2020 Riyad Zirvesi, G20 başkanlığının 'en zorlu' yılında bugün gerçekleştiriliyor

Kral Selman, iki gün sürecek 15. Liderler Zirvesi’nin çalışmalarına başkanlık ediyor

Bugün Suudi Arabistan başkanlığında gerçekleştirilecek olan G20 Zirvesi’nin liderlerinin sanal toplu fotoğrafı (Şarku’l Avsat)
Bugün Suudi Arabistan başkanlığında gerçekleştirilecek olan G20 Zirvesi’nin liderlerinin sanal toplu fotoğrafı (Şarku’l Avsat)
TT

2020 Riyad Zirvesi, G20 başkanlığının 'en zorlu' yılında bugün gerçekleştiriliyor

Bugün Suudi Arabistan başkanlığında gerçekleştirilecek olan G20 Zirvesi’nin liderlerinin sanal toplu fotoğrafı (Şarku’l Avsat)
Bugün Suudi Arabistan başkanlığında gerçekleştirilecek olan G20 Zirvesi’nin liderlerinin sanal toplu fotoğrafı (Şarku’l Avsat)

2020 Riyad Zirvesi bugün dünyanın en büyük ekonomilerine sahip olan ve en fazla etkisi olan ülkelerin liderlerini bir araya getiriyor. G20 ülkelerine Suudi Arabistan’ın ev sahipliği yapacağı bu zirvede liderlerin gerçekleştireceği toplantılardan, küresel toparlanmayı teşvik etmeye ve dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) beraberinde getirdiği etkileri azaltmaya katkı sağlayacak tavsiyeler ve sonuçlar çıkması bekleniyor. Bu, G20 zirveleri tarihinde en zor koşullar altında yapılan zirve olarak tarihe geçecek.
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz G20 liderlerinin yapacağı toplantılara başkanlık edecek. Suudi Arabistan hükümeti tüm dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 salgınından dolayı ihtiyati gerekçelerle söz konusu toplantıların sanal ortamda yapılmasına karar vermişti. Böylece sanal toplantılar bugün başlayacak ve yarına kadar sürecek.
Krallık G20 Dönem Başkanı sıfatıyla zirveye ev sahipliği yaparken Kral Selman, G20 ülkelerinin başkanlarının yanı sıra davet edilen ülkelerin ve uluslararası kuruluşların başkanlarının önünde açılış konuşmasını yapacak.
Dün G20 Suudi Arabistan Sekreterliği tarafından yapılan bir açıklamada toplantının dünyadaki karar mercileri için en güçlü tartışma forumlarından biri olduğu belirtilerek olayın önemine dikkat çekildi. Aynı zamanda dünyanın gözleri G20’nin canları kurtarmak ve salgın sonrası toparlanmaya yardım etmek için göstereceği çabalara çevrilmiş durumda.

Sorunların çözüme kavuşturulması
Söz konusu açıklamaya göre grubun liderleri daha kapsamlı, sürdürülebilir ve sağlam bir toparlanmaya zemin hazırlama, daha iyi bir geleceğin temellerini atma ve Suudi Arabistan başkanlığının hedeflerine odaklanma kapsamında sorunların çözümünü ele alacak. Açıklamada “Suudi Arabistan, gruba başkanlık ettiği sırada 2020 yılında karşı karşıya kalınan zor durumlarda ortak çalışmaları teşvik etmek için hiçbir çabadan kaçınmadı” ifadeleri yer aldı.
Açıklamanın devamında “G20 grubunun bir üyesi ve bu yılki başkanı olarak bu üst düzey toplantıya ev sahipliği yapmak Krallık için tarihi bir olay sayılıyor ve başkanlığına yansıyan Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nun devam eden dönüştürücü sonuçları için bir örnek teşkil ediyor” ifadelerine yer verildi.
Suudi Arabistan başkanlığındaki G20 grubunun, zirve gündeminde küresel ekonominin kalkınmayı tekrar nasıl sağlayacağına ve Kovid-19 salgınının sağlık ve insan hayatının korunması başta olmak üzere yaşamın her tarafına yansıyan etkilerinden nasıl korunulacağına ilişkin etkili çözümler bulması kararlaştırılırken, G20 ülkeleri ekonomilerin sürdürülebilirliğini sağlama doğrultusunda 11 trilyon dolarlık bir bütçe ayırdı.

