İran Dini Lideri’nin askeri danışmanı cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıkladı

Dehkan, Tahran'ın karar verme alanında ‘rasyonaliteyi hakim kılmayı’ vaat etti

Hamaney ve askeri danışmanı Hüseyin Dehkan (Hamaney Resmi Sitesi)
Hamaney ve askeri danışmanı Hüseyin Dehkan (Hamaney Resmi Sitesi)
TT

İran Dini Lideri’nin askeri danışmanı cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıkladı

Hamaney ve askeri danışmanı Hüseyin Dehkan (Hamaney Resmi Sitesi)
Hamaney ve askeri danışmanı Hüseyin Dehkan (Hamaney Resmi Sitesi)

İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanlarından Hüseyin Dehkan, önümüzdeki yıl Haziran ayı ortalarında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını resmen duyurdu.
İran’ın yerel haber ajansları, pazartesi akşamı, Tuğgeneral Dehkan’ın (64) yer aldığı bir video kaydını yayınladılar. Kayıtta Dehkan, cumhurbaşkanlığına aday olduğunu söyledi. Böylece aylardır cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılabileceğine dair devam eden spekülasyonların ardından Dehkan’ın adaylığı resmi bir form almış oldu. Dehkan videoda ayrıca İran Dini Lideri Ali Hamaney, ülkesinin ‘devrimci’ bir hükümete liderlik edecek ‘genç ve devrimci’ bir cumhurbaşkanına ihtiyacı olduğunu vurguladığını belirtti.
Dehkan böylece İran’ın, Şah rejimini deviren 1979 devriminden sonra sekizinci kez cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gideceği seçimlerle ilk duyurusunu yapmış oldu. Seçimlerden galip ayrılan aday, şuan görevinin ikinci döneminde olan mevcut Cumhurbaşkanı’nın Ağustos ayında bitecek olan görev süresinin ardından onun görevlerini üstlenecek.
Dehkan adaylığını açıklamadan günler önce ciddi bir performans sergiledi. ABD Hazine Bakanlığı'nın Kasım 2019'dan bu yana yaptırımlar listesinde olan Dehkan Associated Press (AP) haber ajansına özel bir röportaj verdi. Dehkan röportajda, ABD’nin ülkesine yönelik olası bir saldırıda bulunmasına karşı uyardı. Bir DMO komutanı olan Tuğgeneral Dehkan, Batı ile yapılacak müzakerelerin, İran'ın düşmanları için ‘caydırıcı’ güç olarak nitelendirdiği balistik füzeleri içermeyeceğini de belirtti.
Dehkan sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran hükümeti savunma gücünü hiçbir zaman hiç kimseyle ve hiçbir koşulda müzakere etmeyecektir.  Balistik füzelerimiz, uzmanlarımızla, gençlerimizle ve büyük sanayi merkezlerimizle sahip olduğumuz muazzam yeteneklerin bir sembolüdür.”
Dehkan, 3 yıl önce Hamaney’in savunma işleri ile ilgili danışmanı olarak atanmadan önce çeşitli görevlerde bulundu. Mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin kurduğu ilk hükümetin savunma bakanlığı görevini üstlendi. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın ‘Şuheda Teşkilatı’ işlerinden sorumlu yardımcılığını yaptı. Reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin ülkeyi yönettiği sekiz yıl boyunca savunma bakanı yardımcılığı görevinde bulundu. Tüm bunlar, İran yönetiminde son sözü söyleyen Dini Lider ile doğrudan istişare edilerek verilen görevler.
Ülkedeki reformist ve muhafazakar akımlara eşit mesafede duran Dehkan, cumhurbaşkanlığına aday olma amacının ülkesinde ‘ulusal düzeyde bir uzlaşı atmosferi sağlamak’ ve karar alma alanında ‘rasyonaliteyi hakim kılmak’ olduğunu söyledi. Dehkan ayrıca, ‘güç ve itibara sahip bir konumda dışarıyla diyalog için bir platform sağlamayı’ amaçladığını ifade etti. Tüm bunlar, mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin adaylığı sırasında öne sürdüğü vaatlerle benzerlikler taşıyor.
Dehkan, DMO eski komutanlarından Muhsin Rızai’nin 3, Muhammed Bakır Galibaf'ın ise 2 kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olduğu hatırlattı. Galibaf, 2013 yılındaki seçimlerde Ruhani karşısında yenilgiye uğrarken 2017’deki seçimler de İbrahim Reisi için çekildiğini açıkladı.
Bir grup DMO komutanın adı, son zamanlarda reformist ve muhafazakar akımlarla bağlantılı çevreler tarafından öne sürülen onlarca listede yer aldı.

