Japonya'da kanser teşhisi sonrası sağkalım oranı gittikçe artıyor

Fotoğraf (Pixabay)
Fotoğraf (Pixabay)
TT

Japonya'da kanser teşhisi sonrası sağkalım oranı gittikçe artıyor

Fotoğraf (Pixabay)
Fotoğraf (Pixabay)

Japonya, kanser konusunda ilerleme kaydediyor. Yapılan son araştırmalar, kanser hastalarının teşhis sonrasında sağkalım oranının arttığını gösteriyor.
Japonya Ulusal Kanser Merkezi, hastalığın tedavisine daha fazla ulaşabilme imkanı sağladığı 2000’den beri veri topluyor. Araştırmalar, hastaların beklenen yaşam sürelerinin sürekli olarak iyileşme gösterdiğini ortaya koyuyor.
Yapılan son çalışmayı gerçekleştiren kişi ve Chiba Kanser Merkezi Araştırma Enstitüsü’nin Kanser Önleme Merkezi biriminin başkanı olan Haruo Mikami, sağkalım oranındaki bu iyileşmenin, yeni tedavilerin geliştirilmiş olmasına bağlı olmadığını söyledi. Mikami, bunun, daha çok tedavilerin ülke çapında ulaşılabilir olması sayesinde gerçekleştiğini vurguladı.
The Japan Times'ın haberine göre, 6. kez yapılan ve 10 yıllık sağkalım oranını inceleyen çalışma, ülkede kanser tedavilerinde uzmanlaşmış 21 hastaneyle 94 bin hastayı içerdi.
Söz konusu hastalara 2004 ile 2007 arasında kanser teşhisi kondu. Bir öncekiyse 2003 ila 2006 dönemini kapsıyordu.
Ortaya çıkan sonuçlara göre, 10 yıllık sağkalım oranı yüzde 1,1 artarak yüzde 58,3’e ulaştı.
Çalışmada, kanser türlerine göre sağkalım oranına da bakıldı. Prostat kanseri yüzde 98,8’le en yüksek orana sahipken göğüs kanseri, yüzde 86,8, tiroid kanseri yüzde 85,7 oranına sahipti.
En düşük orana sahip kanser türüyse yüzde 6,2’yle pankreas oldu. Bunu yüzde 16,1’le karaciğer kanseri, yüzde 19,1’le safra kesesi veya safra yolları kanseri izledi.
2010 ve 2012 arasında teşhis konulan hastaların 5 yıllık hayatta kalma oranıysa bir önceki araştırmaya göre 0,2 artarak yüzde 68,6'e ulaştığı ortaya kondu.
Sağkalım oranı diğer ülkelerde de araştırılıyor. Örneğin Birleşik Krallık Kanser Araştırma (Cancer Research UK) verilerine göre, İngiltere ve Galler bölgelerinde 2010 ve 2011 arasındaki hastaların 10 yıllık sağkalım oranı yüzde 50.
Avustralya’daki National Cancer Control Indicator (Ulusal Kanser Kontrol Göstergesi) ise 2011 ila 2015’te teşhis konulan hastalarda 10 yıllık sağkalım oranının genel nüfusa kıyasla yüzde 63 olduğunu belirtti.
 
Independent Türkçe, The Japan Times



Reytingler yetmedi: İki diziye birden veda

Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)
Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)
TT

Reytingler yetmedi: İki diziye birden veda

Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)
Watson'ın 57 yaşındaki Amerikalı yıldızı Morris Chestnut, The Resident ve Rosewood gibi dizilerle de tanınıyor (CBS)

Televizyon dünyasının devlerinden CBS, iki dizisinin fişini çekti. Yayın hayatına Ocak 2025'te başlayan drama dizisi Watson ikinci sezonunun ardından, geçen yıl ekimde ekrana gelen komedi DMV ise yalnızca ilk sezonunda sona erecek.

