Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ulusa seslendi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
TT

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ulusa seslendi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (İHA)

Azerbaycan Ordusu, Karabağ’da elde ettiği zafer sonrası yapılan anlaşma kapsamında 28 yıl Ermenistan’ın işgali altında kalan Laçın’a girdi. Ordunun Laçın’da Azerbaycan bayrağı dalgalandırmasının ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, halka hitap etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ulusa sesleniş konuşmasında, Laçın'ın Ermeni işgalinden kurtarılmasıyla ilgili Azerbaycan halkını tebrik ederek, “Laçın'da işgal 28 yıl sonra sona erdi. Laçın bölgesinin kurtuluşu tarihi bir olaydır. Tek bir kurşun atmadan Laçın bölgesine döndük. Düşmanı buna zorladık. Savaş sahasında elde ettiğimiz parlak zaferimiz bu harika sonuca yol açtı. Üç bölgemiz Ağdam, Kelbecer ve Laçın bize geri döndü. Tek el ateş etmeden, şehit vermeden bu bölgelere döndük” dedi.
Laçınlıları kısa süre içinde kentlerine geri dönmeleri için çalışmalara başlanacağını belirten Aliyev, “İşgal edilen topraklarda karşılaştığımız manzara büyük üzüntüye neden oldu. Çünkü her şey yıkıldı, altyapı tahrip edildi, binalar yıkıldı, idari binalar yıkıldı. Şu anda, o yerlerde yaşamaya elverişli koşullar yok. Ama o bölgeleri, tüm ilçeleri restore edeceğiz, vatandaşlarımızın normal yaşamı için her adımı atacağız. Bildiğiniz gibi ilk projeler çoktan uygulandı. İlgili fonlar Başkanın yedek fonundan tahsis edilmiştir. Fuzuli-Şuşa karayolu ve Berde-Ağdam demiryolu inşaatına başlandı. Bu da bizim bu çalışmayı maksimum verimlilikle ve aynı zamanda kısa sürede planladığımızı gösteriyor ki tüm işleri zaman kaybetmeden organize edebiliyoruz. Hâlihazırda ilgili bir devlet kurumu oluşturulmuş ve tüm bu çalışmalar koordineli olarak yürütülecektir” diye konuştu.

“Koridor Rus barış gücünün kontrolüne verildi”
Laçın kentinin stratejik öneminin söz konusu bölgeden ve şehir merkezinden Laçın koridorunun geçme olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Bu koridor, Rus barış gücünün kontrolüne verildi. Koridor uzun yıllar Ermeni silahlı kuvvetlerinin, işgalcilerin kontrolündeydi. 10 Kasım'da imzalanan ortak bildirinin ilk versiyonunda, bu koridorun Ermeni silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında kalmasına ilişkin bir madde vardı. Ben buna karşı çıktım ve sonuç olarak koridor Rus barış gücünün kontrolüne verildi. Bunun büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Laçın koridoru Ermeni işgalci güçlerinden temizlendi. Ayrıca, özellikle Şuşa'nın kurtuluşundan kısa bir süre sonra, anlaşmanın ilk versiyonu üzerinde aktif çalışmaların sürdüğünü de belirtmeliyim. Anlaşmanın ilk versiyonunda Laçın koridorunun genişliğinin 30 kilometre olması öne sürüldü. Buna şiddetle karşı çıktım ve Ermeni tarafının bu iddiasının tamamen asılsız olduğunu söyledim. Koridor içinde güvenlik önlemlerini sağlamak için bu kadar geniş bir koridora ihtiyaç yok. Bu nedenle bunu tamamen kabul edilemez bir teklif olarak değerlendirdim ve fikrimi dile getirdim. Daha sonra ikinci seçenekte Laçın koridorunun genişliği 10 kilometreydi. Bunu da kabul etmedim ve sonuç olarak 5 kilometre genişliğinde bir koridorda anlaşmaya varıldı. 5 kilometre hem bizim hem de Dağlık Karabağ'da yaşayan Ermeniler için ve güvenliğin sağlanması için yeterli genişlikte” dedi.

