Rusya, Orta Afrika Cumhuriyeti’ne yüzlerce asker ve ağır silah gönderdi

Muhalefet grupları, Moskova destekli Devlet Başkanı’nın iktidarını devirmekle tehdit ediyorlar

Cumartesi günü Bangui’de bir seçim mitingi sırasında Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın konvoyu etrafında etten duvar ören Cumhuriyet Muhafızları, Rus paralı askerleri ve BM güçleri (AFP)
Cumartesi günü Bangui’de bir seçim mitingi sırasında Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın konvoyu etrafında etten duvar ören Cumhuriyet Muhafızları, Rus paralı askerleri ve BM güçleri (AFP)
TT

Rusya, Orta Afrika Cumhuriyeti’ne yüzlerce asker ve ağır silah gönderdi

Cumartesi günü Bangui’de bir seçim mitingi sırasında Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın konvoyu etrafında etten duvar ören Cumhuriyet Muhafızları, Rus paralı askerleri ve BM güçleri (AFP)
Cumartesi günü Bangui’de bir seçim mitingi sırasında Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın konvoyu etrafında etten duvar ören Cumhuriyet Muhafızları, Rus paralı askerleri ve BM güçleri (AFP)

Moskova tarafından desteklenen Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC) Devlet Başkanı Francois Faustin-Archange Touadera’ya muhalefet eden üç isyancı grubun ‘darbe girişiminden’ sonra, yeni başkanlık ve parlamento seçimlerine birkaç gün kala Rusya’nın OAC’deki siyasi krize yönelik güçlü müdahalesinin detayları gün yüzüne çıktı. Fransız Haber Ajansı (AFP), dün (pazartesi) başkent Bangui'de hayatın normale döndüğünü ve Noel hazırlıkları yapıldığını, ancak 2013’teki dehşet verici anılar akıllarında halen tazeyken, insanların tehdidi görmezden gelmelerinin zor olduğunu kaydetti. O dönemde, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ‘Seleka’ adlı silahlı gruplardan oluşan bir ittifak, Devlet Başkanı Francois Bozize yönetimini devirmiş, geriye başkent Bangui ve diğer şehirlerde binlerce ölü bırakmıştı.
Kremlin, dün OAC’de olanlardan duyduğu ‘büyük endişeyi’ dile getirdi. Kremlin’den yapılan açıklamada ayrıca Devlet Başkanı Touadera’nın isyana karşı koymasına yardım etmek için yüzlerce Rus askeri personelinin konuşlandırıldığı ve ağır silahlarla donatıldıkları bildirildi. Moskova resmi düzeydeki faaliyetleriyle ilgili gizliliği korusa da özellikle OAC Silahlı Kuvvetleri’nin Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerlerle birlikte Devlet Başkanı’nın ikinci kez seçilmesini engellemeye çalışan isyancı grupları mağlup etmelerinin ardından, sahadaki gelişmeler, Rusya’nın bu ülkeye yönelik müdahalesinin genişlediğine işaret ediyor.  İsyancılar, Lobaye bölgesini yönetim merkezi olan Mbaiki şehrini ele geçirmeyi başarmışlardı ve bu da bölgenin merkezi üzerindeki kontrollerini ülkenin en güvenli yeri olarak kabul edilen OAC’nin başkenti Bangui'nin güneyine ve batısına doğru genişletmeleri anlamına geliyordu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov dün yaptığı açıklamada, “OAC’den gelen haberler endişe verici. Bildiğimiz kadarıyla şu ana kadar Rus vatandaşlarının hayatlarına yönelik bir tehdit yok. Haberleri bu kadar yakından izlememizin sebeplerinden biri de bu” ifadelerini kullandı.
AFP, dün akşam bir Rus diplomatın Rusya’nın OAC’ye asker gönderdiği şeklindeki iddiaları reddettiğini, ancak diplomatın sözlerinden, bunların paralı asker olma ihtimali olduğunun anlaşıldığını aktardı.
