Trump, 15 müttefikini affederek yeni bir tartışmaya kapı açtı

Trump, 2007 yılında Iraklıları öldürmekten suçlu bulunan 4 Blackwater güvenlik görevlisini affetti. (AP)
Trump, 2007 yılında Iraklıları öldürmekten suçlu bulunan 4 Blackwater güvenlik görevlisini affetti. (AP)
TT

Trump, 15 müttefikini affederek yeni bir tartışmaya kapı açtı

Trump, 2007 yılında Iraklıları öldürmekten suçlu bulunan 4 Blackwater güvenlik görevlisini affetti. (AP)
Trump, 2007 yılında Iraklıları öldürmekten suçlu bulunan 4 Blackwater güvenlik görevlisini affetti. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, görev süresinin bitmesine az bir süre kala, geçen salı günü tartışmalı bir af kararına imza attı. Trump, seçim kampanyası ekibi ve Rusya arasındaki sözde iş birliğine ilişkin soruşturmada yer alan iki kişi ve Blackwater güvenlik şirketi unsurları da dahil olmak üzere bazı isimleri affetti.
Trump’ın söz konusu hamlesi tartışmalara yol açarken Cumhuriyetçi Başkan, Demokrat Joe Biden’a yenildiğini reddetmeyi ise sürdürüyor.
Son karar ile 20 Ocak’ta görevden ayrılacak olan Trump’ın siyasi müttefikleri hakkında çıkardığı önceki aflara bir yenisi daha eklendi.
Karar, ‘başkanlık affının, görevden ayrılmadan birkaç hafta önce Trump’ın müttefikleri lehine siyasallaştırılması’ ve ‘arkadaşlarını ve yakın müttefiklerini korumayı amaçladığı’ olarak tanımlayan hukukçular arasında bir tartışmaya kapı açtı. Trump’ın kendisini, aile üyelerini, avukatını ve diğer ortaklarını da kapsayacak bir af dalgasına yöneldiğinin göstergesi olarak nitelendi.

15 kişi faydalandı
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Başkan Trump’ın, yaklaşık 15 kişiyi tamamen affettiği, 5 kişiye verilen cezalarda da kısmen indirimde bulunduğu duyuruldu. 2016 kampanyası sırasında Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) Ruslarla olan bağlantılar hakkında yalan söylediğini itiraf eden, Trump’ın eski danışmanı  George Papadopoulos’a tam af verildi. AFP’nin bildirdiğine göre Papadopoulos 2016 yılında, Trump başkan adayı olduğu sırada dış ilişkiler danışmanıydı. Ekim 2017’de FBI’a, kendisini üst düzey Rus yetkililerle tanıştıran bir profesörle olan bağlantıları hakkında yalan söylediğini itiraf etti.
Rusya ve Trump’ın ekibi arasındaki olası gizli anlaşmalara yönelik iki yıllık bir soruşturma yürüten özel yetkili savcı Robert Mueller’in soruşturmacılarıyla iş birliği yaptı. Soruşturmada Moskova ile Cumhuriyetçi milyarder arasında gizli bir anlaşma olduğuna dair bir sonuca varılamadı.
Papadopoulos, 12 gün hapis yattı. Beyaz Saray, “Bugünkü af, Mueller’in insanlara verdiği zararı onarıyor’ açıklamasında bulundu. Trump ayrıca Rus soruşturması çerçevesinde suçlanan Hollandalı Avukat Alex van der Zwaan’ı da affetti.
Af listesinde ayrıca New York’un eski Cumhuriyetçi Temsilcisi Chris Collins, seçim kampanyasında para çaldığı suçlamasını kabul eden ve geçen mart ayında 11 ay hapis cezasına çarptırılan Kaliforniya’nın eski Cumhuriyetçi Temsilcisi Duncan Hunter da yer alıyor. Trump, yardım fonlarını kötüye kullanmaktan mahkum olan Teksas’ın eski Cumhuriyetçi Temsilcisi Steve Stockman ve yasa dışı protestolara liderlik etmekten suçlu bulunan Utah Temsilcisi Phil Lehman’ın cezalarını da hafifletti.
Müebbet hapis cezasına çarptırılan Nicholas Slaten de dahil olmak üzere 2007’de Iraklıları öldürmekten suçlu bulunan dört Blackwater güvenlik görevlisini kapsayan af ise ABD’de ve yurt dışında öfkeye neden oldu. Güvenlik görevlileri, 16 Eylül 2007’de Bağdat’taki kalabalık Nisur Meydanı’nda uluslararası bir skandala sebep olmuş, ABD ordusunun varlığından artan hoşnutsuzluğa yol açan eylemde ateş açmaktan suçlu bulunmuşlardı. Saldırıda en az 14 Iraklı sivil ölmüş, 17’si de yaralanmıştı. Güvenlik güçleri söz konusu dönemde silah seslerine karşı kendilerini savunduklarını belirtmişti. Beyaz Saray, açıklamasında dört eski askeri personelin ‘ulusa hizmet konusunda uzun bir geçmişe sahip olduğunu’ vurguladı.

