Fahrizade suikasti Biden’ın İran ile ilgili diplomatik planlarını nasıl etkiler?

ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden (Reuters)
ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden (Reuters)
TT

Fahrizade suikasti Biden’ın İran ile ilgili diplomatik planlarını nasıl etkiler?

ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden (Reuters)
ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden (Reuters)

Analistlere göre Tahran’ın İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade suikastinde İsrail’i suçlaması bölgedeki gerginliği artırma riski taşırken, bu olay aynı zamanda ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden’ın İran ile diyaloğu sürdürme planlarını da karmaşıklaştırıyor.
İran, İsrail’i Fahrizade’ye (59) suikast düzenleyerek bölgede kaos yaratmakla suçlayarak, İsrail’in bu operasyonu yürütmek için ABD’den yeşil ışık aldığını ima etti.
Washington, Fahrizade’nin Tahran eyaletine bağlı Abserd ilçesinde uğradığı suikast sonucu öldürülmesine ilişkin resmi olarak yorum yapmadı.
Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından Fahrizade’nin suikast sonucu öldürülmesine ve Mossad tarafından yıllardır arandığına ilişkin paylaşımları Retweet etti.
Bu arada, geçtiğimiz günlerde İsrail’i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran’ın balistik füze programını desteklemekle suçlanan bazı Çin ve Rusya merkezli şirketlere yeni ekonomik yaptırımlar getirildiğini bildirdi.
Pompeo, “Umarım Trump yönetimin sağlamak için çok çalıştığı bu baskı araçları, İranlıları bir kez daha normal bir devlet gibi davranmaya zorlamak için kullanılır” dedi.
Ancak bazı ABD’li analistlere göre Fahrizade’nin öldürülmesi, ABD’nin nükleer anlaşmaya yeniden katılmasına yönelik olarak Biden’ın İranlılara ‘demokrasiye dönüş için güvenilir bir yol’ sunma arzusunu baltalayan tehlikeli bir adım oldu.
Eski CIA Direktörü John Brennan, Fahrizade’nin öldürülmesinin ‘umarsızca işlenmiş ağır bir suç’ olduğuna işaret ederek, bunun bölgede misillemeler ve yeni gerginliklere neden olabileceğini vurguladı.
Eski Başkan Barrack Obama döneminde CIA Direktörü olan Brennan,  “İran yönetimi, sorumluluk sahibi ABD liderliğinin küresel ölçekte dönüşünü bekleyecek kadar erdemli olmalı ve potansiyel faillere karşı harekete geçme tavsiyelerine direnmelidir” dedi.
George Washington Üniversitesi’nden savunma uzmanı Ben Friedman ise, “Cinayet, ABD diplomasisi ve çıkarlarına karşı bir sabotaj eylemiydi ve muhtemelen nükleer silah arayan İranlı militanlara yardım edecek” şeklinde bir yorumda bulundu.
Obama’nın eski danışmanı Ben Rhodes de, Fahrizade suikastinin bir sonraki ABD yönetimi ile İran arasındaki diplomasiyi zayıflatma amacı taşıdığını söyleyerek, “Bu sürekli tırmanışı durdurmanın zamanı geldi” şeklinde konuştu.
Ancak bazı analistler, Fahrizade suikastinin bir sonraki ABD yönetimine Tahran ile herhangi bir olası müzakerede kullanılabileceği bir baskı kartı sağladığını gördü.
ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı Direktörü Mark Dubowitz, Joe Biden’ın göreve gelmesine yaklaşık iki ay kaldığına dikkat çekerek, “ABD ve İsrail’in İran rejimine ciddi şekilde zarar vermek ve Biden yönetimi için baskı konuları sağlamak için daha çok zamanı var” dedi.



Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim anlaşma sürecini sekteye uğratıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim anlaşma sürecini sekteye uğratıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Zvartnots Uluslararası Havalimanı'na geldi (EPA)

Hürmüz Boğazı yakınlarında yaşanan yeni askerî gerilim, ABD ile İran arasındaki uzlaşı sürecini yeniden zora soktu. Tahran, Washington’u ateşkesi ihlal etmekle suçlarken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) saldırıların, mayın döşemeye çalışan botlar ile füze fırlatma noktalarını “meşru müdafaa kapsamında” hedef aldığını açıkladı.

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD saldırılarını ateşkesin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek, bunun savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik sürece zarar verdiğini bildirdi. İran Devrim Muhafızları ise misilleme haklarını saklı tuttuklarını duyurdu. Olaylarda dört Devrim Muhafızı mensubunun öldüğü yönünde haberler yayımlandı.

