Sadık Mehdi’nin yerini kim alacak?

Sudan Milli Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi'nin cenaze töreninden bir kare
Sudan Milli Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi'nin cenaze töreninden bir kare
TT

Sadık Mehdi’nin yerini kim alacak?

Sudan Milli Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi'nin cenaze töreninden bir kare
Sudan Milli Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi'nin cenaze töreninden bir kare

İsmail Muhammed Ali
Sudan Milli Ümmet Partisi lideri ve Ensar mezhebinin imamı Sadık el-Mehdi’nin, 26 Kasım Perşembe günü Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’de koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı. Haberin hemen ardından ise parti liderliğine onun yerine kimin geçeceği ve ülkedeki en büyük dini mezhep olan Ensar’ı kimin yöneteceğine dair sorular tekrarlanmaya başladı. Bu çerçevede Ümmet Partisi ve Ensar mezhebinin birimlerinde, başkanlık ve imamlık pozisyonlarının seçimi için kullanılan temeller ve kriterler nelerdir? Bu iki pozisyonu doldurmak için yapılmış düzenlemeler var mı? Mehdi’nin yokluğunun partizan- dini kurumlara ve onların geleceklerine etkisi nasıl olacak? Aynı şekilde bu yokluğun, tanık olunan zorlu koşullar çerçevesinde istikrarı açısından Sudan düzeyine etkisi nedir? Zira kendisi, 1986 yılında ülkede yapılan son demokratik seçimlere göre ülkesinin en büyük kitle tabanının sahibiydi. Ancak 30 Haziran 1989’da Müslüman Kardeşler’in emriyle eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in önderlik ettiği askeri darbe nedeniyle görev süresini tamamlayamamıştı.
Sudan Milli Ümmet Partisi Siyasi Büro üyesi Osman Dav el-Beyt, “Şu anda Sadık el-Mehdi’nin yokluğunun neden olduğu boşlukla ilgili tüm bu konuları okumak çok zor. Ancak mesele, halkın vizyonunun birleşmesi boyutuna bağlı ve bilindiği gibi net bir vizyon mevcut değil. Parti içerisinde bilinen farklılıklar var. Varlığı döneminde etkisi yoktu, zira tüm görüşleri dinlerdi. İstisnasız herkes tarafından kabul edilen bir görüşle ortaya çıktı. Yokluğunun ardından şu an gerekli olan şey, parti içerisindeki insanların birbirlerini kabul etmeleri ve onları neyin ayırdığı değil, neyin birleştireceği konusunda anlaşmasıdır” açıklamasında bulundu.

Genel Kongre
Dav el-Beyt, “Parti içerisinde pozisyon doldurma ve Ensar’a liderlik etme düzenlemeleri hususunda Ümmet Partisi, kurumlara dayanmaktadır. Eğer süre dolmuşsa genel bir kongre düzenlenir. Sadık el-Mehdi, 2003 yılında kendi bünyesinden Ensar’a imam olarak seçildi. Ayrıca 2004 yılında düzenlenen genel bir kongrede Ümmet Partisi başkanlığına seçildi. Parti açısından başkanlık için şu an 5 milletvekili var. Bunlar sırasıyla Fadlullah Barma, Sıddık İsmail, Muhammed Abdullah ed-Duma, Meryem es-Sadık el-Mehdi ve İbrahim el-Emin. Fadlullah Barma, yeni bir parti lideri seçmek için genel bir kongre düzenlenene kadar bu dönemde partinin başkanlığını üstlenecek. Dini imamlığa gelince, imamın vekili veya yardımcısı yoktur. Ancak Ensar’ın işleri ile ilgili kararlar almak için 50 üyeden oluşan sözde Çözüm ve Sözleşme Konseyi vardır. Ayrıca Ensar İşleri Dairesi adına bir icra dairesi de bulunmaktadır. Bu, Dini Evler olarak biliniyor. Belirli bir isimde uzlaşı varsa, imamlık meselesi aile içerisinde bir meseledir. Sonuç olarak insanlar uyumsuzluk durumunda bir imam seçmek için etrafında toplanır veya genel bir kongre düzenler” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haber analize göre Ümmet Partisi Siyasi Büro Üyesi, “Halihazırda tüm Sudanlıların, hoşgörü ve barış kültürünü benimseyerek, görüş ve diğer görüşleri kabul ederek ülkelerine istikrar getirmeye çabalamaları ve toplumsal uzlaşmaya varmaları önemlidir. Çünkü savaşların ve ayrımcılığın patlak vereceği noktaya ulaşan Sudan dokusunun tahrip edilmesi ve yok edilmesi, sevgiye dayalı önceki söylemlerden farklı bir söylem gerektirir. Ülkeyi ilgilendiren Sudan meselelerinin, bilgelik çerçevesinde çözülmesi zorunludur. Sadık el-Mehdi, konuşmasının kapsamlı olmasının yanı sıra milletin ulusal meselelerini ele alma vizyonuna sahip olduğu için seçildi. Tüm bunları, 1960’ların başından beri uyguladığı, yerel ve küresel düzeydeki üst düzey siyasetçilerin düşündüğü siyaset savaşından elde etti. Bilgelik ve uzlaşı yaklaşımına göre en karmaşık ve zor problemlerle başa çıkmasını sağlayacak uzmanlığa ve tecrübeye sahipti. Aralık 2018’de halk devrimi gerçekleştiğinde ‘orduyu kışkırtmayın, çünkü elimde silahlar var’ dendiği gbi, ‘Hilesini yayan, şehrini mahveder’ sözünü tekrarladı. Herkesin kendisine saygı duymasını sağlayan şefkat ve merhamete sahip olduğu için sokaklarda kan aktığını görmeyi sevmiyordu” değerlendirmesinde bulundu.