ABD eleştirisi
Karar, çok sayıda eleştiriye yol açtı. Uzmanlar, Başkan Trump ile yakın ilişkilere ve çıkarlara sahip bir dizi ismin affedilmesi kararının, başkan olarak yetkilerini siyasi müttefiklerinin yararına kullanmasına yeni bir istenmeyen boyut eklediğini bildirdi.
Temsilciler Meclisi’nden İstihbarat Komitesi Başkanı Demokrat Adam Schiff söz konusu adımı kınadığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Başkanı örtbas etmek için yalan söylersen, affedilirsin. Trump’ı destekleyen yolsuz bir politikacıysan affedilirsin. Savaş sırasında sivilleri öldürürsen affedilirsin.”
Eski Federal Başsavcı Glenn Kirschner de Trump’ın kararını kınayanlar arasındaydı. Kirschner, NBC kanalına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Rus müdahalesi soruşturmasında FBI’a yalan söyleyen kişilere yönelik aflar, hukukun üstünlüğüne yönelik bir saldırıdır. Kendisi, federal ajanlara yalan söyleyenleri ve bağışçıların parasını çalan veya kampanya finansmanı ihlalleri yapan Cumhuriyetçi milletvekillerini affetti Ama beni en çok rahatsız eden, masum ve silahsız Iraklı erkekleri, kadınları ve çocukları katleden Blackwater’ın dört unsurunun affedilmesi oldu. Bu af, belki de savcı olarak geçirdiğim 30 yılda, Iraklı kurbanların haklarına yapılan en büyük hakarettir.”
Görev süresi sona eren Kongre üyesi Will Hurd da Twitter üzerinden yaptığı eleştiride “İtiraf ettikleri suçları kasten işledikleri için iktidarda ayrıcalığa sahip seçilmiş isimleri affetmek, hiç de muhafazakar bir politika değildir” dedi.
Demokrat Senatör Chris Van Hollen de Twitter şunları söyledi:
“Artık yaptığı hiçbir şey şaşırtıcı değil. Hepsi skandal. Ne kadar partizanza eylem ve gücü kötüye kullanma hamlesi varsa hepsini yapıyor. Bu bataklığın en kötü halidir. 20 Ocak uzak görünüyor.”

