Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden salgına karşı mücadelede kararlılık mesajı

Veliaht Prens Muhammed bin Selman G20 Liderler Zirvesi sonunda konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman G20 Liderler Zirvesi sonunda konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden salgına karşı mücadelede kararlılık mesajı

Veliaht Prens Muhammed bin Selman G20 Liderler Zirvesi sonunda konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman G20 Liderler Zirvesi sonunda konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, Suudi Arabistan’ın G20 başkanlığını sırasında çabalarını daha güçlü, daha sağlam ve sürdürülebilir bir dünya inşa etmeye adadığını vurguladı. Ayrıca bunun, Krallığın Vizyon 2030 projesi çerçevesinde tanık olduğu büyük ekonomik ve sosyal dönüşüme paralel olduğunu belirtti. 
Veliaht Prens, G20 Liderler Zirvesi sırasında G20'nin şu andan itibaren biri sanal, biri yıl ortasında olmak üzere iki zirve düzenlemeyi önerdiğini ve ülkesinin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı herkes için aşı ve tedavi sağlamaya yönelik uluslararası çabaları adil ve uygun bir şekilde desteklemeye devam edeceğini vurguladı. Ayrıca bunu başarmak için uluslararası ortaklar ve önümüzdeki yıl G20 Başkanlığı’na gelecek İtalya ile birlikte çalışacaklarını kaydetti.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın açıklamaları, G20 Zirvesi'nin sona ermesinin ardından yaptığı G20 Başkanlığı açıklamasında geldi. Prens Selman, koronavirüs salgını ve sağlık, ekonomik ve sosyal alanları etkileyen sonuçları çerçevesinde yaptığı açıklamada, “Bu dönemde işbirliğimiz her zamankinden daha önemliydi. İnsan hayatının, geçim kaynaklarının korunması, pandeminin neden olduğu zararların azaltılması ve gelecekteki krizlerle mücadelede hazırlığın artırılması sorumluluğu konusunda ciddi şekilde birlikte çabaladık” ifadelerini kullandı.
Veliaht Prens, pandeminin sınır tanımadığını, tüm ülkelere ulaştığını ve dünyada yaşayan her insanı doğrudan veya dolaylı olarak etkilediğini, bunun da G20'nin oynadığı önemli rolün etkinleştirilmesini gerektirdiğini vurguladı. Bu amaçla, G20 Grubu’nun kuruluşundan bu yana bir ilk olarak tek bir başkanlık sırasında G20 liderlerinin iki kez bir araya geldiğini belirtti.
Prens Selman, tüm insanlığın tanık olduğu bu küresel tehditle mücadele etme konusunda şu değerlendirmelerde bulundu:
"Grubun ülkeleri, pandemi ve sonuçlarıyla başa çıkmak için eşi benzeri görülmemiş ve işbirliği içerisinde önlemler aldı. Bu istisna yılın sonuna gelmiş bulunuyoruz. G20 grubu bazı öncelikler belirledi ve bunu uygulamak için birlikte çalıştık. Bunların başında salgının sağlık, ekonomi ve sosyal alanlardaki etkilerini iyileştirmek ve hayatları, geçim kaynaklarını korumak ve en muhtaç grupları desteklemek için gerekli olan tüm önlemleri almak geliyor. Grup, bunu başarmak için aşağıdaki öncelikleri belirledi:

Gerekli kaynaklar
Veliaht Prens konuyla alakalı yaptığı açıklamada, "Koronavirüs ile mücadele etmek için ön saflarda bulunanlara derhal gerekli kaynakları sağladık" dedi. Ayrıca, pandeminin başlangıcında G20 ülkelerinin acil finansman ihtiyaçlarını karşılamak için özellikle teşhis araçları, aşılar ve etkili tedaviler geliştirilmesi amacıyla 21 milyar dolardan fazla taahhütte bulunduklarını belirtti. "Krallık, bu çabaları desteklemek için 500 milyon dolar katkıda bulundu."
Prens Muhammed bin Selman, açıklamasında şunları kaydetti:
“G20'de, koronavirüse karşı herkesin aşı, teşhis araçları ve tedavileri adil ve uygun maliyetli bir şekilde elde etmesi için uygun koşullar yaratmak amacıyla hiçbir çabadan kaçınmadık. Hala bunlar üzerinde çalışıyoruz.”