Geniş ittifak
Öte yandan Sudanlı siyasi analist Abdullah Adem Hatir, “Sadık el-Mehdi, İbrahim Abbud rejimine karşı 1964 Ekim Devrimi’nden sonra Sudan’ın içinde ve dışındaki gelişmelere duyarlı şekilde, merkezi geleneksellikten moderniteye doğru bir değişime yöneldi. Ümmet Partisi’ni demokratik bir çerçevede görmeyi seviyordu, Mehdi ailesiyle sınırlı kalmayarak, bu değişime inanan partinin tüm iç güçlerinin, özellikle ademimerkeziyet ve ekonomik kalkınma meselesine katılımıyla, liderlik tabanını genişletmek ve çeşitlendirmek için çabalamıştı. İdari ve ekonomik teoriler yoluyla modernleşmeye çalıştı” dedi. Hatir, Cafer Muhammed en-Numeyri rejimini 1985’te deviren halk ayaklanmasının ardından Sadık el-Mehdi’nin, Ümmet Partisi tabanı dışında bile uzlaşı sağlamış geniş bir liderliği temsil ettiğine dikkat çekti. Hatir ayrıca, Sadık el-Mehdi’nin, ulusal bir lider olarak kabul edildiğini belirtti.
Abdullah Adem Hatir, “Eski rejim özgürlükler üzerindeki vidaları sıkılaştırırken Sadık el-Mehdi için en büyük zorluk, ülkenin karşı karşıya olduğu güçlükler ve sorunlar ışığında her zaman değişim şemsiyesi olmaya çalışmasıydı. Ancak şimdi vefatı sonrasında öyle görünüyor ki Ümmet Partisi, başkalarının beklediği parti olmayacak. Genellikle başkanın vefatı öncesinde resmettiği, hukukun üstünlüğü ve demokrasi olarak defalarca bahsettiği hedefleri gerçekleştirmek için federal bir ittifak şeklinde, bölgesel kökleri olan diğer partilerle ittifaklara dönüşecektir” açıklamasında bulundu. Hilafetin, siyasi açıdan aile temelleri üzerine sunulacağını kabul etmeyen analist, Mehdi ailesinin, Sudan siyasetindeki amaçlarını tükettiğini ve Mehdi’nin kendisinin, liderliğinin tüm Sudanlıları kapsadığına inandığını dile getirdi.
Analist, “Mehdi'yi endişelendiren konulardan biri de, liderliğinde üçüncü bir Mehdi bulundurarak Mehdiciliği yenilemeye çalışmasıydı. Bu nedenle Mehdi’nin ailesinden veya dışarıdan bir kişinin alternatif lider olmaya hazır olması çok zordur. Liderlik meselesi, partinin eski durumuna nasıl dönebileceğini düşünmeye yetkili kişilerin yer aldığı bir entelektüel atölyede gündeme gelebilir. Ama bana göre geniş bir ittifak olmadan gelecekte Ümmet Partisi’nin, İngiltere’deki İşçi Partisi ve ABD’deki Demokrat Parti gibi bir koalisyon partisi olması çok zor” ifadelerini kullandı.