İran'da yapılan en düşük katılımlı seçim
Geçtiğimiz Şubat ayında yapılan genel seçimlerin 41 yıldır Tahran'da ve tüm İran'da yapılan en düşük katılımlı seçim olarak kayıtlara geçmesinin ardından, iktidar, yaklaşan seçimlerde İranlıların sandık başına gitmeleri için mücadele edecek gibi görünüyor.
DMO’nun Tahran Şehir İçi Güvenliği Sorumlusu Sarellah Karargâhı Komutan Vekili Tuğgeneral İsmail Kevseri’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde askerlerin adaylığını savunmasının üzerinden bir haftadan kısa bir süre geçtikten sonra adaylığını duyuran Dehkan, ‘isim vermeden bazı çevrelerin insanları askerlerin adaylığı karşısında korkutmaya çalışmakla’ suçladı.
İran'da yayımlanan reformist gazetelerden biri olan Şark, geçtiğimiz pazar günü yayınlanan sayısında, reformist akımın önde gelen partilerinden Karkezaran (inşaat işçileri) Partisi’nin cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili stratejisini aktardı.
Partinin 20 aday ismi incilediğini belirten gazetenin haberine göre bu isimler arasında Humeyni'nin (rejimin kurucu rehberi) torunu Hasan Humeyni, mevcut Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri,  Planlama ve Bütçe İşlerinden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Bakır Nubaht, Atom Enerjisi Örgütü Başkanı Ali Ekber Salihi, Merkez Bankası Başkanı Abdünnasır Himmeti, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin kardeşi Muhammed Rıza Hatemi, mevcut Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, mevcut İletişim ve Enformasyon Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi, Meclis Başkanı Ali Laricani, reformistlere yakınlığıyla bilinen milletvekili Ali Mutahhari, reformist milletvekili Mesud Pizişkiyan yer alıyor.
Karkezaran Partisi’nin en önde gelen isimlerinden Muhsin Haşimi, cumartesi günü İran'ın yarı resmi ajansı ISNA ajansına verdiği demeçte, partiye bağlı bir çalışma grubunun, ‘ülkedeki mevcut koşullar ve bir sonraki hükümetin kuruluşu göz önüne alındığında, partinin yönelimleri için bir plan üzerinde çalışmaya başladığını’ belirtti. Haşimi ayrıca, adayların bir uzlaşıya varması amacıyla reformist akımdan partilerle müzakerelerde bulunan ikinci bir çalışma grubunun daha olduğunu kaydetti.
Doğrudan İran Dini Lideri’ne bağlı olan İran Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK), aday adaylarının, cumhurbaşkanlığına ve aday olmaya uygunluğunu değerlendiriyor. Böylece aday adayları, seçimlere giden yolda belirleyici bir aşamayla karşı karşıya kalıyorlar.
İran’da bir cumhurbaşkanının, rejimin genel politikalarını etkilemesine pek ihtimal verilmiyor. Öyle ki İran Berna haber ajansının haberine göre eski reformist milletvekili Nasır Kavami, kötüleşen ekonomik durum nedeniyle Cumhurbaşkanı Ruhani'ye baskı yapan milletvekillerini eleştirerek, “İran İslam Cumhuriyeti'nde cumhurbaşkanının ve hükümetin yetkileri yüzde 10’dur. Yetkilerin yüzde 90'ı diğer kurumların elindedir” ifadelerini kullandı.
Eski Kültür ve İslami İrşad Bakanı Ali Cenneti, Dehkan'ın adaylığına gelen ilk tepki olarak pazartesi günü Twitter hesabından, “Boğucu yaptırımlar, ekonomik baskılar, halkın hoşnutsuzluğu ve mevcut sorunların başlıca nedeni olan cumhurbaşkanının dış ve iç politika konusunda karar verme yetkisinin sınırlı olması gibi ülkenin karşı karşıya olduğu birçok sorun göz önüne alındığında, cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmak isteyenlerin aklından şüphe etmeliyiz” yorumunda bulundu.



