ABD Başkanı seçilen Joe Biden, iç ve dış politikasının önceliklerini uygulamasına yardımcı olacak atamalarını tamamlamak üzere. Biden görevi devralacağı 20 Ocak’tan itibaren ABD’lilere yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ekonomik sıkıntılarla mücadelede daha iyi günler getireceği vaadini yerine getirmeye hazırlanıyor. “ABD’yi eski haline getirme” hedefine ulaşmak için çeşitli alanlarda önceliklerini belirlemeye başladı.
Biden’ın ardı ardına yaptığı açıklamalar, Beyaz Saray’daki ilk 100 gününde önemli gördüğü önceliklerini uygulamaya kararlı olduğunu gösteriyor. Ancak ABD’nin 46’ıncı başkanının fiili yönetimine ilişkin daha net bir izlenim verecek olan bu sembolik ilk aşama, dönemi sona eren Başkan Donald Trump'ın ABD’nin ezeli düşmanları Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’ın yanı sıra Atlantik ve Ortadoğu’daki müttefikleri ile ilişkilerinden başlayarak başlıca dosyalarda bıraktığı “ağır mirasından” kurtulmanın zorlukları ile dolu olacak.
Biden’ın şu ana kadar attığı adımlar başkanlık kampanyasının başlangıcındaki açıklamalarının yansıması nitelğinde. Biden ABD’nin güvenilirliğinin ve dünyadaki etkisinin “azaldığını” itiraf ederek bunu Trump’ın davranışlarına bağlamıştı. Biden açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“ABD’nin müttefiklerini ve ortaklarını küçümsedi. Onları zayıflattı ve bazen de terk etti. Kuzey Kore’den İran’a, Suriye’den Afganistan ve Venezuela’ya kadar ulusal güvenlik sorunları ile mücadelede gücümüzü boşa harcadı.”
Trump’ı “demagog” olmakla suçlayan Biden açıklamasında “Yeni tehditlerle mücadele için kitlesel eylemi harekete geçirirken ABD liderliğini terk etti” ifadesini kullanmıştı.
Biden, Başkan Yardımcısı seçilen Kamala Harris ile zaferini duyurduğu günden bu yana, başta 10 ay içerisinde 325 binden fazla ABD’linin hayatına mal olan ve en az 19 milyon kişiyi hasta eden Kovid-19 salgını ile mücadele etmek olmak üzere halk sağlığıyla ilgilenecek ekibi tamamlama konusundaki kararlılığını gösterdi. Hızlı bir şekilde önemli hükümet merkezlerine bazı isimleri aday göstermeye başladı. Pfizer-BioNTech ve Moderna aşılarının dağıtım faaliyetlerinin ve ülke genelinde aşılama çalışmalarının başlamasına rağmen virüsle mücadelede “en kötüsünün henüz gelmediği” ifade ediliyor.
Biden’ın ikinci önceliği iklim konusu ile ilgilenecek bir ekip kurmaktı. Milletvekili Debra Haaland’ı İçişleri Bakanlığı’na getirme kararı aldı. Böylece Haaland ülke tarihindeki ilk yerli Amerikalı bakan olacak.
Ekip, ABD’nin “küresel ısınma” olgusunu etkileyen gaz emisyonlarını azaltma taahhütleri ile birlikte Paris İklim Anlaşması’na geri dönmesini takip edecek görevi de üstlenmiş olacak.
Araplardan gelen sorular
Arap gözlemciler her ne kadar kendileri ve tüm insanlık için hayati bir öneme sahip olan bu iki önceliğe önem veriyor olsalar da Ortadoğu sorunları ve anlaşmazlıkları konusunda deneyimli bir grup uzmanı atamanın önemini anlamaya çalışıyorlar. Zira İsrail ile bir dizi Arap ülkesi arasında diplomatik ilişkiler kurulması ile sonuçlanan Trump’ın başlattığı Yüzyılın Anlaşması’nın ardından Filistin-İsrail çatışmasının ne yöne evrileceğinden başlayarak İran’ın Arap Körfezi ve Babülmendep gibi uluslararası boğazlarda deniz seyrüseferine yönelik devam eden tehditlere dikkat çekiliyor. Ayrıca İran’ın başta Hizbullah, Haşdi Şabi ve Suudi Arabistan’da sivil bölgeleri ve tesisleri hedef alan Husi milisleri olmak üzere kendisine bağlı gruplara gayri meşru yollardan askeri ekipmanlar sağlayarak Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen dahil olmak üzere Arap ülkelerinin iç işlerine açık bir şekilde müdahalede bulunmaya devam etmesine vurgu yapılıyor. Bu bağlamda seçilmiş ABD Başkanı’nın Arap ülkeleri ve sorunlarının geleceği üzerinde doğrudan ve hızlı bir etkiye sahip olan yönelimleri merak konusu.