“Laçın, Kelbecer ve Şuşa Azerbaycan'a dönmezse anlaşma olmaz”
Ermeni yönetiminin Laçın bölgesini Azerbaycan'a iade etme niyetinin olmadığını belirten Aliyev,“ Bize doğrudan söylenmemiş olsa da, Laçın bölgesinin bir şekilde Ermenistan'da kalması gerektiği düşüncesi her zaman vardı. Ermeni tarafı genel olarak Laçın bölgesinin tamamının kendilerine bir koridor olarak verilmesi gerektiğine inanıyordu. Ne yazık ki bazı Batılı çevreler bu görüşü destekledi. Bu, Ermenistan'ın konumunu daha da uzlaşmaz hale getirdi ve düşman neredeyse tamamen ahlaksız hale geldi. Sonuç olarak Laçın bölgesinde çok ciddi bir yerleşim politikası izlendi. Hep söyledim, Laçın, Kelbecer ve Şuşa Azerbaycan'a dönmezse anlaşma olmaz. Bu tutumum yabancı ülkelerde pek çok kişiyi rahatsız etti. Toprak bütünlüğümüzün yeniden sağlanması gerektiğini söyledim. Savaş seçeneğinin asla göz ardı edilmediğini söyledim. Biz güç topluyorduk, bu gücü demir yumruk haline getirdik, düşmanın belini kırdık ve bugün yeni bir gerçeklik oluşturduk. Bir yıl önce bile bazı insanlar bize mevcut gerçeklikle uzlaşmamızı söyledi, bugün de ben herkesin mevcut gerçeklikle uzlaşması gerektiğini söylüyorum” ifadelerini kullandı.
Yeni koridorun parametreleri belirlendikten sonra, Laçın şehir merkezinin Azerbaycan’a geri verileceğini ifade eden ve 10 Kasım'da imzalanan üçlü anlaşmada yer alan 6. maddeden bahseden Azerbaycan Cumhurbaşkanı, “6. maddede, Ermenistan'ın 15 Kasım'da Kelbecer'i, 1 Aralık'ta ise Laçın'ı boşaltacağı belirtiliyordu. Bildiğiniz üzere Rusya tarafı bize başvuruda bulunarak biraz zaman istedi. Kelbecer kentinin bize dönüşü 15 Kasım'da değil 25 Kasım'da sağlandı. 6. maddenin bu kısmı uygulandı. Laçın kenti Azerbaycan'a verildi. Laçın koridoru, Şuşa kentine dokunmayacak şekilde 5 kilometre genişliğinde Rus barış gücünün kontrolünde kalıyor. Bu maddeden zaten bahsetmiştim. Anlaşmanın ilk versiyonda koridorun genişliği 30 kilometre, daha sonra 10 kilometreydi ve Rus barış gücünün değil, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında kalıyordu, ancak biz bunu anlaşmadan çıkardık. Anlaşmaya göre tarafların onayı ile, Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasında iletişimi sağlayan Laçın koridoru konusunda yeni bir güzergahın inşası için önümüzdeki üç yıl içinde bir plan belirlenecek. Böylece, söz konusu güzergâhın korunması için Rus barış gücünün gelecekte yer değişimi öngörülüyor. Ben bu konuyu da yorumlamak istiyorum. Artık herkes Laçın koridorunun Laçın şehir merkezinden geçtiğini biliyor. Öyle ki Laçın şehir merkezi bu koridorun ortasında kalır. Rusya Devlet Başkanı ile görüşmelerimde Laçın şehir merkezinin de bizde kalması gerektiğini söylüyordum. Bu nedenle biz yeni bir koridor inşa edilmesini öneriyoruz. Dağlık Karabağ'ı Ermenistan'a bağlayan yeni bir koridorun güzergâhı belirlenerek inşa edilsin. Maddede süre de belirtiliyor 3 yıl içinde. Fakat ben bunu daha kısa bir sürede yapabileceğimizi düşünüyorum. Yeni koridorun parametreleri belirlendikten sonra Laçın şehir merkezi de bize geri verilecek. Bu çok önemli bir konu. Çünkü ben bunun anlaşmada yer almasını sağlamasaydım, Laçın koridoru her zaman Laçın şehir merkezini de içine alacaktı” ifadelerini kullandı.

“Bu anlaşma Paşinyan tarafından imzalandı”
Aliyev sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Biz yeni gerçeklik oluşturduk. Zafer kazanarak, düşmanın kafasını ezerek, düşmanı topraklarımızdan kovarak yeni bir gerçeklik oluşturduk. Herkes bu gerçekliği kabullenecek, kabullenmek zorunda kalacak. Tıpkı Ermenistan'ın yaptığı gibi. Bu anlaşma Paşinyan tarafından imzalandı. Paşinyan aslında teslimiyet belgesi imzaladı. Ermenistan ya tamamen yıkılacak ya da anlaşma imzalanacaktı. 10 Kasım'da imzalanan anlaşmaya müdahale etmek isteyen olursa sert mukavemetimizi görecektir. Böyle girişimler var. Bu girişimlerin amacı anlaşmayı ihlal etmektir. Çünkü bu anlaşmayla, yeni bir güvenlik formatının ortaya çıkmış olması bazı insanları rahatsız ediyor. Türk-Rus Ortak Merkezinin kurulması yapılan açıklamayla onaylandı. Düşmanın başını ezmeseydik, kendi rızasıyla bu topraklardan çıkmazdı. Yaklaşık 5 bin kilometre kareyi savaşarak kurtardık, aynı zamanda yaklaşık 5 bin kilometrekareye barışçıl bir şekilde geri döndük. Düşmanın kafasını ezmeseydik, bu topraklardan asla gönüllü olarak çıkmazdı. Düşman bu işgali devam ettirmek istedi ve tüm çirkin işleri bu amaca hizmet etti.”

“Dağlık Karabağ'da bugün yaşayan herkes Azerbaycan vatandaşıdır”
Dağlık Karabağ'da bugün yaşayan herkes Azerbaycan vatandaşı olduğuna vurgu yapan Aliyev, “Tek bir Azerbaycan devletinde hayatlar güzel olacak, sefaletten kurtulacaklar. Dağlık Karabağ'da yaşayan Ermeniler ve oraya mutlaka dönecek olan Azerbaycanlılar yeniden iyi komşuluk koşullarında yaşayacak. Pratik aşamaya girildi. Değerlendirme süreci yakında başlayacak ve hasar hesaplanacak. Yasal düzeyde adımlar atılıyor. Detayları henüz açıklamak istemiyorum. Ancak bu artık bir niyet değil, pratiğe geçmiş bir aşamadır. Onları ifşa etmeye devam edeceğiz. Biz hakkı ve adaleti yeniden kurduk, tarihi adaleti tesis ettik” dedi.
Bu savaşın Azerbaycan’ın şanlı zaferi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Gururluyuz. Bizim görevimiz Ermeni faşizminin bir daha bu bölgede yükselmesini önlemektir. Fransa parlamentosunun bizim meselemizle ne ilgisi var? Fransa, kaç yıldır AGİT Minsk Grubu'nun eş başkanlığını yapıyorsun? Elinizi taşın altına koydunuz mu? Bir sorunu çözmek için pratik bir adım attınız mı? Şimdi sorun çözüldükten sonra neler olduğuna bakın. Fransa Senatosu, Dağlık Karabağ'ı tanıyan bir karar kabul etti. Onlardan hoşlanıyorsanız, savaş sırasında demiştim, Marsilya şehrini verin, adını değiştirin, orada ikinci bir devlet kurun dedim. Ama bizim işimize kimse karışamaz. ‘Dağlık Karabağ sorunu’ teriminin bittiğini bir kez daha söylemek istiyorum. Bu terimin dillerde olmasını tavsiye etmiyorum. Ancak tarih söz konusu olduğunda, terim elbette kullanılabilir” ifadelerini kullandı.

“Ermenistan'ın dış borcu 8 milyar dolar”
Ermeni ordusunun yok edildiğini belirten Aliyev, “Ordularını mahvettik. Bu ordu onlarca yıl içinde kuruldu. Bu orduya ücretsiz silah, cephane, en modern teçhizat verildi. Tüm bunların maliyeti 3 milyardan fazla olarak hesaplanıyor. Bu fakir ülkede bu kadar çok para nereden geliyor? Ermenistan'ın dış borcu 8 milyar dolar. Bu ülke borç içinde. Bu ülkedeki tüm ekonomi şimdi yok ediliyor. Savaştan sonra ulusal para birimi iflas etti. Burası iflas etmiş bir ülke. Bu kadar parayı nereye ödedi? Size bu para transferlerini nasıl yaptığını göstereyim. Bu paranın hangi sözleşmelerle ödendiğini bize bildirmeleri için uluslararası kuruluşlara da başvuracağız. Ödenmiş mi? Ödenmemişse, ücretsiz olarak alınmıştır. Ermenistan'ın otuz yıldır monte ettiği teçhizatı 44 günde imha ettik. Ermeni ordusu artık yok. Şimdi ölen askerler konusunda yanlış rakamlar veriyorlar. Gerekirse, işgal gücünün ne kadar asker kaybettiğini, bu bilgileri dile getireceğiz. Ermeni ordusunu yok ettik. Bu yüzden önümüzde diz çöküp teslimiyet anlaşmasını imzalamak zorunda kaldılar. Bu herkes için bir ders olmalı” diye konuştu.

“Azerbaycan Türkiye ile birleşiyor”
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konuşmasını şöyle sürdürdü:
“10 Kasım'daki imza töreninin ardından bu anlaşmayı Azerbaycan halkının dikkatine sundum ve tüm çalışmalarımızın şeffaf olduğunu bir kez daha gösterdim. Anlaşmayı halkın önünde imzaladım, büyük bir gururla imzaladım, kazanan olarak imzaladım. Bu açıklamanın tamamını Azerbaycan halkının dikkatine sundum. Azerbaycan, ayrılmaz parçası olan Nahçıvan ile birleşmiştir. Azerbaycan Türkiye ile birleşiyor. Rusya, Azerbaycan, Türkiye, İran ve isterse Ermenistan bu ulaşım koridoruna katılabilir. Böylelikle bölgede beş taraflı yeni bir işbirliği platformu oluşturulabilir. Bu fikri hem Rusya hem de Türkiye Cumhurbaşkanlarına ilettim. Hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Vladimir Putin bunu memnuniyetle karşıladı. Bölgede kalıcı barış istiyoruz. Bunu başarmak için güvenlik önlemleriyle birlikte işbirliği geliştirilmelidir. İşbirliği yapmaya hazırız. Bizim için bir numaralı konu, Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile birleştirmek ve aynı zamanda Azerbaycan ile Türkiye arasında yeni bir ulaşım koridoru oluşturmak bizim için bir numaralı konu. Bu proje gerçekleşirse, eminim yeni bir bağlantı olacak ve bundan beş ülke faydalanabilir. Bölgesel güvenlik ve işbirliği için daha iyi bir proje olabilir mi? Hayır. Bunu başlatan kim? Biz. Bu paragrafı buraya kim koydu? Ben.”
Azerbaycan için yeni bir dönemin başladığını belirten Aliyev, “Ülkemiz için yeni bir dönem başlıyor. Yeni bir kuruculuk dönemi, bir gelişim dönemi, kurtarılmış bölgelerimizin yeniden tesisi dönemi başlıyor. Bu dönemde de Azerbaycan halkının birlik, beraberlik ve güçlü irade göstereceğine inanıyorum. Azerbaycan halkı yeniden birleşecek ve bu yıkılan şehir ve köyleri yeniden kurmak için ellerinden geleni yapacaklar. Bundan sonra büyük ve gururlu bir millet olarak yaşayacağız. Uluslararası arenada söz sahibi olduk, bölgede söz sahibi olduk. İstediğimizi başardık ve bundan sonra halkımızın güvenli ve mutlu bir yaşama sahip olacağına inanıyorum” diye konuştu.
Aliyev, “Eminim ki bundan sonra pek çok durumda halkıma sözlerimi söyleyeceğim. Ama bu dönem hakkındaki seslenişimi her Azerbaycan vatandaşının istediği sözlerle tamamlamak istiyorum. Cebrayıl bizim, Fuzuli bizim, Zengilan bizim, Gubadlı bizim, Ağdam bizim, Kelbecer bizim, Laçın bizim, Şuşa bizim, Karabağ bizim! Karabağ Azerbaycan'dır! Azerbaycan halkına sevgiler! Çok yaşa Azerbaycan!” diye konuştu.



Vance ve Kalibaf İslamabad’da... ‘Şahinlerin’ uçurumun eşiğindeki buluşması

Kalibaf ve Vence
Kalibaf ve Vence
TT

Vance ve Kalibaf İslamabad’da... ‘Şahinlerin’ uçurumun eşiğindeki buluşması

Kalibaf ve Vence
Kalibaf ve Vence

Dünya başkentleri, İslamabad’da bugün yapılacak ‘cumartesi müzakerelerini’ nefesini tutarak beklerken, Washington ile Tahran arasındaki güç mücadelesinde iki kilit isim öne çıkıyor: ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen J.D. Vance ve siyasi manevra kabiliyetiyle tanınan İranlı isim Muhammed Bakır Kalibaf. İki ismin karşılaşması, yalnızca bir diplomatik temas olarak değil, bölgesel kriz alanları arasında ‘tarihi bir anlaşma’ oluşturma kapasitesinin sınandığı  süreç olarak da değerlendiriliyor.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)

İranlı üst düzey heyeti taşıyan uçak dün akşam İslamabad’a iniş yaparak, ABD ile yürütülen müzakere sürecinin ‘nefeslerin tutulduğu’ yeni bir aşamaya geçtiğini resmen gösterdi. Diplomatik hedefler ile sahadaki karmaşık denklemlerin iç içe geçtiği bu süreçte, Muhammed Bakır Kalibaf başkanlığındaki heyette İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte üst düzey güvenlik ve ekonomi yetkilileri ile İran Merkez Bankası Başkanı’nın da yer aldığı bildirildi. Heyetin misyonunun, yalnızca protokol görüşmelerini değil, bölgesel çatışmanın özünü doğrudan hedefleyen kritik başlıkları kapsadığı ifade ediliyor.

Siyasi ve ekonomik yetki

İslamabad’da yapılması planlanan görüşmelere katılan İran heyetinin yapısı, İran’ın müzakereleri ‘kapsamlı bir anlaşma’ çerçevesinde yürütme isteğini yansıtıyor. Heyette Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte ekonomi ve güvenlik alanlarından üst düzey isimlerin yer alması, Tahran’ın yalnızca askeri bir yumuşama değil, aynı zamanda somut mali ve siyasi kazanımlar elde etmeyi hedeflediğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, Kalibaf tarafından müzakereler başlamadan önce yükseltilen şartlarla karşılık buldu. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Kalibaf, masaya oturmanın iki ‘egemenlik şartına’ bağlı olduğunu belirterek, Lübnan’da ateşkes sağlanmasını ve dondurulmuş İran varlıklarının derhal serbest bırakılmasını talep etti.

İran’ın söyleminde yaşanan bu sertleşme, İslamabad görüşmelerini bir güvenilirlik testine dönüştürürken, Tahran bu şartların yerine getirilmesini Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülecek anlaşmaya geçmeden önce ‘güven inşası’ için zorunlu bir adım olarak görüyor.

J.D. Vance... Trump’ın felsefesini benimseyen deniz piyadesi

J.D. Vance, İslamabad’a, ABD Başkanı Donald Trump’tan doğrudan yetki alarak ‘Tahran’ın ciddiyetini test etme’ göreviyle gidiyor. Deniz piyadeleri geçmişine sahip olan ve ‘Hillbilly Elegy’ adlı kitabıyla tanınan Vance, kariyerini ‘Önce Amerika’ doktrininin sert savunucularından biri olarak şekillendirmiş durumda. Yeni nesil sağ-popülist çizgiyi temsil eden Vance, kalıcı savaşlara mesafeli dururken, stratejik hedefler için ‘sert güç’ kullanımına karşı çıkmayan bir yaklaşım benimsiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Haziran 2025’te Oval Ofis’te Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte (AP)ABD Başkanı Donald Trump, 25 Haziran 2025’te Oval Ofis’te Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte (AP)

Vance açısından İran ile yürütülecek müzakereler bir ‘dostluk arayışı’ değil, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini garanti altına alan ve askeri tehditleri azaltan bir ‘güvenlik anlaşması’ olarak görülüyor. Karşılığında ise yaptırımların hafifletilmesi gündeme geliyor. Toplantıya sert mesajlarla girmeye hazırlanan Vance, ekibinin ‘manipülasyona tolerans göstermeyeceğini’ daha önce ifade etmişti. Bu yaklaşım, sahada hem diyalog kapısını açık tutmayı hem de İran tarafından gelebilecek ‘ön koşullu baskı girişimlerine’ karşı net kırmızı çizgiler belirlemeyi amaçlıyor.

Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran Meclisi internet sitesi)Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran Meclisi internet sitesi)

Kalibaf... DMO’nun teknokratı ve manevraların mimarı

Kalibaf, İran yönetim hiyerarşisi içinde kendine özgü bir liderlik modeli temsil ediyor. Geçmişinde hem İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bünyesindeki hava unsurlarında görev yapmış sert bir askerî komutan kimliği, hem de Tahran Belediyesi’nin yeniden yapılandırılmasında rol almış teknokrat bir yönetici profili bulunuyor. Bu çift yönlü kimlik, Kalibaf’a olağanüstü bir siyasi manevra kabiliyeti kazandırıyor. Devrimci çizginin temel ilkelerine bağlı kalırken aynı zamanda pragmatik çözümlere açık bir yaklaşım sergileyebilmesi, onu Tahran’daki karar verici yapı için sahadaki nüfuzun diplomatik ve ekonomik kazanımlara dönüştürülmesinde en uygun müzakerecilerden biri haline getiriyor.

Birbirini kesen yollara sahip bir tablo

Vance ile Kalibaf bugün İslamabad’da yapılacak görüşmelerde, Washington ile Tahran arasındaki temel ayrışmayı aşmaya çalışacak. ABD tarafı, dosyaların birbirine bağlanmasına karşı çıkarak ‘müzakere başlıklarının ayrı yürütülmesi’ ilkesini savunurken, İran ise Lübnan, Hürmüz Boğazı ve dondurulmuş finansal varlıklar gibi başlıkları tek bir paket içinde değerlendirmeyi tercih ediyor. Bu çerçevede, ‘Washington şahinliği’ ile ‘Tahran’ın askeri-siyasi hattı’ arasında bir denge kurulup kurulamayacağı merak konusu. Tarafların, karşılıklı tavizler üzerinden bir ateşkes ve yumuşama zemini oluşturup oluşturamayacağı, İslamabad’daki görüşmelerin sonucuyla netleşecek.


Anahtar rol... Çin, ABD ile İran arasında ateşkesin sağlanması için nasıl devreye girdi?

 İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)
İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)
TT

Anahtar rol... Çin, ABD ile İran arasında ateşkesin sağlanması için nasıl devreye girdi?

 İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)
İslamabad’da bir caddede, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine ilişkin haberlerin yayınlandığı dijital ekranın önünde duran Pakistanlı bir polis memuru (AFP)

Pakistan’ın, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkeste arabuluculuk rolü uluslararası övgü toplarken, uzmanlar ve diplomatik kaynaklara göre perde arkasında Çin kritik bir rol oynadı.

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve küresel ekonomiyi sarsan çatışmada ateşkes ilanından sadece saatler önce, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı yok etmekle tehdit etmeyi sürdürdüğü belirtildi. Müzakereler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Pakistanlı yetkili, “Umutlar tükenmek üzereydi ancak Çin devreye girerek İran’ı ilk aşamada ateşkesi kabul etmeye ikna etti” dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “Her ne kadar kilit bir rol üstlenmiş olsak da ilerleme sağlayamadık. Asıl kırılma, Pekin’in İranlıları ikna etmesiyle gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar, Donald Trump’ın sosyal medyada iki haftalık ateşkesi duyurmasının ardından AFP’ye yaptığı değerlendirmelerle de örtüşüyor. Trump, Çin’in İran’ı müzakere masasına oturmaya ikna etmede başlıca rolü üstlendiğini belirtmişti.

 Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)Şi Cinping, Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan'ı kabul etti (Arşiv-İran Cumhurbaşkanlığı)

Pakistan, komşusu İran ile sahip olduğu tarihî ilişkiler ve liderlerinin Donald Trump ile kurduğu yakın bağlar çerçevesinde, iki taraf arasında yapılacak görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

İsminin gizli kalmasını isteyen ikinci bir diplomatik kaynak, “Pakistan, denizcilik güvenliği, nükleer dosya ve diğer başlıklarda taraflara destek vermek üzere bir uzman ekip oluşturdu” bilgisini paylaştı.

Ancak aynı kaynak ile birlikte çok sayıda uzman ve eski yetkili, Pakistan’ın müzakereler için bir çerçeve oluşturmuş olsa bile, süreçte Çin’in belirleyici bir rol oynamasının beklendiğini vurguluyor.

İran bir garantör istiyor

Diplomatik kaynak, “Çin’den garantör olması istendi. İran bir garantör talep ediyor” diyerek, bu rolü üstlenmeye en uygun tarafın Çin olduğunu ifade etti.

Kaynak, alternatif olarak Rusya’nın gündeme gelebileceğini, ancak Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Batı’nın, Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken Moskova’yı kabul etmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirtti.

Pekin yönetimi, hem İslamabad hem de Tahran ile yakın ilişkilere sahip. Çin, Batı yaptırımları altındaki İran’ın en büyük ticaret ortaklarından biri olurken, aynı zamanda Pakistan’da altyapı projelerine yoğun yatırımlar yapıyor.

Pakistan Senatosu’nun eski üyelerinden Müşahid Hüseyin Seyyid, iki ülkenin yakın ortaklar ve komşular olarak çatışmaların sona erdirilmesi için başından bu yana koordineli hareket ettiğini söyledi.

Seyyid, “Çin’in rolü, özellikle İran’ın, Donald Trump ve Binyamin Netanyahu ikilisine güvenmemesi nedeniyle, nihai bir barış anlaşmasının sağlanmasında vazgeçilmez olmaya devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Çin, Pakistan’ın arabuluculuk çabalarına destek verdiğini de açıkladı. Pekin yönetimi aynı zamanda, Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerde bulunuyor. Bu kapsamda Çin, çatışmalardan haftalar sonra Afganistan’daki Taliban yönetimi temsilcileri ile Pakistanlı yetkilileri Urumçi kentinde bir araya getirdi.

Gözlerden uzak kalma

Çin, Rusya ile birlikte, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde İran’ın savaşın başından bu yana kapalı tuttuğu Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin karar tasarısını veto etti. Bu tutumun Tahran tarafından memnuniyetle karşılandığı değerlendiriliyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin çatışmayla ilgili ülkelerdeki mevkidaşlarıyla 26 telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı. Ayrıca Pekin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi’nin, savaşın etkilediği bölgeye ‘çok sayıda mekik diplomasisi’ ziyareti yaptığı bildirildi.

Buna karşın Çin, barış çabalarında açık şekilde öncü rol üstlenmekten kaçınırken, bazı gözlemciler Pekin’in resmi angajmanının boyutunun hâlâ net olmadığını belirtiyor.

İkinci diplomatik kaynak Şarku'l Avsat'a, “Kendi hesapları var; açık biçimde çatışmanın içine çekilmek istemiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Lübnan dosyası, taraflar arasında önemli bir anlaşmazlık başlığı olarak öne çıkıyor. Şahbaz Şerif ve İran, bu konunun ateşkes kapsamına alınmasını isterken, farklı yaklaşımlar dikkat çekiyor.

Çarşamba günü İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı ve kanlı saldırılarının ardından ABD, önümüzdeki hafta Washington’da İsrailli ve Lübnanlı yetkililer arasında ayrı görüşmeler düzenleneceğini duyurdu.

Diplomatik kaynak, “Müzakereler son derece karmaşık ve hassas” değerlendirmesinde bulunarak, “Tüm tarafların acı verici tavizler ve uzlaşmalar üzerinde anlaşması gerekecek” ifadesini kullandı.


CNN: ABD istihbaratı, Çin'in İran'a silah sevkiyatı yapmaya hazırlandığını gösteriyor

Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)
Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)
TT

CNN: ABD istihbaratı, Çin'in İran'a silah sevkiyatı yapmaya hazırlandığını gösteriyor

Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)
Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda Çin ve İran bayrakları (Arşiv- Reuters)

CNN, dün geç saatlerde, son istihbarat değerlendirmelerine aşina üç kaynağa atıfta bulunarak, ABD istihbaratının Çin'in önümüzdeki birkaç hafta içinde İran'a yeni hava savunma sistemleri sevkiyatı yapmaya hazırlandığını gösterdiğini bildirdi.

Kanal, Pekin'in sevkiyatların menşeini gizlemek için üçüncü taraf olarak diğer ülkeler üzerinden yönlendirme çalışmaları yaptığına dair işaretler olduğunu belirtti.

CNN, ismini bildirmediği kaynaklara dayanarak, Pekin'in omuzdan fırlatılan uçaksavar füze sistemlerini konuşlandırmaya hazırlandığını ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran'ın, savaşı sona erdirmenin yollarını görüşmek üzere bugün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da üst düzey müzakereler yapması planlanıyor.