Çin ordusu, Tayvan Boğazı'ndan geçen iki ABD gemisini "izliyor"

Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)
Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)
TT

Çin ordusu, Tayvan Boğazı'ndan geçen iki ABD gemisini "izliyor"

Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)
Panama'da bir ABD Donanması savaş gemisi (Arşiv- AFP)

Çin ordusu bugün resmi WeChat hesabından yaptığı açıklamada, ABD'ye ait güdümlü füze destroyeri USS Finn ve okyanus araştırma gemisi USS Mary Sears'ın 16 ve 17 Ocak tarihlerinde Tayvan Boğazı'ndan geçişini izlediğini belirtti.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Doğu Harekat Komutanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, ordunun "ulusal egemenliği ve güvenliği kararlılıkla savunmak için her zaman yüksek alarmda" olduğunu ifade etti.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise Çin ordusunun açıklamasına henüz yorum yapmadı.


Mısırlı ve yedi çocuk annesi... Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham hakkında ne biliyoruz?

Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)
Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)
TT

Mısırlı ve yedi çocuk annesi... Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham hakkında ne biliyoruz?

Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)
Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, ExCel London'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (Reuters)

Son aylarda Laila Cunningham’ın adı, Birleşik Krallık siyasetinin en karmaşık ve hassas yarışlarından biri olarak görülen Londra Belediye Başkanlığı seçimlerinde öne çıkan isimler arasında yer aldı.

Birleşik Krallık’taki Reform UK Partisi’nin lideri Nigel Farage, Laila Cunningham’ın 2028 yılında başkentte yapılacak Londra Belediye Başkanlığı seçimlerinde partisinin adayı olacağını açıkladı.

Mısır kökenli

Eski bir savcı olan Cunningham, 1960’lı yıllarda Birleşik Krallık’a göç eden Mısırlı bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Cunningham ile Farage, 7 Ocak Çarşamba günü düzenlenen bir basın toplantısında birlikte kamuoyunun karşısına çıktı. Toplantıda, üzerinde ‘Londra reform istiyor’ ifadelerinin yer aldığı pankartlar dikkat çekti.

Basın toplantısında konuşan Farage, Cunningham’ın, mayıs ayında yapılacak ve bir sonraki genel seçimler öncesinde ‘en önemli seçim sınavı’ olarak nitelenen seçimlerde, partinin Londra’daki kampanyasının merkezindeki isim olacağını söyledi.

Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, parti lideri Nigel Farage ile Southwark'taki Glaziers Hall'da düzenlenen basın toplantısında (DPA)Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, parti lideri Nigel Farage ile Southwark'taki Glaziers Hall'da düzenlenen basın toplantısında (DPA)

Cunningham, 2022 yılında Muhafazakâr Parti’den Westminster Belediye Meclisi üyeliğine seçildikten sonra, yedi çocuk annesi olarak geçen yıl haziran ayında Reform UK Partisi’ne katıldı. Cunningham, bu adımını ‘vergileri düşürmek, sınırları kontrol altına almak ve Birleşik Krallık’ın çıkarlarını her şeyin önüne koymak’ amacıyla attığını açıkladı.

Orta sınıf bir sosyal çevreden gelen Laila Cunningham, Güney Londra’da büyüdü. Konut sorunu, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine ilişkin meselelerin, erken dönem siyasi bilincinin şekillenmesinde etkili olduğunu ifade ediyor.

Cunningham, sosyal bilimler ve kentsel siyaset alanında eğitim aldı. Siyasete girmeden önce, sosyal konut ve kentsel yoksullukla mücadele eden sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllar görev yaptı.

Eski savcı... Basketbolu çok seviyor

Cunningham, başkente duyduğu sevgiden söz ederken, Londra Gençlik Oyunları’nda basketbol oynayarak ‘takım ruhunun önemini’ öğrendiğini söyledi. Birleşik Krallık merkezli Independent’a konuşan Cunningham, “Burada kıdemli bir savcı oldum, yedi çocuğumu burada büyütüyorum ve bunlar bu göreve talip olmam için makul nedenler” ifadelerini kullandı.

Cunningham, Reform UK Partisi’ne katıldığını açıkladığı sırada yaptığı bir dizi siyasi içerikli açıklamanın ardından, geçtiğimiz yıl haziran ayında savcılıktaki görevinden ayrılmıştı. Savcı olarak yürüttüğü görevin, tarafsızlığı zedeleyebilecek her türlü siyasi faaliyeti sınırlayan sıkı kurallara tabi olduğu, bunun da kamu görevlileri için geçerli düzenlemelerle uyumlu olduğu belirtildi.

