Tunus: Muhalif milletvekilinden parlamentoya karşı devrim çağrısı

Tunus parlamentosunun toplantılarından bir görüntü (EPA)
Tunus parlamentosunun toplantılarından bir görüntü (EPA)
TT

Tunus: Muhalif milletvekilinden parlamentoya karşı devrim çağrısı

Tunus parlamentosunun toplantılarından bir görüntü (EPA)
Tunus parlamentosunun toplantılarından bir görüntü (EPA)

Demokratik Vatanseverlerin Birleşik Partisi lideri Munci er-Rahvi’nin İslamcı çizgideki Nahda Hareketi tarafından yönetilen parlamentoya karşı devrim çağrısı, seçilmiş bir kuruma karşı devrimin meşruiyetine dair siyasi ve anayasal bir tartışmaya yol açtı. Ancak Rahvi, bu çağrıyı Tunus’un tanık olduğu olumsuzluklarla haklı çıkarmaya çalıştı. Yetkili, parlamento faaliyetinin zayıflığının sebepleri arasında, parlamentonun iç sistemi ve bu kuruma liderlik eden şahsiyetler olduğunu belirtti.
Munci er-Rahvi, parlamentoyu devirme çağrısını savunurken, parlamentonun yasaları onayladığını ve hükümetin eylemlerini denetlediğini, bunun da değiştirilmiş bir parlamenter sistem kapsamında elde edilen sonuçlar için büyük sorumluluk taşıdığını söyledi. Rahvi ayrıca, Nahda Hareketi’nin lideri olan Raşid el-Gannuşi’nin başkanlık ettiği parlamentonun, ‘Tunuslular açısından ekonomik ve toplumsal baskının merkezi olduğunu, bu nedenle ondan hiçbir fayda umulmadığı için ona karşı ayaklanmak gerektiğini’ dile getirdi.
Munci er-Rahvi, “Halkın, bu kuruma karşı isyan etmekten başka hiçbir seçeneği yok, tıpkı devrik başkana karşı isyan ettiği gibi” diyerek, parlamentonun şu anki sözcüsü olan Gannuşi’yi de ‘devletin inşa ettiklerini sabote etmekle’ suçladı ve bu durumun, Tunus’taki umutsuzluğun sebebi olduğunu vurguladı.
Rahvi, ‘bir grup yalaka’ içerdiği gerekçesiyle mevcut hükümeti destekleyen siyasi kuşağı da eleştirdi. Bazı siyasi suikastlara parmağı karışmakla suçlanan Nahda liderine atıfta bulunan Rahvi, parlamentonun, birinin başkanı ‘terörizmin resmi avukatı’ olan 3 bloktan oluştuğunu söyledi.
Öte yandan hakimlerin grevi, hakimlerin kötüleşen maddi koşullarının ve yargı reform dosyasının askıya alınmasının yanı sıra mahkemelerdeki sağlık koşullarını ve ‘felaket’ çalışma durumlarını protesto etmek amacıyla art arda üç haftadır devam ediyor.
Tunus Hakimler Sendikası, genel grevin 4 Aralık’a kadar devam edeceğini duyurdu. Bu çerçevede Tunuslu Hakimler Vakfı Yürütme Ofisi, Hükümet Başkanlığı’na ve Adalet Bakanlığı’na, adli durumun daha da kötüleşmesini önlemek için talepleri olumlu şekilde ele alma ve bunlara yanıtları hızlandırma çağrısı yaptı.
Hakimlerin protestoları, koronavirüs nedeniyle üç hakimin hayatını kaybetmesinin ardından öfkelerini ifade etmek amacıyla 16 Kasım’da 5 gün süreliğine başlamıştı. Grev ilanından önce bir hakim de özel bir klinikte tedavi görememesi sonucunda virüsten etkilenerek hayatını kaybetti.
Hakimlerin talebi, ister mahkeme salonlarında ister özel ofislerinde olsun mahkemelerdeki zorlu çalışma koşullarına kadar uzanıyor. Talep listesi, koronavirüsün tehlikelerine en çok maruz kalanlar arasında olan hâkimlerin, askeri (devlet) hastanede tedavi görmesinin sağlanması ve hâkimlerin tedavi sisteminin geliştirilmesi meselelerini de içeriyor.
Aynı şekilde Adalet Bakanı Muhammed Busta, hakimlerin, maaş ve bağışlardaki artışla ilgili taleplerine şaşırdığını dile getirdi. Birçok tarafın yoksulluk, işsizlik ve dışlanmadan mustarip olduğu bir dönemde hükümetin bu talepleri anlayamadığını vurgulayan Busta, “Tunus hakimlerine, ülkenin yaşadığı finansal krize rağmen aylık 3,5 bin Tunus dinarı (yaklaşık 1,27 bin dolar) maaş ödeniyor” dedi. Bakan ayrıca, hükümetin, hakimlerin taleplerine cevap veremeyeceğini belirtti.



Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
TT

Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, "Diyalog Ruhu" temasıyla 19-23 Ocak tarihleri ​​arasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere bugün İsviçre'nin Davos kentine hareket ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed el-Şennavi bugün yaptığı basın açıklamasında, forumun gündeminde devlet başkanları, uluslararası ve bölgesel örgüt başkanları ve büyük özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir dizi etkinlik bulunduğunu belirtti.

El-Şennavi, forum oturumlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, küresel refah yollarının desteklenmesi, büyümenin itici gücü olarak teknoloji ve inovasyona olan bağımlılığın artırılması ve insan sermayesine yatırım yapılması gibi konuların ele alınacağını ifade etti.

Sözcü, Mısır Cumhurbaşkanı'nın forumun oturum aralarında Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya gelerek, ortak ilgi alanlarına giren son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşeceğini belirtti. Liderler, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ve bölgesel ve uluslararası istikrarı teşvik edecek şekilde Mısır ile Amerika Birleşik Devletleri arasında iş birliği ve koordinasyonu artırmanın yollarını ele alacaklar.


UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."