Yeni ve eski ABD- Rusya ilişkileri

Vitaly Naumkin
Vitaly Naumkin
TT

Yeni ve eski ABD- Rusya ilişkileri

Vitaly Naumkin
Vitaly Naumkin

Vitaly Naumkin
2020, Ortadoğu ülkelerinde yaşayanlar da dahil olmak üzere gezegenimizin insanlarının büyük çoğunluğunun kaderini etkileyen dramatik olayların yılı olarak dünya tarihinde yer edinecektir. Tüm insanlık açısından büyük bir tehdit haline gelen koronavirüs salgını, tek olmasa da bu olayların en önemlisi sayılabilir. Siyasi arenaya gelince; ABD seçimleri de birçok insanın çıkarları üzerinde etkiye sahip. Bu insanlar açısından ABD ile dünyadaki ikinci nükleer güç olan Rusya arasındaki ilişkilerin Beyaz Saray’ın yeni başkanlığında gelişme şekli de endişe yaratacak bir konu olacak.
Rusya, ABD’nin Rus rotasına ilişkin politikasında köklü değişiklikler beklemiyor. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.
İlk olarak; yerel analistlere göre Biden’ın kendisinin ve ekip üyelerinin açıklamaları bu yönde. İkinci olarak; yeni yönetim, ABD elit kesiminde kökleri bulunan Rusya’nın gözdağıyla zehirlenmiş bir ortamda faaliyet gösterecek. Bu ortam, ABD dış politikasının rotasını da büyük ölçüde belirleyecek. Üçüncü olarak; Amerika'nın düşmanı olarak gördükleri Moskova'ya karşı sert bir duruş sergileyen bir grup Kongre ve Senato üyesi ABD Kongresi'ndeki etkisini sürdürecektir. Genel olarak, Rusya’ya muhalefetin yönetim düşüncesinin ayrılmaz bir parçası olarak görülen Trumpçılık ortadan kalkmadı ve halen oldukça geniş olan destek tabanını koruyor. Dördüncü olarak; yeni yönetim ile eski yönetimlerin dış politikalarını ayırması muhtemel yeni nüanslar arasındaki eğilim, demokrasinin yayılmasına ve insan haklarına vurgu yaparak Demokratların karakterize edildiği değerlere güvenmek olacaktır. Siyasi bir irade olsa bile bunun, Moskova ile ilişkileri iyileştirme olasılığı düşüktür. Daha genel olarak Trump’ın ticarileştirilmesi, Biden’ın ideolojik dürtülere sahip yaklaşımına yol açacaktır.
Ortadoğu, ABD ve Rusya’nın çıkarlarının birleştiği bir platform olmaya devam edecek gibi görünüyor. Ancak bundan bağımsız olarak, bu küresel oyuncuların bölgedeki politikası, (şimdiye kadar olduğu gibi) bir nüfuz rekabeti olarak yorumlanamaz. Elbette Moskova ne Washington’ı uzaklaştırmaya ne de bölgedeki konumunu zayıflatmaya çalışacaktır. Varlığı ve etkisi, özellikle bu ülkelerin ABD’yi bir güvenlik kaynağı olarak gördüğü durumlarda, bölgedeki belirli ülkeler için gerekli görülüyor. Moskova bunun için yeterli kaynağa, acil bir ihtiyaca ve arzuya sahip değil. Rusya’nın Ortadoğu’daki politikasını eleştirenler de dahil ABD’li politikacılar, Rusya’nın işgal ettiği pozisyonlardan uzaklaştırılma fikrinin, ülkelerinin görevleri arasında yer almadığını dile getirdiler. Bu yaklaşım, James Jeffrey’in yakın zamanda Şarku’l Avsat’a verdiği röportajında da görülebilir. Öyle ki Suriye’deki siyasi çözüme göre Türkiye, İran, ABD ve İsrail güçlerinin bu ülkeden geri çekilmesi gerektiğini söyleyen Jeffrey, Rusya için böyle bir şart olmadığını belirtmişti.
Rusların çoğu, ABD’nin ülkelerine yönelik yaptırım politikasının Biden döneminde de devam edeceği inancı taşıyor. Silahlı çatışma, uluslararası terörizm, uyuşturucu ve siber suç gibi tanıdık tehditlere ek olarak dünyanın koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kaldığı koşullarda uluslararası toplumdaki derin bölünme, tepki verilmesini engelliyor. Bakan Sergey Lavrov, ‘dünyanın, ülkeleri yerli ve yabancı olarak ayıran bölünme hatlarından bıktığını, çeşitli yönlerden iş birliği ve karşılıklı yardım geliştirmesi gerektiğini’ vurguladı. Bununla birlikte aşı üretimi gibi bir alanda bile ticari ve siyasi çıkarların genellikle normal insan çıkarlarının önüne geçtiği belirtiliyor. Ayrıca Rusya’da AstraZeneca aşısına ve Sputnik- V aşısına dayalı olarak koronavirüse karşı ortak bir aşı üretme olasılığını araştırmak için Rus ve İngiliz şirketleri arasında iş birliği de dahil olmak üzere cesaret verici örnekler var. Bu kombinasyon aşının denizaşırı pazarda kullanılması bekleniyor. RBC ajansına göre Rus şirketler grubu R- Pharm, Rusya’da bir İngiliz aşısı üretmeyi ve bunu Ortadoğu ülkeleri de dahil olmak üzere 30’dan fazla ülkeye ihraç etmeyi planlıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise şu ana kadar ‘ çabalarda küresel bir koordinasyon görmediklerini’ söyledi. Bunun yanı sıra iş birliği, medyada ve sosyal ağlarda görülen büyük yanıltıcı bilgi akışıyla da engelleniyor.