“Yumuşak güç” silahları
Biden, ABD’nin değerlerini yaymak ve dünya çapında nüfuzunu genişletmek için demokrasiyi ve diğer "yumuşak güç" araçlarını “ABD’nin geleneksel silahları” olarak tanımlıyor. “Hong Kong'dan Sudan'a, Şili'den Lübnan'a kadar insanların dürüst bir yönetime duyduğu özleme ve baskıyı körükleyen ve insan onurunu ayaklar altına alan kötü bir salgın olarak değerlendirdiği yolsuzluğa karşı genel bir nefret” olduğuna işaret ediyor. Biden, Trump'ın “modern ABD tarihinin en yozlaşmış yönetimine başkanlık ettiğini ve dört bir taraftaki yozlaşmış yöneticilere yetki verdiğini” savundu. Biden’in seçim ekibi, bunun yalnızca ABD’nin iç meselesine yönelik bir konuşma olmamasından hareketle ABD ve yurt dışında "yolsuzlukla mücadele etmek, zorbalığa karşı savunma yapmak ve insan haklarını güçlendirmek" için ortak bir gündem oluşturmak amacıyla küresel bir demokrasi zirvesine ev sahipliği yapma hazırlıklarına başladı.
Biden’ın ilk 100 gün içerisinde “küresel finans sisteminde şeffaflığı sağlamaya, gayrimeşru vergi cennetlerini takip etmeye ve çalınan varlıklara el koymaya yönelik uluslararası çabalara” liderlik etme taahhüdünde bulunması bekleniyor. Aynı zamanda ifade özgürlüğünün asılsız haberlerin yayılmasını kolaylaştıran bir araca dönüşmesinin önüne geçmek, platformların ABD için büyük bir ekonomik zorluk teşkil eden Çin gibi ülkelerde baskıyı kolaylaştırmak için kullanılmasını önlemek ve bu aracın diğer ülkeler tarafından tüm dünyada ABD nüfuzuna karşı nüfuzlarını genişletmek için kullanılmasını engellemek amacıyla daha fazla teknoloji şirketine ve sosyal medya aracına baskı yapması bekleniyor.
Endişe sebepleri
Seçilmiş başkanın “Ortadoğu’da istikrarsızlaştırıcı davranışlar sergileyen, ülkesindeki göstericileri şiddet ile bastıran ve ABD’lileri haksız yere tutuklayan” İran rejimi hakkında defalarca söylediği gibi; “herhangi bir önyargısı” yok. Biden Trump’ın “İran’ın nükleer silah elde etmesini engelleyen” Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) yani nükleer anlaşmayı gözardı etmesini kınıyor. Geçtiğimiz günlerde konuya dair açıklamalarda bulunan Biden şunları söyledi:
“Tahran anlaşmaya sıkı bir şekilde uymaya geri dönmeli. Eğer bunu yaparsa anlaşmaya geri döneceğim ve anlaşmayı güçlendirmek ve genişletmek için diplomaside yenilenmiş taahhüdümüzü müttefiklerimizle birlikte çalışmak için kullanacağım. Aynı zamanda İran'ın diğer istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini daha etkili bir şekilde ele alacağım.”
Biden, Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırmak için ABD müttefikleri ve Çin ile birlikte çalışma sözü de verdi.
Biden diğer yandan ABD’nin “hatasız” olmadığını sürekli söylemesine rağmen “Gerektiğinde güç kullanmak da dahil olmak üzere ABD halkını koruma konusunda asla tereddüt etmeyeceğini” vurgusunu yapıyor. Bununla birlikte Biden “ABD güçlerinin büyük bir kısmının Afganistan ve Ortadoğu’daki savaşlardan çekilerek vatanlarına geri getirilmesi gerektiğini” ancak DEAŞ ve el-Kaide’nin kalıntılarının yanı sıra diğer terör örgütlerinin kökünü kazımak ve bölgedeki çatışmaları durdurmak için mücadelenin devam etmesine izin verecek ölçüde askerin bırakılması gerektiğini savunarak “ezeli savaşları” bitireceğini belirtiliyor.
Yapılan son atamalar Biden yönetiminin Rusya’nın “saldırganlığı” ve Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yönetimi altında uluslararası kurallara yönelik ihlalleri ile mücadele etmek için özellikle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ile “tarihi ortaklarını geri kazanmaktan çok daha fazlasını” yapacağını gösteriyor. Tüm ABD başkanları gibi Biden’ın da başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Fas olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki diğer eski müttefiklerinden vazgeçmeden “ABD’nin İsrail'in güvenliğine yönelik sıkı bağlılığını” sürdürmesi bekleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)