Libyalı milletvekilleri Bingazi’yi TM’nin anayasal merkezi olarak kabul etti

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita:  Mevcut siyasi aşamanın uyumlu bir Temsilciler Meclisi’ne ihtiyacı var

Libya Temsilciler Meclisi üyelerinin dün Fas’ın Tanca şehrinde yaptıkları toplantılarından bir kare (Şarku’l Avsat)
Libya Temsilciler Meclisi üyelerinin dün Fas’ın Tanca şehrinde yaptıkları toplantılarından bir kare (Şarku’l Avsat)
TT

Libyalı milletvekilleri Bingazi’yi TM’nin anayasal merkezi olarak kabul etti

Libya Temsilciler Meclisi üyelerinin dün Fas’ın Tanca şehrinde yaptıkları toplantılarından bir kare (Şarku’l Avsat)
Libya Temsilciler Meclisi üyelerinin dün Fas’ın Tanca şehrinde yaptıkları toplantılarından bir kare (Şarku’l Avsat)

Libya'da başkent Trablus ve doğudaki Tobruk kentinde bölünmüş haldeki Temsilciler Meclisi'nin (TM) 100'den fazla üyesinin katılımıyla, uzun bir ayrılık döneminin ardından çeşitli siyasi bileşenler arasındaki buzu eritmek ve bundan kaynaklı bölünmeye bir son vermek amacıyla 23 Kasım'da Fas'ın Tanca kentindeki ‘Hilton Houara’ tatil köyünde başlayan istişare toplantısı dün akşam sona erdirdi.
Libyalı milletvekilleri, dün yayınladıkları kapanış bildirisinde yer alan yedi temel nokta üzerinde uzlaşıya vardılar. Milletvekili Musab el-Adib tarafından okunan bildiride, Bingazi’nin TM’nin anayasal merkezi olarak kabul edildiği belirtildi. Bununla birlikte TM’deki bölünmeyi sona erdirilmesi için gerekli yükümlülüklerin tam olarak yerine getirmesi amacıyla milletvekillerinin Libya'ya dönmesinin hemen ardından Tunus-Cezayir sınırında bulunan Gadames şehrinde bir toplantı düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Bildiride milletvekilleri, tüm kurumlar arasındaki çatışma ve bölünme halini sona erdirme ve devletin birliğini, bekasını ve tüm topraklar üzerindeki egemenliğini koruma yönünde ilerleme kaydetme niyetinde olduklarını açıkladılar.
Libya Siyasi Anlaşması uyarınca yapılan istişarelerden çıkan tüm sonuçlarla olumlu bir şekilde ilgilenmeye hazır olduklarını ifade eden milletvekilleri 5+5 Ortak Askeri Komite aracılığıyla atılan olumlu adımlara övgüde bulundular.
Bildiride ayrıca, milletvekillerinin anayasal bir çerçevede başkanlık ve parlamento seçimlerini yapmanın yanı sıra TM’nin toplantı tarihinden itibaren bir yılı geçmemek kaydıyla geçiş sürecini bir an önce sona erdirme konusunda fikir birliğine vardıkları belirtildi.
Milletvekilleri bu konuyla ilgili olarak, Anayasa’ya saygı gösterilmesi gerektiğini, anayasal kurumların meşruiyetini ve TM’nin rolüne ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının 25. ve 28. fıkralarında yer alan hükümlere bağlı kalmanın ve siyaset sahnesini karıştıracak paralel bir yapı oluşturmamanın önemini vurguladılar.
Tüm medya kuruluşlarına, nefret söylemini reddederek uzlaşı ve hoşgörü söylemini sürdürme çağrısı yapılan bildiride, ulusal uzlaşının yerlerinden edilmiş kişilerin güvenli bir şekilde geri dönmelerinin sağlaması gerektiği vurgulandı.
Öte yandan Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Tanca'daki istişare toplantısının başarısının, öncelikle büyük bir katılım olmasından kaynaklandığını belirterek, “Bu, başlı başına büyük bir başarıdır. Çünkü Libya Temsilciler Meclisi, yıllardır bu çoğunluk ve önemli sayıyla bir araya gelememiştir” ifadelerini kullandı.
Libyalı milletvekillerini bu istişarelerin gerçekleştiği ‘sorumluluk ve vatanseverlik atmosferi’nden ötürü tebrik eden Burita, istişarelere aynı zamanda Libya'daki siyasi sürecin geçtiği bu hassas dönüm noktasının ihtiyaç duydukları ile ilgili bilincin hakim olduğunu söyledi. Ayrıca Tanca’daki istişare toplantısından çıkan önemli sonuçlardan ötürü milletvekillerini tebrik eden Burita, tüm tarafların, ‘çeşitli konularda önemli ölçüde çalıştığını ve ilerleme kaydettiğini’ belirtti. Bununla birlikte Burita, toplantı sonuçların, özellikle TM’nin Libya topraklarındaki bir sonraki toplantısının önemli bir dönüm noktası ve siyasi yolda büyük etkisi olacağını söyledi.
Tanca’daki istişare toplantısının, TM’nin rolünü tam olarak oynayabilmesi için bir başlangıç ​​noktası olmasını umduğunu dile getiren Fas Dışişleri Bakanı, mevcut siyasi aşamanın uyumlu bir TM’ye ihtiyaç duyduğunu, coğrafi ve siyasi bölünmelere veya diğerlerine bir son vermesini gerektirdiğini vurguladı. Burita,  TM’nin Libya ve Libyalılara hizmet etmek için tek bir organ olarak faaliyet göstermesi gerektiğinin altını çizdi.



Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
TT

Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı

Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’a yakın kaynaklar, dün akşam Zintan kentinde yaşanan silahlı çatışmalar sırasında Seyfülislam’ın hayatını kaybettiğini duyurdu. Kentte meydana gelen olayların ardından ölümünün koşullarına ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğu belirtildi.

rgtbhyjuk

Seyfülislam Kaddafi’nin üvey kardeşi Muhammed Kaddafi, kendisine ait olduğu belirtilen Facebook hesabından yaptığı paylaşımla, dün akşam yaşanan ölümü doğruladı. Muhammed Kaddafi paylaşımında, “Kardeşin kaybı çok acı. Bu musibetin ağırlığını kelimeler tarif etmekte yetersiz kalıyor. Onu Allah’a emanet ediyor, rahmetiyle kuşatmasını ve bize sabır ve metanet vermesini diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Muhammed Kaddafi ayrıca, “Kardeşimin kaybından duyduğumuz üzüntüyü ailemiz ve sevdiklerimizle paylaşırken, Allah’tan vatanımızı her kaybın ardından telafi etmesini, tüm Libyalılara sabır ve teselli vermesini, bu anların ayrışma ve çekişmeye değil, sağduyuya ve merhamete vesile olmasını diliyoruz” dedi.

Seyfülislam’ın çatışmalar sırasında öldürüldüğü yönündeki anlatımlar ağırlık kazanırken, Muhammed Kaddafi, kardeşinin ‘ani bir felç sonucu’ hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı bir siyasetçi, Seyfülislam’ın ölümünün “Libya’da yeni bir kan dökülmesi sürecinin önünü açacağı, kaosu artıracağı ve ulusal uzlaşmaya dair tüm umutları sona erdireceği” değerlendirmesinde bulundu.

Seyfülislam’ın avukatı Halid ez-Zaidi de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ölümü doğruladı ancak ayrıntı vermedi.

Öte yandan, Seyfülislam’ın Libya Siyasi Diyalog Forumu’ndaki temsilcisi Abdullah Osman, Seyfülislam’ın dün akşam ülkenin batısında yaşanan kanlı çatışmaların ardından hayatını kaybettiğini teyit etti.

Bu gelişme, zaten karmaşık olan Libya siyasi tablosunda ani ve köklü bir değişime işaret ediyor. Zira Seyfülislam Kaddafi, temsilcileri aracılığıyla, Başkanlık Konseyi tarafından yürütülen ‘ulusal uzlaşı’ sürecinin etkili aktörlerinden biri olarak görülüyordu.

rbhyju

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı 444. Muharebe Tugayı, Zintan kentinde yaşanan çatışmalar ve Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğüne ilişkin haberlerle herhangi bir bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları ‘kesin bir dille’ yalanladı.

Tugaydan yapılan açıklamada, “444. Muharebe Tugayı’nın Zintan kenti içinde ya da coğrafi çevresinde herhangi bir askeri varlığı veya saha konuşlanması bulunmamaktadır. Ayrıca Seyfülislam Kaddafi’nin takibine yönelik tugaya verilmiş herhangi bir talimat ya da emir söz konusu değildir. Bu tür bir görev, askeri ya da güvenlik sorumluluklarımız arasında yer almamaktadır” denildi.

Açıklamada, tugayın Zintan’da yaşananlarla ilgisi olmadığı vurgulanarak, “Orada meydana gelen çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı herhangi bir bağımız yoktur” ifadesi kullanıldı.

444. Muharebe Tugayı, medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarına da çağrıda bulunarak, bilgilerin aktarımında titiz davranılmasını, resmî açıklamalara dayanılmasını ve ‘kafa karışıklığı yaratmayı, kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan söylentilere’ itibar edilmemesini istedi.

Seyfülislam Kaddafi, Muammer Kaddafi’nin ikinci oğluydu ve iktidara geri dönme arayışında olan tek oğul olarak öne çıkıyordu. Ancak 2011’deki ‘devrim’ sırasında, aralarında ülkenin ulusal güvenlik danışmanlığı görevini yürüten Mutasım Billah’ın da bulunduğu üç kardeşi gibi hayatını kaybetti.

ujuj

Kaddafi rejiminin son sözcüsü Musa İbrahim de Seyfülislam Kaddafi’nin ölümünü duyurarak, “Onu haince öldürdüler. O, tüm halkı için birleşik, egemen ve güvenli bir Libya istiyordu. Bir umudu ve geleceği katlettiler, kin ve nefreti ektiler” ifadelerini kullandı.

