İsrail’de Cemil Merdam Bey'in ‘çifte ajan’ olduğu iddiaları

Şamlı tarihçiler eski Suriye başbakanının hikayesini sorguluyor

Cemil Merdam Bey
Cemil Merdam Bey
TT

İsrail’de Cemil Merdam Bey'in ‘çifte ajan’ olduğu iddiaları

Cemil Merdam Bey
Cemil Merdam Bey

Yakında İsrail'de yayımlanacak bir kitapta, 1948'de Suriye başbakanı olan Cemil Merdam Bey, Fransa, İngiltere ve İsrail'in "çifte ajanı" olarak nitelendirildi. Kitapta aynı zamanda Merdam’ın İsrail’in ilk başbakanı David Ben-Gurion'a "bilgi" verdiği ve onu “Filistin’de Yahudi devletinin kurulmasını engelleyen İngiltere’dir” şeklinde uyardığı da yazıyor.
Öte yandan Şam’daki tarihçiler bu konunun yanlış bir şekilde gündeme gelmesindeki zamanlamaya dikkati çektiler.
Söz konusu kitap, istihbarat ve Suriye tarihi konusunda uzmanlaşmış bir tarihçi olan Profesör Meir Zamir tarafından kaleme alındı. Zamir, istihbaratın rolünü ortaya çıkaran yeni uluslararası ilişkiler teorisiyle tanınıyor. Yazar,  2010 yılından beri, Fransız istihbaratının 1944 Temmuz'undan itibaren Suriye hükümetine casuslar sokmayı başardığını ve İngiltere’nin 1941'den beri sömürgecilik bayrağı altında bulunan Suriye ve Lübnan ulusal hareketinin çok sayıda lideriyle işbirliği yapmayı başardığını söylüyor. Zamir’e göre bu isimlerin çoğu Şam’da ölümsüzleştirildi ve pek çok meydan ve caddeye isimleri verildi. Bunlar arasında Cumhurbaşkanı olan Şükrü el- Kuvvetli de bulunuyor. Yine 1936-1939 yılları arasında sonra da 1946 yılının sonuna kadar başbakanlık yapan Cemil Merdan’ın ismi de geçiyor. Adı casus olarak kitapta geçen bir başka isim de Lübnan başbakanı olan Riyad el- Sulh. Bu işbirliği büyük mali komisyonlar ve haraçla yapıldı. Yazara göre bu işbirliği, Batı’nın II. Dünya Savaşı’ndaki zaferi ve İngiltere’nin bu şahısları hükümete getirmek için verdiği destek nedeniyle gerçekleşti.
Zamir, "Bu insanları desteklemek konusunda İngilizlerin şartı,  ülkelerinin İngiliz hegemonyası altında olması ve Haşimi egemenliğini gizli olarak bile olsa kabul etmeleri ve Fransız mandasını reddetmeleridir" diyor.
Kitap birkaç bölümde Siyonist hareketin 1945’den beri bu hatta nasıl girdiğine odaklanıyor. Görünüşe göre Merdam Fransızların tuzağına da düşmüştü. Zira Fransızlar, onun İngilizlerle işbirliğinden haberdar olunca bunu açıklamakla tehdit etmişti. Ondan İngilizlere zarar verdiği gerekçesiyle Siyonist hareketle işbirliği yapmasını istediler.
Bazı bölümleri Haaretz Gazetesi’nde yayınlanan ve önümüzdeki yıl İbranice yayınlanacak olan kitabında Zamir, İngiliz dış istihbaratının Suriye, Irak ve Ürdün’ü birleştirmeyi öngören Haşimi egemenliği altında İngiliz “Büyük Suriye” planını desteklemek için Merdam’ı görevlendirdiğini iddia ediyor. Bunun karşılığında İngiltere, Fransa mandası altında olan Şam’ı hakimiyeti altına almak istiyor. Merdam bu konudaki onayına karşılık İngiltere’den para aldı ve onlara bu bölgeyi Ürdün Kralı Talal İbn Şerif Hüseyin’in emri altında yöneteceği sözünü verdi. Fransızlar bu planı öğrendi ve Merdam’ı belgeleri ifşa etmekle tehdit etti. Sonuç olarak Merdam, kendisinin Fransız şantajına teslim olduğunun farkında olmayan İngiliz istihbaratının da bilgisi dahilinde istifa etti.  "Çifte ajan"a dönüşen Merdam,  Fransa'ya İngiltere'nin niyetleri hakkında çok önemli bilgiler verdi.
Daha sonra Fransızlar, İngilizlerin Filistin’de bir Yahudi devleti kurdurmama planlarını öğrenerek Siyonist hareketle yakınlaşmaya karar verdiler. İngilizler, Siyonist liderliğin gereğinden fazla bağımsız olması nedeniyle orada bir devlet kurmalarını istemiyordu. Fransa, Merdam Bey ve Ben Gurion’u bir araya getirdi. İsrailli lider Merdam gibi bir bilgi hazinesine sahip olduğunu anladıktan sonra üst düzey İsrail istihbarat subayı Eliyahu Sasson’u Araplarla ilgili başdanışmanı olarak atadı.
