Şarku’l Avsat özel: Afrika’ya aşı sağlamak için atılması gereken beş adım

Neil Quilliam (Londra’daki Azor Stratejik Araştırma Kuruluşu’nun Genel Müdürü Neil Quilliam. Chatham House'da -Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü- Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı’nda görev yapmaktadır)
Neil Quilliam (Londra’daki Azor Stratejik Araştırma Kuruluşu’nun Genel Müdürü Neil Quilliam. Chatham House'da -Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü- Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı’nda görev yapmaktadır)
TT

Şarku’l Avsat özel: Afrika’ya aşı sağlamak için atılması gereken beş adım

Neil Quilliam (Londra’daki Azor Stratejik Araştırma Kuruluşu’nun Genel Müdürü Neil Quilliam. Chatham House'da -Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü- Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı’nda görev yapmaktadır)
Neil Quilliam (Londra’daki Azor Stratejik Araştırma Kuruluşu’nun Genel Müdürü Neil Quilliam. Chatham House'da -Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü- Ortadoğu ve Kuzey Afrika Programı’nda görev yapmaktadır)

Kovid-19 aşısıyla ilgili küresel yarış, yüksek gelirli ülkeler aşı bekleme sıralarının ön saflarında yer aldığından, aşı için gerekli fonu ayırdığından ve çok sayıda aşı satın almak için ilaç şirketleriyle sözleşmeler imzaladığından, dünyanın güneyindeki düşük gelirli ülkeler açısından hiçte iyiye gitmiyor. ABD, bir grup ilaç şirketinden 6 milyar dolar değerinde aşı satın almak için sözleşmeler imzaladı.  Yüksek gelirli ülkeler, testlerden geçen aşıların onaylanması halinde 2021'in sonlarına doğru nüfuslarının tamamını kapsayacak ve neredeyse üç katını da karşılayacak kadar dozda aşı satın almış durumdalar.
Bununla birlikte gelecek yıl düşük gelirli 70 ülkede her 10 kişiden yalnızca biri aşı olabilecek. Bu bağlamda, Joe Biden'ın geçtiğimiz ayki ABD başkanlık seçimlerindeki zaferi, ABD’nin rolünün yeniden canlanması, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de dahil olmak üzere yeniden uluslararası kuruluşlara katılması ve bu salgının durdurulmasına yönelik uluslararası çabalara verilen desteğin bir parçası olması, iyimser bir atmosfer oluşturdu.
Biden’ın Eylül ayında Başkan Trump tarafından alınan ABD’nin WHO’ya sağladığı fonları dondurma kararını hızla iptal etmesi, diğer dünya liderlerinin de aşı programlarının başarısını vurgulamayı bir kenara bırakıp bunun yerine güney ülkelerine aşıya erişimleri ve aşı dağıtımı konusunda yardım etmeye odaklanmalarına teşvik edecektir.
WHO eşgüdümünde yürütülen Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) şeklinde bir çerçeve ve çalışma mekanizması halihazırda mevcut olsa da dünya liderlerini harekete geçirmek için ABD tarafında kararlı bir liderlik dürtüsüne ihtiyaç olduğu da bir gerçek.
Mali bir mekanizma olan COVAX, orta ve düşük gelirli ülkelere aşı sağlamayı hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda 2021yılı sonuna kadar iki milyar doz aşı satın alınması planlanıyor. COVAX, 92 üye devletin nüfusunun yüzde 20'si için ilk korumayı sağlamak amacıyla mevcut aşılardan yeterli dozları edinmeyi amaçlıyor. Ancak bu rakam, ‘sürü bağışıklığı’ olarak bilinen durumun oluşması için gereken yüzde 60 oranının çok gerisinde kalıyor.
Burada 1,2 milyar nüfuslu Afrika'da sürü bağışıklığını sağlamak için en az 1,5 milyar doz aşı gerektiğini belirtmekte fayda var. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC), aşının satın alınması ve dağıtımı için gereken sistemleri ve yapıları inşa etmenin 7 ila 10 milyar dolara mal olacağını tahmin ediyor.
WHO ise Afrika'nın ortalama yüzde 33’üne aşı temin etmeyi planlıyor. Ancak bu rakam gerekli olan yüzde 80 oranının çok altında kalıyor. Bu arada kuzey ülkeleri de ilaç şirketlerinin Kovid-19’la mücadele için aşı geliştirme konusunda elde ettikleri başarılardan yararlanıyorlar. Aşı geliştirme çalışmalarına yapılan toplam yatırımın 12 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Sadece aşıyı satın almak için gereken parayı toplamak konusunda değil, aynı zamanda aşının dağıtımı konusunda da Afrika'nın karşı karşıya olduğu zorluklar göz ardı etmemelidir.

