Ramallah, İsrail ile ikili ilişkilere geri döndü

Batı Şeria’nın Ramallah kentine bağlı El-Bire bölgesinde toplanan Filistinliler, Pompeo’nun Batı Şeria’daki Psagot Yahudi yerleşim birimine gerçekleştirdiği ziyareti protesto ettiler (AP)
Batı Şeria’nın Ramallah kentine bağlı El-Bire bölgesinde toplanan Filistinliler, Pompeo’nun Batı Şeria’daki Psagot Yahudi yerleşim birimine gerçekleştirdiği ziyareti protesto ettiler (AP)
TT

Ramallah, İsrail ile ikili ilişkilere geri döndü

Batı Şeria’nın Ramallah kentine bağlı El-Bire bölgesinde toplanan Filistinliler, Pompeo’nun Batı Şeria’daki Psagot Yahudi yerleşim birimine gerçekleştirdiği ziyareti protesto ettiler (AP)
Batı Şeria’nın Ramallah kentine bağlı El-Bire bölgesinde toplanan Filistinliler, Pompeo’nun Batı Şeria’daki Psagot Yahudi yerleşim birimine gerçekleştirdiği ziyareti protesto ettiler (AP)

Filistin Yönetimi, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyetlerini yürüten Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT) Koordinatörü Kamil Ebu Rukn’dan gelen bir mektubun ardından, güvenlik bağlantıları da dahil olmak üzere İsrail ile tüm ilişkileri eski haline döndürdü. Mektubun içerisinde, İsrail'in anlaşmalara bağlı olduğu ifade ediliyor.
Ramallah yönetiminden kaynaklar Şarku’l Avsat'a şunları aktardı: "Doğrudan temaslar Avrupa ülkeleri aracılığıyla başladı, taraflar arasında karşılıklı mesaj alışverişi gerçekleşti. Önceki dönemlerde, iki ülke arasında, bazıları doğrudan bazıları ise Fransa, Almanya, İngiltere ve Norveç üzerinden olmak üzere iletişim kanalları mevcuttu. Norveç son dönemde bu hususta yoğun bir rol oynamaya başladı, ancak iki ülke arasındaki ilişkilerin eski haline dönmesi için herhangi bir arabulucuya gerek duyulmadı. Filistin Sivil İşler Bakanı Hüseyin eş-Şeyh, COGAT Başkanı Kamil Ebu Rukn’a anlaşmaların akıbetini sordu. Ebu Rukn ise İsrail'in anlaşmalara bağlı olduğunu belirtti.”
Filistin yönetimi, Trump'ın Batı Şeria'nın bazı kısımlarını ilhak etme planları kapsamında İsrail’le yaklaşık 6 ay askıya alınan ilişkilerin yeniden sürdürüleceğini resmen duyurdu. Filistin yönetimi ayrıca vergi gelirlerini almayacağını da açıkladı. Bu durum Filistin yönetimini boğucu bir mali krize sokmuş oldu. Filistin yönetiminin İsrail ile askıya alınan ikili ilişkileri sürdürme kararı, mevcut aşamada güvenliği ve sivil koordinasyonu yeniden sağlamayı içeriyor. Bu da ileriki bir aşamada siyasi müzakerelere geri dönmeyi gerektirebilir.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Yönetim olarak beklediğimiz bir mesaj aldık. İsrail bizimle imzalanan anlaşmalarına uymaya hazır olduğunu ifade ediyor. Filistin yönetimi üç şart belirledi ve ilişkilerin yeniden başlaması için İsrail’den bunlardan birini seçmesini talep etti. İlk şart, müzakerelerin uluslararası dörtlü komisyon gözetiminde yeniden başlaması.
İkinci şart, doğrudan müzakerelerin eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde kalınan noktadan devam ettirilmesi. Üçüncü şart, İsrail hükümetinin, Filistin yönetimi ile yaptığı anlaşmalara bağlı olduğuna dair yazılı bir açıklama sunması" ifadelerine yer verdi.
Filistin Sivil İşler Bakanı Hüseyin eş-Şeyh İsrail'in mesajının kendilerine ulaşmasının ardından, kısa süre içerisinde, "Filistin’in zaferini" ilan etti. Bu açıklama, Filistin topraklarında bir eleştiri tufanına ve Filistin yönetiminin politikalarına karşı büyüyen bir öfkeye yol açtı. Hüseyin eş-Şeyh açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Filistin yönetimi, Filistin halkının maruz kaldığı büyük acı, baskı ve abluka dönemini sona erdirmeye çalışacaktır. Bu yeni durum, uluslararası bir gözetim ile birlikte yeni bir siyasi rotaya girilmesini sağlayabilir. Özellikle de farklı ve yeni bir ABD tutumunun varlığı ile bu sağlanabilir. Filistin ile mevcut ABD yönetimi arasındaki ilişkiler 3 yıldan fazla bir süredir kopmuş durumda.”