Gerilime rağmen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, birkaç gün içinde anlaşmaya varılmasının hâlâ mümkün olduğunu söyledi. Ancak Rubio, ilk taslak metindeki bazı maddeler üzerinde görüşmelerin sürdüğünü kabul ederek, “Boğazların bir şekilde açık kalması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Katar’ın başkenti Doha’da İran Meclis Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf liderliğinde yürütülen görüşmelerin ardından “dondurulmuş varlıklar” meselesi daha da karmaşık hale geldi. Tahran yönetimi, olası anlaşma kapsamında toplam yaklaşık 24 milyar dolarlık fonun ilk aşamada 12 milyar dolarlık kısmının serbest bırakılmasında ısrar ediyor ve sürecin gecikmesinden bu dosyayı sorumlu tutuyor. Kalibaf’ın Doha temaslarının sonuçları ise henüz netleşmedi.

ABD Başkanı Donald Trump ise “nükleer toz” olarak tanımladığı zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi veya imha edilmesi gerektiğini belirtti. İran lideri Mücteba Hamaney ise ABD güçlerini tehdit ederek, “Saatin ibreleri artık geriye döndürülemez” ifadesini kullandı.


Çin, İran savaşının taraflarının bir uzlaşmaya varmasını umuyor

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)
TT

Çin, İran savaşının taraflarının bir uzlaşmaya varmasını umuyor

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Birleşmiş Milletler genel merkezinde gazetecilere açıklama yaparken (Arşiv-AP)

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün yaptığı açıklamada, İran meselesine ilişkin tarafların ateşkes arayışına bağlı kalmasını, yakınlaşmayı sürdürmesini ve uzlaşı yolları bulmasını umduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Wang, açıklamalarını New York’taki Birleşmiş Milletler merkezinde gazetecilere yaptı. Çinli bakan, ülkesinin mayıs ayındaki dönem başkanlığı kapsamında, 15 üyeli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık etti.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi son 48 saat içinde güneydeki kıyı eyaleti Hürmüzgan’da kırılgan ateşkesi ihlal etmekle suçladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Tahran yönetiminin “hiçbir saldırıyı cevapsız bırakmayacağı ve İran halkını savunmaktan geri durmayacağı” vurgulandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, Körfez’de mayın döşemeye çalıştığını öne sürdüğü füze mevzileri ve botlara yönelik operasyon düzenlediğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları ise ülke hava sahasına girmeye çalışan Amerikan uçaklarına ateş açıldığını bildirdi.

ABD’nin saldırıları, üç aydır süren savaşın kontrol altına alınmasına yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. ABD-İran müzakerelerinin yeni durağı Doha olurken, üst düzey bir İran heyeti; Hürmüz Boğazı, nükleer program ve dondurulmuş İran varlıklarını kapsayan olası anlaşmayı görüşmek üzere Katar’da bulunuyor.


Kanada, Ebola virüsü nedeniyle seyahat yasağı getirdi

Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
TT

Kanada, Ebola virüsü nedeniyle seyahat yasağı getirdi

Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Uganda Kızılhaç Derneği çalışanları, Kampala'da Ebola şüphesi bulunan bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)

Kanada, Ebola virüsündeki artış nedeniyle üç Afrika ülkesinden gelen oturum sahiplerine geçici giriş yasağı uygulanacağını açıkladı.

Kanada hükümeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan’da ikamet eden kişilerin bugünden itibaren 90 gün süreyle ülkeye girişinin yasaklanacağını duyurdu.

Hükümet, söz konusu geçici tedbirin Ebola virüsünün Kanada’ya giriş ve ülke içinde yayılma riskini azaltmayı amaçladığını belirtti.

Uganda'da bir tıp merkezinde Ebola virüsü hakkında bilgilendirici bir poster (Reuters)Uganda'da bir tıp merkezinde Ebola virüsü hakkında bilgilendirici bir poster (Reuters)

Öte yandan ABD de son haftalarda Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda veya Güney Sudan’da bulunan yabancıların ülkeye girişini yasaklamıştı.

Kanada Halk Sağlığı Ajansı tarafından yapılan açıklamada, son haftalarda salgından etkilenen bölgeleri ziyaret eden ve semptom göstermeyen Kanada vatandaşları, daimî oturum sahipleri ve yabancı uyrukluların 30 Mayıs itibarıyla 21 günlük karantinaya alınacağı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bilgili bir kaynak, Bahamalar’ın da son üç hafta içinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan’a seyahat eden kişilere yönelik giriş yasağı açıklamasının beklendiğini söyledi.

Ancak Karayip ülkesi hükümeti dün yaptığı açıklamada, söz konusu üç ülkede son 30 gün içinde bulunan yabancılar için sağlık taramalarının sıkılaştırılacağını ve gerektiğinde karantina uygulanacağını duyurmakla yetindi.