Zorlu aşama
G20 tarihinde ve daha önce yapılan 14 zirvede, Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 2020 Zirvesi’ndeki kadar zor ve olağanüstü bir aşama ile karşılaşılmamıştı. Zira Kovid-19 salgınının yayılması, dünya ülkelerinin pek çoğunun olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesine ve genel karantina önlemleri almasıyla ekonomilerinin etkilenmesine yol açtı.
Suudi Arabistan liderliğinde G20 tarihindeki en zorlu liderlik yılı, Krallığın belki de 20 ülkenin hiçbirinin daha önce karşılaşmadığı bir şekilde sınanmasına yol açtı. Krallık bu salgın ve bunun dünya üzerindeki yansımaları ile mücadele etmek amacıyla özellikle de yoksul ülkelere yardım sağlamak için diğer 20 ülke ile tam bir koordinasyon ve uyum sağlayarak siyasi, ekonomik ve zihinsel imkanlarını seferber etti.
Kral Selman bin Abdulaziz G20’nin en önemli ve acil önceliği salgınla ve bunun sağlık, sosyal ve ekonomi alanlarındaki sonuçlarıyla mücadele etmek olduğunu vurgulayarak hayatları, işleri ve geçim kaynaklarını korumanın G20 liderlerinin önceliklerinin en başında yer aldığının altını çizdi.
Kral Selman “G20 kapsamındaki çabalarımız, Kovid-19’a karşı bir aşı geliştirmek için uygun koşulları sağlamaya ve en yoksul ülkelerin ihtiyaçlarını dikkate alarak bu aşının herkese ulaştırılmasında adalet ve kapsayıcılığın sağlandığından emin olmaya odaklanmış durumda” ifadelerini kullandı.

Küresel Odaklanma
2020 G20 Dönem Başkanı sıfatıyla Kovid-19 ile mücadele çalışmalarını koordine etme çabaları çerçevesinde Suudi Arabistan, virüsün yayılmasının ardından 2020 yılının Nisan ayında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) katılımıyla G20 ülkelerinin sağlık bakanları ile ilk kez bir toplantı yapma çağrısında bulunmuştu.
Suudi Arabistan, geçtiğimiz Mart ayında Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığında G20 liderlerinin katılımıyla olağanüstü bir sanal zirve yapma çağrısında bulunarak uluslararası çabaları tek bir çatı altında toplamaya başlamıştı. Söz konusu zirve Kovid-19 salgınıyla mücadeleyi, uluslararası işbirliğini güçlendirmeyi, bunun dünya ülkeleri ve halkları üzerinde oluşturduğu sağlık ve ekonomik etkilerini azaltmayı, uluslararası ticaret alanında oluşan sıkıntıları gidermeyi ve küresel ekonomiyi korumayı hedefliyordu.
Suudi Arabistan Haziran ayında Aşı ve Bağışıklık Küresel İttifakı’nı (Gavi) desteklemek için 150 milyon dolar tahsis etmişti. Temmuz ayında, B20 Grubu ekonomik toparlanmayı hızlandırmak ve Kovid-19 krizini atlatmak için bir politika paketini içeren altı merkezli bir plan açıklamıştı. Planın içerisinde en çok göze çarpan nokta kamu alımlarında yolsuzlukla mücadele etme ve verimli ve üretken sektörlerin teşvik edilmesini destekleme gerekliliği olmuştu.
Suudi Arabistan başkanlığındaki G20 Grubu’nun Kovid-19 ile mücadeleleri hız kesmeden devam etti. Zira G20 Grubu, geçtiğimiz Eylül ayında G20 ülkelerinin maliye ve sağlık bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen ortak bir toplantının ardından Kovid-19 tehlikeleri ile mücadele etmek için etkili sistemlere yatırım yapılması gerektiğine dair tavsiyelerde bulunmuştu.