ABD, ekonomisinin durumunu oldukça kritik olarak değerlendirdiği Rusya’yı sonu olmayan yaptırımlarla daha da zayıflatmayı umuyor. Rusya’da ABD ekonomisinde 1930’lardaki Büyük Buhran ile karşılaştırılabilecek uzun süreli bir durgunluğun işaretlerini görüyoruz. ABD ekonomisi konusunda tanınmış Rus ekonomist Vladimir Vasilyev, ABD’nin bugün tanık olduğu derin ekonomik krizin, en azından 2020’li yılların ilk yarısına uzayacağından emin olduğunu dile getirdi. Aynı şekilde uzmanlar, dünyanın bu en zengin ülkesinde koronavirüsten ölenlerin sayısının 300 bine yakın olduğunu hatırlatıyor ki bu durum, pandemiyle başarılı bir şekilde yüzleşen Çin göstergeleriyle çelişiyor. Vasilyev’e göre, “ABD ekonomisi, bu on yılın ikinci yarısında sürdürülebilir kalkınma yoluna girse bile kriz öncesi GSYİH oranına ulaşamayacak.”
ABD’nin başka bir küresel ekonomi devi olan Çin ile ilişkilerinin yeni başkan döneminde nasıl gelişeceği de Rusya açısından önemli. Biden’ın daha rasyonel yaklaşımının, Trump’ın agresif söyleminin yerini alacağı ve tarafların normal müzakere seyrine döneceği varsayılabilir. Peki, Washington, Moskova’yı Pekin ile çatışmaya dahil etme girişimlerinden şimdi vazgeçecek mi? Valdai Club’dan uzman Dmitry Suslov, ABD’nin Moskova’yı bu çatışmanın içine çekme fikrinin hayali olduğuna dikkat çekiyor. Suslov ancak bu fikrin, ABD dış politika elitlerinin çoğunun zihnine yerleştiğini vurguluyor.
Diğer yandan Rusya, yeni ABD liderliğinde ‘silah kontrol politikası alanı ve Ortadoğu’da politika alanı olmak üzere’ özellikle iki alanı etkileyecek bazı değişiklikler bekliyor. Örneğin Moskova, yeni seçilen başkanın oldukça az bir zamanı kalan Stratejik Silah Antlaşması’nın uzatılmasını kabul etmesini umut ediyor. Çok sayıda uzmanın değerlendirmesine göre genel olarak Biden, ülkeyi uluslararası hukuk alanına döndürme arzusunu gösterecek. Bu durum, Trump’ın ayrıldığı diğer anlaşmaları da etkileyebilir. Biden’ın İran ile nükleer anlaşmaya (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) geri dönmek ve ‘azami baskı’ rotasını gözden geçirmek isteyeceğine ve Tahran’a yaptırımların kaldırılması için sözler vereceğine inanmanın da bir temeli var. Bununla birlikte Tahran’ı, füze programını ve ‘bölgesel davranışını’ müzakereye zorlaması da muhtemel.
Ortadoğu’yu iyi tanıyan bazı ABD’li politikacıların savunduğu, Biden’a yöneltilen çok taraflılık çağrılarının elbette diğer çelişkileri ortadan kaldırmayan Rus diplomatik yaklaşımlarıyla bir şekilde uyumlu olduğu belirtilmelidir. Bu bağlamda ABD’nin önde gelen eski diplomatları Daniel C. Kurtzer ve Aaron David Miller, 1991 yılındaki Madrid Barış Konferansı’nı hatırlattılar. Anlaşmanın iki ortak destekçisi olan ABD ve Rusya, İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki sorunları çözmek için Moskova’da çok taraflı bir süreç başlatmışlardı (O dönem her iki diplomat da James Baker’ın ekibindeydi). Su, çevre, mülteciler, silahların sınırlandırılması için ekonomik kontrol ve bölgesel güvenlik konularında faaliyet gösterilmişti. Peki, Filistinlilerin de katılımıyla bugün bu tür müzakerelere dönmek mümkün mü? İran konusunda ne olacak? Bununla birlikte yeni yönetimin, deneyimli ABD’li diplomatların ‘yeni birçok taraflı model’ uygulama çağrılarına kulak vereceğine dair umutlar inşa edilebilir. Bu durumun Moskova’da da destek bulması muhtemeldir.

Şarku’l Avsat’a özel



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.