Ümmet Partisi’nin tarihi
Sudan Milli Ümmet Partisi’nin kökleri, Sudan’ın modern tarihinin en önemli ulusal devrimi olarak kabul edilen, 19’uncu yüzyılda İmam Muhammed Ahmed el-Mehdi önderliğindeki Mehdici Devrimi’ne dayanmaktadır.
Ümmet Partisi, Şubat 1945’te baba Mehdi’nin tek oğlu İmam Abdurrahman el-Mehdi döneminde, Mehdicilik fikrini destekleyen Ensar oluşumu ve 1956’daki Sudan’ın bağımsızlığını talep eden bazı milliyetçi entelektüellerin bir karışımı ile kurulmuş, ekonomik ve toplumsal faaliyetleri başlamış, ardından siyasi eyleme geçmiştir.
Ümmet Partisi, İngiliz sömürgeciliğine karşı ulusal mücadele döneminde ‘Bağımsızlar’ olarak biliniyordu. Partinin gücü, ‘Ensar’ grubuna dayanıyor. ‘Bağımsızlar’, İmam Muhammed Ahmed el-Mehdi’nin yandaşlarından oluşuyor ve Sudan tüm bölgelerine yayılmış durumdalar. Beyaz Nil, Darfur, Kordofan bölgeleri ve Doğu Sudan’daki bazı eyaletler partinin etki alanları olarak kabul ediliyor.
Partinin Ensar grubundan olan yandaşları, onun vurucu gücü olarak kabul ediliyor. Ensar, partinin lideri Sadık el-Mehdi’ye ölümünden önce mutlak sadakatte bağlı savaşçılar olarak biliniyor.
 



İsrail hava saldırıları Beyrut banliyölerini, Güney Lübnan'ı ve Bekaa Vadisi'ni vurdu...

İsrail'in hava saldırısının ardından Lübnan'ın güneyinde yıkılan evler (AP)
İsrail'in hava saldırısının ardından Lübnan'ın güneyinde yıkılan evler (AP)
TT

İsrail hava saldırıları Beyrut banliyölerini, Güney Lübnan'ı ve Bekaa Vadisi'ni vurdu...

İsrail'in hava saldırısının ardından Lübnan'ın güneyinde yıkılan evler (AP)
İsrail'in hava saldırısının ardından Lübnan'ın güneyinde yıkılan evler (AP)

Lübnan, İsrail'in hava saldırılarını Beyrut'un güney banliyölerine, güneydeki bölgelere ve Bekaa Vadisi'ne genişletmesiyle bugün yeni bir askeri gerilime tanık oldu.

Ulusal Haber Ajansı'na göre, hava saldırıları Beyrut'un güney banliyölerini, özellikle Madi mahallesini, Cemmus bölgesini ve Al-Amana-Havta el-Gadir istasyonunu hedef aldı.

İlgili bir gelişme olarak, İsrail ordusu Beyrut'taki Hizbullah altyapı tesislerini hedef aldığını duyurdu.

Güneyde Hava Saldırıları

Güneyde, savaş uçakları Cezine bölgesindeki Katrani'yi ve Tibnin kasabasını hedef alarak ıssız bir eve hava saldırısı düzenledi; herhangi bir can kaybı bildirilmedi.

Ayrıca Burc el-Şemali kasabasındaki bir binaya da hava saldırısı düzenlendi ve olay yerine ambulanslar sevk edildi.

İsrail uçakları ayrıca Mecdel Silm kasabasındaki bir evi ve Sur limanındaki balıkçı teknelerini hedef alarak tekne ve gemilere önemli hasar verdi.

El-Huş bölgesine yapılan hava saldırısı da Lübnan-İtalyan Hastanesi binasında büyük hasara yol açarak hastane yönetiminin önleyici tedbirler almasına neden oldu.

Bafliye ve Şahabiye arasındaki baskın, ana yolun kapanmasına neden oldu.

Sabahın erken saatlerinde İsrail savaş uçakları, Burc el-Şemali ve el-Huş kasabaları arasındaki bölgeyi hedef alan bir dizi yoğun baskın düzenlemişti; ayrıca Tayr Dibba ve el-Abbasiye arasında ve al-Mansuri kasabasına ayrı ayrı baskınlar yapılmıştı.

Sur'daki Sivil Savunma merkezinin başkanı ve iki üyesinin, kurtarma operasyonları yürütürken el-Huş kasabasını hedef alan ikinci bir hava saldırısında hafif yaralandığı ve duman zehirlenmesi geçirdiği bildirildi. Hastaneye kaldırılan yaralıların durumlarının stabil olduğu belirtildi.