Öte yandan Rusya’nın Birleşmiş Milletler Barışı Koruma Misyonu’nun (UNAMIR) bir parçası olarak OAC’de konuşlu olan ve saldırılara maruz kalan askerlerine takviyelerde bulunan Ruanda ile askeri iş birliği yaptığının duyurulması, Moskova'nın bu ülkedeki askeri varlığını güçlendirme çabasına ek bir işaret olarak görüldü. Bununla birlikte Moskova bu adımı,  Rusya ile Ruanda arasında 2017 yılında imzalanan bir askeri iş birliği anlaşmasına dayandırdı.
OAC Devlet Başkanı’nın güvenliği, uzun zamandır özel Rus askeri şirketleri tarafından istihdam edilen korumalara emanet ettiği biliniyor. Ancak dün basında yer alan haberlerde, Rus ordusu, başkent Bangui sakinlerine büyük çaplı bir saldırı düzenlenebileceği gerekçesiyle şehri terk etmeleri çağrısında bulunduğu ve Devlet Başkanı’nın ‘Rus ordusu tarafından daha sıkı bir koruma altında alındığı’ belirtildi.
Verilere göre üç güçlü silahlı gruptan oluşan koalisyonun katıldığı darbe girişimi, 27 Aralık Pazar günü yapılacak başkanlık seçimlerini kesintiye uğratmayı hedefliyor. Ülkenin büyük bölümünü kontrol eden isyancı güçlerin ana yollar boyunca Bangui'ye doğru ilerlemesi, Ruslar arasında Moskova destekli yetkililerin yönetimden düşebilecekleri korkusunu artırdı.
Haber ajansları, bir güvenlik kaynağından ve başkent havaalanındaki bir kaynaktan, son iki gün içinde OAC’nin başkentine birkaç Rus uçağının indiğini ve yüzlerce asker ve ağır silah getirildiği bilgisini aktardı.
OAC Devlet Başkanı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den 2017 yılında ülkenin silahlı kuvvetlerini silah ve mühimmatla donatmasına yardım etmesini istedi. Verilere göre OAC hükümeti ile askeri iş birliğinin başlamasından bu yana askeri tatbikatlardan çeşitli yerlerde birlik konuşlandırmaya ve Devlet Başkanlığını korumalarına kadar Rusya bu ülkede giderek daha aktif hale geldi. Bu da OAC’ni birkaç ay içinde Rusya’nın kıtadaki askeri varlığının güçlü bir sembolü haline getirdi.
Bir diğer gelişmede ise Rusya Devlet Başkanlığı Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov cumartesi günü OAC’deki mevkidaşı Sylvie Baipo Temon ile görüştü. Görüşmede, genel seçimler de dahil olmak üzere, OAC ve çevresindeki son gelişmeler ele alındı. Moskova, OAC’nin mevcut Devlet Başkanı’nın yaklaşan seçimlerde görev süresini uzatmayı başarmayı umuyordu. Ancak isyancı grupların ittifakı olan Demokratik Muhalefet İttifakı, pazar yapılacak günü seçimleri ‘barış ve güvenlik sağlanana kadar’ erteleme çağrısında bulundu. Rus çevreleri ise bu ittifaka başkanlık eden eski OAC’nin devrik lideri Francois Bozize'yi mevcut Devlet Başkanı’nı devirmek ve seçimleri ertelemek için isyancı silahlı grupları örgütlemekle suçluyor.
Devrik lider, önümüzdeki seçimlerde mevcut Devlet Başkanı’nın karşısına başlıca rakip olarak çıkması bekleniyordu. Ancak OAC Yüksek Mahkemesi, cinayet, keyfi gözaltı ve işkence dahil olmak üzere bir dizi suçlamayla aranan Bozize'nin seçimlere katılmasını yasakladı. Muhalefetin şiddet olaylarının patlak vermesi nedeniyle seçimlerin ertelenmesi çağrılarına rağmen, yetkililer seçimlerin planlanan zamanda yapılması konusunda ısrar ediyorlar.
OAC hükümet sözcüsü Ange Maxime Kazagui yaptığı açıklamada, “Yedek plan yok. Seçimler 27 Aralık'ta yapılacak” ifadelerini kullandı.
Öte yandan AFP’nın haberine göre Fransa Cumhurbaşkanlığından bir kaynak, ‘bazılarının güç kullanarak iktidarı ele geçirme planlarını yeniden harekete geçirecek herhangi bir istikrarsızlık dönemini’ önlemek için seçimlerin pazar günü yapılması gerektiğini söyledi. Kaynak, Rusya ve Ruanda tarafından gönderilen takviye güçlerle ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, Birleşmiş Milletlerin (BM) ‘son birkaç gündür görevini iyi bir şekilde yerine getirdiğine’ dikkati çekti.