Filistin’in "bu adımını" memnuniyetle karşılayan İsrailli üst düzey yetkililer, “Bu, birkaç haftadır hazırladığımız bir şey. İsrail'de, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz'ın Avrupa Birliği büyükelçileriyle yaptığı görüşmede Filistinlilere açık mesajlar ilettiği ve bu mesajlarında yenilenmiş güvenlik koordinasyonu talebinin yer aldığı açıklandı. Bunun üzerine COGAT Başkanı Kamil Ebu Rukn ile Filistinli mevkidaşları arasında sessiz temaslar gerçekleşti.
İsrail medyası, Gantz'ın Filistin Yönetimi ile gerçekleştirilen son görüşmelerden sorumlu olduğunun altını çizdi. Avrupa Birliği büyükelçileriyle, Filistinli yetkililer arasında karşılıklı mesaj alışverişi gerçekleşti. Bu da iki taraf arasında bir yakınlaşmayı doğurdu.
Kendisine yakın isimlerin ifade ettiğine göre Gantz, Joe Biden'in ABD başkanı olarak seçilmesinin Filistinliler için yeni bir "ufuk" açtığına ve "tırmandıkları ağaçtan aşağı inmeleri için bir bahane" oluşturduğuna inanıyor. “Walla!” web sitesinin siyasi muhabiri Barak Ravid’in aktardığına göre İsrailli yetkililer, koordinasyonun yeniden başlaması için bir yol haritası oluşturmak üzere İsrail ve Filistinliler arasında arabuluculuk yapan ülkenin Norveç olduğunu söylediler. Bunun ardından Gantz, COGAT Koordinatörüne, Filistinlilerle diyaloğu sürdürmesi talimatını verdi. Bunun üzerine COGAT Başkanı Kamil Ebu Rukn, Filistin Sivil İşler Bakanı Hüseyin eş-Şeyh ile bir araya geldi. Karşılıklı mesaj alışverişinin şeması ile ilgili taslak çizildi. İsrail'deki güvenlik değerlendirmeleri, güvenlik koordinasyonunun yeniden başlamasının siyasi müzakerelere geri dönüşü sağlayacağı yönünde. İsrail gazetesi Yediot Ahronot bu bağlamda, müzakerelerin sürdürülmesi için bir anlaşma yapılması ihtimalinin uzak olmadığını belirtti; buna gerekçe olarak müzakerelerin yenilenmesinin Filistin yönetimi tarafından talep edileceğini öne sürdü.
Gantz, dün, ayrıntıları masaya yatırmak üzere İsrail Silahlı Kuvvetleri’ndeki (IDF) generallerin yanı sıra üst düzey güvenlik yetkilileri ile bir araya geldi. İsrail gazetesi, ordunun Batı Şeria'da güvenlik alanında koordinasyonu yenilemek için bir eylem planı hazırlayacağını bildirdi. İsrail ve Filistin’in ilişkileri yeniden sürdürmek için bir mekanizma üzerinde anlaştığı varsayılıyor.
İsrail açısından bakıldığında, işbirliğinin yeniden sağlanması, Fetih ve Hamas arasındaki Filistin iç uzlaşmasını yoğunlaştırma olasılığını önemli ölçüde azaltabilir. Bu düşünce, Hamas, İslami Cihad ve Filistin yönetiminin İsrail ile ilişkileri yeniden eski haline döndürmesi kararına şiddetle karşı çıkan diğer gruplar arasında da mevcut.
Hamas, İslami Cihad ve diğer gruplar Filistin yönetiminin İsrail ile ilişkileri eski haline döndürme kararının "ulusal bir ortaklık kurma yönündeki ulusal çabalara, tüm ulusal değerlere ve tüm uzlaşma çabalarına karşı bir darbe" olduğunu öne sürdüler. Ancak bu eleştiriler, önünde açık bir projesi olan Filistin yönetimi tarafından dikkate alınmadı.
Filistin Maliye Bakanlığı temsilcileri, 6 ay önce biriken vergi fonlarının alınmasını düzenlemek üzere İsrail Maliye Bakanlığı temsilcileriyle, dün, hızlı bir şekilde bir araya geldi. Filistin Hükümet Sözcüsü İbrahim Melhem maaşların gelecek ayın başlarında ödeneceğini kaydetti.
Bununla birlikte, İsrail kanalı Kanal 11’in aktardığına göre, Filistinli mahkumların maaşlarının ödenmesi ile ilgili kriterlerde bir değişiklik olabilir. Kanal 11, Filistin Yönetimi'nin batılı diplomatik kaynaklara ilettiği mesajında, İsrail'de tutuklu bulunan Filistinli güvenlik mahkumlarının maaşlarının ödenmesine ilişkin kriterlerin değiştirilmesi ile ilgili talebin yer aldığını belirtiyor. Bu değişiklik çerçevesinde emekli maaşlarının, mahpusların ailelerinin ekonomik ve sosyal durumuna ve aile fertlerinin sayısına göre belirlenmesini gerektirmektedir. Mahkumların çarptırıldığı cezaların şiddeti veya işledikleri suçların boyutu maaş kriterlerindeki olası değişikliklerde kıstas olarak görülmeyecek.
Kanal 11’in haberine göre, Filistin yönetiminin batılı diplomatik kaynaklara ilettiği bu mesajın hedefi, Biden döneminde ABD'nin beklenen finansal desteğinin yeniden elde edilmesinden sonra aleyhinde açılabilecek hukuki davaların önüne geçmek.