Başrolünde Morris Chestnut'ın yer aldığı Watson, Dr. John Watson'ın suç mahallerinden ayrılıp tıbbi gizemleri çözmeye odaklandığı modern bir anlatı sunuyordu. Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes hikayelerinden esinlenen Watson, başkahramanın dostu ve ortağı Holmes'un, ezeli düşmanı Moriarty'nin ellerinde hayatını kaybetmesinden 6 ay sonrasında geçiyordu. Dizinin ikinci sezonunda, Watson ve "doktor-dedektiflerden" oluşan ekibi, Moriarty'yi (Randall Park) mağlup etmelerinin ardından nadir görülen hastalıkları araştırmayı sürdürüyordu.

Ancak son sezonda hikaye, öldüğü varsayılan Sherlock Holmes'un (Robert Carlyle) yeniden ortaya çıkmasıyla sarsıcı bir hal alıyor. Bu dönüş, Watson'ı kendi bedeninde saklı bir geçmişle yüzleşmeye zorluyor. Dizinin yaratıcılığını Craig Sweeny üstlenirken, yapımcı kadrosunda Morris Chestnut ve Larry Teng gibi isimler yer alıyordu.

CBS Studios imzalı dizi, Ocak 2025'te izleyiciyle buluşmuştu. İlk sezonundaki güçlü performansın ardından Mart 2025'te ikinci sezon onayı almıştı. Reyting ölçüm şirketi Nielsen'in verilerine göre ikinci sezonun final bölümü, yayımlandığı gün 3,1 milyon izleyiciye ulaşmıştı.

Ekim 2025'te prömiyerini yapan işyeri komedisi DMV ise Doğu Hollywood'daki motorlu taşıtlar dairesinde geçen absürt olayları anlatıyordu. Dana Klein tarafından yaratılan dizi, birbirinden eksantrik karakterlerden oluşan bir ofis ekibine odaklanıyordu. DMV'de Harriet Dyer, Tim Meadows ve Tony Cavalero, düşük ücretlerle çalışan, bir yandan ofis içi ve kişisel sorunlarla boğuşurken bir yandan da bu kuruma gitmekten özellikle kaçınan müşterilerle uğraşmak zorunda kalan çalışanları canlandırıyordu.

Dizinin 16 Mart'ta ekranlara gelen Test Sürüşü (Test Drive) adlı bölümü, ilk yayınında 2,8 milyon izleyici çekmişti.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Billie Eilish'in ısrarlı takipçisine tren çarptı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Billie Eilish'in ısrarlı takipçisine tren çarptı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Şarkıcı Billie Eilish'i ısrarla takip etmekle suçlanan bir adamın, New York'un Long Island adasında koşu yaparken tren çarpması sonucu öldüğü bildirildi.

Yerel yetkililere göre 30 yaşındaki Prenell Rousseau'ya çarşamba günü sabah 5.38 civarında bir LIRR treni çarptı.

New York Post'un haberine göre Rousseau, rayların "üzerinde veya yakınında" koşuyordu ve ölümünün kaza sonucu meydana geldiği düşünülüyor.

Rousseau, 2020'de Eilish'in evine davetsiz şekilde defalarca gitmesi üzerine gözaltına alınmıştı.

Mahkeme belgelerinde Eilish, ölen adamın mahkemeye çıktığında "tutarsız davranışlar" sergilediğini iddia etmişti. İddiaya göre Rousseau, Mayıs 2020'nin başlarında iki gün içinde eve 7 kez yaklaştı.

İlk ziyaretinde Rousseau'nun kapı zilini çaldığı ve güvenlik kamerası üzerinden Eilish'in babasıyla konuştuğu iddia edilmişti. Rousseau, orada olması gerektiğinde ısrar etmiş ancak baba, Rousseau'ya yanlış eve geldiğini söylemiş.

Aynı akşamın ilerleyen saatlerinde geri döndüğünde, Eilish'in ailesi yardım için özel bir güvenlik şirketini çağırmış.

Eilish mahkeme kayıtlarında, "Güvenlik görevlilerini beklerken, Rousseau verandamızda kaldı, oturup kitap okumaya başladı, aynı zamanda ara sıra kendi kendine konuşmaya devam etti" demişti.

Babam defalarca gitmesini istedi ama o bunu reddetti.

Eilish, özellikle Kovid-19 pandemisinin en yoğun olduğu dönemde ziyarette bulunması ve maske takmaması nedeniyle Rousseau'dan korktuklarını da sözlerine eklemişti.