Moskova, ekonomik yatırımlar ve ‘paralı askerler’ aracılığıyla Afrika'daki varlığını güçlendiriyor
Basında yer alan haberlerde, Rusya’nın Afrika’daki varlığını birçok Afrika ülkesinde faaliyet gösteren Wagner grupları aracılığıyla genişletmesinin, çoğu durumda Rus düzenli ordusu için doğrudan askeri varlığının habercisi olduğuna işaret edildi.
Rusya’nın Afrika’ya yönelik güçlü ilgisi, Rus lider Vladimir Putin’in göreve gelişinin ardından 2012 yılından bu yana hız kazandı. Putin o dönemde Afrika ülkeleriyle ilişkilerin güçlendirilmesinin Rusya’nın dış politika önceliklerinden biri olduğunu söyledi.
Moskova’nın genel olarak Afrika'daki varlığını ve Sovyetler Birliği döneminden bu yana Afrika ülkeleriyle arasındaki tarihi bağları güçlendirmeye çalıştığı bir sır değil. Ancak propaganda ve ideolojik propagandacıların çabalarının hakim olduğu dönemlerin aksine özellikle bazı Afrika ülkelerinde dış politika seçeneklerini çeşitlendirme yönündeki pragmatizm ve doğrudan çıkarlar, bu yaklaşımı güçlendirmede belirleyici unsurlar haline gelmiştir.
Rusya'nın hırsı, Batılı güçlerin Moskova'nın Afrika’daki genişlemesiyle ilgili korkularını artırdı. Bu durum, Orta Afrika Cumhuriyeti dahil olmak üzere birçok Afrika ülkesinde Rusya ve Fransa arasında ‘rekabeti’ artırdı. Ayrıca Rus uzmanların, nüfuzunun yıllar içinde net bir şekilde azaldığını söylediği ABD ile rekabeti de artırıyor. Rusya, 2015 yılından bu yana 12 Afrikalı liderin Moskova’yı ziyaret etmesiyle bölgedeki siyasi bağlarını güçlendirdi. Yalnızca 2018 yılında Afrika’dan Rusya’ya altı ziyaret yapıldı. Rusya, geçtiğimiz yıl Soçi'de ilk Rusya-Afrika zirvesini düzenledi.
Afrika'da önemli bir savunma ortağı olan Rusya, aynı zamanda bölgedeki en büyük silah tedarikçisidir.  2014 yılından bu yana yaklaşık 19 Afrika ülkesi ile askeri iş birliği anlaşmaları imzalayan Rusya, 2017 ve 2018 yıllarında Angola, Nijerya, Sudan, Mali, Burkina Faso ve Ekvator Ginesi ile askeri anlaşmalar yaptı.
Rusya son olarak, Afrika ülkelerinden Sudan ile Port Sudan'da bir Rus deniz askeri üssü kurmak için anlaşma imzalandığını duyurdu.
Ancak Rusya’nın Afrika ülkeleriyle askeri iş birliği anlaşmaları resmi boyutla sınırlı değil. Zira özellikle Moskova'nın geniş siyasi ve ekonomik kazanımlar elde etmeyi umduğu birçok Afrika ülkesinde Rus özel askeri şirketlerinin aktif  olduğuna işaret eden haberler basında yer alıyor. OAC, Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerleri iç çatışmalarda kullandığı tespit edilen başlıca ülkeler arasında yer alsa da söz konusu paralı askerlerin faaliyetlerinin çok sayıda Afrika ülkesini kapsayacak şekilde genişlediği biliniyor.
OAC’de olduğu gibi, diğer birçok durumda ‘paralı askerlerin’ bir ülkeye girişi, Rus askeri ‘uzmanlarının’ veya düzenli ordu birliklerinin de peşlerinden geleceğinin işareti olarak görülüyor.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.