Olağanüstü önlemler
Veliaht Prens açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Ekonomilerimizi ve halklarımızı desteklemek için olağanüstü önlemler aldık ve bu yıl G20 eylem planının bir parçası olarak, şirketleri desteklemek ve bireylerin geçim kaynaklarını korumak için küresel ekonomiye 11 trilyon dolardan fazla para sağladık. Bu, G20 Grubu'nun daha önce eşi görülmemiş bir katkısı oldu. Ayrıca, işlerini ve gelir kaynaklarını kaybedenleri korumak için sosyal koruma ağlarını da genişlettik."

Acil durum desteği
Veliaht Prens, borçların ödenmesi durumunu askıya alma girişimine atıfta bulunarak şu ifadelerini kullandı:
"Pandemi, onlarca yıllık kalkınma çabalarını boşa çıkarmakla tehdit ettiği için dünyadaki en savunmasız ülkelere acil destek sağladık. Nüfusu bir milyarı aşan risk altındaki çoğu ülkenin borç yükünü azaltmak için 14 milyar dolardan fazla destek verdik. Ayrıca bu girişimi uzattık ve yeniden uzatma durumu gerektiren bir şey olup olmadığını görmek için durumu değerlendirmeye devam edeceğiz.”
"Buna ek olarak, gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkelere yardım etmek için G20 Grubu ile birlikte çalışan kalkınma bankaları, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası  aracılığıyla 300 milyar dolardan fazla destek sağlandı. Gücümüz, birliğimizde yatıyor ve aslında bu G20’nin de dünya ülkelerinin tüm kıtalardan bir araya gelerek bu çağın acil zorluklarıyla mücadele edip bunlara karşı etkili ve ortak çözümler alması için kurulma amaçlarından biri. 

Salgınlardan korunma
Veliaht Prens, "Gelecekte olası pandemilerden daha iyi korunmanın öneminin artık farkındayız ve ayrıca bu krizden dersler almalıyız. Bunu başarmak için Krallık G20 Başkanlığı sırasında salgınlarla mücadeleye yönelik araçlara erişime katkıda bulunan bir girişim önerdi" dedi.
Girişimin 3 hedefe ulaşmayı amaçladığını belirten Veliaht Prens Muhammed bin Selman bunu, “Tüm bulaşıcı hastalıklar için teşhis araçlarının, tedavilerin ve aşıların araştırılmasını, geliştirilmesini ve dağıtımını teşvik etmek, küresel pandemiye hazırlık için uluslararası finansmanı teşvik etmek ve kolaylaştırmak, ayrıca dünyanın her yerindeki epidemiyologların eğitimini desteklemek” şeklinde açıkladı. 

Daha güçlü bir dünya inşa etmek
Prens Muhammed bin Selman, Krallığın G20 başkanlığı sırasında çabalarını daha güçlü, daha sağlam ve sürdürülebilir bir dünya inşa etmeye adadığını vurguladı. “Bu, tüm vatandaşlarımızın, özellikle de kadın ve gençlerin 21. yüzyılın fırsatlarını yakalayarak güçlendirilmesini sağlamayı amaçlayan Krallığın 2030 vizyonu çerçevesinde kaydettiği büyük ekonomik ve sosyal dönüşümü ile paralel bir durum.”
Veliaht Prens'in bildirdiklerine göre, Suudi Arabistan’ın G20 başkanlığı çerçevesinde G20 üyeleri, küresel bir toparlanmanın temellerini atacak bir dizi hayati inisiyatif üzerinde anlaştılar. Prens Selman, bunların önümüzdeki on yıllar boyunca etkilerinin devam edeceğini umduğunu dile getirdi.

