Suudi Arabistan ile Irak arasındaki Arar sınır kapısının açılmasının ardından Irak’ta iyimser hava hakim

Arar sınır kapısının açılmasından sonra geçtiğimiz Çarşamba Suudi Arabistan’dan Irak’a yardım konvoyu sınır kapısından geçiyor (Reuters)
Arar sınır kapısının açılmasından sonra geçtiğimiz Çarşamba Suudi Arabistan’dan Irak’a yardım konvoyu sınır kapısından geçiyor (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ile Irak arasındaki Arar sınır kapısının açılmasının ardından Irak’ta iyimser hava hakim

Arar sınır kapısının açılmasından sonra geçtiğimiz Çarşamba Suudi Arabistan’dan Irak’a yardım konvoyu sınır kapısından geçiyor (Reuters)
Arar sınır kapısının açılmasından sonra geçtiğimiz Çarşamba Suudi Arabistan’dan Irak’a yardım konvoyu sınır kapısından geçiyor (Reuters)

Suudi Arabistan Krallığı ile Irak arasındaki Arar sınır kapısının açılışının üzerinden henüz bir hafta dahi geçmeden, sınır kapısının sağlaması öngörülen geniş iş fırsatları vilayet sakinleri arasında iyimser bir hava meydana getirdi. Açılan kapının, Anbar vilayetine büyük mali kaynaklar sağlamanın yanı sıra yeniden yapılanma sürecine katkı sağlayacağı düşünülüyor.
İki ülke arasındaki tüm ticari süreçler tamamlanırken, Irak bankacılık sektörü sınır kapısında şubesini açan ilk girişimci oldu. Rafidain Bank, sınır kapısının açılışından bir gün sonra Arar’da ilk şubesini açtı. Onun ardından, Irak Birliği Bankası aynı noktada bir şube açarak onu takip etti. Rafidain Bank tarafından yapılan açıklamada, Suudi Arabistan sınırında bulunan Arar Sınır Kapısı şubesinin açılışında, Anbar ve Kerbela valilerinin yanı sıra, Rafidain Bank Genel Müdürü, İçişleri Bakanı Osman el-Ganimi, Ortak Harekat Komutanı Yardımcısı Korgeneral Abdulemir eş-Şemmari, Sınır Kapıları İdaresi Başkanı Ömer el-Vaili’nin hazır bulunduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, “Arar sınır kapısı şubesinin, ekonomik ve ticari hareketin canlanmasına, ulusal ekonominin gelişimine, nakit likiditesinin sağlanmasına, işbirliği ve yatırım imkanlarının artmasına katkı sağlayacağı” ifade edildi.

Arar sınır kapısındaki alışveriş sahalarının yönetimi hususunda Suudi tarafıyla anlaşıldı
Anbar valisi Ferhan ed-Düleymi konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Irak vatandaşlarına iş fırsatı sağlamak için Iraklı yatırım şirketleri tarafından Arar sınır kapısındaki alışveriş sahalarının yönetimi hususunda Suudi tarafıyla anlaşıldığını” belirtti. Düleymi, “Arar sınır kapısının en önemli ticaret noktalarından biri olacağını ve Irak’ın ihtiyacı olan büyük miktardaki mal ve ürünlerin yakında oradan ülkeye girmesini umduklarını” ifade etti. Arar sınır kapısı açıldıktan sonra, Koronavirüsle mücadele için Suudi Arabistan, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) tarafından Irak hükümetine gönderilen tıbbi malzeme yüklü 15 konvoyun Irak’a giriş yaptığı belirtildi. Düleymi, “ticari mücadele alanlarının özellikle sınır kapısına yakın yoksul bölgelerdeki binlerce gence iş fırsatı sağlayacağını” ifade etti.
Konuyla ilgili olarak Anbar Valisi, sınır kapısında Irak Birliği Bankası’nın bir şubesinin açılışını yaptı. Şubenin açılışı sırasında vali, “Anbar altyapı eksikliğinden muzdarip. Şimdi bizler istikrarı yeniden sağlamaya başladık. Yatırım ve özel sektör alanında önemli dosyalarımız var” dedi. Vali Düleymi, “Bankacılık sektörü yatırımı desteklemede çok önemli ve bu olmasaydı bu sektörde başarılı olamazdık” ifadelerine yer verdi.
Irak Sınır Kapıları İdaresi Başkanı Ömer el-Vaili ise, “Arar sınır kapısının çalışma çevreleri ve her bakımdan donanımlı hale getirildiğini, ortak Harekatlar, Anbar ve Kerbela Harekat Komutanlıkları tarafından gerekli korumanın sağlanmasına ek olarak iki aydan beridir burada çalışanları bulunduğunu vurguladı.
Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin, “kara sınır kapısının yıl boyunca karşılıklı yolcu giriş çıkışları ve taşımacılık için” kullanılacağı ifadelerine yer verilerek, belgeleri kontrol etmek, kaçakçılığı önlemek ve kamu malını israf etmemek amacıyla bir elektronik otomasyon firmasıyla sözleşme yapmak üzere Maliye Bakanlığı’nı gerekli yetkilendirmeyi yapmak üzere görevlendirdiği ilave edildi.
Iraklı bazı yetkililer, Bağdat ile Riyad arasındaki ilişkilerde yeni bir aşamayı başlatan bu sınır kapısının açılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Irak parlamentosu üyesi Abdullah el-Harbit Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Arar sınır kapısının Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ticarete açılan bir kapı olacağını ve iki devletin planının, sınır kapısının Anbar ve Kerbela eyaletlerini birbirine bağlamaya odaklandığını” vurguladı. Ayrıca, “Suudi Arabistan Krallığı’nın ticaretin yanı sıra hac için en-Nuhayb’den Kerbela’ya giden bir otoban yapımına destek vermesinin beklendiğini” belirtti.
Bu sınır kapısının açılmasının iki ülke arasındaki ticari ilişkiler düzeyinde ne gibi sonuçlar doğurabileceğine ilişkin olarak Harbit, “Suudi Arabistan temiz bir ticari işbirliği için yeni ufuklar açıyor. Burada şeffaf bir ticaret olacak ve Irak pazarında yaygın olan damping uygulaması (ihracatçı firmanın malını dış piyasada, iç piyasada sattığından daha düşük fiyatla satması) burada olmayacak ve ticarete konu olan mallar yüksek kalitede olacak” ifadelerine yer verdi. Aynı zamanda bir iş adamı olan Harbit, “Suudi Arabistan’ın, güneyde gaz yoğunlaştırma istasyonları kurmaya ve milyarlarca yatırım yapmaya çalıştığını, Suudilerin ve aynı şekilde onların kaliteli mallarının Irak pazarında bulunmasının Irak üzerindeki olumlu etkilerinin büyük olacağını” belirterek, “daha önemlisi Suudilerin evlere kapıdan girer” şeklinde eklemede bulundu.
Yine konuyla ilgili olarak, Anbar eyaleti milletvekili olan Yahya el-Muhammedi Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Irak’ın Suudi Arabistan sınırı üzerinde bulunan Arar sınır kapısının açılmasının, Irak ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin köklü tarihini yansıttığını” vurguladı. Muhammedi, “bu kapı ekonomiye yeni bir can damarı ve iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni yüzü olacak. Ayrıca Suudi ürünlerinin Irak’a kolay ve ucuz şekilde ulaşmasını sağlayacak” dedi. Muhammedi, “Anbar vilayeti bundan en fazla yararlanacak vilayet olacak, zira sınır kapısı bu vilayetin idari sınırları içerisinde bulunuyor” ifadelerine yer verdi.
Anbar Eyalet Konseyi eski üyesi Azal el-Fehdavi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Arar sınır kapısının açılması, Irak açısından ülkenin sınır kapılarına yeni bir ilave olduğunu ve Arap Körfezi ülkelerine açılan ilk kapı” olduğunu ifade etti. Fehavi, “Anbar vilayetinin bu önemli ticari kapıdan büyük bir fayda göreceğini, çünkü bu kapının ülkenin ekonomik ve ticari hareketini canlandırmaya ve mal akışını sağlamaya yardımcı olacağını, bunun da kısa mesafe ve daha düşük maliyetli nakliye ücretleri sayesinde emtia (satılacak mal) fiyatlarının düşmesine yardımcı olacağını” vurguladı. Fehdavi ayrıca, “bu kapısının çok sayıda insanın istihdam edilmesine katkı sağladığını, aynı zamanda hacılar ve umrecilerin Irak’tan kutsal topraklara seyahatini kolaylaştırmaya katkıda bulunacağına, böylece bu konudaki engellerin azalacağına ve nakliye maliyetini de önemli ölçüde düşüreceğine” dikkat çekti.



Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?


Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) bugün, SDG'nin Şeyh Maksud mahallesi yakınlarındaki ordu mevzilerini insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alması sonucu Halep'te bir Suriye askerinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ajans daha sonra, SDG'nin Halep'in el-Meydan mahallesindeki konut binalarını bombalaması sonucu 3 sivilin öldüğünü ve birçok kişinin yaralandığını bildirdi.

SDG ise Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Şeyh Maksud mahallesini keşif uçağıyla hedef aldığını ve mahalle sakinlerinden birinin öldüğünü açıkladı.

cdfvgthy
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 10 Mart'ta Şam'da SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin anlaşmanın SDG Lideri Mazlum Abdi ile imzalanması sırasında (EPA)

Geçen ay Halep'te SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında kanlı çatışmalar çıktı ve onlarca kişi öldü veya yaralandı. Suriye hükümeti, SDG'yi Halep'te hükümetin iç güvenlik güçlerine saldırmakla suçlarken, SDG ise Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını iddia etti.

10 Mart'ta SDG, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir anlaşma imzaladı ve bu anlaşma uyarınca, tüm sivil ve askeri kurumlarını geçen yılın sonuna kadar Suriye devletine entegre etmeyi kabul etti.

SDG ile Suriye hükümet güçleri arasındaki son çatışmalar, her iki tarafın liderlerinin Şam'da bir araya gelerek aralarındaki askeri entegrasyonu görüşmelerinden iki gün sonra meydana geldi.


Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
TT

Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)

Suudi Arabistan, Güney Yemen’deki son gelişmelere karşı yüksek düzeyde bir ihtiyat ve sakin bir yaklaşım sergiledi. Analistler, bu yaklaşımın, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü ele geçirmesine rağmen, Yemen hükümeti veya Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile herhangi bir koordinasyon sağlanmaması sonrası gösterildiğini belirtti.

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdulaziz bin Sakr, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Riyad’da Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarından isimleri kabul etmesini (Bunlar arasında Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ve Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura da yer aldı), Suudi Arabistan’ın Yemen’deki karmaşık durumu yönetirken izlediği akıllı ve temkinli politikanın somut bir örneği olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan, Yemen’deki son gelişmelere karşı izlediği ihtiyatlı ve kapsayıcı politikasını sürdürdü. Bin Sakr, “Suudi Arabistan, kuruluşundan bu yana Merhum Kral Abdulaziz döneminden itibaren ihtiyat ve bilgelik temelinde bir dış politika izliyor. Bu anlayış, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarıyla yaptığı görüşmede de ortaya çıktı” dedi.

Bin Sakr, Suudi yaklaşımını şöyle açıkladı: “Taraflar doğru yola döndüklerinde ve Suudi çağrılarına yanıt verdiklerinde, Prens Halid ve Suudi yönetimi onları kucaklayarak ihtiyat ve kapsayıcılık ilkelerini uyguladı. Bu yaklaşım, Suudi yönetiminin temel değerlerini ve etik anlayışını yansıtıyor. Suudi Arabistan, Yemen’e sadece komşu olduğu için değil, iki halk arasındaki ortak gelenekler ve sosyal bağlar nedeniyle de özel önem veriyor.”

