” bildirdiğini söyledi.

Lübnan, İran ile savaşın sona ermesinin ardından İsrail’in askeri gücünü ülkeye kaydırmasından endişe duyuyor; zira İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saha tatbikatları, Lübnan topraklarında daha geniş çaplı operasyonlar ve olası bir kara işgali için bir başlangıç noktası olabilecek “köprü başları” kurduğunu düşündürüyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat ile yaptığı görüşmede, sızan bu bilgilerin doğru olmasını umduğunu belirterek, “İsrail'in Lübnan'a karşı savaşının sona ermesini içeren kapsamlı bir anlaşma” istediğini ifade etti.


İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
TT

İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sahil yolunda bulunan Kastmiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu saldırı, Litani Nehri üzerindeki köprülerin yıkılacağına dair yapılan açıkntehditlerin ardından gerçekleşti ve sınır şeridindeki köyleri Sur şehrine bağlayan en hayati arterlerden birini doğrudan etkiledi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichaiy Adraee, "takviye birliklerinin ve savaş teçhizatının transferini engellemek için kıyı otoyolu köprüsü olan Kasımiye Köprüsü'ne saldırı düzenleneceğini" duyurdu ve bölge sakinlerini Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise bunu "bir tampon bölge oluşturma ve işgalin gerçekliğini pekiştirme yönündeki şüpheli planlar çerçevesinde gerçekleşen tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi.

Bu arada, Lübnan-Amerikan ateşkes görüşmeleri "uzun süreli askıya" alındı.

Bu bağlamda, emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Güney Lübnan'daki köprüleri hedef almanın "kesin bir askeri hedef sağlamadığını" söyledi. "Hizbullah, mühimmatı karayolları veya köprüler üzerinden taşımaya güvenmez, bunun yerine İsrail'in hava üstünlüğü altında açık hareket etmenin tehlikesini bilerek, konuşlandığı bölgelerdeki yeraltı depolarında depolar" diye açıkladı. "Köprülerin yıkılmasının askeri ikmal hatlarını kestiği iddiası yanlıştır, çünkü parti kolayca bozulabilecek geleneksel bir ikmal hattı modeline göre hareket etmez" diye vurguladı.