Riyad Girişimi
Muhammed bin Selman açıklamasının devamında şunları kaydetti:
"Dünya Ticaret Örgütü'nün reformu için gerekli desteği sağlamak üzere Dünya Ticaret Örgütü'nün geleceği konusunda Riyad girişimini başlattık. Ayrıca kaliteli eğitim ve finansal katılım sağlayarak kadınları ve gençleri güçlendirmeye yönelik çabaları sürdürdük. Krallık, başkanlığı sırasında çevreyi korumaya büyük önem verdi."
"G20 Grubu ile, ekonominin tüm sektörlerinde karbon emisyonlarının yönetimini iyileştirmek ve daha temiz, daha sürdürülebilir ve daha uygun fiyatlı enerjiye erişim sağlamak için döngüsel bir karbon ekonomisi yaklaşımı üzerinde anlaştık. Ayrıca arazi bozulmasını azaltmak ve mercan resiflerini korumak için G20 girişimini başlattık. Ayrıca, dünyadaki her bir insan için güvenli bir şekilde yönetilen temiz su sağlamak için toplu çabaları yoğunlaştırdık. artan talep ve çevresel baskıların olduğu bir zamanda herkes için gıda güvenliğini sağlamanın temel zorluğuyla mücadele ettik. 

İstisnai bir zorluk
“Bu zorluklarla geçen yılda G20 başkanlığını devralmak istisnai bir zorluk ve aynı zamanda gerçek bir onur oldu. Bu zirvenin, köklü tarihi, asil halkı ve müreffeh geleceğiyle gurur duyan bir ulusun öyküsünü anlatan başkent Riyad'da sanal olarak düzenlenmesini umuyorduk.”
Prens Muhammed bin Selman konuşmasında, "Bugün bu zirveyi sonlandırıyoruz. Salgının üstesinden gelmek için önlemler almaya ve ortak çalışmaya devam etmeye kararlıyız. Ülkelerimize ve genel olarak dünyaya umut ve güvence veriyoruz. Bu yıl başardıklarımızdan gurur duyuyoruz ve hala yapacak çok işimiz olduğunu biliyoruz" ifadelerini kullandı. Ayrıca, Krallığın koronavirüse karşı geliştirilen aşıların ve tedavilerin herkes için erişilebilir olması ve adil ve uygun bir şekilde sağlanmasıyla ilgili uluslararası çabaları desteklemeye devam edeceğini vurguladı.
Veliaht Prens, ülkesiyle bu taahhüdü paylaşan pek çok kişi olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti: 
“Bunu başarmak için önümüzdeki yıl uluslararası ortaklarımız ve G20'ye başkanlık edecek İtalya ile birlikte çalışacağız. Krallık, Grup üyeleriyle birlikte 21. yüzyılın zorluklarını ele almaya yönelik küresel çağrılara karşılık vermeye devam edecek. Önümüzdeki yıl G20 Başkanlığı’na gelecek İtalya için başarılar dilerim.”



2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
TT

2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)

Suudi Arabistan enerji sektörünün, 2025 yılı boyunca finansal kazanımlarını koruma ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları aşma konusunda güçlü bir performans sergilediği; 92,5 milyar doları (347,2 milyar riyal) aşan net kâr elde ettiği bildirildi. Küresel arz-talep dengesi ve tedarik zincirlerindeki aksamalardan kaynaklanan baskılara rağmen, borsada işlem gören şirketlerin finansal sonuçları sektörde stratejik bir dönüşüme işaret etti. Buna göre, petrol fiyatlarındaki hareketlilik artık tek belirleyici unsur olmaktan çıkarken, operasyonel verimlilik ve riskten korunma yöntemleri, 430 milyar doları aşan nakit akışlarının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar haline geldi.

Kârlar, olağanüstü geçen 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11,5 oranında gerileyerek 104,62 milyar dolardan 92,5 milyar dolara düşse de, Bahri ve ADES gibi lojistik ve sondaj hizmetleri şirketlerinde olumlu bir performans farklılaşması görüldü. Bu durum, sektörde operasyonel olgunluğun arttığı ve gelir kaynaklarının çeşitlenmeye başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

dfvefeb
Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) logosu önünden geçen bir adam (Reuters)

Söz konusu düşüşün, Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) en büyük ağırlığa sahip şirketi olan Saudi Aramco’nun kârlarındaki gerilemeden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca sektördeki diğer şirketler de gelirlerdeki azalma, satışların düşmesi ve yatırım portföylerinden elde edilen temettü gelirlerindeki gerileme gibi çeşitli zorluklardan etkilendi.