Sasson Suriye kökenliydi ve Fransız istihbaratıyla koordinasyon görevini yürütüyordu.  Sonrasında Sasson ve Merdam Bey’in 1937 yılında tanışmış oldukları ortaya çıktı.
Kitapta Merdam'ın Ben Gurion'a Sasson aracılığıyla aktardığı en önemli bilgiler arasında “Arapların açtığı bir savaştan korkmaması gerektiği” vardı.  “Temmuz 1945'te Gurion, İsrail Devleti'nin kurulduğunu duyurur duyurmaz, kuvvetlerine Arap orduları tarafından bir saldırıya hazırlanmalarını emretti, ancak Merdam'ın kendisine ilettiği bilgilerden doğrudan bir tehdit olmadığını öğrendi. Buna göre asıl tehdit Ortadoğu'daki İngiliz ordusu ve istihbarat görevlilerinin planında yatmaktaydı. Bu plana göre İngiltere Büyük Suriye idealinde İsrail’in varlığı kabul edilse de bağımsız bir devlete izin verilmeyecekti. Merdam Bey, Yahudi temsilcisine, Arap liderlerin Sovyet girişiminden korkarak, bir savaş durumunda İngiltere'nin yanında olmaya karar verdiklerini bildirdi.
Yine Arapların başka bir korkusunun ise "Haganah"a 80 bin asker sağlayacak olan Yahudi göçünün Filistin'e doğru devam edeceği idi. Merdam,  Sasson’a Arap ülkelerinin "İngilizler bize yardım etse bile sizi asla nitelikli ve örgütlü bir hale getirmeyecekler” dedi.
Suriye kökenli Sasson, 1945 yılında Fransız istihbaratıyla işbirliği koordinatörlüğü görevini üstlendi ve Sasson ve Merdam'ın uzun zamandan beri tanıdık olduğu ve 1937'de ikinci görevdeyken tanıştıkları ortaya çıktı. Sasson, Şam'da Elias Sasson olarak biliniyordu ve orada siyasete Arap Milli Hareketi'nin lideri olarak çıktı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Araplara dayattığı Türkleştirme politikasına karşı savaştı. Bu iki isim birbirine yakınlaştı. Arap Ligi'nden bir heyetin başında, Merdam'ın Kudüs'e gelmesi de dahil olmak üzere birkaç kez bir araya geldiler. Kitap, Ben Gurion'un Sasson ile tanıştığını ve günlüğüne Sasson'un Merdam ile yaptığı görüşmelerin içeriğini yazdığını gösteriyor. Bu, Merdam'ın İbn Gurion için bir istihbarat kaynağı olarak öne çıktığı bazı zaman dilimlerini gösteriyor.
Suriye Devlet Başkanı Şükri el- Kuvvetli’nin de İngilizlere hizmet ettiğinden bahsedilen kitapta, Aralık 1946'da İngilizlerin isteği üzerine başbakaı Saadullah el-Cebri’yi görevden aldı ve yerine Cemil Merdam Bey'i getirdi.
Suriye tarihi konusunda uzman olan Suriyeli tarihçiler, Merdam Bey'in tarihiyle ilgili konuşmanın zamanlamasına şaşırdıklarını dile getirdi. Uzmanlardan bir tanesi Merdam’ın Arap dünyasında diğer eksenle tamamen müttefik olduğunu ve o sırada Irak ve Ürdün ile düşmanlık içinde olduğunu vurguladı. Nitekim Merdam, 1940 yılında Bağdat-Amman ekseninin destekçisi ve "Haşimi dostu" Abdurrahman el-Şahbandar'ın öldürülmesinin arkasında bulunmakla suçlandı. Şükrü el-Kuvvetli, Fahri el Baridi ve Lütfü el- Haffar ile Cemil Merdam “Ulusal Blok”ta kilit bir rol oynayacaktı.
Ancak uzmanlardan biri, Cemil Merdam Bey'in o dönemdeki diğer Arap yetkililer gibi Yahudi temsilcileriyle görüştüğünü belirterek, “Teşkilatın bir heyeti, Yahudilere destek karşılığında bağımsızlığı desteklemeye ikna etmek için Ulusal Blok ile görüştü. O sıralarda Cemil Merdam Bey, 1936'da Paris'teyken, teşkilattan bir heyetle görüştü ve özellikle Yahudi olan Fransa Başbakanı Leon Blum ile Suriye'nin bağımsızlığını ve Fransa'nın tahliyesini desteklemek için Fransa'daki Yahudi Temsilciliği'nin etkisinden yararlanmaya çalıştı” dedi.
Başka bir araştırmacı ise yaptığı açıklamada, "Anlaşılmaz tek nokta, 54 yaşında olmasına rağmen İsrail devleti 1948'de kurulduğunda neden siyaseti bıraktığıdır.  O, eğitimli ve aydın birisi olarak askeri vesayetin iktidara geleceğini anladı. Mısır’a gitmeye karar verdi ve ölünceye kadar Kahire’de yaşadı. Kendisinin yeniden siyasete döndürecek çağrıları reddetti” dedi.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe