Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ulusa seslendi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
TT

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ulusa seslendi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)

Azerbaycan Ordusu, Karabağ’da elde ettiği zafer sonrası yapılan anlaşma kapsamında 28 yıl Ermenistan’ın işgali altında kalan Laçın’a girdi. Ordunun Laçın’da Azerbaycan bayrağı dalgalandırmasının ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, halka hitap etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ulusa sesleniş konuşmasında, Laçın'ın Ermeni işgalinden kurtarılmasıyla ilgili Azerbaycan halkını tebrik ederek, “Laçın'da işgal 28 yıl sonra sona erdi. Laçın bölgesinin kurtuluşu tarihi bir olaydır. Tek bir kurşun atmadan Laçın bölgesine döndük. Düşmanı buna zorladık. Savaş sahasında elde ettiğimiz parlak zaferimiz bu harika sonuca yol açtı. Üç bölgemiz Ağdam, Kelbecer ve Laçın bize geri döndü. Tek el ateş etmeden, şehit vermeden bu bölgelere döndük” dedi.
Laçınlıları kısa süre içinde kentlerine geri dönmeleri için çalışmalara başlanacağını belirten Aliyev, “İşgal edilen topraklarda karşılaştığımız manzara büyük üzüntüye neden oldu. Çünkü her şey yıkıldı, altyapı tahrip edildi, binalar yıkıldı, idari binalar yıkıldı. Şu anda, o yerlerde yaşamaya elverişli koşullar yok. Ama o bölgeleri, tüm ilçeleri restore edeceğiz, vatandaşlarımızın normal yaşamı için her adımı atacağız. Bildiğiniz gibi ilk projeler çoktan uygulandı. İlgili fonlar Başkanın yedek fonundan tahsis edilmiştir. Fuzuli-Şuşa karayolu ve Berde-Ağdam demiryolu inşaatına başlandı. Bu da bizim bu çalışmayı maksimum verimlilikle ve aynı zamanda kısa sürede planladığımızı gösteriyor ki tüm işleri zaman kaybetmeden organize edebiliyoruz. Hâlihazırda ilgili bir devlet kurumu oluşturulmuş ve tüm bu çalışmalar koordineli olarak yürütülecektir” diye konuştu.

“Koridor Rus barış gücünün kontrolüne verildi”
Laçın kentinin stratejik öneminin söz konusu bölgeden ve şehir merkezinden Laçın koridorunun geçme olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Bu koridor, Rus barış gücünün kontrolüne verildi. Koridor uzun yıllar Ermeni silahlı kuvvetlerinin, işgalcilerin kontrolündeydi. 10 Kasım'da imzalanan ortak bildirinin ilk versiyonunda, bu koridorun Ermeni silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında kalmasına ilişkin bir madde vardı. Ben buna karşı çıktım ve sonuç olarak koridor Rus barış gücünün kontrolüne verildi. Bunun büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Laçın koridoru Ermeni işgalci güçlerinden temizlendi. Ayrıca, özellikle Şuşa'nın kurtuluşundan kısa bir süre sonra, anlaşmanın ilk versiyonu üzerinde aktif çalışmaların sürdüğünü de belirtmeliyim. Anlaşmanın ilk versiyonunda Laçın koridorunun genişliğinin 30 kilometre olması öne sürüldü. Buna şiddetle karşı çıktım ve Ermeni tarafının bu iddiasının tamamen asılsız olduğunu söyledim. Koridor içinde güvenlik önlemlerini sağlamak için bu kadar geniş bir koridora ihtiyaç yok. Bu nedenle bunu tamamen kabul edilemez bir teklif olarak değerlendirdim ve fikrimi dile getirdim. Daha sonra ikinci seçenekte Laçın koridorunun genişliği 10 kilometreydi. Bunu da kabul etmedim ve sonuç olarak 5 kilometre genişliğinde bir koridorda anlaşmaya varıldı. 5 kilometre hem bizim hem de Dağlık Karabağ'da yaşayan Ermeniler için ve güvenliğin sağlanması için yeterli genişlikte” dedi.

“Laçın, Kelbecer ve Şuşa Azerbaycan'a dönmezse anlaşma olmaz”
Ermeni yönetiminin Laçın bölgesini Azerbaycan'a iade etme niyetinin olmadığını belirten Aliyev,“ Bize doğrudan söylenmemiş olsa da, Laçın bölgesinin bir şekilde Ermenistan'da kalması gerektiği düşüncesi her zaman vardı. Ermeni tarafı genel olarak Laçın bölgesinin tamamının kendilerine bir koridor olarak verilmesi gerektiğine inanıyordu. Ne yazık ki bazı Batılı çevreler bu görüşü destekledi. Bu, Ermenistan'ın konumunu daha da uzlaşmaz hale getirdi ve düşman neredeyse tamamen ahlaksız hale geldi. Sonuç olarak Laçın bölgesinde çok ciddi bir yerleşim politikası izlendi. Hep söyledim, Laçın, Kelbecer ve Şuşa Azerbaycan'a dönmezse anlaşma olmaz. Bu tutumum yabancı ülkelerde pek çok kişiyi rahatsız etti. Toprak bütünlüğümüzün yeniden sağlanması gerektiğini söyledim. Savaş seçeneğinin asla göz ardı edilmediğini söyledim. Biz güç topluyorduk, bu gücü demir yumruk haline getirdik, düşmanın belini kırdık ve bugün yeni bir gerçeklik oluşturduk. Bir yıl önce bile bazı insanlar bize mevcut gerçeklikle uzlaşmamızı söyledi, bugün de ben herkesin mevcut gerçeklikle uzlaşması gerektiğini söylüyorum” ifadelerini kullandı.
Yeni koridorun parametreleri belirlendikten sonra, Laçın şehir merkezinin Azerbaycan’a geri verileceğini ifade eden ve 10 Kasım'da imzalanan üçlü anlaşmada yer alan 6. maddeden bahseden Azerbaycan Cumhurbaşkanı, “6. maddede, Ermenistan'ın 15 Kasım'da Kelbecer'i, 1 Aralık'ta ise Laçın'ı boşaltacağı belirtiliyordu. Bildiğiniz üzere Rusya tarafı bize başvuruda bulunarak biraz zaman istedi. Kelbecer kentinin bize dönüşü 15 Kasım'da değil 25 Kasım'da sağlandı. 6. maddenin bu kısmı uygulandı. Laçın kenti Azerbaycan'a verildi. Laçın koridoru, Şuşa kentine dokunmayacak şekilde 5 kilometre genişliğinde Rus barış gücünün kontrolünde kalıyor. Bu maddeden zaten bahsetmiştim. Anlaşmanın ilk versiyonda koridorun genişliği 30 kilometre, daha sonra 10 kilometreydi ve Rus barış gücünün değil, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında kalıyordu, ancak biz bunu anlaşmadan çıkardık. Anlaşmaya göre tarafların onayı ile, Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasında iletişimi sağlayan Laçın koridoru konusunda yeni bir güzergahın inşası için önümüzdeki üç yıl içinde bir plan belirlenecek. Böylece, söz konusu güzergâhın korunması için Rus barış gücünün gelecekte yer değişimi öngörülüyor. Ben bu konuyu da yorumlamak istiyorum. Artık herkes Laçın koridorunun Laçın şehir merkezinden geçtiğini biliyor. Öyle ki Laçın şehir merkezi bu koridorun ortasında kalır. Rusya Devlet Başkanı ile görüşmelerimde Laçın şehir merkezinin de bizde kalması gerektiğini söylüyordum. Bu nedenle biz yeni bir koridor inşa edilmesini öneriyoruz. Dağlık Karabağ'ı Ermenistan'a bağlayan yeni bir koridorun güzergâhı belirlenerek inşa edilsin. Maddede süre de belirtiliyor 3 yıl içinde. Fakat ben bunu daha kısa bir sürede yapabileceğimizi düşünüyorum. Yeni koridorun parametreleri belirlendikten sonra Laçın şehir merkezi de bize geri verilecek. Bu çok önemli bir konu. Çünkü ben bunun anlaşmada yer almasını sağlamasaydım, Laçın koridoru her zaman Laçın şehir merkezini de içine alacaktı” ifadelerini kullandı.

“Bu anlaşma Paşinyan tarafından imzalandı”
Aliyev sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Biz yeni gerçeklik oluşturduk. Zafer kazanarak, düşmanın kafasını ezerek, düşmanı topraklarımızdan kovarak yeni bir gerçeklik oluşturduk. Herkes bu gerçekliği kabullenecek, kabullenmek zorunda kalacak. Tıpkı Ermenistan'ın yaptığı gibi. Bu anlaşma Paşinyan tarafından imzalandı. Paşinyan aslında teslimiyet belgesi imzaladı. Ermenistan ya tamamen yıkılacak ya da anlaşma imzalanacaktı. 10 Kasım'da imzalanan anlaşmaya müdahale etmek isteyen olursa sert mukavemetimizi görecektir. Böyle girişimler var. Bu girişimlerin amacı anlaşmayı ihlal etmektir. Çünkü bu anlaşmayla, yeni bir güvenlik formatının ortaya çıkmış olması bazı insanları rahatsız ediyor. Türk-Rus Ortak Merkezinin kurulması yapılan açıklamayla onaylandı. Düşmanın başını ezmeseydik, kendi rızasıyla bu topraklardan çıkmazdı. Yaklaşık 5 bin kilometre kareyi savaşarak kurtardık, aynı zamanda yaklaşık 5 bin kilometrekareye barışçıl bir şekilde geri döndük. Düşmanın kafasını ezmeseydik, bu topraklardan asla gönüllü olarak çıkmazdı. Düşman bu işgali devam ettirmek istedi ve tüm çirkin işleri bu amaca hizmet etti.”

“Dağlık Karabağ'da bugün yaşayan herkes Azerbaycan vatandaşıdır”
Dağlık Karabağ'da bugün yaşayan herkes Azerbaycan vatandaşı olduğuna vurgu yapan Aliyev, “Tek bir Azerbaycan devletinde hayatlar güzel olacak, sefaletten kurtulacaklar. Dağlık Karabağ'da yaşayan Ermeniler ve oraya mutlaka dönecek olan Azerbaycanlılar yeniden iyi komşuluk koşullarında yaşayacak. Pratik aşamaya girildi. Değerlendirme süreci yakında başlayacak ve hasar hesaplanacak. Yasal düzeyde adımlar atılıyor. Detayları henüz açıklamak istemiyorum. Ancak bu artık bir niyet değil, pratiğe geçmiş bir aşamadır. Onları ifşa etmeye devam edeceğiz. Biz hakkı ve adaleti yeniden kurduk, tarihi adaleti tesis ettik” dedi.
Bu savaşın Azerbaycan’ın şanlı zaferi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Gururluyuz. Bizim görevimiz Ermeni faşizminin bir daha bu bölgede yükselmesini önlemektir. Fransa parlamentosunun bizim meselemizle ne ilgisi var? Fransa, kaç yıldır AGİT Minsk Grubu'nun eş başkanlığını yapıyorsun? Elinizi taşın altına koydunuz mu? Bir sorunu çözmek için pratik bir adım attınız mı? Şimdi sorun çözüldükten sonra neler olduğuna bakın. Fransa Senatosu, Dağlık Karabağ'ı tanıyan bir karar kabul etti. Onlardan hoşlanıyorsanız, savaş sırasında demiştim, Marsilya şehrini verin, adını değiştirin, orada ikinci bir devlet kurun dedim. Ama bizim işimize kimse karışamaz. ‘Dağlık Karabağ sorunu’ teriminin bittiğini bir kez daha söylemek istiyorum. Bu terimin dillerde olmasını tavsiye etmiyorum. Ancak tarih söz konusu olduğunda, terim elbette kullanılabilir” ifadelerini kullandı.

“Ermenistan'ın dış borcu 8 milyar dolar”
Ermeni ordusunun yok edildiğini belirten Aliyev, “Ordularını mahvettik. Bu ordu onlarca yıl içinde kuruldu. Bu orduya ücretsiz silah, cephane, en modern teçhizat verildi. Tüm bunların maliyeti 3 milyardan fazla olarak hesaplanıyor. Bu fakir ülkede bu kadar çok para nereden geliyor? Ermenistan'ın dış borcu 8 milyar dolar. Bu ülke borç içinde. Bu ülkedeki tüm ekonomi şimdi yok ediliyor. Savaştan sonra ulusal para birimi iflas etti. Burası iflas etmiş bir ülke. Bu kadar parayı nereye ödedi? Size bu para transferlerini nasıl yaptığını göstereyim. Bu paranın hangi sözleşmelerle ödendiğini bize bildirmeleri için uluslararası kuruluşlara da başvuracağız. Ödenmiş mi? Ödenmemişse, ücretsiz olarak alınmıştır. Ermenistan'ın otuz yıldır monte ettiği teçhizatı 44 günde imha ettik. Ermeni ordusu artık yok. Şimdi ölen askerler konusunda yanlış rakamlar veriyorlar. Gerekirse, işgal gücünün ne kadar asker kaybettiğini, bu bilgileri dile getireceğiz. Ermeni ordusunu yok ettik. Bu yüzden önümüzde diz çöküp teslimiyet anlaşmasını imzalamak zorunda kaldılar. Bu herkes için bir ders olmalı” diye konuştu.

“Azerbaycan Türkiye ile birleşiyor”
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konuşmasını şöyle sürdürdü:
“10 Kasım'daki imza töreninin ardından bu anlaşmayı Azerbaycan halkının dikkatine sundum ve tüm çalışmalarımızın şeffaf olduğunu bir kez daha gösterdim. Anlaşmayı halkın önünde imzaladım, büyük bir gururla imzaladım, kazanan olarak imzaladım. Bu açıklamanın tamamını Azerbaycan halkının dikkatine sundum. Azerbaycan, ayrılmaz parçası olan Nahçıvan ile birleşmiştir. Azerbaycan Türkiye ile birleşiyor. Rusya, Azerbaycan, Türkiye, İran ve isterse Ermenistan bu ulaşım koridoruna katılabilir. Böylelikle bölgede beş taraflı yeni bir işbirliği platformu oluşturulabilir. Bu fikri hem Rusya hem de Türkiye Cumhurbaşkanlarına ilettim. Hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Vladimir Putin bunu memnuniyetle karşıladı. Bölgede kalıcı barış istiyoruz. Bunu başarmak için güvenlik önlemleriyle birlikte işbirliği geliştirilmelidir. İşbirliği yapmaya hazırız. Bizim için bir numaralı konu, Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile birleştirmek ve aynı zamanda Azerbaycan ile Türkiye arasında yeni bir ulaşım koridoru oluşturmak bizim için bir numaralı konu. Bu proje gerçekleşirse, eminim yeni bir bağlantı olacak ve bundan beş ülke faydalanabilir. Bölgesel güvenlik ve işbirliği için daha iyi bir proje olabilir mi? Hayır. Bunu başlatan kim? Biz. Bu paragrafı buraya kim koydu? Ben.”
Azerbaycan için yeni bir dönemin başladığını belirten Aliyev, “Ülkemiz için yeni bir dönem başlıyor. Yeni bir kuruculuk dönemi, bir gelişim dönemi, kurtarılmış bölgelerimizin yeniden tesisi dönemi başlıyor. Bu dönemde de Azerbaycan halkının birlik, beraberlik ve güçlü irade göstereceğine inanıyorum. Azerbaycan halkı yeniden birleşecek ve bu yıkılan şehir ve köyleri yeniden kurmak için ellerinden geleni yapacaklar. Bundan sonra büyük ve gururlu bir millet olarak yaşayacağız. Uluslararası arenada söz sahibi olduk, bölgede söz sahibi olduk. İstediğimizi başardık ve bundan sonra halkımızın güvenli ve mutlu bir yaşama sahip olacağına inanıyorum” diye konuştu.
Aliyev, “Eminim ki bundan sonra pek çok durumda halkıma sözlerimi söyleyeceğim. Ama bu dönem hakkındaki seslenişimi her Azerbaycan vatandaşının istediği sözlerle tamamlamak istiyorum. Cebrayıl bizim, Fuzuli bizim, Zengilan bizim, Gubadlı bizim, Ağdam bizim, Kelbecer bizim, Laçın bizim, Şuşa bizim, Karabağ bizim! Karabağ Azerbaycan'dır! Azerbaycan halkına sevgiler! Çok yaşa Azerbaycan!” diye konuştu.



Japonya, ölümcül silahların ihracatına getirilen yasağın kaldırılmasını onayladı

Japonya ordusu füze fırlatma tatbikatı gerçekleştirdi (AFP)
Japonya ordusu füze fırlatma tatbikatı gerçekleştirdi (AFP)
TT

Japonya, ölümcül silahların ihracatına getirilen yasağın kaldırılmasını onayladı

Japonya ordusu füze fırlatma tatbikatı gerçekleştirdi (AFP)
Japonya ordusu füze fırlatma tatbikatı gerçekleştirdi (AFP)

Japonya, ölümcül silahların ihracatına getirilen yasağın kaldırılmasını onayladı. Bu gelişme, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana benimsediği barışçıl politikasında büyük bir dönüşüm anlamına geliyor.

Japonya hükümeti sözcüsü Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında, “Savunma teçhizatı ve teknolojisi transferine ilişkin üç ilke ve ilgili kurallarda yapılan bu kısmi değişiklik sayesinde, artık prensip olarak tüm nihai ürünler dahil olmak üzere savunma teçhizatının transferine izin verilmesi mümkün hale geldi” dedi.

Associated Press'in (AP) bildirdiğine göre bu adım Tokyo'nun askeri sanayisini güçlendirme ve savunma ortaklarıyla işbirliğini genişletme çabaları çerçevesinde atıldı.

Başbakan Sanae Takaiçi hükümetinin yeni yönergeyi onaylaması, savaş sonrası dönemde Japonya'nın silah ihracatının önündeki son engelleri de ortadan kaldırdı.

Başbakan Takaiçi, Japonya'nın ulusal savunmayı güçlendirmek ve aynı zamanda ekonomik büyümenin itici gücü olarak yerli silah sanayisini canlandırmak amacıyla silah ihracatı kısıtlamalarını hafifletmesi gerektiğini söyledi.

Bu karar, Japonya'nın bölgedeki artan güvenlik tehditleri karşısında askeri kapasitesini güçlendirme sürecini hızlandırması çerçevesinde alındı.

AP'ye göre Çin bu politika değişikliğini eleştirmesine rağmen, karar Avustralya gibi Japonya'nın savunma ortakları tarafından geniş çapta memnuniyetle karşılanırken Güneydoğu Asya ile Avrupa ülkelerinin dikkatini çekti.

Ancak karara karşı çıkanlar, bu değişikliğin Japonya'nın barış anayasasını ihlal ettiğini, küresel gerilimleri artıracağını ve Japon halkının güvenliğini tehdit edeceğini savunuyor.


Trump yönetiminin Çalışma Bakanı, skandalların ardından hükümetten ayrıldı

ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer (AFP)
ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer (AFP)
TT

Trump yönetiminin Çalışma Bakanı, skandalların ardından hükümetten ayrıldı

ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer (AFP)
ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer (AFP)

Fransız Haber Ajansı AFP, Beyaz Saray’dan dün yapılan açıklamada, ABD Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRemer’in, 13 ay süren görev süresi boyunca yaşanan skandalların ardından Donald Trump yönetiminden ayrılacağını duyurduğunu bildirdi.

ABD Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Çalışma Bakanı Lori Chavez-DeRimer, özel sektörde başka bir pozisyon için görevden ayrılacak” dedi.

Böylece, 2025 yılının mart ayında göreve başlayan Chavez-DeRimer, İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem ve Adalet Bakanı Pamela Jo Bondi'nin zorla görevden alınmasının ardından, altı hafta içinde Trump yönetiminden ayrılan üçüncü kadın oldu.

Chavez-DeRimer’in ayrılığı, son dönemdeki diğer bakanlıklardaki ayrılıkların aksine Başkan Trump’ın sosyal medya hesabı üzerinden değil, Beyaz Saray'dan bir yardımcısı tarafından duyuruldu.

Beyaz Saray İletişim Direktörü Cheung, X'teki paylaşımında şunları ekledi:

“Amerikalı işçileri korumak, adil çalışma uygulamalarını hayata geçirmek ve Amerikalıların hayatlarını iyileştirmek için yeni beceriler edinmelerine yardımcı olmak konusunda harika bir iş çıkardı.”

Cheung, Çalışma Bakanlığı'nın iki numaralı ismi Keith Sunderland’ın geçici olarak Chavez-DeRimer’in görevini üstleneceğini belirtti.

Oregon eyaletinden olan 58 yaşındaki eski temsilci, bakanlığa aday gösterildiği dönemde, milyarder Cumhuriyetçi Başkan’ın yönetimini oluşturan birçok iş dünyası liderinin tutumunun aksine, sendikalara yakın bir isim olarak görülüyordu.

Görev süresi boyunca, Trump'ın geçtiğimiz yıl ocak ayında Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana diğer birçok bakanlıkta olduğu gibi, bakanlığından binlerce çalışan ya işten çıkarıldı ya da ayrılmaya zorlandı. Ancak bazı skandallar, onun hükümetten ayrılmasını hızlandırdı.

ABD gazetesi New York Post’a göre Lori Chavez-DeRemer hakkında, bir astıyla ‘uygunsuz’ bir ilişki yaşadığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Ayrıca, mesai saatlerinde ofisinde alkol tükettiği ve resmi seyahatler yaptığını iddia ederken, bunların aslında ailesi ve arkadaşlarıyla yaptığı eğlence amaçlı geziler olduğu ortaya çıktığı için dolandırıcılıkla suçlanıyor.

Beyaz Saray, geçtiğimiz ocak ayında bir sözcüsü aracılığıyla bu suçlamaları ‘asılsız’ olarak nitelendirdi.

New York Times gazetesine göre Lori Chavez-DeRemer, bakanlık çalışanları tarafından zehirli bir çalışma ortamı yarattığı iddiasıyla üç kez şikayet edilmişti.

Gazete geçtiğimiz şubat ayında davaya yakın kaynaklara ve polis belgelerine dayandırdığı haberde, bakanın eşi Sean DeRemer’in en az iki kadın çalışan tarafından kendilerine yönelik cinsel tacizle suçlanmasının ardından bakanlığa girişinin yasaklandığını bildirdimişti.


İran'a karşı izlediği stratejiyi savunan Trump, bunu eleştirenleri “hain” olarak nitelendirdi

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

İran'a karşı izlediği stratejiyi savunan Trump, bunu eleştirenleri “hain” olarak nitelendirdi

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı yakınlarında İran bandralı bir yük gemisini alıkoymasının ardından İran ile müzakerelerin ikinci turuna ilişkin şüphelerin ortaya çıkmasının ardından dün İran'a karşı savaş stratejisini savundu. Trump, stratejisini eleştirenleri ve şüphecileri hedef alarak onları ‘hain’ olarak nitelendirdi.

Trump, geçtiğimiz hafta ABD'nin İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başlamasından bu yana ilk kez bu türden bir müdahalede bulunurken İran ordusu misilleme yapacağına dair söz verdi.

Trump, yardımcısı J.D. Vance, damadı Jared Kushner ve özel temsilcisi Steve Witkoff'un pazartesi günü İslamabad'a gideceklerini söyledi. Pakistanlı yetkililer, görüşmelerin yapılacağı yeri hazırlıyordu.

Ancak İranlılar, ABD ile ikinci bir müzakere turu düzenleme taahhüdünü teyit etmediler. Associated Press'in (AP) bildirdiğine göre Vance'in konvoyu daha sonra Beyaz Saray'da görüldü.

Trump, çarşamba günü saat 00:00'da (ABD'nin doğu kıyısı saatine göre salı günü saat 20:00'da) sona erecek olan ateşkesin yenilenmesinin ‘pek mümkün olmadığını’ ekledi.

Bu gerginlik, İran'ın baş adli tıp uzmanına göre yaklaşık iki aydır süren ve ülke içinde en az 3 bin 375 kişinin ölümüne yol açan çatışmaların ardından, küresel ekonomiyi sarsan enerji krizini daha da şiddetlendirme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.