Aden, güvenlik, temizlik ve kapsamlı organizasyon kampanyalarıyla sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini teşvik ediyor

Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
TT

Aden, güvenlik, temizlik ve kapsamlı organizasyon kampanyalarıyla sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini teşvik ediyor

Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)

Yemen’in geçici başkenti Aden, sivil kimliğini yeniden kazanmak, devletin ve kurumlarının varlığını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir dizi adımı hızla hayata geçiriyor. Güvenlik düzenlemeleri, geniş çaplı temizlik kampanyaları, trafik ve ulaşımın yeniden organize edilmesi ile ekonomik ve kültürel öncelikli dosyaların canlandırılmasını kapsayan bu adımlar, kentin genel görünümünü iyileştirmeyi hedefliyor.

Söz konusu çalışmalar, hizmet kalitesini artırmayı, istikrarı pekiştirmeyi ve Aden’i birlikte yaşam kenti olarak yeniden konumlandırmayı amaçlayan bütüncül bir vizyon çerçevesinde yürütülüyor.

Bu kapsamda Amalika Tugayları, Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mahrami’nin talimatları doğrultusunda, askeri güçlerin Aden dışına yeniden konuşlandırılmasına yönelik planın ikinci aşamasını uyguladı. Buna göre, diplomatik bölgenin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin görevler ulusal güvenlik güçlerine devredildi. Bu adım, askeri birliklerin şehir dışına çıkarılması ve kurumsal güvenlik yapısının güçlendirilmesi sürecinde önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Teslim edilen bölgeler arasında, çok sayıda büyükelçilik, konsolosluk ve uluslararası kuruluşun merkezlerine ev sahipliği yapan Büyükelçilikler Mahallesi ile el-Urud Meydanı da yer aldı. Bu durum, diplomatik öneme sahip hayati bölgelerde en üst düzey güvenliğin sağlanmasına verilen önemi ortaya koyuyor.