Irak’ta hoşnutsuzluk hakim
Irak’ta çok sayıda kişi ABD Başkanı’nın 2007’de Bağdat’ta Iraklı sivilleri öldürmekten suçlu bulunan dört ABD’li güvenlik görevlisini affetme kararı sonrasında öfke ve üzüntülerini dile getirdi.
Söz konusu güvenlik görevlileriyle ilgili soruşturmaya başkanlık eden polis memuru Tuğgeneral Faris Saadi, AF’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Ben uzun zaman önce umudumu yitirmiştim. 13 sene... Her şey dünmüş gibi hatırlıyorum. Tamamen gelişigüzel bir şekilde ateş edildi. Kurbanları hastaneye götürdüm ama adalete ulaşamayacağımızı biliyordum.”
Trajik olaya dair polis tarafından yürütülen soruşturmada yer alan Tuğgeneral Faris Saadi, ABD mahkemesinde tanık ifadeleri alınana kadar Bağdat’a gönderilen FBI ekibiyle koordineli olarak çalıştı. Saadi, ABD’deki yargılama sürecini de yakından takip ettiklerini belirtti. Paul Slough, Evan Liberty ve Dustin Heard’ün ‘ateşli silah kullanma, kasten cinayet işleme ve cinayete teşebbüs etme’ suçlamalarıyla 30 yıla, Nicholas Slatten’in da ‘ilk ateş açan kişi’ olması dolayısıyla ömür boyu hapse mahkum edildiklerini vurguladı.
Ağustos 2019’da yeniden yargılanan Slatten aleyhine de benzer bir karar verildi. Bir ay sonra Slough, Liberty ve Heard’ün cezaları yarıya indirildi. Faris Saadi, “Süreci yakından izledim, aşamalı olarak cezalar hafifletildi. Asla adaletin sağlandığını görmeyeceğimizi biliyordum. Bu yüzden son karara şaşırmadım” dedi. 
Trump’ın af kararı, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 2003’te gerçekleşen işgal sonrasında Irak’taki İngiliz güçleri tarafından işlendiği iddia edilen savaş suçlarına yönelik ilk soruşturmayı kapatmasından birkaç hafta sonra geldi. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı, 2017’de bu tür suçlar için ‘makul bir dayanak’ olduğunu açıklamasının ardından bu ay ise İngiltere’nin askerlerini kovuşturmadan koruduğuna dair hiçbir kanıt bulamadığını belirtti.
Irak İnsan Hakları Komisyonu üyesi Ali el-Bayati, birbirlerini takip eden iki kararın, yurt dışında insan haklarına çok az düzeyde saygı duyulduğunu gösterdiğini söyledi. Bayati, AFP’ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bu durum, bu ülkelerin insan hakları standartlarını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini doğruluyor. İnsan haklarını koruduklarını iddia etseler bile askerlerine dokunulmazlık sağlıyorlar.”
Irak, ülkeyi vuran mezhep merkezli çatışma koşulları nedeniyle Nisur Meydanı davasında herhangi bir duruşmaya tanık olmadı.
Bağdat, Blackwater şirketinin çalışma lisansını yenilemeye karşı olduğunu duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı da şirketle olan anlaşmasını yenilemedi.



İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, İngiliz hükümeti bugün ABD'ye, Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alan İran füze mevzilerine saldırı düzenlemek üzere İngiltere'deki askeri üsleri kullanma izni verdi.

Downing Street'ten yapılan açıklamada, İngiliz bakanların bugün İran'la savaş ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması konusunu görüşmek üzere bir araya geldiği belirtildi.

Açıklamada, “Bölgenin kolektif savunması için ABD'nin İngiliz üslerini kullanmasına izin veren anlaşmanın, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere saldırmak için kullanılan füze mevzileri ve kapasitelerini imha etmeye yönelik ABD savunma operasyonlarını da kapsadığını teyit ettiler” denildi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bu hafta, Londra'nın İran'a karşı bir savaşa sürüklenmeyeceğini açıklamıştı.

Başlangıçta, herhangi bir askeri harekatın meşruiyetinden emin olunması gerektiği gerekçesiyle, İran'a saldırı düzenlemek için İngiliz üslerinin kullanılması yönündeki ABD talebini reddetmişti.

 ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Ancak Starmer, İran'ın Ortadoğu'daki İngiliz müttefiklerine saldırılar düzenlemesinin ardından tutumunu değiştirdi ve ABD'nin Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait Fairford Hava Üssü ile Hint Okyanusu'ndaki ortak ABD-İngiltere üssü Diego Garcia'yı kullanabileceğine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, çatışmanın başlamasından bu yana Starmer'a defalarca saldırdı ve onun yeterli destek sağlamadığını söyledi.

Trump pazartesi günü, “bazı ülkelerin beni büyük ölçüde hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi ve ardından bir zamanlar “ABD'nin en iyi müttefikleri” olarak nitelendirdiği İngiltere'yi özellikle zikretti.

Bugün yayınlanan Downing Street bildirisi, «gerginliğin acilen azaltılması ve savaşa hızlı bir çözüm bulunması» çağrısında bulundu.

İngiltere’deki kamuoyu yoklamaları, savaş konusunda yaygın bir şüphe olduğunu gösteriyor; YouGov’un yaptığı ankete katılanların yüzde 59’u, ABD-İsrail saldırılarına karşı olduklarını belirtti.


Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla
TT

Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla

Önümüzdeki günler çok önemli. Fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar

Körfez'deki çatışmanın çehresini değiştirebilecek bir hamleyle, istihbarat raporları ve resmi ABD açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin, Tahran rejiminin petrol can damarı olan Hark Adası'nın tam kontrolünü ele geçirmek için cesur bir amfibi operasyona hazırlandığını ortaya koyuyor.

Bu haberler, ABD güçlerinin 13-14 Mart 2026'da adada İran Devrim Muhafızları'na ait füzeler, radarlar, mayın depoları ve deniz üsleri de dahil olmak üzere 90'dan fazla askeri hedefi imha etmesinin ardından geldi.

Beyaz Saray şu anda, amfibi hücum gemileriyle desteklenen 2.500-5.000 ABD Deniz Piyadesi ile karadan işgal seçeneğini görüşüyor.

Trump, adayı “kıracağımız taç” olarak nitelendirerek şu uyarıda bulundu: “Eğer Hürmüz Boğazı'nı açmaz ve nakliyeyi engellemeyi bırakmazlarsa, tüm petrol altyapısını yok edeceğiz!”

Peki, neden özellikle Hark Adası?

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki baskıyı kırmayı başaramadıktan sonra, bu küçük adayı (sadece 20 kilometrekarelik bir alan) işgal etmenin en büyük silahı olduğuna inanıyor. Bunun, İran rejimini geri adım atmaya ve dünyanın petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlayacak ve on yıllardan beri yaşanan en büyük küresel enerji krizine neden olan engellemeye son verecek bir “ekonomik darbe” olacağını düşünüyor.

Washington, operasyonu İran'ın gelirinin yüzde 40'ını besleyen damarı keserek “rejimin ekonomik olarak durdurulması” olarak tanımlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)

Çatışma ve muazzam güç dengesizliği

Çatışma olasılığı oldukça yüksek, ancak eşitsiz. Deniz Piyadeleri ve Beşinci Filo liderliğindeki ABD kuvvetleri, ezici hava ve deniz üstünlüğüne sahip: F-35 savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve denizaltılar.

Şarku'l Avsat'ın al Majalladan aktardığı analize göre Devrim Muhafızları'nın 112. Deniz Tugayı tarafından yönetilen adadaki İran savunmasının ise sadece 500-1000 askerden oluştuğu tahmin ediliyor ve bu savunma hattı ABD saldırılarıyla ağır hasar gördü.

Ancak, İran anakarasına sadece 25 km uzaklıkta olması, Tahran'ın adayı dakikalar içinde balistik füzeler, insansız hava araçları ve gemisavar füzelerle bombalayabileceği anlamına geliyor.

Uzmanlar uyarıyor: “Burayı işgal etmek, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması veya Körfez'deki ABD üslerine asimetrik saldırılar riskiyle birlikte, minyatür bir Vietnam kabusuna dönüşebilir.”

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor

Adanın petrol açısından önemi: Rejimin hayatı buna bağlı

 Hark sadece bir ada değil, aynı zamanda İran'ın ana ihracat tesisi. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 94'ü buradan geçiyor (toplam 1,5-1,7 milyon varilin yaklaşık 1,5-1,55 milyon varili).

Kapasite: Günde 7 milyon varil yükleme ve 30-31 milyon varil depolama.

Son ABD saldırılarından sonra bile, İran’ın petrol ihracatı yangınlar arasında devam etti.

resim

Önemli bilgiler

Adanın Konumu: Buşehr'e 2 km uzaklıkta, 8 km uzunluğunda küçük bir mercan resifi. Tatlı su kaynakları ve bir havaalanı bulunuyor.

- İran Kuvvetleri: Yüzlerce Devrim Muhafızı, karadan havaya füzeler ve gemisavar füzeleri hasar gördü.

- Nüfus: Çoğunluğu petrol işçisi olmak üzere 8 bin sivil.

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar.


Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi
TT

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

İsrail, bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" dedi.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yanıt veren müttefiklerini korkaklıkla eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıyı tekrarlamamasını istediğini söyledi.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney ise bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı yürüttüğü savaşta düşmanlarına "kesin bir darbe" indirdiğini söyledi.

İran'ın Umman ve Türkiye'yi hedef alan son saldırılardan sorumlu olmadığını belirtti.