Afrika’da aşının dağıtımı ancak aşağıdaki şu adımlar atılarak gerçekleştirilebilir:
1- Şuan içe kapanmanın ve basit davranıp ulusal çıkarlara odaklanın zamanı değil. Dünya liderlerinin her zaman bunu yapma eğiliminde olmaları gayet doğal karşılansa da, Kovid-19 salgınının küresel bir çözüme ihtiyaç duyan acil küresel bir sağlık sorunu olduğu da asla unutulmamalıdır. Kuzey ülkeleri COVAX’a bağlı kalıp programa yatırım yapmalıdır. Ayrıca aşı onay aldıktan sonra dünyanın dört bir yanındaki ülkelere güvenli ve etkili bir şekilde dağıtımı konusunda eşitlik sağlamak amacıyla aşı üreticileriyle iş birliği yapma planlarına yatırım yapmalılar.
2- Kovid-19 salgını, kısa vadeli değil, sürdürülebilir bir küresel çözüme ihtiyaç duyan bir sorundur. Ulusal düzeyde bu tür önlemler popüler olsa da, yardım bütçelerinin azaltılmasının yalnızca Kovid-19 salgınının ekonomik yansımalarının şiddetlenmesine katkıda bulunacağı kesindir. Bunun da büyüme ve göç üzerinde çok olumsuz etkileri olacaktır. Dünya Bankası, Sahra altı Afrika ülkelerindeki ekonomik büyümenin, 25 yıl sonra ilk kez durgunluğa girdiğini ve 2019'da yüzde 2,4 olan büyüme oranının 2020'de yüzde 2,1 ile yüzde 1,5’lik bir düşüş yaşayacağını tahmin ediyorlar. En azından Kovid-19’a karşı bir aşı, bu zorlu koşulların hafifletilmesine yardımcı olabilir.
3- COVAX’a tam destek sağlamak, büyük güçlerle karşı karşıya gelmek yerine birlikte çalışma fırsatı tanıyacaktır. Öte yandan bazıları bu krizin üretim sürecinin yerelleştirilmesi yoluyla küreselleşme sürecini sonsuza kadar sona erdireceğine inandığından Kovid-19 salgını küreselleşmenin geleceği hakkında yaygın tartışmalara yol açtı. Bununla birlikte salgının, uluslararası eyleme olan bağlılığını gösterecek yeni bir ABD başkanının gelişiyle, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşına ve çok kutuplu bir dünyadan iki kutuplu bir dünyaya geçiş aşamasının başlangıcına doğru ilerleyen yolculuğun hızını artırdığına inanıyorlar. Ancak bunun yanı sıra büyük güçlerin aşı yarışına girmek yerine insanlığın karşı karşıya olduğu ortak tehditle birlikte mücadele etmesi ve iş birliği yapması olasılığı da var.
4- Alınan derslerden çıkarılan sonuçların ve edinilen tecrübelerin paylaşımı. Yüksek gelirli ülkeler, aşı dağıtımını sağlamak ve yönetmek için etkili ve verimli mekanizmalar geliştirmek için mücadele ediyorlar. Bu deneyimden çıkarılan dersler Afrika Kovid-19 Görev Gücü (Africa Task Force for Novel Coronavirus - AFCOR), Afrika Tıbbi Malzemeler Platformu (Africa Medical Supplies Platform - AMSP) ve Africa CDC Kovid-19 Aşı Klinik Denemeler Konsorsiyumu (The African CDC Consortium for COVID-19 Vaccine Clinical Trials - CONCVACT) gibi kuruluşlar aracılığıyla Afrika ülkeleriyle paylaşılmalıdır.
5- Son olarak Kovid-19 salgınının, küresel bir acil durum yarattığı ve aynı zamanda küresel ekonomiyi mahvettiği göz önüne alındığında çetrefilli lisans sorunu ele alınmalıdır. Bu konuda bir takım tavizlerin verilmesi, herkesin aşıya eşit şekilde erişebilmelerinin sağlanmasına katkıda bulunabilir ve böylece salgının sona erdirilmesine yardımcı olabilir.



İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, İngiliz hükümeti bugün ABD'ye, Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alan İran füze mevzilerine saldırı düzenlemek üzere İngiltere'deki askeri üsleri kullanma izni verdi.

Downing Street'ten yapılan açıklamada, İngiliz bakanların bugün İran'la savaş ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması konusunu görüşmek üzere bir araya geldiği belirtildi.

Açıklamada, “Bölgenin kolektif savunması için ABD'nin İngiliz üslerini kullanmasına izin veren anlaşmanın, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere saldırmak için kullanılan füze mevzileri ve kapasitelerini imha etmeye yönelik ABD savunma operasyonlarını da kapsadığını teyit ettiler” denildi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bu hafta, Londra'nın İran'a karşı bir savaşa sürüklenmeyeceğini açıklamıştı.

Başlangıçta, herhangi bir askeri harekatın meşruiyetinden emin olunması gerektiği gerekçesiyle, İran'a saldırı düzenlemek için İngiliz üslerinin kullanılması yönündeki ABD talebini reddetmişti.

 ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Ancak Starmer, İran'ın Ortadoğu'daki İngiliz müttefiklerine saldırılar düzenlemesinin ardından tutumunu değiştirdi ve ABD'nin Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait Fairford Hava Üssü ile Hint Okyanusu'ndaki ortak ABD-İngiltere üssü Diego Garcia'yı kullanabileceğine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, çatışmanın başlamasından bu yana Starmer'a defalarca saldırdı ve onun yeterli destek sağlamadığını söyledi.