Petrol Krizi
Kovid-19’un yayılmasının küresel ekonomi üzerindeki etkisi yıkıcı oldu. Petrole olan küresel talep büyük ölçüde düştü. Aynı zamanda pek çok ülkenin dev Asya ülkesinden gelen vatandaşların ülkeye girmesine izin vermemesi ile turizm ve ulaşım sektörleri Kovid-19 yüzünden ilk zarar gören sektörlerden olmuştu.
Suudi Arabistan hareket etmekte gecikmedi. Krallığın başkanlık ettiği G20 Grubu, küresel ekonominin büyümesine katkı sağlayacak şekilde enerji piyasalarının istikrarını sağlamayı ve korumayı hedefleyen küresel diyalog ve işbirliğini geliştirmek için 8 Nisan’da G20 ülkelerinin ve davet edilen ülkelerin enerji bakanlarının katılımıyla olağanüstü sanal bir zirve gerçekleştirileceğini duyurmuştu.
G20 enerji bakanları, petrol piyasasında dengeyi korumak için “önlemler” alma konusunda kararlı olduklarını duyurdular ve toplantıya başkanlık eden Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, tüm ulusların yararına olacak şekilde enerji piyasalarında istikrar ve güvenliğin artırılmasında nihai hedefe ulaşmak için eşgüdümlü bir yanıt oluşturmanın ve iyileştirici önlemler alınmasının önemine vurgu yaptı.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı ülkelerden oluşan OPEC+, o dönem küresel üretimi dengede tutmak isteyen Suudi Arabistan’ın güçlü çabalarıyla tarihi bir anlaşma yapıldığını duyurmuştu. Böylece yaklaşık 10 milyon varillik bir azalma oldu ki bu da Ocak ayı OPEC+ anlaşmasında 1,7 milyon varil olmak üzere daha önceden hedeflenen rakamın yaklaşık 3 katına tekabül ediyordu.



NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim


Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
TT

Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd, uzun süredir devam eden sanat kariyerinin ardından bugün hayatını kaybetti. Elli yılı aşkın bir döneme yayılan kariyeri boyunca Körfez ve Arap tiyatro tarihine damga vuran el-Fahd’ın vefatı, sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı.

Körfez televizyon dramalarının öncülerinden biri olarak kabul edilen el-Fahd, 1960’lı yıllarda başladığı sanat hayatında çok sayıda televizyon ve tiyatro eserinde yer aldı. Toplumsal ve insani konuları işleyen yapımlardaki rolleriyle Körfez tiyatro kimliğinin şekillenmesine önemli katkı sağladı.

Sanatçının vefatı, resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyuruldu. Körfez ve Arap sanat çevrelerinde derin üzüntüye neden olan vefat haberi sonrasında el-Fahd, ‘Körfez tiyatrosunun ikonu’ olarak anıldı.

Son günlerinde sağlık durumunun kötüleştiği, yoğun bakıma alındığı ve uzun süredir devam eden bir hastalık sürecinin ardından hayatını kaybettiği belirtildi. Böylece elli yılı aşan üretken sanat yolculuğu sona erdi.

Kariyeri boyunca onlarca başarılı yapımda rol alan el-Fahd, Körfez ve Arap dünyasında geniş bir izleyici kitlesi tarafından takip edildi. Karmaşık karakterleri canlandırmadaki başarısıyla ‘Körfez ekranlarının hanımefendisi’ olarak anıldı ve farklı kuşakların sevgisini kazandı.

Tiyatro oyunları, sinema filmleri ve televizyon dizilerinden oluşan geniş bir sanat mirası bırakan el-Fahd, aynı zamanda yazarlık ve yapımcılık alanlarında da faaliyet gösterdi. El-Fahd, toplumsal meseleleri ele alan projelere katkı sağladı ve genç yeteneklerin yetişmesine destek oldu.