Rousseau'nun Eilish veya ailesiyle iletişime geçmesi yasaklanmış ve onlardan en az 100 metre uzakta durması emredilmişti.

Olay sırasında Eilish sadece 18, Rousseau ise 24 yaşındaydı.

Independent Türkçe


Efsanevi oyuncudan Sydney Sweeney tepkisi: Her an seksi görünüyor

Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)
Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)
TT

Efsanevi oyuncudan Sydney Sweeney tepkisi: Her an seksi görünüyor

Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)
Gençlik draması Euphoria'da popüler öğrenci Cassie Howard'ı canlandırarak adını duyuran 28 yaşındaki Sydney Sweeney, performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (Reuters)

Hollywood'un efsane isimlerinden Kim Novak, hayatını konu alan biyografik filmde kendisini Sydney Sweeney'nin canlandıracak olmasına tepki gösterdi. Alfred Hitchcock imzalı klasik Ölüm Korkusu'nun (Vertigo) unutulmaz yıldızı, Sweeney'nin dış görünüşünün ve yarattığı imajın hikayenin duygusal derinliğini gölgeleyeceğini savunuyor.

Novak, 1950'lerde Sammy Davis Jr.'la yaşadığı tartışmalı ilişkiyi konu alacak olan Scandalous! hakkında sessizliğini bozdu. The Times'a verdiği röportajda Novak, başrolde Sweeney'nin yer almasını hiçbir zaman onaylamayacağını söyledi.

"Fiziksel görünümü çok ön planda"

Novak, role Sweeney'nin seçilmesine yönelik eleştirilerini sakınmadı. Genç oyuncunun "belden yukarısının çok fazla dikkat çektiğini" söyleyen Novak, Sweeney'nin her zaman "seksi" görünmesinin, Sammy Davis Jr.'la ilişkilerinin asıl duygusal bağını gölgede bırakacağından endişe ettiğini belirtti.

Novak, "Bizim ilişkimiz cinsellikten ziyade, çok fazla ortak noktamız olması üzerine kuruluydu. Ancak Sydney Sweeney her an seksi göründüğü için filmin bu ilişkiyi sadece cinsel çekime indirgememesi neredeyse imkansız. Beni oynamak için tamamen yanlış bir seçim" ifadelerini kullandı.

Röportajda o dönem yaşadığı zorluklara da değinen Novak, Sammy Davis Jr.'ın maruz kaldığı ırkçılığı hatırlatarak, "Ten rengi yüzünden ona korkunç şeyler yaptılar" dedi. Ayrıca Columbia Pictures'ın kurucu ortağı Harry Cohn'un "berbat bir patron" olduğunu belirten aktris, şu detayları paylaştı:

Harry sizi çok sıkı kontrol altında tutardı. Sette sosisli sandviç satan biriyle konuşup vaktimi boşa harcamadığımdan emin olmak için peşime adam takardı. Sürekli kilonuza ve giyiminize müdahale edilirdi.

Tehditler ve evlilik iddiaları

Novak, Harry Cohn'un Sammy Davis Jr.'ı, beyaz bir kadınla evlenmemesi için şiddetle tehdit ettiğine dair söylentilerin doğru olduğunu doğruladı. Ancak efsanevi şarkıcıyla evlenmek için başvuruda bulundukları yönündeki iddiaları reddeden aktris, "Ona çok değer veriyordum ama o dönemde kimseyle evlenmek istemiyordum" dedi.

Yönetmenliğini Colman Domingo'nun üstleneceği Scandalous!'ta, Sammy Davis Jr.'a David Jonsson hayat verecek. Henüz çekimleri başlamayan film, Hollywood'un en tartışmalı dönemlerinden birine ışık tutmayı hedefliyor. 

Öte yandan Sweeney, geçen yıl mayısta Met Gala'da Novak'ın 1967 yapımı filmi Dişi Şeytan'daki (The Legend of Lylah Clare) bir kıyafetine atıfta bulunan bir elbiseyle boy göstererek efsane oyuncuya saygı duruşunda bulunmuştu.

Independent Türkçe, The Times, Entertainment Weekly, Deadline