Şirket kârlarında farklılık

Enerji sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarının performans açısından farklılık gösterdiği, buna göre iki şirketin kârlarını artırdığı, bir şirketin kârında düşüş yaşandığı, bir şirketin zararını azalttığı, bir başka şirketin zarar etmeye devam ettiği ve bir şirketin ise 2024’te kâr açıklamasına rağmen bu yıl zarara geçtiği bildirildi.

Detaylara göre Saudi Aramco 2025 yılında sektörde en yüksek kârı elde eden şirket oldu. Şirketin kârı 92,75 milyar dolar (348,04 milyar riyal) olarak gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11,64’lük bir düşüşe işaret etti. Şirket, bu gerilemenin gelir ve satışlardan elde edilen gelirin azalmasından kaynaklandığını, buna karşın operasyonel maliyetlerdeki düşüş ile gelir vergisi ve zekât giderlerindeki azalışın bu etkiyi kısmen dengelediğini açıkladı.

Sektörde ikinci sırada ise Bahri yer aldı. Şirket, 2025 yılında 647,58 milyon dolar (2,43 milyar riyal) kâr elde ederek geçen yıla göre yüzde 0,12’lik bir artış kaydetti. Şirket, 2024 yılında 578,29 milyon dolar (2,17 milyar riyal) kâr açıklamıştı. Kâr artışı, özellikle petrol taşımacılığı segmentindeki brüt kârın yükselmesi, operasyonel performanstaki iyileşme ve küresel nakliye fiyatlarındaki artışa bağlandı.

erfreg
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne (Bahri) ait bir gemi (Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi)

Üçüncü sırada ise ADES yer aldı. Şirket, 218,13 milyon dolar (818,5 milyon riyal) kâr elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir artış kaydetti. Şirket, net kârındaki artışın; gelirlerle karşılaştırıldığında amortisman ve faiz giderlerindeki yükselişi yansıttığını bildirdi. Ayrıca üçüncü çeyrekte, kâr-zarar tablosu üzerinden gerçeğe uygun değerle ölçülen özkaynak araçlarından elde edilen kârlar kaleminde kaydedilen kazançların da etkili olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, söz konusu olumlu etkinin büyük ölçüde satın alma işlemine ilişkin maliyetler nedeniyle ortadan kalktığı belirtildi.

Sektör gelirleri

2025 yılında enerji sektörü gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,74 oranında gerileyerek 430,12 milyar dolara (1,61 trilyon riyal) düştüğü bildirildi. Sektör, 2024 yılında 450,4 milyar dolar (1,69 trilyon riyal) gelir elde etmişti. Böylece gelirlerde 21,44 milyar dolarlık (80,45 milyar riyal) bir azalma yaşandı.

Bu sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan piyasa analisti ve Suudi Arabistan Ekonomi Derneği üyesi Dr. Süleyman Al Hamid el-Halidi, enerji sektörünün Suudi ekonomisi açısından stratejik ve hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, elde edilen sonuçların sektör şirketlerinde yüksek kârlılığın sürdüğünü, buna rağmen sınırlı bir gerileme yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.

El-Halidi, bu düşüşü 2024’teki olağanüstü yüksek seviyelerin ardından ‘doğal’ bir düzeltme olarak nitelendirdi. Petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla dengelenmesinin yanı sıra, arz-talep dengesini korumaya yönelik OPEC+ üretim kısıtlamalarının etkisine dikkat çekti. Gelirlerdeki azalmanın hem fiyat hem de üretim miktarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak seviyelerin hâlâ güçlü kaldığını ifade etti. Ayrıca bazı şirketlerde, özellikle genişleme projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle operasyonel ve yatırım maliyetlerinin arttığını belirtti. Buna karşılık Bahri ve ADES gibi şirketlerin, deniz taşımacılığı ve sondaj hizmetlerine olan talep artışı sayesinde olumlu performans sergilediğini ve bunun sektörde gelir kaynaklarının çeşitlendiğini gösterdiğini söyledi.

ffev
 ADES logosunu taşıyan bir vinç (ADES)

El-Halidi, kısa vadede sektörün istikrarlı ancak sınırlı bir büyüme eğilimiyle yoluna devam edeceğini öngördü. Bu görünümün, küresel petrol arzının yönetilmesinin fiyatları dengede tutması, Aramco’nun gaz, temiz enerji ve petrokimya alanlarına yönelerek ham petrole bağımlılığı azaltması ve sondaj ile taşımacılık gibi hizmet şirketlerinin bölgesel projelerle güçlenmesi gibi faktörlerle destekleneceğini ifade etti.