Trump pazartesi günü, “bazı ülkelerin beni büyük ölçüde hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi ve ardından bir zamanlar “ABD'nin en iyi müttefikleri” olarak nitelendirdiği İngiltere'yi özellikle zikretti.

Bugün yayınlanan Downing Street bildirisi, «gerginliğin acilen azaltılması ve savaşa hızlı bir çözüm bulunması» çağrısında bulundu.

İngiltere’deki kamuoyu yoklamaları, savaş konusunda yaygın bir şüphe olduğunu gösteriyor; YouGov’un yaptığı ankete katılanların yüzde 59’u, ABD-İsrail saldırılarına karşı olduklarını belirtti.


Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla
TT

Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla

Önümüzdeki günler çok önemli. Fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar

Körfez'deki çatışmanın çehresini değiştirebilecek bir hamleyle, istihbarat raporları ve resmi ABD açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin, Tahran rejiminin petrol can damarı olan Hark Adası'nın tam kontrolünü ele geçirmek için cesur bir amfibi operasyona hazırlandığını ortaya koyuyor.

Bu haberler, ABD güçlerinin 13-14 Mart 2026'da adada İran Devrim Muhafızları'na ait füzeler, radarlar, mayın depoları ve deniz üsleri de dahil olmak üzere 90'dan fazla askeri hedefi imha etmesinin ardından geldi.

Beyaz Saray şu anda, amfibi hücum gemileriyle desteklenen 2.500-5.000 ABD Deniz Piyadesi ile karadan işgal seçeneğini görüşüyor.

Trump, adayı “kıracağımız taç” olarak nitelendirerek şu uyarıda bulundu: “Eğer Hürmüz Boğazı'nı açmaz ve nakliyeyi engellemeyi bırakmazlarsa, tüm petrol altyapısını yok edeceğiz!”

Peki, neden özellikle Hark Adası?

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki baskıyı kırmayı başaramadıktan sonra, bu küçük adayı (sadece 20 kilometrekarelik bir alan) işgal etmenin en büyük silahı olduğuna inanıyor. Bunun, İran rejimini geri adım atmaya ve dünyanın petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlayacak ve on yıllardan beri yaşanan en büyük küresel enerji krizine neden olan engellemeye son verecek bir “ekonomik darbe” olacağını düşünüyor.

Washington, operasyonu İran'ın gelirinin yüzde 40'ını besleyen damarı keserek “rejimin ekonomik olarak durdurulması” olarak tanımlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)

Çatışma ve muazzam güç dengesizliği

Çatışma olasılığı oldukça yüksek, ancak eşitsiz. Deniz Piyadeleri ve Beşinci Filo liderliğindeki ABD kuvvetleri, ezici hava ve deniz üstünlüğüne sahip: F-35 savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve denizaltılar.

Şarku'l Avsat'ın al Majalladan aktardığı analize göre Devrim Muhafızları'nın 112. Deniz Tugayı tarafından yönetilen adadaki İran savunmasının ise sadece 500-1000 askerden oluştuğu tahmin ediliyor ve bu savunma hattı ABD saldırılarıyla ağır hasar gördü.

Ancak, İran anakarasına sadece 25 km uzaklıkta olması, Tahran'ın adayı dakikalar içinde balistik füzeler, insansız hava araçları ve gemisavar füzelerle bombalayabileceği anlamına geliyor.

Uzmanlar uyarıyor: “Burayı işgal etmek, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması veya Körfez'deki ABD üslerine asimetrik saldırılar riskiyle birlikte, minyatür bir Vietnam kabusuna dönüşebilir.”

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor

Adanın petrol açısından önemi: Rejimin hayatı buna bağlı

 Hark sadece bir ada değil, aynı zamanda İran'ın ana ihracat tesisi. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 94'ü buradan geçiyor (toplam 1,5-1,7 milyon varilin yaklaşık 1,5-1,55 milyon varili).

Kapasite: Günde 7 milyon varil yükleme ve 30-31 milyon varil depolama.

Son ABD saldırılarından sonra bile, İran’ın petrol ihracatı yangınlar arasında devam etti.

resim

Önemli bilgiler

Adanın Konumu: Buşehr'e 2 km uzaklıkta, 8 km uzunluğunda küçük bir mercan resifi. Tatlı su kaynakları ve bir havaalanı bulunuyor.

- İran Kuvvetleri: Yüzlerce Devrim Muhafızı, karadan havaya füzeler ve gemisavar füzeleri hasar gördü.

- Nüfus: Çoğunluğu petrol işçisi olmak üzere 8 bin sivil.

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar.


Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi
TT

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

İsrail, bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" dedi.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yanıt veren müttefiklerini korkaklıkla eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıyı tekrarlamamasını istediğini söyledi.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney ise bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı yürüttüğü savaşta düşmanlarına "kesin bir darbe" indirdiğini söyledi.

İran'ın Umman ve Türkiye'yi hedef alan son saldırılardan sorumlu olmadığını belirtti.