Musa İbrahim, bunun arkasındaki amacın ‘daha fazla kan dökülmesi, Libya’nın bölünmesi ve ulusal birlik yönündeki her türlü projenin yok edilmesi’ olduğunu savundu.

Açıklamasında, “Seyfülislam’la iki gün önce konuşmuştum; onun gündeminde sadece huzurlu bir Libya ve güvende yaşayan Libyalılar vardı. Filistin ve ümmetin davalarına destek için yazdı ve açıklamalar yaptı. Buna karşın, ülkeyi yöneten ve yabancılar tarafından iktidara getirilenler sessiz kaldı” diyen Musa İbrahim, sözlerini şöyle tamamladı: “Onun en güçlü aday ve ülke genelinde en geniş tabana sahip isim olduğunu biliyorlardı.”

Seyfülislam Kaddafi, Trablus’un 160 kilometre güneybatısında bulunan Zintan kentinde, sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamını sürdürüyordu. Yaklaşık 10 yıl boyunca kamuoyunun karşısına çıkmayan Seyfülislam, 2021’de yapılması planlanan seçimler için adaylık başvurusu yapana kadar gözlerden uzak kaldı. Bu süreçte Zintan ile Libya’nın güneyindeki bazı kentler arasında gidip geldiği belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), geçtiğimiz haziran ayında Libya’daki adalet sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunmuş ve yetkililerden ‘Seyfülislam’ın tutuklanarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) teslim edilmesini’ talep etmişti.

Seyfülislam’ın öldürüldüğüne ilişkin haberlerin ardından, Zintan ve ülkenin kuzeybatısındaki Beni Velid kentlerinde silahlı ve sivil kalabalıkların toplandığı bildirildi. Bu gelişmeler, 444. Muharebe Tugayı’nın suikasta karıştığı yönündeki suçlamalar eşliğinde yaşandı.

Çatışmalar sırasında, Seyfülislam Kaddafi’nin yakın koruması Tuğgeneral el-Acmi el-Uteyri’nin yaralandığına dair bilgiler de kamuoyuna yansıdı. Öte yandan, Zintan’daki bazı yerel güçlerin Seyfülislam’a yönelik tutumunda dikkat çekici bir değişim yaşandı. 12 Ocak’ta, ‘kendisine atfedilen suçların zaman aşımına uğramadığı’ gerekçesiyle adalete teslim edilmesi yönünde çağrılar yapıldığı ve bunun kentte bölünmeye yol açtığı belirtildi.

Zintan kentini kontrol eden silahlı gruplardan biri olan Ebu Bekir es-Sıddık Tugayı, Doğu Libya Parlamentosu tarafından çıkarılan genel af yasası uyarınca Seyfülislam’ı Haziran 2017’de serbest bırakmıştı. Tugayın, Seyfülislam’ı yaklaşık 10 yıl boyunca gözetimi altında tuttuğu, 2021’de seçimlere adaylık başvurusunda bulunmasıyla birlikte kamuoyunun karşısına çıktığı kaydedildi.


Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
TT

Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)

Suriye hükümeti güvenlik güçleri dün, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile varılan ve Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin Suriye devletine entegrasyonunu öngören ateşkes anlaşması kapsamında, kuzeydoğudaki Haseke kentine konuşlandı.

Gazeteciler, öğleden sonra İçişleri Bakanlığı'na ait 20'den fazla araçtan oluşan bir konvoyun Haseke'ye doğru hareket etmeye başladığını gözlemledi. Bir güvenlik kaynağı da Suriye TV'ye "güvenlik güçleri Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab (Kobani) şehrinin güneyindeki Şeyh bölgesine girdi ve kademeli olarak tüm bölgeye yayılacak" dedi.

Askeri uzman ve siyasi analist İsmat el-Absi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşma gereği Haseke ve Kamışlı'ya konuşlandırılacak iç güvenlik güçlerinin "sadece şehir merkezlerinde olacağını, tüm mahallelere yayılmayacağını" belirtti. Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere de konuşlandırma yapılacağını belirten el-Absi, bunun "bölgedeki güvenlik, askeri ve idari kurumların yeniden birleştirilmesi sürecinde kalıcı bir adım olduğunu ve sadece kısa vadeli bir güvenlik önlemi olmadığını" ifade etti.


Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
TT

Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Kudüs'te ABD elçisi Steve Wittkoff'a, Filistin Yönetimi'nin savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetiminde "hiçbir şekilde" yer almayacağını söyledi.

Netanyahu'nun ofisi, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Başbakan, Filistin Yönetimi'nin (Gazze) sektörünün yönetimine hiçbir şekilde katılmayacağını açıkça belirtti" ifadeleri yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği Gazze ateşkes planına göre, savaş sonrasında Filistin Yönetimi'nin rolü belirsizliğini koruyor.