Cunningham’ın açıklamalarının The Standard gazetesinde yayımlanmasının ardından Başsavcılık, istifasının sunulduğunu ve kabul edildiğini duyurdu. Cunningham daha sonra yaptığı açıklamada, bir toplantıya çağrıldığını ve kamu hizmeti etik kurallarını ihlal etmiş olabileceğinin kendisine bildirildiğini söyledi.

Londra için güvenlik planı

Reform UK Partisi’nin Londra Belediye Başkan Adayı Cunningham, kampanyasında suçla mücadeleye odaklanacağını belirtti. Bu kapsamda, İşçi Partisi’nden eski Londra Belediye Başkanı Sir Sadık Han’ın bu alandaki sicilini eleştirdi ve Londralılara ‘farklı bir mesaj’ sunduğunu söyledi. Cunningham, “Şehir için yeni bir lider olacak ve suça karşı kapsamlı bir mücadele başlatacağım” ifadesini kullandı.

 Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, Londra'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (EPA)Reform UK Partisi'nin Londra Belediye Başkan Adayı Laila Cunningham, Londra'da düzenlenen seçim mitinginde konuşma yapıyor. (EPA)

Cunningham, “Londra Metropolitan Polisi için bıçaklı saldırılar, uyuşturucu suçları, hırsızlık, mağaza hırsızlığı ve tecavüzle mücadeleye odaklanan net ve üst düzey öncelikler belirleyeceğim” dedi. Ayrıca polise, ‘Londra’daki tecavüz çetelerini hedef alma, takip etme ve yargı önüne çıkarma’ talimatı vereceğini açıkladı.

Suç oranlarının nasıl düşürüleceğine ilişkin bir soruya yanıt veren Cunningham, Suçla Mücadele Planı’nı yeniden şekillendireceğini ve Metropolitan Polisi için ‘ağır suçlarla mücadeleye yönelik yeni talimatlar’ yayımlayacağını söyledi.

Tartışmalı ifadeler

Londra Belediye Başkanlığı’na aday olan Cunningham, peçe ve burkaya ilişkin açıklamalarının hakaret içeren ve kışkırtıcı bulunduğu bir tartışmanın da odağına yerleşti. Cunningham’ın, burka giyen kadınların durdurulup aramaya tabi tutulması çağrısı yapması, çok kültürlü bir toplumda inanç özgürlüğü ve siyasi söylemin sınırları konusunda geniş bir tartışma başlattı.

The Standard gazetesinin podcastine konuşan Cunningham, “Londra’nın bazı bölgelerine gittiğinizde, gerçekten Müslüman bir şehirdeymişsiniz gibi hissedebilirsiniz. Tabelalar farklı dillerde yazılmış, pazarlarda burka satılıyor” ifadelerini kullandı. Cunningham, ‘tek bir sivil kültüre’ ihtiyaç olduğunu savunarak, bunun da ‘Britanyalı olmak’ anlamına geldiğini söyledi.

Birleşik Krallık Müslüman Kadınlar Ağı’nın (Muslim Women’s Network UK – MWNUK) İcra Kurulu Başkanı Shaista Gohir, Cunningham’ın açıklamalarını ‘tehlikeli’ ve ‘ırkçıları kışkırtıcı’ olarak nitelendirdi. Gohir, bu söylemlerin, aralarında peçe takan küçük bir azınlığın da bulunduğu Müslüman kadınların daha fazla dışlanmasına yol açacağını belirtti. Cunningham’ın geçmişine rağmen Müslümanlara ‘buraya ait olmadıkları’ mesajını verdiğini savunan Gohir, bu tür açıklamaların Müslümanlara yönelik kötü muameleyi teşvik ettiğini ve yanlış bilgileri okuyanlar üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Guardian’dan aktardığına göre peçe konusu Reform UK Partisi içinde de hassas bir başlık olarak öne çıkıyor. Temmuz ayında partinin eski başkanı Zia Yusuf, parti Milletvekili Sarah Pochin’in burkanın yasaklanmasını öngören bir sorusunu ‘aptalca’ olarak nitelendirmiş ve bunun parti politikasını yansıtmadığını söylemişti. Yusuf’un cuma günü Cunningham’ın X platformundaki bir röportajını yeniden paylaşması ise partinin tutumuna ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.