Orta ve uzun vadede ise sektörün hidrojen, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu çözümler gibi alanlara yönelerek stratejik bir dönüşüm yaşayacağı tahmin edildi Ayrıca Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında altyapı ve yatırım desteklerinin sektörü güçlendireceği belirtildi. El-Halidi’ye göre enerji sektörü halen güçlü ve kârlı bir yapıya sahip; mevcut gerileme ise tarihi zirvelerin ardından sağlıklı bir düzeltme niteliği taşıyor. Gelecekteki büyümenin ana sürücüsü ise çeşitlenme ve sürdürülebilirlik olacak.

İşletme faktörleri

G World CEO’su Muhammed Hamdi Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu verilerin ekonomik okumasının Suudi enerji sektörünün gücünü kaybetmediğini, ancak artık yalnızca yüksek kâr elde etmeye dayalı basit bir aşamadan daha karmaşık bir sürece geçtiğini gösterdiğini söyledi. Ömer, “347 milyar riyali aşan devasa kârlılık seviyelerine hâlâ ulaşılıyor, ancak asıl tablo, büyümenin artık yalnızca fiyat hareketlerine dayalı olmadığıdır. Artık operasyonel koşullara, küresel talebe, rafineri marjlarına ve sektör içindeki şirket performans farklılıklarına daha duyarlı bir yapı söz konusu” ifadelerini kullandı.

Kâr düşüşünün temel nedeninin, sektör içinde ‘olağanüstü ağırlığa’ sahip olan Saudi Aramco’dan kaynaklandığını belirten Ömer, şirketin sektörde yalnızca bir oyuncu değil, finansal görünümü belirleyen ana motor olduğunu vurguladı. Aramco’nun gelir veya kârındaki herhangi bir gerilemenin doğrudan sektör endeksine yansıdığını ifade etti. Ayrıca sektörün tek bir bütün olarak hareket etmediğini, Bahri ve ADES gibi bazı şirketlerin operasyonel güç veya iş modeli avantajları sayesinde olumlu performans sergilerken, diğer bazı şirketlerin ise piyasa ve operasyon kaynaklı baskılarla karşılaştığını söyledi. Buna göre temel meselenin artık sektörün geneli değil, sektördeki konumlanma kalitesi olduğunu dile getirdi.

Ömer, sektör gelirlerindeki gerilemenin küresel enerji piyasasının daha dalgalı bir döneme girdiğine işaret ettiğini belirterek, yüksek petrol fiyatlarının artık tek başına dengeli sonuçlar için yeterli olmadığını ifade etti. Günümüzde operasyonel yönetim, riskten korunma kabiliyeti, gelir çeşitliliği ve tedarik zinciri verimliliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğini söyledi. Bu nedenle sonuçların sadece yıllık kâr düşüşü olarak okunmasının eksik olacağını, aslında sektörün ‘kolay kazanç döneminden daha rekabetçi ve karmaşık bir operasyonel döneme geçişini’ yansıttığını belirtti.

Geleceğe ilişkin değerlendirmesinde ise enerji sektörünün Suudi ekonomisi ve finans piyasası için temel bir dayanak olmaya devam edeceğini ifade eden Ömer, asıl farkın küresel dalgalanmalara uyum sağlayabilen şirketler ile fiyat döngüsüne bağımlı kalanlar arasında ortaya çıkacağını söyledi. Ona göre geleceği belirleyecek unsur büyüklük değil, esneklik, finansal disiplin ve dalgalanmayı fırsata çevirebilme kapasitesi olacak.

Ömer, sektör görünümünün genel olarak ‘pozitif’ olduğunu, ancak şirket bazında daha seçici bir tablo oluşacağını belirterek, kazançların eşit dağılmayacağını; daha verimli, daha entegre ve risk yönetiminde daha güçlü şirketlerin öne çıkacağını ifade etti.