fdvedrv
Aden'deki kampların kaldırılması planının ikinci aşamasının uygulanmasına başlandı. (Hükümet medyası)

Bu adımlar, askeri birliklerin şehirlerin dışına konuşlandırılmasını öngören daha geniş kapsamlı bir planın parçası olarak gerçekleştiriliyor. Amaç, silahlı görüntüleri azaltmak, vatandaşların güvenini artırmak ve sivil yaşam için istikrarlı bir ortam hazırlamak.

Amalika Tugayları, bu ayın başında, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ve yerel yönetim ile koordineli olarak, kamu düzeninin korunması ve kamu ile özel çıkarların güvence altına alınmasını desteklemek için müdahalede bulunmuştu. Bu süreçte Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, askeri kamp ve birliklerin şehir dışına çıkarılmasını, güvenlik düzenlemelerinin denetlenmesini ve askeri yapılanmanın yeniden yapılandırılmasını sürdürüyor.

Temizlik ve topluluk ortaklığı

Güvenlik çalışmalarının paralelinde, Aden yerel yönetimi, vilayetin tüm ilçelerinde ‘Güçlü ve Sivil Yeni Aden İçin Birlikte’ sloganıyla kapsamlı bir temizlik kampanyası başlattı. Aden Valiliği Birinci Vekili Muhammed Şazeli’nin başkanlık ettiği geniş katılımlı toplantıda, kampanyanın uygulanma mekanizmaları ele alındı. Toplantıya geniş bir toplum kesimi dahil edilirken, tüm ilçelerde ayda bir gün temizlik günü olarak belirlenmesi kararlaştırıldı.

frgthy
Aden, Yemen'de medeniyetin ve birlikte yaşamanın sembolünü temsil ediyor. (Yerel medya)

Şazeli, kampanyanın temizlik kültürünü ortak bir sorumluluk olarak yerleştirmeyi, toplum temelli çalışmaları güçlendirmeyi, kentin genel görünümünü iyileştirmeyi ve çevrenin korunmasını hedeflediğini vurguladı. Şazeli, gençler, öğrenciler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti; okullarda farkındalık programlarının desteklenmesi, medyanın aktif rol oynaması ve yerel sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün kampanyanın başarısına katkıda bulunması gerektiğini belirtti.

Buna karşılık, Temizlik ve Kent Geliştirme Fonu’nun İcra Direktörü Kaid Raşid, kampanyanın düzenli ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi için gerekli teknik ve lojistik imkanları sağlayacağını ve ilgili kurumlarla koordinasyonu üstleneceğini taahhüt etti.

Toplantıda ayrıca, kampanyayı hazırlamak ve denetlemek üzere küçük bir komite kurulması kararlaştırıldı. Kampanya, önce pilot uygulama olarak bir ilçede başlatılacak ve değerlendirme sonrasında diğer ilçelere genişletilecek.

Dosyaları düzenleme ve taşıma

Sivil yaşamın normalleşmesi ve Aden’in sivil kimliğinin yeniden kazanılması çerçevesinde, Aden Valisi ve Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh el-Yafei, kara ulaşımı ofisi ve trafik polisi yönetimi yetkililerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, ulaşım ve trafik sektörlerinin düzenlenmesi ele alındı. Vali, kurumsal performansın yükseltilmesinin, özellikle vatandaşların hizmet alma kalitesini artırmada önemli rol oynayacağını vurguladı ve mevcut yaşam zorlukları göz önünde bulundurularak hizmetlerin iyileştirilmesinin önemine dikkat çekti.

fvgfr
Aden'deki trafik ve yolcu taşımacılığı istasyonlarının yeniden düzenlenmesi toplantısından (Hükümet medyası)

Toplantıda, yolcu taşımacılığı istasyonlarının düzenlenmesi, bazı istasyonların şehrin dış mahallelerine taşınarak trafik yoğunluğunun azaltılması ele alındı. Ayrıca, yetkililer resmi taksi plakalarının belirlenmesi, etiketlenmesi ve tüm ulaşım araçlarının güzergâhlarının tespit edilmesi konularını görüştü. Araçların teknik muayene süreçleri ve farklı kategorilere göre ücretlendirme mekanizmaları da değerlendirildi; bu adımların trafik güvenliğini artıracağı ve sektörde düzeni sağlayacağı vurgulandı.