İran'ın başlıca nükleer tesislerinin mevcut durumu nedir?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)
TT

İran'ın başlıca nükleer tesislerinin mevcut durumu nedir?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, Ağustos 2005'te Natanz Nükleer Tesisi’ne güvenlik kameraları kuruyor. (AP)

ABD’nin İran’a saldırabileceğine yönelik bölgesel endişeler, Başkan Donald Trump’ın Tahran’ın kendisine protestocuların idam edilmeyeceği yönünde güvence verdiğini söylemesinin ardından azaldı. Buna rağmen Beyaz Saray, ‘tüm seçeneklerin masada olduğunu’ bildirdi.

İsrail ve ABD, İran’a yönelik son büyük saldırıları geçtiğimiz haziran ayında gerçekleştirdi. Saldırıların başlıca hedefi, ülkenin ana nükleer tesisleri oldu.

Hangi nükleer tesisler bombalandı?

İran’daki üç uranyum zenginleştirme tesisi bombalandı. Bunlardan ikisi Natanz’da, üçüncüsü ise Fordo’da bir dağın altında bulunuyordu. Ayrıca, nükleer yakıt döngüsüyle bağlantılı tesisleri barındıran geniş bir kompleksin yer aldığı İsfahan da hedef alındı. Diplomatlar, yer altındaki bir bölgede İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun önemli bir bölümünün depolandığını ifade etti.

ABD saldırıları sonrasında Natanz uranyum zenginleştirme tesisindeki kraterleri gösteren uydu görüntüsü (Arşiv – Reuters)ABD saldırıları sonrasında Natanz uranyum zenginleştirme tesisindeki kraterleri gösteren uydu görüntüsü (Arşiv – Reuters)

Ne kadar hasar meydana geldi?

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA), saldırıdan önce Natanz ve Fordo dahil olmak üzere nükleer tesislerde düzenli denetimler yürüttüğü, ancak bombalamaların ardından bu tesislere erişimine izin verilmediği bildirildi.

Kum şehrinin dışındaki Fordo Nükleer Tesisi’nin girişi (Arşiv – IRNA)Kum şehrinin dışındaki Fordo Nükleer Tesisi’nin girişi (Arşiv – IRNA)

UAEA, zarar görmeyen diğer tesislerde denetimler gerçekleştirdi. Ancak bombalanan sahaların mevcut durumuna ilişkin kesin bilgilerin hâlâ bilinmediği belirtildi.

UAEA, kasım ayında yayımlanan İran’a ilişkin üç aylık raporunda, bilinen yedi nükleer tesisin ‘askeri saldırılardan etkilendiğini’, 13 tesisin ise etkilenmediğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre raporda raporda, hasar gören sahalardaki zararın boyutuna ilişkin ayrıntılara yer verilmedi.  

Bombardımanın ardından UAEA, üç zenginleştirme tesisinden en küçüğü olan ve Natanz’da yer üstünde bulunan Yakıt Zenginleştirme Tesisi’nin tamamen tahrip edildiğini duyurdu.

UAEA, Natanz ve Fordo’da yer altındaki daha büyük tesislerin ise en azından ağır hasar görmüş olabileceğini değerlendirdi.

İran’ın nükleer programının ne ölçüde gerilediği ise tartışma konusu olmaya devam ediyor. Trump, İran’ın nükleer tesislerinin yok edildiğini defalarca dile getirirken, UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi haziran ayında yaptığı açıklamada, İran’ın aylar içinde sınırlı ölçekte uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlayabileceğini söyledi.

Haziran 2025'te ABD'nin saldırısına uğramadan önce Natanz Nükleer Tesisi’ndeki uranyum zenginleştirme salonunda bulunan santrifüjler (İran Atom Enerjisi Kurumu)Haziran 2025'te ABD'nin saldırısına uğramadan önce Natanz Nükleer Tesisi’ndeki uranyum zenginleştirme salonunda bulunan santrifüjler (İran Atom Enerjisi Kurumu)

İran'ın zenginleştirilmiş uranyumuna ne oldu?

Zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti ise tam olarak netlik kazanmış değil. Hava saldırılarında bir kısmının imha edildiği değerlendirilirken, İran, bombalanan tesislerine ve zenginleştirilmiş uranyum stokuna ne olduğu konusunda UAEA’ya henüz bir rapor sunmadı. Bunun acil bir konu olduğunu ve bildirimin geciktiğini vurgulayan UAEA, söz konusu durumu ancak İran’ın rapor sunmasının ardından doğrulayabilecek.