Gelişmeler çerçevesinde, 3 Aralık’ta GGK, doğu eyaletlerine askeri konvoylar göndererek Seyun’daki Birinci Askerî Bölge Karargâhı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı da dahil olmak üzere bazı kilit kurumları kontrol altına aldı. GGK güçleri ayrıca Mukalla ve el-Mehra’da da konuşlandı; ancak buralarda çatışma yaşanmadı.

Buna karşılık Suudi Arabistan, durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak amacıyla Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani başkanlığında bir heyet gönderdi. Heyet, GGK güçlerinin Aden ve doğudaki ilgili vilayetlere geri çekilmesini ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin söz konusu bölgelere yerleşmesini talep etti.

vfgbhyj
Durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak için Hadramut'u ziyaret eden Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani (X)

27 Aralık’ta Halid bin Selman, ‘Yemen’deki Halkımıza’ başlıklı bir mesaj yayımladı. Mesajında güneyin davasının adaletini anlattı, güvenli güney vilayetlerinin boşuna çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini vurguladı ve Yemen’in karşı karşıya olduğu büyük zorlukların farkında olunmasını istedi. Ayrıca fırsat kollayan güçlerin Yemen ve bölgedeki hedeflerine ulaşmalarına izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki siyasi yapıda düşmanı olmadığını ve tüm tarafların tutumlarını anladığını belirterek, bunun Riyad’ı Yemen’deki çatışmaların çözümünde hem kapsayıcı hem de arabulucu bir rol üstlenmeye uygun kıldığını söyledi.

Bin Sakr, “Yemen’deki durumun iki ana boyutu var: Birincisi Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin korunması, ikincisi ise Yemen’in istikrarının ve refahının sağlanması” dedi.

frgt
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura ile yaptığı görüşmede (Ebu Zura'nın X hesabı)

Son günlerde meşru hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle birlikte Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü yeniden sağladı. GGK’ye bağlı güçler ise sınırlı çatışmaların ardından kendi bölgelerine çekildi.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güneyine yönelik yapıcı tutumunu ve tarafların görüşlerine açık yaklaşımını, ‘Yemen’de uzun vadeli istikrarın sağlanması sürecinin bir parçası’ olarak nitelendirdi.

Bin Sakr, “Yemen birliğinin mevcut entegrasyon yapısında bazı sorunların olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu nedenle güneyin taleplerini makul çözümlerle karşılamak, Suudi stratejisinin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Yemen’deki istikrarı tehdit eden dış müdahalelerin önünü kesmeyi ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik tutumunun net olduğunu, amacın ülkenin tüm bileşenleriyle birlikte Yemen’in güvenliğini ve istikrarını sağlamak olduğunu belirtti. El-Habbas, Riyad’ın Yemen’in güneyindeki gelişmelerle ilgili yaklaşımını değerlendirirken, “Yemen, Suudi Arabistan için stratejik bir alan. Burada yaşananlar, doğrudan Suudi ulusal güvenliğini etkiliyor” dedi.

xscdfvgbhyju
Mukalla şehrine konuşlandırılan Vatan Kalkanı Güçleri (Reuters)

El-Habbas, Suudi Arabistan’ın kendi güvenliği ve istikrarını desteklemeye kararlı olduğunu ve tüm ulusal bileşenler arasında eşit mesafede durduğunu vurguladı.

El-Habbas’a göre, Riyad’ın yakın bir tarihte düzenleyeceği Güney Diyalog Konferansı’na, tüm ilgili güney güçlerinin, hatta GGK’nin de katılacak olması, Suudi Arabistan’ın sorumlu ve kapsayıcı yaklaşımının açık bir göstergesi. Bu yaklaşım, güney meselesinin kaderinin zorla dayatma veya askeri darbe yoluyla değil; diyalog ve diplomatik süreç yoluyla belirlenmesini sağlıyor.