Toplantıda ayrıca, farklı ilçelerden öğrencilere ücretsiz taşımanın yeniden başlatılması planları da ele alındı. Bu uygulamanın, ailelerin ekonomik yükünü hafifletmek ve eğitim sürecini desteklemek amacıyla hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Aden Valisi, Aden Rafinerileri Şirketi’nin mevcut durumunu ve yeniden işletilmesini engelleyen sorunları da inceledi. Vali, karşılaşılan zorlukların Başkanlık Konseyi ve hükümete iletilerek çözülmesini ve rafinerinin faaliyetlerinin hızla yeniden başlatılmasını talep etti.

Kültürel alanda ise Vali, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) projesi yöneticisi Nuno Oliveira ile Aden’in kültürel mirasının korunması ve tarihi mirasının yaşatılması için ortaklığın güçlendirilmesini görüştü. Toplantıda, UNESCO’nun gelecek planları, tarihi evlerin restorasyon projesinde kaydedilen ilerleme ve erken uyarı sisteminin yeniden aktive edilerek risk ve felaketlerin önlenmesine yönelik olasılıklar değerlendirildi.


İsrail, son rehinenin cesedinin bulunmasından bir gün sonra Gazze Şeridi'nde dört Filistinliyi öldürdü

Gazze şehrindeki bir kampta çadırların yanında duran yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (Reuters)
Gazze şehrindeki bir kampta çadırların yanında duran yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (Reuters)
TT

İsrail, son rehinenin cesedinin bulunmasından bir gün sonra Gazze Şeridi'nde dört Filistinliyi öldürdü

Gazze şehrindeki bir kampta çadırların yanında duran yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (Reuters)
Gazze şehrindeki bir kampta çadırların yanında duran yerinden edilmiş Filistinli çocuklar (Reuters)

İsrail güçlerinin bugün Gazze Şeridi’nde açtığı ateş sonucu 4 Filistinli hayatını kaybetti, birkaç kişi de yaralandı. Bu olay, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’ın elinde bulunan son asker Ran Gvili’nin cesedinin bulunduğunu açıklamasının hemen ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’ın Filistin Enformasyon Merkezi’nden aktardığına göre bir sağlık kaynağı, “Gazze şehrinin doğusundaki et-Tuffah mahallesi yakınlarındaki el-Batş Mezarlığı civarında İsrail işgal güçlerinin ateşi sonucu 4 vatandaş şehit oldu, 3 kişi de yaralandı” dedi.

Dün de Gazze’de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu 3 kişi hayatını kaybetmişti.

Filistin Enformasyon Merkezi tarafından yapılan açıklamada, “Söz konusu ihlaller, ateşkese uyumu sağlamak için etkili herhangi bir mekanizmanın bulunmadığı bir ortamda devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, öldürmelerin, bombardımanların ve yıkımların sürmesinin anlaşmanın içeriğini boşalttığını ve sivil yaşamının korunması yerine cezadan kaçma politikasını pekiştirdiğini belirtiyor” denildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise işgal güçlerinin bugün erken saatlerde güneydeki Refah kentine hava saldırıları düzenlediğini ve aynı zamanda yoğun kara ateşi açtığını bildirdi.

WAFA ayrıca, işgal güçlerinin Gazze ve Han Yunus’un doğu bölgelerini topçu ateşiyle hedef aldığını, deniz kuvvetlerinin ise Han Yunus açıklarında balıkçı teknelerine saldırdığını ve topçu bombardımanı gerçekleştirdiğini aktardı.

WAFA, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bin 300’ün üzerinde ihlal sonucu bin 850’den fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiğini veya yaralandığını bildirdi.