Bu arada, Yatır, Kfar, Sarbin ve Beyt Lif kasabaları topçu bombardımanına maruz kaldı.

Sağlık Bakanlığı

Daha sonra, Halk Sağlığı Bakanlığı'na bağlı Sağlık Acil Durum Operasyon Merkezi, İsrail ordusunun Tirus şehrindeki el-Huş'a düzenlediği iki baskında, ilk sayımlara göre, Lübnan Sivil Savunma’da görevli üç sağlık görevlisi de dahil olmak üzere 11 vatandaşın yaralandığını açıklayan bir bildiri yayınladı.

İki hava saldırısı Lübnan-İtalyan Hastanesi'nde çeşitli derecelerde hasara yol açtı, ancak hastane faaliyetlerine devam ediyor.

Tir bölgesindeki Ma'raka kasabasına yapılan hava saldırısında ise ilk belirlemelere göre 10 sivil yaralandı.

Batı Bekaa'ya bir dizi baskın

Bekaa Vadisi'nde, İsrail savaş uçakları dün gece ve bugün şafak vakti Batı Bekaa'ya bir dizi baskın düzenledi; bunlardan üçü Sahmar kasabasını hedef aldı ve şafak vakti de MaŞgara kasabasına baskın düzenleyerek iki kişinin yaralanmasına neden oldu.

Bu bağlamda, Batı Bekaa'daki Sahmar belediyesi, köprünün tekrar hedef alınma olasılığı nedeniyle vatandaşlardan Sahmar-Maşgara köprüsüne gitmemelerini istedi.


Irak'ta yabancı petrol şirketlerine ait depolama tesislerinde İHA saldırısı sonucu yangın çıktı

Bağdat'taki Haşdi Şabi Güçleri (AFP)
Bağdat'taki Haşdi Şabi Güçleri (AFP)
TT

Irak'ta yabancı petrol şirketlerine ait depolama tesislerinde İHA saldırısı sonucu yangın çıktı

Bağdat'taki Haşdi Şabi Güçleri (AFP)
Bağdat'taki Haşdi Şabi Güçleri (AFP)

Güvenlik kaynakları Reuters'e verdiği bilgide, Irak'ın Basra kentinin batısında bulunan yabancı petrol şirketlerine ait depolama tesislerinde bu sabah erken saatlerde bir insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından yangın çıktığını belirtti.


İsrail, Bint Cubeyl savaşına hazırlanıyor

Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabasının girişinde Lübnan askeri aracı (Arşiv- AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabasının girişinde Lübnan askeri aracı (Arşiv- AFP)
TT

İsrail, Bint Cubeyl savaşına hazırlanıyor

Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabasının girişinde Lübnan askeri aracı (Arşiv- AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabasının girişinde Lübnan askeri aracı (Arşiv- AFP)

İsrail, Litani Nehri'nin güneyindeki ikinci büyük şehir olan Bint Cubeyl'de yaşanacak çatışmaya hazırlanıyor. Sahada askeri baskı, uyarıların genişletilmesi ve tahliyelerin yanı sıra, Lübnan sınır kasabalarına "saha izolasyonu" uygulama hedefiyle aşamalı bir gerilim tırmanıyor.

Şehir, İsrail güçlerinin doğrudan saldırı yerine çok yönlü bir kuşatma taktiği uygulayarak, dört taraftan da tamamen izole etmesi nedeniyle öncelikli hedef olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşımın, iyi hazırlanmış savunmaların varlığı göz önüne alındığında, uzun sürebilecek bir çatışmanın maliyetinden kaçınmayı amaçladığı tahmin ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Reuters'ın ABD büyükelçiliğinin İran ve müttefiklerinin Lübnan'daki üniversiteleri hedef alma niyetinde olduğuna dair uyarısını aktarmasıyla birlikte, İsrail içinde savaşın amaçları konusunda tartışmalar kızışıyor. Bu amaçlar, sınır köylerini yıkıp sakinlerini yerlerinden ederek yerleşimsiz bir tampon bölge oluşturma önerisinden, Hizbullah'ı kademeli olarak silahsızlandırma hedefine kadar uzanıyor. Bu durum, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu yapılması planlanan kabine toplantısını ertelemeye ve yerine daha az sayıda bakan ve generalle istişare yapmaya sevk etti.