Suudi Arabistan: Manifa sahası ve Doğu-Batı boru hattındaki üretim, saldırılardan sonra toparlanıyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)
TT

Suudi Arabistan: Manifa sahası ve Doğu-Batı boru hattındaki üretim, saldırılardan sonra toparlanıyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, hızlı toparlanmanın Saudi Aramco ile Krallık’ın enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğini ve kriz yönetimindeki etkinliğini yansıttığını vurguladı. (Saudi Aramco)

Suudi Arabistan bugün yaptığı açıklamada, Doğu ile Batı arasındaki petrol boru hattı üzerinden yapılan petrol pompalama kapasitesinin normale döndüğünü ve günlük yaklaşık 7 milyon varil seviyesine ulaşıldığını duyurdu. Ayrıca, Manifa sahasının da operasyonel kapasitesine yeniden kavuştuğu belirtildi. Açıklama, enerji sistemine ait bazı tesislerin hedef alınması sonucu oluşan etkilerle ilgili hasar değerlendirmesinin sunulmasından birkaç gün sonra geldi.

Bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde, yerel ve küresel piyasalara yönelik enerji arzının güvenilirliği ve sürekliliği giderek daha büyük önem kazanıyor. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre hızlı toparlanma süreci, Saudi Aramco ve ülkenin enerji sisteminin yüksek operasyonel esnekliğe, kriz yönetiminde etkinliğe ve acil durumlara uyum kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Yaklaşık bin 200 kilometre uzunluğundaki Doğu-Batı petrol boru hattı, doğudaki Abkayk’tan batıdaki Yanbu’ya uzanıyor ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda Suudi Arabistan’ın ham petrol ihracatı için tek çıkış noktası olarak kabul ediliyor.

Bakanlık açıklamasında, 9 Nisan 2026 tarihli önceki duyuruya atıf yapılarak, enerji sistemindeki bazı tesislerin hedef alınması nedeniyle Doğu-Batı boru hattında günlük yaklaşık 700 bin varil pompalama kapasitesinin kaybedildiği, Hureys sahasında üretimin günde yaklaşık 300 bin varil, Manifa sahasında ise yine yaklaşık 300 bin varil azaldığı hatırlatıldı. Açıklamada, yürütülen operasyonel ve teknik çalışmalar sonucunda Doğu-Batı boru hattındaki tam pompalama kapasitesinin yeniden sağlandığı ve Manifa sahasında etkilenen 300 bin varillik üretimin kısa sürede geri kazanıldığı bildirildi.

Hureys sahasına ilişkin olarak ise tam üretim kapasitesinin geri kazanılması için çalışmaların sürdüğü, sürecin tamamlanmasının ardından kamuoyuna ayrıca bilgi verileceği ifade edildi.


Suudi Arabistan, İran ve onun vekilleri tarafından Kuveyt'e yapılan saldırıları kınadı

Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)
Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran ve onun vekilleri tarafından Kuveyt'e yapılan saldırıları kınadı

Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)
Kuveyt şehrinin genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da dün üst düzey Amerikan ve İran liderleri arasında başlayan müzakerelerle eş zamanlı olarak İran, ajanları ve ona bağlı gruplar tarafından Kuveyt Devleti'ndeki bir dizi hayati tesise yönelik gerçekleştirilen alçakça saldırıları en sert şekilde kınadı ve lanetledi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Kuveyt Devleti'nin egemenliğini hedef alan ve uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı'nı açıkça ihlal eden bu saldırıları Krallığın kesin bir dille reddettiğini vurgulayarak, bu ihlallerin bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik uluslararası çabaları baltaladığını belirtti.

Suudi Arabistan, İran ve vekillerinin Arap ve İslam ülkelerine karşı bütün düşmanca eylemlerine son vermesi ve Güvenlik Konseyi'nin 2026 tarihli 2817 sayılı kararını uygulaması gerektiğinin altını çizdi. Kuveyt hükümeti ve halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade eden Suudi Arabistan, Kuveyt'in egemenliğini, güvenliğini, istikrarını ve halkını korumak için aldığı bütün önlemlere tam desteğini yineledi.