Askeri kaynaklara göre İsrail, birkaç ay önce Ran Gvili’nin cesedinin İslami Cihad Hareketi tarafından kurulan bir toplu mezara yanlışlıkla gömüldüğüne dair istihbarat bilgisine sahipti. Ordu, mezarda arama yapılmasını talep etti ancak siyasi liderlik bunu engelledi. İsrail, Hamas’tan cesedi teslim etmesini istedi; Hamas, cesedi, müzakerelerde pazarlık kozu olarak kasıtlı şekilde tutmakla suçlandı.

ABD yönetimi ise İsrail’in cesedin serbest bırakılmasını Refah Sınır Kapısı’nın açılmasıyla ilişkilendirme yaklaşımını kabul etmedi. Geçtiğimiz cumartesi günü danışmanlar Steve Witkoff ve Jared Kushner’ı Tel Aviv’e gönderen Washington, bu yetkililerin Netanyahu ile görüşmesinin ardından, ceset bulunmadan önce Refah Sınır Kapısı’nın açılmasına onay verdi.


Guterres’tan BMGK’nın rolüne vurgu: Hukukun üstünlüğü yerini orman kanunlarına bıraktı

BM Genel Sekreteri António Guterres (AFP)
BM Genel Sekreteri António Guterres (AFP)
TT

Guterres’tan BMGK’nın rolüne vurgu: Hukukun üstünlüğü yerini orman kanunlarına bıraktı

BM Genel Sekreteri António Guterres (AFP)
BM Genel Sekreteri António Guterres (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, pazartesi günü, ‘orman kanunlarının’ hüküm sürdüğü bir dünyada barışa ilişkin kararları uygulamaya yetkili ‘tek’ organ olarak BMGK’nin rolünü savundu.

Guterres, “Dünya genelinde hukukun üstünlüğü, orman kanunuyla yer değiştiriyor. Uluslararası hukukun açıkça ihlal edildiğine ve BM Şartı'nın alenen hiçe sayıldığına tanık oluyoruz” dedi.

BMGK’da konuşan Guterres, “Gazze'den Ukrayna'ya ve dünyanın dört bir yanında hukukun üstünlüğü isteğe bağlı bir şey gibi ele alınıyor” diye ekledi.

BM Şartı'nın ‘güç kullanma veya güçle tehdit etmeyi’ yasakladığını ve ‘büyük küçük tüm devletlere aynı kuralları uyguladığını’ belirtti.

BM Genel Sekreteri, ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan ve BM’ye rakip olarak görülen yeni Barış Konseyi’nden açıkça bahsetmedi, ancak BMGK’nın ‘münhasır’ sorumluluğunu vurguladı.

asdfrgt
BM Genel Sekreteri António Guterres, New York'taki BM genel merkezinde düzenlenen BM Genel Kurulu'nun 80. oturumunda bir konuşma yaparken, 23 Eylül 2025 (Reuters)

BMGK’nın barış ve güvenlik konularında, bu tür girişimlerin arttığı bir dönemde tüm üye devletler adına hareket etmeye yetkili tek organ olduğuna işaret eden Guterres, “Başka hiçbir organ veya geçici koalisyon, tüm üye devletleri barış ve güvenlikle ilgili kararlara uymaya yasal olarak zorlayamaz” diye ekledi.

BM Genel Sekreteri BMGK’nın ‘güç kullanımına izin verme’ yetkisine sahip tek organ olduğunun da altını çizdi.

Guterres, bu açıklamaları, Trump'ın dünya genelindeki çatışmaları çözmeyi amaçlayan ve başkanlığını üstleneceği bir Barış Konseyi kurulacağını duyurmasından birkaç gün yaptı. Barış Konseyi ve rolü birçok ülkede şüphe uyandırdı.

Guterres, ‘tüm devletlerin uluslararası hukuka tam olarak saygı gösterme ve BM Şartı'nda belirtilen vaat ve yükümlülükleri yerine getirme taahhütlerini yenileme zamanının geldiğini’ de vurguladı.