Grossi, eylül ayında Reuters’a yaptığı açıklamada, “Genel olarak malzemenin hâlâ mevcut olduğuna dair yaygın bir kanaat var. Ancak elbette bunun doğrulanması gerekiyor. Bir kısmı kaybolmuş olabilir” dedi. Diplomatlar, o tarihten bu yana durumun büyük ölçüde değişmediğini ifade ediyor.

Grossi, “Malzemelerin büyük çaplı bir şekilde taşındığına dair elimizde herhangi bir gösterge yok” diye konuştu.

Tahran'ın 270 kilometre güneyinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Arşiv – AFP)Tahran'ın 270 kilometre güneyinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi (Arşiv – AFP)

İran, saldırılar öncesinde uranyumu yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştiriyordu. Bu saflık oranı, nükleer silah yapımı için gerekli olan yaklaşık yüzde 90 seviyesine nispeten kolaylıkla çıkarılabiliyor.

UAEA’nın tahminlerine göre İran, bombardıman başladığında bu düzeyde zenginleştirilmiş 440 kilogram uranyuma sahipti. UAEA’nın ölçütlerine göre bu miktar, saflık derecesinin daha da artırılması halinde teorik olarak 10 nükleer silah üretmeye yetecek düzeyde. İran’ın ayrıca daha düşük seviyelerde zenginleştirilmiş uranyum stokları da bulunuyor.

UAEA, İran’ın bu malzemeleri nerede depoladığını açıklamıyor. Diplomatlar, İsfahan’daki ana yer altı depolama tesislerinden birinin, yalnızca ona ulaşan tünelin girişinin bombalanması dışında büyük ölçüde zarar görmemiş göründüğünü belirtiyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak 2014 tarihinde Natanz Nükleer Tesisi’nde bir denetim gerçekleştiriyor. (Arşiv – AFP)Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak 2014 tarihinde Natanz Nükleer Tesisi’nde bir denetim gerçekleştiriyor. (Arşiv – AFP)

Hangi endişeler devam ediyor?

ABD ve İsrail’in bombardımanı gerekçelendirmek için öne sürdüğü nedenlerden biri, İran’ın nükleer silah üretme kapasitesine tehlikeli biçimde yaklaşmış olmasıydı. Uranyum, silah yapımına elverişli düzeyde zenginleştirildiğinde nükleer bombanın çekirdeğinde kullanılabiliyor. Aynı zamanda, farklı zenginleştirme seviyelerinde nükleer santraller için yakıt olarak da değerlendirilebiliyor.

Batılı güçler, İran’ın uranyumu bu denli yüksek fisyon düzeyinde zenginleştirmesi için makul bir sivil gerekçe bulunmadığını savunuyor. UAEA da bunun ciddi endişe yarattığını belirtiyor. Ajansa göre, nihayetinde nükleer silah üretimine yönelmeden bu seviyede zenginleştirmeye giden başka bir ülke bulunmuyor.

Buna karşın, saldırılardan önce UAEA, İran’da nükleer silah edinmeye yönelik koordineli bir program olduğuna dair güvenilir bir gösterge bulunmadığını açıklamıştı. İran’ın böyle bir yola girmesi halinde nükleer bomba geliştirmesinin ne kadar süreceği ise yoğun tartışma konusuydu.

Tahran, nükleer silah edinme hedefi olduğunu reddediyor. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf olan İran’ın, nükleer silah geliştirmeye yönelmediği sürece enerji üretimi ve araştırma amaçlarıyla uranyum zenginleştirme hakkı bulunuyor.

İsfahan’da bulunan Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin iç görünümü (Reuters)İsfahan’da bulunan Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin iç görünümü (Reuters)

İran’ın, uranyumu zenginleştirebilen santrifüjlerden sayısı bilinmeyen bir miktarı, yeri açıklanmayan depolarda muhafaza ettiği belirtiliyor. Zenginleştirilmiş uranyum stokunun mevcut büyüklüğü de şu aşamada netlik kazanmadığı için, İran’ın bu iki unsuru gizlice bir araya getirerek silah yapımında kullanılabilecek düzeyde uranyum üretme riski bulunduğu ifade ediliyor. Bunun, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali anlamına geleceği kaydediliyor.

Mevcut durumda, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun tespitine yönelik arayışın bir süre daha devam etmesinin muhtemel olduğu değerlendiriliyor.